Son dakika... Trump'tan İran için yeni açıklama: Kısıtlı bir saldırıyı değerlendiriyorum
Güncelleme Tarihi:

ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray'da açıklamalarda bulundu. Trump, İran meselesinde şu ifadeleri kullandı:
"Umarım adil bir anlaşmaya müzakere ederler. İran halkı liderlerinden fazla. 32 bin insan kısa süre içerisinde öldürüldü. 800 kişiyi asacaklardı. Bazı kişileri vinçlerle asacaklardı. '1 insan bile asarsanız hemen vururum. Müzakereye beklemem' dedim. 1 kişiyi bile asamadılar. İran halkına üzülüyorum, cehennemde yaşıyorlar"

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bir Amerikan kanalına verdiği mülakatta, bu hafta İsviçre'nin Cenevre kentinde ABD heyetiyle yapılan dolaylı nükleer müzakerelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Görüşmeleri ‘yapıcı’ olarak nitelendiren ve temel prensipler üzerinde anlaşıldığını belirten Arakçi, Washington'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin kalıcı olarak askıya alınmasını talep ettiği yönündeki iddiaları reddetti. Arakçi, “Biz herhangi bir askıya alma teklifinde bulunmadık, ABD tarafı da sıfır zenginleştirme talep etmedi. Şu anda konuştuğumuz şey, yaptırımların kaldırılması karşılığında zenginleştirme dahil olmak üzere İran'ın nükleer programının barışçıl olmasını ve sonsuza dek barışçıl kalmasını nasıl sağlayacağımızdır” ifadelerini kullandı.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Başkanı Rafael Grossi'nin de müzakerelere katılarak teknik öneriler sunduğunu doğrulayan Arakçi, her iki tarafın da hızlı bir anlaşma arayışında olduğunu vurguladı. Taslak metnin, İranlı yetkililerin nihai onayının ardından 2-3 gün içinde ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner'a sunulacağını aktaran Arakçi, yaklaşık bir hafta içinde de metin üzerinden müzakerelere başlanabileceğini kaydetti.
‘BİZİMLE GÜÇ DİLİYLE KONUŞURSANIZ KARŞILIĞI DA AYNI OLUR’
İran'ın nükleer programı için askeri bir çözüm bulunmadığını ve diplomasinin tek yol olduğunu belirten Arakçi, Washington yönetimine de seslenerek, “Bizimle saygı diliyle konuşursanız aynı dille yanıt veririz, ancak güç diliyle konuşursanız karşılığı da aynı olur” mesajını verdi.
Ülkesindeki son duruma da değinen Arakçi, İran'daki protestolarda 30 bin göstericinin öldürüldüğüne dair uluslararası basında yer alan haberleri de yalanladı. 28 Aralık'ta başlayan barışçıl protestoların 8-10 Ocak tarihlerinde dışarıdan yönetilen planlı bir terör eylemine dönüştüğünü savunan Arakçi, “Bu üç günde ölenlerin sayısı tam olarak 3 bin 117'dir ve bu kişilerin isimleri yayımlanmıştır. Hayatını kaybedenlerin 2 bin 500'ü sivil şehitlerimiz, 200'ü ise polis ve güvenlik görevlileridir” açıklamasında bulundu.
Arakçi, 10 Ocak'tan bu yana İran şehirlerinde sükunetin hakim olduğunu da sözlerine ekledi.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik "kısıtlı bir saldırı" düzenlemeyi dşündüğünü söyledi.
Trump, bir gazetecinin "İran anlaşma yapmazsa sınırlı bir askeri müdahale düşünüyor musunuz?" sorusuna cevap olarak "İran'a kısıtlı bir saldırıyı değerlendirdiğimi söyleyebilirim" ifadesini kullandı.

AFP'de yer alan habere göre İran, nükleer anlaşma taslağının "önümüzdeki iki, üç gün içinde" hazır olacağını açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'la yaşanan gerilimin ardından bölgeye ikinci uçak gemisi gönderilmesi talimatının ardından ABD donanmasına bağlı Gerald R. Ford (CVN-78) Uçak Gemisi ve ona eşlik eden savaş fırkateyni, Cebelitarık Boğazı'ndan geçerek Akdeniz'e ulaştığı belirtildi.
Bazı sosyal medya hesaplarında, ABD donanmasına ait Ford Uçak Gemisi'nin Cebelitarık Boğazı'nı geçtiğini gösteren fotoğraflar yer aldı.
Paylaşımlarda, Ford Uçak Gemisi'nin Cebelitarık'ı geçerek Orta Doğu'ya hareket etmek için Akdeniz'e giriş yaptığı kaydedildi.

İran, Trump’ın nükleer programın sınırlandırılmasına yönelik bir anlaşma sağlanamaması halinde askeri tehditlerini hayata geçirmesi durumunda sert şekilde karşılık vereceğini açıkladı. Tahran yönetiminin gündeme getirdiği misilleme seçenekleri arasında Hürmüz Boğazı’nı bloke etmek ya da geçişleri fiilen durdurmak da bulunuyor. Basra Körfezi’nin çıkışında yer alan stratejik boğaz, dünya petrol ticaretinin yaklaşık dörtte biri için can damarı niteliğinde.
İran’ın, Orta Doğu’dan Çin, Avrupa ve ABD başta olmak üzere büyük tüketici ülkelere enerji taşıyan tankerlerin geçişini engellemesi, petrol fiyatlarında ani sıçramalara ve küresel ekonomide dalgalanmalara yol açabilir. Nükleer müzakerelerin yeniden başlatılmasına rağmen iki ülke arasındaki tansiyon düşmezken, ABD bölgedeki askeri varlığını artırdı; İran hükümeti ise Hürmüz Boğazı çevresinde tatbikatlar düzenledi.
HÜRMÜZ BOĞAZI'NIN ÖNEMİ
Kuzeyinde İran, güneyinde ise Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Umman bulunan Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’ni Hint Okyanusu’na bağlayan kritik bir geçiş noktası konumunda. Bölgedeki büyük petrol üreticilerinin ihracat için alternatif bir deniz güzergâhı bulunmuyor.
Bloomberg verilerine göre 2025 yılında boğazdan günlük yaklaşık 16,7 milyon varil ham petrol ve kondensat taşındı. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, BAE ve İran, petrol sevkiyatlarının büyük bölümünü bu rota üzerinden gerçekleştirirken, yüklerin çoğu Asya pazarına ulaşıyor. Sıvılaştırılmış doğal gaz ticareti açısından da hayati öneme sahip olan su yolundan, küresel LNG arzının yaklaşık beşte biri geçiyor.
İRAN HÜRMÜZ BOĞAZI'NI KAPATABİLİR Mİ?
Birleşmiş Milletler (BM) Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne göre kıyı devletleri karasularında egemenlik hakkına sahip olsa da, uluslararası seyrüsefer için kullanılan boğazlarda transit geçişi engelleyemiyor. İran bu sözleşmeyi 1982’de imzalamış olsa da parlamento onayından geçirmedi. Tahran yönetimi geçmiş kriz dönemlerinde deniz ablukası uygulayabileceğini belirtse de, boğazı tamamen kapatma tehdidini hayata geçirmemişti. Analizlere göre İran'ın olası bir çatışmada Hürmüz'ü kapatmaya dönük hamlesi, bölgede yoğun çatışmalara yol açabilir. Uzmanlar, İran'ın uzun vadede boğazı kapatamasa da deniz trafiğini sekteye uğratabileceğine inanıyor.

Fox News kanalına açıklamalarda bulunan İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD'^nin kendilerinden “sıfır uranyum zenginleştirme” talebinde bulunmadığını kaydetti.
ABD'nin İran'a karşı düşmanca politikalar uyguladığını savunan Erakçi, şu ifadeleri kullandı:
"Biz ABD'lilere düşman değiliz. Önceki ABD yönetimleri ve mevcut ABD yönetimi bize karşı savaştan yaptırımlara akla gelebilecek neredeyse her yolu denedi ama bunların hiçbiri işe yaramadı.
'GÜÇ DİLİNE AYNI DİLLE YANIT VERİRİZ'
Eğer İran halkıyla saygı diliyle konuşursanız, biz de aynı dille karşılık veririz. Ancak bize güç diliyle konuşurlarsa, biz de buna aynı dille yanıt veririz. Bence İranlılar çok gururlu bir halk olduklarını kanıtladılar. Onlar sadece saygı diline yanıt verirler; bizimle konuşmanın yolu budur."

Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre İsrail ordusu, ülkenin güneyindeki Merkaba beldesine insansız hava aracıyla (İHA) saldırı düzenledi. İsrail ordusunun, ülkenin güneyindeki Yarun beldesine makineli tüfekle ateş açtığı, aynı bölgedeki Hula beldesine ise İHA ile ses bombası attığı kaydedildi.
Tel Aviv'in, Lübnan'ın güneyinde işgal ettiği noktalardan Balat Dağı'nda konuşlanan İsrail güçlerinin, Mervahin ve Şeyhayn beldelerini de hedef ifade edildi. Öte yandan İsrail savaş uçaklarının Baalbek kentinde alçak uçuş yaptığı bildirildi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, telefonda görüşerek ABD ve İran arasında dolaylı şekilde devam eden nükleer müzakerelere dair gelişmeleri ele aldı. Rusya Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, İran tarafının talebi üzerine, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Erakçi ile telefonda görüştü.
Erakçi, tarafların karşılıklı saygı ve çıkar temelinde bir müzakere taslağı hazırlanması yönündeki çabalarına vurgu yaptı. Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati de diplomatik sürecin sürdürülmesini memnuniyetle karşıladıklarını belirterek müzakerelerin ilerletilmesi ve tüm taraflar için kabul edilebilir bir çerçeveye ulaşılması adına istişarelerin devam etmesinin büyük önem taşıdığını kaydetti.
RUSYA'DAN DİPLOMATİK ÇÖZÜM VURGUSU
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile telefonda nükleer programla ilgili durumu ele aldı. Görüşmede, ABD ile İran arasında İsviçre'nin Cenevre kentinde yapılan nükleer görüşmelerin sonucu istişare edildi. Rus tarafı, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) çerçevesinde İran'ın meşru haklarına saygı gösterilmesi doğrultusunda adil ve diplomatik çözümler bulmayı amaçlayan müzakere sürecini desteklediğini vurguladı.

Avrupa Birliği (AB) Konseyi, İran Devrim Muhafızları'nı "terör örgütü" diye tanımlayarak AB terör listesine dahil etti. AB dışişleri bakanlarının vardığı uzlaşı doğrultusunda 29 Ocak’ta alınan kararın resmileştiği bildirildi.
Karar doğrultusunda Devrim Muhafızları ile bağlantılı olduğu öne sürülen kişi ve kurumların AB üyesi ülkelerdeki tüm fonları, finansal varlıkları ve ekonomik kaynakları dondurulacak; ayrıca AB kişi ve kuruluşlarının Devrim Muhafızları'na mali kaynak sağlaması yasaklanacak. AB'nin açıklamasına göre hâlihazırda 13 kişi ile 23 grup ve kuruluş AB terör listesi kapsamındaki yaptırımlara tabi bulunuyor.

İsrail’in, İran ile yakın ilişkilere sahip olan Hizbullah'ı ve Husileri olası bir çatışma başlamadan önce hedef almaya hazırlandığı bildirildi. İsrail ordusu, Yemen’deki Husiler, Lübnan’daki Hizbullah ve Irak’taki Haşdi Şabi de dahil olmak üzere İran ile ilişkili gruplara karşı "büyük ve benzeri görülmemiş" saldırı planları üzerinde çalışıyor. Hazırlıkların, söz konusu grupların muhtemel bir savaşta devreye girmesi ihtimaline karşı caydırıcı bir adım olarak planlandığı öne sürüldü.
‘İRAN BASKI YAPIYOR’ İDDİASI
İngiltere merkezli Şarkul Avsat gazetesine konuya ilişkin bilgi veren İsrailli kaynaklar, İran hükümetinin 2025 haziranında yaşanan ve 12 gün süren savaşta bu grupların çatışmaya doğrudan katılmamasını stratejik bir eksiklik olarak gördüğünü ve yaklaşan herhangi bir gerilimde daha aktif rol almaları için baskı yaptığını iddia etti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, perşembe günü yaptığı açıklamada, İran’ın olası füze saldırılarına karşı ülkesinin hazırlıklı olduğunu belirterek, Tahran yönetimini uyarmıştı. Netanyahu, “Her türlü senaryoya hazırız” demişti.
İRAN'DAN MÜTTEFİKLERİNE MALİ DESTEK
İsrailli yetkililer, Trump’ın İran’a yönelik askeri tehditlerini hayata geçirmesi ihtimaline karşı, İran'ın bölgedeki müttefik silahlı gruplara ciddi mali destek sağladığını öne sürdü.
İsrailli bir ordu yetkilisi, Hizbullah ve Husilerin yalnızca İsrail için değil küresel güvenlik açısından da doğrudan tehdit oluşturduğunu savundu. Yetkili, Husileri Kızıldeniz’de uluslararası ticareti sekteye uğratmakla suçlarken, bu grupların gelişmiş silah sistemlerine sahip olduğunu ve hızla etkisiz hale getirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Tesnim Haber Ajansı'na göre Paknejad, iki ülke arasında devam eden müzakerelere ilişkin değerlendirmede bulunarak, İran Petrol Bakanı Muhsin Paknejad, İran ile ABD arasında petrol ve doğal gaz alanında işbirliği ihtimaline ilişkin her şeyin mümkün olduğunu kaydetti. İranlı Bakan, söz konusu işbirliğinin fiilen hayata geçirilip geçirilmeyeceğinin ise henüz netlik kazanmadığını belirtti.
Washington yönetimiyle, petrol ve doğal gaz sektöründe olası işbirliğine dair soru üzerine Paknejad, "Her şey mümkün." diye konuştu.

Wall Street Journal (WSJ), ABD'nin İran'a olası saldırılarını önce daha sınırlı kapsamda başlatacağını ve Tahran yönetimi nükleer programı konusunda anlaşmaya varana kadar saldırıların şiddetini kademeli olarak artıracağını iddia etti. Gazeteye konuşan kaynaklar, yetki verilmesi halinde birkaç gün içinde düzenlenebilecek ilk saldırıda birkaç askeri noktanın veya hükümet tesisinin hedef alınacağını dile getirdi.
ABD ve İsrail'in İran'a haziran ayında düzenlediği saldırılarda 935 kişinin öldürüldüğü bildirilmişti.
ABD, BÜYÜK ÖLÇEKLİ SALDIRILARA ODAKLANDI
İsimleri açıklanmayan kaynaklar, Tahran'ın bu ilk saldırının ardından Washington'ın taleplerini yerine getirmemesi halinde operasyonun kapsamının aşamalı olarak genişletileceğini belirtti. ABD'li yetkililer ise son dönemdeki görüşmelerin büyük ölçekli saldırı planlarına daha çok odaklandığını ancak nihai kararın henüz alınmadığını ifade etti.

New York Times'ın analizinde, Trump’ın İran'a karşı neden şimdi harekete geçilmesi gerektiğine dair kamuoyuna net bir gerekçe sunmadığı belirtildi. ABD’nin, bu denli sınırlı açıklamayla büyük çaplı bir askeri harekata hazırlanması, modern zamanlarda örneği olan bir durum değil.
Eski ABD başkanı George Bush, Irak işgali öncesinde Saddam Hüseyin yönetiminin ABD için kabul edilemez bir tehdit oluşturduğunu savunarak kapsamlı bir kamuoyu kampanyası yürütmüştü. Bush, 2002 yılının Ekim ayında Cincinnati’de yaptığı konuşmada Irak’ın kimyasal veya biyolojik silahlarla ABD’yi “herhangi bir günde” hedef alabileceğini öne sürmüştü. Buna karşın Trump, bir yıldan kısa süre içinde İran'a yönelik ikinci büyük askeri saldırıya karar verme aşamasına gelmesine rağmen ayrıntılı bir açıklama sunmadı.
TRUMP'IN HEDEFLERİ
Trump ve ekibi zaman zaman İran’ın nükleer programının yanı sıra farklı gerekçeler de dile getirdi; Tahran yönetiminin protestolara yönelik tutumu, İsrail’e karşı kullanılabilecek füze kapasitesi ve Hamas ile Hizbullah’a verilen destek bu başlıklar arasında yer aldı. Ancak askeri müdahale, Trump'ın dile getirdiği hedeflere ulaşılmasını sağlamayabilir. Haziran ayındaki son saldırının ardından İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun önemli bölümünün yer altına taşındığı belirtilen analizde, hava operasyonlarının ülke içindeki protestoculara nasıl fayda sağlayacağının belirsiz olduğu kaydedildi.
Trump, nihai hedefinin yalnızca İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemek mi yoksa daha kapsamlı bir değişim mi olduğunu açık biçimde ortaya koymadı. 2015’te Barack Obama döneminde imzalanan nükleer anlaşmayı sert sözlerle eleştiren ve 2018’de bu anlaşmadan çekilen Trump, şimdi yeni bir mutabakatın daha kapsamlı olduğunu göstermek zorunda. Diplomatik süreçte ilerleme sınırlı kalırken, tarafların uzlaşma için zamanı daralıyor.

Washington Post'un bildirdiğine göre, ABD ve müttefiki İsrail’in İran devletine karşı askeri açıdan belirgin bir üstünlüğe sahip ancak Tahran yönetiminin olası bir saldırıya ağır sonuçlar doğuracak şekilde karşılık verecek imkanları bulunuyor. ABD’nin eski İsrail Büyükelçisi ve Joe Biden döneminde Pentagon’da yöneticilik yapan Daniel Shapiro, Washington’un İsrail’in desteğiyle İran hükümetine karşı "ezici bir askeri üstünlük" kurabileceğini öne sürdü.
'SAVAŞ CİDDİ RİSKLER BARINDIRIYOR'
Shapiro, İran’la yaşanacak geniş çaplı bir savaşın ciddi riskler barındırdığı uyarısını yaptı. İran'ın balistik füzelerle bölgedeki ABD askerlerini hedef alabileceğini kaydeden Shapiro, İran'ın savaşı Orta Doğu genelindeki vekil güçleri aracılığıyla daha geniş ve yıkıcı bir hale getirebileceğini belirtti. Shapiro, deniz taşımacılığı ve küresel petrol piyasasında yaşanabilecek aksaklıkların da krizi uluslararası boyuta taşıyabileceğine dikkat çekti.
'İRAN BEDEL ÖDETEBİLİR'
Shapiro, ABD-İsrail ortak saldırılarının İran’a ağır zarar vereceğini vurguladı. Bunun hızlı ya da sorunsuz bir sonuç anlamına gelmeyeceğini belirten Shapiro, Tahran yönetiminin de karşılık verme ve bedel ödetme kapasitesine sahip olduğunu sözlerine ekledi.

Uzmanlar, Washington’un İran hükümetine karşı olası bir hava harekatı için Orta Doğu’da halihazırda yeterli askeri varlık bulundurduğunu belirtti. Yaklaşık 1 aydır Arap Denizi’nde görev yapan USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve beraberindeki taarruz grubunda F-35 Lightning II ile F/A-18 Super Hornet tipi uçakların da aralarında bulunduğu 9 filo yer alıyor. Lincoln'ün günde en az 125 bombardıman görevi gerçekleştirebilecek kapasiteye sahip olduğu bildirildi.
USS Gerald R. Ford öncülüğündeki ikinci uçak gemisi grubunun ise Doğu Akdeniz’e yönelmesinin beklendiği ifade edildi. Dünyanın en büyük uçak gemisi olarak gösterilen Ford’un, geçen ay Karayip Denizi’nde Venezuela lideri Nicolás Maduro’ya yönelik bir operasyon sonrasında bölgeden ayrıldığı kaydedildi.
Geçen yaz ABD Başkanı Donald Trump, İran devletinin Fordo’daki yer altı nükleer zenginleştirme tesisine yönelik bir saldırı kararı için iki hafta süre tanıdığını açıklamış ancak birkaç gün içinde B-2 hayalet bombardıman uçaklarıyla hedefi vurmuştu.
ABD'NİN SALDIRI KAPASİTESİ
Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü Askeri Bilimler Direktörü Matthew Savill, 2 uçak gemisi grubunun birlikte birkaç hafta boyunca günde yüzlerce sorti düzenleyebileceğini ve bu yoğunluğun “12 Günlük Savaş” dönemindekinden daha yüksek olacağını söyledi. Savill’e göre Ford görev almasa dahi Lincoln’den havalanacak uçaklar günlük 125’in üzerinde bombardıman gerçekleştirebilir.
The Guardian'ın haberine göre, mevcut yığınak, Washington’a sivil ve askeri altyapıyı geniş çaplı biçimde hedef alma imkanı sunuyor. Havacılık uzmanları da ABD’nin bölgeye kayda değer sayıda askeri uçak sevk ettiğini, gerçek zamanlı komuta-kontrol faaliyetleri için kritik öneme sahip altı E-3 Sentry AWACS uçağının ABD ve Japonya’dan Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’ne konuşlandırıldığını vurguladı.
ABD'NİN SEÇENEKLERİ GENİŞ
Askeri hazırlıkların, Beyaz Saray’a yalnızca İran’ın dini lideri Ali Hamaney’i değil, üst düzey isimleri ve stratejik tesisleri hedef alacak daha geniş bir bombardıman seçeneği sunduğu kaydedildi.
"İRAN'IN SAVUNMASI KARŞI SALDIRI OLACAK"
İsrail’in, ABD’nin İran devletinin en önemli askeri unsurlarından biri olarak görülen balistik füze programını hedef alması için baskı yaptığı bildirildi. İran’ın yaklaşık 2 bin balistik füzeye ve ülke genelinde 25’e kadar fırlatma üssüne sahip olduğu, bunların altısının Haziran ayındaki saldırılardan etkilenmediği tahmin ediliyor.
İran’ın hava savunma kapasitesinin sınırlı olduğu ve yaz aylarındaki çatışmada İsrail ordusu tarafından büyük ölçüde etkisiz hale getirildiği ifade edildi. Bu nedenle Tahran yönetiminin en güçlü seçeneğinin karşı saldırı olabileceği belirtildi.
"İRAN'IN SALDIRISINI ENGELLEMEK ZOR"
Uzmanlar, balistik füze salvolarının gelişmiş hava savunma sistemleriyle dahi tamamen engellenmesinin güç olduğuna ve İran’ın son çatışmada isabet oranını artırdığına dair işaretler bulunduğuna dikkat çekti.
Hamaney, salı günü yaptığı açıklamada ABD'yi, savaş gemilerini “denizin dibine göndermekle” tehdit etmişti.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Trump’ın İran'a yönelik olası bir saldırıda Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) üslerini kullanma talebine onay vermedi. İngiliz hükümetinin, uluslararası hukukun ihlal edilebileceği yönündeki kaygılar nedeniyle ABD’nin İngiltere topraklarındaki askeri tesislerden bombardıman düzenlemesine izin vermediği belirtildi. Bu gelişmenin ardından Trump’ın, İngiltere’nin Chagos Adaları’yla ilgili anlaşmasına verdiği desteği geri çektiği öne sürüldü.
The Telegraph'ın haberine göre, ABD’nin İran’a yönelik muhtemel bir saldırısında, İngiltere’nin Mauritius’a devretmeyi planladığı Chagos Adaları’ndaki Diego Garcia askeri üssü ile Avrupa’daki müttefik hava üslerinin kullanılabileceği değerlendiriliyordu. Washington yönetiminin Diego Garcia’yı kullanmak için Londra’dan ayrıca izin almasına gerek bulunmazken, RAF üslerinden operasyon düzenleyebilmesi için Britanya hükümetinin onayı gerekiyor.

İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Amir Said İravani, "Askeri saldırıya maruz kalması durumunda İran, Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması'nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını kullanarak kararlı ve orantılı bir şekilde karşılık verecektir." ifadelerini kullandı.
Mektupta İravani, ABD'nin "güç kullanımına" yönündeki tehditlerinin sürdüğünü, bu durumun BM Antlaşması'nı ve uluslararası hukuku açıkça ihlal ettiğini ve bölgeyi yeni bir kriz ve istikrarsızlığa sürükleme riski taşıdığını ifade etti. İravani, "Askeri saldırıya maruz kalması durumunda İran, BM Antlaşması'nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını kullanarak kararlı ve orantılı bir şekilde karşılık verecektir." ifadelerini kullandı.
İravani, ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklamalarının "gerçek saldırı riskleri barındırdığını" belirterek, "Bunun sonuçları bölge için felaket olur ve uluslararası barış ve güvenliğe ciddi bir tehdit oluşturur." ifadelerini kullandı.

ABD gazetesi The Wall Street Journal (WSJ) konuyla ilgili dikkat çeken bir iddiayı gündeme taşıdı. WSJ’nin diplomatik kaynaklara dayandırdığı habere göre; Trump’ın, Tahran yönetimini nükleer anlaşmaya zorlamak için İran'a karşı kapsamı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi değerlendirdiği iddia edildi.
'SALDIRI BİRKAÇ GÜN İÇİNDE GERÇEKLEŞECEK'
Böyle bir hamlenin büyük ölçekli bir misillemeyi tetiklemeden İran üzerindeki baskıyı artırabileceğine dikkat çeken kaynaklar, planın onaylanması halinde saldırının birkaç gün içinde gerçekleşebileceğini ve ordu ile hükümet tesislerini hedef alacağını bildirdi.
İran’ın ABD’nin taleplerini kabul etmemesi durumunda, Trump’ın rejim değişikliğine yol açabilecek daha kapsamlı saldırı emirleri verebileceği belirtildi.

ABD'nin İran'a olası saldırısına ilişkin orduya ve sivil savunma birimlerine "savaş hazırlığı" talimatı verdiği kaydedilen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, misilleme yapmaları halinde Tahran yönetimine sert karşılık ereceklerini belirtti.
Netanyahu, askeri mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada, İsrail’in İran’a karşı "en büyük müttefiki ABD ile omuz omuza çalıştığını" vurguladı.
'HAYAL BİLE EDEMEYECEKLERİ BİR KARŞILIKLA YÜZLEŞECEKLER'
Her türlü senaryoya hazırlıklı olduklarını belirten Netanyahu, "Kesin olan bir şey var: Eğer ayetullahlar hata yapıp bize saldırırlarsa, hayal bile edemeyecekleri bir karşılıkla yüzleşecekler." tehdidinde bulundu.
Netanyahu, geçen hafta ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmede, "İran ile yürütülecek müzakerelerde izlenecek temel ilkeler konusunda İsrail’in pozisyonunu" ilettiğini bildirdi.

ABD Başkanı Trump, Washington'da düzenlenen Gazze Barış Forumu toplantısında İran'a yönelik söylemlerini yineleyerek, İran'la ilgili sürecin nereye evrileceğini 10 gün içinde görebileceklerini kaydederek, "İran’la anlamlı bir anlaşma yapmalıyız, aksi takdirde kötü şeyler olur." dedi.
İran'ın hiçbir şekilde nükleer silaha sahip olamayacağının altını çizen Trump, Orta Doğu'daki barışın ancak nükleer silahı olmayan bir İran ile mümkün olabileceğini ifade etti. Tahran ile "anlamlı bir anlaşma" yapmanın tarihsel olarak zor olduğunu kabul ettiklerini anlatan Trump, müzakerelerin iyi geçtiğini ancak kendilerinin olumsuz sonuca da hazır olduklarını belirtti.
10 GÜN İÇİNDE ÖĞRENECEKSİNİZ
ABD Başkanı, "Orta Doğu’da bir adım daha ileri atabiliriz, ya da atamayabiliriz. Belki de bir anlaşma yapacağız, bunu muhtemelen önümüzdeki 10 gün içinde öğreneceksiniz." diye konuştu.
Trump, Gazze'de barış süreciyle birlikte Orta Doğu'da barış için önemli bir mesafe kat edildiğini dile getirerek, Tahran'a, "Şimdi, İran'ın, yaptığımız işi tamamlayacak bir yola bizimle birlikte çıkma zamanıdır. Eğer bize katılırlarsa bu harika olur. Katılmazlarsa da harika olur, ama çok farklı bir yoldan." sözleriyle seslendi.
İran'ın nükleer silaha sahip olamayacağını yeniden vurgulayan ABD Başkanı, "Onlar nükleer silaha sahip olamazlar, yoksa Orta Doğu'da barış sağlanamaz." değerlendirmesini yaptı.



















