GeriSpor Editör
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Editör

Genetik yapısı değiştirilmiş tarım ürünleri

Sayın
Hikmet B. Çağlayan,

06 Mart 2004 Cumartesi tarihli ve 118 sayılı Hürriyet / Bilim Dergisi'nin 17. sayfasında yazmış olduğunuz "Genetik Yapısı Değiştirilmiş Tarım Ürünleri" ile ilgili yazınız üzüntüyle okudum. Üzülmemin nedeni, geniş okuyucu kitlesi olan bir gazetede, iyice araştırılmadan ve uzmanlarına danışılmadan, çok önemli bir konuda okuyuculara yanıltıcı bilgilerin verilmesidir. Genetik olarak değiştirilmiş ürünlerin olumlu ve olumsuz tarafları cok iyi irdelenmeli ve kullanılıp kullanılmayacağına emin olduktan sonra karar verilmelidir. Yazınızın alt başlığında, "Oysa bunların zararlı olduğuna dair henüz kesin bir bulgu yok" denilmektedir.

İnsan, hayvan ve çevre açısından zararlarının olduğuna dair çok sayıda bulgunun olması nedeniyle, başta Avrupa Birligi ülkeleri olmak üzere bir çok ülkede bu ürünlerin kullanımı söz konusu degildir. Size bu ürünlerin zararlarına ilişkin 50 bilimsel kanıttan sağlık ve çevre ile ilgili olan bazılarını ekte dosya olarak gönderiyorum. Özellikle insan-çevre sağlığını ilgilendiren ve bilimsel temellere dayanması gereken bu tip konularda daha dikkatli olmanızı diler, saygılar sunarım.

Prof. Dr. Murat Ozgen

mozgen@tr.net


Eksik BİLİM’lere nasıl ulaşırım?

Bilim
ekinizi büyük bir zevk ve merakla takip ediyoruz ama her hafta sonunu iple çekip her Bilim ekini almak istememize rağmen çeşitli sebeplerden dolayı elimize ulaşmayanlar da oluyor ve o eksik olan Bilim eklerini tamamlamak istiyoruz. Acaba eksik olanları nasıl tedarik edebiliriz bu konuda bize ne tavsiye edebilirsiniz, sizin elinizde (eksik olanları yazsak) yerine koyabilmemiz için eski Bilim dergilerinden bulunur mu!

Bu konuda yardımcı olabilir misiniz lütfen.

Cevabınızı bekliyoruz, teşekkürler.

Meliha Şahbaz

melihasahbaz@superonline.com


İstanbul Müzesi Projesi’ne ödül

Geçmiş
, Bugün ve Gelecek ile ilgili bilimsel, teknolojik ve sosyal çalışmaları teşvik etmeyi amaçlayan Dan David Ödülü’nü bu yıl İstanbul Müzesi Projesi ve İstanbul için yaptığı çalışmalar ile Tarih Vakfı kazandı. Dan David Vakfı’nın mali destek verdiği bu ödül, 2002 yılından beri her yıl pek çok farkı alanda başarılı kişi ve kurumlara verilmekte. Yaratıcılık, mükemmellik, adalet ve demokrasi gibi evrensel değerlere bağlılık ve bilimsel, teknolojik ve sosyal alanlardaki entelektüel birikimi geliştirmek, dünü koruyarak yaşatmak, bugüne değer katmak ve gelecek için umut yaratmak Dan David ödülünün temel kriterleridir. Tarih Vakfı, bu sene Prof. Dr. Bernard Lewis başkanlığında toplanan komite tarafından ‘Geçmiş: Tarihi Miras’ kategorisinde İstanbul için yaptığı çalışmalar ve İstanbul Müzesi Projesi’yle aday gösterildi. Bir çok şehir arasından yapılan ön eleme sonucunda Amsterdam, Atina, Kudüs Roma ve İstanbul bu kategoride finalist seçildi. 17 Şubat 2004’te New York’ta Roma, Kudüs ve İstanbul’un ödüle layık görüldüğü açıklandı.

İstanbul Müzesi Projesi farklı etnik, dini ve kültürel gruplar arasındaki dayanışmanın önemini, geçmişle gelecek arasında bir köprü kurarak vurgulayan bir kent müzesi ve toplumsal tarih merkezi kurmayı amaçlamakta.

40. Kütüphane Haftası

40.
Kütüphane Haftası bu yıl 29 Mart-4 Nisan tarihleri arasında kutlanacak. İstanbul Valiliği himayelerinde kutlanan ve Türk Kütüphaneciler Derneği İstanbul Şubesi’nin İl Kültür Müdürlüğü’ne bağlı kütüphanelerle birlikte hazırladığı programda, kütüphanelerin kaynak ve hizmetlerinin tanılmasına yönelik iki gün sürecek olan ve üniversite ve özel/araştırma kütüphaneleri (İstanbul Bilgi Üniversitesi), okul kütüphaneleri (Kuleli Askeri Lisesi) ve halk kütüphaneleri (Orhan Kemal İl Halk Kütüphanesi) oturumlarının gerçekleştirileceği bir sempozyum; ‘Belgelerde Sahtecilik’, ‘Türkiye’de Müzik Kütüphaneleri ve Müzik Kütüphaneciliği’, ‘Üniversite Kütüphaneleri ve Teknolojik Gelişmeler’, ‘Bilgi Endüstrisi’ne Doğru’ ve çok güncel bir konu olan ‘Korsan Yayıncılık ve Üniversiteler’ başlıklı paneller; halk ve okul kütüphanelerinde gerçekleşecek olan konferans ve söyleşiler, sergi gibi diğer etkinlikler yer almaktadır. Hafta programına //www.istanbul.kutuphaneci.org.tr/ adresinden ulaşılabilir. Tel. 0-212-338 14 42

Okumak ve okumak

Halk Kütüphaneleri günü nedeniyle yayınlanan bildiriyi okuyunca, içimi derin bir hayal kırıklığı sardı. Gerçi şaşırmam için bir neden yoktu; evimin yakınındaki bir halk kütüphanesine meraktan girmiş, biraz sormuş-soruşturmuş ve oradan içim burkularak ayrılmıştım. Semt halkının, kütüphane ile, kitap mitapla öyle yakın bir ilişkisi yoktu. Buradaki izlenimlerimi bir başka yazıda yazacağım.

Kopenhag’da hemen her semtte bulunan birkaç halk kütüphanesinde meraktan vaktimi geçirdiğim için, oraların ne büyük bir canlılığa sahip olduğunu biliyordum.

Çocuklarıyla, çocuk arabalarıyla gelen anneler, nineler-dedeler, gençler vb kütüphaneden eksik değildi. Sürekli kitap-alıp verme ve büyük bir canlılık, benim için etkileyiciydi. Kitaplar, onlarca alınıp onlarca geri veriliyordu. Çocuklar için kütüphanenin içinde minik oyun ve okuma alanları dikkat çekiciydi.

Herkesin bir kütüphane kartı vardı; alınan- verilen kitaplar saniyesinde bilgisayardan kartına işleniyordu.. Büyük bir rahatlık, kitap okumaya sıfır engelli bir uygulama, kütüphaneyi cazip kılıyordu; kütüphanelere neşeli bir sevimlilik egemendi.

Tabii, dikkat ettim, yeni kitaplar da kütüphaneye sürekli giriyordu. Türkçe kitaplar bile vardı..

Türkiye’de 1500 civarında halk kütüphanesi var. İspanya’da ise 5 binden fazla. Bu ülkedeki halk kütüphanelerinde 3794 kütüphaneci çalışırken, ülkemizde sadece 297 (ikiyüzdoksanyedi!) kişi! Lütfen içeride yayımladığımız halk kütüphaneleri yazısını okuyunuz..

Bu yazgı nasıl değişecek ülkemizde?

* * *

Bizim BİLİM dergimiz de aslında bir anlamda güncel bir ‘Bilim kütüphanesi’ işlevini yerine getiriyor.

Dergimizde bilime mümkün olan en geniş cephesinden bakıyoruz, yeni araştırma sonuçlarını hem haber hem de makaleler biçiminde sayfalarımıza taşıyoruz ve bilimin geniş vizyonundan okurlarımızı bilgilendiriyoruz.

Dergimizin düzenli okurları, bilime meraklılar, yediden yetmişe herkes, kısa zaman içinde bilim okur-yazarlığı alışkanlığı kazanıyorlar.

Hele gençlerin, bilim dünyasındaki gelişmeleri izlemekle, meslek seçme ve uzmanlaşmada, yetenekleri ve merakları doğrultusunda iyi bir rehber edinebileceklerini düşünüyoruz.

Okuma, hayatı, toplumu, insanları, çevremizi, olayları, doğayı, yerküreyi, uzayı anlayabilmenin tek yoludur...

Bilerek yaşamanın ve yaşamdan sadece bedeni değil, düşünsel zevk almanın da biricik yolu!

Editör
False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle