Güncelleme Tarihi:

Rusya, eylül ayında yaptığı açıklamada, Washington’ın da aynı yönde adım atması koşuluyla, anlaşmanın temel sınırlamalarına en az bir yıl daha uymaya hazır olduğunu bildirmişti. Ancak Trump yönetimi bu teklife şu ana kadar resmî bir yanıt vermedi.
Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, salı günü yaptığı açıklamada, “Zaman hızla tükeniyor ve sadece birkaç gün içinde dünya muhtemelen bugüne kadar olduğundan daha tehlikeli bir durumda olacak” ifadelerini kullandı.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov de Stratejik Saldırı Silahlarının Azaltılması Anlaşması’nın süresi dolana kadar ABD’ye yeni bir resmî bildirimde bulunmayacaklarını açıkladı.
Peki New START Anlaşması neydi, neden önemliydi ve bundan sonra neler olabilir?
NEW START ANLAŞMASI NEDİR?
New START Anlaşması, 2010 yılında dönemin ABD Başkanı Barack Obama döneminde imzalandı ve 2011 yılında yürürlüğe girdi. Anlaşma, Soğuk Savaş’ın ilk on yıllarında hızla büyüyen ve günümüzde hâlâ dünyadaki diğer tüm ülkelerin nükleer silah stoklarını açık ara geride bırakan ABD ve Rusya’nın nükleer cephaneliklerini azaltmayı amaçlıyordu.
New START, iki ülke arasında silah depolarını sınırlamayı hedefleyen daha önceki birçok anlaşmanın devamı niteliğini taşıyordu.
Mevcut anlaşma, her iki ülkenin konuşlandırılmış kıtalararası balistik füzeleri (ICBM), denizaltından fırlatılan balistik füzeleri (SLBM) ve nükleer silah taşıma kapasitesine sahip ağır bombardıman uçaklarının sayısını 700 ile sınırlandırıyordu. Ayrıca bu sistemlerde taşınan nükleer savaş başlığı sayısı 1550 ile “konuşlandırılmış ve konuşlandırılmamış” toplam fırlatma rampası sayısı ise 800 ile sınırlandırılmıştı. Anlaşma aynı zamanda Rusya’nın ABD topraklarına ulaşabilecek kıtalararası nükleer silahlarına da kısıtlamalar getiriyordu.
DENETİMLER BİR SÜREDİR AKSADI
New START, her iki taraf için yılda 18 kez yerinde denetim yapılmasını öngörüyordu. Ancak bu denetimler son birkaç yıldır fiilen gerçekleştirilemedi. Anlaşma, 1970 yılında yürürlüğe giren ve ABD, Rusya ile tüm NATO üyeleri dahil olmak üzere 191 devletin taraf olduğu Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’ndan (NPT) ayrı bir düzenleme niteliği taşıyor.
Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması; nükleer silahların yayılmasını önlemeyi, nükleer enerjinin barışçıl kullanımını teşvik etmeyi ve nükleer silahsızlanmayı hedefliyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise eylül ayında yaptığı açıklamada, Moskova’nın anlaşmanın süresi dolduktan sonra da bir yıl boyunca sınırlamalara uymaya hazır olduğunu belirtmişti. Putin, bu tutumun amacının “yeni bir stratejik silahlanma yarışını önlemek ve kabul edilebilir bir öngörülebilirlik ile itidal düzeyini korumak” olduğunu vurgulamıştı. Ancak Putin, bunun yalnızca ABD’nin “benzer bir ruhla hareket etmesi ve mevcut caydırıcılık dengesini zayıflatacak ya da bozacak adımlardan kaçınması” halinde mümkün olacağını da eklemişti.
Trump o dönemde bu teklifi “iyi bir fikir gibi” değerlendirdiğini söylemişti. Buna karşın Kremlin, salı günü yaptığı açıklamada Washington’dan hâlâ resmi bir yanıt almadıklarını duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da ocak ayında, iki ülke uzmanları arasında bu konularda “herhangi bir somut temas kurulmadığını” ifade etti.
Georgia Cole’a göre New START Anlaşması, her iki ülkenin nükleer cephaneliklerini sınırlama ve doğrulama hedefi açısından büyük ölçüde başarılı oldu. Ancak son yıllarda anlaşmanın uygulanmasının izlenmesi giderek zorlaştı.
Koronavirüs pandemisi sırasında denetimler kesintiye uğradı. Daha sonra Rusya’nın Ukrayna hamlesiyle tırmanan gerilimler çerçevesinde Moskova, 2023 yılının başlarında anlaşmadaki rolünü askıya aldığını açıkladı.
Bu adımın ardından Rusya, anlaşma kapsamında sağlanması gereken veri ve bildirimleri paylaşmayı durdurdu. ABD de buna karşılık benzer şekilde hareket etti. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Ocak 2025’te Kongre’ye sunduğu raporda, Biden yönetimi döneminde ABD’nin, Rusya’nın bir önceki yıl boyunca konuşlandırılmış savaş başlığı sayısında anlaşma sınırlarına uyup uymadığını kesin olarak tespit edemediği belirtildi. Raporda, Rusya’nın zaman zaman “küçük bir sayı kadar” sınırları aşmış olabileceği ifade edildi; ancak bunun ABD’nin ulusal güvenliği açısından bir tehdit oluşturmadığı sonucuna varıldı.
2011’DEN BU YANA NELER DEĞİŞTİ?
Cole’a göre küresel güvenlik ortamı, anlaşmanın imzalandığı 2010 yılından bu yana ciddi biçimde kötüleşti. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, artan jeopolitik rekabet ve birçok silah kontrol mekanizmasının çökmesi ve büyük güçler arasındaki güvenin aşınması, küresel istikrarsızlığı artıran başlıca faktörler arasında yer alıyor.
Öne çıkan bir diğer gelişme ise Çin’in hızla büyüyen nükleer cephaneliği oldu. Çin, hâlâ ABD ve Rusya’ya kıyasla daha az nükleer silaha sahip olsa da son yıllarda nükleer stokunu diğer tüm ülkelerden daha hızlı şekilde genişletti ve modernize etti.
BUNDAN SONRA NE OLABİLİR?
Georgia Cole’a göre New START Anlaşması’nın ortadan kalkması durumunda ABD ve Rusya, nükleer savaş başlıkları ve fırlatma rampası sayılarını “kontrolsüz” biçimde artırabilir. Bu durumun, özellikle kriz anlarında yanlış hesaplamalar, kazalar ve istenmeyen tırmanma riskini ciddi şekilde artıracağını söyledi. Ayrıca bu sürecin Çin’i de ABD ve Rusya ile eşit seviyeye ulaşmak için nükleer silahlanmasını hızlandırmaya teşvik edebileceğini vurguladı.
Trump her ne kadar yeni bir anlaşma yapılabileceğini dile getirse de Cole, mevcut jeopolitik ortamda bunun son derece zor olduğuna dikkat çekti. “Bu tür bir anlaşma yıllar sürecek teknik çalışmalar, güven ortamı ve yoğun diplomatik etkileşim gerektirir. Bunların hiçbiri şu anda gerekli düzeyde mevcut değil” değerlendirmesini yaptı.
Washington Post’un “The treaty limiting U.S. and Russian nuclear arms is expiring. What to know.” Başlıklı haberinden derlenmiştir.


Görüşme öncesi Umman krizi! Müzakere masası gitti geldi
Ölüm nedeni Mossad mı... Skandal depremi sürüyor
Umman muamması