
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, İran ile ABD arasındaki muhtemel bir anlaşmaya ilişkin yaklaşımları yarın daraltılmış güvenlik kabinesinde değerlendireceği bildirildi.
İsrail'in Yediot Ahronot gazetesinin haberine göre Netanyahu, daraltılmış güvenlik kabinesini yerel saatle 19.30'da toplayacak. Söz konusu toplantı kararının duyurulmasının ardından, aralarında İsrail devlet televizyonu KAN'ın da bulunduğu ülke basınında, siyasi makamların "İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki ilerleyişini durdurması" yönünde karar almasının muhtemel olduğuna işaret edildi.

İran lideri Mücteba Hamaney’in resmi Telegram hesabından yapılan paylaşımda, İran halkına “milli birlik” çağrısı yapıldı. “Milli birlik, büyük şeytan karşısındaki galibiyetin en önemli unsurlarından birisidir.” başlığını taşıyan mesajda, siyasiler başta olmak üzere herkesin, toplumsal birliğe zarar verecek girişimlerden ve siyasi çekişmelerden kaçınması gerektiği vurgulandı.
MUTABAKAT ZAPTI İRAN’DA TARTIŞMALARA SEBEP OLMUŞTU
İran Meclisi’nin muhafazakar milletvekillerinden Mahmud Nebeviyan, mutabakat zaptında, Hürmüz Boğazı’nın ücretsiz şekilde acil ve kısıtlama olmadan açılacağı ve uranyumun seyreltilmesine dair maddelerin yer almasına karşın, İran’a yönelik yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması ve İran’ın 300 milyar dolarlık fondan yararlanması konusunda belirsizlikler bulunduğunu belirterek, “Acaba bu metin ulusal çıkarları sağlıyor mu?” demişti.
Ayrıca başkent Tahran’daki İbni Sina Meydanı'nda toplanan bir grup İranlı, ABD ile gerçekleştirilen görüşmeler aleyhine gösteri düzenlemişti. Gösteride İran Meclisi ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi aleyhine sloganlar atılmıştı.

İran ile ABD arasındaki savaşın sonlandırılması ve 60 günlük müzakere sürecinin başlamasına ilişkin hazırlanan mutabakat zaptının pazar günü imzalanacağına dair kesin bir karar bulunmadığı bildirildi. İran’ın yarı resmi Fars Haber Ajansı’nda yer alan bir haberde, ABD Başkanı Donald Trump’ın mutabakat zaptının pazar günü imzalanacağına yönelik açıklamasının kesin bir hüküm olmadığı belirtildi.
Haberde, Trump’ın, mutabakat zaptının pazar günü imzalanması konusundaki ısrarının kendi doğum günü ile aynı tarihe getirme amacına hizmet ettiği ve Trump’ın bu vesileyle propaganda malzemesi elde etmeye çalıştığı vurgulandı. Ayrıca haberde, İran müzakere heyetinin, mutabakat zaptının imzalanmasına yönelik bir tarih belirtmediği ifade edildi.

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile varılan anlaşmanın yarın imzalanmasının planlandığını ve imzalandıktan hemen sonra Hürmüz Boğazı'nın açılacağını duyurdu. Trump, sosyal medya platformundaki hesabından açıklama yaptı. Eski Başkan Barack Obama döneminde yapılan anlaşmanın İran’ın nükleer silaha giden yolu için "sorunsuz" olduğu yorumunu yapan Trump, şu an varılan anlaşmanın ise "nükleer silahlara karşı duvar" niteliğinde olduğunu öne sürdü.
“İMZALANDIKTAN HEMEN SONRA HÜRMÜZ BOĞAZI HERKES İÇİN AÇIK OLACAK”
Trump, İran'ın artık nükleer silaha sahip olmayı istemediğini belirterek, "Anlaşmanın yarın imzalanması planlanıyor ve imzalandıktan hemen sonra Hürmüz Boğazı herkes için açık olacak." bilgisini verdi. ABD'nin İran ile ilişkisinin önceki yönetimlerden "çok daha farklı ve daha iyi" olduğunu savunan Trump, İran'ın dondurulan paraları konusunda da herhangi bir "el değiştirme" olmayacağını kaydetti.
“İRAN VE TÜM ORTA DOĞU İLE UZUN YILLAR BİRLİKTE ÇALIŞMAYI DÖRT GÖZLE BEKLİYORUZ”
Trump, İran'daki zenginleştirilmiş uranyumun da "her şey sakinleştiğinde" ve "uygun bir zamanda" İran veya ABD’de imha edileceğini belirterek, "İran ve tüm Orta Doğu ile uzun yıllar birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Sürecin hızlı, kolay ve sorunsuz bir şekilde ilerlemesini umduğunu aktaran Trump, "Eğer ilerlemezse, umarım bir daha asla kullanılmayacak nihai bir alternatifimiz var." ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminden üst düzey iki yetkili, Trump'ın G7 Zirvesi için Fransa'ya yapacağı seyahat hakkında bilgi verdi. Trump'ın 15 Haziran'da erken saatlerde Beyaz Saray'dan ayrılacağını belirten yetkililer, Fransa'nın Evian-les-Bains şehrinde yapılacak 52. G7 Zirvesi'nde, ekonomik büyüme ve kalkınma, tedarik zinciri dayanıklılığı, yasa dışı göç ve yapay zeka gibi ortak öneme sahip kilit konuların ele alınacağını aktardı. Yetkililer, zirve marjında Trump'ın ayrıca Mısır, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri liderleri ile Orta Doğu'daki gelişmeler üzerine ikili görüşmeler yapacağı bilgisini paylaştı. ABD ile İran arasındaki barış görüşmelerine dair soruya yetkililer, anlaşmada gelinen noktanın "harika ve çok güçlü" olduğunu ancak anlaşmanın ne zaman imzalanacağı ve nasıl ilerleyeceği konusunda kesin bir şey söyleyemeyeceklerini belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile savaşın sona erdiğini açıklamasının ardından İsrail'de siyasi ve güvenlik çevrelerinde şaşkınlık ve endişenin hâkim olduğu öne sürüldü. İsrail basınındaki analizlerde, Tel Aviv yönetiminin ABD ile İran arasında olası bir anlaşmaya sıcak bakmadığı, hatta müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasını istediği iddia edildi.
TRUMP'IN AÇIKLAMASI TEL AVİV'İ HAZIRLIKSIZ YAKALADI
Trump, 11 Haziran'da yaptığı açıklamada ABD'nin İran'la savaşı sona erdirme kararı aldığını öne sürdü. Bu açıklama, aynı gün İran'a yönelik "şiddetli" saldırılar düzenlenebileceği yönündeki ifadelerinin hemen ardından geldi.
ABD Başkanı'nın çıkışı, İsrail Güvenlik Kabinesi'nin İran'a yönelik olası askeri tırmanma senaryolarını değerlendirdiği sırada yapılması nedeniyle Tel Aviv'de dikkatle takip edildi.
İRAN'DAN YANIT: "BUNLAR SADECE SPEKÜLASYON"
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise Trump'ın duyurduğu şekilde nihai bir anlaşmaya varılmadığını belirtti. Bekayi, bu yöndeki değerlendirmelerin yalnızca "spekülasyon" niteliği taşıdığını savundu.
NETANYAHU OFİSİ: İSRAİL MASADA YOK
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi, Trump'ın açıklamasının ardından iki lider arasında telefon görüşmesi gerçekleştirildiğini doğruladı. Açıklamada, Washington ile Tahran arasında hazırlanması beklenen mutabakat metninde İsrail'in taraf olmadığı ifade edildi.
İsrail'in olası bir anlaşmada yer almasını istediği dört temel şart da sıralandı.
İSRAİL'İN DÖRT ŞARTI
Netanyahu'nun ofisine göre Tel Aviv yönetimi;
- İran'daki zenginleştirilmiş nükleer maddelerin ülke dışına çıkarılmasını,
- Uranyum zenginleştirme altyapısının tamamen sökülmesini,
- İran'ın füze programına sınırlamalar getirilmesini,
- Tahran'ın bölgedeki müttefiklerine verdiği desteğin sona erdirilmesini talep ediyor.
"TEL AVİV ANLAŞMANIN ÇÖKMESİNİ UMUYOR"
İsrail'in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronot'ta yayımlanan değerlendirmelerde, Tel Aviv'in ABD ile İran arasındaki olası mutabakata yönelik ciddi şüpheler taşıdığı aktarıldı.
Gazeteye konuşan İsrailli yetkililere göre, İsrail yönetimi bu anlaşmayı istemiyor ve görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasını, mevcut haliyle kabul edilmemesini umuyor.
ABD ve İsrail, İran'ın nükleer ve füze programlarının İsrail ile bölgedeki ABD müttefikleri açısından tehdit oluşturduğunu savunurken; Tahran yönetimi nükleer faaliyetlerinin barışçıl amaçlar taşıdığını, nükleer silah üretmeyi hedeflemediğini ve başka ülkelere tehdit oluşturmadığını belirtiyor.
"İSRAİL BELİRLEYİCİ ROLÜNÜ KAYBEDEBİLİR"
İsrailli siyasi analist Itamar Eyhner, İsrail'in Katar arabuluculuğunda yürütülen ABD-İran temaslarında ilerleme yaşandığını bildiğini ancak Trump'ın açıklamasının zamanlaması ve içeriğine hazırlıksız yakalandığını ifade etti.
Eyhner, İsrail'in bundan sonraki süreçte müzakereleri etkilemeye çalışacağını belirterek, anlaşmanın şekillenmesinde belirleyici rol oynayamama ihtimaliyle karşı karşıya kalabileceğini söyledi.
İsrailli analist, "İsrail bu anlaşmayı istemedi ve hâlâ görüşmelerin çökmesini umuyor." ifadelerini kullandı.
Eyhner ayrıca gündemdeki anlaşmanın; ateşkesi, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını ve İran'ın nükleer silah elde etmeye çalışmayacağı yönündeki taahhütleri içerebileceğini dile getirdi.
Trump'ın bu sayede hızlı bir diplomatik başarı elde edebileceğini savunan Eyhner, İran'ın ise müzakereleri şimdiye kadar kendi çıkarları doğrultusunda yönettiğini, zaman kazanmaya ve ekonomik avantaj sağlamaya çalıştığını öne sürdü.
"MÜTTEFİKLİK BÖYLE Mİ OLUR?"
Tel Aviv Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve akademisyen Eyal Zisser de ABD'nin İran politikasını sert sözlerle eleştirdi.
İsrail'in İran'la yaşanan çatışmalarda bedel ödediğini ancak yürütülen müzakerelerin dışında bırakıldığını savunan Zisser, bunun müttefiklik anlayışıyla bağdaşmadığını ifade etti.
"Biz paralı asker miyiz? Gerektiğinde bombalıyoruz ve füzeleri karşılıyoruz, bize ihtiyaç duyulmadığında ise müzakere süreci hakkında bilgi verilmiyor." diyen Zisser, Washington'un yaklaşımına tepki gösterdi.
Zisser ayrıca Trump'ın önceliğinin kendi siyasi tabanı olduğunu, İran üzerindeki baskının uzun vadede sonuç verebileceğine inandığını ancak ABD Başkanı'nın tutumunun İsrail ve bölge ülkeleri açısından güçlü ve kararlı bir lider görüntüsü vermediğini savundu.
DÜNYA KUPASI DETAYI DİKKAT ÇEKTİ
İsrail'deki bazı siyasi analistler, Trump'ın İran'a ilişkin açıklamasının 2026 FIFA Dünya Kupası'nın başlangıç dönemine denk gelmesine de dikkat çekti.
Analistler, ABD'nin küresel spor organizasyonu öncesinde bölgede istikrarın sağlandığı ve tansiyonun düştüğü algısını oluşturmayı hedeflemiş olabileceğini öne sürdü.
Ancak İsrail basını, Washington'un İran politikasındaki kararlarının Dünya Kupası ile bağlantılı olduğuna ilişkin resmi bir bilginin bulunmadığını vurguladı.
Bazı medya kuruluşları, ABD'nin Dünya Kupası sürecinde güvenlik ve istikrar görüntüsünü korumak isteyebileceğini savunurken, bu değerlendirmelerin resmi verilere dayanmadığını da hatırlattı.
İsrail basınında ayrıca ABD-İran geriliminin daha önce İran Milli Takımı'nın turnuvaya katılımı ile vize ve ulaşım süreçlerine ilişkin soru işaretlerini de beraberinde getirdiğine dikkat çekildi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Hemedan eyaletinde ABD ile yürütülen müzakerelere ilişkin açıklama yaptı.
Bekayi, Pakistan arabuluculuğunda ABD ile imzalanması beklenen mutabakat zaptı hakkındaki açıklamasında, “Devam eden İslamabad mutabakatı görüşmeleri, savaşı sona erdirmeye odaklanıyor ve bu aşamada nükleer meselenin görüşülmemesine karar verildi.” ifadelerini kullandı.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in 24 saat içinde nihayet erdirilmesini beklediklerini söylediği ABD ile İran arasındaki mutabakatın imzalanmasına ilişkin ise Bekayi, şunları aktardı:
“Mutabakatın kesin imzalanma zamanı konusunda beklememiz lazım. Yarın olmasa da, önümüzdeki günlerde bunun gerçekleşme ihtimali göz ardı edilemez.”
Bekayi, ABD tarafının süreç hakkında herhangi bir yorum yapmaktan çekinmesi nedeniyle, temkinli olmaları gerektiğini söyledi.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in, anlaşmaya 24 saat içinde varılabileceğini açıklamasının ardından Tahran'dan da benzeri açıklama yapıldı.
İran'dan yapılan açıklamada, "Anlaşmaya yakınız" denildi.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD ile İran arasında bir barış anlaşmasına hiç olmadığı kadar yakın olduklarını ve anlaşmanın 24 saat içinde nihayete erdirilmesini beklediklerini açıkladı.
Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, "(ABD-İran) Anlaşmaya barış anlaşmasına hiç olmadığı kadar yakınız. 24 saat içinde (anlaşmanın) nihayete erdirilmesini bekliyoruz." ifadelerini kullandı.
Pakistan'ın, barış anlaşmasının elektronik ortamda imzalanması için hazırlıklarını sürdürdüğüne işaret eden Şerif, gelecek hafta ise teknik düzeyde görüşmeler yapılacağını belirtti.
Şerif, müzakereler esnasında kararlılıkları için ABD ve İran'a teşekkür ederek şunları kaydetti:
"Bölgedeki kardeşlerimize de destekleri için en içten şükranlarımızı sunuyoruz. Bu tarihi anlaşmanın, kalıcı barış için sağlam bir temel oluşturacağına inanıyoruz."

BAE Dışişleri Bakanlığı, İran'a fon aktarıldığı yönünde çıkan iddialara ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, "Birleşik Arap Emirlikleri, bazı uluslararası medya kuruluşları tarafından yayınlanan ve BAE'den İran'a 3 milyar ABD doları da dahil olmak üzere para transferi yapıldığı iddialarını kesin bir dille yalanlamaktadır" ifadeleri kullanıldı.
İddiaların tamamen asılsız ve temelsiz olduğu, dondurulmuş İran fonlarının hiçbirinin BAE aracılığıyla serbest bırakılmadığı, transfer edilmediği veya buna kolaylık sağlanmadığı vurgulandı. Medya kuruluşlarına doğruluğa önem verme, resmi kaynaklara dayanma ve doğrulanmamış bilgileri ve asılsız iddiaları yayınlamaktan ve yaymaktan kaçınma çağrısında bulunuldu.
Uluslararası medyada çıkan haberlerde, BAE'nin İran'a 10 milyar dolar fon aktarmayı kabul ettiği, bunun 3 milyar dolarının zaten aktarıldığı iddia edilmişti.

CNN Internatioal, ABD ordusunun İran'daki yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyuma el koymak amacıyla kara harekâtı seçeneğini masaya yatırdığını, ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın operasyonu son anda durdurduğunu öne sürdü.
CNN'in konuya yakın iki kaynağa dayandırdığı haberine göre, ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine, İran'daki zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ele geçirilmesine yönelik hazırlıkları değerlendirmek üzere Florida'daki ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) karargâhına gitti.
CENTCOM'DA ACİL TOPLANTI: NATO ZİRVESİNDEN ERKEN DÖNDÜ
Kaynaklar, toplantının son derece acil bir şekilde organize edildiğini belirtti. Bu nedenle Caine'in, Brüksel'deki NATO toplantısından ayrılarak 19 Mayıs'ta hızla ABD'ye döndüğü ifade edildi.
Söz konusu görüşmelerin bu denli üst düzey isimlerin katılımıyla gerçekleştirilmesinin, Washington yönetiminin kara operasyonu seçeneğine ne kadar yaklaştığını ortaya koyduğu iddia edildi.
TRUMP'A SUNULDU, OPERASYON RAFA KALDIRILDI
Habere göre Dan Caine, CENTCOM'daki değerlendirmelerin ardından hazırlanan kara harekâtı planını ABD Başkanı Donald Trump'a sundu.
Ancak kaynaklar, İran'ın sert bir misillemede bulunabileceği, çatışmaların daha geniş bir savaşa dönüşebileceği ve küresel ekonomide yeni bir krize yol açabileceği yönündeki uyarıların Trump'ın kararında etkili olduğunu öne sürdü.
"ABD ASKERLERİNİN KAYIPLARINDAN ENDİŞE ETTİ"
Kaynaklara göre Trump, olası bir kara operasyonunun çok sayıda ABD askerinin hayatını riske atabileceği yönündeki değerlendirmeleri de dikkate aldı.
Bu endişelerin ardından Trump'ın, İran'daki uranyum stoklarına yönelik kara harekâtı planını durdurma kararı aldığı iddia edildi.

ABD merkezli CNN, ABD istihbaratına yakın beş kaynağa dayandırdığı haberinde, İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarını korumaya yönelik adımlarını son haftalarda önemli ölçüde artırdığını öne sürdü.
Haberde, Tahran yönetiminin söz konusu nükleer malzemelere erişimi zorlaştırmak amacıyla kapsamlı önlemler aldığı iddia edildi.
TÜNELLERİN GİRİŞLERİNE MAYIN DÖŞENDİ İDDİASI
CNN'e konuşan kaynaklar, İran'ın uranyum stoklarının bulunduğu değerlendirilen tünelleri kasıtlı olarak doldurduğunu ve giriş noktalarına patlayıcı mayınlar yerleştirdiğini ileri sürdü.
Söz konusu adımların, olası dış müdahalelere karşı nükleer materyallerin güvenliğini artırmayı amaçladığı belirtildi.
"ERİŞİM ARTIK DAHA ZOR VE DAHA TEHLİKELİ"
İstihbarat kaynakları, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarına ulaşmanın artık çok daha karmaşık hale geldiğini ifade etti.
Kaynaklar, "Uranyum stokuna erişim artık daha zor, daha tehlikeli ve bir ay öncesine kıyasla çok daha uzun zaman alıyor" değerlendirmesinde bulundu.

İran devlet televizyonu, ABD'nin 47 yıl aradan sonra İran'ın egemenliğine saygı gösterdiğini öne sürerek dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Yayında, yalnızca üç ay önce İran'da rejim değişikliğini hedeflediği iddia edilen ABD'nin, bugün uzlaşı arayışına girerek müdahale etmeme ilkesini kabul etmek zorunda kaldığı ifade edildi.
"MÜDAHALE ETMEME İLKESİNİ KABUL ETMEK ZORUNDA KALDILAR"
İran televizyonunda yapılan yorumlarda, Washington yönetiminin Tahran'a yönelik yaklaşımında önemli bir değişim yaşandığı savunuldu. Yayında, "Üç ay önce rejimi devirmeyi amaçlayan Amerikalılar, artık bir uzlaşmaya varmak için müdahale etmeme ilkesini kabul etmek zorunda kaldılar" ifadelerine yer verildi.
HÜRMÜZ BOĞAZI VE DONDURULMUŞ FONLAR GÜNDEMDE
Televizyon kanalında, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın İran'ın kontrolünde kalmaya devam ettiği belirtildi. Ayrıca, İran'a ait olduğu belirtilen dondurulmuş 24 milyar dolarlık fonun serbest bırakılmasının da taraflar arasında görüşülen başlıklardan biri olduğu aktarıldı.
Yayında, yaptırımların kaldırılması ve nükleer dosyaya ilişkin kapsamlı bir anlaşmaya varılmasının ardından gerekli incelemelerin yürütüldüğü ifade edildi.
"NÜKLEER MALZEMELER YURT DIŞINA TRANSFER EDİLMEYECEK"
İran devlet televizyonu, ülkenin nükleer programına ilişkin tutumunu da net ifadelerle ortaya koydu. Yayında, İran'ın nükleer malzemelerini yurt dışına transfer etmeyeceği özellikle vurgulandı.

ABD ile İran arasında kalıcı barışı sağlayacak bir anlaşmaya dair çabalar sürerken, bölgede endişe verici bir gelişme daha yaşandı. ABD Merkez Komutanlığı’ndan (CENTCOM) yapılan açıklamada, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemileri hedef almak amacıyla çok sayıda tek yönlü saldırı İHA’sı fırlattığı belirtilerek, "ABD güçleri son saatlerde bunların hepsini düşürdü ve boğazdan geçiş kesintisiz şekilde devam ediyor. Uluslararası ticaret koridoru geçişlere açık kalmayı sürdürüyor"denildi.

İran devlet televizyonunda yer alan habere göre, Sirik Limanı bölgesinde patlama sesi duyuldu.
Haberde, Hürmüzgan eyaletinde ismi açıklanmayan bir yetkilinin, patlama sesinin, Devrim Muhafızları Ordusu'nun Hürmüz Boğazı'nda geçiş ihlali yapan gemilere karşı yaptığı uyarı atışlarından kaynaklandığını söylediği bilgisi yer aldı.