Tatile bile böyle gidilir mi? Dünyayı kurtaran iki inatçı adam: Dr. Uğur Şahin ve Stephane Bancel

Tatile bile böyle gidilir mi Dünyayı kurtaran iki inatçı adam: Dr. Uğur Şahin ve Stephane Bancel

Çok farklı geçmişlerden gelip kendilerini aynı anda aynı noktada bulan iki bilim insanı: Dr. Uğur Şahin ve Stephane Bancel. Dünyayı kasıp kavuran koronavirüsten çıkışın anahtarının ellerinde olduğunu biliyorlardı. Çevrelerini ve yatırımcıları buna ikna etmek için uzun süre var güçleriyle çabaladılar ve nihayet başardılar. Bu haber inanılmaz paralellikteki iki başarının hikayesi...

Haberin Devamı

Takvimler, 2019 yılının Ekim ayının ilk günlerini gösteriyordu. Uğur Şahin, ABD'nin Missouri eyaletinin Kansas City şehrinde bir otoparkta öğleden sonra güneşinin altında ter döküyordu. O ve birkaç meslektaşı haftalardır ABD'nin ve Avrupa'nın dört bir yanında mekik dokuyor, Şahin'in kurucusu olduğu Alman biyoteknoloji şirketi BioNTech'in halka arzı öncesi potansiyel yatırımcıların ilgisini çekmeye çalışıyordu. Ancak seyahatin pek iyi gittiği söylenemezdi.

Yatırımcıların Şahin'le bir problemi yoktu ama şirkete dair çekinceleri vardı. BioNTech çeşitli kanserlerin ve bulaşıcı hastalıkların tedavisi için ilaçlar ve aşıların geliştirilmesi üzerine çalışıyordu. Çalışmalarında öne çıkan noktalardan biri de "mesajcı RNA" adı verilen bir moleküldü. Söz konusu molekül vücuttaki hastalıklı bölgeye bir dizi komut taşıyor, bu komutlar hastalığı durdurmayı başarıyordu. Aslına bakılırsa Şahin hayatının 20 yılından fazlasını, bağışıklık sistemine hastalıkla mücadele etmeyi nasıl öğretebileceğini araştırmakla geçirmişti. Araştırmalarını hayata geçirebilmek için şirketini halka arz etmesi gerekiyordu ancak yatırımcılar bir türlü ikna olmuyordu ve buna Şahin'in az evvel görüştüğü Kansas City ortak fonunun yöneticisi de dahildi.

Mesajcı RNA molekülünün hem bilim hem de iş dünyasında tarihin en büyük başarılarından birinin temelini oluşturacağını henüz kimse bilmiyordu. Kimsenin bilmediği bir diğer önemli şey de Şahin'in ve ilaç sektörünün çok küçük bir başka oyuncusunun yöneticisi Stephane Bancel'in bu başarıda kritik rol oynayacağıydı. Covid-19 pandemisi 2020'lerin başında dünyayı altüst ederken, sektörün dışından gelen bu iki isim, yüz binlerce kişinin hayatını kurtaracak aşılara imza atacaktı.

Haberin Devamı

"DÜNYAYI KURTARMAK İÇİN BİR ŞANS"

ABD'de yayımlanan ekonomi gazetesi Wall Street Journal geçtiğimiz hafta sonu Şahin ve Bancel'in hikayelerine odaklanan çarpıcı bir haber yayımladı. Gazetenin muhabirlerinden Gregory Zuckerman'in imzasını taşıyan haber, aslında ABD'de bugün raflarla buluşacak "A Shot to Save the World: The Inside Story of the Life-or-Death Race for a COVID-19 Vaccine" (Dünyayı Kurtarmak İçin Bir Şans: Covid-19 Aşısı İçin Ölüm Kalım Yarışının Arka Planı) isimli kitaptan kısa bir alıntı. Kitap hem Şahin ve Bancel'i hem de şirketlerini yakından tanıyan 100 kadar bilim insanı, yönetici ve yatırımcıyla yapılan mülakatlar üzerine oturuyor ve BioNTech ve Moderna şirketlerinin mRNA teknolojisiyle ürettikleri Covid-19 aşısının başarısına ışık tutuyor.

Ancak 2019 yılının sonbaharında Şahin'in böyle bir başarıya ulaşması pek olası görünmüyordu. O zaman 54 yaşında olan Şahin'in desteğe ihtiyacı olduğu ortadaydı. Yumuşak bir sesle konuşan ciddi bir adam olan Şahin, yatırımcı görüşmelerine giderken her zamanki tişörtlerini, kot pantolonlarını ve spor ayakkabılarını çıkarıp şık takım elbiseler giyiyordu.

Haberin Devamı

Tatile bile böyle gidilir mi Dünyayı kurtaran iki inatçı adam: Dr. Uğur Şahin ve Stephane Bancel

KAYBETMEYE HİÇ TAHAMMÜLÜ YOKTU

Şahin, birçok biyoteknoloji şirketinin yöneticisinden farklı bir profile sahipti. Kariyerinin ilk dönemlerinde bazılarının aşırı bulduğu bir rekabetçilik örneği sergilemişti. Her yıl o ve diğer BioNTech çalışanları, şirket yakınlarındaki bir parka pikniğe gidiyor, bu pikniklerde gelenekselleşmiş bir bayrak yarışı yapıyordu. Bir yıl Şahin'in takımı yarışı burun farkıyla kaybetti. Şahin bu duruma o kadar bozuldu ki siniri geçsin diye yarım saat yürüyüş yapmak zorunda kaldı.

Haberin Devamı

Ofise döndüğünde birileri "Nasılsın?" diye sordu. "İyiyim" dedi ama sesindeki kızgınlık laboratuvardaki bir arkadaşını bile şaşırtacak kadar belliydi.

Şahin ve kendisi gibi kanser araştırmacısı olan eşi Dr. Özlem Türeci, BioNTech'i 2008 yılında Almanya'nın Mainz şehrinde kurdu. Çiftin hayat felsefesi 'Hep çalışmak, çok çalışmak'tı. Akşamları evlerine gittiklerinde bile, kendilerine birer fincan çay ya da kahve hazırlayıp gece geç saatlere kadar araştırma yapıyor makale yazıyorlardı.

GÜNDE 4 SAAT UYUYORLARDI

Haberin Devamı

Ekip arkadaşlarına söylediklerine göre, uyumak için günde 4 saat vakit ayırıyorlardı. Hatta bu 4 saatin sadece 2 saati aynı zamana denk geliyordu. Bir başka deyişle biri uyumaya gittiğinde diğeri çalışıyor, o henüz uyurken diğeri kalkıp çalışmaya başlıyordu. Neden böyle tuhaf bir uyku alışkanlığı benimsediklerini kesin bir biçimde bilen yoktu. Çalışanlarına göre, Şahin araştırmacılara yaptıkları işin önemini fark ettirmek için böyle pasif-agresif mesajlar veriyordu.

Şahin ve Türeci çiftinin kızlarıyla birlikte gittikleri tatiller de alışılmışın dışındaydı. Örneğin Kanarya Adaları'nda her şey dahil bir tatil köyüne gidiyor, giderken yanlarına 3-4 bilgisayar, birkaç tane de 27 inçlik monitör alıyorlardı. Böylece tatilde bile çalışmayı sürdürüyorlardı. Tatile giderken yanlarına aldıkları altı valizden birini bilimsel makalelerle dolduruyorlardı. Şahin havuz başında bile bu makaleleri okuyordu.

Haberin Devamı

Üstelik bütün BioNTech ekibinden beklentileri de işlerini en önemli öncelikleri olarak görmeleriydi. Yeterince adanmış olmayan çalışanlarla yollar kısa süre içinde ayrılıyordu.

Şahin'in odaklandığı tek şey tıpta çığır açmaktı. Şirketin 2019 yılında halka açılmaya hazırlandığı dönemde bile Şahin ve Türeci çifti mütevazı bir apartman dairesinde yaşıyordu. Televizyonları ya da otomobilleri yoktu. Şahin her gün işe oldukça eskimiş bir bisikletle gidiyordu.

Tatile bile böyle gidilir mi Dünyayı kurtaran iki inatçı adam: Dr. Uğur Şahin ve Stephane Bancel

ZOR BİR KARAR VERMELERİ GEREKİYORDU

Ancak 2019 sonbaharında Şahin halka arz için destek bulmaya çalışırken, yatırımcılar şirket ve yaklaşımı konusunda çekincelerini dile getiriyordu. BioNTech, 11 yıllık bir şirketti ama onaylanmış bir aşıya henüz yaklaşmış değildi. Geliştirdikleri bir ilaç Faz 2 deneme aşamasındaydı. Şirketin aşıları henüz sadece 250 kişiye uygulanmıştı. Borsa baskı altındaydı, biyoteknoloji hisseleri değer kaybediyor, çok az yatırımcı başarılı olup olamayacağı belirsiz bir Alman şirketine büyük miktarda para yatırmak için heves gösteriyordu.

Yorgun ve gergin bir halde olan Şahin, Kansas City'deki otoparkta ter dökerken, bir yandan da telefonda bir başka yatırımcıyla konuşuyordu. Telefonu kapattıktan sonra beraberindekilere döndü ve konuşmayı özetledi: Yatırımcı halka arz fiyatı düşürüldüğü takdirde yatırım yapmayı kabul ediyordu. Sevimsiz bir tercihle karşı karşıyaydılar: Ya halka arzı tamamen iptal edecek ya da yatırımcıların ilgisini çekme ümidiyle fiyat kıracaklardı. BioNTech ekibinin bir kısmı yakıcı güneşten kaçıp minibüslerinin içine sığınmıştı. Herkes yorgundu ve eve gitmeye hazırdı. Şahin, "Bir karar vermemiz lazım" dedi.

Ve sonunda kararını fiyatı düşürmekten yana kullandı. Araştırmalara devam edebilmek için paraya ihtiyaçları vardı. Birkaç gün sonra yüzünde solgun bir gülümsemeyle New York Borsası'nın çanını çalıyordu. Halka arz sürecinde şirketin değeri 3,4 milyar dolar olarak belirlendi. Hisse satışından 150 milyon dolar gelir elde edildi ki bu rakam hedeflenen meblağın yarısının biraz üzerindeydi. Hisse fiyatında gidilen indirime rağmen, BioNTech hisseleri yüzde 5 değer kaybetti.

Bir gün yatırımcılar ve başkaları BioNTech'in ne yapmaya çalıştığını anlayacaktı. Şahin bundan çok emindi.

ATLAS OKYANUSU'NUN DİĞER YANINDA BENZER SORUNLAR

Aynı dönemde başka bir aşı araştırmacısı da şüphelerle boğuşuyordu. ABD'nin Massachusetts eyaletinin Cambridge şehrinde Moderna isimli küçük bir şirketi yöneten Stephane Bancel'in mRNA molekülleri kullanarak güvenli ve etkili ilaç ve aşı geliştirme arayışında karşısında Şahin'den bile daha büyük soru işaretleri buluyordu.

O zaman kadar araştırmacılar mRNA üzerinde onyıllarca çalışmıştı ve birçok uzman bu fikrin boş olduğuna hükmetmeye başlamıştı. Molekül hücrelerimizde gerekli proteinlerin üretilmesini sağlıyordu ama çok kısa süre içinde vücuttaki enzimler tarafından parçalanıyordu. Molekülü vücuda enjekte edip hücreye ulaşmasını ve proteini üretmesini sağlamak neredeyse imkânsız görünüyordu. Moderna ve BioNTech'in yapmaya çalıştığı da tam olarak buydu.

Wisconsin'de nadir genetik hastalıkları olan çocuklarla çalışan bir bilim insanı ile Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nden bir kök hücre araştırmacısı mRNA'nın potansiyelini ortaya koyan birkaç çalışma yapmıştı ama bilim dünyasının önemli bir kısmı bu çalışmaları yok sayıyordu. Bancel'in şirketinde genç bir bilim insanı da mRNA'nın kimyasal temel taşlarını değiştirerek bazı engelleri ortadan kaldırmanın yolunu bulmuştu. Ancak Moderna ilaç üretiminde böyle zorluklar yaşadığından aşı çalışmalarına yönelmişti. Aşı çalışmaları da çok az yatırımcının değer verdiği kâr potansiyeli oldukça düşük ve kalabalık bir alandı.

MODERNA ÇALIŞANLARI BİRER BİRER TÜKENİYORDU

Bancel'in memleketi Fransa'nın Marsilya şehriydi. 47 yaşındaki kalın dudaklı çukur çeneli bu adam, Steve Jobs benzeri siyah boğazlı kazaklarıyla tanınıyordu. Önce mühendislik okumuş ardından Harvard İşletme Fakültesi'nden mezun olmuştu. Bu eğitimi sayesinde bazı çevrelerde saygın bir isim olsa da bilim dünyası tarafından kabul edilen bir kişi değildi. 2019 itibarıyla 8 yıldır Moderna'nın başındaydı. (Moderna kelimesini "değiştirilmiş" anlamına gelen "modified" ve "RNA" ifadelerini bir araya getirerek bulmuşlardı.) Bancel, bilimsel kazanımlarından çok Moderna'nın başarılı olacağına dair yatırımcıları ikna etme becerisiyle tanınıyordu.

Şüphecilere bakılırsa, bir gün birileri mRNA teknolojisinin işe yaramasını sağlayabilirdi, ama o kişinin Bancel olmayacağı kesindi. Sektörden insanlar Moderna'nın ilk günlerine dair hikayeleri biliyordu: Bancel çalışanlarını sık sık haşlamasıyla ve diken üstünde tutmasıyla tanınıyordu. Bir keresinde bir gruba "Yüzde 50'niz seneye burada olmayacak" demişti.

Çalışanlar Bancel'in hızına ve beklentilerine yetişmeye çalışıyor, bazen kendilerini makul seviyenin ötesinde zorluyordu. Genç bir bilim insanı, Summar Siddiqui, 12 saat mesai yaptığı bir gün ofisin mutfağında yere yığılmış ve tedavi için acile kaldırılmıştı. Bir başka bilim insanı da strese dayanamamış evinde bayılmış, kafasını masanın kenarına çarpmış ve bilincini kaybetmişti. Bir kan gölünün ortasında uyanan bilim insanı hastaneye kaldırılmıştı. Bir başkası duşta kendinden geçmiş, bir araştırmacı da Moderna'nın ofisine yakın bir otoparkta bayılmıştı. Bir iş arkadaşının ayılttığı araştırmacı ofise dönmekte ısrar etmiş ancak yakınlarda bulunan Mount Auburn Hastanesi'ne gitmeye zar zor ikna edilmişti.

Bancel'e göre, siniri ve sabırsızlığı gereksiz değildi. Moderna'nın elinde tıpta devrim yaratmak için bir şans vardı ve Bancel rakiplerin soluğunu ensesinde hissediyordu. Ekibini mümkün olduğunca hızlı hareket etmeye zorlamak zorundaydı.

Tatile bile böyle gidilir mi Dünyayı kurtaran iki inatçı adam: Dr. Uğur Şahin ve Stephane Bancel

NİYET İYİYSE KABALIK DEĞİLDİR

Gregory Zuckerman'a yaptığı açıklamada Bancel, kullandığı dille ilgili olarak, "Niyet can yakmak olmadığı müddetçe bu kabalık değildir" diye konuştu. Bancel, Siddiqui'nin de yere yığılma olayının üzerinden 9 yıl geçmiş olmasına karşın halen Moderna bünyesinde çalışmakta olduğunu vurguladı.

2019 yılına geri dönersek, Moderna bünyesindeki uzmanlar mRNA aşıları alanında sessiz sedasız ilerleme kaydediyordu. Bancel sadık bir ekip kurmayı ve ekip üyelerine mRNA moleküllerinin yapabilecekleri konusunda ilham vermeyi başarmıştı. Çalışanlarına, "Krize tepki gösterebilen şirket olacağız" diyordu.

Moderna'nın dışındaki bilim insanları, yatırımcılar ve diğerleri Bancel'in şirketin potansiyelini abarttığından şüpheleniyordu. Bir bilim yayını Bancel'i Elizabeth Holmes'la bile kıyaslamıştı. (Holmes, kan testi işiyle uğraşan Theranos isimli start-up'ın bugün gözden düşmüş CEO'suydu ve Bancel gibi siyah boğazlı kazakları çok seviyordu.)

MODERNA HİSSELERİ ERİYORDU

2019'un sonuna gelindiğinde, bu eleştiriler Moderna üzerindeki etkisini göstermeye başladı. Şirketin hisseleri bir yıl önceki halka arz değerinin yüzde 15 altında işlem görüyor, Bancel'in yeni kaynak bulması gittikçe zorlaşıyordu. Moderna harcamalarını kısmak zorunda kaldı. Bazı yatırımcılar şirketin odağının aşılara kaymasından rahatsızdı.

Moderna araştırmacıları ise eleştirilerin haksız olduğunu düşünüyordu. Onlar, genetik komutlar içeren mRNA moleküllerini enjekte ediyor, vücutta bol miktarda protein üretimini sağlıyor ve böylece bağışıklık sistemine hastalığa karşı korunmayı öğretmeye çalışıyordu. Moderna, mRNA teknikleri konusundaki merakı artan Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Direktörü Anthony Fauci ve ABD hükümeti bünyesinde görev yapan diğer üst düzey bilim insanlarıyla birlikte çalışmaya bile başlamıştı.

Ancak Moderna da aşılarını çok fazla insanda test etmemişti. Tıpkı Şahin ve BioNTech gibi, Bancel'in şirketi de henüz onaylanmış bir aşıya yakın değildi. Bir aşı için ilk kez Faz 2 denemesi yapma noktasındaydılar ve ürünlerin hiçbiri için son deneme aşamasında değildiler. 2023 itibarıyla piyasaya bir aşı sürmeyi umuyorlardı ama bu hedef bile fazla büyük görünüyordu. Zira geçmişte etkili bir aşının geliştirilmesi için gereken süreler 10 yılı buluyordu, tarihin en hızlı aşısı olan kızamık bile 4 yılda geliştirilmişti. Moderna'nın yakın zamanda başarıya kavuşmasını beklemek için ortada bir sebep yoktu.

Tatile bile böyle gidilir mi Dünyayı kurtaran iki inatçı adam: Dr. Uğur Şahin ve Stephane Bancel

ÇİN'DEN İLK VAKA HABERLERİ GELMEYE BAŞLADI

Bancel, Aralık 2019'da eşi ve kızlarıyla birlikte Noel ve yeni yılı geçirmek için Fransa'nın güneyinde bulunan evine tatile gitti. Böylece şirketle ilgili işlerin baskından da biraz uzaklaşmayı istiyordu.

Yeni yılın ilk günlerinde bir sabah erken kalkıp mutfağa gitti. Kızlarını uyandırmamak için dikkat ederek kendine biraz çay yaptı ve tabletini alıp mutfak masasına yerleşti. Önce e-postalarına baktı, ardından haberlere. Bu başlığı görünce tüyleri diken diken oldu: Çin'in güneyinde bir akciğer hastalığı yaygınlaşıyordu.

Bancel, ABD hükümetine bağlı üst düzey bir bilim insanı olan Barney Graham'e bir mesaj göndererek, "Ne olduğunu biliyor musun?" diye sordu.

Ulusal Sağlık Enstitüleri'nde (NIH) üst düzey bir aşı araştırmacısı olan Graham, kendisinin ve ekibinin salgından haberdar olduklarını söyledi. Twitter'da ve Weibo'da yayılan dedikodular, Wuhan şehrinde yoğunlaşmış zatürre vakalarına işaret ediyordu. Graham, laboratuvarındaki genç uzmanlardan Kizzmekia Corbett'e e-posta göndermiş ve "Hazırlanmalıyız" demişti. Ama detaylar çok sınırlıydı. Graham hastalığa sebep olan virüs mü bakteri mi onu bile bilmiyordu.

Bancel yayılmakta olan hastalık hakkında düşünmeden duramıyordu. Şirketinde çalışan uzmanların bakteri enfeksiyonları konusunda hiç deneyimi yoktu ama yayılan şey gerçekten bir virüsse o zaman bir şeyler yapabilirlerdi. Belki de nihayet mRNA'nın işe yaradığını kanıtlayabileceklerdi.

Bancel, Graham'e mesajlar göndermeye devam etti. "Son gelişmeler ne?", "Bir haber aldınız mı?", "Virüs mü?" diye soruyor, her seferinde biraz daha acil yanıtlar bekliyordu.

Graham, Bancel'e hastalığın sebebini öğrenir öğrenmez bilgilendirme sözü verdi. Birkaç gün sonra Bancel, ailesiyle Boston'a geri döndü ama aklı hâlâ salgındaydı. Çin'deki hastalık işinin büyüyeceğinden şüpheleniyordu. Peki neydi bu hastalık?

ŞAHİN VİRÜSÜN PANDEMİYE DÖNECEĞİNDEN EMİNDİ

Ocak 2020'nin ortalarında, Uğur Şahin de Wuhan'dan çıkan koronavirüsün yayılacağından ve bir pandemiye yol açacağından emindi. Bir sabah erkenden BioNTech'in üst düzey yetkililerini toplantıya çağırdı ve "Bir aşıya ihtiyacımız olacak" dedi. "Bence mRNA'mızı kullanarak bu konuda bir şeyler yapabiliriz."

Ancak birkaç gün sonra ofise girdiğinde, çalışanları devam etmekte olan Mainz Karnavalı hakkında sohbet ederken buldu. Aşı çalışmasına odaklanmış bir halleri yoktu. Bu durum Şahin'i çileden çıkardı. Çalışanlara enfeksiyondan kaçınmaları için tatil planlarını iptal etmelerini ve toplu taşıma kullanmayı bırakmalarını söyledi.

Araştırmacılara, "Aşıya odaklanmanız gerekiyor, bu konuda çok ciddiyim" demiş ve milyonlarca insanın bu yeni virüs nedeniyle ölebileceğini anlatmıştı. Bu konuşma etkili oldu ve BioNTech'te çalışmalar hızlandı.

Şahin, Pfizer'de üst düzey bir bilim insanı olan Philip Dormitzer'i aradı. Dormitzer, Şahin'e "Aşıyla fazla vakit kaybetmeyin" dedi ve geçtiğimiz on yılda ortaya çıkan iki koronavirüsü hatırlatarak, "SARS da MERS de kolayca kontrol altına alındı" dedi.

Şahin, Dormitzer'in uyarısına kulak asmadı ve aşı çalışmalarını sürdürdü. Ama yardıma ihtiyacı vardı. Çünkü BioNTech'in bilançosunda sadece 300 milyon dolar vardı. Bir başka üst düzey Pfizer yetkilisi olan Kathrin Jansen'i aradı. Neyse ki Jansen, virüs konusunda Dormitzer'e kıyasla daha endişeliydi. İki şirket aşı konusunda iş birliği yapma kararı aldı. Şahin yapabileceklerinden umutluydu.

Tatile bile böyle gidilir mi Dünyayı kurtaran iki inatçı adam: Dr. Uğur Şahin ve Stephane Bancel

MODERNA ABD HÜKÜMETİYLE BİRLİKTE ÇALIŞMAYA BAŞLADI

Bancel ekibine aşının bir öncelik olduğunu söyledi. Ancak Moderna'nın başkanı Stephen Hoge, temkinliydi. Şirketin sadece 800 çalışanı ve sınırlı miktarda parası vardı. Üstelik hiç ileri faz denemesi yapmamışlardı. Moderna'nın bir Covid-19 aşısı geliştirip başarısız olması durumunda, şirketin sonu gelebilirdi. Yatırımcılar her şeyi bırakıp aşıya odaklanılmasını asla affetmezdi.

Ama Bancel ısrarcıydı. Moderna'nın kısa sürede bir aşı geliştirilmesi için Graham'in NIH'teki ekibiyle birlikte çalışmasına karar verildi. Hatta daha sonra Trump yönetiminin başlattığı "Işık Hızı Ötesi Operasyonu" kapsamında Moderna'ya daha fazla yardım aktarıldı. Şubat ayında şirket ilk parti Covid-19 aşılarını NIH'e gönderdi ve fareler üzerinde testler başladı. İlk sonuçlar aşıların koronavirüse karşı antikor oluşumunu sağladığına işaret ediyordu. Bu erken ama umut verici bir işaretti.

Bancel Moderna'nın üst düzey yöneticileriyle bir toplantı düzenledi. Normalde böyle toplantılarda üzerinden öz güven akardı ama bu kez ciddi ve kontrollüydü. Toplantıdakileri endişelendirmiş, "Bizden bir aşı yapmamız istendi. Denemek zorundayız" demişti.

Çalışanlar Bancel'i büyük bir ciddiyete dinledi. Bazıları anın ciddiyetinin farkına ilk kez varıyordu. Kendi sağlıklarını, ailelerinin karşı karşıya olduğu tehdidi ve önlerindeki büyük zorluğu düşündüler.

YAZ İLERLEDİKÇE ŞAHİN VE BANCEL'İN GERGİNLİĞİ ARTIYORDU

2020 yılının yazında Şahin'in morali yerindeydi. Aşı denemeleri üzerinde çalışıyor, imalat sorunlarının çözümüne yardımcı oluyor ve aşıların çeşitli ülkelere ne şekilde dağıtılacağıyla ilgili müzakereleri yürütüyordu.

Ancak yazın sonuna doğru aşının Faz 3 deneme sonuçları beklenirken, Şahin'in gerginliği de arttı. Etkili bir aşı pandemiyi sonlandırabilir ve şirketine başka aşılar ve ilaçlar üretme fırsatını sunabilirdi. Başarısızlık durumunda ise pandemi ve küresel felaket uzayacaktı.

Şahin'in çalışmalarını uzun zamandır desteklemekte olan Alman iş adamı Thomas Strüngmann, Şahin'in kafasını dağıtmaya ihtiyacı olduğunu fark etti. Her hafta pazar akşamları yaptıkları görüşmelerde, Strüngmann Şahin'le kitaplar, filmler ve diğer hafif konular hakkında sohbet etmeye başladı. BioNTech aşıları dışında ne varsa konuşuyorlardı. Böylece Strüngmann, Şahin'in keyfinin yerine geleceğini umuyordu.

Bancel ve diğer üst düzey Moderna yöneticileri de aşının son aşama deneme sonuçları öncesinde sinirlerini gevşetmenin yolunu arıyordu. Önce günlük Zoom toplantılarında bir-iki kadeh içki içip sohbet etmeye başladılar. Ama birkaç hafta sonra bu alkollü sohbetlerin belaya davetiye çıkarmak olduğunu fark edince toplantılarda içki içme adetine son verdiler.

Ancak Bancel'in kafa dağıtmak için daha sağlıklı alternatifleri de vardı. Sık sık yakın arkadaşlarıyla Zoom sohbetleri yapıyordu. Genelde oldukça yorgun görünüyor, bazen görüşmelere 3 saatlik uykuyla katılıyordu. Ama Bancel'in bir türlü sohbeti bitiresi gelmiyordu. Tansiyon yükseldikçe bu zor bulunan sükûnet anlarına daha sıkı sarılıyordu.

Tatile bile böyle gidilir mi Dünyayı kurtaran iki inatçı adam: Dr. Uğur Şahin ve Stephane Bancel

BIONTECH'İN YÜZDE 95 ETKİSİ ÇALIŞANLARI BİLE ŞOKE ETTİ

8 Kasım Pazar günü, Şahin ve Türeci'ye aşının Faz 3 denemelerinin sonuçları bildirildi: 44 bin katılımcının önemli bir kısmı SARS-CoV-2 virüsüyle enfekte olduktan sonra bir ara analiz yapılmıştı.

Almanya'da saat 22.00 sularında Şahin ve Türeci, BioNTech'in üst düzey yöneticilerinden beşiyle bir görüntülü konferans araması başlattı. Yöneticilerden biri, Sean Marett, çoktan uyumuş olan çocuklarını uyandırmamak için görüşmeye evinin bodrumundan katılmıştı. Etrafında oyuncaklarla koltuğunun ucunda oturuyordu. Terli avuçlarıyla gelecek haberleri ekliyordu.

Şahin, "Sonuçları aldık" dedi ve şunları söyledi: Virüsle enfekte olanların neredeyse tamamı plasebo grubundaydı. Pfizer/BioNTech aşısı yüzde 95 etkiliydi.

Mutlak bir sessizlik oldu. Çalışanlar şoke olmuştu. Ardından Marett kahkaha atmaya başladı. Birkaç saniye sonra görüşmedeki herkes kontrolsüz bir biçimde gülüyordu. Bir anda ayların korkusu, baskısı ve gerginliği vücutlarından boşalmıştı.

YA MODERNA, BIONTECH KADAR ETKİLİ DEĞİLSE?

Bir hafta sonra Moderna aşısının denemelerini denetleyen veri güvenliği izleme komitesi, şirketin Faz 3 çalışmalarının ara dönem sonuçlarını paylaşmaya hazırdı. Görüşmeye Moderna adına katılan Hoge, dehşet içindeydi. Pfizer/BioNTech'in sonuçları çok iyi çıkmıştı. Moderna ona yaklaşamazsa ne olacaktı? Öğle saatlerinde komite üyeleri Hoge'a ve Fauci'ye haber göndererek sonuçları paylaşmaya hazır olduklarını bildirmişti.

Hoge, ekranda gördüğü yüzlere bakıyor ve "Gülümseyin ne olur! Bari biriniz gülümseyin" diye düşünüyordu.

Komitenin başkanı gruba hitap etti, denemenin amaçlarını ve ne bulmayı umduklarını anlattı. Hoge sabırsızlığını gizlemeye çalışıyor ve içinden, "Amaç mı? Kardeşim, pandemiyi durdurmaya çalışıyoruz, amaç bu!" diyordu.

O esnada Bancel ve diğerlerinden de Hoge'a mesajlar yağıyordu. Herkes, "Ne oluyor?" diye soruyordu.

Ardından rakamlar açıklandı. Moderna aşısının insanları Covid-19 'a karşı korumakta yüzde 94,5 etkili olduğu kanıtlanmıştı. Hoge kulaklarına inanamıyordu. Bir an kendinden geçti. Ardından "Önemli bir bilgiyi kaçırdım mı?" diye paniğe kapıldı.

Toplantıdan birkaç saniyeliğine uzaklaşıp iş arkadaşlarına bir mesaj attı. "Başardık" yazmıştı.

Boston'daki evinde eşi Bancel'i kapıda karşıladı. Çift birbirine sarılırken 18 yaşındaki kızları üst kattan, 16 yaşındaki kızları ise alt kattan koşa koşa yanlarına geldi. Bütün aile bir anda gözyaşlarına boğuldu.

The Wall Street Journal'da yayımlanan "The Unlikely Outsiders Who Won the Race for a Covid-19 Vaccine" başlıklı haberden derlenmiştir.