
Üst düzey ABD'li bir yetkili, ABD ile İran arasında varılan ve nihai anlaşma için 60 günlük müzakere süresi öngören 14 maddelik mutabakat metnini ilk kez kamuoyuyla paylaştı. ABD'li üst düzey bir yetkili, düzenlediği telekonferansta basın mensuplarına, ABD ile İran arasında varılan ve 14 maddeden oluşan mutabakat metninin detaylarını açıkladı.
ABD'li yetkilinin daha sonra tamamını okuduğu 14 maddelik mutabakat metni şu maddelerden oluşuyor:
"1- ABD ile İran İslam Cumhuriyeti, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerdeki askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini ilan etmek, bundan böyle birbirlerine karşı herhangi bir savaş veya askeri operasyon başlatmamayı taahhüt etmek, birbirlerine karşı güç kullanmaktan veya güç kullanma tehdidinde bulunmaktan kaçınmak ve Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini güvence altına almak amacıyla bu mutabakat zaptını imzalamaktadırlar. Nihai anlaşma, Lübnan dahil olmak üzere tüm cephelerdeki savaşın kalıcı olarak sona erdirilmesini ve bu paragrafın diğer hükümlerini teyit edecektir.
2- ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi ve birbirlerinin iç işlerine karışmamayı taahhüt ederler.
3- ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, en fazla 60 gün içinde nihai anlaşmayı müzakere edip sonuçlandırmayı taahhüt eder, bu süre, karşılıklı rıza ile uzatılabilir.
4- Bu mutabakat zaptının imzalanmasının hemen ardından ABD, İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik deniz ablukasını ve her türlü engellemeyi veya aksaklığı kaldırmaya başlayacak ve deniz ablukasını 30 gün içinde tamamen sona erdirecektir. Bu süre zarfında, gemilerin trafiği, İran İslam Cumhuriyeti tarafından yeniden tesis edilen savaş öncesi trafik hacmine orantılı olacaktır. ABD ayrıca, nihai anlaşmanın imzalanmasından sonraki 30 gün içinde İran İslam Cumhuriyeti sınırları yakınındaki kuvvetlerini geri çekmeyi taahhüt eder.
5- Bu mutabakat zaptının imzalanmasının ardından İran İslam Cumhuriyeti, ticari gemilerin İran Körfezi'nden Umman Denizi'ne ve tersi yönde, yalnızca 60 gün süreyle, ücretsiz ve güvenli bir şekilde geçiş yapabilmeleri için elinden gelen tüm çabayı göstererek gerekli düzenlemeleri yapacaktır. Ticari gemilerin trafiği derhal başlayacak ve İran İslam Cumhuriyeti tarafından teknik ve askeri engellerin kaldırılması ve mayın temizliği gerekliliği göz önünde bulundurularak, bu düzenlemeler 30 gün içinde yürürlüğe girecektir. İran İslam Cumhuriyeti, geçerli uluslararası hukuk ve Hürmüz Boğazı kıyı devletlerinin egemenlik hakları çerçevesinde, diğer Basra Körfezi kıyı devletleriyle görüşerek Hürmüz Boğazı'ndaki gelecekteki idare ve denizcilik hizmetlerini belirlemek üzere Umman Sultanlığı ile diyalog kuracaktır.
6- ABD, bölgesel ortaklarıyla birlikte İran İslam Cumhuriyeti'nin yeniden inşası ve ekonomik kalkınması için en az 300 milyar ABD doları tutarında, kesin ve karşılıklı olarak mutabık kalınan bir plan hazırlamayı taahhüt etmektedir. Bu planın uygulanmasına yönelik mekanizma, 60 gün içinde imzalanacak nihai anlaşmanın bir parçası olarak kesinleştirilecektir. İlgili finansal işlemler için gerekli olan tüm lisanslar, muafiyetler ve izinler ABD tarafından verilecektir.
7- ABD, nihai anlaşmanın bir parçası olarak, üzerinde mutabık kalınan bir takvime göre, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu kararları, tüm tek taraflı ABD yaptırımları, birincil ve ikincil yaptırımlar dahil olmak üzere kaldırmayı taahhüt eder. İran İslam Cumhuriyeti ve ABD, yukarıda bahsedilen yaptırımların kaldırılması konusunun kritik önemini kabul eder ve bu konularda karşılıklı mutabakat sağlamak amacıyla müzakerelerde bu meseleleri derhal ele alma niyetlerini ifade ederler.
8- İran İslam Cumhuriyeti, nükleer silah temin etmeyeceğini veya geliştirmeyeceğini bir kez daha teyit etmektedir. ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, yedinci paragrafta belirtilen takvime uygun olarak karşılıklı olarak mutabık kalınacak bir mekanizma çerçevesinde, zenginleştirilmiş malzeme stoklarının imhasını, UAEA gözetimi altında yerinde seyreltme yoluyla gerçekleştirilecek asgari yöntemle çözüme kavuşturmak üzere anlaşmışlardır. Taraflar ayrıca, nihai anlaşmada üzerinde mutabık kalınacak tatmin edici bir çerçeve temelinde, zenginleştirme meselesini ve İran İslam Cumhuriyeti'nin nükleer ihtiyaçlarıyla ilgili diğer karşılıklı olarak kararlaştırılan konuları görüşmeyi kabul etmişlerdir. Nihai anlaşma, bu paragrafın hükümlerini teyit edecek ve İran İslam Cumhuriyeti, yukarıda belirtilen nükleer meselelerin hayati önemini kabul edecektir. Taraflar, bu meseleler üzerinde karşılıklı mutabakat sağlamak amacıyla müzakerelerde bu konuları derhal ele alma niyetlerini ifade etmektedirler.
9- Nihai anlaşma imzalanana kadar, ABD ve İran İslam Cumhuriyeti mevcut durumu korumayı kabul ederler. İran İslam Cumhuriyeti nükleer programının mevcut durumunu koruyacak, ABD ise herhangi bir yeni yaptırım uygulamayacak ve bölgeye ilave asker konuşlandırmayacaktır.
10- ABD, bu mutabakat zaptının imzalanmasının hemen ardından ve yaptırımların sona ermesine kadar, ABD Hazine Bakanlığının İran ham petrolü, petrol ürünleri ve türevlerinin ihracatı ile bankacılık işlemleri, sigortacılık, nakliye vb. dahil olmak üzere tüm ilgili hizmetler için muafiyetler vereceğini taahhüt eder.
11- ABD, bu mutabakat zaptının yürürlüğe girmesiyle birlikte İran İslam Cumhuriyeti'ne ait dondurulmuş veya kısıtlanmış fon ve varlıkların kullanımına tam olarak açılmasını taahhüt eder. ABD ile İran İslam Cumhuriyeti, müzakereler sırasında bu fonların serbest bırakılmasına ilişkin usuller üzerinde karşılıklı olarak mutabık kalacaktır. Bu fonlar, ister asıl hesaptan ister havale yoluyla elde edilsin, İran İslam Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından belirlenen nihai lehtara yapılacak ödemeler için tam olarak kullanılabilir hale getirilecektir. ABD, buna uygun olarak gerekli tüm lisans ve izinleri vermeyi taahhüt eder.
12- ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, bu mutabakat zaptının başarılı bir şekilde uygulanmasını ve nihai anlaşmaya gelecekte uyulmasını izlemek üzere bir yürütme mekanizmasının kurulacağı konusunda mutabık kalmışlardır.
13- Bu mutabakat zaptının imzalanmasının ardından, bu mutabakat zaptının 1, 4, 5, 10 ve 11. paragraflarının uygulanmaya başlanması ve bu tedbirlerin uygulanmaya devam edilmesi koşuluyla, ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, nihai anlaşma konusunda münhasıran diğer paragraflar üzerinde müzakerelere başlayacaktır.
14- Nihai anlaşma, bağlayıcı bir BM Güvenlik Konseyi kararıyla onaylanacaktır."

İran devlet televizyonuna göre, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, cuma günü İsviçre’de imzalanacak olan İran-ABD mutabakatına ilişkin açıklamalarda bulundu. Mutabakat zaptının imza töreninin erteleneceği yönündeki iddialar hakkında konuşan Bekayi, “İsviçre’deki toplantıya ilişkin programımızda herhangi bir değişiklik söz konusu değil.” ifadesini kullandı.
Bekayi ayrıca, mutabakat zaptının iki ülke lideri tarafından imzalanması gibi bir fikrin söz konusu olduğunu ve bu konunun inceleme aşamasında bulunduğunu söyledi. İsrail’in Lübnan’a yönelik işgal girişimini sürdürmesinin mutabakat zaptının ihlali anlamına geleceğini vurgulayan Bekayi, ülkesinin konuyla ilgili gerekli önlemleri de alacağını belirtti.

İsrail ordusunun, ateşkese ve ABD ile İran arasında sağlanan mutabakata rağmen Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye vilayetinin kırsal alanını topçu atışları ve fosfor bombasıyla hedef aldığı bildirildi. İsrail ordusu, 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatılan ateşkese ve ABD-İran mutabakatına rağmen Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor. Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail topçu birlikleri, Yukarı Nebatiye beldesinin eteklerinde bulunan Ali Tahir Tepesi'nin ormanlık alanını fosfor bombası ve topçu atışlarıyla hedef aldı.
Nebatiye kentine hakim konumdaki Debşe Tepesi çevresine de topçu atışları yapıldı.

ABD Başkanı Donald Trump, G7 Zirvesi kapsamındaki temaslarında Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile ortak basın toplantısı düzenledi.
Trump, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Artık nükleer silahı olmayan bir İran var. İlk dönemimde Süleymani'yi öldürdüğümüzde başladı bu süreç. Kimse adım atmadı 47 yıl boyunca. Benim anlaşmam, İran ile nükleer silahlar arasına duvar örüyor. Normale dönmek istediklerini biliyorum. Biliyorsunuz çok sert vurduk. Kasım Süleymani'yi öldürmemiz ile başladı her şey. Çok güçlü bir mutabatak zaptımız var bunu yapacaklarına inanıyorum. Yapmazlar ise yeniden saldırmamız gerekecek. İlk düzeyde, ikinci düzeydeki liderleri yok edildi ve anlaşma yapmak istiyorlar. Anlaşma yapmaya hazırlar. İran'a girdiğimiz hafta ordularını yok ettik. İsrail'in kendisini korumasını istiyorum ama doğru muhakeme yapmaları gerekiyor"

İsrail saldırıları nedeniyle yerlerinden edilen Lübnanlı ailelerin, ABD ile İran arasında varılan mutabakatın ardından evlerine dönüşleri üçüncü gününde devam ediyor. ABD ve İran arasında 15 Haziran'da sağlanan ve Lübnan'ı da kapsadığı açıklanan mutabakatın ardından başlayan geri dönüş sürecinde, Lübnanlılar bugün de güneydeki beldelere ulaşmak için yollara çıktı. Sabahın erken saatlerinden itibaren oluşan araç kuyrukları nedeniyle ana güzergahlarda yoğun trafik oluştu.
Son 3 gündür devam eden dönüş hareketliliğinde birçok aile, evlerine kavuşmanın sevincini yaşarken, ateşkesin kalıcılığı ve bölgedeki güvenlik durumuna ilişkin endişelerini de koruyor. Lübnan'ın güneyindeki beldelerdeki evlerine dönmek üzere yola çıkan aileler, Lübnan'ın güney sakinlerinin sabırlı ve fedakar halk olduğunu belirterek, güvenlik endişelerine rağmen evlerine döndüklerini vurguladı.
İsrail ordusunun Lübnan'a 2 Mart'ta başlattığı saldırılarda 1 milyondan fazla kişi yerinden edilmişti.

İsrail basını, İran'la mutabakata varan ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail'e "ihanet ettiğini", bölge ülkelerinin bundan sonra Washington'a güvenerek "yalnız bırakılmış" bir Tel Aviv yönetimiyle normalleşme adımı atmayacağını yazdı.
Yedioth Ahronot gazetesinde Boaz Haetzni imzasıyla çıkan görüş yazısında, ABD'nin İran'la mutabakat sağlamasına atıfla "80 yaşındaki çocuk (Trump) oyuncağına olan ilgisini kaybetti ve daha kolay bir işe geçmek istiyor. Sebat göstermek, kötülükle savaşmak, Amerika’nın itibarını tesis etmek mi? Bunlar zor işler ve ona göre değil." ifadesi kullanıldı.
"Artık yeni İbrahim Anlaşmaları olmayacak çünkü Suudi Arabistan ve diğer ülkeler, Washington'daki çürük tahtaya bel bağlayacak kadar deli değiller." ifadesine yer verilen yazıda, Amerikan kampına katılarak "risk alan" bölge ülkelerinin artık İsrail ile normalleşmeye yanaşmayacağı değerlendirmesi yapıldı.
'ABD BAŞARISIZ OLDU'
ABD'nin neredeyse kazanılmış olan ve düşük kayıplarla sürdürülebilecek bir savaşta başarısız olduğu iddia edilen yazıda, "Başkan'ın mevcut tutumu, zayıf ve gerçeklikten kopuk olarak görülüyor. Çatışmalar sürerken üçüncü taraflar aracılığıyla İran ile anlaşma yollarının aranması, Tahran’ın pes etmek yerine direncini artırmasına neden oldu." ifadeleri kullanıldı.
'İSRAİL YALNIZ KALDI'
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun önündeki en büyük zorluğun, ABD ile olan stratejik ortaklığı korurken Tel Aviv'in güvenlik çıkarlarından taviz vermemek olduğu vurgulandı. ABD-İran mutabakatıyla İsrail'in "yalnız" kaldığı vurgulanan yazıda, "İsrail için ABD ile olan ortaklık, tarihsel olarak bir caydırıcılık unsuru olmuştur. Ancak Beyrut ve diğer cephelerdeki askeri operasyonların, diplomatik pazarlıklar neticesinde sınırlanması kabul edilebilir bir durum değildir." denildi.
İsrail ordusunun Gazze Şeridi, Lübnan ve Suriye’nin güneyinde işgal ettiği bölgelerden çekilmemekte ısrar etmekle "çöküşün" yalnızca Trump'a ait olduğunu ve İsrail'i kapsamadığını göstermiş olacağı da iddia edildi.


Lübnan'ın Ulusal Haber Ajansı'na (NNA) göre, İsrail insansız hava araçları (İHA) Lübnan'ın güneyindeki Tyre kentine peş peşe 3 saldırı düzenledi.
İsrail Nabatiye'deki Bint Jbeil bölgesini de İHA ile hedef aldı. Saldırılarda yaralananlar olduğu kaydedildi.

ABD Başkanı Donald Trump, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile düzenlediği basın toplantısı sırasında İran ile varılan anlaşmaya ilişkin konuştu.
İran'ın yüzde 99,9 ihtimalle nükleer silah sahibi olamayacağını ifade eden Trump, anlaşmanın yapılmaması durumunda Hürmüz Boğazı'nın açılmayacağını da söyledi.
Trump, "Teklif edilen anlaşmaları beğenmezsem onları tekrar vurabiliriz üzerlerine bombalar yağdırabiliriz." dedi ve petrol fiyatlarının kriz öncesi seviyelere yaklaştığını ve fiyatları büyük oranda düşürdüklerini kaydetti.

Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail'e ait insansız hava araçları (İHA) güneydeki Sur kentine bağlı Mansur ve El-Aziyye beldeleri ile Bint Cubeyl ilçesine bağlı Beraşit beldesine toplam 3 saldırı düzenledi.
İsrail ordusu Nebatiye vilayetinde de Öğretmenler Evi çevresine topçu saldırısı düzenledi. Öte yandan İsrail'e ait bir İHA, başkent Beyrut semalarında alçak irtifada uçuş gerçekleştiriyor.

Eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, bakan olduğu dönemde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İran'a saldırı ve Suudi Arabistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi konusunda "ısrarcı ve takıntılı" olduğunu belirtti.
Clinton, İran'a saldırı konusunun "süregelen bir mesele" olduğunu vurgulayarak, Netanyahu'nun yanı sıra dönemin İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak ile uzun telefon konuşması yaptığı bir gün aralarında geçen diyalogdan bahsetti. Hillary Clinton, "'Uçaklarımız pistte (hazır).' gibi şeyler söylüyorlardı. Ben de 'O zaman bol şanslar. Yani iyi ama bunu neden yapıyorsunuz?' diyordum." ifadelerini kullandı.
David Remnick'in, "Yani çok miktarda yardım alan bir müttefikiniz olarak sizinle oyun oynuyorlardı." sözüne Clinton, "Her zaman. Tabii ki." yanıtını verdi.

Kanada Başbakanı Mark Carney, Hürmüz Boğazı'nın kapanması sırasında yaşananlara işaret ederek, küresel çapta enerji ve ticaret alanlarında çeşitliliğe gidilmesinin önemini vurguladı.
ABD'nin İran'a saldırıları sonrası Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle küresel enerji ve ticarette yaşanan zorluklara dikkati çeken Carney, "Buradan alınacak derslerden birisi çeşitliliğe gidilmesi." ifadesini kullandı

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD ve İran arasında sağlanan mutabakat, bölgesel meseleler ve iki ülke ilişkileri hakkında görüş alışverişinde bulundu. Mutabakatla ilgili ayrıntıları mevkidaşına aktaran Arakçi, ABD’nin mutabakat zaptındaki hükümleri uygulama ve İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları durdurması konusunda sorumlu olduğunu söyledi. Lavrov ise mutabakatın nihayete erdirilmesinden memnuniyet duyduklarını dile getirdi.

Al Jazeera'ye demeç veren eski Avusturya savunma ataşesi ve askeri analist Wolfgang Pusztai, İsrail'in muhtemelen gerekli her türlü yolla güney Lübnan'ı ele geçirmeye ve işgal etmeye devam edeceğini belirterek, "Olası bir İran misillemesine gelince, bu Hürmüz Boğazı'nın açık olmasının Tahran yönetimi için ne kadar önemli olduğuna bağlı" ifadelerini kullandı.
Pusztai, boğazın İran ekonomisi için önemi göz önüne alındığında, Tahran yönetiminin güney Lübnan'daki herhangi bir İsrail askeri harekatına karşılık vermesinin olası olmadığını kaydetti.
ANLAŞMANIN BAŞARISI GELECEK GÖRÜŞMELERE BAĞLI
Mevcut ABD-İran anlaşmasıyla Trump'ın en önemli hedefi olan Hürmüz Boğazı'nı yeniden açma fırsatını elde ettiğini ifade eden Pusztai, "Bu, şu anda sonucun Washington'dan ziyade Tahran için daha başarılı göründüğü anlamına geliyor. Boğaz açık, Tahran'ın nükleer programıyla ilgili herhangi bir taahhüdü yok, balistik füze performansı konusunda herhangi bir taahhüdü yok ve program hakkında herhangi bir tartışma da yok" dedi.
Pusztai, "Şu anda Donald Trump'ın elinde anlaşmaya benzeyen bir şey var ancak başarısı tamamen bundan sonraki müzakerelerin sonucuna bağlı" değerlendirmesini yaptı.

ABD Senatosu'nda, İran ile savaşın sona ermesini öngören "savaş yetkileri" tasarısı, Tahran ile sağlanan mutabakatın ardından reddedildi. Oylamada, 47 "evet"e karşılık 48 "hayır" oyuyla gerekli çoğunluk sağlanamadı. Oylamada birçok Demokrat Senatörün yanı sıra 4 Cumhuriyetçi Senatör lehte oy kullandı.
1973 tarihli "Savaş Yetkileri Yasası", ABD başkanının herhangi bir ülkeye savaş başlatma kararını Kongre onayına bağlarken, başkanın bu tür bir adımını önceden Kongre'ye bildirmesini zorunlu kılıyor. Aynı yasa, Kongre'nin onaylamadığı bir çatışmadan ABD güçlerinin 60 gün içinde geri çekilmesini de zorunlu kılıyor.

CNN International'ın haberine göre, ABD İsrail'in İran'la yapılan geçici anlaşmanın metnine erişim talebini reddetti. ABD basınının Tel Aviv ve Washington arasında anlaşmazlık yaşandığı iddiası, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki gerilimin belirginleştiği bir döneme denk geldi. ABD ve Tahran yönetimi arasında Orta Doğu'daki savaşı sona erdirmek için varılan mutabakat zaptı, cuma günü düzenlenmesi beklenen resmi imza törenine dek gizli tutuluyor.
'TRUMP, NETANYAHU'NUN METNİ SIZDIRMASINDAN ENDİŞE ETTİ'
İsrailli yetkililere dayandırılan haberde, İsrail'in anlaşma metnini görme talebi, Trump yönetiminin Netanyahu'nun belgeyi resmi açıklamadan önce sızdıracağından endişe etmesi nedeniyle geri çevrildi.
İsrail'in i24 News haber sitesi, ABD ile İsrail arasındaki anlaşmazlığı, "yakın müttefikler arasında dikkat çekici ve son derece alışılmadık bir gelişme" diye niteledi.

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyine yönelik saldırılarını sıklaştırdı. İsrail güçleri, hava saldırılarıyla hedef aldığı Nabatiye'de el-Favka kasabasına baskın düzenledi.
İsrail savaş uçaklarının Ali el-Taher tepelerini ve kasabanın dış mahallelerini bombaladığı kaydedildi.
Öte yandan Hizbullah savaşçıları, Kfertebnit civarındaki İsrail güçlerine en az 10 roketle misilleme yaptı.

Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail savaş uçakları güney Lübnan'da Nebatiye'ye düzenlediği saldırının ardından Kefertebnit beldesini hedef aldı.
İsrail'e ait bir insansız hava aracı da (İHA) güneydeki Ansariye beldesine saldırı düzenledi.

Lübnan medyasında yer alan haberlere göre, İsrail savaş uçakları Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye kentine hava saldırıları başlattı.

İran petrolü taşıyan ilk tankerler, Hürmüz Boğazı'ndaki ABD ablukasından çıktı. Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılacağı haberinin ardından dünya petrol fiyatlarında düşüş yaşandı.
TankerTrackers web sitesi, uydu görüntüleriyle desteklenen dijital takip verilerine dayanarak İran'ın iki ay sonra ilk ham petrol ihracatını gerçekleştirdiğini duyurdu. Toplam 3,8 milyon varil ham petrol taşıyan DIONA ve HERO2 adlı süper tankerlerin ABD Donanması'nın abluka çemberinden çıktığı, daha sonra üçüncü bir tankerin de ablukayı geçtiği belirtildi.

İsrail ordusu, 'sarı hat' olarak adlandırılan, Lübnan'daki işgal bölgesinin sınırlarını oluşturan bölgeyi geçmeye çalışan Lübnanlılara ateş açtı.
Sivillerin, güney Lübnan'da İsrail işgali altındaki köylerine geri dönmeye çalıştığı belirtildi.

İsrail basını, İran'ın mutabakat zaptının imzalanmasından bu yana Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırılar düzenlediğini öne sürdü.
Jerusalem Post gazetesine bilgi veren bir kaynak, İHA'ların tamamının,bölgedeki gemiler için tehdit oluşturmadan önce ABD ordusu tarafından etkisiz hale getirildiğini belirtti.

İsrail devlet televizyonu KAN'ın İsrailli güvenlik yetkililerine dayandırdığı haberde, "Ordu Lübnan'da uzun süre kalmaya hazır. Bu da siyasi makamlardan gelecek karar ve talimatlara bağlı." iddiaları yer aldı.
ABD ile İran arasında sağlanan mutabakata rağmen ordunun Lübnan'da olabilecek her türlü senaryoya hazırlandığı öne sürülen haberde, İsrail'in Lübnan'ın güneyine yönelik saldırıların sürdüğüne işaret edildi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, gazeteci Megyn Kelly'nin YouTube kanalında yayımlanan röportajında, Trump yönetiminin İran politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Trump'ın İran'da "rejim değişikliği hedeflemediğini" söyleyen Vance, "ABD Başkanı hiçbir zaman amacının Rıza Pehlevi'yi İran'ın yeni lideri yapmak olduğunu söylemedi." dedi.
Vance, İran halkının mevcut yönetime karşı ayaklanmasının kendi kararı olduğunu belirterek, "(Trump) İran halkı ayaklanmak isterse bunun harika ancak onların meselesi olduğunu ve bunun, İran halkı ile hükümetleri arasındaki bir konu olduğunu söyledi." ifadelerini kullandı.
Başkan Yardımcısı Vance, ABD'nin hedefinin İran'ın nükleer programının "diplomatik yollarla ya da gerektiğinde askeri yollarla" sona erdirilmesi olduğunu kaydetti.
ABD ile İran arasındaki mutabakatı da "bölgesel barış anlaşması" olarak nitelendiren Vance, bu çerçevenin İran'ın yanı sıra Körfez ülkeleri, İsrail ve Lübnan'ı da kapsayacağını söyledi.
Vance, "İran yükümlülüklerini yerine getirirse Orta Doğu için gerçekten dönüştürücü bir anlaşma ortaya çıkacak. Aksi halde herhangi bir ekonomik fayda elde edemeyecekler." diye konuştu.
Anlaşmanın sık sık kıyaslandığı Marshall Planı'ndan farklı olduğunu savunan Vance, "Marshall Planı büyük ölçüde Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edildi. Bu ise Amerikan vergi mükelleflerinin parası değil." değerlendirmesinde bulundu.
Vance ayrıca, İran'ın ekonomik kazanımlar elde edebilmesi için davranışlarını değiştirmesi gerektiğini belirterek, uranyum zenginleştirme faaliyetleri ile doğrulama ve denetim mekanizmalarının anlaşmanın temel unsurları arasında yer alacağını söyledi.

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, "Biz olmasak, ABD olmasa İsrail olmazdı." ifadelerini kullanan ABD Başkanı Donald Trump'a "İsrail olmasa ABD olmazdı." diyerek meydan okudu. Filistin topraklarını gasbeden İsraillilere yakınlığıyla bilinen Kanal 7 televizyonu, Huckabee'nin işgal altındaki Batı Şeria'da düzenlenen bir konferansta konuştuğunu bildirdi. Huckabee, görevinin yalnızca İsrail'de ABD'yi temsil etmek olmadığını, aynı zamanda ABD'lilere İsrail'in ülkeleri için ne kadar önemli olduğunu da anlatmak olduğunu savundu. İsrail ve ABD'nin ortak mirasa sahip olduğunu ileri süren Huckabee, ABD Başkanı Trump'a meydan okuyarak "İsrail olmasaydı, Amerika da olmazdı. Varlığımızı, bu topraklarda yaşananlara borçluyuz." ifadelerini kullandı.
Trump, "Biz olmasak, ABD olmasa İsrail olmazdı. Ben olmasam İsrail olmazdı çünkü hiçbir başkan benim yaptıklarımı yapmaya istekli değildi. Bibi (Binyamin Netanyahu) ile harika ilişkim var ama artık Bibi, Lübnan konusunda daha sorumlu davranmak zorunda." diye konuşmuştu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Hatemul Enbiya Merkez Karargahı, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıların devam etmesi halinde karşılık verileceği uyarısında bulundu. İsrail, İran ve ABD arasında varılan anlaşmaya ve ateşkese rağmen Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürüyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Hatemul Enbiya Merkez Karargahı, İsrail’in Lübnan’ın güneyinde ateşkesi 84 kez ihlal ettiğini belirterek, İsrail’in suç işlemeye ve Lübnan’ın mazlum halkını katletmeye devam etmesi halinde sert karşılık verileceği ifade edildi.








