GeriDünya Üç kalbi var, kanı yeşil akıyor ve neredeyse hepimizden daha akıllı!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Üç kalbi var, kanı yeşil akıyor ve neredeyse hepimizden daha akıllı!

Üç kalbi var, kanı yeşil akıyor ve neredeyse hepimizden daha akıllı!

Kafadanbacaklılar familyasının ahtapot, kalamar gibi üyelerini yakından tanıyoruz. Ama ailenin bir üyesi var ki bilim insanlarına göre zekayı anlamanın sırrını onlar saklıyor. Mürekkep balıklarının büyüleyici dünyasına hoş geldiniz...

Akvaryumlarda ve kapalı havuzlarda yaşayan mürekkep balıkları, yemek yerken bir eğlenceye ihtiyaç duyuyor. Tıpkı birçoğumuzun yemeğe başlamadan önce kumandanın düğmesine basıp en sevdiği dizinin son bölümünü başlatması gibi, mürekkep balıklarının da biraz harekete ihtiyacı var.

Mürekkep balıkları etçiller ve balık, karides gibi türlerle besleniyorlar. Doğada avları canlı halde olduğundan, hareket de kendiliğinden geliyor. Ancak kapalı alanlarda yaşayan mürekkep balıklarının iştahının açılması için birilerinin karidesleri bir çubuğun ucuna takıp dans ettirmesi gerekiyor.

İşin asıl heyecan verici kısmı da burada başlıyor. Mürekkep balıkları karidesi dans ettiren çubuğun diğer ucunda bir insan olduğunu zamanla öğreniyor ve bir insan figürü akvaryuma yaklaştığı anda yemek zamanının geldiğini anlayıp hareketlenmeye başlıyor. Minnesota Üniversitesi'nde mürekkep balıklarının görme duyuları üzerine çalışan Biyolog Trevor Wardill, "İçeri bir insan girdiği anda hepsi akvaryumun ön tarafına yüzüp 'Bana yemek ver' diyor" diye konuşuyor.

YEMEK ZAMANINDA GELMEYİNCE SİNİRLENİYORLAR

Sekiz kısa bacakları iki de uzun duyargaları olan mürekkep balıkları uzaktan bakıldığında ışıldayan büyük yumurtalara benziyor. Bir de su püskürtmelerine yarayan ve sifon adı verilen organları var. Mürekkep balığının yemek beklentisini karşılamayan insanlar bu sifonlardan püsküren suyun hedefi olabiliyor.

Cambridge Üniversitesi'nden karşılaştırmalı psikoloji uzmanı Alexandra Schnell, daha önce birkaç kez yiyecek vermekte geciktiğinde üzerine su püskürtüldüğünü hatırlıyor. Bu da araştırmacıların bu hayvanlarla ilgili enteresan bir sonuca ulaşmasını sağlıyor: Mürekkep balıkları karakter sahibi hayvanlar.

Ancak maalesef akrabaları olan ahtapotlar ve kalamarlar kadar iyi tanındıklarını söylemek zor. Hatta mürekkep balıkları üzerine çalışan bilim insanlarından bazıları bile bu hayvanlarla çok geç tanışmış.

Örneğin Columbia Üniversitesi'nde görev yapan nörobilimci Tessa Montague, mürekkep balıklarıyla yüksek lisans çalışmaları sırasında bir akvaryum ziyaretinde tanışmış. Montague, "Ahtapotlar birçok çocuk kitabının kahramanlarındandır ama mürekkep balıklarının adını bile duymayız" diyor.

Üç kalbi var, kanı yeşil akıyor ve neredeyse hepimizden daha akıllı

ÜÇ KALP, YEŞİL KAN, OLDUKÇA BÜYÜK BİR BEYİN

Montague, Massachusetts'in Woods Hole şehrinde Deniz Biyolojisi Laboratuvarı'nda "kafadan bacaklılar gurusu" olarak nitelendirdiği Bret Grasse'ın bir konferansını dinledikten sonra hayatının değiştiğini de şu sözlerle anlatıyor:

"Üç kalpleri olduğunu, kanlarının yeşil aktığını ve omurgasız hayvanlar arasında en büyük beyinlerden birine sahip olduklarını söyledi. Üstelik kaybettikleri organlarını yeniden geliştirebiliyorlar ve kamufle olabiliyorlardı. 30 saniye içinde bütün hayat planımı yaptım. Öğle yemeği arasında Grasse'ın bu hayvanları ürettiği tesise gittim. Bilim dünyasındaki geleceğim gözlerimin önünden bir film şeridi gibi geçti. 'İşte bu' dediğimi hatırlıyorum, 'Uzun zamandır aradığım şey bu'."

Bu aydınlanmanın ardından Montague da mürekkep balıklarının kamuflajdan avlanma hızına nice büyüleyici özelliğini inceleyen bilim insanları arasına katılmış.

İYİSİNİN GELECEĞİNİ BİLDİĞİNDE, KÖTÜ YİYECEĞİ YEMİYOR

Son yıllarda mürekkep balıklarının bilişsel kapasitelerine odaklanan birçok bilimsel makale yayımlandı. Örneğin ünlü marshmallow testinin bir benzeri de bu hayvanlar üzerinde yapıldı ve ilginç bir sonuç elde edildi. Mürekkep balıkları gelecekte daha iyi, daha lezzetli yiyecekler geleceğini düşündüklerinde, kendilerine verilen basit yiyecekleri reddediyor.

Bunu yapan tek hayvanlar mürekkep balıkları değil elbette. Şempanzelerden kargalara birçok hayvan da benzer davranışlar sergiliyor. Ancak mürekkep balıkları ile bu hayvanlar arasındaki evrimsel mesafe düşünüldüğünde, bazı bilim insanları, bu 10 kollu canlıların, bu zihinsel becerilerin evrimini anlamada kilit rol oynayabileceğine inanıyor.

Mürekkep balıkları tür olarak insanlardan çok böceklere yakınlar. Vücutlarında kemik bulunmuyor. Sadece içi havayla dolu bir iç kabukları var ve bu kabuk sayesinde suyun dibine çökmeden hareket edebiliyorlar. Kanlarındaki oksijen hemoglobin yerine hemosiyanin ile taşınıyor. Bu nedenle bizim gibi kırmızı değil mavi-yeşil tonda bir kana sahipler. En küçükleri 2,5 santimetre kadar, en büyükleri ise 60 santimetreyi geçebiliyor. Birçok tür tek başına yaşıyor. Dünyanın tüm denizlerinde karşımıza çıkabiliyorlar.

Üç kalbi var, kanı yeşil akıyor ve neredeyse hepimizden daha akıllı

DAHA YUMURTA AŞAMASINDA ÖĞRENMEYE BAŞLIYORLAR

Laboratuvarlarda özellikle Sepia officinalis türü mürekkep balıkları üzerine çalışmalar yürütülüyor. Örneğin Deniz Biyolojisi Laboratuvarı'nın deneyimli uzmanlarından Roger Hanlon ve çalışma arkadaşları, yaklaşık 40 yıldır her sene Sepia officinalis üretiyor.

Laboratuvarda üretilen binlerce mürekkep balığı bugüne kadar çok sayıda makaleye konu oldu. Mürekkep balıkları birçok ahtapot ve kalamarın aksine bir larva aşamasına sahip değil. Yetişkin hallerinin minyatürü olarak doğuyor ve değişmeden büyüyorlar. Bu sayede beslenmeleri ve bakımları da daha kolay oluyor.

Yukarıda da dediğimiz gibi mürekkep balıkları tüm omurgasızlar arasında en büyük beyne sahip olan türlerin başında geliyor. Fransız araştırmacı Ludovic Dickel ve ekibi, bu hayvanların öğrenmeye daha yumurtadayken başladığını keşfetti. Yumurta aşamasında şeffaf duvarlı akvaryumlarda tutulan mürekkep balıkları komşu akvaryumlarda bulunan av hayvanlarını görebiliyor ve yumurtadan çıktıkları andan itibaren daha önce görmüş oldukları avları tüketmeye eğilimli oluyor. Yumurtadan çıktıktan kısa bir süre sonra avlanmaya ve kendilerini kamufle edip kolayca saklanmaya da başlıyorlar üstelik...

DERİLERİ İNANILMAZ ÖZELLİKLERE SAHİP

Hanlon'a göre, bir mürekkep balığının en büyüleyici özelliği derisi. Bu deri milyonlarca küçük kırmızı, sarı ve kahverengi pigment kesesini saran kaslardan ve sinirlerden oluşuyor. Kaslar kasıldığında keseler düzleşip, piksel benzeri renkli disklere dönüşüyor. Her bir kasılma farklı bir görüntü ortaya çıkarıyor.

Deride pigment tabakasının altında beyaz ışığın dağılmasını sağlayan yapılar ile mavi ve yeşil reflektörler bulunuyor. Mürekkep balığı kayalar ve yosunlardan oluşan bir bölgede yüzerken, nöronlar harekete geçiyor, kaslar kasılıyor ve mürekkep balığı bir anda arka planın renkleri arasında kayboluyor.

Üstelik papilla adı verilen pütürleri sayesinde çevresindeki varlıkların dokularını bile taklit edebiliyor. Deri altındaki papillalar küçük şemsiyeler gibi açılıyor ve çeşitli çıkıntılar oluşturuyor. Wardill'in tahminine göre her bir papillada insanın bir parmağına denk sayıda kas ve sinir bulunuyor.

Wardill, "Bir şeyden binlerce parmak çıktığını hayal etmeye çalışın. İnanılmaz. Şaka yapmıyorum, gerçekten bu kadar karmaşık" diyor ve ekliyor: "Ve tamamen yumuşaklar. Hiç kemik yok."

Üç kalbi var, kanı yeşil akıyor ve neredeyse hepimizden daha akıllı

RENKTEN RENGE GİRİYOR AMA RENKLERİ GÖRMÜYOR

Mürekkep balığı bir balığın yanından hiç fark edilmeden geçip organlarını bir anda açarak avını hapsedebiliyor. Yunus ya da köpek balığı gibi bir avcıyla karşılaştığında da yosunların arasına girip fark edilmez oluyor.

Bu kamuflaj becerisi, mürekkep balıklarının renk körü olduğu düşünüldüğünde daha da inanılmaz bir hal alıyor.

1996 yılında Justin Marshall ve John Messenger, mavi ve sarı damlacıklardan oluşan bir zemin üzerine yerleştirdikleri mürekkep balıklarının tamamen nötr bir renk aldığını ve iki renk arasındaki farkı anlayamadığını ortaya koydu. Bunun sebebi mürekkep balıklarının değiştiklerinde rengi algılamıyor olması olarak açıklandı. Bunun yerine mürekkep balıkları çevrelerinden yansıyan ışığın yoğunluğunu hissediyor. Bu da hayatta kalmalarına yetecek kadar başarılı arka plan taklitleri yapmaları için yeterli. Tabii ki taklit yeteneklerinin çok keskin olduğunu söylemeye gerek yok.

Avustralya'nın Queensland Üniversitesi'nde bir deniz biyoloğu olan Marshall, "Arka planı doğru taklit edemediklerinde öldüler" diye konuşuyor.

ERKEKLER KENDİLERİNİ DİŞİ GİBİ GÖSTERMEYİ BAŞARDI

Vücutlarının görünümünü kontrol edebilme becerileri, üreme süreçlerinde de oldukça etkili. Birçok mürekkep balığı tek başına yaşıyor. Üremek istedikleri zaman üçlü dörtlü gruplar halinde bir araya geliyorlar. Ancak 1990'ların sonunda Avustralya'nın Whyalla kasabasında yaşanan bir olay istisnalar olduğunu da gösteriyor.

Kasaba halkının haber verdiği bilim insanlarının analiz ettiği olayda, yaklaşık 200 bin adet dev Avustralya mürekkep balığı kıyıda bir araya geldi. Erkeklerin sayısı dişilerden çok daha fazlaydı. Büyük erkekler eşlerini kaybetmek istemediklerinden diğer eş adaylarıyla kavgalara giriyorlardı. Ancak küçük erkekler bir şekilde üremenin yolunu buldular. Bir kollarını geri çekip diğer üç tanesini de dişi mürekkep balıklarına has bir şekilde kıvırıp kendilerini dişi gibi göstermeyi başardılar. Böylece büyüklerden dayak yemekten kurtuldular. Ardından spermlerini suya salıp birçok dişiyi hamile bırakmayı başardılar.

Koşullara bunca başarıyla uyum sağlayabilen mürekkep balıklarının ömrü ise bir, en fazla iki sene. Ne kadar gelişmiş hayvanlar olsalar da maalesef çok fazla yaşayamıyorlar.

Hanlon, "Ancak çoğu kafadanbacaklının yaptığı şey o kadar farklı ki insanların kafasını karıştırıyor" diyor. Üstelik sıra dışı özellikleri, yaşamın en uç noktalarına dair biraz merakı olan herkesin ilgisini çekiyor. Özellikle de karşılaştırmalı psikologların...

Üç kalbi var, kanı yeşil akıyor ve neredeyse hepimizden daha akıllı

ÇALI KARGASI KADAR ZEKİ OLABİLİRLER Mİ?

Bunlardan biri olan Nicola Clayton, kariyerine, mürekkep balıklarını inceleyerek başlamadı. Cambridge Üniversitesi'nde profesör olan Clayton, geçmişte daha sonra yemek için yiyeceklerini saklayan çalı kargalarının olağanüstü davranışlarını inceliyordu. 1998 yılında kuşların, yiyecekleri saklamalarının üzerinden ne kadar zaman geçtiğini hatırlayabildiklerini ortaya koydu. Gelecek planları yapıyorlar, daha sonra acıkacaklarını düşünmeleri için hiçbir sebep olmayan yerlerde yiyeceklerini saklıyorlardı.

Birçok hayvan bir düğmeye bastığında ya da parçaları yerlerine yerleştirdiğinde yiyecek veren mekanizmaları çalıştırmayı öğrenebiliyor. Ama çalı kargalarının davranışları bundan çok daha gelişmiş düzeyde. Şempanzeler ve diğer kargagiller ailesinin diğer birkaç üyesi dışında çok az hayvan çalı kargalarının sergilediği zihinsel potansiyele sahipler.

Ancak mürekkep balıkları ve diğer kafadanbacaklılar, bu özelliğin test edilmesi açısından oldukça ilginç örnekler. Deniz biyologları mürekkep balıklarının ve ahtapotlarının avlandıklarında iki gün üst üste aynı rotayı takip etmediklerini keşfetti. Bunun üzerine bir karşılaştırmalı psikolog olan Christelle Jozet-Alves, bu hayvanların da tıpkı kargagiller gibi hafızaya sahip olabileceklerini ve geçmişte başlarına gelenleri yeniden tecrübe ediyor olabilecekleri fikrini ortaya attı.

GÖRÜNÜŞE BAKILIRSA, EVET…

2013 yılında Jozet-Alves, Clayton ve bir meslektaşlarının yayımladıkları çalışma, Jozet-Alves'in teorisinin doğru olduğunu ortaya koydu. Bunun üzerine Clayton, Schnell ve diğer meslektaşları şu soru üzerine kafa yormaya başladı: Mürekkep balıklarının gelecek ve yakın geçmiş algısı var mı? Gelecekte yaşanmasını muhtemel gördükleri şeyler hakkında karar verebiliyorlar mı?

Ahtapotların zekası ve hesapçılığı insanları çok uzun zamandır hayrete düşürüyor. Örneğin bir ahtapotun Hindistan cevizi kabuklarını sırtlayıp, muhtemelen daha sonra araç olarak kullanmak üzere yuvasına götürdüğü anların videosu, YouTube'da 2 milyondan fazla kez izlendi. Kalamarlar da büyük beyinlere ve oldukça gelişmiş davranışlara sahipler. Ancak Schnell, mürekkep balıklarının kalamarlara kıyasla laboratuvarda daha kolay üretildiğini, ahtapotların ise araştırmacıyla iş birliği yapmayı sevmeyen burnu havada hayvanlar olduğu için birlikte çalışma anlamında tercih edilmediğini söylüyor.

Schnell'in altını çizdiği bir diğer önemli nokta da "Houidini faktörü".

1800'lerin sonu 1900'lerin başında yaşayan ve "tarihin en büyük illüzyonisti" olarak anılan Harry Houdini'ye atıfla kullanılan bu ifadeyi Schnell şu sözlerle açıklıyor: "Ahtapotlar kapalı yerlerden kaçma konusunda çok iyiler. Bir önceki gece akvaryumların kapaklarını ne kadar sıkı kapatırsanız kapatın, sabah laboratuvara geldiğinizde ahtapotları yerlerde dolanırken buluyorsunuz."

Mürekkep balıkları söz konusu olduğunda böyle bir şeyin asla yaşanmadığını da ifade eden Schnell, "Belki de havayla dolu iç kabukları dar alanlardan sıkışıp geçmelerini zorlaştırıyordur" diye konuşuyor.

Üç kalbi var, kanı yeşil akıyor ve neredeyse hepimizden daha akıllı

KARİDES GELECEKSE YENGECİ KİMSE YEMİYOR

Araştırmacılar, mürekkep balıklarının geçmiş tecrübelerine dayanarak geleceğe dair kararlar verip veremediklerini görmek için iki deney tasarladı. Sonuçları 2020'de yayımlanan deneylerde mürekkep balıklarına her sabah yengeç verildi. Geceleri ise bazı mürekkep balıklarına düzenli olarak yengece kıyasla daha çok sevdikleri karides yedirildi. Diğer mürekkep balıklarına ise ancak ara sıra karides verildi.

İkinci gruptakiler yengeçleri yemeye devam ettiler. Sürekli karides yiyebilen gruptaki mürekkep balıkları ise bir noktada yengeçleri yemeyi bıraktı çünkü akşam saatlerinde daha çok sevdikleri yiyeceğin geleceğini öğrendiler. Karideslerin 48 saat aralıkla verildiği durumlarda bile, sürenin sonu yaklaştığında yengeçleri yemeyi bırakıp midelerinde karidesler için yer açıyorlardı.

Schnell ve meslektaşları 2021 yılında bir başka makale daha yayımladı. Bu kez çocuklarda uygulanan ve kişisel nefis kontrolünü ölçen marshmallow testinin bir benzerini mürekkep balıkları üzerinde gerçekleştirdiler ve bu hayvanların sevdikleri yiyeceği yiyebilmek uğruna daha kolay ulaşabilecekleri yiyeceklerden feragat ettiklerini gördüler.

Tayvan'da bulunan Ulusal Tsing Hua Üniversitesi'nden C.C. Chiao da 2020 yılında benzer bulgular elde etmişti. Chiao ve arkadaşlarının çalışmalarında, geçmişte daha küçük yiyeceği tercih ettiği için ödüllendirilen mürekkep balıklarının ilerleyen zamanda da daha küçük yiyeceği seçmeye devam ettiği ortaya çıkmıştı.

BANA GELECEK PLANLARINDAN BAHSET, SEVGİLİ MÜREKKEP BALIĞI

Bu araştırmalar mürekkep balıklarının nefislerini kontrol edebildiklerini ve geçmiş deneyimlerini hatırladıklarını gösteriyor. Bir sonraki aşamada bilim insanları, mürekkep balıklarının da çalı kargaları gibi gelecek bilinci olup olmadığını ve öngördükleri gelecek senaryolarına dair plan yapıp yapmadıklarını inceleyecek.

Schnell, "Şempanzelerde ve kargagillerde yapılmış olan deneyleri mürekkep balıklarına uyarlıyoruz. Böylece 550 milyon yıl önce bu soydan ayrılmış olan hayvanların aynı kapasiteye sahip olup olmadığını göreceğiz" diye konuşuyor.

Eğer bu kapasiteye sahip oldukları anlaşılırsa, mürekkep balıkları zekanın nasıl ve ne zaman evrimleştiği sorusunu aydınlatma konusunda önemli bir rol oynayacak. Kargagiller ve insanlar dahil bazı primatlar, geleceği planlama becerisine sahipler. Ancak görünen o ki bu beceri ortak bir atadan miras kalmadı, her türde ayrı ayrı gelişti.

Hem primatlar hem de kargagiller karmaşık sosyal hayatlara ve öğrenmelerini sağlayan uzun ömürlere sahipler. Bu ortak noktalar biyologların hangi özelliklerin ya da çevresel koşulların zekayı bir organizma için iyi bir yatırım haline getirdiği sorusunu yanıtlamasını zorlaştırıyor.

Üç kalbi var, kanı yeşil akıyor ve neredeyse hepimizden daha akıllı

UZUN YAŞAMIYORLAR, SOSYAL DEĞİLLER, O ZAMAN NEDEN ZEKİLER?

Mürekkep balıkları zeka araştırmalarına yeni bir boyut katıyor çünkü bu hayvanlarda zekanın tamamen farklı bir bağlamda gelişmesi gerekiyor.

Clayton, "Kargagillerin aksine uzun zamanları yok. Yine kargagillerin aksine sosyal hayvanlar değiller" diyor ve ekliyor: "Evrimin itici gücünün sosyal zeka olması çok düşük bir ihtimal."

Ancak halen yapılması gereken çok sayıda test var. Mürekkep balıkları şempanzeler ve kargagillerle aynı becerilere mi sahip yoksa kapasiteleri çok daha kısıtlı mı orası belli değil. Ancak eğer becerileri benzer çıkarsa o zaman zekalarını uzun yaşamın ya da sosyal ilişkilerin değil, çok hassas ve kırılgan olmalarının bir sonucu olarak elde ettiklerini söylemek mümkün olabilecek.

Mürekkep balıklarının ve diğer kafadanbacaklıların ataları eskiden oldukça sert dış kabuklara sahipti. Aradan geçen uzun sürede bu kabuklar ya tamamen ortadan kayboldu ya da mürekkep balıklarında olduğu gibi iç kabuklara dönüştü. Dahası kapalı alanlarda yaşayan münzevi ahtapotların aksine, mürekkep balıkları açık denizlerde yaşamayı seviyor.

Schnell, "Mürekkep balıklarını kısaca okyanusta yaşayan diğer her şeyin ağzına layık birer protein topu olarak tanımlayabiliriz" diyor. Bu hareketli köftelerin hayatta kalmalarını sağlayan en güçlü koruma mekanizmaları da kamuflaj becerileri ve beyinleri gibi görünüyor.

MÜREKKEP BALIĞI ÇALIŞMALARI DAHA DA YAYGINLAŞACAK

Mürekkep balıkları karşılaştırmalı psikologların çalışmalarıyla daha fazla göz önüne gelirken, bilim insanlarının bu tür üzerinde çalışması da kolaylaşıyor.

Massachusetts'te bulunan Deniz Biyolojisi Laboratuvarı'nda 2017 yılında başlayan ve Grasse'ın yürüttüğü bir proje kapsamında şu an beş farklı mürekkep balığı türü yetiştiriliyor. Burada amaç mürekkep balıklarını ve diğer kafadanbacaklıları laboratuvarlarda daha yaygın hale getirmek.

Columbia Üniversitesi'nde ise Montague, araştırmacıların mürekkep balıklarının genlerini değiştirmesine yardımcı olacak araçlar geliştiriyor. Daha önce bu çalışmalar sadece fareler ve meyve sinekleri gibi türler üzerinde gerçekleştirilebiliyordu. CRISPR gen değiştirme teknolojisinin ilerlemesiyle, başka türlerin genleri üzerinde çalışmalar yapılması da olası hale geldi. Eğer Montague mürekkep balıkları için CRISPR araçları geliştirebilirse, bu kafadanbacaklılarla ilgili çalışmalarda bir çığır açılmış olacak.

Montague, bu sayede mürekkep balıklarının çevrelerine nasıl baktıklarını ve bir saniyeden kısa süre içinde kendilerini ortama nasıl uydurabildiklerini anlamanın mümkün olabileceğini düşünüyor. Montague'nun amacı görsel mesajları beyne ve derinin dışına taşıyan nöronların ışıldamasını sağlayacak bir özellik geliştirebilmek. Eğer bu başarılı olursa bilginin ilerlediği yolun net bir haritası çizilebilecek ve ortam değişikliğinin mürekkep balıklarının sinir dünyalarını nasıl etkilediği anlaşılabilecek.

Bu süreçte Montague sanatçılarla, tasarımcılarla ve bilim insanlarıyla çalışıyor. Farklı disiplinlerden gelen bu kişilerin ortak noktasının mürekkep balıklarının sırlarıyla büyülenmiş olmaları olduğunu belirten Montague, "Bu projede çeşit çeşit insan çalışıyor. Bu kadar keyifli olmasının sebeplerinden biri de bu" diye konuşuyor.

New York Times'in "Did a Cuttlefish Write This?" başlıklı haberinden derlenmiştir.

Bu rehber gastronomi tutkunlarına yol gösteriyor

False