GeriEge Dizi: Asırlık Markalar(3)
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dizi: Asırlık Markalar(3)

Esin KÖSE

Tatlıda sembol isim: ALİ GALİP ŞEKERCİBAŞI

Ali Galip Şekercibaşı, badem kurabiyesi, ezme gibi Türk kültürüne özgü tatları, yeni nesillere unutturmayacak. Üçüncü kuşağın hakimiyetinde olan Ali Galip Şekercibaşı, geleneksel tatlı ve şekerlemelerimizi ihraç etmenin yollarını arıyor

İZMİRLİ olup da Ali Galip Şekercibaşı'nın şekerleri, badem kurabiyesi, spanglesi ve dondurmasının lezzetini damağında hissetmeyen yoktur. Tatlıyla arası iyi olan herkesin tadını unutamadığı bir ustalıkla üretilen bu ürünlerin sırrı ise 1890'lı yıllardan gelen ustalığa dayanıyor.

BİR asrı doldurmaya hazırlanan Şekercibaşı Ali Galip, günümüzde de tatlı denince akla ilk gelen isimlerden biri. Hatta sadece İzmir'de değil, tüm Türkiye'ye yayılmış ünü. Üçüncü kuşağın yön verdiği Şekerci Ali Galip Gıda Sanayi'nin Yönetim Kurulu Başkanı ise Nurettin Irmak anlatıyor, bize bir asırlık lezzetin sırrını.

‘‘ALİ Galip Efendi, İzmir'in ilk şekercisi Çatal Sakal lakaplı Rum'un çırağı. Ondan öğreniyor şekerciliği ve tatlıcılığı. Çatal Sakal'ın dükkanı ise Kestane Pazarı'nda. Sonra Çatal Sakal işi bırakıyor. Ali Galip Efendi de Kemeraltı'nda bugünkü dükkanımızın bulunduğu yere dükkanı açıyor. Yıl 1901. Burada hem imalat, hem de satış yapılıyor. Dükkanın ismi de Şekercibaşı Ali Galip. Birkaç yıl sonra da yeğeni olan babam Mehmet Irmak'ı yanına alıyor. 1923 yılında da babama hisse veriyor. Ali Galip 1946 yılında vefat edince, dükkan tamamen babama kalıyor. Babam da 1984 yılında vefat etti. 1984 yılından bu yana da ağabeylerim Mustafa, Ali ve Cemil'le birlikte şirketi biz işletiyoruz.’’

ŞEKERCİBAŞI Ali Galip, İzmir'in en meşhur tatlıcılarından. Badem kurabiyesi ve spanglesini yemek için İstanbul'dan, Ankara'dan gelenler var. Akide şekeri, lokum, reçel, kurabiye çeşitleri, tartlar yapan Ali Galip Usta, Rum, Ermeni ve İtalyan ustalarla çalışıyor.

HATTA yaş pasta yapmak için Fransa'dan usta transfer ediyor. Ali Galip 1925 yılında, İzmir'in ilk pastanesini Konak'ta açarak, bir ilke imza atıyor. Sevim Pastanesi, aynı zamanda dönemin ilk kafeteryası. İnsanlar gelip çay, kahve içiyorlar burada. Ali Galip Usta'nın bir başka yönü ise yurt içi ve yurtdışı fuarlara katılması. Mehmet Irmak, Ali Galip Usta'nın bu yönlerini anlatırken, 1933 yılında düzenlenen İzmir Fuarı'na katıldığı resmi, yurtdışı fuarlardan aldığı ödülleri gösteriyor.

KÜLTÜRÜ YAŞATACAĞIZ

GAZİEMİR'deki üretim tesislerinde sohbet ediyoruz, Nurettin Irmak'la. ‘‘2000'li yıllardaki misyonumuz geçmişi, badem kurabiyelerimizi, ezmeleri unutturmamak’’ diyen Irmak, satılmasa da akide şekeri, badem kurabiyesi, ezme, lokum gibi ürünlerin mutlaka vitrinde yerini aldığını söylüyor. Lokumdan akide şekerine, çikolatadan baklavaya, unlu mamullere kadar 2 binin üzerinde çeşit ürünleri olduğunu belirtiyor.

1900'lerin başında sadece, İzmir'de satış yapan Şekercibaşı Ali Galip, bugün ise Avrupa ülkelerinden, ABD'ye kadar pek çok ülkeye ihracat yapar noktaya ulaşmış.

LOKUMUN Avrupa ülkeleri ve ABD'de çok beğenildiğine dikkati çeken Irmak, birkaç yıl önce ihracata başladıklarını söylüyor. Önümüzdeki yıllarda ihracatı artırmayı planladıklarını vurgulayan Irmak, 2000'li yıllara ilişkin projelerini ise şöyle sıralıyor:

DÖRDÜNCÜ KUŞAKTA

‘‘BUGÜN lokum, şeker, çikolata ve diğer ürünlerimizi Türkiye'nin tüm noktalarına ulaştırıyoruz. Ama direkt satış yaptığımız şube sayımız üç. Biri 1901'den beri Kemeraltı'ndaki satış noktamız. Diğer ikisi ise Karşıyaka ve Şirinyer'de. Önümüzdeki iki yıl içinde Ege Bölgesi'nde 20 - 25 şube açmak istiyoruz. Ayrıca Ankara ve İstanbul'da da imalathane ve şubeler açmayı planlıyoruz. Şube ağını franchasing sistemiyle oluşturmayı planlıyoruz. Talep olmazsa, kendi imkanlarımızı kullanarak mutlaka bunu yapacağız. Artık yurt içi ve yurtdışı fuarlara katılma zamanı da geldi. Ali Galip bir asırlık marka. Artık reklam tanıtım, promosyon çalışmaları kaçınılmaz hale geldi.’’

ALİ Galip Şekercibaşı Gıda Sanayi'nde dördüncü kuşak da yerini almaya başlamış. Bir asırlık, marka olmanın sırrını, kalite ve hijyenden taviz vermemeye bağlayan Nurettin Irmak, ‘‘Çocuklarımıza ve yeğenlerimize de bunu aşılıyoruz. Rahmetli babam, ustalarına 'Kendi çocuklarınıza yedirmeyeceğiniz malı asla tezgaha indirmeyeceksiniz, satmayacaksınız' derdi. Biz de bu anlayışla yetiştik. Çocuklarımıza da bunu aşılıyoruz ve Türk mutfağının bir parçası olan bu kültürü onlar yaşatacak. Üçü zaten şu anda aktif olarak şirkette çalışıyor, biri bu işi yapmak istemediğini söyledi, bankacılık yapıyor. Diğer üçü de okuyor’’ dedi.

IRMAK’TAN İKİ ANI

‘‘Babam Ali Galip Bey'le olan bir anısı anlatırdı. Ermeni ve Rum ustalar, badem kurabiyesini nasıl hazırladıklarını asla göstermezlermiş. Ali Galip Bey de, öğrenmenin çeşitli yollarını denemiş ama başaramamış. Sonunda tavana bir delik açmış ve badem kurabiyelerinin nasıl yapıldığı, delikten izleyerek öğrenmiş.’’

‘‘Ekmeğin, unun karneye bağlandığı dönemler. Babam geçimini tatlı ve şekerden kazanıyor. Hepsi için de una ihtiyaç var. Un sadece ekmek yapımı için kullanılıyor. Dolayısıyla babama un verilmiyor. Babam da çareyi nohutta buluyor. Nohutu un haline getirdikten sonra pasta ve kurabiyelerde kullanıyor.’’

Yarın: Ömer Beşe

False