Son dakika... Netanyahu’dan Gazze iddiası: ABD kararımızı kabul edecek
Güncelleme Tarihi:
Haaretz gazetesinin haberine göre, İsrailli özel bir şirkete ait kamyonlar, yasadışı yerleşim birimlerinden büyük miktarlardaki çöp ve inşaat atıklarını Gazze Şeridi'nde İsrail ordusunun kontrolünde bulunan bölgelere taşıdı.
Gazze Şeridi'nin sınırından 200-300 metre kadar içeriye ilerleyen çöp ve inşaat atıklarıyla yüklü kamyonların, yüklerini belirlenmiş atık alanlarına değil de yol kenarlarına boşalttıkları belirtildi.
Atıkları boşaltan boş kamyonların daha sonra Gazze Şeridi’nin orta kesiminde yer alan Kisufim Sınır Kapısı'ndan geçerek İsrail'e döndüğü kaydedildi.
İsrailli bir subayın ifadesine de yer verilen haberde, "saha komutanlarının kamyon sürücülerinin Gazze Şeridi'ne giriş yapmaları ve yüklerini uygun gördükleri herhangi bir noktada boşaltmaları talimatı verdiği" aktarıldı.
Haberde İsrail ordusunun konuyla ilgili bilgisi olmadığı öne sürülse de, ordudan olayı doğrulayan ya da yalanlayan resmi bir açıklama yapılmadı.

İsrail’in Haaretz gazetesi, hükümetin Yüksek Mahkeme’ye gönderdiği yazılı yanıtta, gazetecilerin Gazze’ye girişinin engellenmesine karşı açılan davalara yanıt olarak "önümüzdeki bir ay içinde yeni bir plan veya politika hazırlayacağını" ilettiğini aktardı.
Söz konusu yanıtın 23 Kasım’a kadar sunulması planlanıyor.
Yetkililer, yeni politika yürürlüğe girene kadar gazetecilerin, İsrail ordusunun gözetiminde ve "Sarı Hat" olarak adlandırılan sınır çizgisine kadar Gazze’ye giriş yapabileceğini belirtti.
İsrail Yabancı Basın Derneği 23 Ekim yaptığı açıklamada, Yüksek Mahkeme’nin hükümetin Gazze’ye gazeteci girişini sürdürmesine izin veren kararına tepki göstermişti.
Dernek yeni açıklamasında, "Mahkeme hükümete 30 gün içinde net bir tutum almasını bildirdi. Umarız mahkeme, devletin ek gecikmelerine karşı kararlı bir duruş sergiler." ifadelerini kullandı.
Açıklamada, İsrail hükümetinin süreci sürekli ertelediği ve bu tavrın "gazetecilerin görevini yapmasını engellemeyi ve halkın bilgi alma hakkını kısıtlamayı amaçladığı" vurgulandı.
İsrail ordusu, Gazze’ye yönelik saldırılarda şimdiye kadar en az 238 Filistinli gazeteci ve basın çalışanını öldürdü. Ulusal ve uluslararası hak örgütleri, İsrail’in yabancı gazetecileri engellemesinin ve Filistinli gazetecileri hedef almasının, Gazze’de yaşanan katliamın ve yıkımın dünya kamuoyuna ulaşmasını engellemeye yönelik olduğunu belirtiyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, haftalık kabine toplantısı öncesinde, 10 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkes planı çerçevesinde Gazze Şeridi'ne uluslararası güçlerin konuşlandırılmasına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Netanyahu, "İsrail'in (Gazze'ye konuşlandırılacak) uluslararası güçler konusunda hangi ülkelerin bizim için kabul edilemez olduğuna karar vereceğini ve bu şekilde hareket edeceğimizi ve etmeye devam edeceğimizi açıkça belirttik." ifadelerini kullandı.
İsrail'in Gazze'ye konuşlandırılacak uluslararası güçler konusundaki tutumunun ABD tarafından da kabul edileceğini savunan Netanyahu, Washington yönetiminden üst düzey isimlerin Tel Aviv'e yaptığı son ziyaretlerde de bunu ifade ettiğini iddia etti.
ABD'nin Gazze'deki ateşkesi "dayattığı" haberleri ve işgal altındaki Batı Şeria'yı ilhak tasarısına doğrudan karşı çıkması üzerine Washington'un İsrail'i yönettiğine ilişkin ortaya çıkan söylemleri "gülünç" bulduğunu belirten Netanyahu, "İsrail bağımsız bir devlettir. Kendimizi kendi başımıza savunacağız ve kendi kaderimizi kendimiz belirlemeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

İsrail basını, Mısır ekibinin Gazze'ye girmesine izin verildiğini duyurdu. ABD'nin yaptığı baskı sonucunda İsrail'in, Gazze’de kalan İsrailli esirlerin cesetlerini arama çalışmalarına Mısır'ın katılmasına izin vermek zorunda kaldığı belirtildi. Mısır ekibinin Uluslararası Kızılhaç Örgütü (ICRC) ile koordineli faaliyet yürüteceği aktarıldı.

Hamas Siyasi Büro Üyesi ve Müzakere Heyeti Başkanı Halil el-Hayye, Gazze Şeridi'nde bazı İsrailli esirlerin cenazelerini bulmak amacıyla yeni bölgelere girileceğini duyurdu.
Hayye, hareketin Telegram hesabından yayımlanan açıklamasında, savaşı yeniden başlatması için İsrail'e bir bahane sunmayacaklarını belirterek, "Ateşkesin ardından 72 saat içinde 20 İsrailli esiri teslim ettik." ifadelerini kullandı.
Halil Hayye, Gazze'deki yönetim düzenlemelerine ilişkin yaptığı açıklamada, Gazze'de yaşayan herhangi bir ulusal şahsiyetin bölgeyi yönetmesine karşı bir itirazları olmadığını söyledi.
Hayye, tüm Filistinli gruplarla uzlaşı içinde olduklarını belirterek, Gazze'nin yeniden inşasından Birleşmiş Milletler heyetinin sorumlu olacağını, ulusal birliği yeniden tesis etme hedefiyle seçimlere gidilmesi gerektiğini vurguladı.
Amerikalı yetkililer Steve Witkoff ve Jared Kushner’la yaptığı görüşmeye de değinen Hayye, kendilerine istikrarın savunucusu olduklarını ve Başkan Donald Trump'ın İsrail'i dizginleyebilecek güce sahip olduğunu söylediğini ifade etti.
Ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasında gündeme gelen silahsızlanma konusuna ilişkin olarak ise Hayye, "Silahımız işgalin ve saldırıların varlığıyla bağlantılıdır. İşgal sona ererse bu silah devlete devredilecektir." ifadelerini kullandı.
Hayye, Gazze Şeridi'nde bazı İsrailli esirlerin cenazelerini bulmak amacıyla yeni bölgelere girileceğini duyurdu.
Hayye silah konusunun halihazırda arabulucular arasında müzakere edildiğini, anlaşmanın ilk aşamasında olduklarını belirterek, Birleşmiş Milletler güçlerinin sınırları gözetlemek ve ateşkesi izlemek üzere konuşlandırılmasını kabul ettiklerini belirtti.
Filistinli esirler konusunda da değerlendirmede bulunan Hayye, İsrail'in bazı isimlerde inatçı davrandığını, bu konudaki çabaların devam ettiğini kaydetti.
Gazze'deki insani durumun son derece kritik olduğunu dile getiren Hamas yetkilisi, bölgenin günlük 6 bin yardım tırına ihtiyaç duyduğunu ancak şu anda bunun yalnızca küçük bir kısmının ulaştığını belirtti.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, orduya, Gazze Şeridi'nin ateşkes ve esir takası anlaşması kapsamında İsrail kontrolünde kalan bölgesinde yıkıma devam etme talimatı verdiğini bildirdi.
Katz, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'ndeki tünellerin yıkımı, Hamas'ın silahsızlandırılması ve Gazze'nin askerden arındırılmasının kendileri için stratejik hedef olduğunu ifade etti.
Katz, Gazze Şeridi'ndeki İsrailli esirlerin cesetlerinin iadesinin en önemli görevleri olduğunu, bunun için ellerinden geleni yapacaklarını belirtti.
Gazze Şeridi'ndeki tünellerin yüzde 60'ının hala sağlam olduğunu iddia eden Katz, İsrail ordusuna, sarı hattın kontrollerinde kalan tarafında yıkıma devam edilmesi talimatı verdiğini ifade etti. Katz, bu kararın ABD'li yetkililerle yapılan görüşmeler çerçevesinde koordinasyon içinde alındığını öne sürdü.

ABD Başkanı Donald Trump, ateşkesin tesis edildiği Gazze'de güvenliği sağlamak için kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'nün "oldukça hızlı şekilde" bölgede konuşlanacağını söyledi.
Beyaz Saray, Trump'ın, yaklaşık bir hafta sürecek Uzak Doğu ziyareti için çıktığı uçak yolculuğunda gazetecilerin sorularını cevaplandırdığı ses kaydını paylaştı.
ABD Başkanı, Gazze'de güvenliği sağlayacak istikrar gücünün ne zaman devreye gireceğine yönelik soru üzerine "Oldukça hızlı." dedi.
Bununla ilgili net zamanı şu an dillendirmek istemediğini söyleyen Trump, "Şu anda liderleri seçiyorlar. Orta Doğu'da barış olabilir. Bu, daha önce hiç olmayan gerçek bir barış. 3 bin yıldır hiç olmadı." ifadelerini kullandı.
Başkan Trump, Gazze'deki ateşkesin "büyük bir başarı" olduğu değerlendirmesinde bulunarak, "sonsuza dek sürmesi" temennisini dile getirdi.
Başkan Donald Trump, ABD merkezli sosyal medya platformu Truth Social'dan yaptığı paylaşımda ise Hamas'ın, aralarında iki ABD'linin de bulunduğu esir cenazelerini, "hızla iade etmeye başlaması gerektiğini" belirtti.
Trump, bu sayede Orta Doğu'da "çok büyük ve kalıcı" barışın yüksek bir ihtimal olduğunu vurgulayarak, Hamas'ın esir cenazelerini iade etmemesi durumunda üçüncü ülkelerin "harekete geçeceğini" ifade etti.
Hamas'ın tünellerinde bulunan bazı esir cenazelerine ulaşmanın "zor" olduğunu kabul eden Trump, "Belki de silahsızlandırılmalarıyla ilgilidir." değerlendirmesinde bulundu.
Ateşkes sürecinde, "her iki tarafın da adil muamele göreceğine" dair verdiği sözü hatırlatan ABD Başkanı, bunun ancak tarafların "yükümlülüklerini yerine getirmeleri halinde geçerli olacağına" dikkati çekti.
Trump, paylaşımının sonunda, "Bakalım önümüzdeki 48 saat içinde neler yapacaklar. Bunu yakından takip ediyorum." ifadelerini kullandı.

İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Başbakan Binyamin Netanyahu'yu, ABD Başkanı Donald Trump'ın "Batı Şeria'nın ilhak edilmesine izin vermeyecekleri" yönündeki açıklamasına sessiz kalmakla eleştirdi.
Smotrich, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakının, en az Gazze'deki İsrailli esirleri geri getirmek kadar önemli olduğunu iddia etti.
Aşırı sağcı Bakan Smotrich'in Başbakan Netanyahu'yu Trump'ın "Batı Şeria'nın ilhak edilmesine izin vermeyecekleri" yönündeki açıklamasına karşı sessiz kalması nedeniyle eleştirmesi, bir kez daha İsrail hükümetindeki çatlağa işaret etti.
Başkanlık koltuğuna oturduğunda Gazze'deki İsrailli esirlere yeterince ilgi göstermeyen Trump'ın, başta Başbakan Netanyahu olmak üzere İsraillilerin esirlerin geri dönmesinin önemini anlatmasından sonra fikrini ve politikasını değiştirdiğini ileri süren Smotrich, şunları ifade etti:
"İsrail halkının Yahuda ve Samiriye'de (Batı Şeria) egemenlik uygulamasının ve tehlikeli bir Filistin devleti fikrini ortadan kaldırmanın önemini ve talebini tekrar tekrar vurgulamaktan daha doğal bir şey olamaz."
Aşırı sağcı bakan, İsrailli esirler için kampanya yürüten Netanyahu'nun ABD'nin işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakına karşı çıkmasına karşı sessizliğini koruduğunu ve Trump ile görüşmelerinde bu konuyu gündeme getirmekten kaçındığını ifade etti.
Trump'ı, konunun İsrailliler için ne kadar önemli olduğunu anlayamayacağı için eleştirilerinin dışında tuttuğunu belirten Smotrich, anlatılması halinde Trump'ın bunu anlayacağını ileri sürdü.
Smotrich, tıpkı Gazze'deki İsrailli esirlerin yakınları gibi işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakı için İsrailli aşırı sağcıların bir yıl boyunca her cumartesi meydanlarda gösteriler yapabileceği, özel rozetler takarak ülkenin yollarını ve köprülerini işgal edebileceği ve İsrail Meclisi'ndeki her tartışmada konuyu gündeme getirebileceği tehdidinde bulundu.