Sınırsız Avrupa’ya sınır

Sınırsız Avrupa’ya sınır

SON dönemlerde kendi ülkelerindeki iç savaştan veya ekonomik çıkmazlardan kaçıp Avrupa yollarına düşen sığınmacıların sayısının artması, Avrupa’da ‘Sınırsız Avrupa’ya sınır’ tartışmalarını yoğunlaştırdı.

Haberin Devamı

Evet, 1985 yılında Almanya, Fransa ile Benelüks olarak bilinen Belçika, Hollanda ve Lüksemburg arasında imzalanan ve 1990 yılında uygulamaya konulan ‘Schengen Anlaşması’ sayesinde, yüzyılarca birbiriyle savaşan Avrupa ülkelerinde ‘iç sınırlar kaldırıldı’.

Lüksemburg’un Schengen kasabasında imzalandığı için aynı ismi taşıyan bu sözleşme ile pasaport ve gümrük kontrollerine son verilirken, sınır kapılarındaki kontrol noktaları da zamanla birer birer kapatıldı.
Hedef, karşılıklı olarak bir ‘özgürlük, güvenlik ve hukuk bölgesi’ yaratmaktı.
İleriye dönük olarak tüm Avrupa’da.
Zamanla bu hedefe çok yaklaşıldı da.
Önce İtalya katıldı.
1992’de Portekiz, İspanya ve Yunanistan.

Böylelikle şu andaki Avurupa Birliği’nin (AB) öncüsü konumundaki Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) üye 9 ülke arasında sınır ve gümrük kontrollerine son verildi.
1995 yılında Avusturya, 1996’da İzlanda, Norveç, Finlandiya, Danimarka ve İsveç, 2004’te Slovakya, Slovenya, Estonya, Letonya, Litvanya, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve Malta, 2007’de de Bulgaristan ve Romanya Schengen Anlaşması’na imza attı.
İngiltere, İrlanda ise ‘göçü artırır’ kuşkusuyla bu sözleşmeyi imzalamaya yanaşmadı.
Güney Kıbrıs Rum Kesimi ise imza attığı halde ‘sorunlu’ olduğu için Schengen Bölgesi’nde yerini tam olarak alamadı.
Buna karşın Norveç, İsviçre, İzlanda ve Lichtenstein (Lihtenştayn) gibi bazı Avrupa ülkeleri AB üyesi olmadıkları halde Schengen Bölgesi’nde yerlerini aldı.

* * *

Haberin Devamı

Almanya’nın o dönemdeki Başbakanı Helmut Kohl’ün vurguladığı gibi, asıl hedef ‘ortak bir Avrupa politikası ve Avrupa’nın entegrasyonuydu’.
Zaman zaman bazı sorunlar yaşansa da aslında AB ülkeleri bu hedefe çok yaklaştı.

Ancak son dönemlerde yaşanan ‘Yunanistan para krizi’ ve ‘sığınmacı krizi’ yüzünden bu hedeften yavaş yavaş uzaklaşılmaya başlandı.
Almanya’nın şu andaki Başbakanı Angela Merkel’in kararlı tutumu sayesinde Yunanistan krizi ‘şimdilik’ de olsa atlatıldı.
Ancak sığınmacı krizi ‘Medeniyet Projesi’ ve ‘Barış Projesi’ olarak nitelenen AB’nin bütünlüğünü tehlikeyi sokmaya başladı.
‘İleri demokrasi’ ülkeleri arasında yer alan İsveç, sığınmacıların akın etmesi üzerine yeni yılın başından itibaren Danimarka sınırlarında yeniden kontrollere başladı.
Danimarka ile İsveç’i bağlayan Öresund Köprüsü’nü her gün geçip çalışmaya gidip gelen binlerce insan isyan etmeye başladı.
Ama İsveç hükümeti kara, deniz sınırları ile havalimanlarındaki kontrollerini sıklaştırmakta ısrar etti.

Bunun üzerine Danimarka da Almanya sınırlarında kontrolleri artırdı.
‘Kimliksiz’ sığınmacıları sınır kapılarından geri çevirdi.
Almanya ile Avusturya arasında da sınır kontrolleri sıklaştırıldı.

Haberin Devamı

Hatta Avusturya, geçici olarak Yunanistan’ın ‘Schengen Bölgesi’ dışında tutulmasını bile gündeme getirdi.
‘Wir schaffen das’ (Başarırız, üstesinden geliriz) diyerek Almanya’nın kapılarını sığınmacılara sonuna kadar açan Başbakan Angela Merkel’in işi son dönemlerde zorlaşmaya başladı.

* * *

Kardeş parti Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) yılda en fazla 200 bin sığınmacı alınması için ‘üst sınır’ talebinde ısrar ederken, hükümet ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) yıllık sığınmacı kontenjanı için bastırmaya başladı.

Haberin Devamı

Merkel’e genel başkanlığını yaptığı Hıristiyan Demokrat Birlik Partili (CDU) politikacılar da ‘kontenjan belirlenmesi’ yönünde baskıları artırmaya başladı.

* * *

Evet, sığınmacı akını, ‘Sınırsız Avrupa’ya sınır’ kavgası başlattı.
Tabii ‘Medeniyet ve Barış Projesi’nin geleceği tartışmalarını da.

İngiltere’de gelecek yıl yapılacak referandumu “AB’yi terk edelim” diyenlerin kazanması durumunda, ‘Medeniyet ve Barış Projesi’ tarihe karışmasa bile derin bir yara alacaktır.

Haberle ilgili daha fazlası: