GeriAhmet HAKAN Dostane eleştiri, hasmane eleştiri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dostane eleştiri, hasmane eleştiri

STAR gazetesinden ayrılmak zorunda kalan Mehmet Altan demiş ki:<br><br>“Hükümete dostane eleştiri dahi kabul edilemez hale geldi”.

* * *

Ben eleştiriyi ayırmam: Eleştiri eleştiridir.
Benim açımdan...
“Dostane eleştiri” de azizdir, “hasmane eleştiri” de...
Keramet gösterip denizin üstünde yürümeyi başaran adama “denizin üstünde yürümek yerine neden karayolunu tercih ettin?” demek de makbuldür, “sen yoksa yüzme bilmiyor musun?” diyerek muzırlaşmak da...
Ne yani?
Bu âlemde ne yapılırsa yapılsın göklere çıkarmaya dünden razı olmak sonuna kadar meşru olacak da, ne yapılırsa yapılsın “yerin dibine batırma”ya dünden razı olmak “hasmane tutum” denilerek gayrimeşru mu sayılacak?

* * *

Anlıyorum:
Mehmet Altan, “Hükümete dostane eleştiri dahi kabul edilemez hale geldi” derken, bir büyük çarpıklığa işaret ediyor.
Eleştiriye tahammül çıtasının ne denli düştüğüne vurgu yapıyor.
“Hükümete dostane eleştiri dahi kabul edilemez hale geldiyse varın gerisini siz düşünün” demek istiyor.
Ancak bu tür mesajların, yanlış anlaşılma ve eleştiriye tahammül çıtasının düşmesini zihinlerde meşru hale getirme tehlikesi vardır.
İşte bu tehlikeye karşı...
Hep birlikte:
“Eleştirinin dostanesi, hasmanesi olmaz. Eleştiri eleştiridir. Hükümet dediğin her tür eleştiriye tahammül eder” diye haykırmamız gerekir.
Hiç bıkmadan...

Sabah ve ATV’nin havlu atmasının mana ve önemi

EĞER Sabah ve ATV deneyimi bir başarı kazanmış olsaydı...
“Kitlesel yayın organları pekâlâ hükümete tam destek vererek de başarı kazanabilirler” yönünde bir içtihat oluşacaktı.
Ama olmadı. Yürümedi.

* * *

-  Daha zekice bir iktidar desteğini gerçekleştirselerdi...
-  İktidarı memnun etmek kadar işin ekonomisinin de bir öneminin olduğunu hesaba katsalardı...
-  En azından eleştiriyormuş gibi yapabilselerdi...
-  “İktidarı eleştiremiyoruz bari muhalefete de biraz insaflı davranalım” diyerek karikatürlerde bile CHP’yi karalamasalardı...
Belki süreyi biraz daha uzatabilirlerdi ama kaçınılmaz sondan kaçamazlardı.
Çünkü “gazetecilik” denilen iş, bizim gibi ülkelerde ne yazık ki “denge” gözetilmeden yürütülemeyen bir iştir:
İktidarla akraba olursan okurla uzaklaşırsın.
Okurla akraba olursan iktidarın hışmına uğrarsın.

Deniz Feneri’nde üç çok fena şey

-  DENİZ Feneri davasının eski savcıları hakkında dava açılması şu üç çok fena şeye yol açtı:
-  BİR: Bazı savcılar hakkında ayyuka çıkan şikâyetler hiçbir sonuç vermezken Deniz Feneri’ni soruşturan savcılar hakkında en küçük itirazların bile sonuna kadar üstüne gidilmesi nedeniyle kamu vicdanında adalet duygusu fena halde zedelendi.
-  İKİ: Deniz Feneri davasında şüphelilerin kollanmaya ve korunmaya fena halde ihtiyacı varmış gibi bir görüntünün doğmasına yol açıldı. Bu nedenle olan biraz da sanıklara oldu.
-  ÜÇ: Deniz Feneri’nin “dokunulmaz” olduğuna dair imaj pekişti. “Deniz Feneri’ne dokunan yanar” havası pekiştikçe pekişti.

Keşke AK Parti’de de böyle tartışmalar olsa

CHP’de muhalifler harekete geçti.
Talepleri şunlar:
-  Milletvekili ve belediye başkan adayları önseçimle belirlensin.
-  Parti Meclisi seçiminde çarşaf liste kullanılsın.
-  Hazine yardımının yüzde 40’ı örgüte tahsis edilsin.
-  Genel başkan yetkileri fazla, daraltılsın.
-  Genel başkan yardımcılarını Parti Meclisi seçsin.
-  Genel başkan adayı olmak kolaylaştırılsın.
Hadi bir süreliğine de olsa...
Bunları talep eden muhaliflerin parti ellerindeyken bu adımları neden atmadıkları meselesini falan bir tarafa bırakalım.
Geriye ne kalıyor?
Ne kalacak?
Muhteşem bir “parti içi demokratikleşme arzusu”...

* * *

İnsan temenni etmeden duramıyor:
-  Keşke AK Parti’den de böyle muhalifler çıksa...
-  Keşke onlar da böyle taleplerde bulunsa...
-  Keşke parti içi demokrasi AK Parti içindeki isimlerin de meselesi haline gelse...
-  Keşke AK Parti’de de “raconu tek adamın kestiği parti olmaz” diye bayrak açılsa...
-  Keşke birazcık maraza orada da çıksa...
Nasıl olur? Fena mı olur?

Mutlu olamamak

“Kenan Evren’i bile yargılıyoruz, yine de mutlu olamıyorlar” dediler.
Ben de şöyle dedim:
“12 Eylül’de estirilen korku fırtınasının küçük çapta benzerini estirdiğiniz bir ortamda Kenan Evren’in yargılanmasından mutluluk değil güç gösterisi çıkar”.
Bunu sadece ben mi söylüyorum?
Bakın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ne demiş:
“Düşünce özgürlüğü alanı kirlenirse diğer alanlarda ne yaparsanız yapın gözükmez”.
Tercümesi şudur bu cümlenin: “Sen istediğin kadar Kenan Evren’i yargıla... Eğer düşünce özgürlüğü alanını kirletirsen kimse görmez bunu”.

Mehmet Ali Aydınlar olayının verdiği 5 ders

BİR: İdare-i maslahatçılar esaslı devrimci olamaz.
İKİ: Her tarafı idare etmeye kalkan hiçbir tarafı idare edemez.
ÜÇ: Herkese yaranmaya çalışan kimseye yaranamaz.
DÖRT: Kaosu idare edemeyeceğini ta en başta fark eden bir adamın, işi uzatıp kaosu arttırdıktan sonra istifası “izzet ü ikbal ile çekilme” olarak değerlendirilemez.
BEŞ: Giderayak yapılan “meğer beni kandırmışlar” açıklamasını, hiç kimse derin bir pişmanlık olarak algılamaz.

İkisi de yanlış

-  PAUL AUSTER: Demiş ki: “Ben gazetecilerin tutuklandığı bir ülkeye gitmem”. İyi de biz senin gelmek istemediğin bir ülkede yaşıyoruz, bu nasıl olacak? “Ben bir iktidar tutumunu protesto ediyorum” diyebilirsin. Ama Türkiye yekpare bir ülke değil ki? Burada gazetecilerin tutuklanmasına alkış tutan da var, gazeteciler tutuklandı diye isyan eden de... Önemli olan hangi Türkiye’ye geldiğin... Gazeteciyi tutuklayan Türkiye’ye değil, gazetecinin tutuklanmasına isyan eden Türkiye’ye gelirsin olur biter... Değil mi ama?
-  BAŞBAKAN ERDOĞAN: Demiş ki: “Paul Auster denilen yazar Türkiye’ye gelse ne olur, gelmese ne olur”. Yani? “Paul Auster’in bizim gözümüzde zerre kadar bir kıymeti yoktur” demeye getirmiş. O zaman sorarlar: “Zerre kadar kıymet vermediğin bu adamın adını neden anıyorsun?” Bir adam kıymetliyse adından söz edersin. Kıymetsizse ademe mahkûm edersin. Ama hem “gelsen ne olur, gelmesen ne olur” der, hem de söylevinde adına yer verirsen aslında “gelsen iyi olurdu” demek istemiş olursun.

Oğuzhan Asiltürk için bir portre denemesi

-  Milli Görüş’ün Önder Sav’ıdır.
-  En sevdiği pozisyon: Elini taşın altına sokmadan, elini taşın altına sokanları idare etmeye kalkışmak.
-  Hayatını anlamlandıran en önemli uğraştır parti içi herhangi bir unsurla uğraşmak: Recai Kutan’la uğraştı, “Yenilikçiler” ile uğraştı, Tayyip Erdoğan’la uğraştı, Bülent Arınç’la uğraştı, partiye sonradan girenlerle uğraştı, Numan Kurtulmuş’la uğraştı...
-  Duyduğumuza göre küçüldükçe küçülen partide bile uğraşacak bir unsur bulmuş: Fatih Erbakan’la uğraşıyormuş.
-  “Kınayıcıların kınamasından korkmamak” şeklindeki bir ilkeye sığınarak “sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz” ilkesini tuzla buz etti.
-  En son yaptığı “Ergenekon’dan tutuklanan generaller anti-Amerikancı kahramanlardır” açıklamasıyla partisinin bile savunamayacağı bir görüşü ortaya attı.
-  O “kahraman” dediği generallerin gücü yeniden ellerine geçirdiklerinde olası bir Saadet iktidarında nasıl davranacaklarını hiç düşünmeden konuştu. Milli Gazete’den bile destek alamamasının temel nedeni budur.

X

Manşet müdafaası

Konya’nın bozkırına milyonlarca dolarlık yatırımı yapmışlar mı?

Yapmışlar.

*

Kiri, pası, kimyasalı, dumanı, atığı olmayan bir enerjiye yönelmişler mi?

Yönelmişler.

*

Güneşin insanlığa sunduğu nimetten elektrik üretecekler mi?

Yazının Devamını Oku

Kahrolası bir geyik: Doğulular şöyle batılılar böyle

Geçen akşam elimde kumanda, televizyon kanalları arasında minik bir gezintiye çıkmıştım.

Karşıma aniden büyük Türk düşünürlerinden Erol Mütercimler çıktı.



Şöyle bir şey diyordu:

*

“Doğu’da kuklacılık vardır... Batı’da ortaoyunu...”

Yazının Devamını Oku

Bizim millet proje sever

Kanal İstanbul’a karşı çıkmak, muhalefetin bileceği bir iştir.

Gerekçelerini sunarlar ve itiraz ederler.

Zaten yapıyorlar da bunu. Hem de gayet gür bir sesle yapıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şuradadır:

Bizim millet, maalesef projeleri çok sever. Bayılır projelere.

*

Yani demem o ki...

Yazının Devamını Oku

Selamı sabahı sakın kesmeyin

Geçenlerde bir Kemal Kılıçdaroğlu videosu izliyordum.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu kendi bakış açısıyla anlatıyor, hükümeti sert bir üslupla eleştiriyor ve en sonunda da şöyle diyordu:

*

“Bunlarla selamı sabahı kesin.”

Bunu duyunca “Eyvah” dedim.

Hem memleket için...

Hem de CHP için...

*

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Akşener’in stratejisi: Biz tek adayla girelim HDP ayrı aday çıkarsın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, elini açık etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için şu iki şeyi teklif ediyor:

*

- BİR: Biz tek aday olarak girelim seçime.

*

- İKİ: HDP, kendi adayıyla girsin.

*

Peki bu teklifin...

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku

Özgür Özel’den Bakan Varank’a sürpriz alo

CHP’li Özgür Özel, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı telefonla aradı.

Şunları söyledi:

*

- Sayın Bakan!

- Siyasi rekabet bir yana Türkiye’nin aşı üretmesi bir yana.

- Yerli aşının üçüncü fazı için bakanlık olarak gönüllüler aradığınıza yönelik bir çağrı yapmışsınız. O çağrınızı ben de sosyal medya hesabımdan paylaştım.

- Ayrıca gönüllü arama afişlerinin CHP binalarına asılması için de girişimlerde bulunacağım.

- Hocaların uygun gördüğü bir aşamada yerli aşıda gönüllü olmaya da hazırım.

-

Yazının Devamını Oku

Atatürk’e dil uzatmadan olmuyor mu bu işler?

Önce bir şey soracağım:

 

Ayasofya’nın ibadete açılışını...

- Atatürk’e gönderme yapmadan...

- Atatürk’e hakaret etmeden...

- Atatürk’e dil uzatmadan...

İfade etmek mümkün değil mi?

*

Hiçbir şeyi dikkate almıyorsanız, bari...

Yazının Devamını Oku

Bir günün öne çıkanları, kahırları, öfkeleri, gururları, vurguları falan

Ayşe Begüm... Türkiye işte böyle bir gençle gurur duyar

“TÜRKİYE seninle gurur duyuyor” sloganı, çok hırpalanmış bir slogandır.

Hırpalanmasının temel nedeni şudur:

Hiç de gurur duymayacağımız kişiler için atılmıştır bu slogan.



Ama bugün bu sloganı büyük bir gönül rahatlığıyla atabiliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Yine sorulmayan soru vakası: Eleman kimdir, nereden seçilir, nasıl belirlenir

Saygı Öztürk, eksik bıraktığı soruyu sormuş Korkut Eken’e.

Demiş ki:

*

“Atilla Peker’i Kıbrıs’a götürdüğünüzü söylemiştiniz. Neden bir devlet görevlisini değil de Peker’i götürdünüz?”

*

Korkut Eken de cevap vermiş:

*

“Orada PKK ile çatışma olursa yanımda birisi olsun istedim. Bu tür olaylarda o günkü devlet stratejisine göre ‘eleman’ kullanılıyordu.”

*

Yazının Devamını Oku

Korkut Eken’e sorulmayan sorunun yaşamsal önemi

Gazeteci Saygı Öztürk, Korkut Eken’e soruyor:

“Gazeteci Kutlu Adalı’yı öldürmekle suçlandınız...”

*

Korkut Eken, cevap veriyor:

*

“Şöyle bir olay oldu: Hasan Paşa (dönemin Barış Kuvvetleri Komutanı Hasan Kundakçı) telefon etmiş. Kundakçı, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’a ‘Kıbrıs’ta çok büyük PKK faaliyetleri var. Teröristler burada cirit atıyor’ falan demiş. Ben de o dönemde Emniyet’te özel harekât polislerini yetiştirmekle görevliyim. Mehmet Bey de beni gönderdi. Her ihtimale karşı, Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’le gittim.”

Gazeteci Saygı Öztürk, soruyor:

*

Yazının Devamını Oku

En büyük en acil ve en önemli sorunumuz

Optimar Araştırma’nın nisan ayı anketinden bir sonucu aktarıyorum:

Aşı olmayı düşünüyor musunuz?

YÜZDE 52: Evet olurum.

YÜZDE 39.2: Hayır olmam, aşının uzun vadeli etkilerini bilmiyorum.

YÜZDE 8.4: Hayır, aşıya karşıyım.

Bu zamana kadar Türkiye’nin en önemli sorunu, aşı teminiydi. Bundan sonra Türkiye’nin en önemli sorunu aşı konusunda olumsuz tavır sergileyen yüzde 48’dir. BİR DAHA KULİSLERE ASLA DALMAYACAĞIM

EĞER ortada bir büyük sessizlik varsa, kulisler anında hareketlenir.

Her türden kulisçi, hemen harekete geçer.

Yazının Devamını Oku

İlk doz aşıda bile yüzde 80 koruma

Önce Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’na kocaman bir teşekkür.

İki gündür Hürriyet’te çok önemli bir hizmet yapıyor Osman Hoca.

“BioNTech Dosyası”nı açarak...

Bu aşıyla ilgili akla gelebilecek her türlü sorunun yanıtını veriyor.



Büyük bir emeğin ürünü olan bu yazı dizisini dikkatle okuyor ve çok faydalanıyorum.

Yazının Devamını Oku

Büyük resmin peşinde koşanlara beş öğüt

ÖĞÜT BİR: Alengirli işler

KABUL... Çok alengirli işlerin arkasında genellikle devasa güçler bulunur. Bunu asla gözden ırak tutmamak lazım. Ancak durum böyledir diye... Her alengirli işin arkasında da her zaman devasa güçler bulunmayabilir.

*

ÖĞÜT İKİ: Komplo ile fal

TAMAM... Paranoyak olmamanız takip edilmediğiniz anlamına gelmez. Ama şunu da unutmayın: Bazen puro içen bir adam, sadece puro içen bir adamdır. “Komplo” ile “fal”, birbirine benzer: Onlara inanma ama onlarsız da kalma!

*

ÖĞÜT ÜÇ: Hayal kırıklıkları

DOĞRU... Alengirli olaylar, sarsıcı etkilere yol açar. Bu nedenle “Hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak” der dururuz. Ancak şu da doğrudur: Hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağı beklentisi, genellikle büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlanır.

*

Yazının Devamını Oku

Neden herkes aşıdaki büyük müjdenin farkına varamadı?

Sıtkı sıyrılmıştı milletin.

Tabii benim de.

*

- Öyle çok müjde verildi ki...

- Öyle çok milyon rakamı telaffuz edildi ki...

- Öyle çok hayal kırıklıkları yaşandı ki...

- Öyle çok rakamlarda revizeye gidildi ki...

Biz artık “Şu kadar milyon aşı gelecek” beyanlarına yüz vermez olduk.

*

Yazının Devamını Oku

Türkiye’nin aşı sorunu tamamdır

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile görüştüm.

Kendisine sorduğum ilk soru şu oldu:

*

“Türkiye’nin aşı sorunu halloldu, bu iş bitti diyebilir misiniz?”

*

Şu cevabı verdi:

*

“Bu iş bitmiştir. Sorun çözülmüştür.”

*

Yazının Devamını Oku