Güncelleme Tarihi:

ABD ile İran arasında artan gerilim, hava sahasında dikkat çekici bir gelişmeyle yeni bir boyuta taşındı. Washington yönetiminin İran savunma unsurlarına yönelik bombardımanlarını yoğunlaştırdığı bir dönemde, Tahran’dan gelen bir iddia askeri dengelere ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Daily Mail’de yer alan haberde birkaç gün önce İran ordusu, ABD’nin en gelişmiş savaş uçaklarından biri olan F-35 Lightning II model bir hayalet uçağı uçaksavar topçu ateşiyle vurduğunu öne sürdü.
ABD tarafı ise olayı kısmen doğruladı. ABD Merkez Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, bir F-35 savaş uçağının İran üzerinde muharebe görevi yürütürken acil iniş yapmak zorunda kaldığı belirtildi. Açıklamada uçağın düşürüldüğüne dair bir ifade yer almadı ama teknik bir sorun ya da dış müdahale ihtimali açık bırakıldı.
ABD Donanması’ndan Kaptan Tim Hawkins, uçağın güvenli şekilde indiğini ve pilotun durumunun stabil olduğunu açıkladı. Ancak pilotun yaralanıp yaralanmadığına dair net bir bilgi paylaşılmadı.
‘ABD İSTERSE BU TÜR BİR DURUMU GİZLEYEBİLİR VEYA ÖRTBAS EDEBİLİRDİ, NEDEN YAPMADI?’
Resmî açıklamalardaki eksikliklere dikkat çeken Coşkun Başbuğ, “Normal şartlarda bu tür olaylarda uçağın nereden kalktığı, nereye gittiği, hasarın nerede oluştuğu ve nereye indiği gibi detaylar paylaşılır. Ancak bu olayda söz konusu detaylar açıklanmadı. İran eğer gece yarısı bir uçağı vurmuş olsaydı, bunu anında tüm dünyaya servis ederdi. ABD’nin açıklamasından sonra görüntü paylaşılması kafalarda soru işareti oluşturuyor” diye konuştu.
ABD’nin “hasar aldı” yönündeki açıklamasını da değerlendiren Başbuğ, bunun siyasi bir arka planı olabileceğini dile getirerek, “ABD isterse bu tür bir durumu gizleyebilir veya örtbas edebilirdi. Ancak son iki haftadır kamuoyunu ikna etmeye yönelik bir siyasi kampanya yürütülüyor. ‘Biz yapmasaydık onlar yapacaktı’ söylemi öne çıkarılıyor” dedi.
Başbuğ, açıklamanın bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Acaba Donald Trump, bu kampanya kapsamında ‘biz de tehdit altındayız’ mesajı vermek için böyle bir açıklama yapılmasını istemiş olabilir mi? Bu ihtimal de göz ardı edilmemeli” değerlendirmesinde bulundu.
PEKİ ‘GÖRÜNMEZLİK’ BİR EFSANE Mİ?
Ancak uzmanlar, F-35’in tamamen görünmez olduğu yönündeki algının gerçeği yansıtmadığını vurguluyor. Daily Mail’e konuşan Hudson Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Can Kasapoğlu, bu konuda dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Kasapoğlu’na göre F-35 aslında görünmez değil, yalnızca düşük gözlemlenebilirliğe sahip bir platform.
Kasapoğlu, “Bu sistem tespiti tamamen ortadan kaldırmaz; tespiti geciktirir, izlemeyi zorlaştırır ve angajman riskini azaltır” ifadelerini kullandı. Uzman isim, uygun koşullar altında her türlü hava aracının tespit edilebileceğini, asıl önemli olanın bu tespitin ne zaman ve hangi doğrulukta gerçekleştiği olduğunu belirtti.
Bazı radar sistemleri (özellikle çok yüksek frekanslı (VHF) ve ultra yüksek frekanslı (UHF) radarlar stealth teknolojisini belirli ölçüde aşabiliyor. Ancak bu tür sistemlerin sağladığı veriler genellikle silah kalitesinde olmuyor. Yani bir hedefin yaklaşık konumu belirlenebilse de bu veriler doğrudan bir füze kilidi için yeterli hassasiyeti sunmuyor.
İran yönetimi, daha önce de ABD’ye ait F-35 uçaklarını tespit edebildiğini iddia etmişti. Ancak bu tür tespitlerin, hedefi doğrudan vurabilecek seviyede olmadığı değerlendiriliyor.
YEMEN ÖRNEĞİ VE ARTAN RİSKLER
Benzer bir durum daha önce Yemen’de de yaşandı. İran destekli Husi güçleri, nispeten basit kızılötesi sistemlerle gelişmiş hava araçlarına karşı etkili olabileceklerini göstermişti. Bölgede görev yapan F-35 pilotlarının, karadan havaya füzelerden kaçınmak için yoğun manevralar yapmak zorunda kaldığı ve bazı saldırılardan son anda kurtulduğu rapor edilmişti. Bu örnek, düşük maliyetli ancak akıllı sistemlerin, ileri teknoloji platformlara karşı asimetrik avantaj yaratabileceğini ortaya koydu.
ABD STRATEJİSİ DEĞİŞİR Mİ?
Tüm bu gelişmelere rağmen uzmanlar, ABD’nin genel hava harekâtı stratejisinde köklü bir değişiklik beklemiyor. Pasif kızılötesi sistemlerin tek başına değil, “katmanlı hava savunma” yaklaşımının bir parçası olarak kullanıldığı değerlendiriliyor.
Yani radar, elektronik istihbarat ve kızılötesi sistemler birlikte çalışarak daha etkili bir savunma ağı oluşturuyor.Bu bağlamda F-35’in en büyük avantajı olan ‘tespit edilmeden önce vurma’ kabiliyeti hâlâ geçerliliğini koruyor. Uzmanlar, uçağın modern savaş doktrininde kritik rol oynamaya devam edeceği görüşünde birleşiyor.



Trump'ın açıklamaları sonrası petrol fiyatlarında sert düşüş