GeriErcan SAATÇİ Dünkü manşet
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dünkü manşet

DÜN Hürriyet’in spor sayfasında enteresan bir bir başlık vardı; "Roberto Carlos sıradan bir sambacı" Bu sözleri söyleyen Galatasaray’ın eski bir futbolcusu olan Prekazi’ydi. Hürriyet Spor Servisi de bunu manşet yapmış haliyle.

Okuduğumda çok üzüldüm. Üzüldüğüm şey Prekazi’nin Roberto Carlos’u aşağılarcasına yaptığı o açıklama değildi. O Prekazi’nin görüşüdür. Asıl üzüldüğüm, gazetemin spor servisinin ya da yazı işlerinin bu sözleri manşet yapmasıydı. Yıllardır ismini bile duymadığımız Galatasaray’lı bir futbolcunun, ülkemize gelen dünyaca ünlü bir futbol yıldızını fazla büyütülecek bir olay olarak görmemesi, nasıl belirleyici bir etken olabiliyordu da onun bu sözleri manşetten kullanılabiliyordu. Daha önce bu ülkede iş yapıp giden bir işadamının, yıllar sonra ortaya çıkıp, bu ülkeye gelen ünlü bir yatırımcı gruba "bunlar sıradan bir grup ya da marka" dediğini ve bunun da manşet olduğunu düşünebiliyor musunuz? Ya da eski bir Fenerbahçe’li futbolcunun başka bir takımın dünyaca kabul edilmiş bir yıldız oyuncusunu aşağıladığını. Bunlar sadece futbol ekonomisine değil, bu ülkede yaşayan yabancı yıldızlara ve bu ülkeye gelmeyi planlayan yıldızlar konusunda da zarar verir.

Her ne olursa olsun futbol bu ülkede de ekonomisi çok büyük olan ve değer kazanan bir sektördür. Bu sektörün aktörleriyle ilgili saçmasapan açıklamar ancak kaos ve polemik yaratır.

Roberto Carlos gibi dünyanın bütün kıtalarında tanınan ve Türk futboluna büyük bir katkı sağlayan bir markayı böyle aşağılayan bir zihniyeti anlamak çok da zor değil elbette.

HAKKI YENMİŞ BİR TAKIMA KARŞI OYNAMAK

GEÇTİĞİMİZ hafta Trabzonspor-Sivasspor karşılaşmasında yaşanan olaylar nedeniyle Sivasspor’a verilen cezaları ne aklım ne de vicdanım onaylayamadı. Her neyse TFF’nin ilgili kurullarının verdiği bu adaletsiz kararlara alıştık diyelim. Ama bu kararlar, Fenerbahçe’nin hakkı yenmiş bir takıma karşı oynamasını değiştirmedi. Zaten çok iyi mücadele eden bir takım olan Sivasspor, cebindeki 250.000 YTL’lik ceza ve bir çok futbolcusunu kaybetmiş olmanın üzüntüsüyle daha farklı bir psikolojide oynadılar.

Fenerbahçe ise Carlos’un bireysel becerisiyle attığı golün dışında çok fazla pozisyon üretemedi. Zico’nun tek santrfor ısrarı ise en sonunda Kezman’ın Fenerbahçe seyircisi tarafından ıslıklanmasıyla sonuçlandı diyebiliriz.

Yazdan mı, sıcak havalardan mı, yoksa takımın çok iyi idman yaptırılmadığı iddialarından mı bilinmez böylesine bir takım şimdilik hasbel kader maç kazanıyor.

Keşke Şampiyonlar Ligi’nde de hasbel kader kazanabilsek de guruplara kalabilsek. Gerisi bir Türk atasözü "Allah Kerim"

Ne değişti?

DÜNKÜ
maçın en önemli olaylarından biri de R.Carlos’un attığı güzel goldü. Ben şahsen bir Carlos izleyeni olarak onun attığı bir çok güzel gole şahit oldum. Ama beni daha çok etkileyen şey R.Carlos’un gol sonrasında yaşadığı sevinçti. Çok samimiydi ve içtendi. Zico’nun dün sahaya sürdüğü kadronun tekrar değişmesi ise şu soruyu sormama neden oldu; "Ne değişti?"

Öyle ya, eğer bu gözdağı vermek gibi birşeydiyse, bunun gerçekleştiğine mi inanıldı? Yoksa kötü ve riskli bir denemeydi fikrine mi varıldı? Neyse açıkçası ben anlayamadım bu yazbozları.

Zaman gerek

FENERBAHÇE
’nin hayal ettiğimiz futbolu oynaması için 5-6 hafta daha beklememiz gerekiyor bence. Şu an izlediğimiz Fenerbahçe, bu uzun lig maratonunda 3 puan için oynayan ve her ne olursa olsun, sonuca endeksli futbol oynamaya gayret eden bir takım. Göze ve seyirciye hitap eden bölüm içinse biraz daha beklemeye ihtiyaç var. Takım hem yaş ortalaması olarak küçülmüş de ilk kez birlikte oynayan bir çok futbolcudan oluşuyor. Bu nedenle ben Fenerbahçeli taraftarlara şimdilik iyi futbol beklemeleri yerine 3 puan alan takımı desteklemelerini tavsiye ediyorum.

Haftanın 3 Adamı: 1-Robeto Carlos 2-Serdar 3-Selçuk
X

Önce 'Topal'ladı sonra toparladı

‘SADECE ilk yarıda üç dört fark olurdu’ cümlesi sanırım maçın özetiydi.

28 maçtır kendi sahasında yenilmeyen F.Bahçe ve son 8 maçında F.Bahçe’yi Kadıköy’de yenemeyen Eskişehirspor... Bu istatistikler mutlak favorinin F.Bahçe olduğunu söylüyor ama futbol bu, hiç belli olmuyor... Son yıllarda ne Eskişehir bu kadar pozisyon bulabilmiştir ne F.Bahçe bu kadar fazla pozisyon vermiştir...
Mehmet Topal’ın oyunda olmayışı, bu oyuncunun F.Bahçe için ne anlama geldiğini çok net anlattı herkese. Meireles ve Emreli orta sahanın Mehmet Topal’sız nasıl sendelediğini izledik resmen. İlk yarı F.Bahçe soyunma odasına 1-0 mağlup gitti ama ucuz atlattı da demeliyiz. Ve ikinci yarı İsmail Hoca M.Topal’ı oyuna aldı... Denge kuruldu, Eskişehirspor’un atakları kesildi. Üstüne bir de Emenike’nin yerine oyuna giren Webo’nun golü gelince, tansiyonu çok yüksek bir son 10 dakika izledik... Fakat... Emre’nin kırmızı kart görmesi, yan hakemlerin ‘yanlı’ olması, orta hakemin F.Bahçe’nin avantajlarını bozması derken son dakikalarda Eskişehirspor’un golü geldi. Maç tam gitti derken Sow’un penaltı golü bir puanı kurtardı...


GERÇEK TARAFTAR


BU soğuk havada maça gelen taraftarı gönülden alkışlıyorum, ancak hala boş koltuklarını doldurmayan Fenerbahçelileri de anlayamıyorum. Hiç bir stadın dolmadığı dönemde, F.Bahçe taraftarının Kadıköy’ü eskisi gibi doldurması çok anlamlı bir mesaj olurdu.


Yazının Devamını Oku

Güzel maç güzel puan

HER şeyden önce güzel maçtı... Zaten Bursaspor-Fenerbahçe maçlarının havası hep biraz gerilimli biraz heyecanlı oluyor.

Öyle de oldu... Oyunun başında gelen şok gol, Fenerbahçe’nin oyunda üstünlük sağlamasını geciktirdi. Zaten Şenol hocanın Bursapor’u da buna pek müsade etmedi. Kaldı ki Bursapor gerçekten iyi oynadı.
İsmail hocanın sahaya sürdüğü kadro iyidi ama Emenike’nin yalnız kalıyor olması, ya topları ezmesine, ya da bencilce oynamasına yol açıyor. Fırat Aydunus elinden geldiği kadar iyi ve otoriter bir maç yönetti. Bursaspor hücum organizasyonlarında Fenerbahçe’den çok daha iyidi. Zaten Volkan’ın bir iki önemli kurtarışı maçın sonucunu kesin olarak etkiledi. Bana göre Fenerbahçe önemli bir puan kazandı.


Caner’in Öfkesi…


Tamam oyun içinde böyle şeyler oluyor. Tamam insan bazen öfkesini de kontrol edemiyebiliyor... Fakat yan hakeme gereksiz bir kabadayılıkla gelen sarı kart ya oyundan atılmaya kadar gitseydi... Kaldı ki İsmail hoca, Caner’in kırmızı kart görme ihtimalini düşünerek oyundan aldı. Yani bir bakıma Caner’i korumaya aldı... Peki kendisini korumaya alan hocasına, milyonlarca kişinin gözü önünde böyle saygısızca davranmanın izahı var mı... Yok.


Yazının Devamını Oku

O penaltıyı vermeyen hakem

ŞANSSIZ bir vuruşla Kadlec’in kendi kalesine attığı golle Fenerbahçe maça 1-0 mağlup başladı.

Ama maçın hakimi kuşkusuz Fenerbahçeydi. Aynı Kadlec’in bu kez rakip fileleri havalandırmasından önce bana göre yüzde yüzlük bir penaltı da verilmedi. Zaten verilen penaltıyı da Kuyt atamadı...
Emenike ve Kuyt’ın yine etkisiz olduğu, Diego’nun ilk 11’de maça başladığı, Serkan Kırıntılı’nın harikalar yarattığı bir ilk yarı izledik...
İkinci yarıya golleri atan Kadlec’in yerine Sow’la başlayan Fenerbahçe haliyle daha da hızlandı. Hasan Ali’nin ceza alanında bir dirsek darbesiyle indirilişine yine penaltı verilmedi. Hadi o pozisyonu da geçtim, fakat Emenike’nin düşürülmesine penaltı vermeyen hakem, derhal bu mesleği bırakmalıdır!


BU STAT BU KULÜP BUNU HAKETMİYOR


NEREDEYSE her halini hatırladığım ve bildiğim Fenerbahçe Stadı’nda böyle boşluklar gördükçe içim parçalanıyor... Bunun bir çok nedeni olabilir ama bu konuda en günahsız ve mağdur olan kulüp Fenerbahçe’dir. Kadın ve çocuk taraftarla bile full çeken bu stat, Türkiye’nin en mağdur stadıdır. Ve öte yandan bu stat dolmadan bir milyon üye projesi de hayal olur... O ya da bu nedenle, elli bin kişilik stadı doldurmanın neredeyse artık hayal olduğu bir iklimde, bir milyon üye bulmak ne yazık ki hayal gibi gözüküyor... Kendi takımının maçına gitmeyen bir taraftarın üye olması biraz tuhaf olur zaten. Ama şunu söylemeliyim ki, eğer bu proje 3 Temmuz döneminde, bütün Fenerbahçeliler’in kenetlendiği dönemde hayata geçirilebilseydi, bir yıl içersinde bir milyondan da fazla taraftar üye olabilirdi.

TOP 5

Yazının Devamını Oku

Gözyaşlarımızı bitti mi sandın

GEÇTİĞİMİZ hafta son dakikalarda gelen golden sonra İsmail Kartal’ın döktüğü o göz yaşı, Beşiktaş karşısındaki F.Bahçe’nin en büyük motivasyonuydu kuşkusuz...

Oyuncular o göz yaşının kıymetini bilircesine varlarını yoklarını koydular ortaya. Üstün olan F.Bahçe’ydi hep. Biraz Olcay’ın sağ tarafa geçmesi biraz da Necip’in kötü performansı F.Bahçe’nin işini kolaylaştırdı. Bilic, İsmail Kartal’ın takımına mı yoksa F.Bahçe’ye karşı mı bir taktik oluşturdu bilinmez ama derbide izlediğimiz takım gerçek F.Bahçe futbolu oynadı. Beklenildiği gibi (!) gerek Aziz Yıldırım’ın F.Bahçe idmanında Çebi’ye gönderme yapması, gerekse Orman’ın basın toplantısında dolaylı olarak Yıldırım’a gönderme yapması gerilimli derbi olacağını işaret ediyordu. Bir de bunun üzerine hakem Bülent Yıldırım’ın acemi yönetimi eklenince gerilim daha da tırmandı, kartlar havada uçuştu, Olcay kırmızı gördü, Beşiktaşlılar öfkelendi... Oysa o Beşiktaş taraftarı aylar önce F.Bahçelilerle omuz omuza Gezi kardeşliği yapmıştı. Biber gazına karşı birlikte göz yaşı akıtmışlardı... Ama bir demeç, arkasından bir demeç daha ne dostluk bıraktı ne de kardeşlik. Bu satranç oyununu anlayamayan herbir taraftar da haliyle etkilendi bu durumdan.

EMRE HER ZAMANKİ GİBİ

İLK yarıda maçın en iyi oyuncularından biri Emre’ydi. 2. yarıda Emre’nin baldırının çekmediği bir maç izlemeyi umut ederken, Emre sekmeye başladı ve yerini Sow’a bıraktı. İşte o Sow, Emenike’ye ‘al da at’ dedi ama Emenike işte... İnanılmaz bir gol daha kaçırdı. Beşiktaş 10 kişi kaldıktan sonra ilk yarıda zevkle izlediğimiz F.Bahçe’ye bir şeyler oldu; ya İsmail Hoca yenilmekten korktuğundan ya da soyunma odasında bu duygusunu oyuncularına geçirmiş olma ihtimalinden, F.Bahçe de korkak futbol sergiledi. Ama F.Bahçe avantajı değerlendirdi ve kazandı. Sonuç olarak liglerin en iyi iki takımı bir derbiyi geride bıraktı ama geride çok da hasar bıraktı.

TOP 5

1-Fenerbahçe maçı kazanmayı haketti.
2-Bülent Yıldırım bu maçı yönetmeyi haketmedi.
3-Emre her zamanki gibi maçı tamamlayamadı.

Yazının Devamını Oku

Stres tavan yaptı

F.BAHÇE istekli mi, istekli. Mücadele ediyor mu, ediyor..

Ama inanılmaz gergin ve bu yüzden birşeyler eksik. Oyun disiplini mesela... Sonra o sistem dedikleri... Hani şampiyon takımı bozmayıp, sistemi koruma hadisesi var ya, ondan bahsediyorum. Fakat ne yazık ki, Kocaman’la başlayan o sistemden de eser yok. Avrupa’da cezalı olmanın avantaj olduğu bir sezonda, dördüncü yıldıza bu kadar yakınken bu avantajı kaybetmek büyük bir hüsran olur doğrusu.
Maça gelince; solda Caner’in olmaması, sağda Gökhan’ın sekerek oynaması, yaşanılan pozisyon disiplisizlikleri az daha puan kaybına neden olacaktı. Sonradan yapılan oyuncu değişiklikleri tartışılır ama bir gerçek var ki stresli de olsa özellikle ikinci yarıdaki Fenerbahçe tecrübesiyle kazanmayı bildi. Ama tecrübe her zaman kazanır mı bilinmez..
Öte yandan taraftarların homurdanmaya başlaması, sadece sezona değil, “Bir Milyon Üye” kampanyasına da sekte vurur. Bu nedenle ne olursa olsun, içlerinde sadece Fenerbahçe sevgisi taşıyan gerçek taraftarların bu duruma engel olmaları gerekir.

DİEGO’NUN SUÇU NEG.SARAY’la oynuyorsunuz, Diego yok, Gençlerbirliği ile oynuyorsunuz Diego yine ilk 11 de yok. Peki Neden?.. Sistem mi bozuluyor yoksa sisteme mi uymuyor?.. Eğer öyleyse, ne sistemmiş be arkadaş... Tek bir transfer yapıp onu da oynatmayınca, ne tribünler renkleniyor ne de oyun bence... Forma satışı deseniz, oynamayan adamın formasını taraftar neden alsın ki... Yıldızlar topluluğu Barcelona ya da Real Madrid her yıl yine de bir kaç yıldız transfer ediyorsa bunun mutlaka bir nedeni vardır..


TOP 5Fenerbahçe’nin Kadıköy’de zor kazanması.

Yazının Devamını Oku

Sneijder mi yoksa Alves mi?

SON zamanların en kötü Galatasaray’ını Alves ateşledi mi desek, yoksa son zamanların en iyi Fenerbahçe’sini Alves katletti mi desek bilemedim...

Rakibini perişan eden ve oyunu istediği gibi yönlendiren Fenerbahçe, ilk yarıya damgasını vurdu resmen. İkinci yarıda maçın tamamen çözülmesi beklenirken, bu kez Portekizli çıktı sahneye... ‘Hayır’ dedi, ‘Galatasaray’ı yenmenize izin vermem’ dedi!
Yani yaptığı akıl almaz hareketle her şeyi berbat etti... Alves bana göre ağır bir cezayı da hak etti. Emre’nin sakatlanması, Emenike’nin beceriksizlikleri ve Alves’in sorumsuzluğu, Fenerbahçe’nin ateşini söndürdü resmen. Buna rağmen 10 kişilik Fenerbahçe iyi mücadele etti.
Hatta maçın en net pozisyonu Kadlec’in kafasından dışarıya gitti... Ama maçın son dakikalarında gelen şok goller Fenerbahçe’yi alt üst etti. Galatasaray açısından maçın kahramanı Sneijder mı yoksa Alves mi diye sorsam ne dersiniz?

NERDE O ESKİ RAMAZANLAR
NE alaka diyeceksiniz ama öyle işte... Hep anlatılır ya; ‘Ah o eski bayramlar, eski ramazanlar, nerde o eski şarkılar...’ Sanırım bu özlemlerin arasına ‘Nerde o eski derbiler’ sözü de eklenecek.
Futbolu yerin dibine soktukları aşikar ama bir Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin, stadın bu kadar boş statta oynanacağını ve bu kadar ruhsuz olacağını beklemezdim doğrusu...

Yazının Devamını Oku

Fener’i kızdırmayın

İLK yarıda iştahsız futbol, ruhsuz mücadele, vasat hamleler derken, Metin Kalkavan çıktı sahneye...

Sarı kartlık bir pozisyona direk kırmızı kart gösterince, haliyle ortalık da karıştı Kadıköy’de. İyi ki de öyle oldu. Uyuyan Fenerbahçe uyandı, haksızlığa uğradıklarını düşünen Fenerbahçe’li futbolcular hakem Metin Kalkavan sayesinde müthiş bir motivasyon yakaladı.
İkinci yarıya kızgın boğalar gibi çıkan oyuncular, 10 kişiyle öyle bir mücadele sergilediler ki alkışlıktı...
Geçtiğimiz sezonlardaki alıştığımız Fenerbahçe’yi izledik bu sayede.

YANLIŞTAN DOĞRU ÇIKTI

BU nedenle haksız da olsa kimse o kırmızı karta kızmasın...
Çünkü o kırmızı kart oyunculara kendilerini hatırlattı.
Stadın ancak dörtte birini dolduran taraftarı ateşledi.

Yazının Devamını Oku

Suretleri oradaydı ruhları değil

İNSANI düşündüren bir kötü oyun vardı F.Bahçe açısından. Ya ‘azizsilin’ vücuda etki etmiyordu artık ya da başka bir sıkıntı vardı...

Zaten sıkıntılar bu ikisinden oluşuyorsa çok daha büyük bir sıkıntı var demektir... Çünkü alıştığımız F.Bahçe’den eser yoktu sahada. “Saldım çayıra mevlam kayıra” duygusu hepimize geçti. Bu oyuncular maçlardan önce rakiplerin maçlarını izleyeceklerine, geçtiğimiz yıl oynadıkları maçlarda kendilerini izleseler, aradaki farkı net olarak görürler. 34 yaşındaki Gekas’tan bu golleri yiyen F.Bahçe bütün hücreleriyle şapkayı önüne koyup düşünmelidir biraz...! “Ben karar verdim İsmail Kartal Fenerbahçe’nin hocasıdır” diyen Aziz Yıldırım mı, İsmail Kartal mı, yoksa futbolcu grubu mu... Bilmiyorum ama hata nerdeyse derhal düzeltilmeli. Yoksa 4. yıldıza bu kadar yakın olan camia olarak sezon sonunda çok üzüleceğiz.
Bütün bunlar olurken maçın orta hakemi de geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi hisli kalben vuku kararlarıyla F.Bahçe’yi yıpratmaya devam edince kaçınılmaz son skor olarak yüzümüze yapıştırıldı. Öyle ki hakem dizilerdeki oyuncu koçu mu yoksa futbol hakemi mi diye düşünmeden kendimi alamadım. Zira kendini Hollywoodvari yere atan her oyuncuya saygı gösterip düdük çalan hakemin ta kendisiydi. Ama yine de ne olursa olsun, ruhsuz oynayan F.Bahçe’nin kaçınılmaz sonudur bu...

EMENİKE AYARI

‘EMENIKE ilk 11’de oynamasın gerekirse ikinci yarıda oynatırsın mı’ dedi biri? Yoksa Emre’yle tartışmanın cezası mıydı bu durum bilinmez ama, hal ve tavırlarını beğenmediğimiz Emenike oynamalıydı bu maçta... Çünkü ispat etmesi gereken bir şey vardı, çıkması gereken maç değil...

TOP5

1-Son yılların en ruhsuz, isteksiz Fenerbahçe’sini izledik.
2-Yaşı 40’a yaklaşan Gekas’a mağlup olan bir Fenerbahçe izledik.

Yazının Devamını Oku

Biz Fenerbahçeyiz ama...

HİÇBİR şey kolay değil... Bu, söz maçtan saatler önce Fenerbahçeli bir oyuncunun lafıdır.

İsmi bende saklı bu oyuncu “Antifener” operayonundan da bahsetti ama bu konuyu bu oyuncunun ismiyle birlikte zamanı gelince açıklayacağım. Konu şu: Fenerbahçe şampiyon olmasın da kim olursa olsun... Başka bir takım forması giyip, “Aman Fenerbahçe şampiyon olmasın” duygusuyla oynayan ne kadar futbolcu varsa, hepsi bu duruşunu sorgulamalı ve gözden geçirmelidir.

İKİ MİSLİ CEVAP

GELELİM maça; Baştan sona iyi oynadı Fener... Kazanmak için oynadı, iyi oynadı. Maç golsüz berabere bitse, Fenerbahçe puan kaybetse de, ne kimsenin öfkelenmeye ne de bu oyunculara kızmaya hakkı olmazdı. UEFA mali kriterleri içinde olup olmadığına emin olmadığım bir takımın bu denli mücadelesini, her daim görmek isterim doğrusu.
Tamam biz anladık... Estirilen bu gizli Fenerbahçe karşıtlığına “Dur” diyecek yok. Ama ne olursa olsun o şampiyonlukları alın teriyle kazanan bu oyuncular, durumun farkında olarak iki misli oynarak cevap veriyorlar...

TOP 5

1-Fenerbahçe‘nin takım olarak çok iyi mücadele ettiği ve istediği maç.
2-“Takım oyunu böyle oynanır” dedirten maç.

Yazının Devamını Oku

Kaybetmemek üzerine taktikler

KAYBETMEMENİN daha önemli olduğu bir karşılaşmaydı. Her iki takım da bu sebepten fazlaca temkinli oynadı.

Bu sebeple zevksiz, beklentinin aksine heyecansız bir karşılaşma oldu. Dün de söylemiştim, birbirlerini ezberlemiş bir oyuncu topluluğuyla, tanışalı bir iki hafta olmuş bir oyuncu grubunun maçıydı. Fakat her ne kadar da F.Bahçe topa daha çok hakim olsa da pozisyon üretemedi. Özellikle ikinci yarıda her iki takımın yaptığı oyuncu değişiklikleri de yenilmemek üzerine kuruluydu. Öyle ki maç iki üç saat daha uzasa sonuç değişmeyecekmiş gibi bir hava vardı. F.Bahçe’nin etkili silahı duran top. Sadece ilk yarıda bir kez fırsat oldu, o da Caner’in iyi vuruşuna rağmen gol olmadı. Maçın en iyi ismi şüphesiz Emre’ydi. Mehmet Topal ve Trabzonlu Waris’in de hakkını yememek lazım. Aydunus, zor bir atmosferde ufak hataları olsa da iyi niyetle maç yönetti.

BU NE SİNİR VAHİD HOCA

VAHİD Hoca önüne geleni fırçalamaya devam ediyor. İyi de bizim hakemlerimiz de ağaç kavuğundan çıkmadı ki. Vahid Hoca bu sinirine hakim olamazsa sezonun yarısından çoğunu tribünde geçirir... Zaten gergin olan Trabzon taraftarını bu tavırlarla ateşleyen bir hocaya, ligi Süleyman Seba Sezonu ilan edenler nasıl bir önlem alacaklar merak ediyorum. Başka maçları bilmem ama özellikle derbi maçlarında çubuklu forma F.Bahçe’nin olmazsa olmazıdır. Hele bu maç... Tam da çubuklu formanın maçıydı.

TOP 5

1-Küfürsüz diyemesek de, kavgasız biten bir Trabzon-Fenerbahçe derbisi.
2-Vahit Hoca’nın kulübede sinir topu şeklinde oyuna katılması.
3-Eskişehir’in başlattığı ‘bando’ akımının Trabzon’da da devam etmesi.

Yazının Devamını Oku

Yine F.Bahçe güler

Trabzonspor uyum sağlama konusunda dezavantajlı. Fenerbahçe ise birbirini ezberlemiş oyunculardan kurulu.

HAFTANIN maçında avantajlı taraf F.Bahçe... 3 puan için ağır basıyor, galibiyete yakın duruyor. Çünkü;

1-Trabzon yönetimi hala, “Şampiyonluk kupamızı verin” duygusundan kurtulamadı. Bu ısrar her şeyin önüne geçerek hedefleri de tehlikeye sokuyor.
2-F.Bahçeli oyuncular hiçbir desteğe gerek kalmaksızın, Trabzon Başkanı sayesinde bu maçlara çok iyi motive oluyor.

BÜYÜK BASKI OLACAK

3-Fenerbahçe geçen sezonun şampiyon kadrosunu ve sistemini değiştirmeden sadece Diego takviyesiyle yoluna devam ederken, Trabzonspor neredeyse takımın tamamını değiştirerek sezona başladı.
4-Bu durumda Trabzonspor, henüz uyum sağlama ve takım oyunu oynama konusunda dezavantajlı... Fenerbahçe takımı ise birbirlerini ezberlemiş oyunculardan kurulu...
5-Taraftar geçen sezonki maçı unutmuş değil. Bitmemiş, yarım kalmış ve hükmen yenilgiyle ayrıldıkları Avni Aker’de yine Fenerbahçe’ye karşı üzerlerinde bir baskı olacak.

Yazının Devamını Oku

Kolay olmayacak

HİÇBİR maç kolay değil, olmayacaklar da. Uzun sürecek bir sezonda ancak eksikleri dezavantajları konuşabiliriz, fakat şimdiden ‘Şöyle olsa’ demek hayalcilik olur.

F.Bahçe çok iyi bir takım fakat futbol bu... İyi maçlar da olacak kötü sonuçlar da fakat F.Bahçe’nin diğer takımlara göre edindiği en büyük güç taraftarı...
Yenilse de yense de destek hiç bitmiyor bu ruh halinde... ‘Sürpriz’ diyebileceğimiz bir sonuç var ortada ama yine de Fenerbahçe bu ligin en oturmuş ve en güçlü takımlarından biri. İlk maç “Nasıl başlarsan öyle gider” tadındadır ama bence son maç daha önemlidir. Hakem ve yardımcıları her ne kadar da penaltıları ve avantajları çalmasalar da, Fenerbahçe büyüklüğüyle yani taraftarıyla kazanmasını bildi...

SANSÜR...!

ÖLÜNCE İslam Çupi gibi olur muyum bilmiyorum ancak, artık bir Fenerbahçe geleneği olmuş olan gollerden sonra gelen “1907 marşı” adlı şarkım artık çalmıyor maçlarda... Belki Aziz Bey söylemiştir belki de başkaları... Ama ben hala her golden sonra içimden söylüyorum; “Çünkü Fenerbahçeliyiz.”

SÜLEYMAN SEBA SEZONU

TEMENNİLER çok güzel. Hedef anlamlı. Da...
1-İlk haftadan gördük ki taraftar maça gelmiyor,

Yazının Devamını Oku

Resmen!..

İsmail Kartal ilk resmi maçına çıktı. Kadere bak ki rakip Galatasaray’dı...

İsmal hocanın ilk resmi galibiyeti Galatasaray karşısında oldu. Penaltı sonuçuçlarında olsa da Fenrbahçe ve ilk resmi maçına çıkan hocası İsmail Kartal’la kazandı. Kısmet mi, kader mi size bırakıyorum...
İlk yarı iki pozisyon, ikisi de penaltı.
UEFA hakem hocası Uilenberg, TFF seminerlerinde saatlerce anlattı ama bunu özellikle Abitoğlu’na anlattı mı bilinmez... Maçta üstün olan taraf net, ama hakem net değil ki... Hadi hakemi de geçtim, taraflı bakış açıları bu durumu kabul etmeye müsait (!) değildi.
Stadın büyük bölümü Fenerbahçe hakimiyetinde, bir başka deyişle “Soma’ya giden paraların” büyük bölümü Fenerbahçeli taraftarlardan geldi ama buna rağmen Fenerbahçe’li oyunculara küfür eden taraf hep Galatasaray tarafı oldu...

Sevgili(!) MELOHani o Emre’yi attırdıktan sonra dilini çıkartarak taraftarını selamlayan Melo nerde?
İnanın bunu taraf olarak sormuyorum. Fakat merak ediyorum; hani o Türk geleneklerine hiç saygı duymadığı halde, bazı Galatasaray’lılar tarafından “kahraman” ilan edilen Melo... Dilini çıkartmadan bitirdiği bir Fenerbahçe maçına şahit olduk... Ey sevgili Glatasaray’lı kardeşlerim, bu politik durum sizi rahatsız etmiyor mu?

Yazının Devamını Oku

Duran Topların efendisi

HAZIRLIK maçlarının skora ve sonuca yönelik olmaması, haliyle heyecanı azaltıyor.

Ancak buna rağmen, Roma’lılar şarkılarla pankartlarla maçı renkli bir hale getirmeyi başarmışlar.
Yine bu hazırlık maçında da Alves’in harika frikik golü, ve duran topların tamamında yaratılan tehlike, Fenerbahçe’nin bu sezon da bu şekilde çok can yakacağını gösteriyor. Fenerbahçeli oyuncuların, Roma gibi Avrupa’nın en iyi kadrolarından birini evinde zorlamaları, İsmail Kartal yönetimine mührü bastıkları anlamına da geliyor... İsmail Kartal’ın ikinci ve son hazırlık maçında bu işi en az Ersun hoca kadar yapabileceğini gösterdi. Bu anlamda Fenerbahçe’nin son nokta transferi İsmail Kartal’ın doğru karar olduğunu da gördük.

Diego Faktörü

Maçı izlerken, Diego 11deki yerini aldığında kim, kimler oynamayacak diye düşündüm... Eminim ki İsmail hoca da bunu düşündü. Açıkçası benim gözüme batan isim Meireles oldu. Mehmet Topal’ın iyi performansı, Kuyt’ın bitmeyen enerjisi, Emre’nin tecrübesi, Meireles’in şu anki durumunun çok üstünde. Alper, Selçuk ve diğerleri de zaman zaman fırsat yakalayacaklardır...

Elbette Favori Ama

Fenerbahçe her yıl şampiyonluk hedefiyle sezona başlar zaten. Fakat hem geçen sezonun şampiyonu olmaları, hem de kamuoyunun mutlak favorisi olarak gösterilmesi, Fenerbahçe’nin psikolojisini bozmamalı.

SALiH UÇAN...

Bir kesim gönderilmemeliydi dedi, bir kısım gönderilmesinin doğru olduğuna inandı. Ben de doğru olduğunu düşünüyorum. Hele kiralık olarak verilen bir oyuncudan kazanılan para 4.5 milyon Euro olunca konuşacak birşey kalmıyor.

Yazının Devamını Oku

Soma için feda olsun

FAKAT; Ligin başlamasına kısa bir süre üst düzey takımlarla yaptığı maçlarda üstünlük sağlayamayan bu şampiyon takım, oynadığı maçlar her ne kadar da hazırlık için olsa da gerek savunmada gerek orta sahada problemler yaşıyor.

Sayın Başkan’ın dünkü açıklamaları sanırım biraz buna da işaret ediyordu. Fakat hedefin 4. yıldız olduğu bir sezon öncesi Ersun Yanal ve Aziz Yıldırım arasında bazı polemiklerin ortaya çıkartılması ve arkasından Yanal’ın bunu twitter’dan (!) yalanlaması ya gerçekten bir sorun olduğunu ya da bir sorun olacağına işaret ediyor. Bu açıklamalardan sonra anlamı büyük bu turnuvada alınan mağlubiyet de bunu perçinliyor.
Yıldırım’ı iyi tanıyanlardan biriyim. Kulübün başarısı için elinden geleni ardına koymayacak bir karakterdir. Dünkü konuşmasının satır araları sanırım takımı yönetenlere ve bazı oyunculara ihtardır. Yıldırım’ın sezon öncesi böyle bir toplantı yaptığını ve bazı uyarılarda bulunduğunu hatırlamıyorum. Bu arada Soma için kol kola oturan F.Bahçe ve Beşiktaşlıları alkışlıyorum. Beşiktaş’ı alkışlayan ve stada misafir olarak gelen Beşiktaşlılara olumsuz tezahüratta bulunanları ıslıklayan Fenerbahçe taraftarını ayakta alkışlıyorum.

Yazının Devamını Oku

Diego yeni fenomen olacak

BU maçta iki şey çok önemliydi. Birincisi Soma faciasının unutulmaması ve oradaki ihtiyaç sahiplerine yardımın futbol vasıtasıyla da devam ettirilmesi, ikincisi de Diego Ribas’tı...

Bu hazırlık maçında Diego, bugüne kadarki futbol kariyerine paralel ama daha da önemlisi Fenerbahçe’de takımın bir parçası olabileceğini gösterdi. Alex’in papucunu dama atar mı bilinmez ama Diego’nun Fenerbahçe’de yeni bir fenomen olacağı kesin.

ALIŞKANLIĞI TARİHE GÖMDÜ

Maçın İngiltere’de olmasına rağmen Fenerbahçe taraftarının şampiyon takımlarını yalnız bırakmamaları ve Soma’ya destek vermeleri de alkışlamaya değerdi. Her zaman alıştığımız transfer politikaları neticesinde, yepyeni bir takım kurma ve bu takımın birbirine alışma sürecini Fenerbahçe tarihe gömdü. Dolayısıyla, geçen yılın şampiyon kadrosu aralarına Diego’yu da alarak ligde şampiyonluğun en büyük adayı olduğunu gösterdi.

Ayrıca 8 Ağustos’ta Chlesa ile karşılaşacak olan Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın taraftarlarının Soma için yan yana kol kola oturarak verecekleri bu fotoğrafla sezon öncesi Türk futbol camiasına çok güzel bir mesaj olacağına inanıyorum.

Yazının Devamını Oku

Aklım #Soma'da kaldı

SOMA’da hayatlarını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.

Böylesine büyük bir acının yaşandığı bir zamanda insanın ne futboldan ne de başka bir şeyden bahsedesi gelmiyor. Futbol sezonunun son haftası yaşanan bu facia, bize hasletleri, duyduğumuz bazı özlemleri de anımsattı. Bırakın ülke olarak, futbolda bile birlik, beraberlik imkansız hale gelmişken, bir ülkenin herşeyi bir kenara bırakıp seferber olduğunu gördük. 400 civarında kömür şehidi verdik ama 77 milyon da yaralı olduğuna şahit olduk... Şimdi böyle bir atmosferde futbolun içindeki durumdan bahsetmek ayıp olur.
Sezon bitti ama önemli olan nasıl başlayacağı... Örneğin, Aziz Yıldırım yeni sezonda başkan olabilecek mi? Yönetim değişecek mi?
Değişiklik mecburen olursa, yeni başkan ve yönetimi nasıl olacak?
İşte bu ve buna benzer sorular cevaplanmadıkça, yeni sezonla ilgili Fenerbahçe beklentisi pek netleşmiyor maalesef... Maça gelince; Aklım Soma’da olarak baktım ama gözüm Soma’dan başka birşey göremedi.

#SOMA İÇİN BİLE

BU ülkede gerçekten Kulüpler Birliği ittifakı olsaydı ve Futbol Ailesi olarak #soma için acil toplanalım denilebilinseydi, işte o zaman ülke futboluyla ilgili bir umudum olabilirdi... Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray bu konuda çalışma başlattılar ama isterdik ki, bütün kulüpler birlik olsun, #soma için sezonun kapanış maçlarının hepsinin hasılatlarını bağışlansınlar...
Keşke İlhan Ağabey’i (Cavcav) böyle konularda da öncülük ederken görebilsek... Keşke yayıncı kuruluş, son hafta maçlarının reklam gelirlerini Somalı mağdur Ailelerle paylaşabilse... Bir çok kurum ve şirket elbette inanılmaz kampanyalar başlattılar, başlatacaklar. Fakat ilk kez şu “Futbol Ailesi” lafının bu acı olay vesilesiyle gerçek olmasını diledim...

TOP 5

Yazının Devamını Oku

Çünkü F.Bahçeliyiz

İLK defa şampiyonluk kutlamalarında yoktum ne yazık ki. Bunun bir çok sebebi var elbette, ama bunları konuşmanın ne yeri, ne de zamanı.

Fenerbahçe için yazdığım şarkılarım vardı kutlamalarda en azından. Bu bile o havayı solumaya yetti...
Bu bir Şampiyonluk kutlaması değildi sadece. Bu şampiyonluk dimdik duran milyonların mükafatıydı.
Alın teriydi...
Öfkenin sahalardan çıkan sonucuydu.
Dayanışmaydı.
Gözyaşıydı...
Birlik beraberlikti.

Yazının Devamını Oku

Huzurlarınızda şampiyon

BÖYLE erkenden şampiyonluğu ilan etmek ne güzelmiş meğer...

Her hafta şampiyonun maçını izlemek gibi bir lüks var herşeyden önce. Taraftar rahat, stres yok. Futbolcu rahat, sakatlanmalık hareket yok. Bir de üstüne Fenerbahçeli oyuncular yasaklı taraftarlarını özlemiş olacaklar ki, oynuyorlar da oynuyorlar...
Ama en önemlisi tıpkı geçen hafta olduğu gibi bu hafta da Fenerbahçe’nin rakip takımın alkışları eşliğinde sahaya çıkması herşeye bedeldi. “Rahat uyu Lefter” yazan elektronik panoların çevrelediği sahada, Fenerbahçe de şampiyon gibi oynadı ve şampiyon gibi kazandı.

NOT:

SAHA kenarından Fenerbahçeli oyunculara verilern, elden ele bütün oyuncuları dolaşan o not, bence sezonun en güzel notuydu. Mancini’ye de gönderme yapılan o not en son kaptan Volkan Demirel’in elinden bütün Türkiye’ye gösterildi... İyi de oldu, bilmeyenler iyice öğrendi: Şampiyon Fenerbahçe.

TOP 5

1-Şampiyon Fenerbahçe ile yasağı kalkan Fenerbahçelilerin kavuşması.
2-Kulübeden F.Bahçeli oyunculara verilen önemli not.

Yazının Devamını Oku

Bunu da gördük

ARTIK gam yemem...

Türkiye’de bir futbol takımı, çıkış tünelinin önüne dizilmiş, rakibini bekliyor...
Şampiyon Fenerbahçe tünelden çıkıyor ve 10 gole, 20 galibiyete bedel o özlem gerçekleşiyor...
Akhisar’lı futbolcular ligi şampiyon bitiren meslektaşlarını alkışlarla sahaya davet ediyor...
Çiçek veriyorlar, çiçek alıyorlar, sarılıp tebrikleşiyorlar...
Futbolu kirletenlerin, terörize edenlerin egemen olduğu bir iklimde, bu seramoniyi izlemesem inanmazdım.
Başkanların, yöneticilerin rakip takımlar için iyi niyetli yorumlarının günah ve ayıp sayıldığı bir ülkede bu cesurca centilmenliği ve ev sahipliğini görmek beni gerçekten umutlandırdı...
Sadece bu kadar da değil...

Yazının Devamını Oku