Son dakika... ABD'ye götürülen Maduro'dan yeni görüntüler! Yarın hakim karşısına çıkacak... Dünya ayağa kalktı, protestolar çığ gibi büyüyor
Güncelleme Tarihi:
ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ın ABD'nin bir parçası olması gerektiği yönündeki tepki çeken açıklamalarını tekrar etmesine, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen’den sert tepki geldi. Konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Grönland’ın Danimarka Krallığı’na bağlı olduğunu hatırlatan Frederiksen "ABD'nin Grönland'ı ele geçirmesi gerektiğinden bahsetmek kesinlikle mantıksız. ABD'nin Danimarka Krallığı'na bağlı üç ülkeden herhangi birini ilhak etme hakkı yok" ifadelerini kullandı. Trump yönetimine mevcut söylemlerinden vazgeçme çağrısı yapan Frederiksen, "ABD'yi, tarihi olarak yakın bir müttefike ve satılık olmadıklarını çok net bir şekilde ifade eden başka bir ülkeye ve halka yönelik tehditlerini durdurmaya ciddi şekilde çağırıyorum" dedi.
"SADECE YANLIŞ DEĞİL, AYNI ZAMANDA SAYGISIZCA"
Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen de Trump’ın ifadelerine tepki göstererek,"ABD Başkanı 'Grönland'a ihtiyacımız var' dediğinde ve bizi Venezuela ve askeri müdahale ile ilişkilendirdiğinde, bu sadece yanlış değil; aynı zamanda saygısızcadır" açıklamasında bulundu.

İspanya, Brezilya, Şili, Kolombiya, Meksika ve Uruguay, ABD’nin dün Venezuela’ya düzenlediği saldırı ile Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores’i yakalayarak yargılamak üzere ABD’ye kaçırmasına tepki gösteren bir ortak açıklama yayınladı. Açıklamada, ABD'nin Venezuela'ya müdahalesinin barış ve bölgesel güvenlik için son derece tehlikeli bir emsal teşkil ettiği ve sivil halkı tehlikeye attığı belirtildi.
Doğal veya stratejik kaynakların dış müdahale ile ele geçirilmesine yönelik her türlü girişime ilişkin endişelerin dile getirildiği açıklamada, söz konusu eylemin uluslararası hukuka aykırı olduğu ve bölgenin siyasi, ekonomik ve sosyal istikrarını tehdit ettiği vurgulandı.
Açıklamada, ABD-Venezuela arasındaki krizin dış müdahale olmaksızın ve uluslararası hukuka uygun olarak çözülmesi için diyalog ve müzakere çağrısında bulunularak, ABD'nin eylemlerinin uluslararası hukukun temel ilkeleriyle, özellikle Birleşmiş Milletler Şartı'nda belirtilen, bağımsız ulusların egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı, güç kullanımı ve tehdit yasağı ilkesiyle çeliştiği belirtildi.
Venezuela'da yabancı "hükümet kontrolü"ne yönelik her türlü girişime ilişkin endişelerin dile getirildiği açıklamada, "Sadece Venezuelalıların kendilerinin önderlik ettiği kapsayıcı bir siyasi sürecin, insan onuruna saygılı, demokratik ve sürdürülebilir bir çözüme yol açabileceğini yeniden teyit ediyoruz" denildi.

ABD’nin Venezuela topraklarına saldırması ve devlet başkanını eşi ile birlikte ülke dışına çıkarması, Maduro’nun Brooklyn kentinde tutulduğu Metropolitan Gözaltı Merkezi önünde protesto edildi.
Protestocu grup, Başkan Donald Trump’ın emriyle düzenlenen saldırı sonucu Maduro ve eşi Cilia Flores’in "özgürlüklerinin kısıtlanmasını"na tepki gösterdi.
Gözaltı merkezi önünde düzenlenen protesto gösterisinde saatlerce slogan atan kalabalık grup, ABD’nin "Venezuela topraklarının elini çekmesi ve ülkenin başkanı Maduro’yu serbest bırakmasını" talep etti.
"ABD Karayipler’den çekil", "Petrol için kan yok", "Venezuela’yı bombalamayı hemen durdur" yazılı dövizler taşıyan protestocular, Trump hükümetinin Maduro’yu, Venezuela’ya özgürlük getirmek için değil, ülkenin yeraltı kaynaklarını ele geçirmek için yargılamak istediğini öne sürdü.
Daha çok, özgürlük ve demokrasi vurgusunun hakim olduğu gösteride ayrıca, ABD’nin Filistin politikasına yönelik tepkiler de dövizlere ve sloganlara yansıdı.
New York Polis Teşkilatı (NYPD), Nicolas Maduro’nun dün geceden bu yana tutulduğu gözaltı merkezi önündeki protesto esnasında güvenliği sağlamak için onlarca güvenlik görevlisi ve polis aracıyla nöbet tuttu.

The New York Times (NYT) gazetesinin haberine göre, Venezuela'dan ismi paylaşılmayan bir yetkili, ABD'nin Venezuela'daki askeri müdahalesindeki can kayıplarına ilişkin açıklama yaptı.
Yetkili, Maduro'nun alıkonulduğu askeri müdahalede hayatını kaybedenlerin sayısının 80'e çıktığını, bu sayının artabileceğini ifade etti.
Venezuela Dışişleri Bakanı Yvan Gil, tam sayı vermese de ABD'nin asker ve sivilleri katlederek Maduro'yu kaçırdığını ve bu şekilde Birleşmiş Milletler (BM) Şartı maddeleri, uluslararası hukuk ve temel insan haklarını ihlal ettiğini söylemişti.

Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, ABD'nin düzenlediği askeri operasyonla Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini ülkeden kaçırmasına ilişkin, "Hiçbir ülke uluslararası polis veya yargıç gibi davranamaz." dedi.
Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada Bakan Vang, ülkesini ziyaret eden Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile yaptığı görüşmede, konuya ilişkin değerlendirmede bulundu.
Venezuela'daki durumdaki ani değişimin uluslararası toplumun dikkatini çektiğine işaret eden Vang, "Hiçbir ülke uluslararası polis veya yargıç gibi davranamaz. Ülkelerin egemenliği ve güvenliği uluslararası hukuk tarafından korunmalıdır." ifadelerini kullandı.
Vang, Çin'in uluslararası ilişkilerde güç kullanımına ve bir ülkenin iradesini diğerine dayatmasına karşı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nı korumak, uluslararası ahlakın kırmızı çizgilerine bağlı kalmak, tüm ülkelerin egemen eşitliğini savunmak, dünya barışını ve kalkınmasını korumak ve insanlık için ortak geleceği paylaşan bir topluluğu inşa etmek için uluslararası toplumla birlikte çalışmaya hazırız." şeklinde konuştu.
Pakistan Dışişleri Bakanı Dar da ülke olarak BM Şartı'nın amaçlarına bağlı olduklarını ve ülkelerin egemenliğini ihlal eden zorbaca uygulamalara karşı çıktıklarını dile getirdi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun devrilmesinin ardından yeni liderlere yön vermek için petrol karantinasını kullanacaklarını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD basınına Venezuela’ya yönelik saldırı ve gelecekte bu ülkeye yönelik izlenecek politikaya ilişkin açıklamalarda bulundu. ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela’nın ABD tarafından yönetileceği şeklindeki ifadelerine açıklık getirmesi istenen Rubio, "Rejimin dayandığı şeyin anahtarı, petrolün beslediği ekonomidir. Ve şu anda petrol endüstrisi geri kalmış durumda. Çok fazla yardıma ve çalışmaya ihtiyaç duyuyor. Aynı zamanda halka hiçbir faydası olmaması ve petrol gelirlerinden gelen paranın hiçbir şekilde halka ulaşmıyor olması konusunda da böyle. Tamamı, en tepedeki insanlar tarafından çalınıyor. İşte bu yüzden bir ‘karantina’ uyguluyoruz. Şu anda yaptırımlara tabi olan petrol sevkiyatlarına yönelik bir karantina var" dedi.
Bu uygulamanın ABD’nin elindeki son derece büyük bir baskı kozu olduğunu ifade eden Rubio, "Bu Venezuela halkı için daha iyi bir gelecek oluşturacak değişiklikler görülene kadar yürürlükte kalmaya devam edecek. Başkan’ın bunu söylerken işaret ettiği ‘kontrol’ bu türden bir kontroldür. Bu karantinayı sürdürüyoruz ve değişiklikler olmasını bekliyoruz. Yalnızca petrol endüstrisinin halkın yararına işletilmesi açısından değil, aynı zamanda uyuşturucu kaçakçılığının durdurulması, çete sorunlarının ortadan kalkması, FARC ve ELN’nin dışarı atılması ve kendi yarım küremizde Hizbullah ve İran ile yakınlaşmaya son verilmesi de dahil" dedi.

Venezuela Savunma Bakanı Vladimir Padrino Lopez, ABD ordusunun dün Venezula Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini yakalayarak ülkeden çıkarması sonrası basın toplantısı düzenledi. Lopez, ABD'ye Maduro ve eşini serbest bırakması çağrısında bulunarak, "Maduro ve First Lady'nin iadesini talep ediyoruz. Bu, Venezuela'nın meşru Devlet Başkanı ve First Lady'ye yönelik bir saldırıdır. Onun ve başkomutanımız olan devlet başkanımızın iadesini talep ediyoruz. Venezuela'nın egemenliğine karşı yapılan her şeye dikkat çekiyoruz" dedi.
Venezuela Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez'in ülkenin geçici Devlet Başkanı olarak görev yapmasını desteklediklerini bildiren Lopez, Venezuela halkının egemenliğini garanti altına almak için ülke genelinde silahlı kuvvetlerin harekete geçirildiğini aktararak, halktan normal yaşantılarına geri dönmelerini istedi.
MADURO'NUN GÜVENLİK EKİBİNİN ÇOĞU ÖLDÜRÜLDÜ
Devrik lider Maduro'nun güvenlik ekibinin "büyük bir kısmının" ABD'nin düzenlediği baskında öldürüldüğünü söyleyen Lopez, baskında ABD askerlerinin "güvenlik ekibini, askerleri ve masum sivilleri soğukkanlılıkla öldürdüğünü" belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Venezuela'ya yönelik saldırı kararının bölge istikrarını tehlikeye attığını aktaran Lopez, "Bu, dünya düzeni için gerçek bir tehdit oluşturuyor. Bugün Venezuela ise, yarın herhangi bir devlet, herhangi bir ülke olabilir" dedi.
Trump yönetiminin dış politikasına yönelik eleştirilerine devam eden Lopez, "Monroe Doktrini ruhu içinde Latin Amerika ve Karayipler üzerinde uygulamak istedikleri sömürgeci fikirleri reddediyoruz" dedi.

Venezuela silahlı kuvvetleri, Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun ABD tarafından alıkonulmasının ardından Venezuela Yüksek Mahkemesinin (TSJ), Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez'i Devlet Başkanı olarak atamasını destekledi.
Venezuela Savunma Bakanı Vladimir Padrino Lopez, canlı yayında yaptığı açıklamada, Maduro'nun Venezuela halkının oyuyla seçilen meşru devlet başkanı olduğunu söyledi.
Başkomutan olarak Maduro'ya bağlılığını yineleyen Lopez, Maduro ve eşi Cilia Flores'in derhal serbest bırakılmasını istedi.
Lopez, ABD'nin saldırıları ve Maduro'yu kaçırarak alıkoymasının Venezuela'nın egemenliğini ihlal ettiğini vurguladı.
Venezuela Savunma Bakanı, "Tüm dünyadan burada yaşananları dikkatle takip etmesini istiyoruz. Tüm dünya bundan ders çıkarmalı. Çünkü bu durum küresel düzene ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bugün Venezuela'ya karşı yapılan, yarın herhangi bir devlete, herhangi bir ülkeye karşı yapılabilir.” ifadelerini kullandı.
ABD'nin Monroe Doktrini ile hareket ettiğine dikkati çekerek, "Biz Monroe Doktrini ruhuyla Latin Amerika'ya yönelik uygulamaya koymak istedikleri bu sömürgeci arzuları reddediyoruz." diye konuştu.
Lopez, Venezuela ordusunun "ülkenin demokratik ve anayasal sürekliliğini güvence altına alan kurum" olduğunu hatırlattı.
Venezuela halkına sükunet çağrısı yapan ve normal hayatlarına devam etmesini isteyen Lopez, 5 Ocak'ta Ulusal Meclis'in gelecek dönem için göreve başlayamasının ilk günü için düzenlenecek etkinliğe katılacaklarını söyledi.
"Rodriguez'in atanması kanunlara uygun gerçekleşmiştir"
Venezuela Savunma Bakanı Lopez, daha sonra ordu adına okuduğu bildiride, "Yüksek Mahkeme kararıyla Devlet Başkanı Yardımcısı Delcy Rodriguez, Devlet Başkanı olarak tüm yetkileri, görevleri ve sorumlulukları üstlenmek üzere atandı ve bu atama Olağanüstü Hal Kanunu ve Ulusal Güvenlik Kanunu'na tam uyum içinde gerçekleştirilmiştir." dedi.
Lopez, "Ülke genelinde olağanüstü hal ilan eden daha önce imzalanan kararnameyi tamamen destekliyoruz. Aynı doğrultuda, hükümet ülkenin yönetilebilirliğini garanti altına alacak ve biz de askeri savunma, iç düzenin korunması ve barışın sağlanması için mevcut tüm imkanları kullanmaya devam edeceğiz." şeklinde konuştu.
TSJ, Rodriguez'in, idari sürekliliği ve ulusun bütüncül savunmasını güvence altına almak amacıyla Venezuela Devlet Başkanlığı makamına ait tüm yetki, görev ve sorumlulukları geçici olarak üstlenmesi kararı almıştı.

ABD Ulaştırma Bakanı Sean Duffy, Venezuela'ya askeri müdahale sonrası Karayipler'deki hava sahasına dün getirilen kısıtlamaların kaldırıldığını duyurdu.Duffy, X'ten yaptığı açıklamada, Karayipler çevresindeki hava sahasında dün uygulanmaya başlayan kısıtlamanın yerel saatle 00.00'da sona ereceğini ve uçuşların devam edeceğini duyurdu.Bakan Duffy, hava yolu şirketlerinin bilgilendirildiğini ve durumdan etkilenenlerin uçuşlar konusunda bilgi alması gerektiğini ifade etti.Duyurunun ardından American Airlines, Delta, United, Frontier Airlines, JetBlue gibi firmalar Karayipler'e uçuşlarını başlatmaya hazırlanıyor.ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA), dün, "devam eden askeri faaliyetleri" gerekçe göstererek Venezuela ve Karayipler hava sahasında ABD ticari uçuşlarını yasaklamıştı.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela’ya yönelik adımlarının “yasa dışı ancak tutarlı” olduğunu söyledi.
Medvedev, ABD'nin, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in alıkonulduğu askeri operasyonunu Rus haber ajansı TASS’a değerlendirdi.
ABD’nin, Rusya’nın bazı eylemlerini eleştirme hakkını kaybettiğini vurgulayan Medvedev, “Maduro, mevcut ABD yönetiminin asıl amacının petrol ve diğer madenleri yağmalamak olduğunu defalarca söylemişti. Trump da zaten bunu gizlemiyor.” dedi.
Medvedev, ABD’nin başka ülkelerin kaynaklarını sürekli hedeflediğine işaret ederek, “Trump'ın davranışının bariz bir şekilde yasa dışı olmasına rağmen tutarlı olduğunu inkar edemezsiniz. O ve ekibi, ülkelerinin ulusal çıkarlarını savunmada çok katılar.” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Venezuela'ya yönelik askeri müdahalesi ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu alıkoymasına tepki göstermek için Beyaz Saray önünde gösteri düzenlendi.
Göstericiler, "Petrol için kan dökülmesin", "Bu savaş yasal değil", "ABD ellerini Latin Amerika'dan çek" ve "Kongre, Trump'ın savaşını durdur" yazılı pankartlar taşıdı.

İspanya'da komünist ve aşırı sol görüşlü gruplarca bazı kentlerde düzenlenen gösterilerde, ABD'nin Venezuela’ya askeri müdahalede bulunarak Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu alıkoyması protesto edildi. İspanya'da dün başlayan ABD karşıtı gösteriler bugün başkent Madrid ile Bilbao ve Sevilya kentlerinde devam etti.
"Venezuela'ya yönelik emperyalist saldırganlığa karşı" başlığıyla Madrid'deki ABD Büyükelçiliği binası önünde yapılan gösteriye komünist ve aşırı sol görüşlü sivil toplum kuruluşları ile Birleşik Sol, Komünist Parti ve Podemos partilerinin yanı sıra Madrid'de yaşayan Latin Amerikalılar ile Filistinliler de destek verdi.
Çok geniş güvenlik önlemlerinin alındığı gösteride, "Yankiler, Latin Amerika'dan defolun", "ABD Büyükelçiliği kanlı", "NATO'ya hayır, askeri üsler kapansın", ABD'ye boykot", "ABD kolonisi olmak istemiyoruz" sloganları atıldı ve benzer ifadelerin olduğu pankartlar taşındı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini alıkoyduğu askeri müdahalesinin ardından Latin Amerika ülkelerinin İsrail'le ilişkileri yeniden tesis edeceği bir dönüşüm yaşandığını iddia etti.
ABD'nin Maduro ve eşini alıkoyduğu askeri müdahalesine destek verdiklerini yineleyen Netanyahu, "Şu anda Latin Amerika'da bir dönüşüm yaşandığını söylemeliyim; birçok ülke Amerika eksenine ve, şaşırtıcı olmayan bir şekilde, İsrail Devleti ile ilişkilere geri dönüyor." ifadelerini kullandı.

ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i alıkoyduğu askeri müdahalesinin ardından Asya-Pasifik'teki birçok ülke, taraflara diyalog çağrısı yaptı.
ULUSLARARASI HUKUK VE HATIRLATMALARI
Endonezya Dışişleri Bakanlığı, tarafları sivillerin korunmasına, diyalog ve barışçıl çözüme öncelik tanımaya çağırdı. Paylaşımda, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler (BM) ilkelerine saygı gösterilmesi gerektiği belirtildi.
Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, Venezuela'da demokrasinin bir an önce yeniden tesis edilmesinin önemli olduğunu bildirdi.
Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, bölgesel istikrarın sağlanması ve gerginliğin önlenmesi amacıyla tüm tarafları diyalog ve diplomasiye davet etti.
'HALKIN GÖRÜŞLERİNE SAYGI' ÇAĞRISI
Yonhap'ın haberine göre, Güney Kore Dışişleri Bakanlığı, tüm tarafları gerginliği azaltmak için çaba göstermeye davet etti. Bakanlık, Venezuela halkının görüşlerine saygı gösterilerek demokrasinin yeniden tesis edilmesini ve en kısa sürede ülkenin istikrara kavuşmasını istediklerini belirtti.
Tayland Dışişleri Bakanlığından yayımlanan açıklamada, taraflara itidal çağrısı yapılarak sivillerin korunmasına öncelik verilmesinin ve Venezuela halkının iradesine saygı duyulmasının gerektiği vurgulandı.
Filipinler Haber Ajansına (PNA) göre, Filipinler Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, taraflara sorunları barışçıl yollarla çözme ve çatışmanın tırmanmasını önlemek için itidal gösterme çağrısı yapıldı.
HİNDİSTAN DİYALOG VURGUSU YAPTI
Hindistan Dışişleri Bakanlığının internet sitesinden yapılan açıklamada, "Tüm ilgili tarafları, bölgenin barış ve istikrarını sağlamak için sorunları diyalog yoluyla barışçıl bir şekilde çözmeye çağırıyoruz." ifadesine yer verildi.
Malezya Başbakanı Enver İbrahim, Venezuela'daki gelişmeleri endişeyle takip ettiğini belirtti.
KUZEY KORE'DEN 'KASITLI İHLAL' SUÇLAMASI
Kore Merkezi Haber Ajansının (KCNA) haberine göre, Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı ABD'nin Venezuela'ya askeri müdahalesine tepki gösterdi. ABD'nin Venezuela'nın egemenliği ve toprak bütünlüğünü ihlal ettiği vurgulanan bakanlık açıklamasında, uluslararası hukukun kasıtlı olarak ihlal edildiği kaydedildi. Açıklamada, uluslararası toplumun Venezuela'nın mevcut durumunun ciddiyetini kabul etmesi ve sesini yükseltmesi gerektiğinin altı çizildi.

The Wall Street Journal'ın Üst düzey bir yetkiliye dayandırdığı haberine göre, Trump yönetiminin güvenlik ekibi, Maduro sonrası dönemde Venezuela yönetiminin nasıl şekilleneceği üzerinde çalışıyor. Trump, bu planın “sahaya asker gönderilmesini” de içerebileceğini belirterek, ABD ordusunun kontrolü sağlamak için “ikinci bir operasyon dalgasına hazır” olduğunu söyledi. Trump, bunun "büyük olasılıkla gerekmeyeceğini" de ekledi.
BELİRSİZLİK SÜRÜYOR
Trump, "Venezuela’daki kapsamlı ekonomik yeniden yapılanmanın maliyetlerini ABD’nin üstlenip üstlenmeyeceği konusunda" henüz ayrıntı paylaşmadı. Geçiş döneminin ardından ülkeyi kimin yöneteceği de hâlâ belirsizliğini koruyor.
Venezuela'nın geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez
TRUMP, MACHADO'YU DIŞLADI
Trump, Venezuela’nın muhalefet lideri ve Nobel Barış Ödülü sahibi Maria Corina Machado’nun ülkeyi yönetme konusunda yeterli meşruiyete sahip olup olmadığına dair kuşkularını dile getirerek, "Bence lider olması çok zor olurdu. Ülke içinde ne desteği ne de saygınlığı var" ifadelerini kullandı.
María Corina Machado
Trump ayrıca, şu anda ülkenin geçici FDevlet Başkanı olarak atanan Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez ile çalışabileceğini söyledi.

New York Times gazetesi Nicolás Maduro’nun kamuoyu önünde sık sık dans etmesinin, ABD Başkanı Donald Trump’ın cumartesi günü düzenlenen operasyonla Maduro’yu devirmeye karar vermesinde etkili olduğunu öne sürdü.
Habere göre Maduro, yakalanmasından önceki günlerde elektronik müzik eşliğinde peş peşe görüntüler verdi. Bu müziklerde, Trump’a “çılgın bir savaş başlatmaması” çağrısı yaptığı konuşmalarından bir bölüm de yer alıyordu.
Güçlü bir lider imajı çizmeye çalıştığı belirtilen Maduro, ayrıca televizyon programlarında salsa yaptı; John Lennon’ın Imagine ve Bobby McFerrin’in Don’t Worry Be Happy adlı şarkılarını söyledi.
Ancak Trump bu görüntülerden hoşnut olmadı. New York Times’ın aktardığına göre, Maduro’nun kamuoyu önündeki bu rahat ve umursamaz tavırları, Trump ekibinde Venezuelalı liderin ABD yönetimiyle alay ettiği düşüncesini güçlendirdi. Bunun ardından Beyaz Saray’ın askeri tehditlerini hayata geçirme kararı aldığı belirtildi.
🇻🇪 BREAKING: Nicolas Maduro is using his dance skills to charm cities accross Venezuela with his dance moves.
— Ignorance, the root and stem of all evil (@ivan_8848) December 2, 2025
For now, the globe remains terrorized by his irresistible rhythm, quick feets, bold moves, and irresistible charm. pic.twitter.com/PETDQrDL0A

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ülkesinin uzun süredir Venezuela'da iktidarın değişmesini desteklediğini belirterek, "(Venezuela Devlet Başkanı) Nicolas Maduro'yu meşru olmayan başkan olarak görüyorduk ve rejiminin sona ermesi karşısında herhangi bir üzüntü duymuyoruz." ifadesini kullandı.
Starmer, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, ABD'nin Venezuela müdahalesine ilişkin açıklama yaptı.
Başbakan Starmer, "İngiltere uzun süredir Venezuela'da iktidarın değişmesini desteklemektedir. Maduro'yu meşru olmayan başkan olarak görüyorduk ve rejiminin sona ermesi karşısında herhangi bir üzüntü duymuyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
ABD'nin Venezuela müdahalesinin ardından uluslararası hukuka olan desteğini yinelediğini hatırlatan Starmer, "İngiltere hükümeti, Venezuela halkının iradesini yansıtan meşru bir hükümete güvenli ve barışçıl geçiş sağlamak amacıyla önümüzdeki günlerde ABD'li meslektaşlarıyla gelişen durumu görüşecek." ifadelerine yer verdi.

Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, ABD’nin, Venezuela'ya yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmede bulundu. Diaz-Canel, “Küba, ABD'nin Venezuela'ya karşı suç teşkil eden saldırısını kınıyor ve uluslararası toplumdan acil bir tepki talep ediyor” ifadelerini kullandı.
Barışçıl bir bölgenin vahşi saldırılara uğradığını belirten Diaz-Canel, ABD'nin, ‘Venezuela halkına ve Amerika kıtasına karşı devlet terörü uyguladığını' kaydetti. Küba Devlet Başkanı Diaz-Canel, ABD'li yetkililerinden Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in derhal serbest bırakılmasını talep etti.

ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik operasyonu, dünya basınında geniş yankı uyandırdı. Uluslararası medya kuruluşları, müdahalenin uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgularken, Venezuela'da yeni dönemin ABD'nin istediği gibi şekillenmeyebileceğine dikkat çekti.
THE INDEPENDENT: TRUMP'IN MADURO KUMARI KINANMALI VE VENEZUELA LEHİNE ÇEVRİLMELİ
Independent’ta yer alan analizde, ABD’nin Caracas’taki müdahalesi “pervasız ve hukuka aykırı” diye tanımlandı. Independent, yalnızca kınamanın yeterli olmayacağını; uluslararası toplumun Venezuela’nın istikrara kavuşması ve demokratik düzenin yeniden kurulması için hızlı biçimde devreye girmesi gerektiğini savundu. Trump yönetiminin rejim değişikliği adımının açık biçimde yasa dışı olduğu belirtilirken, bu noktadan sonra asıl meselenin Venezuela halkının bu süreçten nasıl yarar görebileceği olduğu vurgulandı. Muhalefet lideri ve Nobel Barış Ödülü sahibi Maria Corina Machado’nun olası alternatif olarak adı geçse de Trump’ın onu “ülke içinde desteği yok” sözleriyle küçümsediği hatırlatıldı. İngiliz gazetesi, ABD’nin geçmişte Latin Amerika’da “dost” yönetimler oluşturma çabalarının tutarsız sonuçlar verdiğini anımsattı.
BBC: MADURO ÜLKE DIŞINA GÖTÜRÜLDÜ
BBC, gelişmeleri geniş kapsamlı bir askeri harekât olarak duyurdu. Yayında, Caracas’ta patlamaların ve yoğun askeri hareketliliğin yaşandığı ifade edildi. Venezuela yönetiminin olayı “yasadışı saldırı” şeklinde tanımladığı, ABD’den delil talebinde bulunduğu da aktarıldı.
THE GUARDIAN: MÜDAHALE MEŞRU DEĞİL
İngiltere merkezli The Guardian, Delta Force'un Caracas’ta gerçekleştirdiği baskını “uluslararası hukuka aykırı bir operasyon” olarak değerlendirdi. Haberde, operasyonun ardından Venezuela yönetimi ile müttefiklerinin sert tepki verdiği vurgulandı. Latin Amerika ve Avrupa başkentlerinde diplomatik tansiyonun yükseldiği aktarıldı. Gazete ayrıca Brezilya ve Meksika’nın da aralarında bulunduğu bazı ülkelerin, egemenlik ihlali gerekçesiyle Washington’u açık biçimde eleştirdiğini yazdı.
THE NEW YORK TIMES: İKİNCİ DALGA MESAJI
New York Times (NYT), Trump’ın Venezuela’ya yönelik yeni bir operasyon gerekirse buna hazır oldukları mesajını verdiğini aktardı. Gazete, eski başkanın diğer Venezuelalı liderlere de uyarıda bulunduğunu; gerek duyulması halinde onların da hedef alınabileceğini söylediğini yazdı. Trump’ın yaptığı açıklamada süreci “televizyon izler gibi” takip ettiğini dile getirdiği de haberde yer aldı.
WASHINGTON POST: YETKİ VE HUKUK TARTIŞMASI
Washington Post, “Mutlak Kararlılık” operasyonunun Kongre onayı alınmadan yürütüldüğünü vurguladı. Habere göre, yoğun hava saldırıları düzenlenen baskın sırasında Venezuela’nın hava savunma sistemleri imha edildi. Gazete, operasyonun başka bir ülkenin egemenlik haklarının ihlali olarak görülebileceğini, bu durumun uluslararası hukuk bakımından ciddi soru işaretleri doğurduğunu yazdı.
FINANCIAL TIMES: BÖLGEDE DENGELER SARSILDI
Financial Times, Maduro’nun yakalanmasını Latin Amerika açısından son yılların en belirleyici kırılma noktalarından biri olarak niteledi. Venezuela piyasalarında ciddi dalgalanmalar görüldüğü, enerji ve petrol alanlarında belirsizliğin büyüdüğü ifade edildi. Washington’un geçiş sürecine işaret eden mesajlar verdiği, Avrupa Birliği’nin ise ülkede bağımsız ve katılımcı seçim yolunun açılması yönünde çağrı yaptığı belirtildi.

CNN International, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in pazartesi günü ABD'de mahkemeye çıkacağını bildirdi. Maduro, ABD'nin Brooklyn kentindeki Metropolitan Gözaltı Merkezi'nde tutuluyor. Venezuela lideri, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı suçlamalarıyla yargılanacak.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Venezuela'ya yönelik askeri operasyonu ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun alıkonulması Demokratların eleştirilerine yol açtı. ABD'li Demokratlar Venezuela'ya yönelik askeri operasyonu eleştirerek, Trump yönetimine tepki gösterdi.
Senato Azınlık Lideri Demokrat Chuck Schumer, konuya ilişkin yaptığı basın açıklamasında, ABD Kongresinin onayı olmadan yapılan bir askeri harekat başlatmanın "düşüncesizlik" olduğunu söyledi. Schumer, Trump yönetiminin ileriki planları hakkında Kongreyi derhal bilgilendirmesi gerektiğini, bu durumun ülkeyi savaşa sürükleyebileceğini savundu.
Senato Azınlık Lideri Demokrat Chuck Schumer
'YASA DIŞI ASKERİ OPERASYON'
Vermont bağımsız Senatörü Bernie Sanders, Kongre'yi "yasa dışı askeri operasyonu sona erdirmek ve anayasal sorumluluklarını yeniden ortaya koymak" amacıyla harekete geçmeye çağırarak, "ABD Başkanı bu ülkeyi tek taraflı olarak savaşa sokma hakkına sahip değildir. Venezuela'ya yönelik saldırılar, ABD'yi ve dünyayı "daha güvensiz hale getirecek." ifadelerini kullandı.
Senatör Bernie Sanders
'HİÇBİR GEREKÇE BULUNMUYOR'
Demokrat Senatör Ruben Gallego, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Venezuela ile savaş halinde olunması için hiçbir gerekçe bulunmadığını kaydederek, "Bir yıldan kısa sürede dünyanın polisi konumundan dünyanın zorbası konumuna gelmiş olmamız utanç verici." ifadesine yer verdi.
'SALDIRILAR UYUŞTURUCUYLA İLGİLİ DEĞİL'
Temsilciler Meclisi Üyesi Alexandria Ocasio-Cortez, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Trump'ın yasa dışı uyuşturucu ticaretini başlıca neden olarak göstermesine rağmen, saldırıların uyuşturucuyla ilgili olmadığını vurguladı.
Temsilciler Meclisi Üyesi Rashida Tlaib ise ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Trump'ın Venezuela'ya yönelik saldırılarının ve Maduro'nun alıkonulmasının "uluslararası hukuk ve ABD Anayasası'nın ağır ihlalleri" olduğunu kaydetti.
Temsilciler Meclisi Üyesi Rashida Tlaib
ANAYASA'YI İHLAL SUÇLAMASI
Senatör Andy Kim, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Başkan Trump, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth başta olmak üzere üst düzey yetkilileri eleştirdi.
Trump'ın güç kullanmak için Kongre'den yetki almaktan kaçındığını savunan Kim, şöyle devam etti:
"Trump, silahlı çatışmaların onaylanması için Anayasa'da öngörülen süreci bilerek reddetti çünkü ABD halkının büyük çoğunluğunun başka bir savaşa girmeyi reddettiğini biliyor."

Avrupa ülkeleri, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu kaçırdığı operasyona ilişkin açıklamalar yaparak, BM kurallarına saygı gösterilmesi çağrısı yaptı. Açıklamalarda, Maduro'nun meşru bir lider olmadığını öne süren Avrupalı yetkililer, durumu yakından takip ettiklerini belirtti.
KALLAS, MADURO'YU HEDEF ALDI
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB'nin Caracas'taki büyükelçisi ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'yla telefon görüşmesi gerçekleştirdiklerini bildirdi. Kallas, “AB, Venezuela'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. AB, Sayın Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun meşruiyetten yoksun olduğunu defalarca dile getirmiş ve barışçıl bir geçişi savunmuştur. Her koşulda uluslararası hukuk ve BM Şartı'na saygı gösterilmelidir. Tüm tarafları itidale davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
VON DER LEYEN'DEN AÇIKLAMA
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de Venezuela halkının yanında oldukları mesajını paylaştı. Sanal medya hesabından açıklama yapan Von der Leyen, “Venezuela'daki durumu çok yakından takip ediyoruz. Venezuela halkının yanındayız. Barışçıl ve demokratik bir geçişi destekliyoruz. Her türlü çözüm, uluslararası hukuka ve BM Şartı'na saygı göstermelidir” dedi.
COSTA'DAN BM ŞARTI VURGUSU
AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, Venezuela'daki durumu büyük bir endişeyle takip ettiğini aktardı. Costa, sanal medyada hesabından, “AB, gerilimin düşürülmesi ve BM Şartı'nda yer alan prensipler ve uluslararası hukuka tam saygı çerçevesinde bir çözüm çağrısında bulunmaktadır. AB, Venezuela'da barışçıl, demokratik ve kapsayıcı bir çözümü desteklemeyi sürdürecektir. Ülkedeki Avrupalı vatandaşların güvenliğinin sağlanması için üye devletlerle koordinasyon içinde Yüksek Temsilci Kaja Kallas tarafından yürütülen çabaları destekliyoruz” açıklamasında bulundu.
İTALYA
İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ise gelişmeleri ve ülkedeki İtalyan vatandaşların durumunu yakından takip ettiklerini vurgulayarak, Başbakan Giorgia Meloni'nin durum hakkında sürekli olarak bilgilendirildiğini söyledi.
BELÇİKA
Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prevot, ülkesinin Venezuela'daki durumu yakından izlemek üzere Avrupalı ortakları ile koordinasyon içinde olduğunu duyurdu. Prevot, sanal medyadaki paylaşımında, “Venezuela'dan sorumlu olan Bogota Büyükelçiliğimiz ile Brüksel'deki birimlerimiz tamamen seferber edilmiş durumda. Durum, Avrupalı ortaklarımız ile koordinasyon içinde yakından izleniyor” ifadelerini kullandı.
UKRAYNA
Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha ise sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Ukrayna, uluslararası diktatörlükten, baskıdan ve insan hakları ihlallerinden uzak, özgürce yaşama hakkını tutarlı bir şekilde savunmuştur. Maduro rejimi, bu prensiplerin tamamını her bakımdan ihlal etmiştir. Ukrayna, hileli seçimler ve protestoculara yönelik şiddetin ardından dünyanın farklı bölgelerindeki onlarca ülkeyle Maduro'nun meşruiyetini tanımamıştır. Venezuela halkı, normal bir yaşam, güvenlik, refah ve insan onuruna sahip olma fırsatını hak etmektedir. Uluslararası hukuk prensipleri doğrultusunda demokrasiye, insan haklarına ve Venezuelalıların menfaatlerine öncelik veren gelişmelerden yanayız” dedi.

Şili Devlet Başkanı Gabriel Boric, X hesabından yaptığı açıklamada, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun ABD operasyonunda alıkonulmasına ilişkin, "Bugün, uyuşturucu-terörizm bahanesi ve kaynaklarını kontrol etme niyetinin açıkça dile getirilmesiyle Venezuela hedef alınmaktadır. Yarın ise başka bir ülke, başka bir bahaneyle hedef olabilir." ifadelerini kullandı.
Şili'nin ilke ve değerleriyle tam uyum içinde hareket edeceğini belirten Boric, bu meselenin "diktatörlükleri desteklemek ya da meşrulaştırmak anlamına gelmediğine" işaret etti. Boric, asıl meselenin, "bir ülkenin geleceğine kimin ve hangi meşruiyetle karar verdiği" olduğuna dikkati çekerek, egemenlik ve uluslararası hukukun vazgeçilmez olduğunu vurguladı.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Venezuela'nın başkenti Caracas'a düzenlenen saldırılar ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun alıkonmasına ilişkin CBS News'e konuştu. ABD'nin Venezuela'yı yönetmesinin ne anlama geldiği sorusuna Hegseth, "Şartları bizim belirlediğimiz anlamına geliyor." yanıtını verdi. Hegseth, "ABD Başkanı Donald Trump şartları belirliyor ve nihayetinde bunun nasıl uygulanacağına da o karar verecek." ifadelerini kullandı.
Bu adımın ABD'ye yönelik uyuşturucu akışını durduracağını savunan Hegseth, "ABD’den alındığını" öne sürdüğü petrolün de geri verilmesi anlamına geldiğini vurguladı. Hegseth, ABD'nin Venezuela'ya düzenlediği saldırıların ve Maduro'nun yakalanmasının ABD'nin Irak işgalinin "tam tersi" olduğunu iddia etti. Bu saldırıların diğer ülkelere nasıl bir mesaj verdiği sorulan Hegseth, Trump'ın "eylem odaklı bir başkan" olduğunu belirtti.

El Nacional internet sitesinin haberine göre, Venezuela Yüksek Adalet Mahkemesi (TSJ), Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun ABD operasyonunda alıkonulmasının ardından Devlet Başkan Yardımcısı ve Petrol Bakanı Delcy Rodriguez'in ülkenin geçici Devlet Başkanı olarak görevi üstlenmesine karar verdi.
TSJ tarafından yapılan açıklamada, Maduro'nun "iradesi dışında oluşan yokluğu" nedeniyle devletin sürekliliğinin, hükümetin idaresinin ve egemenliğin savunulmasının hangi hukuki çerçevede yürütüleceğinin belirlenmesi için mahkemenin konuyu müzakere edeceği ifade edildi.

Japonya hükümeti Venezuela’da yaşanan gelişmelere ilişkin sessizliğini bozdu. Japonya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, Venezuela’daki durumun yakından izlendiği belirtilerek, bölgedeki Japon vatandaşlarının güvenliğinin en büyük öncelik olduğu vurgulandı. Venezuela’da bulunan Japon vatandaşlarının çoğunluğuyla irtibat kurulduğu belirtilen açıklamada, "Şu an itibarıyla vatandaşlarımızın zarar gördüğüne dair bir bilgi bulunmamaktadır" denildi.
Japonya hükümetinden demokrasi vurgusu
Japonya hükümetinin uzun zamandır Venezuela'da demokrasinin yeniden tesis edilmesinin önemini vurguladığı hatırlatılan açıklamada, "Japonya, öteden beri özgürlük ve demokrasi gibi temel değerlere saygıyı esas almış; uluslararası hukukun ilkelerine riayete önem vermiştir" ifadeleri kullanıldı. Japonya’nın bu tutarlı yaklaşım çerçevesinde G7 ülkeleri ve diğer paydaşlarla yakın koordinasyonu sürdüreceği aktarılarak, "Venezuela'da demokrasinin yeniden tesisi ve durumun istikrara kavuşturulması yönündeki diplomatik çabalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerine yer verildi.

Şili Devlet Başkanı Gabriel Boric, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun ABD operasyonunda alıkonulmasına ilişkin, "Bugün, uyuşturucu-terörizm bahanesi ve kaynaklarını kontrol etme niyetinin açıkça dile getirilmesiyle Venezuela hedef alınmaktadır. Yarın ise başka bir ülke, başka bir bahaneyle hedef olabilir." ifadelerini kullandı.
Boric, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından, ABD'nin Venezuela'daki müdahalesine ilişkin açıklama yaptı.
Şili'nin ilke ve değerleriyle tam uyum içinde hareket edeceğini belirten Boric, bu meselenin "diktatörlükleri desteklemek ya da meşrulaştırmak anlamına gelmediğine" işaret etti.
Boric, asıl meselenin, "bir ülkenin geleceğine kimin ve hangi meşruiyetle karar verdiği" olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Bugün, uyuşturucu-terörizm bahanesi ve kaynaklarını kontrol etme niyetinin açıkça dile getirilmesiyle Venezuela hedef alınmaktadır. Yarın ise başka bir ülke, başka bir bahaneyle hedef olabilir."
Boric, egemenlik ve uluslararası hukukun vazgeçilmez olduğunu vurguladı.

Venezuela Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez, Venezuela Savunma Konseyi olağanüstü toplantısında konuştu. ABD'nin Nicolas Maduro'yu derhal serbest bırakmasını isteyen Rodriguez, ülkesinde sükunetin sağlanması ve ulusun savunulması çağrısında bulundu. Rodriguez, Maduro'nun ‘ulusun tek başkanı’ olduğunu belirterek, “Venezuela, hiçbir ülkenin kolonisi olmayacak” ifadesini kullandı.
ABD yönetiminin tarih ve adalet önünde cezalandırılacağını söyleyen Rodriguez, “Venezuela'ya yapılanlar, uluslararası hukuku ihlal eden bir vahşettir” diye konuştu.

ABD’li yetkililerden edinilen bilgilere göre Nicolas Maduro, Cumartesi sabahının erken saatlerinde ABD’ye ait bir helikopterle Venezuela’nın başkenti Caracas’tan alındı. Maduro, Karayip Denizi’nde güvenlik gerekçesiyle kamuoyuna açıklanmayan bir noktada ABD Donanması’na ait USS Iwo Jima gemisine bindirildi. Buradan Küba’daki Guantanamo Bay Naval Base’ne götürülen Maduro, kısa süreli beklemenin ardından başka bir uçakla New York eyaletinin kuzeyinde bulunan Stewart Air National Guard Base’e sevk edildi. Üsse inişin ardından Maduro ve eşi, yoğun güvenlik önlemleri altında helikopterle Manhattan’a getirildi.
Manhattan’da ilk durak DEA genel merkezi
Maduro ve eşi, Manhattan’a ulaştıktan sonra ilk olarak ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi'nin (DEA) New York genel merkezine götürüldü. Burada kimlik tespiti, parmak izi ve resmi gözaltı işlemleri yapıldı. DEA binası çevresinde geniş güvenlik çemberi oluşturulurken, bina giriş ve çıkışları kısa süreli olarak kontrollü şekilde kapatıldı. Yetkililer, gözaltı sürecine ilişkin ayrıntı paylaşmazken, işlemlerin tamamlanmasının ardından Maduro ve eşinin Brooklyn’e sevk edilmesine karar verildi.
Brooklyn’de federal gözetim altına alındılar
Maduro ve eşi, Manhattan’daki işlemlerin ardından Brooklyn’de bulunan New York Metropolitan Federal Gözetim Merkezi’ne getirildi. Gözetim merkezinin ana girişinin kullanılmadığı, çiftin yan kapıdan yoğun güvenlik önlemleri altında içeri alındığı görüldü. Güvenlik güçleri, Maduro’nun merkeze girişinin görüntülenmesine izin vermedi. Merkez çevresinde uzun namlulu silahlarla görev yapan güvenlik personelinin yanı sıra zırhlı araçlar ve ek polis ekiplerinin konuşlandırıldığı dikkat çekti. Basın mensupları ise dar bir alanda kordon altına alınarak kontrollü şekilde görev yapabildi.
Mahkeme sürecinin pazartesi başlaması bekleniyor
ABD basını, Maduro ve eşinin Pazartesi günü Manhattan’da bulunan New York Güney Bölge Federal Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkarılmasının planlandığını bildirdi. Mahkeme sürecine ilişkin suçlamalar ve iddianamenin kapsamına ilişkin bilgileri ABD Adalet Bakanı Pam Bondi sosyal medya hesabı üzerinden paylaştı.
Gözetim merkezi önünde kutlama
Maduro ve eşinin federal gözetim merkezine getirildiği haberinin duyulmasının ardından, Metropolitan Gözetim Merkezi önünde toplanan kalabalık bir grup gelişmeyi kutladı. Venezuela bayrakları taşıyan grup, ülkelerinin "diktatörlükten kurtulduğunu" savunarak sloganlar attı ve şarkılar söyledi. Göstericilerin gece geç saatlere kadar merkez önünde bekleyişi sürdü.
Olağanüstü güvenlik dikkat çekti
Gözetim merkezi çevresinde olağanüstü güvenlik önlemleri uygulanırken, çevredeki sokaklarda sık sık kimlik kontrolleri yapıldığı görüldü. Güvenlik kaynakları, alınan önlemlerin hem tutukluların güvenliği hem de olası protesto ve taşkınlıkların önlenmesi amacıyla artırıldığını belirtti. Maduro ve eşinin gözetim merkezine sevki sırasında beyaz zırhlı bir araçla getirildiği görüldü. Bu süreçte zırhlı aracın, güvenlik güçlerine ait araç konvoyu ve polis helikopterleri ile takip edilmesi dikkat çekti.

ABD’nin New York, kentinde bir araya gelen göstericiler, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in yakalanmasını protesto etmek için gösteri düzenledi. 
Göstericiler, Manhattan sokaklarında Times Meydanı’ndan Columbus Circle’a kadar yürüyüş düzenledi.

Venezuela Yüksek Adalet Mahkemesi (TSJ), Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun ABD operasyonunda alıkonulmasının ardından Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez'in ülkenin geçici Devlet Başkanı olarak görevi üstlenmesine karar verdi.
El Nacional internet sitesinin haberine göre, TSJ tarafından yapılan açıklamada, Rodriguez'in, idari sürekliliği ve ulusun bütüncül savunmasını güvence altına almak amacıyla Venezuela Devlet Başkanlığı makamına ait tüm yetki, görev ve sorumlulukları geçici olarak üstleneceği bildirildi.
Açıklamada ayrıca, Maduro'nun "iradesi dışında oluşan yokluğu" nedeniyle devletin sürekliliğinin, hükümetin idaresinin ve egemenliğin savunulmasının hangi hukuki çerçevede yürütüleceğinin belirlenmesi için mahkemenin konuyu müzakere edeceği ifade edildi.

Beyaz Saray’a bağlı resmi sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımlar, Washington’un Venezuela yönetimine yönelik sert tutumunu bir kez daha gündeme taşıdı. Devrik Venezuelalı lider Nicolas Maduro hakkında paylaşılan son video, kısa sürede kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. White House’ın resmi hızlı yanıt sosyal medya hesabı Rapid Response 47 üzerinden yayımlanan videoda, Maduro’nun polis eşliğinde bir koridorda yürüdüğü görülüyor. Görüntülerde Maduro’nun siyah kapüşonlu bir sweatshirt giydiği, yürüdüğü koridorun ise üzerinde "DEA NYD" yazılı mavi bir halıyla kaplı olduğu dikkat çekiyor.
Paylaşılan videonun üzerine İngilizce olarak "Suspect walked" (Şüpheli yürüdü) ifadesi eklendi. Görüntülerin, Maduro’nun Manhattan’daki Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi ofisinde (DEA) işlem gördüğü anlara ait olduğu belirtildi. Bu kapsamda Maduro’nun parmak izinin alındığı bilgisine yer verildi. Videonun kısa bir bölümünde Maduro’nun çevresindekilere dönerek "Yeni yılınız kutlu olsun" dediği anlar da yer aldı. Beyaz Saray kaynaklı bu paylaşım, ABD yönetiminin Venezuela krizine yaklaşımı ve Maduro’ya yönelik mesajları açısından sembolik bir adım olarak değerlendirilirken, görüntüler sosyal medyada yoğun tartışmalara yol açtı.

ABD’nin Venezeula’ya yönelik saldırılarına Çin yönetiminden tepki geldi. Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Pekin’in ABD’nin egemen bir devlete karşı açıkça güç kullanmasını ve bu ülkenin devlet başkanına yönelik eylemini "şiddetle kınadığı" vurgulanarak, "ABD'nin bu tür hegemonik eylemleri uluslararası hukuku ve Venezuela'nın egemenliğini ciddi şekilde ihlal etmekte, Latin Amerika ve Karayip bölgesinde barış ve güvenliği tehdit etmektedir. Çin buna kesinlikle karşı çıkmaktadır" denildi. Açıklamada, "ABD'yi uluslararası hukuka ve BM Şartı'nın amaç ve ilkelerine uymaya ve diğer ülkelerin egemenliğini ve güvenliğini ihlal etmeye son vermeye çağırıyoruz" ifadeleri kullanıldı.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, CBS televizyonuna verdiği röportajda Venezuela’ya gerçekleştirilen saldırılar ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ülkeden çıkarılarak ABD’ye getirilmesine ilişkin açıklamalarda bulundu. 
ABD Başkanı Donald Trump’ın "Ülke yönetiminde uygun bir geçiş sağlanana kadar Venezuela’da kalacağız" sözleri hatırlatılan Hegseth, "Bundan sonra ne olacak, bu ne demek?" sorusuna, "Bu, şartları bizim belirlememiz anlamına geliyor. Şartları Başkan Trump belirler. Nihai olarak bunun hangi aşamalardan geçeceğine de o karar verir. Ancak bu; uyuşturucu akışının durması, bizden alınan petrolün nihayetinde geri verilmesi ve suçluların ABD’ye gönderilmemesi anlamına geliyor" yanıtını verdi.
"Uzaması halinde Kongre’yi sürece dahil edeceğiz"
Venezuela'yı istikrara kavuşturmaya yönelik tam ölçekli bir müdahale için ABD Kongresi’nin onayını isteyip istemeyecekleri sorusunu da yanıtlayan Hegseth, Maduro'nun yakalanmasını bir kolluk kuvveti operasyonu olarak nitelendirdi. Bu operasyon için Kongre onayı gerekmediğini, ancak daha geniş çaplı bir operasyon halinde gerekli adımların atılacağını vurgulayan Hegseth, "Bu bir kolluk kuvveti operasyonuydu. Savunma Bakanlığı (Savaş Bakanlığı) Adalet Bakanlığı'nı destekleyerek, nihayetinde adalete hesap vermesi gereken bir suçluyu ülkeden çıkarıyordu. Ve (Dışişleri Bakanı) Marco Rubio bunun Kongre'ye önceden bildirilecek bir şey olmadığını açıkça belirtti. Ancak, bu durumun daha da uzaması halinde elbette Kongre'yi sürece dahil edeceğiz" dedi.

ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri müdahalesi, bu adıma karşı çıkan BM üyesi ülkeleri harekete geçirdi. ABD basınının diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberlere göre; Kolombiya, daimi üyeler Rusya ve Çin’in desteğiyle BM Güvenlik Konseyi’ni toplantıya çağırdı. BM Güvenlik Konseyi’nin ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırılarını ele almak üzere Pazartesi günü acil gündemle toplanacağı bildirildi. Katılımcıların henüz kesinleşmediği aktarılırken, BM Genel Sekreteri Antnio Guterres'in toplantıya katılmasının beklendiği ifade edildi.

ABD'nin, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in alıkonulduğu askeri hava saldırılarında en az 40 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.
New York Times gazetesinin üst düzey bir Venezuelalı yetkiliye dayandırdığı haberinde, ABD'nin başkent Caracas ve bazı stratejik bölgelere saldırılarındaki sivil ve askeri zayiata değinildi.
Buna göre ABD'nin, Maduro ve eşi Flores'in alıkonulduğu, başkent Caracas ve bazı stratejik bölgelerdeki askeri hava saldırılarında, askeri personel ve siviller de dahil en az 40 kişi yaşamını yitirdi.

Kanada Başbakanı Mark Carney, ülkesinin Venezuela halkı için özgürlük, demokrasi, barış ve refah fırsatını memnuniyetle karşıladığını bildirdi.
Carney, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, ülkesinin, hükümet olarak (Venezuela Devlet Başkanı Nicolas) Maduro'nun "acımasızca baskıcı ve suçlu rejimine" ek yaptırımlar uyguladıklarını bildirdi.
"Kanada, 2018 seçimlerini çaldığı günden beri Maduro'nun gayrimeşru rejimini tanımamıştır." ifadesini kullanan Carney, hükümetin, Venezuela halkı için özgürlük, demokrasi, barış ve refah fırsatını memnuniyetle karşıladığını belirtti.
Ülkesinin Venezuela halkının demokratik iradesine saygı duyan, barışçıl, müzakere edilmiş ve Venezuela liderliğindeki bir geçiş sürecini desteklediğini bildiren Carney, şunları kaydetti:
"Kanada tüm tarafları uluslararası hukuka saygı duymaya çağırıyor. Venezuela halkının kendi geleceklerini barışçıl ve demokratik bir toplumda belirleme ve inşa etme egemen hakkının yanındayız. Kanada, krizlerin çok taraflı katılım yoluyla çözülmesine büyük önem vermekte ve devam eden gelişmeler hakkında uluslararası ortaklarla yakın temas halindedir."

ABD'nin operasyonu sonrası alıkonulan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i taşıyan uçağın New York kentinin kuzeyindeki bir üsse indiği bildirildi.
ABD merkezli CBS News haberine göre, Maduro ve Flores'i taşıyan uçak Stewart Hava Ulusal Muhafız Üssü'ne indi.
Maduro ve Flores'in Brooklyn bölgesindeki federal düzeyli Metropolitan Gözaltı Merkezi'nde tutulmasının beklendiği kaydedildi.
Bu yerleşkede daha önce Joaquin Guzman, Sean Combs, Luigi Mangione ve Ghislaine Maxwell gibi yüksek profilli mahkumlar tutulmuştu.
CNN'in federal bir yetkiliye dayandırdığı haberinde, Maduro ve Flores'in gelecek hafta Manhattan federal mahkemesinde yargı önüne çıkarılacağı aktarıldı.

ABD Başkanı Trump, Venezuela başkenti Karakas’a dün sabaha karşı düzenlenen hava saldırıları sonrasında ülke lideri Nicolas Maduro ile eşinin yakalanıp ülke dışına çıkarıldığını açıkladı. Trump petrol zengini ülkeye düzenlenen baskını ‘muhteşem bir operasyon’ diye niteledi. Operasyonun ardından, “Venezuela bizim yönetimimizde olacak” dedi.
İŞTE DAKİKA DAKİKA TÜM GELİŞMELER...