
Trump, şu açıklamalarda bulundu: “Yaptırımlar kaldırılırsa bu ülkeye para girecek, bu paraların hepsi bizden yapılacak satın alımlar olarak geri dönecek. 99 milyonluk bir nüfusa sahipler ve onları besleyemiyorlar. Parayı halkının gıda almaları için kullanmalılar. Halkı şu anda aç. Sadece bizden alabilecekler farklı farklı ürünleri. Nükleer silahlar bunalımın üstünde bir öneme sahip. Nükleer silahlar bunalıma çok daha fazla yol açabilir. Bizde şu an bunalımın tam tersi bir durum var, çok iyi bir durumdayız. Sayılar harika, petrol kimsenin görmediği düzeyde, petrol fiyatları düştü. İran anlaşmaya uymazsa yapmam gerekeni yapacağım. Hürmüz’de çok iyi gidiyor.”

ABD Başkanı Donald Trump, Tahran yönetiminin "uzun bir süre boyunca" kapsamlı silah denetimlerini kabul edeceğini öne sürdü. Trump, sosyal medya hesabından İran ile devam eden müzakerelerde yer alan nükleer silah geliştirme konusuna yönelik açıklamada bulundu.
ABD Başkanı açıklamasında, "Herkes, İran'ın gelecekte uzun bir süre boyunca 'nükleer dürüstlük' sağlamak amacıyla kapsamlı silah denetimlerini kabul edeceğinin gayet iyi farkında." ifadesine yer verdi. ABD ile İran heyetleri arasında İsviçre'nin Buergenstock bölgesindeki görüşmeler devam ederken, daha önce imzalanan mutabakat zaptındaki maddelerin detaylarının netleştirilmesi bekleniyor.

İran Dışişleri Bakanlığı ve Müzakere Heyeti Sözcüsü İsmail Bekayi, ülkesinin, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile olan ilişkilere, denetim anlaşmaları kapsamındaki taahhütler doğrultusunda devam edeceğini söyledi. İran resmi haber ajansı IRNA'nın haberine göre, Bekayi, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in, İran tarafının UAEA müfettişlerini yeniden davet etmeyi onayladığına ve UAEA'nın İran'da denetimlere başlayacağı yönündeki açıklamalarına cevap verdi.

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, Hürmüz Boğazı’nda devam eden krizden ABD Başkanı Donald Trump’ı sorumlu tuttu. Pistorius, kamu yayıncısı ARD’ye yaptığı açıklamada, "Sonuçta Trump, Hürmüz Boğazı’na tıpayı tıkadı. Ancak onu tekrar çıkarmak bizim çıkarımızadır." dedi. Almanya Savunma Bakanı, İsviçre’de ABD ile İran arasında başlayan müzakerelerin kalıcı ateşkesle sonuçlanıp sonuçlanmayacağının henüz bilinmediğini söyledi.
Hürmüz Boğazı’nda olası bir müdahalenin ön şartlarından birinin ateşkes olduğunu vurgulayan Pistorius, ikinci temel şartın da Almanya Federal Meclisinden yetki alınması ve bunun uluslararası bir çerçeveye dayanması olduğunu dile getirdi. Pistorius, Meclisin yaz tatili öncesinde bir karar alıp almayacağının “tamamen belirsiz” olduğunu belirtti.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından İran petrolüne ilişkin paylaşım yaptı.
İsviçre'de devam eden görüşmeleri "verimli" olarak tanımlayan Bessent, bu doğrultuda İran'ın Hürmüz Boğazı'nda serbest ve açık geçişi sağlama ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) müfettişlerinin ülkeye girişine izin verme taahhüdünde bulunduğunu aktardı.
Bessent, "Bu çerçevede Hazine, İran petrolünün üretimi, teslimatı ve satışına izin veren 60 günlük geçici bir genel lisans yayımlamıştır." ifadelerini kullandı.
ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC) tarafından yayımlanan genel lisansa göre, İran menşeli ham petrol, petrokimya ürünleri ve petrol ürünlerinin üretimi, satışı, teslimatı veya gemilerden boşaltılması gibi normalde yasak olan tüm işlemlere geçici muafiyet sağlandı.
Söz konusu izin 21 Ağustos tarihine kadar geçerli olacak ve ödemeler ABD doları cinsinden yapılabilecek.

ABD Başkan Yardımcısı James David Vance, ABD heyetini en çok heyecanlandıran konuyu açıkladı.
Vance, "İranlılar, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetçilerini tekrar ülkelerine davet etmeyi kabul etti. Bu ABD için büyük bir dönüm noktası ve İran'daki nükleer silah programının kalıcı olarak sona erdirilmesinin ilk adımıdır" diye konuştu.
Vance, "Bu, tam olarak talep ettiğimiz şeydi. Nükleer görüşmelerin diğer başlıklarında da büyük ilerleme kaydettik" ifadelerini kullandı.
İranlılar, Katarlılar ve Pakistanlılarla çalışan heyetlerin büyük ilerleme kaydettiğini ifade eden JD Vance, "Buradaki ekipler teknik düzeyde çalışmaya devam edecekler ve bu teknik müzakereler önümüzdeki günler ve haftalarda sürecek" şeklinde konuştu.
Vance, kendisinin ABD'ye dönmek üzere olduğunu ve heyetlerin uygun siyasi denetim altında çalışmaya devam edeceklerini açıkladı.
Vance, "Başarılı bir nihai anlaşma için çok iyi bir temel oluşturduk. Henüz evi inşa etmedik ama ABD halkı adına iyi bir sonuca ulaşmak için sağlam bir temel oluşturduk" dedi.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Yeni Delhi'de düzenlenen BRICS toplantısı çerçevesinde İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Ghadir Nezami ile bir araya geldi. Görüşmede Wang, 14 maddelik ABD-İran anlaşmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, metnin "eşitlik ruhunu" yansıttığını, BM Şartı'nın hedeflerine bağlı kaldığını ve uluslararası ilişkilerin normlarına dayandığını ifade etti.
Çinli Bakan, anlaşmanın uygulanmasının "zorlu mücadelelerle kazanılan" ateşkesin pekiştirilmesine, İran-ABD ilişkilerinin iyileştirilmesi için yeni ufuklar açılmasına ve Orta Doğu'da barışın yeniden sağlanmasına katkıda bulunacağını sözlerine ekledi. Wang, "İran'ın kapsamlı stratejik ortağı olarak Çin, her zaman adil ve objektif bir duruş sergilemiş, barışa yönelik tüm çabaları desteklemiş, İran'ın egemenliğini, güvenliğini ve ulusal onurunu koruma çabalarını desteklemiştir" dedi.

İranlı Öğrenciler Haber Ajansı'na (ISNA) göre, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ile yapılan müzakereler sonrasındaki ilk açıklamasında ülke içinde ayrışmaya yol açacak mesajlardan kaçınılması konusunda uyardı. Pezeşkiyan, dün İsviçre'de ABD ile yapılan müzakerelere taviz vermeden gittiklerini belirtti.
Müzakerelerde karşı tarafın İran'ın haklarını görmezden gelmesi durumunda geri adım atmayacaklarını dile getiren Pezeşkiyan, bu süreçte İran'ın isteği üzerine ABD'nin Lübnan'da geri adım attığını ve bazı olumlu gelişmelerin yaşandığını söyledi.

AB Komisyonunun Dış İlişkiler Komisyonu Sözcüsü Anouar el Anouni, İsrail'in aşıcı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in Lübnan'a ilişkin ifadelerinin sorulması üzerine, "Bu söylemi en güçlü şekilde kınadığımızı açıkça ifade etmek isterim." dedi. El Anouni, Ben-Gvir'e yönelik yaptırım konusunun son düzenlenen AB Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda gündeme geldiğini ancak oybirliği bulunmadığını anımsatarak, "Bundan sonraki adımlara ilişkin herhangi bir öngörüde bulunmayacağım veya spekülasyon yapmayacağım." diye konuştu.
AB'nin Lübnan'ın ve halkının yanında olduğunun altını çizen el Anouni, Lübnan'ın seçmediği bir savaşın ağır bedelini ödediğini, halkının çok uzun süredir ve fazlasıyla acı çektiğini dile getirdi. El Anouni, AB'nin İsrail'e, Lübnan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermesi, ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1701 sayılı kararı doğrultusunda güçlerini Lübnan'dan çekmesi çağrısında bulunduğunu yineledi.
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir
BEN-GVİR'İN LÜBNAN'I HEDEF ALAN AÇIKLAMASI
İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir, Lübnan'da saldırılarını ve işgalini sürdüren İsrail askerlerinin Hizbullah saldırısında öldürülmesinin ardından, ABD-İran mutabakatına rağmen "Lübnan'ın yanması" gerektiğini ve "İsrailli bir annenin döktüğü her gözyaşı için 1000 Lübnanlı annenin ağlaması gerektiğini" savunmuştu.
Aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de 4 İsrail askerinin öldürüldüğünü kaydederek, Lübnan'a saldırıların artırılmasını istemiş, "Cehennemin kapılarını açın." ifadesini kullanmıştı.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptının uygulanmasına ilişkin, arabulucular Pakistan ve Katar’ın da yer aldığı görüşmelerin yapıldığı İsviçre’nin Bürgenstock kasabasından ayrılmadan önce değerlendirmelerde bulundu. İran ile hafta sonu gerçekleştirilen müzakerelerde oldukça iyi ilerleme kaydettiklerini belirten Vance, "başarılı nihai anlaşma" için iyi bir temel attıklarını ifade etti.
Vance, İran ile yürütülen ateşkes görüşmelerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Vance, "Bugün ABD'ye dönüyoruz ama teknik müzakereler devam edecek. Bölgesel ateşkes istiyoruz. Bunun için güzel bir zemin oluşturduk." dedi.
Hürmüz Boğazı'nın açık olduğunu savunan Vance, ABD'ye geri döneceğini ancak teknik ekiplerin "önemli hedeflere ulaşılması" için gerekli denetim altında çalışmaya devam edeceklerini dile getirdi. Gaz ve petrol fiyatlarının düşmeye ve milyonlarca varil ham petrol ile doğal gazın Hürmüz Boğazı'ndan akmaya başladığını belirten Vance, Hürmüz Boğazı'nın mayınlardan arındırılması için koordinasyon merkezi kurmak istediklerini ifade etti.
Bölgede "çatışma önleme mekanizması" kurmak istediklerini ve kurduklarını belirten Vance, şunları dile getirdi:
"Eğer ateş açılırsa, Hizbullah İsrail'e ateş açarsa veya İsrail karşılık verirse, bölgede başka çatışmalar ortaya çıkarsa, birbirimizle konuşup ateş açmayı nasıl durduracağımızı, bölgeyi nasıl daha güvenli hale getireceğimizi, müttefiklerimizi ve diğer herkesi nasıl koruyacağımızı bulabilelim."

İran’ın, ABD ile imzaladığı mutabakat zaptına ilişkin İsviçre'de gerçekleştirilen görüşmelerde varılan uzlaşı üzerine Lübnan’daki ateşkesi izlemek için kurulacak yeni mekanizmaya temsilci göndereceği bildirildi. Söz konusu mekanizmada İsrail’in yer almayacağı belirtildi. Bunun yanı sıra haberde, Hürmüz Boğazı üzerindeki geçişleri güvenli hale getirecek bir mekanizma kurulması kararının da "İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki egemenliğinin tescillendiği" değerlendirmesi yapıldı.
Ayrıca haberde, mutabakat zaptında "Lübnan dahil tüm cephelerde saldırıların durdurulması, ABD'nin Hürmüz Boğazı çevresinde uyguladığı ambargonun kaldırılması, Hürmüz Boğazı'nın gemi trafiğine açılması, İran'a uygulanan yaptırımların kaldırılması ve dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması" şartlarını içeren 13. Maddesinin uygulanması halinde nükleer meseleler, yaptırımlar ve denetim alanlarında olmak üzere üç ayrı çalışma grubunun görüşmelere başlayacağı paylaşıldı. İran’ın, 13. Madde uygulanmadığı takdirde müzakerelere devam etmeyeceği aktarıldı. Son olarak haberde, İran ile Katar arasında, İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasına ilişkin mutabakat zaptının imzalandığı dile getirildi.

Lübnan Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ve Katar Başbakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Avn, ABD ve Katarlı yetkililerle Lübnan'da ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, İsrail'in saldırılarının durdurulması ve bu amaçla bir mekanizma oluşturulması konularını ele aldı. Tarafların ayrıca bu amaç doğrultusunda bir mekanizma oluşturulması ihtimalini değerlendirdiği kaydedildi.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif dün İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında yapılan ABD-İran müzakerelerinin 1. turuna ilişkin açıklama yaptı.
Müzakerelerde arabulucu rolünde bulunan Pakistan Başbakanı Şerif, "İslamabad Mutabakat Zaptı çerçevesinde oluşturulan Yüksek Düzeyli Komite’nin ilk toplantısı İsviçre’nin Bürgenstock kentinde başarıyla tamamlanmıştır. Görüşmeler olumlu ve yapıcı bir atmosferde gerçekleştirilmiş ve 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya ulaşılması için yol haritası üzerinde mutabakat sağlanması, siyasi denetim sağlayacak bir Yüksek Düzeyli Komite kurulması ve daha fazla teknik görüşmelere başlanması dahil olmak üzere umut verici ilerlemeler kaydedilmiştir" dedi.

Haaretz gazetesinin haberine göre, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü'nden (UNIFIL) bir kaynak, 2 Mart tarihinden bu yana ilk kez 21 Haziran Pazar günü Lübnan'da İsrail ve Hizbullah'ın birbirine saldırısının kaydedilmediğini söyledi. İsrailli bir kaynak ise Tel Aviv ve Beyrut yönetimlerinin bu hafta, Lübnan'ın kontrolü altında olacak "pilot bölgeler" konusunda müzakere edeceklerini ve bunun, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki bazı bölgelerden çekilmesini gerektireceğini belirtti.
Lübnan ordusunun kontrolü ele alması planlanan bölgelerin bazılarının İsrail işgali altında olmadığına ve dolayısıyla İsrail ordusunun buralardan çekilmesine gerek olmadığını belirten İsrailli kaynak, Lübnan ordusunun İsrail'in çekileceği bölgelerde ABD denetimi altında faaliyet göstereceğini savundu. Haberde, görüşmelerin ABD arabuluculuğunda 23-25 Haziran tarihlerinde Washington'da büyükelçi ve askeri düzeyde gerçekleştirilmesinin planlandığı kaydedildi. Öte yandan, İsrail ordusu, Lübnan'da yeni ateşkes ve karşılıklı saldırıların durmasının ardından ülkenin kuzeyindeki tüm kısıtlamaları kaldırdı.

ABD ile İsviçre'de gerçekleştirilen ateşkes görüşmelerinin ardından İran heyeti Tahran'a hareket etti. İran devlet medyasının haberine göre, müzakere heyeti 18 saat süren temasların tamamlanmasının ardından ülkeye hareket etti.
İran heyetinde Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Merkez Bankası Başkanı Abdolnaser Hemmati, Petrol Bakan Yardımcısı Hamid Boord ve deneyimli nükleer müzakereci Ali Bakri yer alıyordu.
ISNA ve Tasnim haber ajanslarının bildirdiğine göre, Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazem Garibabadi başkanlığındaki teknik heyet İsviçre'de kalmaya devam ediyor. Teknik heyet, İslamabad mutabakat zaptı üzerindeki çalışmalarını sürdürecek.

Hizbullah, İsrail'in güney Lübnan'ı işgalini sürdürmesiyle birlikte bölgedeki askeri yöntemlerini değiştirdi. İran'ın yarı resmi devlet haber ajansı Mehr'in bildirdiğine göre, Hizbullah savaşçıları, İsrail güçlerini yıpratmak ve onlara insan ile mali kayıplar verdirmek için yeni taktikler kullanıyor.
Hizbullah'ın uyguladığı yeni yöntemler arasında etkili pusu kurma, intihar dronları kullanma, güçlü bir füze kabiliyetini sürdürme ve İsrail güçlerine düzenli saldırılar yer alıyor. Hizbullah'ın strateji değişikliğiyle İsrail'e karşı eylemlerini "engelleme yoluyla caydırma"dan "yıpratma ve maliyet artışı yoluyla caydırma"ya kaydırdığı belirtildi.

İran Meclisi'nin Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, ABD ile yürütülen görüşmeler sırasında Hürmüz Boğazı'na ilişkin açıklama yaptı. Tahran yönetiminin stratejik su yolunu cumartesi günü yeniden kapatma kararının ardından Azizi, İran'ın egemenlik haklarına dikkat çekerek Washington yönetimine gözdağı verdi.
Azizi, X hesabından paylaştığı mesajında, "Siz tehdit ediyorsunuz; biz harekete geçiyoruz. Hürmüz Boğazı ne sizin kişisel kumarhaneniz ne de modern zaman korsanlarının arka bahçesi; bunlar İran'ın egemen suları ve nihai karar İran'ın asil halkına ve cesur silahlı kuvvetlerine aittir" ifadelerini kullandı.

İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma kararının ardından stratejik su yolundan geçen gemi sayısında ciddi düşüş yaşandı. Gemi takip verileri, Tahran yönetiminin İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları nedeniyle boğazı yeniden kapattığını duyurması üzerine trafiğin önemli ölçüde azaldığını ortaya koydu.
Denizcilik istihbarat şirketi Windward'ın yayımladığı analize göre, pazar günü boğazdan sadece 12 gemi geçiş yaptı. Bu rakam, bir önceki gün kaydedilen 35 gemilik trafiğe kıyasla yüzde 65'in üzerinde bir azalma ifade ediyor.
Windward'ın paylaştığı verilere göre boğaza giren 8 gemiden 5'inin Otomatik Tanımlama Sistemleri (AIS) kapalıydı. Windward, X hesabından yaptığı değerlendirmede, "Mevcut trafik profili; karanlık, yaptırımlara tabi, İran bağlantılı... İşleyen açık bir boğazdan ziyade ablukanın son dönemindeki temel duruma benziyor" ifadelerini kullandı.

CBS News'ün "Face the Nation" programında açıklamalarda bulunan Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, İran'ın Hürmüz Boğazı'nın kontrolüne elinde tutmakta direnmesi halinde ABD'nin Tahran yönetimini "yok edeceğini" belirtti. Trump'a yakınlığıyla bilinen Graham, ABD'nin İran ile diplomatik görüşmelere devam etmesi gerektiğini ancak bu görüşmelerin başarısız olacağına inandığını ifade etti.
'DİPLOMATİK ÇÖZÜM BAŞARISIZ OLACAK'
Graham, İran'ın anlaşmadan elde edeceği paranın ülkenin geleceğini değiştirmeyeceğini ve yeniden inşa için yeterli olmayacağını vurgulayarak, "Diplomatik çözümü deneyelim. Ama bence başarısız olacak" dedi. Senatör, 19 Haziran'da Başkan Donald Trump ile 4 saatten fazla süren görüşmesinin ardından, diplomasinin sonuç vermemesi durumunda Trump'ın Hürmüz Boğazı'nı güç kullanarak ele geçireceğine inandığını dile getirdi.
'İRAN DİRENİRSE YOK EDİLECEK'
ABD'nin stratejik Hürmüz Boğazı'nı kontrol edeceğini ve geçiş yapan her gemiden ücret alacağını söyleyen Graham, Trump yönetiminin İbrahim Anlaşmaları'nı genişleterek Suudi Arabistan'ın da katılımını şart koşacağını belirtti. Graham, İran'ın ABD kontrolüne direnmesi halinde ülkenin yok edileceğini savunarak, "İran, Hürmüz Boğazı'nın ABD tarafından kontrol edilmesine itiraz ederse, onları yok edeceğiz. Dinleyen herkese söylüyorum, bu diplomatik çaba başarısız olursa, Başkan Trump Hürmüz Boğazı'nı ele geçirecek" ifadelerini kullandı.

Katar ve Pakistan, İsviçre'deki ateşkes görüşmelerine ilişkin ortak açıklama yaptı. İlgili konuların tümünü ele almak üzere Bürgenstock'taki teknik görüşmelerin hafta boyunca devam etmesinin planlandığı vurgulanan açıklamada, müzakerelerin nihai bir anlaşmayla sonuçlanması için arabulucu ülkeler Katar ve Pakistan'ın çabalarını sürdürecekleri belirtildi.
Açıklamada ayrıca, Katar ve Pakistan'ın İran ile ABD'ye diplomatik çözümlere bağlılıkları ve anlaşmazlığın barışçıl yollarla çözülmesine yönelik çabaları nedeniyle teşekkür ettiği, sürece destek veren diğer ülkelere de takdirlerini sunduğu ifade edildi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ve İran heyetlerinin İsviçre’nin Burgenstock kasabasında yürüttüğü müzakerelerin ilk turu ile ilgili olarak, "Pakistan ve Katar'ın yorulmak bilmeyen arabuluculuğu, Lübnan Savaşı'nı sona erdirme yolunda büyük bir ilerleme sağladı" açıklamasında bulundu.
ABD ve İran heyetlerinin İsviçre’nin Burgenstock kasabasında yürüttüğü müzakerelerin ilk turunun sona ermesinin ardından, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’den görüşmelerle ilgili açıklama geldi. Arakçi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Pakistan ve Katar'ın yorulmak bilmeyen arabuluculuğu, Lübnan Savaşı'nı sona erdirme yolunda büyük bir ilerleme sağladı" dedi. Diğer konularda da aşama kaydedildiğine işaret eden Arakçi, "Petrol ve petrokimya ihracatına yönelik kısıtlamalar kaldırıldı, abluka sona erdirildi, dondurulmuş bazı varlıklar serbest bırakıldı ve İran için kapsamlı bir yeniden inşa ve kalkınma planı başlatıldı" ifadelerini kullandı. Tarafların Lübnan’daki askeri operasyonların sona erdirilmesini sağlamak amacıyla çatışma önleme mekanizması kurulması konusunda mutabık kaldığını hatırlatan Arakçi, "İlk gerçek sınav: Lübnan çatışmasızlık mekanizması" dedi.

ABD ve İran heyetlerinin İsviçre’nin Burgenstock kasabasında yürüttüğü müzakerelerin ilk turu sona erdi. Arabulucular Pakistan ve Katar tarafından yapılan ortak açıklamada, "Luzern Gölü Zirvesi"nin olumlu ve yapıcı bir atmosferde gerçekleştirildiği belirtilerek, "Daha ileri teknik görüşmeler için bir mekanizmanın oluşturulması da dahil olmak üzere cesaret verici ilerlemeler kaydedilmiştir" ifadeleri kullanıldı. Tarafların arabuluculuk sürecine siyasi gözetim sağlayacak bir Üst Düzey Komite'nin kurulması konusunda mutabık kaldığı kaydedilen açıklamada, "Başmüzakereciler, düzenli olarak Üst Düzey Komite'ye rapor sunacak; nükleer meselesi, yaptırımlar, Mutabakat Zaptı'nın etkin bir şekilde uygulanmasını sağlamak amacıyla oluşturulan izleme ve anlaşmazlık çözüm grubunun yanı sıra diğer konulara odaklanan çalışma gruplarına başkanlık edeceklerdir" denildi.
Üst Düzey Komite’nin, 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya varılmasına yönelik bir yol haritası üzerinde uzlaşarak daha kapsamlı teknik görüşmelerin temelini attığı aktarılan açıklamada, "Buna ek olarak, ticari gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan güvenli bir şekilde geçişini sağlamak amacıyla, kazaların ve iletişim hatalarının önlenmesi için Mutabakat Zaptı’nın 5. paragrafında belirtilen süre boyunca taraflar arasında bir iletişim hattı oluşturulmuştur" ifadeleri kullanıldı. Görüşmelerde Lübnan’daki askeri operasyonların sona ermesine yönelik adımların da ele alındığı belirtilerek, "Taraflar, Mutabakat Zaptı uyarınca Lübnan’daki askeri operasyonların sona erdirilmesini sağlamak amacıyla, taraflar ile Lübnan Cumhuriyeti arasında ve arabulucuların kolaylaştırıcılığında bir çatışma önleme mekanizmasının kurulması konusunda mutabık kalmıştır" denildi.
İRAN'DAN GÖRÜŞME SONRASI AÇIKLAMA
ABD ile İran arasındaki görüşmelerin ilk turu sona erdi. İran Dışişleri, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Müzakere heyetinin çalışmaları bitti, heyetlerin teknik düzeydeki çalışmaları devam edecek. Katar ve Pakistan aracılığıyla genel hatları içeren bir metin yayınlanacak. Bu belge 18 saat süren görüşmede ulaşılan anlaşmaların belgesi olarak kamuoyuna sunulacak. Petrol satışı için gerekli lisansların verilmesi ve İran varlıklarının serbest bırakılması konuları ele alındı. Bu konularda ilerleme kaydedildi.”

Pakistan basını, ABD ile İran arasında imzalanan mutabakata ilişkin görüşmelerin yapıldığı İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında bulunan Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in açıklamalarını paylaştı. Şerif, İran lideri Mücteba Hamaney, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin kriz sürecini ‘gerilimi düşürme’ amacıyla yönettiğini söyledi.
Tahran yönetiminin ‘son derece dürüst davrandığını’ ve krizi ‘onurlu bir tavır içinde ele aldığını’ belirten Şerif, “Bence İran yönetimi bölgede barışı destekleme konusunda gerçekten samimi. Aynı şekilde ABD Başkanı Donald Trump'ın da öyle olduğunu düşünüyorum. Onun barış adamı olduğu konusunda hiçbir şüphem yok” ifadelerini kullandı.

İran müzakere heyeti üyesi Hüseyin Kurbanzade, İsviçre’de gerçekleştirilen İran-ABD görüşmelerinde İran petrolüne ilişkin yaptırımların geçici olarak kaldırılması ile ilgili hazırlanan taslağın nihai hale getirildiğini söyledi. Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı’na göre, Kurbanzade, İran-ABD görüşmelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Lübnan'da savaşın sona erdirilmesi konusu kesinleşmedikçe, mutabakat zaptının diğer maddelerinin de uygulama aşamasına girmeyeceğini vurgulayan Kurbanzade, İsviçre’de ana müzakere görüşmelerinin yanı sıra teknik konularda da farklı görüşmeler yapıldığını söyledi.
Kurbanzade, teknik konularda yapılan görüşmelerde İran petrolüne ilişkin yaptırımların geçici olarak kaldırılmasıyla ilgili hazırlanan taslağın nihai hale getirildiğini belirtti.
İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması hususunda da Katar heyeti ile görüşüldüğünü söyleyen Kurbanzade, ikili ve çok taraflı toplantıların en önemli konusunun, mutabakat zaptının 13. maddesi olduğunu dile getirdi.

ABD ile müzakereler için İsviçre’de bulunan, İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından ABD Başkanı Trump’a cevap verdi. Ülkesinin tehditlere karşı boyun eğmeyeceğine vurgu yapan Kalibaf, “Tehditleri bir sonuca ulaşsaydı bugünkü çaresizliğe düşmeyeceklerini hiç düşünmüyorlar mı? ABD’lilerin tehditlerini ciddiye almıyoruz.” ifadelerini kullandı. Kalibaf, ABD’li yetkililerin açıklamalarına dikkat etmeleri gerektiğini, İran Silahlı Kuvvetleri’nin tehditlere farklı şekilde karşılık vermeye hazır olduklarını belirtti.





