
12/07/2026 tarihi için yeni canlı bloğumuzu buradan takip edebilirsiniz.
HABER İÇİN TIKLAYIN

Devrim Muhafızları Ordusundan yapılan açıklamada, Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışan ikinci bir geminin vurulduğu belirtildi.
Açıklamada ayrıca, ABD'nin Katar'daki El Udeyd Üssü'ndeki savaş uçağı bakım ve onarım merkezi ile komuta ve kontrol merkezinin hedef alındığı kaydedildi.


Bahreyn İçişleri Bakanlığının, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, saldırılar nedeniyle ülke genelinde bir kez daha sirenlerin çaldığı belirtildi.
Açıklamada, halktan sakin olmaları, en yakın güvenli yere yönelmeleri ve haberleri resmi kanallardan takip etmeleri istendi.

Katar Savunma Bakanlığı: Füze saldırısı nedeniyle hava savunma sistemlerimiz aktif hale geldi

Kuveyt ordusu: Silahlı kuvvetlerimiz Kuveyt hava sahasında düşman hava hedeflerine karşı müdahalede bulunmaktadır.

CENTCOM, X'ten yaptığı açıklamada, İran'a yönelik bu hafta düzenlediği üçüncü saldırı dalgasını tamamladığını duyurdu.
Açıklamada, operasyonda kara ve deniz konuşlu savaş uçakları, insansız hava araçları (İHA) ve savaş gemilerinden fırlatılan hassas güdümlü mühimmatlarla İran'a ait yaklaşık 140 askeri hedefin imha edildiği belirtildi.
Hedef alınan noktalar arasında füze ve İHA mevzileri, deniz kuvvetlerine ait askeri kabiliyetler, mühimmat depoları, haberleşme ağları ve kıyı gözetleme tesislerinin bulunduğu aktarılan açıklamada, üç gece düzenlenen operasyonlarda toplam 300'den fazla hedefin vurulduğu kaydedildi.
Açıklamada, operasyonların, ABD Başkanı Donald Trump'ın talimatıyla İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan serbest geçiş yapan ticari gemiler ve sivil denizcilere yönelik saldırı kapasitesini zayıflatmayı amaçladığı ifadeleri yer aldı.
Hürmüz Boğazı'nda ticari gemi geçişlerinin sürdüğü belirtilen açıklamada, ABD güçlerinin mayıs başından bu yana 800'den fazla ticari gemi ile yaklaşık 400 milyon varil ham petrolün boğazdan güvenli geçişine destek sağladığı aktarıldı.
ABD ordusu, 7 ve 8 Temmuz'da da "ticari gemileri hedef aldığı" gerekçesiyle İran'a karşı saldırı başlattığı duyurmuştu.

ABD ordusundan İran’la yaşanan askeri gerilimi tırmandıracak bir hamle geldi.
CENTCOM, Tahran rejimine ait askeri unsurların bir kez daha hedef alındığını duyurarak, "ABD ordusu İslam Devrimi Muhafızları Ordusu’nun Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapan Kıbrıs bandıralı M/V GFS Galaxy konteyner gemisine alenen saldırmasının ardından, İran'a yönelik bu haftaki üçüncü saldırı dalgasını başlattı" açıklamasında bulundu. M/V GFS Galaxy konteyner gemisinin sivil bir mürettebatının kayıp olduğu ve geminin çıkan yangın ve makine dairesindeki ciddi hasar nedeniyle yolculuğuna devam edemediği hatırlatılan açıklamada, "İran'a, ticari gemilere yönelik önceki saldırılarından dolayı sorumlu tutulmasının ardından Mutabakat Zaptı'na bağlılığını göstermesi için bir fırsat daha verilmiş, ancak İran yine başarısız olmuştur" denildi. İran’a yönelik son saldırıların ABD Başkomutanı’nın talimatıyla gerçekleştirildiği ve ABD’nin İran'ın sivil denizcilere ve Hürmüz Boğazı’ndan serbestçe geçen ticari gemilere saldırma kapasitesini zayıflatma amacı taşıdığı kaydedildi.

İran'ın güneyindeki Çabahar kentinde patlama seslerinin duyulduğu ve Basra Körfezi kıyısındaki Buşehr kentinde de 5 yeni patlamanın meydana geldiği bildirildi.
İran devlet televizyonunun haberine göre, güneyde Umman Körfezi kıyısındaki Çabahar kentinde 2 patlama sesi duyuldu.
Ülkenin güneybatısında daha önce patlamaların bildirildiği ve Basra Körfezi kıyısında yer alan Buşehr kentinde de 5 yeni patlama sesi duyulduğu aktarıldı.

İran'ın güneyinde Basra Körfezi kıyısındaki Buşehr ve Aseluye kentlerinde patlama sesleri duyulduğu belirtildi.
İran devlet televizyonunun haberine göre, Buşehr ve Aseluye kentlerinde patlama sesleri duyuldu.
Patlamaların tam olarak hangi noktada gerçekleştiğinin henüz belirlenemediği aktarıldı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu Donanması, "yabancı müdahalenin yol açtığı istikrarsız güvenlik durumu nedeniyle, Hürmüz Boğazı'nın ikinci bir duyuruya kadar kapatıldığını" duyurdu.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada, Hürmüz Boğazı'nda yabancı müdahale ve gemilerin "yetkisiz rotalarda" seyretmeye çalışmasının güvenlik sorunlarına yol açtığı öne sürüldü.
Daha önce yabancı müdahalelerin ve gemilerin rotalarının izinsiz şekilde belirlenmesine karşı uyarıda bulunulduğu belirtilerek, birkaç saat önce bazı gemilerin bu uyarıları dikkate almadığı ve "yetkisiz rotalarda" ilerlemeye çalıştığı ifade edildi.
Uyarılara rağmen rotasını değiştirmeyen ve deniz güvenliğini tehlikeye attığı öne sürülen gemilerden birinin, Devrim Muhafızları Ordusu Donanması tarafından uyarı atışlarıyla durdurulduğu aktarılarak, "Bu olay sonucunda ve yasadışı yabancı müdahale nedeniyle ortaya çıkan bu istikrarsız güvenlik durumu sebebiyle, Hürmüz Boğazı ikinci bir duyuruya kadar kapatılacak." denildi.
Açıklamada, Hürmüz Boğazı bölgesinde Amerikan müdahaleleri sona erene kadar hiçbir gemiye geçiş izni verilmeyeceği belirtilerek, "Amerikan-Siyonist düşmanın topraklarına girmesine izin veren ülkeler, bu müdahalenin sonuçlarından sorumlu tutulacaktır." ifadelerine yer verildi.

Umman ile İran, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliği ve serbestisinin sağlanmasına ilişkin görüşmeleri teknik ve siyasi düzeyde sürdürme konusunda anlaştı.
Umman resmi haber ajansı ONA'ya göre, iki ülke heyetleri, başkent Muskat'ta Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefere ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi.
Görüşmelerde, bölgedeki son gelişmelerin ortaya çıkardığı koşullar ve bunların Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefere etkileri ele alındı.
Taraflar, Boğaz'da seyrüsefer güvenliği ve serbestisinin uluslararası hukuk doğrultusunda sağlanmasına yönelik gerekli mutabakatlara varılması amacıyla teknik ve siyasi düzeydeki görüşmelerin sürdürülmesi konusunda anlaşmaya vardı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği Umman'ın başkenti Maskat'ta mevkidaşı Seyid Bedir bin Hamad Al-Busaidi ile bir araya geldi. Arakçi, görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.
Arakçi, Umman Şura Meclisi Başkanı Khalid Hilal Al Maawali'nin İran'ın eski dini lideri Ali Hamaney için düzenlenen cenaze törenine katılması ve Umman'ın İran halkına yönelik taziye mesajı yayımlaması nedeniyle Maskat yönetimine teşekkür etti. Arakçi ayrıca, İran'ın Umman ile ikili ilişkileri güçlendirme konusundaki kararlılığını vurguladı.
Umman Dışişleri Bakanı Al-Busaidi ise ülkesinin bölgedeki gerilimin tırmanmasını önlemek için diplomasiye başvurulmasına yönelik ilkesel tutumunu yineledi. Busaidi, İran ile ABD arasında imzalanan mutabakat zaptının tamamen uygulanmasıyla bölgedeki güvenlik durumunun iyileşmesini umut ettiğini belirtti.
HÜRMÜZ'DE GÜVENLİ GEÇİŞE YÖNELİK "UYGUN MEKANİZMALAR" GÖRÜŞÜLDÜ
Görüşmede, Tahran-Maskat arasındaki ikili ilişkilerin farklı alanlardaki durumu ile Hürmüz Boğazı başta olmak üzere bölgesel gelişmelerin ele alındığı bildirildi.
Açıklamada ayrıca, tarafların ABD-İran arasındaki mutabakat zaptının 5. maddesi doğrultusunda ticari gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişinin sağlanmasına yönelik "uygun mekanizmalar" konusunda da görüş alışverişinde bulunduğu aktarıldı.

İran Savunma Bakan Vekili Tuğgeneral Seyyid Mecid İbn'ül Rıza, ülkesinin savaş döneminde insansız hava aracı (İHA) üretimini üç katına çıkardığını söyledi.
İran resmi haber ajansı İRNA'ya göre, Rıza, Savunma Bakanlığı yetkilileri ile İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyeleri arasında gerçekleştirilen ortak toplantıda konuştu.
Ülkesinin teknolojiye yaptığı yatırımlar sayesinde savaş döneminde İHA üretimini üç katına çıkardığını belirten Rıza, "Son savaş, İran’ın modern teknolojilere yaptığı yatırımların ülkenin savunma gücünün en önemli bileşenleri olduğunu gösterdi." dedi.
Rıza, İran’ın, hem 12 günlük savaş sürecinde hem de son savaşta askeri ve psikolojik savaş teknolojileri ile karşı karşıya kaldığını hatta dünyanın önde gelen 150’den fazla teknoloji şirketinin ABD ve İsrail’in hizmetinde olduğunu söyleyerek, ülkesinin tüm bunlara rağmen iki savaşta da başarı sağladığını öne sürdü.
ABD ve İsrail’in tüm zayıf noktalarını tespit ettiklerini vurgulayan Rıza, İran Silahlı Kuvvetleri’nin “düşmana” ne zaman ve ne ölçüde baskı uygulayacağını bildiğini dile getirdi.
Tuğgeneral Rıza, ülkesinin tüm unsurlarıyla birlikte olası saldırı durumuna karşı hazırlıklı olduğunu sözlerine ekledi.

ABD'nin, İran'dan Hürmüz Boğazı'nın ticari gemilere açık olduğunu kabul ettiğine dair kamuoyuna yönelik resmi bir açıklama yapmasını istediği iddia edildi.
ABC News'e isminin paylaşılmaması kaydıyla konuşan üst düzey bir ABD'li yetkili, Washington'ın Tahran'dan "Hürmüz Boğazı'nın tüm geçiş yollarının açık olduğunu ve artık gemilere ateş edilmediğini" kabul eden bir açıklamayı kamuoyuna duyurmasını istediğini aktardı.
ABD'li yetkili, bugün yapılacak görüşmelere ilişkin, İran'ın Hürmüz Boğazı'nın çatışmalardan önce olduğu gibi açık kalmasını kabul etmesi yönündeki beklentisini dile getirdi.
Yetkili, "Ve yarın Umman'da yapılacak toplantının sonucunda onların da aynı tutumu sergilemesini bekliyoruz. Eğer bu, onların tutumu olmazsa onlar için iyi bir gün olmayacak." diye ekledi.

Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, Kanal 12 televizyonuna yaptığı açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Lübnan ve İran'la yaşanan askeri gerilimi seçim sürecinde siyasi çıkarı için kullanabileceğini savundu.
Netanyahu'nun, Ekim 2026'da yapılması planlanan genel seçimleri kazanamayacağını anlaması halinde farklı senaryoları devreye sokabileceğini öne süren Barak, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
"Netanyahu'nun seçimlerden birkaç gün önce kaybedeceğini anlaması halinde (Lübnan'ın güneyindeki) Nebatiye kentindeki hedeflere saldırı talimatı vermesi muhtemeldir.
Hizbullah buna İsrail'e İHA saldırılarıyla karşılık verir. Ardından İsrail ordusu Beyrut'un güneyindeki Dahiye bölgesini hedef alır. Böylece çatışmalar Hizbullah'la sınırlı kalmaz ve İran'la savaşa dönüşür."

İran lideri Mücteba Hamaney, İran'ın eski lideri Ali Hamaney’in cenaze ve defin töreniyle ilgili mesaj yayımlandı.
Hamaney mesajında, “İntikam, milletimizin isteğidir ve mutlaka yerine getirilmelidir. Dünyanın özgür insanları yakın zamanda bu ilahi görevin bir bölümünü yerine getirecektir.” ifadelerini kullandı.
Mesajında ayrıca, babası Ali Hamaney’in çizdiği yolda ilerlemeye söz verdiğini vurgulayan Hamaney, şunları aktardı:
“Suçlu katillerden her iki savaştaki şehitlerin ve senin temiz kanının intikamını alacağımıza söz veriyoruz. Baştan sona listede olan bu suçlular, yataklarında huzurlu bir ölüm isteğini kendileriyle birlikte mezara götürecek. Onlar bu işin şahsım veya diğer yetkililerin varlığına bağlı olmadığını bilmeli. Biz olsak da olmasak da bu konu gerçekleşecek.”

İranlı müzakere ekibine yakın bir kaynak, yarı resmi Fars Haber Ajansına konuya dair açıklama yaptı.
Kaynak, Tahran-Washington arasındaki müzakerelerin, ABD mevcut tutumundan geri adım atmadığı sürece gerçekleşmeyeceğini ifade etti.
Söz konusu kaynak ayrıca, İsrail medyasında yer alan ve İran’ın ABD’den müzakere talep ettiği yönündeki haberleri yalanlayarak şunları kaydetti:
"ABD’nin geri adım attığının göstergesi, savaşın sonlandırılması amacıyla Lübnan çalışma grubunun kurulması, geri çekilmenin sağlanması, Hürmüz Boğazı’ndan geçiş konusunun çözülmesi ve İran’ın petrol ihracatının normale dönmesi başta olmak üzere üzerinde mutabakata varılan diğer hususların uygulamaya konulmasıdır."

ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye dönüşünde başkanlık uçağını değiştirerek eski Air Force One'ı kullanması, Washington'da yeni bir istihbarat tartışmasını beraberinde getirdi. Wall Street Journal'ın haberine göre, İsrail'in İran'ın Trump'a yönelik olası suikast planına ilişkin Washington'a ilettiği istihbarat, ABD yönetiminde farklı değerlendirmelere neden oldu.
ABD'Lİ YETKİLİLERDEN TEMKİNLİ YAKLAŞIM
Habere göre, Amerikan yönetimindeki bazı yetkililer söz konusu bilginin zamanlamasına ilişkin çekincelerini dile getirdi.
Bazı yetkililer, istihbarat paylaşımının İsrail'in ABD'nin İran politikasını etkileme ve Washington yönetimini İran'a karşı yeniden geniş çaplı askeri operasyonlara yönlendirme girişiminin parçası olabileceğini öne sürdü.
Wall Street Journal, ABD'li yetkililere dayandırdığı haberinde, Amerikan güvenlik ve istihbarat kurumlarının İsrail'den gelen bilgileri ihtiyatla değerlendirdiğini aktardı. Haberde, bazı değerlendirmelerde tehdidin kesin ya da tamamen güvenilir bulunmadığı ifade edildi.
"İSRAİL KENDİNİ DIŞLANMIŞ HİSSEDİYOR"
Gazeteye göre, tek başına değerlendirildiğinde bu tür istihbarat bilgilerinin diğer verilerden bağımsız olarak parçalı bir tablo sunduğu belirtiliyor.
Haberde ayrıca, İran'ın Trump'ı hedef almasının ABD'nin daha güçlü bir askeri müdahalesine yol açabileceğinin Tahran tarafından da bilindiği değerlendirmesine yer verildi.
CNN: İSRAİL, WASHINGTON'U ETKİLEMEYE ÇALIŞIYOR
CNN'in, konu hakkında bilgi sahibi iki kaynağa dayandırdığı haberine göre ise ABD istihbarat yetkilileri, İsrail'in karar alma süreçlerinden dışlandığını hissettiğini ve Trump yönetiminin İran konusundaki yaklaşımını çeşitli yollarla etkilemeye çalıştığının farkında.
Haberde, ABD istihbaratının değerlendirmesine göre Trump'ın ikinci başkanlık döneminin başlamasından bu yana kendisine yönelik tehdit seviyesinde temel bir değişiklik yaşanmadığı aktarıldı.
Bilgi sahibi bir kaynak, İran'ın ya olası bir suikast planını hayata geçirecek aşamaya gelemediğini ya da böyle bir girişim için karar vericilerden onay alamadığını öne sürdü.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile ABD Başkanı Donald Trump, telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Görüşmede, Suudi Arabistan ile ABD arasındaki işbirliği ve bunun çeşitli alanlarda geliştirilmesine yönelik imkanlar masaya yatırıldı.
Bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunulan görüşmede, ABD ile İran arasında yürütülen müzakereler de değerlendirildi.
Görüşmede, bölgedeki deniz ulaşımı ve deniz ticaret yollarının güvenliğinin önemine vurgu yapılarak, bölgesel güvenlik ve istikrarın sağlanmasına katkı sunacak her türlü çabanın desteklenmesi gerektiği ifade edildi.

ABD Başkanı Donald Trump, İran yönetiminin kendisine yönelik suikast düzenlemesi veya böyle bir girişimde bulunması halinde ABD ordusunun İran’ı "tamamen yok etmeye hazır" olduğunu belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, görevdeki ABD başkanına yönelik olası bir suikast tehdidine değinerek, böyle bir durumda ABD’nin askeri karşılığının çok ağır olacağını ifade etti.
ABD Başkanı, “İran İslam Cumhuriyeti’nin görevdeki ABD Başkanı'na, yani bana, suikast düzenlemesi ya da buna teşebbüs etmesi halinde İran’a doğrultulmuş ve ateşlenmeye hazır 1000 füze bulunuyor. Bunları derhal binlercesi takip edecek.” ifadelerini kullandı.
Trump, ABD ordusuna gerekli talimatların verildiğini belirterek, ordunun bir yıl süreyle, gerekmesi halinde bu sürenin uzatılması kaydıyla, İran’ın tüm bölgelerini "tamamen yok etmeye ve imha etmeye hazır, istekli ve muktedir" olduğunu savundu.
Paylaşımını "Allah'a hamdolsun" ifadesiyle tamamlayan Trump, İran'a yönelik uyarısını yineledi.

ABD Hazine Bakanlığı’nın İran bağlantılı kişi ve kuruluşlara yeni yaptırımlar uygulamasına Tahran yönetiminden tepki gecikmedi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ülkesinin ABD ile varılan mutabakatın hükümlerine uyduğunu, ancak ABD’den benzer bir tutum göremediklerini vurguladı.
Washington yönetiminin son hamlesinin Mutabakat Zaptı'nın (MoU) 9. maddesinde yer alan "Nihai anlaşma imzalanana dek, ABD İran’a herhangi yeni bir yaptırım uygulamayacaktır" hükmünü ihlal ettiğini kaydeden Arakçi, "Bu ihlal, ABD’nin diğer ihlallerinin ve yanlış adımlarının ardından gelmiştir" hatırlatmasında bulundu.
Herkesin mevcut gerçekliği görmesi gerektiğinin altını çizen Arakçi, "Uyum ancak karşılıklı olabilir" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın kendisine yönelik suikast planlarında başarılı olması durumunda "talimatlar verdiğini" ifade etti.
Trump, Tahran yönetimi için bunun bedelinin "çok ağır olacağını" söyledi.
Uzun zamandır Tahran yönetiminin "hedef listesinde" olduğunu kaydeden Trump, suikast girişiminde bulunması durumunda İran'ı "daha önce hiç görülmemiş seviyede bombalamaları için talimat verdiğini" belirtti.
İsrail'in bu hafta ABD Başkanına yönelik bir suikast planına dair istihbarat aldığına dair çıkan haberlere ilişkin görüşü sorulan Trump, İran'ın bu konuyla ilgili yeni bir planı olmadığını ancak Tahran'ın ölüm listesinde yıllardır "ilk sırada" yer aldığını ifade etti.
Haberde ayrıca Tahran'ın, İranlı General Kasım Süleymani'nin öldürüldüğü saldırıyı yönettiği 2020 yılından bu yana Trump'ı hedef listesine koyduğu bilgisine yer verildi.

ABD'li üst düzey yetkililer, Washington ile Tahran arasında son günlerde yapılan görüşmelerin "verimli" geçtiğini ancak İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğine ilişkin açık bir taahhütte bulunması gerektiğini söyledi.
İsmini vermeyen ABD'li yetkililer, dar bir gazeteci grubu ile yaptıkları telekonferans görüşmesinde, Washington'ın İran'dan iki konuda kamuoyu önünde açıklama beklediğini belirtti.
ABD medyasına yansıyan bilgilere göre, yetkililerden biri, "Bizim talep ettiğimiz şey, İranlıların Hürmüz Boğazı'nın tüm geçiş kanallarının açık olduğunu ve artık gemilere ateş edilmediğini kabul eden bir açıklama yapmasıdır. Ya bize bu açıklamayı yapacaklar ya da kendileri açısından iyi bir sonuç olmayacak." ifadelerini kullandı.
ABD'li yetkili, İran'ın son dönemde Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemilere yönelik saldırıların "sistemlerinin hatalı çalışan bir unsurundan kaynaklandığını" Washington'a ilettiğini aktardı.


