GeriEge Rota: DATÇA, Doya doya yaşamak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Rota: DATÇA, Doya doya yaşamak

Abone Olgoogle-news

Tarih, doğa, temiz deniz, yılın 300 günü güneş, bol oksijen, eşsiz bitki örtüsü, balı, bademi, balığıyla ünlü Datça, hayallerinizdeki cennet tanımını değiştirecek kadar güzel

MARMARİS'in ışıklarını geride bıraktık. Önümüzde, sadece farların aydınlattığı, dar ve virajlı bir yol uzanıyor. Yolun iki kenarını heybetli çamların koyu gölgeleri tutmuş. Yavaş yavaş tırmanıyoruz. Etraf ıssız, motorumuzun homurtusuna gece kuşlarının ürkütücü çığlıkları karışıyor. Hafif rüzgarla hareket eden ağaçlar, siste yürüyen hayalet orduları gibi. Bu büyülü atmosferi gökyüzündeki yıldız yağmuru yaratıyor. Sanki karanlık gecenin üzerine gümüş tozları serpiliyor. GÖKOVA ve Hisarönü körfezleri arasında Akdeniz ve Ege’ye uzanan yarımadanın üzerindeyiz. Resmi kaynaklarda hala Osmanlı Dönemi'ndeki adıyla, Reşadiye diye anılan, hepimizin Datça olarak bildiği yarımadadayız. Ege ve Akdeniz’in buluştuğu cennette randevumuz var. Bilinen sözdür, yüz küsur virajı nedeniyle Datça’ya varmak zordur, ama bir kez varıldı mı da o güzellikleri bırakmak zorlaşır. Bu hafta Datça’dayız.

Can Baba vasiyeti

VİRAJLI yol, uzun süre balı, bademi ve balığı meşhur Datça’yı çılgın istiladan korudu. Bu sürede çoğu Ankara, İstanbul ve İzmir’den, Datça dostları beldeyi mesken tuttu. Bir zamanlar sadece denizden ulaşılabilen Datça’ya ulaşım olanakları arttıkça, Gebekum gibi eşsiz kumsalları, kendisine özgü isimleriyle daha da güzelleşen bükleri (Yöre halkı koylara bük diyor. Ve onlara, Dul Bükü, İmam Bükü gibi ilginç isimler veriyor), el değmemiş ormanları, benzerleri kadar olmasa da, tatil siteleriyle kirlenmeye başladı. Bu arada yöre halkının çok istediği, yaşamak için Datça’yı seçenlerin hiç istemediği yol yapımının sürdüğünü, virajların yavaş yavaş yok olduğunu söyleyelim.

STRABON, ‘‘Tanrı uzun yaşamasını istediği kulunu Datça Yarımadası’na bırakır’’ demiş. Fransızların ‘‘Oksijen Çadırı’’ olarak nitelendirdiği, yaşlı Almanların ev almak için sıraya girdiği Datça, ömre ömür katar. Yılın 300 günü güneşli Datça, kışın 12-24 derece, yazın ortalama 32 derece oluyor. Nem oranı yüksek ama denizden esen rüzgar nemi dengeliyor.

DATÇA, şiirimizin en büyük ustalarından Can Yücel’i de aşıkları arasına katmış. Yücel, ardında bıraktığı ‘‘Vasiyet’’in her satırında Datça’sını vurgulamış. Beni kuzum Datça’ya gömün/ Geçin Ankara’yı İstanbul’u!/ Oralar ağzına kadar dolu/ Alabildiğine de pahalı/ Örneğin Zincirlikuyu’da / Bir mezar 750 milyona,/Burası nispeten ucuzluk/ Ortada kalma tehlikesi de yok/Hayır dua da istemez/ Dediğim gibi beni Datça’ya gömün/ Şu deniz gören mezarlığın orda,/ Gömü sanıp deşerlerse karışmam ona!

Ne yenir?

BAŞTA balık yenir. Kıyıda hoş lokantalar var. Ayrıca her türlü yemeği bulmak mümkün. Genellikle kıyıda toplanan bar ve kafeler de keyifli tatil vaat ediyor. Teraça, Küçük Ev ve Kemal Restoran akla geliverenler.

Nerede kalınır?

DATÇA'da zevkinize ve kesenize uygun otel ve pansiyon bulabilirsiniz. Yazlık kiralamak da mümkün. Dorya Otel (7122068), Fuda Otel (7123042), Klüp Datça Tatil Köyü (7128820), Uslu Apart (7128008), Doğa Pansiyon (7122178), Dede Pansiyon (7123951) ve Şen Pansiyon (7124376), huzurlu bir tatil için bekliyor.

Nasıl gidilir?

DATÇA, Marmaris’e 70, İzmir’e 350 kilometre uzaklıkta. Kamil Koç, Pamukkale, Varan ve Metro'nun düzenli otobüs seferleri var. Yol yapımı nedeniyle yolcular Marmaris’ten midibüslerle Datça’ya taşınıyor.

YAZ aylarında Bodrum’dan feribotlar ve deniz otobüsleriyle de Datça’ya ulaşmak mümkün. Dalaman Havaalanı'na uçakla gelip, yolun kalan kısmını da karadan tamamlayabilirsiniz. Tekneyle gelebilenler, tabii ki çok şanslı.

Ne yapılır?

DATÇA, tatil için de ideal. Herhangi bir taşıta gerek duymadan kentteki Taşlık Plajı'ndan denize girebilirsiniz. Kumluk, Hastanealtı ve Azganlı plajları'na ulaşım çok kolay. Suyu şifalı gölde de yüzmek mümkün.

TEKNE gezisinden hoşlanıyorsanız, Datça girintili çıkıntılı kıyılarında yüzüp, su sporları yapabilirsiniz. Bu Datça’ya özgü mavi yolculukta, Palamutbükü, Mesudiye, Domuzbükü, Akvaryum ve Kargı koylarında her an yeni güzelliklerle karşılaşacaksınız. Aşkın ve güzelliğin tanrıçası Afrodit’te adanan Knidos’a da denizden ulaşmak mümkün.

YÜRÜYÜŞÜ sevenler için Datça’da bol olanak var. Çam, kekik ve badem ağaçlarının arasındaki patikalarla bir koydan diğerine gidebilirsiniz. Karyalıların, Dorların, Perslerin, Atina ve Ispartalıların, Romalıların egemenliğini yaşayan kent 1390’da Osmanlı İmparatorluğu'na katılmış. Bugün eski Datça’da, Hızırşah Köyü’nde, Reşadiye’de, Kızlan, Karaköy ve Mesudiye’de bu medeniyetlerin izlerini sürmek mümkün.

SADECE Palamutbükü, Hayıkbükü gibi koylara değil, Sömbeki Adası’na da günübirlik turlarla gidebilir, farklı bir tatil geçirebilirsiniz.

DATÇA, endemik (yalnızca bir yöreye özgü) bitki açısından da zengin. Gebekum Kumulu'nda 5 endemik tür olduğu söyleniyor. Datça Hurması adıyla bilinen hurmanın ününü duymayan yok.

BADEM, bal, incirli badem, kekik, el dokuması kumaşlar, iğne oyaları ve çeşitli hediyelik eşyalardan almadan Datça’dan ayrılmak güç. Bir gününüzü alışverişe ayırın. Aklımdayken, pazarı cumartesi günleri kuruluyor.

False