
İsrail devlet televizyonu KAN'ın İsrailli güvenlik yetkililerine dayandırdığı haberde, "Ordu Lübnan'da uzun süre kalmaya hazır. Bu da siyasi makamlardan gelecek karar ve talimatlara bağlı." iddiaları yer aldı.
ABD ile İran arasında sağlanan mutabakata rağmen ordunun Lübnan'da olabilecek her türlü senaryoya hazırlandığı öne sürülen haberde, İsrail'in Lübnan'ın güneyine yönelik saldırıların sürdüğüne işaret edildi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, gazeteci Megyn Kelly'nin YouTube kanalında yayımlanan röportajında, Trump yönetiminin İran politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Trump'ın İran'da "rejim değişikliği hedeflemediğini" söyleyen Vance, "ABD Başkanı hiçbir zaman amacının Rıza Pehlevi'yi İran'ın yeni lideri yapmak olduğunu söylemedi." dedi.
Vance, İran halkının mevcut yönetime karşı ayaklanmasının kendi kararı olduğunu belirterek, "(Trump) İran halkı ayaklanmak isterse bunun harika ancak onların meselesi olduğunu ve bunun, İran halkı ile hükümetleri arasındaki bir konu olduğunu söyledi." ifadelerini kullandı.
Başkan Yardımcısı Vance, ABD'nin hedefinin İran'ın nükleer programının "diplomatik yollarla ya da gerektiğinde askeri yollarla" sona erdirilmesi olduğunu kaydetti.
ABD ile İran arasındaki mutabakatı da "bölgesel barış anlaşması" olarak nitelendiren Vance, bu çerçevenin İran'ın yanı sıra Körfez ülkeleri, İsrail ve Lübnan'ı da kapsayacağını söyledi.
Vance, "İran yükümlülüklerini yerine getirirse Orta Doğu için gerçekten dönüştürücü bir anlaşma ortaya çıkacak. Aksi halde herhangi bir ekonomik fayda elde edemeyecekler." diye konuştu.
Anlaşmanın sık sık kıyaslandığı Marshall Planı'ndan farklı olduğunu savunan Vance, "Marshall Planı büyük ölçüde Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edildi. Bu ise Amerikan vergi mükelleflerinin parası değil." değerlendirmesinde bulundu.
Vance ayrıca, İran'ın ekonomik kazanımlar elde edebilmesi için davranışlarını değiştirmesi gerektiğini belirterek, uranyum zenginleştirme faaliyetleri ile doğrulama ve denetim mekanizmalarının anlaşmanın temel unsurları arasında yer alacağını söyledi.

Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, ABD-İran mutabakatının gerçekten savaşa son verecek bir çözüm olmasını dilediğini söyledi. Haftalık dinlenmesi için salı günlerini Roma yakınlarındaki Castel Gandolfo kasabasındaki ikametgahında geçiren Papa, buradan çıkışında gazetecilere, uluslararası meselelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Papa 14. Leo, ABD ve İran arasında varılan ve 19 Haziran'da imzalanması beklenen mutabakat için, "Tanrı'ya şükür ki, en azından cuma günü resmen imzalanması beklenen bir mutabakat zaptı var. Halen çözülmesi gereken çeşitli noktalar bulunduğu söyleniyor, ancak bunları savaş yoluyla değil, diyalog ve müzakere yoluyla çözmek her zaman daha iyidir. Bu nedenle bunun, gerçekten savaşa son verecek bir çözüm olmasını diliyorum." ifadelerini kullandı. Nükleer silahsızlanmanın önemini de vurgulayan Papa, "Nükleer silahların ortadan kaldırılması gerekir. Evet, tüm halkların iyiliğini aramalı, bu dönemde ortaya çıkan ekonomik ve sosyal sorunların nasıl çözülebileceğini araştırmalıyız." dedi.

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, "Biz olmasak, ABD olmasa İsrail olmazdı." ifadelerini kullanan ABD Başkanı Donald Trump'a "İsrail olmasa ABD olmazdı." diyerek meydan okudu. Filistin topraklarını gasbeden İsraillilere yakınlığıyla bilinen Kanal 7 televizyonu, Huckabee'nin işgal altındaki Batı Şeria'da düzenlenen bir konferansta konuştuğunu bildirdi. Huckabee, görevinin yalnızca İsrail'de ABD'yi temsil etmek olmadığını, aynı zamanda ABD'lilere İsrail'in ülkeleri için ne kadar önemli olduğunu da anlatmak olduğunu savundu. İsrail ve ABD'nin ortak mirasa sahip olduğunu ileri süren Huckabee, ABD Başkanı Trump'a meydan okuyarak "İsrail olmasaydı, Amerika da olmazdı. Varlığımızı, bu topraklarda yaşananlara borçluyuz." ifadelerini kullandı.
Trump, "Biz olmasak, ABD olmasa İsrail olmazdı. Ben olmasam İsrail olmazdı çünkü hiçbir başkan benim yaptıklarımı yapmaya istekli değildi. Bibi (Binyamin Netanyahu) ile harika ilişkim var ama artık Bibi, Lübnan konusunda daha sorumlu davranmak zorunda." diye konuşmuştu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Hatemul Enbiya Merkez Karargahı, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıların devam etmesi halinde karşılık verileceği uyarısında bulundu. İsrail, İran ve ABD arasında varılan anlaşmaya ve ateşkese rağmen Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürüyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Hatemul Enbiya Merkez Karargahı, İsrail’in Lübnan’ın güneyinde ateşkesi 84 kez ihlal ettiğini belirterek, İsrail’in suç işlemeye ve Lübnan’ın mazlum halkını katletmeye devam etmesi halinde sert karşılık verileceği ifade edildi.

İsrail ordusu, 17 Nisan'da yürürlüğe giren ve 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatılan ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyine yönelik saldırılarını sürdürüyor. Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail'e ait bir İHA önce Meyfedun beldesinde bir aracı hedef aldı. Saldırının ardından olay yerinde toplanan sivillerin bulunduğu bölgede ikinci bir araç hedef alındı. İsrail'e ait bir başka İHA da Şevkin beldesinde 3'üncü bir araca saldırı düzenledi.
Üç ayrı saldırıda ilk belirlemelere göre 4 kişinin yaşamını yitirdiği, çok sayıda kişinin yaralandığı belirtildi.

İran ile ABD arasında sağlanan mutabakatın resmi imza töreninin, 19 Haziran'da İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında düzenlenmesinin planlandığı bildirildi. İsviçre'nin resmi haber ajansı Keystone-SDA'nın haberine göre, İsviçre Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ABD-İran mutabakatının Bürgenstock kasabasında imzalanacağı doğrulandı.
Açıklamada, ABD ile İran arasında olası bir mutabakat zaptının imzalanmasına yönelik görüşmelerin sürdürülmesi ve taraf heyetlerinin İsviçre'ye gelişlerinin kolaylaştırılması amacıyla son birkaç gündür ABD, İran, Pakistan ve Katar ile yakın temas halinde olunduğu bildirildi.
Bürgenstock kasabasının Pakistan ve Katarlı arabulucuların yanı sıra ABD ve İran tarafından da önerildiği belirtilen açıklamada, İsviçre'nin arabulucu rolü üstlendiği ve görüşmenin kendi topraklarında yapılabilmesi için gerekli diplomatik ve pratik koşulları sağladığı ifade edildi.

ABD Başkanı Donald Trump, Fransa'da katıldığı G7 zirvesinde basın mensuplarına İran'ın nükleer silah geliştirme planları hakkındaki görüşlerini aktardı. İran'ın gelecekte olası nükleer silah geliştirme planını değerlendiren Trump, "Eğer bunu yaparlarsa, inanılmaz sonuçlarla karşılaşırlar. Size sonuçlarını bile söylemeyeceğim, ama sonuçlar en ağır sonuçlar olacaktır." dedi.
Trump, Tahran'ın "nükleer silah geliştirmesine, satın almasına veya başka bir şekilde edinmesine" izin verilmeyeceğinin altını çizdi. Tahran'ın nükleer silah geliştirmeme taahhüdünün, İran ile ABD arasında hazırlanan mutabakat zaptının merkezinde yer aldığını belirten Trump, anlaşma dilinin Tahran'ın nükleer silah geliştirmesini engellemenin ötesine geçmesi gerektiğine dikkati çekti.
Trump, "Nükleer silah geliştirmeyecekler, satın almayacaklar, edinmeyecekler veya başka herhangi bir şey yapmayacaklar." diye konuştu. İran'ın nükleer silah edinmeyeceğini yineleyen Trump, "Eğer edinirlerse, başlarına cehennem azabı gelecek." ifadelerini kullandı. Washignton ile Tahran arasında ileride "çok iyi bir ilişki" kurabileceği umudunu paylaşan Trump, bununla birlikte İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemenin kendileri için her zaman öncelikli bir konu olmaya devam edeceğini kaydetti.

İsrail Eğitim Bakanı Yoav Kisch, ülkede büyük tartışmaya yol açan ABD-İran mutabakatına bağlı olmadıklarını ileri sürdü. İsrail Ordu Radyosu'nun haberine göre, Kisch, Lübnan'a saldırılara devam edeceklerini söyledi. Kisch, "ABD-İran mutabakatına bağlı değiliz. İsrail'in çıkarlarını koruyacağız." iddiasında bulundu. Öte yandan İsrail'in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter de ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından benzer bir paylaşım yaptı. Leiter, Lübnan'ın güneyindeki işgali sürdüreceklerini savundu. ABD ile İran arasında varılan mutabakata göre, "Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiği" belirtilmişti.

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nın kalıcı olarak açılacağını bildirdi. Trump yaptığı açıklamada, "Hürmüz geçici olarak değil, kalıcı olarak tamamen ücretsiz olacak" ifadesini kullandı.
İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunu çıkarmanın "çok zor bir görev" olduğunu vurgulayan Trump, bunu yapabilecek kapasitenin yalnızca ABD ve 'muhtemelen Çin'de olduğunu kaydetti.
Cuma gününe kadar Hürmüz Boğazı'nın “tamamen açık” ve “ücretsiz” hale getirileceğini söyleyen Trump, "Boğaz, 60 günün ötesinde ücretsiz olarak açık kalacak. Kalıcı olarak açıldığında, geçiş ücreti alınmayacak" ifadesini kullandı.
Müzakerelerin ikinci aşamasının da oldukça hızlı ilerlemesini beklediğini dile getiren Trump, varılan bu tarihi anlaşmayı resmi inceleme süreci için Kongre'ye sunacağını sözlerine ekledi.
Trump, İran'ın nükleer programına yönelik en net kırmızı çizgiyi de belgenin merkezine koyduklarını aktardı.
Trump, “birkaç gün içinde” mutabakat metnini basınla paylaşacağını belirtirken, belgede İran'ın “nükleer silaha sahip olmayacağının” açıkça taahhüt edildiğini söyledi.
ABD Başkanı, masadaki sürecin takvimine de değinerek İran ile yürütülen müzakerelerin “60 günden daha uzun veya daha kısa sürebileceğini” ifade etti.

ABD Başkanı Trump, Fransa'daki G7 Zirvesi sırasında gazetecilere İran'la ilgili durum hakkında açıklamalarda bulundu.
İran'ın mevcut liderlerinin "radikalleşmediğini" ve "ülkelerine yardım etmek istediklerini" söyleyen Trump, Tahran'ın ABD ile "iyi bir ilişki" kuracağını umduğunu dile getirdi.
ABD Başkanı, nihai bir anlaşmaya varıldığında İran'ın ekonomik beklentilerinin "iyi" olacağını ancak İran liderlerinin "önce kendilerini kanıtlamaları"
gerektiğini belirtti.
Trump, İran'la bir anlaşmaya varılamaması durumunda ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını yeni bir seviyeye taşımayı planladığını ifade ederek, "Bunu yapsaydık, bence asla yeniden toparlanamazlardı. İster iyi durumda olsunlar ister kötü durumda, nükleer silaha sahip olamazlar" dedi.

Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani, ABD ile İran arasında varılan mutabakatın bölge için son derece önemli olduğunu belirterek, "Hala yapılması gereken işler var ancak bu ivmeyle devam edilirse bölgede harika sonuçlar elde edileceğine inanıyorum. Bu hem bölge hem de İran için iyi olacaktır." dedi.
G7 Zirvesi'ne ev sahipliği yapan Fransa'nın Evian-les-Bains kentinde, ABD Başkanı Donald Trump ile ikili görüşmesi öncesi konuşan Katar Emiri, Trump'a "Orta Doğu'nun hassas bir dönemden geçtiği süreçte sergilediği liderlik için" teşekkür etti.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht Revançi, İran ile ABD arasında sağlanan mutabakatın resmi imza töreninde İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'ın hazır bulunacağını bildirdi.
Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın sona erdiğini kaydeden Revançi, “Hürmüz Boğazı'nın açılması, deniz ablukasının kaldırılması ve İran'ın dondurulmuş varlıkları konusu mutabakat zaptında yer alıyor” ifadelerini kullandı.
Törenin, İsviçre'nin Cenevre kentinde 19 Haziran'da gerçekleşeceği de açıklanan bilgiler arasında yer aldı.

ABD Başkanı Donald Trump, Katar Emiri şeyh Ttemim Bin Hamed Al Sani ile görüşmesinde İran'a ilişkin açıklamalarda bulundu.
Trump, yaptığı açıklamada, "İran ile anlaşmamızı tamamladık. Anlaşmada ikinci aşamaya geçiyoruz. Bu daha kolay olacak. İran'a yaptırım uygulamıyoruz" ifadesini kullandı.
İran'da rejim değişikliğini hiç düşünmediğini belirten Trump, "Rejim değişikliğine inanmıyorum. Tekrar ediyorum, İran'da rejim değişikliğini hedeflemedim" dedi.
"İran nükleere sahip olmayacak" sözlerini açıklamasına ekleyen Trump, İran'ın ABD'den 300 milyar dolar fon alacağı yönündeki iddiaya "İran'a hiçbir para vermeyeceğiz. Böyle bir yükümlülüğümüz yok" cevabını verdi.
Trump, İran'ın nükleere sahip olamayacağını yinelerken "Nükleerli İran İsrail'i yok eder. İran'da nükleer olursa bizi vurur. Eğer elde etmeye çalışırlarsa acı çekerler" dedi.
Trump ayrıca, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun yönetiminden memnun olmadığını şu sözlerle dile getirdi:
"Onlardan memnun değilim, ben olmasam İsrail olmazdı. İsrail, Lübnan'a saygılı olmalı"

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile anlaşmadaki "en önemli" konunun Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi olduğunu belirterek, Lübnan'ın ateşkesin ayrılmaz bir parçası olduğunu kaydetti.
İranlı diplomatlarla bir araya geldiği brifing toplantısında konuşan Arakçi, "Burada vurgulamak istediğim en önemli nokta şu ki, bizim görüşümüze göre bu mutabakat zaptının iki tarafı var; bir taraf ABD ve İsrail, diğer taraf ise İran ve Hizbullah. Belki de mutabakat zaptındaki en önemli konu, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerdeki savaşa derhal ve kalıcı olarak son verilmesidir. Lübnan'daki savaşın sona ermesi, savaşın tamamen sona ermesinin ayrılmaz bir parçasıdır" dedi.

Axios'un haberine göre CIA Direktörü John Ratcliffe, İran'ın nükleer programına ilişkin Washington'ın talep ettiği tavizleri vermeye yanaşıp yanaşmayacağı yönündeki şüphelerini ABD Başkanı Donald Trump'a iletti. Ratcliffe'in istihbarat bulguları doğrultusunda İran'ın anlaşmaya tam olarak uymayacağını düşündüğü öne sürüldü.
Haberde, Trump'ın ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatı duyurmadan önce, danışmanları ve üst düzey yetkililerle bir dizi toplantı yaptığı belirtildi. Toplantılar kapsamında masaya yatırılan istihbarat bulgularının, İranlı yetkililerin anlaşmaya ilişkin kendi aralarındaki değerlendirmeleri ile hem arabuluculara hem de ABD'li yetkililere ilettikleri mesajlar arasında tutarsızlık bulunduğuna işaret ettiği iddia edildi.
Ayrıca haberde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth'in de görüşmelerde mutabakat zaptına ilişkin çekincelerini aktardığı iddiasına yer verildi.

ABD ile İran arasında varıldığı açıklanan yeni mutabakat, taraflar arasında kırılgan bir ateşkes sürecini daha kapsamlı bir uzlaşıya dönüştürme potansiyeli taşısa da anlaşmanın içeriği ve uygulanmasına ilişkin birçok belirsizliği de beraberinde getirdi. ABD'li yetkililer, mutabakatın Başkan Donald Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance ve İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf tarafından elektronik ortamda imzalandığını belirtti. Resmi imza töreninin cuma günü İsviçre'nin Cenevre kentinde yapılması planlanıyor. Süreç, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasından İran'ın nükleer programına kadar uzanan 8 temel başlıkta halen netleşmedi.
ANLAŞMA YÜRÜRLÜĞE GİRDİ Mİ?
Mutabakat zaptının elektronik ortamda imzalanmasına rağmen anlaşmanın tüm unsurları henüz devreye girmiş değil. Ateşkesin 60 gün uzatılması yürürlüğe girerken, Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılmasının resmi imza töreninin ardından gerçekleşmesi bekleniyor. Trump, gemilerin hareket etmeye başladığını savunsa da İran medyası boğazın statüsünde herhangi bir değişiklik olmadığını bildirdi.
BOĞAZ GERÇEKTEN 'AÇIK' OLACAK MI?
Washington, Hürmüz Boğazı'nın herhangi bir geçiş ücreti veya kısıtlama olmaksızın açılacağını öne sürdü. Buna karşın İranlı yetkililer, boğazın savaş öncesi düzene basit şekilde dönmeyeceğini ve Tahran yönetiminin belirli ölçüde kontrolü elinde tutacağını ifade etti. Nakliye şirketleri daha net güvenlik garantileri talep ederken, işlem hacimlerinin kısa sürede eski seviyelerine dönüp dönmeyeceği konusunda şüpheler sürüyor.
İRAN NE KAZANACAK?
Uzmanlar, çatışmaların sona ermesi ve petrol ihracatına imkan tanınacak şekilde yaptırımların kaldırılmasının İran'ın başlıca kazanımları olduğu konusunda görüş birliği içinde. Öte yandan İran devlet medyası, dondurulmuş milyarlarca dolarlık fonun da serbest bırakılacağını öne sürerken, ABD bu iddiayı reddetti ve fonlara erişimin "performansa dayalı ödeme modeli" kapsamında olacağını duyurdu. Washington, kapsamlı ekonomik kazanımların daha ayrıntılı bir nükleer anlaşmaya bağlı olduğunu vurguladı.
İRAN İLE ABD ANLAŞMA MADDELERİNDE UZLAŞTI MI?
ABD ve İran, anlaşmanın içeriği ve karşılıklı yükümlülükler konusunda farklı açıklamalar yapıyor. Müzakerelerin büyük ölçüde arabulucular üzerinden yürütülmesi ve mutabakatın ayrıntılı bir anlaşmadan çok siyasi bir çerçeve niteliği taşıması, tarafların farklı beklentiler geliştirmesine yol açtı. Trump'ın destekçilerinden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, "İran'ın anlaşmaya ilişkin görüşünün, ABD müzakere ekibinin iddia ettiğinden farklı görünmesinden biraz endişeliyim" dedi.
Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham
ANLAŞMA NE ZAMAN AÇIKLANACAK?
Mutabakat zaptının tam metninin yayımlanması, anlaşmaya ilişkin soru işaretlerinin önemli bölümünü giderebilir. ABD'li yetkililer, metnin 24 ila 48 saat içinde açıklanabileceğini belirtti. Trump ise anlaşmanın yayınlanmasının cuma gününden sonraya kalabileceğini ifade etti. Böyle bir senaryoda İran ve ABD, cuma günü hükümleri kamuoyuna açıklanmamış gizli bir anlaşmaya imza atabilir.
İSRAİL'İN TUTUMU NE OLACAK?
Anlaşma, İsrail'de yoğun eleştirilere yol açtı. Bunun temel nedenlerinden biri, mutabakatın İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını sona erdirmesini öngörmesi. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, İsrail'in işgal ettiği güney Lübnan'daki bölgelerden çekilmeyeceğini ve Hizbullah'a karşılık verme hakkından vazgeçmeyeceğini açıkladı. İsrailli yetkililer, Lübnan'daki hareket alanlarının kısıtlanmasından endişe duyuyor.
NÜKLEER ANLAŞMA MÜMKÜN MÜ?
Mutabakat zaptı, 60 günlük nükleer müzakere sürecini başlatmak amacıyla hazırlandı. Ancak yaptırımların önemli ölçüde hafifletilmesi ve anlaşmanın teknik boyutları, daha kapsamlı bir nihai uzlaşmaya bağlı bulunuyor. ABD'li yetkililer, karşılıklı güvensizlik ve mevcut mutabakatın sınırlı niteliği nedeniyle böylesi bir anlaşmaya ulaşmanın oldukça zor olacağını kabul ediyor.
SAVAŞ YENİDEN BAŞLAYACAK MI?
ABD, kapsamlı bir nükleer anlaşma sağlanmadan bölgeye sevk edilen güçlerin geri çekilmeyeceğini söyledi. Washington, İran'a düzenlenen saldırıların anlaşma olasılığını artırdığını savundu. İranlı yetkililer ise Trump'ın savaşı sona erdirmekte istekli olduğunu ve bu süreçte inisiyatifin Tahran yönetiminin elinde bulunduğunu öne sürdü. Üst düzey bir İranlı yetkili, "Bu mutabakatların gerçek bir anlaşmaya dönüşüp dönüşmeyeceğini önümüzdeki 2-3 hafta içinde anlayacağımızı düşünüyorum" dedi.

ABD Donanması, İran'ın Hürmüz Boğazı'na döşemiş olabileceği mayınları tespit etmek için deniz tabanında ve yüzeyde arama yapmak üzere yeni nesil insansız hava aracı tabanlı karşı önlemler konuşlandıracak. Trump'ın boğazın yeniden açılacağını duyurması, küresel enerji krizinin hafifleyeceği umutlarını artırdı. Ancak boğazda gemi trafiğinin yeniden başlaması önündeki en büyük engel, İran'ın deniz mayınları olacak.
İRAN HÜRMÜZ'E MAYIN DÖŞEDİ Mİ?
New York Times'ın (NYT) haberine göre, İran'ın bölgeye mayın döşeyip döşemediği kesin değil; savaş boyunca boğazdan geçen gemilerin hiçbiri herhangi bir mayına çarpmadı. Mart ayında ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Hürmüz Boğazı yakınlarında 16 İran mayın döşeme gemisine saldırdığını duyurmuştu. Trump, pazartesi günü verdiği demeçte, boğazın "zaten kısmen açıldığını" ve "birkaç mayın arama çalışması yaptıklarını" kaydetmişti. Trump'ın, İsviçre'de düzenlenen G7 Zirvesi'nde Avrupalı liderlerden mayın temizleme konusunda yardım istemesi bekleniyor.
OPERASYON KARMAŞIK HALE GELEBİLİR
ABD Donanması'nın eski mayın savaşı komutanlığı görevlilerinden RAND analisti Prof. Scott Savitz, "Kıyı muharebe gemilerinin önemli bir sorunu var; mayın tarlasına giremiyorlar" değerlendirmesinde bulundu. Savitz'e göre, modern deniz mayınları ilkel mayınlara kıyasla bulunması ve temizlenmesi çok daha zor olan yüksek teknoloji ürünü silahlara dönüştü. Bu durum, mayın temizleme operasyonlarını daha da karmaşık hale getiriyor.

Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail ordusu, 17 Nisan'da yürürlüğe giren ve 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatılan ateşkese ve dün sağlanan ABD-İran mutabakatına rağmen Lübnan'ın güneyine yönelik saldırılarını sürdürdü.
İsrail ait topçu birlikleri, Cizzin ilçesine bağlı Reyhan beldesi çevresini hedef aldı.
İsrail ordusu gece saatlerinde de Secid ve Mahmudiye beldelerine topçu saldırıları düzenledi.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 15 Haziran'da ABD ve İran'ın mutabakata varıldığını duyurarak, "Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini ilan etti." ifadesini kullanmıştı.

Cenevre'de Cuma günü imzalanması planlanan mutabakat zaptının nükleer boyutuna ilişkin ABD'li ve İranlı yetkililer arasında farklı yorumlar bulunuyor. Belgenin nihai metni kamuoyuna açıklanmadığı için iki ülkenin imzalayacağı mutabakatın son versiyonuna dair soru işaretleri sürüyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, anlaşmanın nükleer denetçilerin İran'a dönüşüne izin vereceğini ve bunun mutabakatın temel bir parçası olduğunu belirtti.
Vance, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile ABD'nin, İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş nükleer malzeme stokunu imha etmesine yardımcı olacağını ve bu konunun mutabakat zaptında açıkça yer aldığını söyledi. Vance, nükleer denetimler için kesin tarihin cuma günü kararlaştırılabileceğini sözlerine ekledi.
İranlı yetkililer ise daha önce nükleer başlıkla ilgili müzakerelerin ilk anlaşmanın imzalanmasının ardından yapılacağını belirtmişti. İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi, pazartesi günü mutabakat zaptını açıklarken, nihai anlaşmaya ilişkin müzakerelerin ABD ilk anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirene kadar erteleneceğini duyurmuştu.

Beyaz Saray, İran ile önerilen mutabakat zaptının nihai bir barış anlaşması değil, yalnızca bir çerçeve anlaşması olduğunu belirtti. ABD'li yetkililer, İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin 19 Haziran'daki imza töreninden sonra başlayacağını ve yaptırımların hafifletilmesinin denetimlere bağlı olacağını kaydetti.

Al Jazeera'ye röportaj veren İran Ticaret Denizciliği Sendikası başkanı Saman Rezaei, Hürmüz Boğazı'ndaki transit sistemin kriz tamamen sona erse bile "savaş öncesi durumuna asla geri dönmeyeceğini" belirtti. Rezaei, küresel denizcilik sektörünün boğazda tam normale dönüşün "uzun ve belirsiz bir süreç" olabileceğine inandığını kaydetti.
Rezaei, "Yüzyıllar boyunca boğaz, ticaret gemileri için güvenli bir liman olmuştur, ancak bu savaş önceki düzeni ve yapıyı altüst etti. Yeni bir düzen ve kıyı devletlerinin daha etkili bir rol üstlenmesi için beklememiz gerekecek" dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'a saldırıların hedeflerine ulaşılamadığı eleştirilerine karşı Tahran yönetiminin devrilmesini savaş hedefi olarak belirlemediğini iddia etti.
Netanyahu, ABD-İran mutabakatının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladığı ilk açıklamasında, kendisinin İsrail Başbakanı olduğu sürece İran'ın nükleer silaha sahip olamayacağını ileri sürdü.
ABD-İran mutabakatının ardından İsrail'in hiçbir hedefine ulaşamadığı yönündeki eleştirilere cevap veren Netanyahu, İran'a ABD ile birlikte saldırılar düzenlediklerini, bilim adamlarını ve liderlerini öldürdüklerini, nükleer ve füze üretim tesislerini vurduklarını, ekonomik ve askeri olarak çok büyük zarar verdiklerini savunarak İran'ın nükleer silah tehdidinden kurtulduklarını öne sürdü.
'ANLAŞMAYI ABD YAPTI'
ABD-İran mutabakatına ilişkin "Anlaşmanın ne olacağını hala bilmiyoruz." diyen Netanyahu, anlaşmanın ABD tarafından yapıldığını, Trump'ın Hürmüz Boğazı'nın açılacağına ve İran'ın nükleer programının ortadan kaldırılacağına inandığını söyledi.
Netanyahu, ABD-İran mutabakatına rağmen Lübnan'ın güneyinde işgal ettikleri bölgelerden çekilmeyeceklerini, İran'ın talebine rağmen kendisinin ısrarıyla bunun gerçekleşmediğini savunarak, "Bence Amerikalı dostlarımız bu kararlılığı ve sertliği saygıyla karşılıyorlar." iddiasında bulundu.
Lübnan'da "hareket özgürlüklerini korumak istediklerini" belirten Netanyahu, herhangi bir tehdit durumunda saldırılara devam edeceklerini söyledi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkede bu yıl yapılacak seçimlerde tekrar aday olacağını da kaydetti.
ELEŞTİRİLERİ KABUL ETMEDİ
Netanyahu, "Saldırılar başladığında amacın İran rejimin oluşturduğu tehdidin ortadan kaldırmak olduğunu söylediniz ama onlar hala iktidarda. Nerede hata yaptınız?" sorusuna "Hiç hata yapmadım." diye cevap vererek Tahran yönetiminin devrilmesini savaş hedefi olarak belirlemediğini iddia etti.
İran'dan gelen "nükleer tehdit" ve "füze tehdidi"ni ortadan kaldırdıklarını ileri süren Netanyahu, İran halkının yönetimi devirmesini için gerekli koşulları sağlamaya çalıştıklarını savundu.
Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile birçok konuda hemfikir olduklarını, bazen fikir ayrılığına düştüklerini savunarak, "ABD'nin söylediklerini tamamen görmezden gelebileceğimiz doğru değil." ifadesini kullandı.

İran Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed Ekreminiya, devlet televizyonuna, ABD ve İran arasında sağlanan mutabakat ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Mutabakat döneminde askeri savunma gücünü artıracakları mesajını veren Ekreminiya, “İran, halkının çıkarlarını sağlayan her türlü mutabakat ve anlaşmayı destekleyeceğiz. Eğer düşman taahhütlerini yerine getirmez ise bölgedeki askeri durumu hızlı bir şekilde anlaşma öncesi haline döndürürüz.” ifadelerini kullandı.
Ekreminiya, askeri hazırlık düzeyini önceki döneme nazaran daha iyi bir seviyeye taşıyacaklarını ve bunun “düşmanın” taahhütlerine bağlı kalması noktasında mecburiyet meydana getireceğini dile getirdi.

Hizbullah'tan yapılan yazılı açıklamada, İsrail ordusuna ait 1 buldozer ve 2 Merkava tankından oluşan bir birliğin, bugün saat 18.15'te Lübnan'ın güneyindeki Arnun-Kammaşe bölgesinden Kefertebnit beldesinin dış kesimlerindeki el-Maaber bölgesine doğru ilerlediğinin tespit edildiği belirtildi.
Açıklamada, ateşkes ihlaline karşılık Hizbullah unsurlarının söz konusu birliği güdümlü füzeler ve "Ababil" tipi kamikaze insansız hava araçlarıyla hedef aldığı, saldırı sonucu İsrail güçlerinin geri çekilmek zorunda kaldığı ifade edildi.

Washington'dan anlaşmanın detaylarına ilişkin açıklamalar gelmeye devam ediyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada "ABD ordusu bölgede kalacak. İsrail'in Lübnan'dan çekilmesi anlaşmada yok. Yaptırımların kaldırılması İran'a bağlıç İran'a para ödenmedi ama İran'ın yeniden inşası için 300 milyar dolar masada." ifadelerine yer verildi.

ABD Başkanı Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile basın mensuplarının İran ile anlaşma konusunda sorularını yanıtladı. Trump, "Anlaşma yapmayı başardık. Tekrar saldırmak çok üzücüydü ama çok güzel şeyler olacağını zannediyorum. Petrol düşüyor, borsa rekor kırıyor. Petrol fiyatları eski değerlerine henüz ulaşmadı ama düşmeye devam ediyor. En önemlisi İran nükleer silahlara erişemeyecek. Hürmüz Boğazı cuma günü komple açılacak" dedi.

Üst düzey ABD'li bir yetkili, düzenlediği telekonferansta ABD ile İran arasında varılan mutabakata ilişkin detayları basın mensuplarıyla paylaştı.
Yetkili, İran'la mutabakat zaptına ABD Başkanı Trump ile Başkan Yardımcısı Vance'in, İran tarafında ise Meclis Başkanı Kalibaf'ın imza attığını söyledi.
ABD'li yetkili, "Bu mutabakat, müzakerelerimizin ve ilişkilerimizin gelecekte nasıl işleyeceğine dair bir çerçeve sunuyor. İranlılar nükleer programları, nükleer silah üretmediklerinin doğrulanması ve bölgedeki radikalizm ile terörizme finansman sağlamamaları konularında bizimle ne kadar işbirliği yapmaya istekli olurlarsa, dünya ekonomisine o kadar sıcak karşılanacaklar." dedi.
ABD ile İran arasındaki mutabakatın detaylarının 24 ila 48 saat içinde kamuoyuna açıklanacağını kaydeden yetkili, bu detaylarla birlikte herkesin mutabakatı daha iyi kavrayacağını söyledi.
ABD'li yetkili, bu mutabakatın imzalanmasıyla birlikte Hürmüz Boğazı'nın derhal gemi trafiğine açılacağını ve ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasının da hızlıca kaldırılacağını belirtti.
Hürmüz Boğazı'nın normal deniz trafiğine dönmesinin birkaç hafta içinde hemen mümkün olmayacağını vurgulayan yetkili, bununla birlikte trafiğin her geçen gün artmasını beklediklerini sözlerine ekledi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran parlamentosunun Ekonomi Komisyonu üyeleriyle yapılan toplantının ardından İran-ABD arasındaki anlaşmaya ilişkin açıklamalarda bulundu. Arakçi, İsviçre'de İran ve ABD heyetleri arasında "muhtemelen" bir toplantı yapılacağını belirterek, bu toplantıda mutabakat zaptının imzalanacağını ve ardından ilk müzakere turunun başlayacağını söyledi. İran’ın ABD’nin herhangi bir anlaşmaya bağlılığı konusunda derin şüpheleri olduğunu belirten Arakçi, "Geçmişte verilen sözlerin tutulmaması, anlaşmaların uygulanmaması ve yırtılıp atılması gibi örnekler var" ifadelerini kullandı.
Mutabakat zaptının İran için "ekonomik fırsatlar oluşturabileceğini" aktaran Arakçi, İran'ın herhangi bir anlaşmanın ekonomik faydalarını en üst düzeye çıkarmaya çalışacağını ancak anlaşmaya aşırı bağımlılıktan kaçınacağını ifade etti.
"ANLAŞMAYI DÜN DİJİTAL OLARAK İMZALADIK"
Öte yandan İsviçre’de cuma günü düzenlenmesi beklenen imza töreni öncesi konuşan ABD Başkan Yardımcısı James David Vance ise, ABD ile İran arasındaki mutabakat zaptının dün elektronik ortamda "dijital olarak" imzalandığını söyledi.
Adı açıklanmayan ABD’li bir yetkili de, ABD ile İran arasındaki mutabakat zaptının ABD Başkanı Donald Trump, ABD Başkan Yardımcısı Vance ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf tarafından imzalandığını söyledi.









