
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin füze ve savunma gücüne ilişkin "Savunma kapasitemiz konusunda kimseyle müzakere yapmayız." dedi. İran resmi ajansı IRNA’ya göre Pezeşkiyan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile İslamabad’da düzenlediği ortak basın toplantısında konuştu.
Ülkesinin füze programına ilişkin konuların mutabakat zaptında yer almadığını ve hiçbir zaman da tartışma konusu olmayacağını Pezeşkiyan, "Savunma kapasitemiz konusunda kimseyle müzakere yapmayız. Eğer savunma silahlarımız olmasaydı düşman aynı Gazze gibi ülkeyi yerle bir ederdi." diye konuştu. İran-Pakistan ilişkilerinin daha ileri düzeye çıkarılması gerektiğini vurgulayan Pezeşkiyan, iki ülkenin ortak işbirliğiyle bölgede örnek bir kardeşlik modeli inşa edebileceğini ifade etti.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın ziyareti sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Hamaney'den "büyük bir vizyoner lider" olarak bahseden Şerif, İran'daki can kayıpları nedeniyle taziyelerini iletti.
Şerif, gelecek hafta Tahran'a gideceğini ve Hamaney'in cenaze törenine katılacağını belirtti. Pezeşkiyan ile oldukça verimli görüşmeler gerçekleştirdiğini dile getiren Şerif, görüşmelere ilişkin "Aile buluşması gibiydi. Sanki kardeşler tüm açıklığıyla birbiriyle konuşuyor gibiydi." ifadelerini kullandı. Şerif, bugünkü toplantıları "Pakistan ve İran arasında tarihi bir an." olarak nitelendirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetçilerinin zenginleştirilmiş uranyumla ilgili süreçleri denetlemek üzere İran'a gideceğini ancak bu konunun şu an acil olmadığını belirtti.
Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Pensilvanya eyaletine giden ABD Başkanı Trump, havalimanında basın mensuplarına gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Trump, UAEA denetçilerinin İran'a gidişine ilişkin bir netlik olmadığını ve bunun ABD-İran anlaşmasının bir parçası olup olmadığını soran bir muhabire, "Hayır, bu yazılanlar doğru değil, yüzde 100 denetim olacak." dedi.
ABD Başkanı, denetçilerin İran'a gideceğini ancak bunun için yeterince zamanları olduğunu belirterek "Uygun zamanda gidecekler, aceleye gerek yok ancak uygun zamanda sahada olacaklar." diye konuştu. ABD-İran mutabakatının çok iyi bir anlaşma olduğunu savunan ve bu anlaşma sayesinde "İran'ın nükleer silaha sahip olamayacağını" ifade eden Trump, Tahran'ın da bu konuda mutabık olduğunu söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İslamabad ziyareti sırasında ABD ile devam eden müzakerelere ilişkin açıklamada bulundu. Pezeşkiyan, İran’ın balistik füze kapasitesinin müzakere konusu olmadığını ifade ederek, "Müzakereler sırasında bize iki kez saldırdığı için ABD’ye güvenmiyoruz, ancak yine de diyaloğa ve barışa hazırız. Önümüzdeki müzakerelerde güçlü yanlarımızı koruyacağız; balistik füzelerle ilgili hiçbir müzakere yapılmadı ve yapılmayacak da" dedi. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Genelkurmay Başkanı Asim Munir’in müzakerelerde büyük çaba sarf ettiğini ifade eden Pezeşkiyan, "Müzakereleri kolaylaştırma ve mutabakat zaptına varılmasında Pakistan’ın rolünü takdir ediyoruz" dedi. Pezeşkiyan ayrıca, Batı Asya bölgesinde ilerlemenin barışa, güvenliğe ve bölgesel işbirliğine bağlı olduğuna inandığını dile getirdi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Körfez turu kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başkenti Abu Dabi'ye ulaşmasının hemen ardından havalimanında basın mensuplarının İran’la devam eden mutabakat zaptı müzakerelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Rubio, "Hürmüz Boğazı uluslararası sular. Mevcut uluslararası hukuka göre hiçbir ülkenin uluslararası sulardan geçiş ücreti veya vergi talep etmesine izin verilmez. Dünyanın her yerindeki uluslararası sularındaki kurallar böyledir ve burada da öyle kalmasını bekliyoruz. Bu konuda bölgedeki tüm ülkelerin bizimle aynı fikirde olduğunu düşünüyorum.” dedi.
İran'ın gelecekte küresel yatırımlardan pay alıp almamasına ilişkin bir soru üzerine Rubio, bunun Tahran yönetiminin atacağı adımlara bağlı olduğunu belirtti.
Rubio, "Bu tamamen İran yönetiminin, terör ihraç eden devrimci bir hareket olmak yerine normal bir devlet olmayı seçip seçmeyeceğine bağlı. Eğer bu yönü seçerlerse, bölgedeki diğer ülkelerin doğrudan yabancı yatırımlardan yararlandığı gibi İran için de inanılmaz fırsatlar doğabilir.” ifadelerini kullandı.
"LÜBNAN SÜRECİ İRAN'DAN BAĞIMSIZ"
ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Lübnan ile İsrail arasındaki müzakerelerin Washington ile Tahran yönetimleri arasındaki müzakere sürecinden "tamamen ayrı olduğunu" dile getirdi. Rubio, İran’ın Lübnan'daki nüfuzuna değinerek, şunları kaydetti:
"Lübnan bağlamında bir İran sorunu olduğu doğrudur, o da Tahran'ın Hizbullah'a verdiği destek ve sponsorluktur. Bu unsur, İranlılarla yapacağımız görüşmelerin bir parçası olarak ele alınacaktır. Ancak Lübnan'ın geleceği, kendi egemen seçilmiş hükümeti aracılığıyla Lübnan halkına aittir."
İran’la varılan mutabakatın bölgedeki çatışmaları sona erdirip erdirmeyeceğine ilişkin Rubio, "İran destekli vekil güçlerin saldırılarının da mutabakat zaptı kapsamında durması gerektiğini ve bu konunun da müzakerelerde ele alınacağını" söyledi.

İsrail ordusu, ateşkese rağmen Lübnan'da saldırıları sürdürüyor. Lübnan Ulusal Haber Ajansı'na göre İsrail askerleri, Nebatiye kenti yakınlarındaki al-Fawqa kasabasında yolu açan bir ekskavatörün yanında duran 2 genci makineli tüfeklerle ateş açarak öldürdü. Lübnan silahlı grubu Hizbullah'tan yapılan açıklamada, "hain saldırının" kınandığı, bunun ateşkesin açık bir ihlali olduğu ifade edildi.
İSRAİL, SALDIRIYI DOĞRULADI
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İsrail güçlerinin "güvenlik bölgesi" ilan edilen Ali el-Taher tepesi civarında askerler için "tehdit oluşturan silahlı teröristlere saldırdığı" iddia edildi.
İsrail'in 2 Mart'tan bu yana Lübnan'a yönelik saldırılarında en az 4 bin 106 kişi hayatını kaybetti, 1.2 milyon kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.
İSRAİL-LÜBNAN ÇATIŞMASI
Lübnan, İsrail ordusunun Lübnan topraklarının yaklaşık yüzde 6'sını kapsayan ve "tampon bölge" olarak adlandırdığı alandan çekilmesini istiyor. İsrail ise Hizbullah'ın "silahsızlandırılmasını" istediğini belirtiyor. Hizbullah ise görüşmelerin "karşılıklı güvenlik" ile sınırlı kalması ve silahların görüşme konusu olmaması gerektiğini belirtiyor.


Küresel ticaretin stratejik noktası konumunda bulunan ve ABD/İsrail-İran Savaşı'nın 28 Şubat'ta başlamasının ardından ticari gemi trafiğinin durma noktasına geldiği Hürmüz Boğazı'nda son günlerde ABD-İran mutabakatına yönelik hareketlilik yaşanıyor. ABD ve İran arasında sağlanan mutabakat sonrası Hürmüz Boğazı'nda ticari gemi geçişleri son 5 günde savaş öncesi seviyenin yüzde 25'ine ulaşırken özellikle ham petrol ve petrol ürünleri akışında belirgin artış görüldü.
Savaş öncesinde günlük yaklaşık 130 ticari gemi geçiş yaparken bu sayı savaş döneminde bazı günlerde 1'e kadar gerilemiş, savaşın 100 gününde ise ortalama 10 ticari gemi Boğaz'dan geçmişti. Böylece, ticari gemi trafiği savaş öncesi seviyeye göre yüzde 95'e varan düşüş göstermişti.
13 MİLYON VARİL PETROL TAŞINDI
Kpler ve MarineTraffic verilerine göre, ABD ve İran arasında sağlanan ve Hürmüz Boğazı'nın açılmasını da içeren 14 maddelik mutabakatın ardından Boğaz'dan 18 Haziran'da 41, 19 Haziran'da 22, 20 Haziran'da 42, 21 Haziran'da 28 ve 22 Haziran'da 39 olmak üzere 172 gemi geçti. Boğaz'dan 22 Haziran'da geçen gemiler arasında İran petrolü taşıyan tankerler öne çıktı. Hürmüz Boğazı'ndan dün en az 7 milyon varil İran ham petrolü taşıyan 4 süper tanker geçiş yaptı. Son 5 günde ise 13 milyonu aşan İran ham petrolü Hürmüz Boğazı'ndan geçerek uluslararası alıcılara ulaştı.
HÜRMÜZ'DEN 5 TİCARİ GEMİ GEÇTİ
Bu dönemde ayrıca Boğaz'ı geçen Suudi Arabistan, Irak, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden yüklü ham petrol tankerlerinin sayısında da belirgin artış görüldü. Bugün Türkiye saatiyle 12.30 itibarıyla Boğaz'dan 5 ticari gemi geçiş yaptı. Bu gemilerden 2 milyon varil ham petrol taşıyan Universal Glory ve yaklaşık 1 milyon varil ham petrol yüklü Monte Urbasa isimli tankerler, Suudi Arabistan'ın Ras Tanura Limanı'ndan hareket ederek Boğaz'ı geçti. Universal Glory Güney Kore'ye ve Monte Urbasa Hindistan'a doğru seyir halinde.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD ve İran arasında yürütülen müzakereler bağlamında Lübnan'daki son durumu ele aldı.
Lübnan Cumhurbaşkanlığının ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, telefon görüşmesi yaptı. Görüşmede, Lübnan'ın güneyinde görev yapan BM Lübnan Geçici Barış Gücü'nün (UNIFIL) görev süresinin bu yıl sona ermesinin ardından başlayacak süreç ele alındı.
MACRON BİRÇOK ÜLKEYLE GÖRÜŞECEK
Avn ve Macron, Lübnan'ın güneyinde bazı Avrupa ülkelerinin asker bulundurmaya devam etmek istemesini ve Lübnan'ın bu talebe desteğini değerlendirdi. Macron, UNIFIL'in Lübnan'dan çekilme sürecinin 2027 yılında başlayacağını belirterek, bu doğrultuda "uluslararası katılım için gerekli girişimin yapılması amacıyla birçok ülkeyle temaslarda bulunacağını" ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’la yürütülen süreç ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Trump, “Yalan Haberler” ifadesiyle medya kuruluşlarını hedef alırken, ABD’nin süreci “zafer” olarak nitelendirmesini gölgelemeye çalıştıklarını savundu.
“İRAN ÜST DÜZEY NÜKLEER DENETİMLERE TAM RIZA GÖSTERDİ”
Trump açıklamasında, İran’ın uzun vadeli ve kapsamlı nükleer denetimlere onay verdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Aksini iddia eden itirazlarına ve yalan beyanlarına rağmen, ABD’nin zaferini olabildiğince küçük ve önemsiz göstermek için elinden geleni yapan “Yalan Haberler”in sürekli propagandasına rağmen, İran, uzun bir süre boyunca en üst düzeyde nükleer denetimlere tam ve eksiksiz olarak rıza göstermiştir. Bu, 'Nükleer Dürüstlüğü' garanti altına alacaktır."
Trump, bu şartların kabul edilmemesi halinde müzakerelerin sona ereceğini de vurguladı.
"HÜRMÜZ BOĞAZI AÇILDI"
Açıklamasında bölgesel güvenlik başlıklarına da değinen Trump, İran’ın adımlarına bağlı olarak Hürmüz Boğazı’ndaki durumun yeniden şekillendiğini ifade etti.
"İran’ın yaptığı bu ve diğer önemli tavizlere dayanarak, Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasına ve deniz ablukasının devam etmemesine izin vermeyi kabul ettim. Ancak, ablukanın yeniden uygulanması gerekirse diye tüm gemiler yerlerinde kalmaya devam edecek."
"GÖRÜŞMELER İYİ GİDİYOR”
Trump, İran’daki durumu “insani kriz” olarak tanımlayarak acil yardım çağrısında bulundu.
"Bunlar, İran’ın acil olarak ihtiyaç duyduğu şeylerdir. Bu bir insani kriz ve çok geç olmadan, şimdi yardım etmenin gerekli olduğunu düşünüyorum. Görüşmeler iyi gidiyor!"

İsrail, Lübnan'daki ateşkese ve Lübnan'ın da dahil edildiği belirtilen ABD-İran mutabakatına rağmen saldırılar düzenledi.
Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail askerlerinin güneydeki Hadasa beldesinde de Lübnan ordusunun eşlik ettiği bir cenaze defin işlemi sırasında mezarlığa giden kişilere ateş açtığı bildirildi. Saldırıda 2 kişi hayatını kaybetti, 2 kişi yaralandı.
İsrail'e ait insansız hava araçları (İHA) ise Nebatiye'ye bağlı Kefertebnit, Ayta Cebel ve Beraşit beldelerine ses bombaları attı.
İran ve ABD, Pakistan aracılığında yapılan müzakere süreci kapsamında 14 Haziran'da savaşın durdurulması ve taraflar arasındaki sorunların görüşmelerle çözülmesini öngören 14 maddelik bir mutabakata vardıklarını duyurmuştu. Mutabakat, Lübnan dahil savaşın sona erdirilmesini içeriyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, hükümeti ile ABD Başkanı Donald Trump yönetimi arasındaki anlaşmazlıkların gölgesinde, İsrail'in dış destekten bağımsız olması gerektiğini söyledi. ABD'den alınan askeri yardımlara atıfta bulunan Netanyahu, İsrail'in kendi silah sistemlerini geliştirmesini savundu.
İşgal altındaki Batı Şeria'da, yerleşimci bölgesi Gush Etzion'da düzenlenen bir toplantıda yedek muharebe subaylarıyla bir araya gelen Netanyahu, orduda yabancı ülkelerin yardımından bağımsız bir kapasite inşa edilmesini önerdi.
'BAĞIMLILIKTAN KURTULMALIYIZ'
İsrail merkezli haber sitesi Ynet'in bildirdiğine göre Netanyahu, "İsrail'in ABD'li dostlarımızdan aldığı desteği büyük ölçüde takdir ediyorum ancak bağımlılıktan kurtulmalı ve kendi bağımsız silah sistemimizi kurmalıyız" ifadelerini kullandı.
Netanyahu, İsrail'in askeri gücünü ve teknolojik kapasitesini genişletmeye devam etmesinin şart olduğunu belirterek, "Bağımlılıktan kurtulmalı, gücümüzü giderek artırmalı ve daha fazla teknolojiyi devreye sokmalıyız. Sizin gibi komutan nesillerini daha fazla yetiştirmeliyiz çünkü nihayetinde nerede olacağımızı belirleyecek olan budur" dedi.
VANCE'İN SİLAH BAĞIMLILIĞI UYARISI
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 18 Haziran Perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD-İran anlaşmasına karşı çıkmaları nedeniyle Netanyahu hükümetindeki bakanları sert bir şekilde eleştirmişti.
İsrail'in askeri olarak ABD yardımına ihtiyaç duyduğuna işaret eden Vance, "Eğer İsrail hükümetinin kabinesinde olsaydım, tüm dünyada geriye kalan tek güçlü müttefikime saldırmazdım. Son 3 ayda, vatanınızı koruyan silahların üçte ikisi Amerikan elleriyle üretildi ve Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla karşılandı. İsrail'in sorunu Donald J. Trump değil; İsrail'de en büyük sorununun ABD Başkanı olduğunu düşünen herkes uyanmalı ve ülkesinin içinde bulunduğu durumun gerçekliğini görmelidir" ifadelerini kullanmıştı.

İran Dışişleri Bakanlığı ve Müzakere Heyeti Sözcüsü İsmail Bekayi, İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasının ardından belirli ürünlerin satın alımında kullanılacağı yönündeki iddialar hakkında, “Dondurulmuş varlıklarla ilgili bir sınırlama söz konusu değil. Ülkenin faydasına nasıl olursa o yönde kullanılacak.” dedi.
Bekayi, İsviçre’de gerçekleştirilen görüşmelerde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Mariano Grossi ile bir araya gelmediklerini ve UAEA’nın, ABD-İsrail saldırılarında zarar gören nükleer santrallerinde denetim başlatması yönünde bir program olmadığını belirtti.
ABD'YE MUTABAKAT UYARISI
Bekayi ayrıca, ABD’nin mutabakat zaptındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde İran’ın da tek taraflı olarak yükümlülüklerini yerine getirmeyeceğini vurguladı.
Nükleer meseleler ve yaptırımların kaldırılması konusunda müzakerelere başlanması için mutabakat zaptındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerektiğinin altını çizen Bekayi, “İran’ın savunma kapasitesi ve füze programı hiçbir şekilde görüşmelerde konuşulmadı ve hiçbir zaman müzakere konusu olmayacak.” diye konuştu.

İran'ın Cenevre'deki Birleşmiş Milletler (BM) Büyükelçisi Ali Bahreyni, ABD Başkanı Donald Trump'ın son açıklamalarının İsviçre'de yürütülen müzakereleri ciddi biçimde tehlikeye attığını belirtti.
Ali Bahreyni, Washington yönetiminin yapıcı bir yaklaşım sergilemeye hazır olduğunu göstermesi halinde İran'ın ABD ile müzakereleri sürdürmeye devam edeceğini söyledi. İranlı Büyükelçi, tarafların nükleer başlığa geçmeden önce mutabakat zaptındaki tüm maddeler üzerinde çözüm sağlamaya çalıştığını ifade etti

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran ile vardığı mutabakat ve bunun İsrail’in Lübnan’ın güneyinden çekilmesine yol açabileceği değerlendirmeleri, Tel Aviv'de hükümete ve Washington’a yönelik eleştirilerin dozunu artırdı. İsrail basınında yer alan değerlendirmelerde, Trump yönetiminin Tahran'la vardığı mutabakatın ardından Tel Aviv üzerinde baskı kurmaya başladığı ve bunun İsrail’in Lübnan’daki askeri varlığını sonlandırmasıyla sonuçlanabileceği öne sürüldü.
Eski MOSSAD Terörle Mücadele Daire Başkanı Oded Eilam, ABD’nin İran’la yürüttüğü sürece tepki göstererek, "ABD'liler İranlılar tarafında adeta İran halısı gibi kullanılıyor." ifadesini kullandı.
İsrailli analist Yoni Ben Menahim de Kanal 14’e yaptığı açıklamada, "ABD'liler, Hizbullah'ın silahsızlandırılması konusu çözüme kavuşmadan Lübnan'dan çekilmemiz için şartlar öne sürmeye başladı." dedi.
İsrail'in eski Savunma Bakanı ve muhalefetteki İsrail Evimiz Partisi lideri Avigdor Liberman da ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, "Washington ile Tahran arasındaki anlaşma, İsrail devletinin kuruluşundan bu yana İsrail'in yaşadığı en büyük siyasi felaket." ifadesini kullandı.
İsrail Ordu Radyosu'nun aktardığına göre de Liberman, "Netanyahu'nun, Trump'ın boks torbası haline geldiğini; ordu askerlerini elleri kolları bağlı feda ettiklerini" kaydetti.

Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett, ABD-İran mutabakatının ardından, "Lübnan'ın güneyinde artık İsrail ordusunun ateş açmasının yasak olduğunu" belirterek, bu durumu eleştirdi. X hesabından yaptığı paylaşımda, gece saatlerine kadar askerler ve komutanlarla görüşmeler yaptığını aktaran Bennett, son 24 saatte sahada olanları madde madde yazdı.
Bennett, Hizbullah'ın bölgede yeniden üs kurduğunu, altyapılarını onardığını, silahlandığını ve harekete geçtiğini İsrail askerlerinin bu duruma müdahale edemediğini ifade etti.
İsrail askerlerinin dürbünle gözetleme yapan Hizbullah mensuplarını görmesine rağmen ateş açamadığını ileri süren Bennett, önceden sahada "bir teğmenin inisiyatifiyle alınan kararların artık general onayına tabi" olduğunu aktararak İsrail askerlerinin Hizbullah mensuplarının omuzlarında füze taşımasına dahi müdahale edemediğini, general onayı gelene kadar şahısların ortadan kaybolduğunu ileri sürdü.
UÇUŞLAR TAMAMEN DURDURULDU
Bennett, Hizbullah'ın bu kısıtlamaların farkında olduğunu ve yeniden konumlanma için bunu kullandığını iddia etti. İsrail Ordusu Hava Kuvvetlerinin uçuşlarının tamamen durdurulduğunu belirten Bennett, hafta sonu İsrail askerlerinin yaralandığı olaylarda da ordunun yoğun ateş desteği sağlamadan tahliye gerçekleştirdiğini savundu.
Bennett, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın İsrail ordusunun "Lübnan'da hareket özgürlüğüne sahip olduğu" iddiasının gerçeği yansıtmadığını dile getirdi.

ABD'li Senatör Bernie Sanders, İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in "Lübnan yansın" açıklamasına tepki gösterdi. Sanders, X hesabından yaptığı açıklamada, bu ifadelerin bir ülkenin kabine üyesinden beklenen "sıradan bir açıklama" olmadığını belirterek, "İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir'in bu açıklaması, bir savaş suçlusunun açıklamasıdır." ifadesini kullandı. Senatör Sanders, "ırkçı ve aşırıcı" olarak nitelendirdiği İsrail hükümetinin, "bir kuruş ABD desteğini bile" hak etmediğini vurguladı.
İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir, Lübnan'da saldırılarını ve işgalini sürdüren İsrail askerlerinin Hizbullah saldırısında öldürülmesinin ardından, ABD-İran mutabakatına rağmen "Lübnan'ın yanması" gerektiğini ve "İsrailli bir annenin döktüğü her gözyaşı için 1000 Lübnanlı annenin ağlaması gerektiğini" savunmuştu.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Washington ile yürütülen nükleer müzakerelere ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, görüşmelerin başarısının, üzerinde anlaşılan yükümlülüklere tam bağlılık ve bunların eksiksiz uygulanmasıyla mümkün olduğunu belirtti.
Pezeşkiyan, mutabakat metninin dışında yapılan açıklamaların müzakerelerin ilerlemesine yardımcı olmayacağını ifade ederek, "Bu yolda kaydedilen ilerleme, kabul edilen sorumluluklara pratik olarak uyulmasıyla ölçülecektir" dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Yisrael Katz ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptına rağmen, Lübnan'ın güneyinde "güvenli bölge" olarak adlandırdıkları şeridi işgal etmeye devam edeceklerini belirten bir ortak açıklama yaptı. Açıklamada, İsrail ordusunun, askerlerine ve vatandaşlarına yönelik her türlü tehdidi engellemek, terör altyapısını yok etmek ve Lübnan'ın güneyindeki "güvenli bölgedeki" varlığını korumak için kararlılıkla çalışmaya devam edeceği kaydedildi.
Netanyahu ve Zamir'in, "İsrail vatandaşlarının ve askerlerinin güvenliğinden hiçbir taviz verilmeyeceğini ve bunun her zaman öncelikler listesinde ilk sırada yer alacağını" söylediği ifade edildi. İsrail Ordu Radyosu ise ortak açıklamanın, İsrail siyasetinde "askerlerin elinin bağlanması ve Lübnan'da İsrail ordusuna uygulanan ağır kısıtlamalarla" ilgili eleştirilerden duyulan endişeyi ortaya koyduğunu belirtti.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ile İsviçre’de yapılan müzakerelerin ardından uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu. Hürmüz Boğazı’nın uluslararası deniz trafiğine açılmasından yana olduklarını belirten Kalibaf, "Umarım boğazı geçişler açısından yeniden işlevsel hale getirebilir ve bölgesel ve küresel ekonomiye yeniden refah kazandırabiliriz" dedi. Buna rağmen Hürmüz Boğazı'nın yönetiminin asla savaş öncesindeki haline dönmeyeceğini vurgulayan Galibaf, "Elbette uluslararası düzenlemelere uyulacak, ancak Hürmüz Boğazı'nı İran yönetecek" şeklinde konuştu.

İsrail hükümeti, ABD ile İran arasında İsviçre'de varılan yeni anlaşmalar ve geçen hafta imzalanan mutabakat zaptı aracılığıyla Tahran yönetiminin Lübnan'daki etkisinin fiilen meşrulaştırıldığından ve İsrail'in bölgedeki faaliyet özgürlüğünün aşındığından endişe ediyor. Axios'a konuşan iki İsrailli kaynağa göre, İsrail yönetimi, Washington'ın bu diplomatik adımlarla İran'ın Lübnan'daki varlığını dolaylı olarak tanıdığı ve İsrail'in Hizbullah'a yönelik operasyonel kabiliyetini sınırladığı kaygısını taşıyor.
'NETANYAHU HİSTERİK DURUMDA'
İsrailli bir kaynak, anlaşmanın nükleer unsurlarının Başbakan Binyamin Netanyahu'yu endişelendirdiğini ancak şu anda Lübnan kısmıyla ilgili çok daha fazla kaygı taşıdığını belirtti. İsrail ile Hizbullah arasındaki savaş, ekim ayındaki İsrail genel seçimlerinin en belirleyici unsurlarından biri olarak görülüyor. Kaynak, İsrail'in Lübnan'da hareket özgürlüğünün kısıtlandığını ifade ederek, "Netanyahu bu konuda histerik durumda" ifadesini kullandı.
TRUMP'IN İRAN'A TEHDİDİNİN PERDE ARKASI
İsrail bir yetkiliye göre, Netanyahu son günlerde birkaç ay önce hükümetten ayrılan yakın sırdaşı Ron Dermer'den, Trump'ın ekibi içindeki ilişkilerini kullanarak ABD ve İran'ın Lübnan konusundaki görüşmelerini etkilemeye çalışmasını istedi. Kaynak, Dermer'in müdahil olmasının, Trump'ın İran'ı Hizbullah'ı dizginlemezse vurmakla tehdit ettiği sosyal medya paylaşımına yol açmaya yardımcı olduğunu iddia etti. ABD'li bir yetkili Dermer'in katılımını doğruladı ve İsviçre'deki ABD müzakerecilerinin Pazar günü kendisiyle birkaç kez görüşerek İran görüşmeleri hakkında bilgi verdiklerini ve görüşlerini aldıklarını söyledi. Yetkili, "Onlarla şeffaf olduk" dedi.
LÜBNAN'IN TUTUMU
Lübnanlı bir yetkiliye göre, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, yeni çatışma önleme mekanizmasını ABD'nin yönetmesi şartıyla ateşkes planını kabul etmeye hazır. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve Trump'ın özel temsilcisi Jared Kushner, pazartesi sabahı yaptıkları telefon görüşmesinde Avn'a çatışmayı önleme mekanizması hakkında bilgi verdi.
'İSRAİL MEKANİZMANIN DIŞINDA DEĞİL ÇÜNKÜ ABD İÇİNDE'
Üst düzey bir ABD'li yetkili, İran'ın on yıllardır Lübnan'da derin bir şekilde yer aldığını ve İsrail'in Lübnan için oluşturulan yeni mekanizma konusunda endişelenmesine gerek olmadığını savundu. ABD'li yetkili, "İsrail bu mekanizmanın dışında değil, çünkü ABD bu mekanizmanın içinde. O kadar yakın ve koordineli çalışıyoruz ki, ABD ile İran arasında Lübnan üzerinden kurulacak doğrudan bir kanal yalnızca İsrail'e fayda sağlayacaktır" açıklamasında bulundu.

Trump, şu açıklamalarda bulundu: “Yaptırımlar kaldırılırsa bu ülkeye para girecek, bu paraların hepsi bizden yapılacak satın alımlar olarak geri dönecek. 99 milyonluk bir nüfusa sahipler ve onları besleyemiyorlar. Parayı halkının gıda almaları için kullanmalılar. Halkı şu anda aç. Sadece bizden alabilecekler farklı farklı ürünleri. Nükleer silahlar bunalımın üstünde bir öneme sahip. Nükleer silahlar bunalıma çok daha fazla yol açabilir. Bizde şu an bunalımın tam tersi bir durum var, çok iyi bir durumdayız. Sayılar harika, petrol kimsenin görmediği düzeyde, petrol fiyatları düştü. İran anlaşmaya uymazsa yapmam gerekeni yapacağım. Hürmüz’de çok iyi gidiyor.”

ABD Başkanı Donald Trump, Tahran yönetiminin "uzun bir süre boyunca" kapsamlı silah denetimlerini kabul edeceğini öne sürdü. Trump, sosyal medya hesabından İran ile devam eden müzakerelerde yer alan nükleer silah geliştirme konusuna yönelik açıklamada bulundu.
ABD Başkanı açıklamasında, "Herkes, İran'ın gelecekte uzun bir süre boyunca 'nükleer dürüstlük' sağlamak amacıyla kapsamlı silah denetimlerini kabul edeceğinin gayet iyi farkında." ifadesine yer verdi. ABD ile İran heyetleri arasında İsviçre'nin Buergenstock bölgesindeki görüşmeler devam ederken, daha önce imzalanan mutabakat zaptındaki maddelerin detaylarının netleştirilmesi bekleniyor.

İran Dışişleri Bakanlığı ve Müzakere Heyeti Sözcüsü İsmail Bekayi, ülkesinin, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile olan ilişkilere, denetim anlaşmaları kapsamındaki taahhütler doğrultusunda devam edeceğini söyledi. İran resmi haber ajansı IRNA'nın haberine göre, Bekayi, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in, İran tarafının UAEA müfettişlerini yeniden davet etmeyi onayladığına ve UAEA'nın İran'da denetimlere başlayacağı yönündeki açıklamalarına cevap verdi.







