
ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın kendileri ile bir anlaşmaya varmaması halinde Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer özgürlüğünü tesis etmeyi amaçlayan "Özgürük Projesi" operasyonunu daha kapsamlı olarak yeniden başlatabileceklerini belirterek, "İşler yolunda gitmezse Özgürlük Projesi'ne geri dönebiliriz, ama bu durumda ‘Özgürlük Projesi +' olur. Yani Özgürlük Projesi'ne başka tedbirlerin de eklendiği bir versiyon olur" açıklamasında bulundu.
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere gündeme dair açıklamalarda bulundu. İran'ın ABD'nin çatışmaları sona erdirmeye yönelik teklifine yakında yanıt vermesini beklediklerini aktaran Trump, "Sanırım bu gece onlardan bir yanıt alacağız" dedi. İranlıların müzakereleri kasıtlı olarak yavaşlattığına inanıp inanmadığı yönündeki soruya ise Trump, "Yakında öğreneceğiz" yanıtını verdi.
"İŞLER YOLUNDA GİTMEZSE ÖZGÜRLÜK PROJESİ'NE GERİ DÖNEBİLİRİZ"
Trump, İran'ın ABD ile bir anlaşmaya varmaması halinde, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünü tesis etmeyi amaçlayan "Özgürük Projesi" operasyonunu daha kapsamlı olarak yeniden başlatabileceklerini belirterek, "Bir anlaşma imzalanıp süreç tamamlanmazsa farklı bir yol izleyeceğiz. Bence Özgürlük Projesi iyi bir proje, ama bunu başarmanın başka yolları da var. İşler yolunda gitmezse Özgürlük Projesi'ne geri dönebiliriz, ama bu durumda ‘Özgürlük Projesi Artı' olur. Yani Özgürlük Projesi'ne başka tedbirlerin de eklendiği bir versiyon olur" dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın kendileri ile bir anlaşmaya varmaması halinde Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer özgürlüğünü tesis etmeyi amaçlayan "Özgürük Projesi" operasyonunu daha kapsamlı olarak yeniden başlatabileceklerini belirterek, "İşler yolunda gitmezse Özgürlük Projesi'ne geri dönebiliriz, ama bu durumda ‘Özgürlük Projesi +' olur. Yani Özgürlük Projesi'ne başka tedbirlerin de eklendiği bir versiyon olur" açıklamasında bulundu.
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere gündeme dair açıklamalarda bulundu. İran'ın ABD'nin çatışmaları sona erdirmeye yönelik teklifine yakında yanıt vermesini beklediklerini aktaran Trump, "Sanırım bu gece onlardan bir yanıt alacağız" dedi. İranlıların müzakereleri kasıtlı olarak yavaşlattığına inanıp inanmadığı yönündeki soruya ise Trump, "Yakında öğreneceğiz" yanıtını verdi.
"İŞLER YOLUNDA GİTMEZSE ÖZGÜRLÜK PROJESİ'NE GERİ DÖNEBİLİRİZ"
Trump, İran'ın ABD ile bir anlaşmaya varmaması halinde, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünü tesis etmeyi amaçlayan "Özgürük Projesi" operasyonunu daha kapsamlı olarak yeniden başlatabileceklerini belirterek, "Bir anlaşma imzalanıp süreç tamamlanmazsa farklı bir yol izleyeceğiz. Bence Özgürlük Projesi iyi bir proje, ama bunu başarmanın başka yolları da var. İşler yolunda gitmezse Özgürlük Projesi'ne geri dönebiliriz, ama bu durumda ‘Özgürlük Projesi Artı' olur. Yani Özgürlük Projesi'ne başka tedbirlerin de eklendiği bir versiyon olur" dedi.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail’in ülkenin güneyindeki dört farklı noktaya düzenlediği saldırılarda 2’si çocuk 3’ü kadın olmak üzere en az 10 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. İsrail, ateşkese rağmen Lübnan’ı hedef almayı sürdürüyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, İsrail’in cuma günü ülkenin güneyindeki dört farklı noktaya saldırı düzenlediği bildirildi. Saldırılarda 2’si çocuk 3’ü kadın olmak üzere en az 10 kişinin hayatını kaybettiği aktarıldı.

İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in ofisinin protokol sorumlusu Mazaher Hüseyni, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta Hamaney’in konutunu hedef aldığı saldırıda yaşananlara ve Hamaney’in sağlık durumuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Katıldığı bir halk buluşmasında konuşan Hüseyni, saldırı sırasında kendisinin de ofiste bulunduğunu belirterek olay anına ilişkin detaylar paylaştı.
"BULUNDUĞU YERİ DÜZENLİ ŞEKİLDE VURUYORLARDI"
Hüseyni, saldırı sırasında Hamaney’in bulunduğu alanın doğrudan hedef alındığını belirterek, "Bombardıman sırasında ofisteydik. Yaklaşık 30 metre ilerimizde General Şirazi ve arkadaşlarının bulunduğu yer vuruldu. Yaklaşık 70-80 metre yakınımızda ise Ali Hamaney’in bulunduğu alan hedef alındı. Füze ve hava saldırıları sırasında içeride birkaç kişiydik. Ali Hamaney, Mücteba Hamaney’in genellikle ders verdiği bir yerde bulunuyordu ancak o gün orada değillerdi. Orayı tamamen yerle bir ettiler. Düzenli şekilde onun bulunduğu yeri vuruyorlardı" dedi.
Saldırının etkisiyle Mücteba Hamaney’in yere savrulduğunu belirten Hüseyni, "Belinde ve bacağında hafif yaralanmalar oluştu ancak kısa sürede toparlandı. Şu anda sağlık durumu iyi ve tamamen iyileşmek üzere. Kendisiyle ilgili ortaya atılan alnından yaralandığı yönündeki iddiaların tamamı asılsızdır. Yalnızca kulağının arka kısmında küçük bir yara oluştu. Bunun dışında anlatıldığı gibi ciddi bir yaralanma söz konusu değil" ifadelerini kullandı.
Hüseyni, Hamaney’in kamuoyundan uzak tutulduğu yönündeki iddialara ilişkin ise güvenlik gerekçelerini işaret etti. Hüseyni, "Düşman, çeşitli söylentiler ve bahanelerle onun görüntüsünü ya da sesini elde ederek farklı amaçlar peşinde koşuyor. Bu nedenle şu an için acele edilmiyor. Zamanı geldiğinde kendisi doğrudan halkla konuşacaktır. Sağlığı, dirayeti ve halka liderlik etme gücü tamamen yerindedir" şeklinde konuştu.


ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail ile Lübnan hükümetleri arasındaki 3. tur görüşmelerin 14-15 Mayıs'ta yapılacağını açıkladı. Bakanlık Sözcüsü Tommy Pigott, İsrail-Lübnan görüşmelerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Pigott, "Amerika Birleşik Devletleri, 14 ve 15 Mayıs tarihlerinde, İsrail ve Lübnan hükümetleri arasında iki gün sürecek yoğun görüşmelere ev sahipliği yapacak." ifadesini kullandı.
İki ülkenin endişelerinin somut bir şekilde ele alınacağına ve Lübnan'daki Hizbullah etkisinin sona erdirilmesine yönelik sürecin görüşüleceğine işaret eden Pigott, "Görüşmeler, kalıcı barış ve güvenlik düzenlemeleri, Lübnan topraklarında Lübnan egemenliğinin tam olarak yeniden tesis edilmesi, sınırların belirlenmesi ve Lübnan'da insani yardım ve yeniden inşa için somut yolların oluşturulması için bir çerçeve oluşturacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

CENTCOM, X hesabından yaptığı açıklamada, ABD'nin İran limanlarına giriş çıkışları bloke ettiği deniz ablukasına ilişkin güncel durumu paylaştı.
Açıklamada, ABD ordusuna ait deniz unsurlarının bugüne kadar İran limanlarına giriş ve çıkış yapmaya çalışan toplam 57 ticari gemiyi bloke ederek farklı rotalara yönlendirdiği, 4 gemiyi ise devre dışı bıraktığı belirtildi.
Ayrıca açıklamada, bir ABD destroyerinin, Hürmüz Boğazı'ndan geçmeye çalışan bir petrol tankerini bloke edip geri çevirdiği anlara ilişkin görseller de paylaşıldı.
ABD Donanması, İran ile Pakistan'da düzenlenen ilk müzakere sürecinin başarısız olmasının ardından İran limanlarına giriş çıkışları durdurmak amacıyla 13 Nisan'da Hürmüz Boğazı'nı abluka altına almıştı.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin izlediği siyasete ilişkin, “İran’ın temel politikası karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar çerçevesinde dostane ilişkiler geliştirmektir.” dedi. Pezeşkiyan, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından ülkesinin dış siyasetine ilişkin açıklamalarda bulundu. Sömürgecilik anlayışının geleceğin dünyasında yeri olmadığına vurgu yapan Pezeşkiyan, “İran’ın temel politikası karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar çerçevesinde dostane ilişkiler geliştirmektir.” ifadesini kullandı. Pezeşkiyan ayrıca İran halkının tarihsel olarak hoşgörülü bir halk olduğunu ve tarihi boyunca da zulümle de mücadele ettiğini söyledi.

İran Silahlı Kuvvetleri ile ABD arasında Hürmüz Boğazı'nda aralıklarla yaşanan çatışmaların durduğu ancak yeniden başlama ihtimalinin olduğu bildirildi. İran'ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı’nda yer alan haberde, Hürmüz Boğazı’nda İran Silahlı Kuvvetleri ile ABD arasında yaşanan çatışmalar durdu.
Haber ayrıca, ABD Donanması’na ait gemilerin Basra Körfezi’ne girme girişiminde bulunması veya İran gemilerini taciz etmesi durumunda İran Silahlı Kuvvetleri’nin karşılık vereceğini, dolayısıyla çatışmaların tekrara başlama ihtimalinin bulunduğu belirtildi.

İran'ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı’nda yer alan haberde, Hürmüz Boğazı’nda İran Silahlı Kuvvetleri ile ABD arasında yaşanan çatışmalar durdu.
Haber ayrıca, ABD Donanması’na ait gemilerin Basra Körfezi’ne girme girişiminde bulunması veya İran gemilerini taciz etmesi durumunda İran Silahlı Kuvvetleri’nin karşılık vereceğini, dolayısıyla çatışmaların tekrara başlama ihtimalinin bulunduğu belirtildi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 2 İran gemisine saldırı düzenlediklerini açıkladı.
CENTCOM tarafından yapılan açıklamada, USS George Bush gemisinden havalanan savaş uçağının, ablukayı aşmaya çalışan boş petrol tankerlerinin vurularak İran'a ulaşmasının engellendiği kaydedildi.
Açıklamada, hassas güdümlü füzeler ile gemilerin bacalarından vurulduğu belirtildi.
CENTCOM'un sosyal medyada yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin İran bayraklı üçüncü bir gemiyi de etkisiz hale getirdiği kaydedildi.
İRAN BASINI: İRAN SİLAHLI KUVVETLERİ İLE ABD ARASINDA HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA ARALIKLARLA ÇATIŞMA YAŞANIYOR
İran basını, İran Silahlı Kuvvetleri ile ABD güçleri arasında son saatlerde Hürmüz Boğazı'nda aralıklarla çatışmalar yaşandığını bildirdi.
İran'ın yarı resmi Fars Haber Ajansı'nın haberinde, "Son bir saattir, Hürmüz Boğazı'nda İran Silahlı Kuvvetleri ile Amerikan gemileri arasında dağınık çatışmalar yaşanıyor." ifadelerine yer verildi.


İsrail ordusunun, ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyindeki beldelere bugün düzenlediği hava saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 14'e yükseldi.


İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı'na (CIA) dayandırılan ve İran’ın balistik füze kapasitesinin büyük bölümünü koruduğunu öne süren değerlendirmelere tepki gösterdi. Erakçi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ABD’nin diplomatik çözüm ihtimali ortaya çıktığında askeri adımlara yöneldiğini savunarak, "Masada diplomatik bir çözüm olduğu her seferde ABD pervasız bir askeri maceraya yöneliyor. Bu yalnızca baskı kurmaya yönelik kör bir taktik mi? Yoksa ABD Başkanı’nı bir kez daha yeni bir bataklığa sürüklemek isteyen bir sabotajcının hilesi mi" ifadelerini kullandı.
"DİPLOMASİ HER ZAMAN KURBAN OLUR"
İran halkının baskı karşısında geri adım atmayacağını belirten Abbas Erakçi, "Sebep her ne olursa olsun sonuç hep aynıdır: İran halkı asla baskı karşısında boyun eğmez ve diplomasi her zaman kurban olur" dedi.
"CIA YANILIYOR"
Abbas Erakçi, İran’ın füze kapasitesine ilişkin iddiaları da reddederek, "CIA yanılıyor. Füze stoklarımız ve fırlatma kapasitemiz 28 Şubat’a kıyasla yüzde 75 seviyesinde değil. Doğru rakam yüzde 120’dir. Halkımızı savunmaya yönelik hazırlığımız ise yüzde bindir" ifadelerini kullandı.

ABD ile İran arasında yaşanan son gerilim, Tahran’ın uzun süredir uyguladığı “asimetrik savaş” stratejisini yeniden dünya gündemine taşıdı.
ABD VE İSRAİL SALDIRDI AMA…
Wall Street Journal’ın haberine göre, ABD hava saldırıları ve Amerikan-İsrail ortak operasyonları sırasında İran’ın büyük savaş gemilerinin önemli bölümü imha edildi. Ancak haberde, Tahran yönetiminin halen yüzlerce küçük saldırı botunu aktif şekilde elinde tuttuğu belirtildi.
Habere göre bu botların omuzdan atılan füzeler, makineli tüfekler ve deniz mayınlarıyla donatılabildiği belirtiliyor. Uzmanlara göre İran, yüksek maliyetli savaş gemileri yerine düşük maliyetli ancak etkili saldırı araçlarına yöneliyor.
ABD FIRKATEYNİNE SALDIRI İDDİASI
ABD Merkez Komutanlığı’nın (CENTCOM) aktardığı bilgilere göre İran, Hürmüz Boğazı’nda ABD güdümlü füze destroyerlerini hedef alan saldırılarda bu sürat teknelerini kullandı.
Haberde, en az bir ABD fırkateyninin İran’a ait bir sürat teknesinden açılan ateş sonucu vurulduğu ifade edildi. Olayın ardından bölgede tansiyonun hızla yükseldiği kaydedildi.
ABD HELİKOPTERLERİNDEN KARŞI OPERASYON
Gerilimin ardından ABD ordusu bölgede karşı operasyon başlattı. Amerikan askeri helikopterlerinin, Pazartesi günü Hürmüz Boğazı’nda ticari gemi trafiğini koruma görevi sırasında altı İran botunu imha ettiği bildirildi.
Washington yönetimi, özellikle enerji sevkiyatının geçtiği kritik deniz hattında güvenliği artırmak için askeri varlığını güçlendiriyor.
İRAN’IN “SÜRÜ BOT” STRATEJİSİ
Askeri uzmanlar, İran’ın savaş öncesinde yüzlerce sürat teknesine sahip olduğunu değerlendiriyordu. Bir askeri analiste göre Nisan ayı itibarıyla bu filonun yaklaşık yüzde 60’ı halen kullanılabilir durumda.
Uzmanlar, küçük saldırı botlarının İran’ın askeri doktrininde merkezi rol oynadığına dikkat çekiyor. Tıpkı tek yönlü saldırı dronlarında olduğu gibi, bu sistemler de teknolojik açıdan daha üstün rakiplere karşı düşük maliyetli ve kolay feda edilebilir araçlar olarak öne çıkıyor.

Suudi Arabistan merkezli Al-Hadath'ın ismi açıklanmayan Suudi Arabistanlı bir kaynağa dayandırdığı haberinde, Suudi Arabistan'ın, gerilimin azaltılmasını ve Pakistan'ın bölgedeki savaşın sona erdirilmesi için bir anlaşmaya varma çabalarını desteklediği belirtildi.
Riyad yönetiminin, hava sahasını saldırı amaçlı askeri operasyonları desteklemek için kullanılmasına izin vermeyeceği aktarıldı.
Haberde, "Şüpheli nedenlerle Suudi Arabistan'ın tutumunu yanlış temsil etmeye çalışan taraflar var." ifadesine yer verildi.
"SUUDİ ARABİSTAN, GERİLİMİ AZALTMA VE MÜZAKERE ÇABALARINI DESTEKLEME TUTUMUNU SÜRDÜRMEKTEDİR"
Suudi Arabistan Kamu Diplomasisinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Raid Krimly, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Suudi Arabistan, gerilimi azaltma ve müzakere çabalarını destekleme tutumunu sürdürmektedir." ifadesini kullandı.
Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin dünkü haberine işaret eden Krimly, Suudi Arabistanlı olduğu iddia edilen ve isimsiz kaynaklardan aktarılan haberlere karşı dikkat edilmesi çağrısında bulundu.

İran medyası, İran'ın bir tankere el koyduğunu duyurdu.
Haberde, "Orduya bağlı deniz kuvvetleri, Umman Denizi'nde bir tankere el koydu" ifadesi yer aldı.
İran medyası, ele geçirilen tankerin İran'ın güney kıyılarına götürüldüğünü ve yargı makamlarına teslim edildiğini belirttti.

İran Devrim Muhafızları, Birleşik Arap Emirlikleri'ne yolladıkları füzenin üzerindeki yazıyı paylaştı.
Füzede "Habibi, Amerika çekip gider; sonunda baş başa kalırız" yazdığı görüldü.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Genel Sekreteri Arsenio Dominguez, Panama'da düzenlenen Amerika Kıtası Denizcilik Kongresinde Hürmüz Boğazındaki mevcut durum nedeniyle bölgedeki ticari gemilerin durumuna değindi.
Dominguez, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması nedeniyle bin 500 geminin Basra Körfezi'nde mahsur kaldığını söyledi. Dominguez, "Şu anda yaklaşık 20 bin mürettebat ve bin 500 civarında gemi mahsur kalmış durumda" dedi. Dominguez, deniz yoluyla taşınan ürünlerin dünyada tüketilen ürünlerin yüzde 80'inden fazlasını içerdiğini aktardı.
Dominguez, gemilere düzenlenen 30'dan fazla saldırıda 10 denizcinin hayatını kaybettiğini belirtti. Dominguez, denizciler arasındaki can kaybının artmaması ve daha fazla ekonomik kayba yol açmamak için gemilerin Körfez'e gönderilmesinden kaçınılması çağrısında bulundu.

Körfez ülkeleri, Hürmüz Boğazı’nda artan gerilim nedeniyle İran’a karşı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yeni bir karar çıkarılması için harekete geçti. Katar, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin öncülüğünde hazırlanan taslakta, Tahran yönetiminden gemilere yönelik saldırıları durdurması, “yasadışı geçiş ücretlerinden” vazgeçmesi ve deniz mayınlarının yerini açıklaması istendi.
KÖRFEZ ÜLKELERİ BM’DE ORTAK CEPHE KURDU
Katar, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin BM’de yaptığı açıklamalarda, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün yeniden sağlanmasının küresel ekonomi için kritik olduğu vurgulandı.
Katar’ın BM Büyükelçisi Alya Ahmed Saif el-Thani, boğazın açık tutulmasının “uluslararası bir sorumluluk” olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Mevcut durum yalnızca küresel ekonomik istikrarı ve enerji güvenliğini tehdit etmiyor, aynı zamanda insani krizleri de derinleştiriyor.”
“MAYINLARI AÇIKLAYIN, GEÇİŞLERİ ENGELLEMEYİN”
Taslak karar metninde İran’dan, Hürmüz Boğazı çevresine yerleştirilen deniz mayınlarının yerini açıklaması ve kaldırması talep edildi.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin BM Temsilcisi Muhammed İsa Ebuşahab, uluslararası su yollarının tehdit veya baskıyla kontrol edilemeyeceğini belirterek şunları söyledi:
“Karar, Hürmüz Boğazı’nda ve çevresinde yerleştirilen deniz mayınlarının açıklanmasını ve kaldırılmasını talep ediyor. Yasadışı geçiş ücretlerini ve seyrüsefer özgürlüğüne müdahaleyi reddediyor.”
Taslakta ayrıca boğaz üzerinden insani yardım, gübre ve temel ihtiyaç ürünlerinin taşınabilmesi için özel bir insani koridor oluşturulması çağrısı yapıldı.
TASLAK YENİDEN DÜZENLENDİ
ABD ve Körfez ülkelerinin hazırladığı Hürmüz Boğazı taslağında dikkat çeken bir değişiklik yapıldı. Diplomatik kaynaklara göre, Birleşmiş Milletler Şartı’nın güç kullanımına izin veren “7. Bölümü”ne yapılan tüm atıflar metinden çıkarıldı.
Diplomatik kaynakların Al Jazeera’ya verdiği bilgiye göre, ABD ve Körfez ülkeleri tarafından hazırlanan karar taslağının revize edilmiş yeni versiyonu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyelerine dağıtıldı.
Kaynaklar, yeni metinde BM Şartı’nın “Yedinci Bölümü”ne yapılan tüm atıfların çıkarıldığını aktardı.
BM ŞARTI'NIN “7. BÖLÜMÜ”
BM Şartı’nın 7. Bölümü, uluslararası barış ve güvenliğin tehdit altında olduğu durumlarda yaptırım, abluka ve askeri güç kullanımı dahil çeşitli önlemlerin uygulanmasına imkan tanıyor.
Taslak metinden bu ifadelerin çıkarılması, diplomatik çevrelerde “askeri müdahale ihtimalini azaltmaya yönelik bir adım” şeklinde yorumlandı.

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) analizine göre İran, yer altındaki füze depolarının büyük kısmını yeniden kullanıma açtı. Analizde, hasar gören bazı füzelerin onarıldığı ve yeni füze üretiminin sürdüğü ifade edildi.
CIA analizinde, İran’ın savaş öncesi mobil füze rampalarının yaklaşık yüzde 75’ini de koruduğu kaydedildi.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın füze kapasitesinin büyük ölçüde yok edildiğini “Füzeleri büyük ölçüde imha edildi. Muhtemelen yüzde 18-19’u kaldı. Eskisine kıyasla çok küçük bir miktar.” sözleriyle ifade etmişti.
ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarının temel hedeflerinden biri olan “konvansiyonel füze kapasitesini çökertme” planının sınırlı başarı sağladığı yorumlarına neden olurken, CIA raporuyla Trump’ın açıklamaları arasındaki fark dikkat çekti.

Lübnan basını, Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile muhtemel bir görüşmeyi ülkede "istikrar çabalarına zarar vereceği" düşüncesiyle reddettiğini yazdı.
Ed-Diyar gazetesinin resmi kaynaklara dayandırdığı haberinde, Beyrut ile Tel Aviv arasında ABD'de yapılan müzakere sürecine ilişkin bilgilere yer verildi.
Haberde, Lübnan Cumhurbaşkanı Avn'ın, İsrail Başbakanı Netanyahu ile görüşme yapmak konusunda mesafeli tutumunu koruduğu ifade edildi.
Lübnan tarafının "Netanyahu ile yapılacak bir görüşmenin halihazırdaki istikrar çabalarına zarar vereceği" uyarısını ABD'li yetkililere ilettiği belirtilen haberde, Washington'ın da bu yaklaşımı olumlu karşıladığı aktarıldı.
Haberde, Beyrut'un Tel Aviv ile barış anlaşması imzalamayı hedeflemediği, temel amacının "sınır güvenliği ve toprak bütünlüğünü sağlamak" olduğu kaydedildi.

İsrail basını, Hizbullah’ın üst düzey komutanlarına yönelik suikastlerin ardından ülkede yüksek alarm durumuna geçildiğini duyurdu. İsrail ordusunun, olası misilleme saldırılarına karşı Lübnan sınırında ve ülke genelinde güvenlik önlemlerini en üst seviyeye çıkardığı bildirildi.
İSRAİL ORDUSU TEYAKKUZA GEÇTİ
İsrailli Kanal 12’nin güvenlik kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Hizbullah’tan gelebilecek saldırı ihtimali nedeniyle İsrail ordusu alarma geçirildi. Özellikle Lübnan sınır hattında askeri hareketliliğin artırıldığı aktarıldı.
Kanal 12’nin aktardığı bilgilere göre, Lübnan sınırına yakın bölgelerde halka açık etkinlikler iptal edildi. Ayrıca toplu buluşmalar yasaklanırken, bölgede yeniden sıkı güvenlik kısıtlamalarının uygulanmaya başlandığı belirtildi.
İsrail ordusunun, olası füze veya insansız hava aracı saldırılarına karşı savunma sistemlerini aktif hale getirdiği ifade edildi.
“ATEŞKES KIRILGAN”
İsrail devlet radyosu ise Hürmüz Boğazı’nda yaşanan son gelişmelerin, ABD ile İran arasındaki ateşkesin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu bildirdi.
Haberde, İsrail yönetiminin Washington-Tahran hattındaki gelişmeleri yakından takip ettiği ancak son gece yaşanan karşılıklı saldırıların “yerel çaplı” olduğu ve daha büyük bir tırmanmaya dönüşmeyeceğinin düşünüldüğü aktarıldı.
HAARETZ: FİLİSTİN KÖYLERİ BOŞALTILIYOR
Öte yandan İsrail merkezli Haaretz gazetesi, İsrail ordusunun Batı Şeria’daki bazı Filistin köylerini “askeri eğitim alanı” gerekçesiyle boşalttığını yazdı.
Haberde, boşaltılan bölgelere İsrailli yerleşimcilerin üs kurmasına izin verildiği iddia edildi.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Savunma Bakanlığının ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan paylaşımda, konuya ilişkin bilgi verildi.
Ülkede duyulan patlama seslerinin hava savunma sistemlerinin müdahalesinden kaynaklandığı belirtilen açıklamada, "Hava savunma sistemlerimiz, füze ve İHA'lara karşı aktif bir şekilde müdahale etmektedir." ifadelerine yer verildi.

ABD Başkanı Trump, Washington Anıtı'nın yakınında bulunan bir süs havuzunda devam eden yenileme çalışmalarını inceledikten sonra basın mensuplarına İran gündemini değerlendirdi.
Trump, Amerikan ordusunun İran'a ait iki yere düzenlediği hava saldırılarına rağmen Tahran yönetimi ile görüşmelerin sürdüğünü söyledi.
İran'la anlaşmanın yakın olup olmadığı sorusuna, "Bu her an olabilir. Belki de olmaz, ama her an olabilir. Onların bu anlaşmayı benden daha çok istediğine inanıyorum." diye yanıt veren Trump, anlaşmaya yakın oldukları mesajını verdi.
"EĞER İMZALANMAZSA, ÇOK ACI ÇEKECEKLER"
Trump, Tahran'a bir an önce anlaşmaya imza atması çağrısında bulunarak, "Anlaşmayı çabucak imzalasalar iyi olur. Eğer imzalanmazsa, çok acı çekecekler." diye konuştu.
ONLAR BİZE ATEŞ EDİYORDU, BİZ DE ONLARA KARŞILIK VERDİK"
Hürmüz Boğazı'ndan geçen 2 ABD destroyerine İran'ın saldırı düzenlediğini ancak bu saldırılarda destroyerlerinin hiç hasar almadığını dile getiren Trump, "Onlar bize ateş ediyordu, biz de onlara karşılık verdik." ifadesini kullandı.
Trump, İran'la ilgili temel beklentisinin "İran'ın nükleer silaha sahip olmaması" olduğunu, İranlıların da aslında bunu kabul ettiklerini ancak henüz anlaşmaya imza atmadıklarını savunarak, "Onlara nükleer silaha sahip olma hakkı vermeyeceğiz, bunun şansı sıfır ve onlar da bunu biliyorlar ve bunu kabul ettiler. Bakalım imzalamaya istekli olacaklar mı?" şeklinde konuştu.
"ATEŞKES DEVAM EDİYOR"
ABC News'e açıklamalarda bulunan ABD Başkanı Donald Trump, bölgedeki sıcak temasın ardından sürece dair değerlendirmede bulundu. Trump, yaşanan askeri hareketliliğe rağmen "Ateşkes devam ediyor" ifadesini kullanırken, İran'a yönelik gerçekleştirilen operasyonları "sadece bir aşk dokunuşu" olarak nitelendirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, "Hürmüz Boğazı'ndan geçerek Umman Körfezi'ne doğru ilerlerken İran'ın herhangi bir tahrik olmadan saldırdığı" açıklanan donanma unsurlarına ilişkin, "Üç muhrip gemi de hasar görmedi ancak İranlı saldırganlara büyük zarar verildi." ifadesini kullandı.
Trump, sosyal medya hesabından, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) Hürmüz Boğazı'ndaki savaş gemilerine saldırı düzenlendiğine yönelik duyurusuna ilişkin paylaşım yaptı.
ABD ordusuna ait üç muhrip geminin Hürmüz Boğazı'ndan "ateş altında çok başarılı şekilde geçtiğini" belirten Trump, şöyle devam etti:
"Üç muhrip gemi de hasar görmedi ancak İranlı saldırganlara büyük zarar verildi. Tamamen yok edildiler ve tümüyle imha edilmiş donanmalarının yerini almak için kullanılan çok sayıda küçük tekneyle birlikte denize gömüldüler."
Trump, ABD'ye ait muhrip gemilere yönelik füze ve insansız hava aracı saldırısı olduğunu ancak bunların "kolayca düşürüldüğünü" iddia etti.
İran'ı "delilerin yönettiğini" savunan Trump, "Eğer nükleer silah kullanma şansları olsaydı hiç tereddüt etmeden kullanırlardı ama böyle bir fırsata asla erişemeyecekler. Tıpkı bugün onları tekrar alt ettiğimiz gibi, eğer anlaşmalarını hızlı şekilde imzalamazlarsa, gelecekte onları çok daha sert ve çok daha şiddetli şekilde alt edeceğiz." ifadelerine yer verdi.
Trump, bu üç muhrip geminin ve mürettebatın "deniz ablukasına yeniden katılacağını" kaydetti.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Hatemu’l Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, ABD’nin ateşkesi ihlal ederek İran’a ait gemileri ve bazı sivil bölgeleri hedef aldığını açıklayarak, "İran, her türlü saldırı ve ihlale hiçbir tereddüt göstermeden güçlü ve yıkıcı şekilde karşılık verecektir" dedi.
İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Hatemu’l Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, ABD’nin ateşkesi ihlal ederek İran’a ait gemileri ve bazı sivil bölgeleri hedef aldığını açıkladı. Zülfikari açıklamasında, "Saldırgan, ABD ordusu, ateşkesi ihlal ederek İran’ın kıyı sularında Cask bölgesinden Hürmüz Boğazı’na doğru hareket eden bir İran petrol tankerini ve Hürmüz Boğazı’na giriş yapan başka bir gemiyi BAE’nin Füceyre Limanı açıklarında hedef aldı. Aynı anda bazı bölge ülkelerinin iş birliğiyle Bender Hemir, Sirik kıyıları ve Keşm Adası’ndaki sivil bölgeler de hava saldırısına maruz kaldı" dedi.
İran Silahlı Kuvvetleri’nin de derhal karşılık verdiği belirten Zülfikari, "Hürmüz Boğazı’nın doğusu ile Çabahar Limanı’nın güneyindeki ABD askeri unsurlarına saldırı düzenlendi ve ciddi zarar verildi. Suçlu ve saldırgan ABD ile ona destek veren ülkeler şunu iyi bilmelidir ki İran, geçmişte olduğu gibi bugün de her türlü saldırı ve ihlale hiçbir tereddüt göstermeden güçlü ve yıkıcı şekilde karşılık verecektir" ifadelerini kullandı.

CENTCOM'un açıklamasına göre, 7 Mayıs'ta ABD Donanmasına ait güdümlü füze destroyerleri USS Truxtun, USS Rafael Peralta ve USS Mason, Hürmüz Boğazı'ndan geçerek Umman Körfezi'ne doğru ilerledi.
Geçiş sırasında İran güçlerinin çok sayıda füze, insansız hava aracı ve küçük tekneyle saldırı girişiminde bulunduğu bildirildi.
Açıklamada, hiçbir ABD unsurunun isabet almadığı belirtilirken, CENTCOM'un gelen tehditleri bertaraf ettiği ve meşru müdafaa kapsamında karşılık verdiği ifade edildi.
CENTCOM, ABD güçlerine yönelik saldırılardan sorumlu olduğu belirtilen İran askeri tesislerinin hedef alındığını duyurdu.
Bu kapsamda füze ve insansız hava aracı fırlatma sahaları, komuta-kontrol merkezleri ile istihbarat, gözetleme ve keşif noktalarının vurulduğu kaydedildi.
Komutanlık açıklamasında, CENTCOM'un gerilimin tırmanmasını istemediği ancak Amerikan güçlerini korumak için bölgede hazır ve kararlı şekilde konumlandığı vurgulandı.

