GeriEge Şiirleriniz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Şiirleriniz

Yöneten Talat KIRCAN

Şiirin beşiğinde büyümek

HÜSEYİN Hatipoğlu bu sayfanın ilk ve sürekli konuklarından biri. İlk şiirlerinden beri dili kullanmadaki ustalığı ve sözcüklerindeki yerli yerindelik nedeniyle, bende hep orta yaşın üzerinde biri imajı bıraktı. Geçenlerde ilk kitabı Sensizliğe Uyanıyorum elime geçince, gerçekten şaşırdım. Çünkü, henüz 21 yaşındaydı. Henüz 21 yaşında ve kitaptaki özgeçmişinden anladığımıza göre üniversite öğrencisi. Ancak bu genç yaşında bile girişte de belirttiğim gibi, gerek dili kullanmada, gerek sözcükleri seçişinde, gerekse de şiir tekniğinde belli bir olgunluğu yakalamış. Bunun en güzel örneklerinden birini Yalnızın Anları'nda görüyoruz:

Sensizlikle beraberdim hergün

Öyle sevgisizdim ki...

Çıkıp kalabalık caddelere

Hayallerimi satıyordum insanlara

Bir avuç sevgi karşılığında

Bitmişti hayallerim

Satacak bir kalbim kalmıştı

Satmadım.

Yalnızlığımla oturup bir yol kenarına

Gelip geçenden sevgi dilendim.

Umutlarımla yonttuğum heykelleri

Dizdim önüme birer birer

Önümden bir karanlık geçti

Mutsuzluk bulaştırdı heykellerime

Beyaz gölgeli bir çocuk durdu önümde

Mutlu gözleriyle gülümsedi

Sonra ne oldu bilmiyorum,

Gözyaşları göründü

Çok zaman sonra anladım;

Çocukluğumdu.

21 yaşında birinin daha çok ileriye bakması gerekirken, dönüp çocukluğunu şiirleştirmesi belki yadırganabilir. Ancak çoğu öğrenci şairde bunu görmek mümkün. Çünkü lise bitmiş, üniversiteye yeni uyum dönemiyle birlikte hayatın acımasızlıkları da başlamıştır. Çoğu ana-baba ocağından kopmuş, yeni ve yabancı bir yaşama başlamıştır. Bitirdiği liseyi her ziyaretinde tanıdık yüzler birer ikişer azalmakta, o canım arkadaşların herbirinin bir yana savrulmasının hüznü çoğalmaktadır. Buna bir de sanatçı duyarlığı eklerseniz, bir kaç yıl, bu tür şiirler yazmaları olağan. Ancak ben genç şairlerin daha çok ileriye bakmalarını isterim ve dilerim.

NEYSE... Ege'de şiirin beşiği sayılan Salihli doğumlu olması, yani şiirle haşır-neşir bir ortamda büyümesi Hatipoğlu'nun bir avantajı belki. Yani diyeceğim şiiri sanki yürümek gibi, konuşmak gibi kendiliğinden öğrenmiş gibi yazıyor Hatipoğlu:

Güneşin çocuklarıyla beraber

Yokluğun süzülüyor odama

Karanlığa vurgun düşlerimden

Sensizliğe uyanıyorum

Anılar başacumda gülümsüyor

Tüm odaya dağılıp

Her köşeye sızıyor.

Bir iki dün bırakıp yatakta

Bugüne giriyorum

Bir el uzanıp çekiyor

Direniyorum, girmiyorum içine

Gözlerime dokunuyor

Aynanın soğuk camı.

Seni görüyorum karşımda

Aynaya birikiyor acı...

Bugün bir gün daha

Sensizliğe uyandım

Anlamlar kovaladı gözlerimi

Birinde kaldım,

Uyanmasaydım

Anlardım...

HATİPOĞLU, bazı şiirlerinde aşırıya varan ‘‘son dizede espri, son dizede şaşırtma’’ diyebileceğimiz ve artık eskimiş olan bir tekniği sık kullanıyor:

Bugün

Seni dünden daha çok seviyorum

Bugün

Yarın seni bugünden

Daha çok sevebilmek için

Yarını bekliyorum.

gibi... Bu olgunluğa, hem de bu kadar genç yaşta erişmiş bir şairin bunu da zamanla aşacağına inanıyorum. T.K.

GÜL DAMLASI

Zeki Müren için

Nasıl bir damlasın bilir misin

Kan damlası değil

Yağmur damlası değil

Gül damlası gül damlası

Sesin sanatınla iç içe

Güzelliğin bir başka hece

Hem geçmişte hem gelecekte

Gül damlası gül damlası

Damla damla sıyrıldın gülden

Damla sahnede damladı birden

Gül damlası ayrılmazdı sahneden

Gül damlası gül damlası

Fatma KOŞTAN

Haftanın şiiri

SERSERİ

Kaldırım boylarına

İlk ben yazdım bahar çiçekleriyle

Seni seviyorum diye

Ben bir sabıkalı aşık

Ben sevdanın tutsağı biri

Seni polise veririm dedin, serseri!

Ben ıhlamur ağaçlarına

Adını yazdım zümrüt harflerle

Düşen avuçlarına

Gözyaşlarımdı o liman kentinde

Ben ağlarken gülen, gülerken ağlayan biri

Seni polise veririm dedi, serseri!

Ben dudaklarına

Mühür oldum bir gece yarısı

Akasya sokağında

İsmini hecelerken çiçeklerin herbiri

Seni polise veririm dedin, serseri!

Yıllar sonra

Ak düşmüş gördüm saçlarına

Sarı kordelan hala duruyor mu bilemem

Sevdamı zümrüt harflerle yazdım İzmir sokaklarına

İçimde hep aynı duygu, aynı aynı his

Tutuklamaz ki sevda tutsağını hiçbir polis!

Orbay KOPARAL

VEFASIZ

Yıllarca senin peşinden koştum

Görmedim endamını bir türlü

Şaştım feleğin işine, şaştım

Zaman geçti, gülemedim bir türlü

Senin için yüce dağları aştım

Bu feleğin elinden, usandım bıktım

Yaktın vefasız, gönlümü yaktın

Seviyorum diyemedim bir türlü

Sevgi denilen o güzel kelime

Bırak gideyim, kendi yoluma

Bahçede açan gonca gülüne

Kokmuyorsun diyemedim bir türlü

Usandım hayattan, serimden geçtim

Aşkın badesini seninle içtim

Deryalarda, denizlerde gezerken

Felek vurdu bana, çöllere düştüm.

M. İzzet KILIÇ

İSTASYONDAKİ

Niye sallıyorsun minik elini

Cici kız

Tanıdığın mı var her geçen tirende,

Yoksa, yolculuk mu istiyor küçücük kalbin?

Uzaklaşmak mı niyetin doğduğun yerden,

Sallama cici, kız minik elini

Bak sonra inerim

Seni, yalnız bırakmamak için, tirenden

Zannetme her yolcu neşeli

Zannetme her yolcu üzgün,

Bilemezsin ki...

Seni mahzun gördüm de

Benim için

Onun için

Geri dönmek geldi içimden...

Şadi ALALP

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle