Güncelleme Tarihi:

Basra Körfezi’ni Umman Denizi’ne bağlayan dar su yolu olan Hürmüz Boğazı, dünya enerji güvenliği açısından en kritik deniz yollarından biri olarak kabul ediliyor. Küresel petrol ihracatının yaklaşık yüzde 20’si bu boğazdan geçerek Asya, Avrupa ve Amerika pazarlarına ulaşıyor. Bu nedenle bölgede yaşanabilecek herhangi bir askeri gerilim yalnızca Orta Doğu’yu değil, küresel ekonomiyi de doğrudan etkileyebilecek potansiyele sahip.
ABD’li yetkililer çarşamba günü yaptıkları açıklamada İran’ın boğaza deniz mayınları yerleştirdiğini bildirdi. ABD merkezli düşünce kuruluşu Institute for the Study of War tarafından yapılan analizde, bölgede yaklaşık 10 adet mayın döşenmiş olabileceği tahmin ediliyor. Ancak ABD Başkanı Donald Trump, bu raporların doğruluğu konusunda temkinli bir yaklaşım sergiledi ve ticari gemilere boğazdan geçişlerini sürdürmeleri çağrısında bulundu.
Trump’ın açıklamaları, Washington yönetiminin henüz kesin bir askeri yanıt konusunda karar vermediğine işaret ederken, uluslararası denizcilik sektörü gelişmeleri yakından izlemeye devam ediyor.
İRAN’IN MAYINLARLA SAVAŞ STRATEJİSİ
Uzmanlara göre deniz mayınları İran’ın askeri stratejisinde önemli bir rol oynuyor. Wall Street Journal’da yer alan haberde, Azerbaycan’ın Bakü kentinde faaliyet gösteren Institute for Development and Diplomacy bünyesinde denizcilik tehditleri üzerine çalışan kıdemli araştırmacı Jahangir E. Arasli, İran’ın bu tür silahları özellikle asimetrik savaş konsepti içinde değerlendirdiğini söylüyor.
Arasli’ye göre İran’ın konvansiyonel askeri kapasitesi, özellikle ABD gibi büyük askeri güçlerle doğrudan çatışmaya girmek için yeterli değil. Ancak İran, düşük maliyetli fakat yüksek etki yaratabilecek yöntemlerle bu dengesizliği dengelemeye çalışıyor.
Arasli bu durumu şu sözlerle açıklıyor:
“Bu tür mayınlar asimetrik savaş için son derece etkili araçlardır. İran’ın geleneksel askeri kapasitesi sınırlı olabilir ancak bu tür yöntemlerle karşı tarafa ciddi maliyetler yükleyebilir.”
‘O KARASULAR SADECE İRAN’A DA AİT DEĞİL’
Güvenlik ve Terör Uzmanı Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, ABD, İsrail ve İran arasında iş birliği yapan bir ‘yapının’ varlığına dikkat çekti.
Başbuğ, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “ABD, İsrail ve İran içerisinde iş birliği yapan bir yapı ya da bir ağ olduğunu düşünüyorum. Genel olarak hep ‘iki Amerika’ denir ya, bence ‘iki İran’ da var. Bu iki İran’dan kastım şu: Bir normal devlet yapısı var, bir de paralel bir yapı diyebiliriz. Bu grup dışarıdakilerle ortak çalışıyor. Tüm amaçlarının ise savaşın devamlılığını sürdürmek olduğunu düşünüyorum. Ne zaman Trump olumlu bir açıklama yapsa, hemen bunlar devreye giriyor, el yükseltiyor” ifadelerini kullandı.
Başbuğ, İsrail’in Tahran ve Lübnan’a yönelik operasyonlarını da bu çerçevede değerlendirdi:
“Daha çok yeni Trump, ‘savaş büyük orada bitti’ dediği an, İsrail bir anda güçlü bir şekilde Tahran’ı bombalamaya başladı. Yine Trump, ‘savaşın biteceğine ben karar vereceğim’ gibi bir açıklama yaptıktan sonra bu sefer de Lübnan bombalanmaya başlandı ve orada da hareketlilik sürüyor. Aynı durum şimdi de İran’da mayın olayında görülüyor. Bir anda Hürmüz’de mayın konusu gündeme düştü.”
Başbuğ, mayın iddialarına ilişkin olarak, “İddialara göre mayın döşenmiş değil. Bir yandan hazırlık olduğuna dair de paylaşımlar var. Fakat İran’da bahsettiğim kanat, İsrail ve ABD ile gerilimi artırarak savaşın devamlılığını sağlamaya çalışıyor. Zaten o karasular sadece İran’a da ait değil. Umman’ın da karasuları var. Esas geçiş Umman tarafından yapılıyor, esas derinlik burada. İran tarafı daha sığ” dedi.
Analistlere göre deniz mayınları modern savaş teknolojileri arasında en basit silahlardan biri olarak görülse de etkileri son derece yıkıcı olabiliyor.
İŞTE İRAN’IN MAYIN ENVANTERİ
İran’ın elinde özellikle Basra Körfezi gibi sığ sularda kullanılmak üzere tasarlanmış çeşitli mayın türleri bulunuyor. Yine Wall Street Journal’da yer alan haberde bu silahların en bilinenlerinden biri İran yapımı Maham mayınları.
ABD askeri kaynaklarında yer alan bilgilere göre bu mayınlar 1980’li yıllardan bu yana kullanılan nispeten basit sistemler. Dairesel yapıya sahip olan bu cihazlar, yaklaşık bir metre derinliğe kadar olan sularda yüzebilecek şekilde tasarlanmış durumda.
Mayınların üzerinde bulunan tetikleyici çıkıntılar, gemi gövdeleriyle temas ettiğinde patlamayı tetikliyor. İçlerinde yaklaşık 120 kilogram patlayıcı madde bulunabilen bu sistemler, bir geminin gövdesinde ciddi yapısal hasar oluşturabilecek güçte.
Mayınlar genellikle zincirlerle deniz tabanına bağlanıyor ya da doğrudan tabana sabitleniyor. Bu sayede suyun belirli bir seviyesinde sabit kalabiliyor ve geçen gemiler için görünmez bir tehdit oluşturuyor.
ASIL HEDEF KÜRESEL TİCARET OLABİLİR
Bazı analistlere göre İran’ın mayın stratejisindeki temel amaç her zaman gemileri batırmak değil. Asıl hedef çoğu zaman deniz ticaretini sekteye uğratmak ve ekonomik baskı oluşturmak.
Jahangir E. Arasli’ye göre birkaç mayın bile uluslararası denizcilik şirketlerinin risk algısını değiştirmeye yetebilir. Bu durum sigorta maliyetlerinin artmasına, gemi rotalarının değişmesine ve petrol fiyatlarının yükselmesine yol açabilir.
Wall Street Journal’a konuşan Enerji piyasaları uzmanı Anas Alhajji ise mayınların farklı bir stratejik rol oynayabileceğini belirtiyor. Alhajji’ye göre İran bu tür tahkimatları aynı zamanda ABD’nin olası bir askeri müdahalesini caydırmak için kullanıyor olabilir.
ABD DONANMASI REFAKAT SİSTEMİ KURABİLİR
Bölgede artan güvenlik riski nedeniyle ABD yönetimi üzerinde ticari gemilere askeri refakat sağlanması yönünde baskı artıyor. Hürmüz Boğazı’ndan geçmek isteyen çok sayıda ticari geminin güvenli geçiş için beklediği belirtiliyor.
Trump böyle bir planın değerlendirildiğini doğrulasa da ABD Savunma Bakanlığı henüz resmî bir karar açıklamadı. Eğer refakat sistemi uygulanırsa, ticari gemilere savaş gemileri eşlik edecek ve konvoylar halinde boğazdan geçiş sağlanacak.
MAYIN TEMİZLEME TEKNOLOJİLERİ
Olası bir refakat operasyonunda en kritik görevlerden biri mayın tespiti ve imhası olacak. ABD Donanması bu tür görevler için özel ekipmanlara sahip gemiler kullanıyor.
Bu gemiler sonar sistemleri aracılığıyla deniz tabanını tarayarak mayınları tespit edebiliyor. Daha sonra dalgıç ekipleri veya robotik sistemler devreye girerek mayınları etkisiz hale getiriyor. ABD Donanması son yıllarda bu alanda insansız sistemlere daha fazla yatırım yapıyor. Geliştirilen robotik araçlar, özellikle tehlikeli mayın temizleme görevlerinde insan kaybı riskini azaltmayı hedefliyor.
BÖLGEDE ARTAN SALDIRILAR
Mayın tehdidinin yanı sıra Hürmüz Boğazı çevresinde başka güvenlik riskleri de bulunuyor. İngiliz Donanması’na bağlı UK Maritime Trade Operations merkezi, son iki gün içinde beş ticari geminin füze veya insansız hava araçlarıyla hedef alındığını açıkladı. Bazı gemiler saldırılarda isabet alırken bazıları ise son anda kurtuldu. Buna rağmen şu ana kadar mayın kaynaklı doğrulanmış bir saldırı rapor edilmedi.
Hatta Nisan 1988’de yaşanan bir olay, deniz mayınlarının ne kadar tehlikeli olabileceğini açık biçimde gösterdi. ABD Donanması’na ait USS Samuel B. Roberts (FFG-58) adlı fırkateyn Basra Körfezi’nde bir konvoy görevindeyken mayına çarptı. Patlama gemide ağır hasara yol açtı ve olay Washington’da büyük yankı uyandırdı. Dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan, İran’a karşı sert bir askeri karşılık verilmesini emretti.
ABD bu olayın ardından İran hedeflerine yönelik Operation Praying Mantis adlı büyük bir askeri operasyon başlattı. Operasyon kapsamında İran’a ait petrol platformları, savaş gemileri ve çeşitli askeri tesisler hedef alındı. Bu operasyon, ABD ile İran arasında İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki en büyük deniz çatışmalarından biri olarak kayda geçti.
The Wall Street Journal'ın "Iran’s Sea Mines Are One of Its Most Powerful Weapons" başlıklı haberinden faydalanılmıştır.

