
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile müzakere süreci ve taraflar arasında sağlanması beklenen barışa ilişkin önemli bir açıklama yaptı. Trump sosyal hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve birçok lider ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini belirtti. "Beyaz Saray'daki Oval Ofis'te; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan, Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad Al Thani, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Thani ve Katarlı diplomat Ali Al-Thawadi, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Ürdün Kralı II. Abdullah ve Bahreyn Kralı Hamad bin İsa Al Khalifa ile İran ve barışa ilişkin mutabakat zaptıyla bağlantılı tüm konular hakkında oldukça verimli bir görüşme gerçekleştirdik" dedi.
Trump, "ABD, İran ve adı geçen diğer ülkeler arasında, nihai hale getirilmesi gereken bir anlaşma büyük ölçüde müzakere edildi" ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı ayrıca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile de ayrı bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini belirterek, "O görüşme de oldukça olumlu geçti. Anlaşmanın son unsurları ve ayrıntıları şu anda ele alınıyor ve kısa süre içinde duyurulacak" dedi.
Trump, "Anlaşmanın birçok unsurunun yanı sıra Hürmüz Boğazı da yeniden açılacak" açıklamasını yaptı.

Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asim Munir, devam eden krizi sona erdirmeye yönelik yürütülen çabalar kapsamında dün akşam geldiği Tahran’da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile görüşme gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre gece geç saatlere kadar süren görüşmede, gerilimlerin tırmanmasını önlemek ve ABD ile İsrail'in İran'a dayattığı savaşı sona erdirmek için sürdürülen son diplomatik girişimler ve bölgede barış, istikrar ve güvenliği güçlendirmenin yolları hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.

İran ile ABD arasında Pakistan’ın arabuluculuğunda süren müzakerelerin, ABD’nin esneklik göstermemesi halinde başarısızlıkla sonuçlanabileceği bildirildi.
İran’ın yarı resmi Fars Haber Ajansı’nın, İranlı müzakere heyetine yakın bir kaynağa dayandırdığı haberde, ABD esneklik göstermediği takdirde müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanabileceği belirtildi.
Haberde, İran’ın, nükleer meselelerin müzakerelerin ilerleyen aşamalarında ele alınmasını istediği, İran’a ait dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasını ön şart olarak sunduğu ve Hürmüz Boğazı’ndan geçecek gemileri kendi mekanizmasına göre belirleme talebinin görüşmelerdeki başlıca anlaşmazlık konuları arasında yer aldığı aktarıldı.
Ayrıca, bu üç ihtilaflı konu çözüme kavuşmadığı sürece İran’ın müzakerelere katılmayacağı vurgulanan haberde, nükleer konulara ilişkin görüşmelerin de ABD’nin güven artırıcı adımlar atmasına bağlı olduğu ifade edildi.
Haberde ayrıca, Washington yönetiminin Hürmüz Boğazı’nın önceki statüsüne döndürülmesini talep etmesi nedeniyle taraflar arasında bu konuda da anlaşmazlık yaşandığı hatırlatıldı.

ABD Başkanı Trump, CBS News kanalına yaptığı kısa açıklamada, İran ile müzakerelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Trump, müzakere sürecinin ne aşamada olduğunu ve olası anlaşmanın detaylarını paylaşmayacağını belirterek, "anlaşmaya çok yaklaştıklarını" ve müzakerelerin "her geçen gün daha iyiye gittiğini" kaydetti.
Öte yandan, CBS News'in aynı haberde yer alan ve müzakerelere yakın bazı kaynaklara dayandırdığı iddiasına göre, güncel anlaşma, ateşkesin uzatılması, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, yabancı bankalarda bulunan bazı İran varlıklarının dondurulmasının kaldırılması ve müzakerelerin devam etmesini içeriyor.

İran’ın nükleer programı üzerinden yürütülen uluslararası pazarlıklarda dikkat çeken bir iddia gündeme geldi. Fransız istihbarat yayını Intelligence Online’a göre, Paris yönetiminin İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunu Fransa’ya taşıma planı ABD Başkanı Donald Trump tarafından engellendi.
Haberde, Paris yönetiminin İran’ın “bomba seviyesine yakın” uranyum rezervlerini devralarak Fransa topraklarında depolamayı ve kontrol altında tutmayı önerdiği belirtildi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, 2015 yılındaki nükleer anlaşma sürecinde Rusya’nın üstlendiği role benzer bir modeli yeniden hayata geçirmek istediği iddia edildi.
Paris yönetiminin, İran’daki kritik uranyum stokunu ülke dışına çıkararak kendi tesislerinde güvenli şekilde depolama ve işleme garantisi sunduğu aktarıldı.
İddialara göre Paris yönetimi, söz konusu planı Washington’a sunmadan önce Tel Aviv ile kapalı kapılar ardında görüşmeler gerçekleştirdi.
Diplomatik kaynaklar, İsrail’in ABD ile İran arasında doğrudan bir diplomatik yakınlaşma yaşanmasını istemediğini öne sürdü.
TRUMP'TAN VETO
Habere göre ABD Başkanı Donald Trump, yalnızca Fransa’nın teklifini değil, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) gözetiminde uranyumun seyreltilerek krizin çözülmesi seçeneğini de reddetti.
Intelligence Online, “Müzakerelere katılan ve danışılan hiçbir küresel taraf, Beyaz Saray’ın İran konusundaki nihai askeri ve diplomatik planını tam olarak anlayabilmiş değil” değerlendirmesinde bulundu.
Intelligence Online’ın aktardığı bilgilere göre, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA ve İsrail dış istihbarat servisi Mossad, İran’ın elinde yaklaşık 440 kilogram yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum bulunduğunu değerlendiriyor.
Ayrıca Tahran yönetiminin yaklaşık 1,5 ton yüzde 20 oranında zenginleştirilmiş uranyum rezervine sahip olduğu öne sürüldü.
RUSYA İDDİASI DİKKAT ÇEKTİ
Haberde, İran’a karşı sert söylemleriyle öne çıkan Netanyahu hükümetinin, riskli süreçlerde Washington’a tam güven duymadığı yönünde değerlendirmelere de yer verildi.
Kaynaklar, İsrail’in daha önce Moskova’dan gelen “uranyumu Rusya’ya taşıma” teklifini de benzer şekilde değerlendirdiğini ve Rus tarafıyla perde arkasında görüşmeler yürüttüğünü iddia etti.

İran Dışişleri Bakanlığı ve Müzakere Heyeti Sözcüsü İsmail Bekayi, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir'in Tahran ziyaretini değerlendirdi.
Bekayi, Munir'in, İran ile ABD arasında mesaj alışverişinde bulunmak üzere Tahran'ı ziyaret ettiğini belirterek, "Görüşmede üzerinde ihtilaf bulunan konular ele alındı. Anlaşmaya hem çok uzak, hem de çok yakınız. Üzerinde ihtilaf bulunan konular hala mevcut. Şu anda mutabakat zaptını sonuçlandırmak için çaba gösteriyoruz." ifadelerini kullandı.
İran'ın odak noktasının savaşının sona erdirilmesi olduğunu söyleyen Bekayi, ABD ve İran'ın ortaya koyduğu görüşlerin çözüme ulaşabilme noktasında birbirine yaklaştığını ancak bunun anlaşma manasına gelmediğini vurguladı. Bekayi, "ABD'nin çelişkili tutumu nedeniyle sürecin değiştiğini söyleyemeyiz." diye konuştu.
Bekayi, Hürmüz Boğazı'na ilişkin ise, "Hürmüz Boğazı'nın ABD ile ilgisi yok. Bu, biz ve kıyıdaş ülkelerle alakalı." dedi.
Müzakerelerin mevcut aşamasında nükleer meseleler ve yaptırımların ayrıntılarıyla ilgili hususların yer almadığını belirten Bekayi, ülkesinin yaptırımların kaldırılmasına yönelik talebinin değişmez bir tutum olduğunu söyledi.
Bekayi, nükleer meselenin ABD ile varılacak mutabakat sonrası ele alınması gerektiğine işaret ederek, İran'ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması konusunun ise görüşmede gündemde olduğunu söyledi.
Bekayi ayrıca, İran'ın ABD'ye ilettiği 14 maddelik teklifinde, hem nükleer konulara hem de dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması hususuna atıf yapıldığını dile getirdi.
Nükleer konuya 30 ya da 60 gün içinde girilip girilmeyeceği hususunun sonraki aşamalarla ilgili olduğunu söyleyen Bekayi, resmi arabulucu ülkenin Pakistan olduğunu ve Katar'ın da görüşmelere yardımcı olmaya çalıştığını ifade etti.

İran devlet televizyonunun, Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri’ne dayandırdığı habere göre, son 24 saatte donanmanın koordinasyonu ve güvenliği altında petrol tankerleri, konteyner gemileri ve diğer ticari gemiler dahil olmak üzere 25 gemi Hürmüz Boğazı'ndan geçti.

28 Şubat’taki İran saldırısı öncesi süreçte İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, ABD Başkanı Donald Trump ile Durum Odası’nda bir araya geldiği ve ABD-İsrail ortak operasyonunun İran'ı zayıflatabileceği beklentisiyle süreci yönlendirdiği öne sürüldü.
Ancak kısa süre içinde tablo tamamen değişti. İsrailli iki savunma yetkilisine göre, İsrail Trump yönetimi tarafından büyük ölçüde süreç dışında bırakıldı ve ABD ile İran arasındaki ateşkes görüşmelerinden neredeyse tamamen habersiz hale geldi.
İSRAİL’E BİLGİ AKIŞI KESİLDİ
İddialara göre İsrailli yetkililer, Washington–Tahran hattındaki görüşmelere dair bilgilere artık doğrudan ABD üzerinden değil, bölgesel diplomatik kanallar ve İran içindeki gözlem ağları aracılığıyla ulaşmak zorunda kaldı.
New York Times gazetesini aktardığı bilgiye göre yetkililer, bu durumun İsrail açısından ciddi bir stratejik bilgi kaybı anlamına geldiğini belirtti.
NETANYAHU’NUN STRATEJİSİ SARSILDI
Netanyahu, uzun süredir İsrail kamuoyuna Trump üzerinde etkili bir lider profili çizdi ve savaş sürecinde iki liderin “neredeyse her gün görüştüğü” mesajını verdi. Ancak yeni dönemde bu anlatı zayıfladı ve İsrail ABD ile koordinasyonda geri planda kaldı.
İRAN SAVAŞINDA HEDEFLER GERÇEKLEŞMEDİ
İsrail’in savaşın başında üç ana hedef belirlediği aktarıldı:
- İran’ın nükleer programını durdurmak,
- İran'ın füze kapasitesini ortadan kaldırmak
- Tahran yönetimi üzerindeki baskıyı artırmak.
Ancak sahadaki gelişmeler bu hedeflerin hiçbirinin tam olarak gerçekleşmediğini ortaya koydu. ABD’nin bazı diplomatik önerileri ise İran’a yönelik yaptırımların gevşetilmesi ve nükleer faaliyetlerde geçici bir moratoryum ihtimalini gündeme getirdi.
ABD–İSRAİL HATTINDA STRATEJİK AYRIŞMA
Trump yönetiminin rejim değişikliği fikrine mesafeli durduğu, özellikle enerji piyasalarındaki riskler nedeniyle ateşkes ve diplomasiye daha hızlı yöneldiği ifade edildi.
Bu tablo, Washington ile Tel Aviv arasında stratejik önceliklerin belirgin şekilde ayrışmasına yol açtı.
FÜZE PROGRAMI VE YAPTIRIM ENDİŞESİ
İsrail cephesi, olası bir anlaşmanın İran’a ekonomik rahatlama sağlayarak milyarlarca dolarlık kaynak yaratabileceği ve bu kaynağın Hizbullah gibi vekil güçlere aktarılabileceği endişesini dile getirdi.
Ayrıca İran’ın balistik füze programının müzakere kapsamı dışında bırakılması da Tel Aviv’de rahatsızlık yaratan başlıklar arasında yer aldı.
WASHINGTON’IN KARARLARI BELİRLEYİCİ
İsrail Savunma Bakanı İsrail Katz’ın, “Sadece ABD’den yeşil ışık bekliyoruz” sözleri dikkat çekti.
Bu açıklama, askeri koordinasyonun güçlü olmasına rağmen nihai karar mekanizmasında Washington’un belirleyici rolünü bir kez daha gündeme taşıdı.
Savaşın ilk dönemlerinde “eşit ortaklık” olarak tanımlanan ABD–İsrail işbirliği, zamanla değişti ve İsrail daha sınırlı bir operasyonel role itildi.
İsrailli yetkililere göre bazı operasyon planlarında İsrail öneri sunmaya devam etse de, Washington’un onay sınırlarının belirleyici olduğu ve özellikle enerji altyapısına yönelik saldırılarda frene basıldığı ifade edildi.
Netanyahu'nun ABD'den doğrudan bilgi alamadığı, Washington ile Tahran arasındaki temasları yalnızca dolaylı kanallardan takip ettiği belirtildi.
NETANYAHU’DAN YENİ SÖYLEM
Netanyahu’nun savaş hedeflerine ilişkin söylemini revize ettiği, “ortadan kaldırma” hedefinden “stratejik güç dengesi” vurgusuna geçtiği ifade edildi.
Son açıklamalarında İsrail’in ABD ile “eşsiz ittifak” içinde bölgesel gücünü pekiştirdiğini vurgulayan Netanyahu’nun, yeni dönemde daha temkinli bir siyasi dil kullandığına dikkat çekildi.

İran Savunma Bakanlığı Sözcüsü Rıza Telayinik,ABD'ye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaştan çıkış yolunun, İran halkının taleplerinin karşılanması ile mümkün olacağını söyleyen Telayinik, "Trump'ın İran halkının taleplerini ve ülkemizin meşru haklarını kabul etmekten başka çaresi yok." ifadelerini kullandı.
Savaşın sürmesinin hem ABD halkı hem de uluslararası toplum açısından daha büyük zararlara yol açacağını dile getiren Telayinik, İran'ın sunduğu önerilerin kabul edilerek bu zararın önlenmesi gerektiğini söyledi.

Axios haber sitesi ise Trump’ın Cuma günü ulusal güvenlik ekibinin üst düzey üyeleriyle İran meselesini görüşmek üzere bir araya geldiğini duyurdu. Axios’a konuşan kaynaklar, müzakerelerde bir ilerleme kaydedilmediği takdirde Trump'ın yeni saldırıları ciddi olarak değerlendireceğini aktardı.
Öte yandan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun bu hafta başında yaptığı açıklamada, ABD veya İsrail’den gelebilecek olası yeni saldırıların çatışmayı bölgenin ötesine taşıyabileceği uyarısında bulunduğu aktarıldı.

ABD’de Donald Trump yönetiminin, İran ile diplomatik temaslar sürmesine rağmen yeni bir saldırı seçeneğini masada tuttuğu öne sürüldü. ABD basınında yer alan haberlere göre Washington’da askeri ve istihbari hareketlilik dikkat çekerken, olası operasyon senaryoları için hazırlıkların hızlandırıldığı iddia edildi.
TRUMP TATİL PLANINI İPTAL ETTİ
CBS News’te yer alan habere göre Trump, Anma Günü tatili kapsamında New Jersey’deki golf kulübüne gitme planını iptal ederek Beyaz Saray’a dönme kararı aldı.
Haberde, kararın gerekçesi olarak “devlet işlerine ilişkin koşulların” gösterildiği aktarıldı.
ABD ORDUSUNDA DİKKAT ÇEKEN HAREKETLİLİK
Haberde, bazı ABD’li askeri ve istihbarat personeline gönderilen talimatlar sonrası tatil planlarının değiştirildiği veya iptal edildiği belirtildi.
Savunma yetkililerinin yurt dışındaki üslerde personel geri çağırma listelerini gözden geçirdiği, Orta Doğu’daki birlik rotasyonlarının ise İran’ın olası misilleme ihtimaline karşı sürdürüldüğü kaydedildi.
Uzmanlar, Washington’daki bu hareketliliğin “İran’a yönelik olası saldırı planlarının yeniden devreye alındığı” yönündeki yorumları güçlendirdiğini ifade ediyor.
ATEŞKES SONRASI GERİLİM YENİDEN TIRMANIYOR
Haberde ayrıca, ABD ile İran arasında Nisan ayında yürürlüğe giren geçici ateşkes sonrası doğrudan saldırıların büyük ölçüde durduğu ancak dolaylı müzakerelerin sürdüğü hatırlatıldı.
Buna rağmen taraflar arasındaki gerilimin tamamen sona ermediği ve askeri seçeneklerin masada tutulduğu vurgulandı.
BEYAZ SARAY’DAN “TÜM SENARYOLARA HAZIRIZ” MESAJI
Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Anna Kelly, CBS News’e yaptığı açıklamada Trump’ın İran’ın nükleer silah edinmesine kesinlikle karşı olduğunu söyledi.
Kelly, diplomatik görüşmelerin başarısız olması halinde Washington yönetiminin tüm senaryolara hazırlıklı olduğunu ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump, kasım ayındaki ara seçimler öncesinde ülkenin en çekişmeli seçim bölgelerinden biri olan New York'un Rockland bölgesinde Cumhuriyetçi seçmene seslendi.
Konuşmasının büyük bölümünü iç politika konularını ayıran Trump, dış politika bağlamında ise İran savaşı ve Venezuela'yla ilgili yaşanan problemlere değindi.
Trump, "Sadece Venezuela'da değil, Destansı Öfke operasyonu kapsamında da savaşçılarımız, dünyanın bir numaralı devlet destekli terör hamisi olan, evet, bir numaralı devlet destekli terör hamisi İran'ın, sorun yaratmak amacıyla dünyanın dört bir yanına para göndermesine engel oluyor. Nükleer bir silaha sahip olmalarına asla müsaade edilmeyecek ve onlar da bunun gayet farkındalar." ifadelerini kullandı.

