GeriDünya Kim kazanır kim kaybeder
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kim kazanır kim kaybeder

BİRİ ABD'nin ilk siyahi kadın talkşovcucu. Aynı zamanda ABD'nin en önemli bireysel markalarından biri. Gündüz saatlerinde yayınlanan programı izlenme rekoru kırıyor, tavsiye ettiği kitaplar yok satıyor, özellikle orta yaşlı kadınların örnek aldığı bir rol modeli. Milyarlarca dolarlık servetiyle ABD'nin en zenginleri, en nüfuzluları arasında. ABD Başkanı seçilen pek çok liderin programında boy gösterdiği tombul ve konuşkan kadın.

İşte önceki seçimlerde başkan adaylarını, sorularıyla köşeye sıkıştırmayı bilen bu kadın, 'talkşov kraliçesi' Oprah Winfrey, şimdi kendi lider adayını öne sürüp, kitlelerden oy istiyor. Winfrey'nin adayı Barack Obama. Şu Illinoisli melez senatör. Oprah, malikanesinde Obama için düzenlediği bağış yemeğinde 3 milyon dolar toplamakla kalmadı, seçim kampanyasına aktif olarak katılıyor. En büyük arzusu, Barack Obama'yı ABD başkanı olarak görmek.

HÜSEYİN OBAMA

Barack Obama'nın karşısında Hillary Clinton var. Hillary Clinton'ın en büyük ve aynı zamande en tehlikeli silahı kocası Bill Clinton. Siyahlar onu, ABD'nin ilk siyahi lideri olarak kabul ediyor. Bu nedenle Hillary Clinton'ı destekleyen siyahların sayısı azınsanamayacak kadar çok. Şimdi o milyonları peşinden sürüklemeyi bilen Oprah Winfrey, "Hillary'ye ve diğer adaylara karşı değilim, ama bu sefer Barack Obama'ya bir şans verin" diyor. Barack Obama'ya gelince. Avukat kökenli 46 yaşında bir senatör. Kansaslı beyaz bir anne ile Kenya'da çobanlık yaparken bursla okumak için ABD'ye gelen bir babanın oğlu. Obama, çocukluğundan beri görmedi babası yüzünden geçtiğimiz günlerde kendisini enteresan bir tartışmanın ortasında buldu. Washington Post Gazetesi'nde yayınlanan bir makalede Obama'nın göbek adının "Hüseyin" olduğu ve Müslüman geçmişi gündeme getirildi. Obama'nın kampanyası topyekun savunmaya geçti. Her fırsatta Hıristiyan olduğu ifade edildi. Bu yetmedi soru bizzat Obama'ya yöneltildi.

MÜSLÜMAN GEÇMİŞİ

Obama ise şu yanıtı verdi: "Babam birçok Müslümanın yaşadığı Kenya'nın bir köyünden. Ama İslam dininin gereklerini yerine getiren biri değildi. Dindar bir adam değildi. Annem ile tanışıyor. Annem Kansaslı bir Hıristiyan, evleniyorlar ve boşanıyorlar. Beni annem büyüttü. Ben her zaman bir Hıristiyandım. İslam ile tek bağlantım büyükbabam ve babamın bu ülkeden gelmesi. Ama asla İslam dinine mensup olmadım. Annemin öğretmenlik işi nedeniyle bir süre Endonezya'da yaşadım. Burası da bir Müslüman ülkeydi. Okula gittim. Ama dinin gereklerini yerine getirmedim. Ama sanırım orada yaşamış olmak onların nasıl düşündüğünü anlamamı sağlıyor." Obama'ya göre Uzakdoğu'daki Endonezyalı Müslümanlar yaşamış olmak, Ortadoğu ile sorunların çözülmesinde dünyanın daha güvenli hale getirilmesinde politikalar üretme konusunda kendisine yardımcı olabilir.

EN ETKİN İKİ KADIN

Obama'nın zayıf noktalarından biri dış politika. Hillary Clinton, sekiz yıl boyunca first lady olarak bizzat politika makinasının içinde yer aldığından, sayısız ülkeyi ziyaret ettiğinden daha deneyimli olduğunu savunuyor. Başkan için hazırlanan günlük brifinglere katılıp katılmadığını açıklamasa bile bunun ne demek olduğunu bildiğini söylüyor. Hatta, bir numaralı hanımefendi olduğu dönemlerde kocası Bill Clinton'ı kararlarına karşı ayak direten bürokratlara karşı kışkırttığı bile iddialar arasında. Irak savaşında Bush Yönetimi'ne yetki veren senatörler arasında yer aldığı için de eleştirilere hedef oluyor. Hakkındaki iddialar, anketlerde ABD'nin en nüfuzlu ikinci kadını seçilmesini engellemiyor. Ülkenin en etkin ikinci kadını ise talkşov kraliçesi Oprah Winfrey.

MARKASI TEHLİKEDE

Cumhuriyetçi Parti'nin de Demokratların da önseçim trafiği 3 Ocak'ta Iowa'da başlayacak. Sonra Wyoming, New Hamshire ve Michigan diye devam edecek. Iowa'da ipi kimin göğüsleyeceği, siyasi hesapların yeniden gözden geçirilmesine neden olacak. Başkan Bill Clinton bile geçtiğimiz günlerde Hillary'nin işinin Iowa'da zor olduğunu söyledi. Dolayısıyla Iowa'da Hillary, Obama ve Senatör John Edwards arasında kıran kırana bir yarışın yaşanması bekleniyor. Bu nedenle Noel tatilini yarıda kesen bütün aday adaylar neredeyse soluğu bölgede aldı. Oprah Winfrey de Obama için seçim meydanlarına indi.

Oprah Winfrey etkisine gelince. Bu da en az Bill Clinton gibi riskli bir silah. Mesela genç kadınlar, Oprah Winfrey'den akıl almaktan hoşlanmıyor, bu nedenle Obama'yı desteklemeyeceklerini söylüyorlar. Oprah Winfrey de bir anlamda partiler üstü olan kendi markasını da tehlikeye atmış oluyor. New York Times'ta yayınlanan bir makaleye göre 8.5 milyon izleyicisi olan, dergisi 2.5 milyon satan Oprah, bu başkanlık yarışında zarar görebilir. David Carr imzalı yazıda, "Winfrey'nin yıpratıcı ve sıradan insan dalaşlarından uzak pozisyonu şimdi masanın üzerine konmuştu. Obama, Oprah sayesinde desteğini artırabilir, ama talkşovcunun kaybedeceği de çoktur. Eğer şovu ve dergisi siyasi bir beyanname gibi algılanırsa piyasaya hakim güçler de kararını buna göre verir. İşte Amerika da budur" diyor.

CUMHURİYETÇİ PARTİ'DE DURUM

ABD Başkanı George W.Bush'un Cumhuriyetçi Partisi'ndeki son durum ise şöyle: ABD'nin en dindar başkan aday adayı damgasını yiyen Mike Huckabee, ne kadar dindar olabileceği tartışma konusu olan Mormon dinine mensup Mitt Romney ve ABD siyaset sahnesinin en saygın senatörlerinden John McCain, Iowa'da başa oynuyor. Eski televaiz ve Arkansas valisi Huckabee'yi "kısa soluklu bir aday" olarak görenlerin sayısı az değil. Iowa'da sonra nefesi kesilebilir diyorlar. Çünkü seçim kampanyasını yürütebilecek maddi güce sahip değil. Siyasi denklemler yeniden gözden geçirileceği için Iowa'daki kapışma heyecanlı geçeceğe benziyor, izlemekte fayda var..

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle