
05/06/2026 tarihi için yeni canlı bloğumuzu buradan takip edebilirsiniz.
HABER İÇİN TIKLAYIN

İran dini lideri Mücteba Hamaney’in askeri danışmanı Muhsin Rızai, ABD ile İran arasındaki savaşın sona erdirilmesine yönelik üzerinde çalışılan mutabakat zaptına ilişkin açıklamalarda bulundu. Rızai, İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, mutabakat zaptının mevcut taslağında hala açıklığa kavuşturulması gereken belirsizlikler bulunduğunu söyledi.
Rızai ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ı kendi şartlarını kabul etmeye zorlamak istediğini ve Tahran'ın taleplerini belirsiz bırakmaya çalıştığını öne sürdü.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın bir ABD askeri personelini öldürmesinin savaşa geri dönülmesine neden olup olmayacağına yönelik bir soruya, "Evet, bu savaşa dönmek için güçlü bir neden olurdu. Dürüst olmak gerekirse, eğer ABD askerleri öldürülürse, buna çok hızlı bir şekilde karşılık verirdim" cevabını verdi.
"Hamaney ile görüşürüm"
ABD Başkanı Donald Trump, İran dini lideri Mücteba Hamaney ile görüşme ihtimaline ilişkin, "Eğer bir anlaşmaya varırsak, onunla görüşmem mümkün olabilir. Buna sıcak bakarım" dedi.

İran devlet televizyonuna göre Devrim muhafızları Ordusu, İsrail’in Lübnan'a yönelik saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, uluslararası kurumların, ülkelerin ve dünya halklarının karşı çıkmasının Tel Aviv yöneticileri üzerinde hiçbir etki yaratmadığı, ABD’nin müdahalelerinin de İsrail’in işlediği suç ve soykırımlarda artıştan başka bir sonuç vermediği belirtildi. ABD ve Avrupa ülkelerinin desteğine rağmen İsrail’in bölge halkının gönlünü kazanamadığı ve viran edilmiş topraklara hükmettiği aktarılan açıklamada, İsrail’in her gün Filistinli ve Lübnanlıların evlerini yıktığı vurgulandı.
Açıklamada, "Lübnan halkı, gaspçı rejimin savaşta başaramadığını, çocuk katili Amerikan rejimi tarafından dayatılmış bir sözleşmenin desteğiyle başarmasına izin vermeyecektir." ifadeleri kullanıldı.

İsrail'in kuzeyindeki Şlomi kasabasında, düzenlenen insansız hava aracı saldırısı nedeniyle alarmlar çaldı.
İsrail basını, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Şlomi kasabasına yönelik saldırıdan son anda kurtulduğunu bildirdi.
Habere göre Netanyahu, alarmlar çalmadan kısa süre önce bölgede bulunuyordu.
İsrail Başbakanlık Ofisi, Netanyahu’nun herhangi bir yara almadığını ve bölgeden güvenli şekilde ayrıldığını açıkladı.

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, Lübnan’daki gerilime ilişkin yaptığı açıklamada İsrail’e yönelik sert mesajlar verdi. Kasım, saldırıların devam etmesi halinde karşılığın süreceğini vurguladı.
“KÖYLERİMİZ BOMBALANDIKÇA KARŞILIK SÜRECEK”
Kasım, “Köylerimiz bombalanmaya ve insanlarımız öldürülmeye devam ettiği sürece, Kuzey İsrail güvenli olmayacak” ifadelerini kullandı. Direnişin silahsızlandırılmasının kabul edilemeyeceğini belirtti.
“TESLİMİYET ANLAMINA GELİR”
Kasım, olası bir anlaşma sürecine ilişkin değerlendirmesinde, “Eğer asıl amaç, herhangi bir anlaşma için başlangıç noktası olarak direnişi silahsızlandırmak ise, bu Lübnan'ın gücünün uygulanması anlamına gelir” dedi.
Ateşkesin ancak kapsamlı olması gerektiğini vurgulayan Kasım, “Ateşkes kapsamlı olmalı ve Güney ile Lübnan'ın geri kalanı arasında hiçbir ayrım olmamalıdır” ifadelerini kullandı.
“MÜZAKERE DEĞİL, TESLİMİYET”
Kasım, mevcut diplomatik süreci eleştirerek, “Güvenlik politikası, ateşkes sloganı altında yürütülmelidir; bu da tarafların ateşkes ilan etmesi, teslim olması ve yenilgiyi kabul etmesi anlamına gelir” dedi.
“TÜM GÜCÜMÜZLE KARŞILIK VERİRİZ”
Saldırıların sürmesi halinde yanıtın daha da sert olacağını belirten Kasım, “Bu saldırganlık devam ettiği sürece, sahip olduğumuz tüm güçle karşılık vereceğiz” dedi.
“DOĞRUDAN MÜZAKERELER BİR HAKARETTİR”
Lübnan’daki siyasi bölünmüşlüğe de değinen Kasım, yetkilileri sorumlu tutarak, “Yetkilileri, doğrudan müzakereler adı altında yürütülen bu saçmalığa ve hakarete son vermeye çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.
Kasım ayrıca, “Hiç kimseye saldırıya direnmeme veya karşılık vermeme konusunda bir taahhüt vermedik” diyerek Hizbullah’ın tutumunun değişmeyeceğini vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump, Lübnan'daki çatışmaların sona ermesini isterken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun tansiyonu yükseltmek istediği öne sürüldü.
Lübnan konusunda Trump ve Netanyahu arasında görüş ayrılıklarının belirginleşmeye başladığına dikkat çeken Axios, iki üst düzey ABD'li yetkiliye dayandırdığı haberinde, Trump'ın Lübnan'daki savaşın sona erdirilmesinden yana olduğunu, Netanyahu'nun ise çatışmaları yeniden başlatma eğiliminde göründüğünü aktardı.
Haberde, son dönemde Lübnan konusunda yaşanan anlaşmazlığın, Netanyahu'nun askeri hedeflerinin ve hatta siyasi geleceğinin, gerilimin büyümesini istemeyen bir Amerikan başkanının tutumuna bağlı olduğunu ortaya koyduğu belirtildi.
İRAN'DA UYUM, LÜBNAN'DA GÖRÜŞ AYRILIĞI
Axios'un analizinde, Trump ve Netanyahu'nun İran konusunda yakın koordinasyon içinde hareket ettiği ve neredeyse her gün görüştüğü vurgulandı.
Ancak hem Washington hem de Tel Aviv'deki yetkililerin, iki müttefikin çıkar ve hedeflerinin bazı başlıklarda farklılaşabileceğinin farkında olduğu ifade edildi.
NETANYAHU CEPHESİNDE ENDİŞE
Habere göre, Netanyahu'ya yakın bazı isimler, ABD ile İsrail arasındaki görüş ayrılıklarının artık daha görünür hale gelmeye başladığından endişe duyuyor.
Axios, özellikle Lübnan dosyasında yaşanan son gelişmelerin, Trump yönetimi ile Netanyahu hükümeti arasında yeni bir diplomatik sınamanın habercisi olabileceği değerlendirmesine yer verdi.

Hizbullah'ın fiberoptik insansız hava aracıyla (İHA) gerçekleştirdiği saldırıda Lübnan'ın güneyine giden İsrail ordusunun Kuzey Cephesi Komutanı Tümgeneral Rafi Milo'nun bulunduğu askeri konvoyu hedef aldığı ortaya çıktı.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Hizbullah saldırısının Tümgeneral Milo ve beraberindeki heyetin Lübnan'ın güneyinde işgal edilen bir köye ziyareti sırasında gerçekleştiği belirtildi.
Tümgeneral Milo ve beraberindeki heyetin araçlarından inmesinden kısa bir süre sonra Hizbullah'ın gönderdiği fiberoptik kamikaze İHA'nın konvoydaki askeri araçlardan birine doğrudan isabet ettiği aktarıldı.
Birkaç hafta önce gerçekleştiği belirtilen saldırıdan Milo ve beraberindeki askeri heyetin yara almadan kurtulduğu ifade edildi.
Hizbullah'ın Milo'yu hedef alan saldırısının ardından İsrail ordu komuta kademesinin Lübnan'da işgal edilen bölgelere yönelik ziyaretine ilişkin güvenlik önlemlerinin sıkılaştırıldığı kaydedildi.
Öte yandan İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberinde, Hizbullah'ın gerçekleştirdiği İHA saldırılarıyla Lübnan'ın güneyinde "komutanları avlama" stratejisi benimsemeye başladığı belirtildi.

İran dini lideri Mücteba Hamaney, İmam Humeyni’nin vefatının 37. yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Hamaney, açıklamasında küresel güç dengeleri ve Washington’ın Orta Doğu politikalarını hedef aldı.
“BAĞIMSIZ İRAN’I ASLA KABUL ETMEDİLER”
Hamaney mesajında, “Küresel tahakküm sistemi ve onun başındaki Amerika Birleşik Devletleri, bağımsız ve güçlü bir İran’ı hiçbir zaman kabul etmemiştir. Bu egemenlik sisteminin ve emperyalizmin asıl sorunu, bizim bu teslim olmayan kimliğimizledir. Karmaşık savaş, halkımızın direnme gücünü zayıflatmaya ve yetkililerimizin tahminlerini bozmaya dayanıyor.” ifadelerini kullandı.
İran lideri, İsrail’in bölgede “ileri karakol” olarak kullanıldığını öne sürerek, ülkesine yönelik baskıların sürdüğünü savundu. Buna rağmen İran’ın hem halkının hem de silahlı kuvvetlerinin direnişi sayesinde hedeflere ulaşılamadığını belirtti.
“DÜŞMAN HİBRİT SAVAŞA YÖNELDİ”
Hamaney, askeri sahada sonuç alınamadığını belirterek, karşı tarafın artık farklı yöntemlere başvurduğunu ifade etti.
Hamaney, mesajında “İsrail'i bölgede bir ileri karakol olarak kullanan bu sistem, İran'ın ilerlemesini engellemek için her türlü girişimde bulunmaktadır. Ancak düşman, İran halkının ve silahlı kuvvetlerinin direnci karşısında başarısızlığa uğramış, derin ve anlamlı bir aşağılanma yaşamıştır.” değerlendirmesinde bulundu.
“HEDEF TOPLUMSAL BİRLİĞİ ZAYIFLATMAK”
Hamaney, İran Silahlı Kuvvetleri karşısında başarısız olan aktörlerin artık “karmaşık savaş” yürüttüğünü savundu. Hibrit savaş vurgusu yapan Hamaney, iç toplumsal dinamiklerin hedef alındığını şu sözlerle belirtti:
“Düşmanın güçlerimize karşı başarısız olması ve sahada ağır bir yenilgi almasından sonra şimdi karmaşık bir savaşa odaklanıyor. Bugün düşmanın temel hedefi, halk arasında şüphe, umutsuzluk, korku ve ayrılık tohumları ekmektir. Bu nedenle birlik, dayanışma, karşılıklı güven ve düşmanın propagandasına karşı bilinçli duruş büyük önem taşımaktadır. Herkes düşmanla aynı ses tonunda olmadan onun hain planını boşa çıkarmalıdır.”

ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin İran topraklarına yönelik saldırılarının ardından Tahran’ın Kuveyt’e düzenlediği saldırıların “kışkırtma” sonucu gerçekleşmiş olabileceğini öne sürdü.
Trump, Oval Ofis’te yaptığı açıklamada, “Bazıları biraz kışkırtıldıklarını söyleyebilir, çünkü biz farklı bir nedenle sert bir eylemde bulunduk, bu yüzden onlar da karşılık verdiler” ifadelerini kullandı.
ATEŞKES SORUSUNA NET YANIT VERMEDİ
Kuveyt’e yönelik saldırıların ardından İran’la ateşkesin geçerliliğine ilişkin soruyu yanıtlayan Trump, “Her şeyin bir sebebi var ve biz onları önceki gece oldukça sert vurduk. Bana açıklandığında, ‘Dolayısıyla bazı şeylerin bir sebebi var’ dedim” şeklinde konuştu ancak ateşkes sorusuna net bir yanıt vermedi.

Kuveyt Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Kuveyt Uluslararası Havalimanı'na dün gerçekleştirilen HA saldırısının görüntülerini paylaştı.
Güvenlik kamerası görüntülerinde, insansız hava aracının havalimanının 1. Terminaline (T1) saldırdığı anlar yer aldı.
İHA'nın isabet etmesiyle şiddetli patlama meydana geldiği, yolcu terminalinde bulunanların can havliye kaçıştığı, binada büyük hasar meydana geldiği görüldü.

İran, Kuveyt Havalimanı’nda meydana gelen hasarın ABD yapımı Patriot hava savunma sistemindeki arızadan kaynaklandığını iddia ederek Kuveyt’in “İran İHA saldırısı düzenledi” açıklamasını reddetti.
İRAN: HASAR PATRIOT SİSTEMİ ARIZASINDAN KAYNAKLANDI
İran devlet ajansı IRNA’nın haberine göre, İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi, Kuveyt Uluslararası Havalimanı’ndaki yolcu terminalinde oluşan hasarın İran füze saldırısıyla değil, ABD üretimi Patriot sisteminin arızasıyla meydana geldiğini öne sürdü.
CAN KAYBI VE YARALILAR VAR
Kuveytli yetkililer, saldırı sonucunda bir kişinin hayatını kaybettiğini, 63 kişinin ise yaralandığını açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı yürüttüğü savaş, ABD petrol stoklarını son yirmi yılın en düşük seviyesine indirdi.
Küresel enerji piyasalarında yeni bir dalgalanmayı tetikleyen bu durum, petrol fiyatlarının yeniden sert yükselişe geçeceğine dair uyarıları beraberinde getirdi.
ABD PETROL STOKLARI 2004’TEN BU YANA EN DÜŞÜK SEVİYEDE
İngiliz Financial Times gazetesinin haberine göre, ABD hükümeti tarafından açıklanan verilerde, “ham petrol ve benzin gibi türev ürünlerin toplam stokları geçen hafta 10,6 milyon varil azalarak 1,57 milyar varile düştü ve 2004'ten bu yana en düşük seviyesine geriledi” ifadeleri yer aldı.
FİYATLARDA YENİ SIÇRAMA UYARISI
Petrol stoklarındaki sert gerileme, analistleri yeni bir fiyat şoku konusunda alarma geçirdi. ABD petrolü yüzde 2,6 artışla varil başına 96,17 dolar fiyatına yükseldi.
Eski Beyaz Saray danışmanı Bob McNally, Hürmüz Boğazı’nın yeniden tamamen açılamaması halinde fiyatların yaz aylarında 200 dolara kadar çıkabileceği uyarısında bulundu.
McNally, “Bu durum, diğer sektörlere, ekonomiye ve finansal sisteme yayılma riskini artırmaya başlıyor. Genel olarak ekonomide ve finansal sistemde kırılganlıkları artırıyor.” dedi.
HÜRMÜZ GERİLİMİ KÜRESEL ARZI VURDU
Körfez’in en kritik enerji geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlik, küresel arz dengesini bozarken ABD’nin artan ihracatıyla açığın kapatılmaya çalışıldığı ifade edildi.
Geçen hafta şirket ve devlet stoklarındaki toplam 16 milyon varillik düşüş, Asya ve Avrupa’ya yönelen sevkiyatlarla ilişkilendirildi.
ABD'nin verilerine göre, ülkedeki günlük ham petrol ihracatı 4,4 milyon varilden 5,8 milyon varile yükselerek birçok OPEC ülkesini geride bıraktı.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ABD'de gerçekleştirilen 4’üncü tur müzakereler sonrası duyurulan şartlı kapsamlı ateşkese rağmen Lübnan’ın güneyindeki işgal ve saldırılarının süreceğini açıkladı.
Savunma Bakanı Katz, duyurulan ateşkes metninin Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve Litani Nehri'nin kuzeyine çekilmesinin yanı sıra İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki işgalinin sürdürmesini ve "hareket özgürlüğünü" kapsadığını iddia etti.
Washington arabuluculuğunda sağlanan ateşkesin Lübnan’ın güneyinde yürüttükleri işgal ve saldırıların bir sonucu olduğunu ileri süren Katz, "Bu gerçeklik, Lübnan devleti ile bir barış anlaşmasına yol açabilir." ifadesini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, yakın çevresine ve yardımcılarına İran’la topyekün savaşa yeniden başlamak istemediğini söylediği ancak ABD askerlerinin hedef alınması halinde ateşkesi sonlandırmayı değerlendireceği bildirildi.
Wall Street Journal'ın ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre Trump, özel görüşmelerde yardımcılarına, İran'ın Amerikan askerlerini hedef alıp can kaybına yol açması halinde ateşkesi sona erdirmeyi değerlendirebileceğini söyledi.
Yetkililer, son dönemde yaşanan karşılıklı saldırılara rağmen haftalar önce başlayan hava saldırıları arasının hâlâ geçerli olduğunu ve Washington'ın daha geniş çaplı bir savaştan kaçınmaya çalıştığını ifade etti.
Haberde, Trump'ın daha büyük bir bölgesel çatışmayı önlemek amacıyla düşük yoğunluklu gerilimlere bir süre daha katlanmaya hazır göründüğü kaydedildi.
TRUMP ANLAŞMA İÇİN NETANYAHU'YA BASKI
Habere göre Trump, İran'ın nükleer faaliyetlerini sonlandıracak, zenginleştirilmiş uranyum stoklarını ortadan kaldıracak ve Hürmüz Boğazı'nı yeniden açacak bir anlaşmaya ulaşılması gerektiğini savundu.
Trump'ın, New York Post'a verdiği röportajda ABD ablukasının İşçi Bayramı'na kadar sürmesinin mümkün olduğunu ancak diplomatik çözüm ihtimalini de koruduğunu söylediği aktarıldı.
ABD Başkanı'nın ayrıca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya, Lübnan'a yönelik planlanan bir saldırıyı durdurması için baskı yaptığı ifade edildi.
İRAN İLE MÜZAKERELERDE 'ÇIKMAZ' ENDİŞESİ
Wall Street Journal'a konuşan kaynaklara göre Trump yönetimi ile İran arasında yaklaşık 60 günlük müzakere sürecini kapsayacak bir mutabakat üzerinde çalışmalar sürdü.
Ancak Trump'ın, İran'ın ciddi tavizler vermeden herhangi bir ekonomik fayda elde etmemesi gerektiğini yardımcılarına ilettiği belirtildi.
Tahran yönetiminin ise nükleer program konusunda ilerleme sağlanabilmesi için ABD'nin mali yaptırımları hafifletmesini veya ekonomik destek sunmasını talep ettiği kaydedildi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran ile yürütülen müzakerelerde Washington’un doğrudan mali destek sağlamasına karşı çıktığı öne sürüldü. Ancak taraflar arasında, olası bir anlaşmanın ardından İran’a milyarlarca dolarlık kaynak aktarabilecek bir fon kurulması seçeneğinin masada olduğu belirtildi.
CNN: TRUMP DANIŞMANLARINA TALİMAT VERDİ
ABD merkezli haber kuruluşu CNN International’ın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Başkan Donald Trump, danışmanlarına ABD’nin İran’a doğrudan fon sağlayacağı herhangi bir anlaşmayı imzalamayacağını söyledi.
Haberde, Trump’ın İran’a doğrudan mali kaynak aktarılmasına sıcak bakmadığı ve bu konudaki tutumunu yakın çevresine net şekilde ilettiği aktarıldı.
MİLYARLARCA DOLARLIK FON GÖRÜŞÜLÜYOR
Öte yandan CNN’in haberine göre, taraflar arasında nihai bir anlaşmaya varılması halinde İran’a milyarlarca dolar sağlayabilecek özel bir fon oluşturulmasına yönelik görüşmeler devam ediyor.
Söz konusu fonun yapısı, finansman modeli ve olası kullanım alanlarına ilişkin detayların ise henüz netleşmediği belirtildi.

İsrail ve Lübnan heyetlerinin ABD arabuluculuğunda gerçekleştirdiği doğrudan görüşmelerin 4. turunun tamamlanmasının ardından, üç ülkeden görüşmelerin içeriğine ilişkin ortak açıklama geldi. İsrail ve Lübnan heyetlerinin ateşkesin hayata geçirilmesi konusunda görüş birliğine vardığı kaydedilen açıklamada, "İsrail ve Lübnan ateşkesin uygulanması konusunda mutabık kalmıştır. Ateşkes, Hizbullah saldırılarının tamamen durdurulmasına ve tüm Hizbullah unsurlarının (İsrail sınırı ile Lübnan’ın Litani Nehri arasındaki) Güney Litani bölgesinden tahliye edilmesine bağlıdır" ifadeleri kullanıldı.
"DEVLET DIŞI AKTÖRLER DEVRE DIŞI BIRAKILACAK"
İsim vermeden Hizbullah’ın Lübnan’daki varlığına işaret edilen açıklamada, "İsrail ve Lübnan ABD'nin yardımıyla devlet dışı tüm aktörlerin devre dışı bırakılması ve bölgenin yegane kontrolünün Lübnan Silahlı Kuvvetleri'ne verilmesini öngören pilot bölgeler oluşturma sürecinin hızla hayata geçirilmesi konusunda mutabık kalmıştır" denildi. Bu adımların kapsamlı bir barış ve güvenlik anlaşmasına kapı aralayacağı vurgulanan açıklamada, "Görüşmelere katılan tüm ülkeler, İsrail ile Lübnan arasındaki ilişkilerin geleceğine bu iki egemen hükümet tarafından karar verilmesi gerektiğini yinelemiştir. Herhangi bir devlet veya devlet dışı aktörün, Lübnan'ın geleceğini rehin almaya yönelik her türlü girişimi reddedilmektedir" ifadeleri kullanıldı.
"İSRAİL VE LÜBNAN DOĞRUDAN MÜZAKERELERE DEVAM EDECEK"
İsrail ve Lübnan’ın karşılıklı güveni inşa etmek, sorunları çözmek ve iki ülke arasında kapsamlı bir anlaşmaya varmak için doğrudan müzakerelere devam etme kararı aldığı aktarılarak, "Heyetler, 29 Mayıs'ta Pentagon'da yapılan görüşmeleri temel alarak, Lübnan ve İsrail'in egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü sürdürülebilir bir şekilde güvence altına almayı amaçlayan bir güvenlik çerçevesini ele almıştır. Bu çerçeve, devlet dışı silahlı grupların dağıtılmasını ve yeniden ortaya çıkmalarının önlenmesini de içermektedir" denildi.
ABD’DEN LÜBNAN SİLAHLI KUVVETLERİ’NE DESTEK TAAHHÜDÜ
Görüşmelere katılan tüm tarafların, İran'ın bölge ülkelerine yönelik saldırılarını ve Orta Doğu genelindeki istikrar bozucu faaliyetlerini kınadığı belirtilerek, "ABD, İsrail ve Lübnan hükümetlerinin egemenliğine yönelik süregelen desteğini yinelemiştir. Çatışmaların sona ermesine yönelik herhangi bir anlaşmanın, başka bir kanal üzerinden değil, doğrudan ABD’nin arabuluculuğunda iki hükümet arasında yapılması gerektiğini bir kez daha vurgulamıştır. ABD, Lübnan Silahlı Kuvvetleri'nin kapasitesinin artırılması ve Lübnan’ın egemenliğini etkin bir şekilde kullanması konusunda destek vermeye hazır olduğunun altını çizmiştir" ifadeleri kullanıldı.
İSRAİL, KIRMIZI ÇİZGİ OLARAK HİZBULLAH VARLIĞINA İŞARET ETTİ
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun 2 Haziran'da yaptığı "Hizbullah'ın sadece İsrail'in ve ABD’nin değil, aynı zamanda Lübnan'ın da düşmanı olduğu" yönündeki açıklamaları hatırlatılarak, "İsrail, görüşmelerde güvenliğinin ve toprak bütünlüğüne saygının ancak Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve tüm Lübnan'daki Hizbullah altyapısının çökertilmesiyle sağlanabileceğini yinelemiştir. Askıda kalan tüm sorunların çözümü ile kalıcı barış ve güvenliğin sağlanması için ABD liderliğindeki doğrudan müzakerelerin önemini vurgulamıştır" denildi.
LÜBNAN’DAN EGEMENLİK VURGUSU
Lübnan’ın görüşmelerde egemenliğe karşılıklı saygı ve çatışmaların durdurulmasının önemine vurgu yaptığı aktarılarak, "Lübnan heyeti, toprak bütünlüğü ve tam devlet egemenliği ilkelerinin öneminin altını çizmiştir. Lübnan, ülke genelinde etkin kontrolü sağlamak adına, ABD desteğiyle Lübnan Silahlı Kuvvetleri'nin kapasitesini artırma kararlılığını ifade etmiştir" ifadelerine yer verildi. İsrail ve Lübnan heyetlerinin kapsamlı bir anlaşmaya varma hedefiyle 22 Haziran’da başlayan haftada yeniden bir araya gelerek siyaset ve güvenlik süreçlerini ele alacağı aktarıldı. ABD’nin bu süre zarfında taraflar arasındaki iletişimi kolaylaştırmaya devam edeceği ifade edildi.

ABD Temsilciler Meclisi, Başkan Donald Trump yönetiminin İran'a yönelik saldırılarının sona ermesini öngören "savaş yetkileri" tasarısını kabul etti.
Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Temsilciler Meclisinde yapılan oylamada, 208 "hayır" oyuna karşılık Kongre üyeleri 215 "evet" oyu kullandı.
4 Cumhuriyetçi Kongre üyesinin Demokratlarla birlikte "evet" oyu kullandığı oylama, Trump'ın kendi partisinin çoğunlukta olmasına karşın Temsilciler Meclisinde İran'la savaşın sürmesine yönelik tepkinin somut bir ifadesi olarak değerlendirildi.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ran Devrimi Lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin ölüm yıl dönümüne ilişkin mesaj yayımladı.
Humeyni’nin İran halkına baskı ve zorbalığa karşı geri adım atmamayı öğrettiğini belirten Kalibaf, kendilerinin de aynı yolu takip ettiğini vurguladı.
İran ile ABD arasında yürütülen müzakerelerde İran heyeti başkanı da olan Kalibaf, “ABD ve Siyonist rejimle (İsrail) olan çatışmada, İran’a yönelik boş tehditler döneminin sona erdiği ve her türlü saldırganlığa kararlı, pişman edici ve uygun karşılık verileceği gösterilmiştir.” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD-İran arasındaki hassas ateşkes ve Lübnan’a yönelik İsrail saldırılarına ilişkin açıklama yaptı. İran basınında yer alan haberlere göre Arakçi, Tahran yönetiminin Lübnan’ın başkenti Beyrut’a yönelik herhangi bir saldırı karşısında sessiz kalmayacağını söyledi.
Arakçi, Lübnan merkezli Al Mayadeen’e yaptığı açıklamada ise, "Beyrut'a yapılacak herhangi bir saldırı, ciddi sonuçlar doğuracak ve savaşın tamamen yeniden başlamasına yol açacaktır" dedi.
İsrail'in Beyrut'un banliyölerine yönelik saldırı tehdidinde bulunduğu anda kararlı bir tavır aldıklarını söyleyen Arakçi, İran Silahlı Kuvvetleri’nin karşı saldırı için tam teyakkuza geçirildiğini belirtti.
"ABD İLE TEMAS KESİLMEDİ"
Arakçi ayrıca ABD ile temasın kesilmediğini ancak müzakerelerde herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini aktardı. Dışişleri Bakanı, gelinen süreçte her iki tarafın da karşılıklı olarak gönderilen metinleri incelediğini söyledi.



