
16/04/2026 tarihi için yeni canlı bloğumuzu buradan takip edebilirsiniz
HABER İÇİN TIKLAYIN

İran'da Düzenin Maslahatını Koruma Konseyi üyesi Muhsin Rızayi, ABD ile yapılan ateşkesin uzamasının İran'ın lehine olmadığını söyledi.
İran devlet televizyonuna konuşan Rızayi, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Bunun kesin bir ateşkes değil, "askeri sessizlik" olduğunu dile getiren Rızayi, "Ateşkesin uzatılması kesinlikle bizim lehimize değil. Bu benim kişisel görüşümdür. Baskılar ciddi şekilde artırılmalı. Fırlatıcılarımız şu anda düşman gemilerine kilitlenmiş durumda ve hepsini batırırız." dedi.
Eski Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Rızayi, ateşkesin anlam kazanmasının, tüm anlaşmalar ve İran'ın haklarının yerine getirilmesi ve bu konuda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne bir bildiri sunulmasıyla mümkün olacağını kaydetti.
- Pakistan'daki müzakerelerde anlaşmaya varılamamıştı
ABD ve İsrail'in 28 Şubat’ta İran'a başlattığı saldırıların ardından bölge ülkelerine yayılan savaş, 8 Nisan'da ABD ile İran arasında ateşkesle sonuçlanmıştı.
Washington ve Tahran yönetimleri, Pakistan aracılığıyla İslamabad'da müzakereler yürütmüştü.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Pakistan'ın başkenti İslamabad'da İran'la yapılan doğrudan müzakerelerin "bir anlaşmaya varılamadan" sona erdiğini açıklamıştı.
İran yönetimi ise müzakerelerde ortak bir çerçeveye ve anlaşmaya varılamamasının nedeninin ABD'nin aşırı talepleri olduğunu duyurmuştu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Çinli mevkidaşı Vang Yi ve Japon mevkidaşı Toshimitsu Motegi ile bölgedeki son gelişmeleri değerlendirdi.
İran devlet televizyonuna göre, Erakçi, Vang ve Toshimitsu ile telefonda ayrı ayrı görüştü.
Çin Dışişleri Bakanı Vang'la görüşmesinde Erakçi, ABD'yle ateşkesin sağlanmasının ardından bölgedeki son gelişmeleri değerlendirerek, Washington yönetiminin Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndaki kışkırtıcı tutum ve eylemlerinin bölgedeki durumu daha karmaşık hale getirebilecek tehlikeli sonuçları olabileceğini ifade etti.
İranlı bakan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde sunulan tasarıya karşı Çin ve Rusya'nın aldığı sorumlu tutumu takdir ederek, bu yaklaşımın gerilimin tırmanmasını önlemede etkili olduğunu belirtti.
Çin Dışişleri Bakanı Vang ise konuşmasında, savaş döneminde İran halkının direnişinden övgüyle söz ederek, Pekin'in diplomasiyi ilerletme ve savaşın sona erdirilmesine yardımcı olma konusunda hazır olduğunu vurguladı.
Rusya ve Çin, 7 Nisan'da Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için Bahreyn'in öncülüğünde BM Güvenlik Konseyine sunulan tasarıyı İran aleyhine tek taraflı olduğu gerekçesiyle veto etmişti.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile bir görüşme gerçekleştirdi.
Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'nın aktardığına göre bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şerif, Cidde’de bir araya geldi. Görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntı verilmedi.
Pakistan Başbakanı Şerif’in liderliğindeki heyet, ABD ile İran arasında yürütülen müzakere çabaları kapsamında dün akşam saatlerinde Suudi Arabistan’a gelmişti.
Pakistan Başbakanı Şerif, bölgedeki diplomatik temasları çerçevesinde Suudi Arabistan’ın ardından Katar ve Türkiye’yi de kapsayan dört günlük bir tur gerçekleştiriyor.
Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir başkanlığındaki üst düzey bir heyet de İran’ın başkenti Tahran’da temaslarda bulundu.
Pakistanlı yetkililerin bölge ülkelerine yönelik yoğun diplomasi trafiğinin, ABD ile İran arasında planlanan yeni müzakere turu öncesine denk gelmesi dikkati çekti.

Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, İsrail ile savunma anlaşmasının otomatik yenilenmesini askıya aldıklarını açıklayan İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin kararını memnuniyetle karşıladı.
Petro, Amerikan X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail ile savunma anlaşmasının otomatik yenilenme işlemini askıya alan Meloni'yi tebrik etti.
Meloni’nin kararının Avrupa Birliği’ne (AB) örnek olması gerektiğini ifade eden Petro, şunları kaydetti:
"İtalya Başbakanı, İsrail ile yapılan anlaşmaları askıya alma kararı aldı. Bu kararını alkışlıyorum ve Orta Doğu'daki saldırganlığın gücünü kırmak için tüm Avrupa ile Latin Amerika tarafından takip edilmesi gerektiğini öneriyorum. Barışa yol açan şey medeniyetler arası diyalogdur, medeniyetlere karşı fırlatılan füzeler ise sadece insanlığın sonunu getirir."
İtalya Başbakanı Meloni, mevcut durumu göz önünde bulundurarak, 14 Nisan'da İsrail ile savunma anlaşmasının otomatik yenilenmesini askıya aldıklarını bildirmişti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile ABD'den İran'a bir mesaj iletmek ve iki ülke arasında ikinci tur görüşmeleri planlamak üzere İran’a gelen Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Munir, Tahran’da bir araya geldi.
İran Dışişleri Bakanı’nın resmi Telegram hesabından yapılan açıklamaya göre, Erakçi ile Munir Tahran’da görüştü.
Görüşmede İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ile İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi de hazır bulunurken, görüşmenin içeriğine dair açıklama yapılmadı.
Öte yandan İran’ın yarı resmi Tasnim Haber Ajansı, üst düzey bir yetkilinin açıklamalarına dayandırdığı haberinde, İran’ın, Munir başkanlığında heyet ile görüşmesinden sonra ABD ile müzakerelerin sonraki aşaması için karar verileceği duyurmuştu.

İsrail, Hayfa kentindeki petrol rafinerisinin İran misillemelerinde hasar almasının ardından enerji arz güvenliğini sağlamak amacıyla ülkenin güney ve orta kesimlerine iki yeni likit petrol gazı (LPG) depolama tesisi kurma kararını onayladı.
Yedioth Ahronot gazetesinin haberinde, İsrail Ulusal Planlama ve İnşaat Konseyi'nin ilerletilmesini onayladığı plan çerçevesinde ülkenin orta kesimindeki Aşdod (Usdud) kenti ve güneydeki Necef Çölü bölgesine bağlı Neot Hovav sanayi bölgesine iki yeni tesis kurulacağı bildirildi.
Habere göre, Hayfa'daki petrokimya endüstrisi faaliyetlerini durdurma ve kritik altyapıyı taşıma hazırlıkları kapsamında Aşdod'taki depolama tesisinin kapasitesi 10 bin ton artırılacak. Neot Havov sanayi bölgesinde ise 20 bin ton LPG kapasitesine sahip acil durum sahası kurulacak.
Söz konusu hamlenin enerji altyapısını dağıtmak, bağımlılığı azaltmak ve acil durumlarda bile düzenli gaz arzını sağlamak için yapıldığı aktarıldı.
ABD/İsrail’in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşta İsrail'in kuzeyindeki Hayfa'da bulunan petrol rafinerisi, İran'ın 19, 27 ve 30 Mart tarihlerindeki 3 ayrı füze saldırısında hasar almıştı. İran misillemeleri rafineride yangına sebep olmuş, bazı bölgelerde de elektrik kesintilerine yol açmıştı.
ABD ve İsrail’in İran'a 28 Şubat'ta başlattığı saldırıların ardından İran'ın misillemeleri ile bazı bölge ülkelerine düzenlediği saldırılarla savaşa dönüşen süreçte, 8 Nisan'da geçici ateşkese varılmıştı.

Eski ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, ABD'nin İran'la yürütülen müzakerelerden sonuç alınamaması ihtimaline karşın Orta Doğu'ya daha fazla asker gönderme planını "tırmanış tuzağına düşme" şeklinde değerlendirdi.
Kent, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından paylaşım yaptı.
İran ile görüşmelerin sonuçsuz kalma ihtimaline karşı ABD’nin Orta Doğu’ya daha fazla asker göndereceği iddiası için Kent, bunun “tırmanış tuzağı” olacağını savunarak, “Eğer kendi abartılarımıza inanmayacak kadar akıllı olursak bu tuzaktan kaçınabiliriz.” ifadesini kullandı.
Kent, İran’a ait ekipmanların bombalanmasının ve liderlerinin öldürülmesinin büyük yankı uyandırabileceğini, ancak Küresel Terörle Savaş’ın gösterdiği üzere taktiksel başarıların stratejik zafer anlamına gelmediğini ifade etti.
İran ile savaşta büyük bir felaketten kaçınmak için ABD’nin öncelikle ulusal çıkarlarını tanımlaması gerektiğini belirten Kent, “Tırmanış tuzağından ve felaket bir bataklığa düşmekten kaçınmanın anahtarı, sağladığımız askeri yardımı büyük ölçüde sınırlayarak İsrail'i dizginlemektir.” değerlendirmesinde bulundu.
Kent, İsrail’in, ABD olmadan bu savaşı sürdüremeyeceğini ve bu nedenle ABD’yi savaşın içinde tutmak için her şeyi yapacağını vurguladı ve ABD’nin İsrail’in değil kendi hedeflerini takip etmesi gerektiğini kaydetti.
Petrol akışının sağlanabilmesi ve enerji piyasaları ile Körfez bölgesine istikrarın geri dönebilmesi için Hürmüz Boğazı'nın açılması gerektiğine işaret eden Kent, "Bu gerçekçi ve ulaşılabilir hedeftir. Bölgedeki askeri varlığımızı önemli ölçüde azaltarak ve İran'a uygulanan yaptırımları kaldırarak buna ulaşılabilir." ifadesini kullandı.

İran devlet televizyonuna göre, Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Munir başkanlığındaki üst düzey Pakistan heyeti, Tahran’a ulaştı.
Pakistanlı heyetin, ABD'den İran'a bir mesaj ileteceği ve Tahran-Washington arasında planlanan ikinci tur görüşmelerle ilgili istişarelerde bulunmak için İran'a geldiği aktarıldı.
Heyet, Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi tarafından karşılandı.
Bu gelişme, Washington ile Tahran arasındaki diplomatik temasların yeniden hız kazanabileceği şeklinde yorumlandı.
GÖRÜŞMELERDE YENİ AŞAMA SİNYALİ
Söz konusu heyetin, taraflar arasında yürütülen müzakere sürecinde yeni bir aşamanın kapısını aralayabileceği belirtildi. İkinci tur görüşmelerin takvimi ve kapsamına ilişkin detayların bu temaslar sonrası netleşmesi bekleniyor.
KÖRFEZ’DE HASARIN FATURASI ORTAYA ÇIKTI
Öte yandan Financial Times, bir danışmanlık raporuna dayandırdığı haberinde, Körfez ülkelerinde zarar gören enerji tesislerinin onarım maliyetine dikkat çekti. Rapora göre, hasarın toplam maliyeti 30 milyar dolar ile 50 milyar dolar arasında değişiyor.
ENERJİ ALTYAPISINDA BÜYÜK TAHRİBAT
Bölgede yaşanan gerilim ve saldırıların, enerji altyapısında ciddi tahribata yol açtığı belirtilirken, bu maliyetin küresel enerji piyasalarına da yansımasının beklendiği ifade edildi.

İsrail basınına konuşan Tel Aviv kaynakları, Washington'ın Lübnan'da geçici ateşkes talebinin İsrail tarafından reddedildiğini bildirdi.
Kaynaklara göre Tel Aviv'in bu kararı, Hizbullah'ın devam eden saldırıları nedeniyle alındı.
İsrail'in Kanal 14 kanalı ise İsrailli bir yetkilinin, Tel Aviv'in Lübnan'da ateşkes konusunda henüz bir karar almadığını söylediğini aktardı.

Hizbullah, İsrail'in kuzeyindeki askeri üsse yönelik saldırı gerçekleştirdiklerini bildirdi.
Hzbullah'tan yapılan açıklamada, "Vilon'daki İsrail üssünü füze saldırısıyla bombaladık" denildi."


ABD Başkanı Donald Trump, kendisine ait Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Çin'in İran'a silah tedarik edeceği yönünde çıkan haberlere değindi.
Trump paylaşımında, "Çin, Hürmüz Boğazı'nı kalıcı olarak açmamdan çok memnun. Bunu onlar için de yapıyorum, dünya için de. Bu durum bir daha asla tekrarlanmayacak. İran'a silah göndermeyecekleri konusunda anlaşmaya vardılar" ifadelerini kullandı.
Gelecek ay Çin'e yapacağı ziyareti işaret eden Trump, "Birkaç hafta içinde oraya vardığımda Devlet Başkan Şi bana kocaman, sımsıkı sarılacak. Bu, kavga etmekten daha iyi değil mi? Ama unutmayın, gerekirse savaşmakta çok iyiyiz, herkesten çok daha iyiyiz" ifadelerine yer verdi.
Trump, Fox Business'a verdiği röportajda ise, "Çin'in İran'a silah verdiğini duymuştum, yani bunu her yerde görüyorsunuz. Ben de ona bunu yapmamasını rica eden bir mektup yazdım ve o da bana esasen bunu yapmayacağını belirten bir mektup yazdı" ifadelerini kullandı.
ABD medyasında yer alan haberlerde, ABD istihbaratına göre Çin'in İran'a gelişmiş silahlar göndermeye hazırlandığı öne sürülmüştü.

ABD'nin başkenti Washington'da yapılan görüşmeye rağmen İsrail ordusu, son 24 saatte Lübnan'ın güneyinde 200'den fazla noktaya saldırı düzenlediğini duyurdu. Ordudan yapılan açıklamada, vurulan noktaların Hizbullah'a ait hedefler olduğu savunuldu.
Hava kuvvetlerinin Lübnan'ın güneyinde işgali genişleten kara birliklerine destek verdiği ifade edildi. Açıklamada, son 24 saatte vurulan hedefler arasında askeri altyapılar ile yaklaşık 20 füze rampasının bulunduğu iddia edildi.

Fox News'e mülakat veren ABD Başkanı Donald Trump, "Yani ortada hiçbir anlaşma yok. Bütün mesele, nükleerin olmamasıyla ilgili. Onlar nükleer silaha sahip olamazlar." diyerek, İran'ın nükleer silaha sahip olması durumunda "bir süre daha onlarla uğraşmak zorunda kalacaklarını" söyledi.
ABD'nin Hürmüz Boğazı'na yönelik ablukası için bekledikleri tepkiyle önceden karşılaştıklarını ifade eden Trump, bu konuda da iyi gittiklerini savundu.
'TÜM KÖPRÜLER 1 SAAT İÇİNDE YOK EDİLEBİLİR'
Başkan Trump, tüm köprülerin bir saat içinde yok edilebileceğini, aynı sürede enerji ve elektrik santrallerinin de imha edilebileceğini ancak bunu yapmak istemediklerini belirterek, "Bir gün yeniden inşa etmeniz gerekir ve bir köprüyü yeniden yapmak 10 yıl sürer, Trump olsanız bile çok uzun sürer." ifadesini kullandı.
'BENCE ÇOK İYİ GİDİYORUZ'
Trump, İran'da yeni bir "rejimin kurulduğunu" savunarak, "Karşılaştırınca oldukça makul olduklarını düşünüyoruz. Gerçekten yeni bir rejim ve bence çok iyi gidiyoruz." dedi.
İran'ın nükleer silah yapma girişimi devam ettiği sürece anlaşma olmayacağını söyleyen Trump, "Her şey yok edilmiş durumda. Hava savunma ekipmanları yok, radarları yok, liderleri yok. Şu anki liderler, yeni bir rejim, tamam mı? Ve açıkçası, karşılaştırınca oldukça makul olduklarını düşünüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
"ÇİN VE SUUDİ ARABİSTAN'DAN TEPKİ GELMEDİ"
Hürmüz Boğazı'nın ablukaya alınmasına yönelik tepkilere ilişkin de konuşan Trump, Çinliler ya da Suudi Arabistanlılardan abluka konusunda herhangi bir tepki görmediklerini kaydetti. Trump, İran ile bir anlaşma imzalandığı taktirde petrol ve gaz fiyatlarının küresel çapta azalacağına dikkati çekerek, "Bu sorunun (İran'la savaş) umarız çok daha önce, belki de neredeyse hemen çözüleceğini varsayarsak, benzin fiyatları muazzam derecede düşecek." değerlendirmesinde bulundu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Çin ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, Körfez ülkelerinin İran’ın Hürmüz Boğazı’nı "Amerikan saldırganlığı" olmasaydı kapatmayacağını anladığını ifade etti. Moskova’nın bölgede gerilimi azaltmak amacıyla İran ile ABD arasındaki temasların sürmesini desteklediğini belirten Lavrov, bu yönde diplomatik çabaların devam ettiğini kaydetti.
'MÜTTEFİKLERİNE BİLE ZARAR VERİYOR'
Rus Bakan, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine ilişkin olarak Moskova’nın Tahran yönetiminin çıkarlarına uygun her türlü çözümü kabul edeceğini belirterek, "Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin askeri amaçlı olduğuna dair hiçbir kanıt bulamadı. Umarım ABD gerçekçi olur ve Orta Doğu'daki saldırganlığını sürdürmekten vazgeçer; bu saldırganlık müttefiklerine bile zarar veriyor" diye konuştu.

Yarı resmi Fars Haber Ajansına göre İran'a ait petrol tankerinin ardından bir dökme yük gemisi de ABD'nin "deniz ablukası" sırasında konum sistemi açık halde Hürmüz Boğazı'nı geçti. Geminin Basra Körfezi'nin kuzeyindeki İmam Humeyni Limanı'na doğru ilerlediği belirtildi.

İsrail ordusu, ABD'nin başkenti Washington'daki görüşmeye rağmen Lübnan'ın güneyindeki geniş bölgeye saldırı tehdidinde bulunarak halktan evlerini terk etmesini istedi.
Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Sayda kentinin güneyinde yer alan Zehrani Nehri'nden İsrail sırına kadar olan bölgenin kırmızı ile işaretlendiği bir harita paylaşarak, Washington'daki görüşmelere rağmen İsrail ordusunun bölgede sürdürdüğü saldırıları daha da şiddetlendireceği tehdidinde bulundu.
Adraee, daha önce tahliye emri yayınladıkları bu bölgede yaşayan Lübnanlıları bir kez daha bölgede kalmaları halinde canlarını tehlikeye atacaklarını belirterek tehdit etti.

İran resmi ajansı IRNA'ya göre İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, diyaloğa her zaman hazır olduklarını ancak ülkeyi teslim olmaya zorlama girişimlerinin başarısızlığa mahkum olduğunu söyledi. Uluslararası sistemdeki "çifte standartları" eleştiren Pezeşkiyan, herhangi bir ülkeye yapılan askeri saldırının "evrensel olarak kabul görmüş" ilkelere aykırı olduğunu ve ABD-İsrail'in İran'a açtığı savaşın da hukuksuz olduğunu vurguladı.
'SİVİLLERİ HEDEF ALMANIN NE GİBİ BİR GEREKÇESİ OLABİLİR?'
ABD-İsrail'in saldırılarında sivillerin ve sivil merkezlerin de hedef alındığına işaret eden İran Cumhurbaşkanı, "Sivilleri, önde gelen kişileri, çocukları hedef almanın, okullar ve hastaneler dahil olmak üzere hayati merkezleri tahrip etmenin uluslararası hukuk ve insani ilkeler çerçevesinde ne gibi bir gerekçesi olabilir?" sorusunu yöneltti.
'İRAN SAVAŞ ARAYIŞINDA DEĞİL'
İran Cumhurbaşkanı, ABD-İsrail'in saldırılarına rağmen İran'ın "ilkeli" duruşundan taviz vermediğini söyleyerek şunları kaydetti:
"İran savaş ve istikrarsızlık arayışında değildir ve her zaman farklı ülkelerle diyalog ve yapıcı etkileşimi vurgulamıştır. Buna karşılık ülkeyi teslim olmaya zorlama girişimleri de başarısızlığa mahkumdur. İran milleti asla böyle bir yaklaşımı kabul etmeyecektir."

Yarı resmi Fars Haber Ajansına göre, İran'a ait bir tanker, ABD'nin "deniz ablukası" sırasında konum sistemi açık halde Hürmüz Boğazı'nı geçerek İran kara sularına ulaştı. Haberde, söz konusu petrol tankerinin 2 milyon varil ham petrol taşıma kapasitesine sahip olduğu ve "en ufak bir engelle karşılaşmadan" varış noktasına ulaştığı ifade edildi.

Kanada, Avustralya, Brezilya, Kolombiya, Endonezya, Japonya, Ürdün, Sierra Leone, İsviçre ve İngiltere, Lübnan'daki insani yardım çalışanlarının durumuna ilişkin ortak açıklama yaptı. Açıklamada, bu ülkelerin, Lübnan'da kötüleşen insani durum ve sivillerin yerinden edilmesi nedeniyle derin endişe duyduğu vurgulanarak "ABD, İsrail ve İran arasında mutabık kalınan ateşkesten memnuniyet duyuyoruz. Lübnan'daki düşmanlığın sona ermesi çağrısında bulunuyoruz." ifadeleri kullanıldı.
Sivillerin ve sivil altyapıların korunması gerektiği kaydedilen açıklamada "En hassas grupları koruma ve yardım etmeye kendilerini adayan insani yardım çalışanları korunmalı ve saygı duyulmalıdır." değerlendirmesi yapıldı.

ABD Senatosu Azınlık Lideri Demokrat Chuck Schumer, ABD'nin İran'a saldırılarını "destansı başarısızlık" olarak niteleyerek, bu saldırıların Kongre onayına tabi olmasını öngören "savaş yetkileri" tasarısını Senato'nun gündemine getireceklerini söyledi.
Schumer, "Eğer Cumhuriyetçiler bunu engellerse, bu savaş sona erene kadar, Kongre görevini yapıp yönetimi sorumlu tutana kadar tekrar tekrar oylama yapacağız." diye konuştu.

Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail savaş uçakları, gece saatlerinden beri güneydeki Kadmus, Mahmudiyye, Kalile, Ensariyye, Hırbet Duveyr, Mecedil ve Cibaa beldelerini hedef aldı.
Kadmus'taki saldırıda 4 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi yaralandı. Ensariyye'deki saldırıda da 5 kişi yaşamını yitirdi. Öte yandan Hanin beldesinde bazı evleri yıkan İsrail ordusu, Bint Cubeyl ilçesi çevresine ise topçu atışları düzenledi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD'nin limanlarına yönelik ablukasının İran'ın ekonomik faaliyetlerini tamamen durdurduğunu savundu. ABD kuvvetlerinin İran limanlarına yönelik tam bir abluka uyguladığını belirten Cooper, İran ekonomisinin yüzde 90'ının deniz yoluyla yapılan uluslararası ticarete dayandığına işaret etti.
Cooper "Ablukanın uygulanmasından bu yana geçen 36 saatten kısa bir sürede, ABD kuvvetleri deniz yoluyla İran'a giren ve İran'dan çıkan ekonomik ticareti tamamen durdurmuştur." ifadelerini kullandı.

İsrail'in Kanal 12 televizyonu, bu sabah Lübnan'dan İsrail'in kuzeyindeki Celile bölgesine 20 roket fırlatıldığını, bunlardan bazılarının önlendiğini, diğerlerinin ise açık alanlara düştüğünü bildirdi. Haberde saldırı nedeniyle Manara ve Kiryat Shmona'da sirenlerin çaldığı kaydedildi.


ABC News'ün haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump, İran'la ateşkesin uzatılmasını düşünmediğini söyleyerek, "Önümüzdeki iki gün boyunca inanılmaz olaylara tanık olacaksınız" açıklamasında bulundu.
Trump, "Ben başkan olmasaydım, dünya paramparça olurdu" diye konuştu.
ANLAŞMA YA DA ASKERİ HAREKAT
Trump, savaşın anlaşma ya da İran’ın yeteneklerini ortadan kaldıracak bir askeri harekatla sona erebileceğini belirtti.
New York Post'a ayrı bir demeç veren Trump, önümüzdeki 2 gün içinde ABD ile İran arasında görüşmelerin yeniden başlayabileceğini ifade etti.
Savaşın her iki şekilde de sona erebileceğini ifade eden Trump, "Bir anlaşma, daha tercih edilebilir çünkü o zaman (ülkelerini) yeniden inşa edebilirler. Artık gerçekten farklı bir rejimleri var. Ne olursa olsun, radikalleri ortadan kaldırdık. Onlar gitti, artık aramızda değiller" dedi.

Hizbullah, İsrail ordusuna ait hedeflere insansız hava araçları (İHA) ve roketlerle en az 34 saldırı düzenlendiğini açıkladı. Hizbullah'tan yapılan açıklamada, İsrail'e karşı saldırıların sürdürüldüğü belirtildi. Lübnan'ın güneyindeki Hiyam, Nakura, Beyyada, Şema ve Kuzuh beldeleri ile Bint Cubeyl'in doğu kesimlerinde İsrail askerleri ile araçlarının hedef alındığı bildirildi. Siddikin beldesinde İsrail ordusuna ait Hermes-450 tipi İHA'nın düşürüldüğü aktarıldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Washington'da gerçekleştirilen İsrail ile Lübnan arasındaki görüşmenin ardından tüm tarafların karşılıklı olarak kararlaştırılan bir zaman ve yerde doğrudan müzakerelere başlamayı kabul ettiğini açıkladı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Tommy Pigott, ABD'nin arabuluculuğunda Washington'da yapılan ve "1993 yılından bu yana en üst düzey doğrudan görüşme" olarak kayıtlara geçen görüşmeye ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, görüşmenin "çok verimli" geçtiği, ABD'nin iki ülkeyi tebrik ettiği ve ileriye dönük görüşmeler için bugünkü görüşmenin güçlü bir zemin oluşturduğu belirtildi.
Açıklamada, tüm tarafların karşılıklı olarak kararlaştırılan bir zaman ve yerde doğrudan müzakerelere başlamayı kabul ettiğini vurgulandı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), dün TSİ 17.00’dan bu yana Hürmüz Boğazı’nda uygulanan ablukaya ilişkin açıklamada bulundu.
CENTCOM, "10 bini aşkın ABD denizcisi, deniz piyadesi ve havacı personelin yanı sıra çok sayıda savaş gemisi ve onlarca uçak, İran limanlarına yönelik giriş-çıkışları engellemek amacıyla deniz ablukası operasyonunu yürütüyor. İlk 24 saat içinde hiçbir gemi ABD ablukasını aşamadı ve 6 ticaret gemisi, ABD kuvvetlerinin geri dönme talimatına uyarak Umman Körfezi'ndeki İran limanlarına yöneldi" dedi. Söz konusu ablukanın Basra Körfezi ve Umman Körfezi'ndeki tüm noktalar dahil olmak üzere, İran limanlarına ve kıyı şeridine giren veya buralardan ayrılan tüm ülke gemilerine ayrım gözetmeksizin uygulandığını aktaran CENTCOM, "ABD kuvvetleri, Hürmüz Boğazı'nı kullanarak İran dışındaki limanlara sefer yapan gemiler için seyrüsefer serbestisini ise güvence altına almaya devam ediyor" dedi.



