‘Düşünüyorum o halde varım’

Yavuz GÖKMEN

Ya da Descartes'ın söylediği aslıyla ‘‘Cogito Ergo Sum’’ önemli bir kuramdır. Bu kuram insanoğlunu diğer yaratıklardan ayırmaya yarayan temel kriterlerden birisini yansıtır. Adı ‘‘düşünmek’’tir.

Önemli bir bölüm feylesofa göre, ‘‘İnsan düşünen hayvan’’dır. Bana göre de ‘‘insan insandır.’’

Hayatınız boyunca bırakınız bir insanı tam olarak çözebilmeyi, kendinizi bile tam olarak anlayamazsınız.

* * *

Düşünce, insanoğlunun temel öğesi olabilir, ama bunu yürekle birleştirmezseniz, entelektüalizmin kapanına girersiniz. O zaman kısır tartışmalarla hayatınızı geçirir, hiçbir işe yaramadan gidersiniz.

Enteller hiç olmazsa düşünürler. Yüreklerini katmasalar da düşünürler. Bir de, hiç düşünemeyenler vardır.

Ve bunların sayıları maalesef Türkiye'de oldukça fazladır. Nedeni basittir. Okullarda Aristo mantığı öğretilir. Bu mantığa göre bir şey ya kara, ya da aktır; gri yoktur. İnsan ya iyi, ya da kötüdür.

Bu mantıkta analiz yoktur. Zıtların birliği, sürekli evrim, niceliğin niteliğe dönüşümü hiç yoktur.

Mantık böyle olunca sorunlar da çözülemez, kısırdöngüler başlar.

Kısırdöngüler, insanı hırçınlaştırır, kavgacı yaparlar.

Bu tür insanlar, kendi adlarına düşünecek başkalarını ararlar.

Ancak bu istemlerinin temel şartı, kendi adlarına düşünecek olanların da basit öneriler getirmeleri, zaten güdük olan kafasını fazlaca karıştırmamalarıdır. ‘‘Birkaç kişiyi sallandırırsak Türkiye kurtulur’’ önerisi buna örnektir.

Bu tür insanlar benim kafam gibi kafalardan nefret eder ve o kafayı kesilmiş görmek isterler.

Çünkü düşünemeyenlerin temel korkusu, düşüncenin ta kendisidir.

* * *

Benim düşünce sistemim diyalektiktir ve hiç kimse adına düşünmek için burada değilim. Bilakis okurlarımın beni de aşacak düzeyde düşünceler üretmelerini istiyorum. Ben, ‘‘Birkaç kişi asılırsa Türkiye kurtulur’’ diye düşünmüyorum. Ben, Türkiye'nin bu durumda olmasının nedenini kişilerde değil, sistemde buluyorum.

Bu nedenle, sistemi eleştiriyor ve Türkiye'nin kurtuluşunu, tam demokrasiyle gelecek, insan temel hak ve özgürlüklerinde görüyorum.

Demokratik bir ekonomi düzeni ve gelir dağılımı adaleti istiyorum.

Bu düzende iktidara, asker başta olmak üzere kim gelirse gelsin, hiçbir şey değişmeyeceğini söylüyorum.

Diyorum ki, ‘‘Bu düzende tüm kavgaların temelinde para paylaşımı yatıyor ve bizler de bu oyunda meydan figüranları gibi kullanılmaktayız.’’

Diyorum ki, devlete verdiğimiz paranın hesabını soracak bir düzen kuralım. Seçilmişlerin atanmışlara üstünlüğünü sağlayalım.

Ülkeyi derin devlete bırakmadan biz, yani halk, yönetelim.

Düşünceyi her görüldüğü yerde ezmek isteyen bir ülkede bu iş kolay değildir. Meşakkatli ve çileli bir iştir.

Amma velakin; itiraf edeyim ki zevkli bir iştir.

X

Refah kapatılabilecek mi?

Öncelikle belirteyim ki, bir siyasal partiyi yasal olarak kapatmak, onu toplumsal gerçekliğin dışına itmek anlamına gelmez. Benim tartışmak istediğim, bu noktalardan hem birincisi hem de ikincisidir.

Yavuz GÖKMEN

 

Önce ikinci soruyu yanıtlayayım; çünkü onun yanıtı basit ve kısadır. Refah Partisi'ni kapatmak, onu toplumsal gerçekliğin dışına itmek anlamına gelmeyecektir. RP başka bir isim altında belki de daha da güçlenerek -ki bu güçlenmenin anlam olarak derinliğine tartışılması gerekir- varolacak ve Türkiye siyasal yaşamına damga vuracaktır.

Ancak, şimdi birinci sorunun yanıtına geçmeliyiz. Refah Partisi, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılabilecek midir? Bu soruya da iki türlü yanıt aramak gerekir.

1- Anayasa Mahkemesi, RP'yi hukuken kapatabilir mi?

2- Anayasa Mahkemesi, RP'yi siyasal bir kararla kapatabilir mi?

 

İşte mesele bu iki noktada odaklanmaktadır.

Yazının Devamını Oku