"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Doğan Hızlan: Ahmet Kaya’ya devlet nişanı verilebilir mi ?

Doğan HIZLAN

HAYIR. Kamuoyu isyan eder. Canının yandığı, insanlarını kaybettiği bir konuda, demokrasinin soğukkanlılığı hiç bir damarda dolaşamaz.

Sean Connery'nin İngiltere kraliçesinin elinden Sir unvanını aldığı haberini okuduktan sonra, bir arkadaşım bana yukardaki soruyu sordu:

Siz Ahmet Kaya'ya devlet nişanı verir miydiniz?

Veremezdik. Toplumsal duyarlık, evrensel kuralları, ulusallaştırır.

Her ülke halkının psikolojisi, yaşadığı olaylar, savaşlar, bazı konuları tartışılmaz kılar.

Toplumsal tepkiler, insanların ortak tavrını oluşturur.

Simon Peres'in çağrısı üzerine üç gün seti kapatıp Roma'ya gelen ünlü barışçı aktörün Reha Erus'un sorularına verdiği cevapların içinde ilgi çekici ayrıntılar var.

'İskoçya'nın özgürlüğü için uğraş veriyorum. Tabii Ortadoğu'nun sorunları bizim İskoçyanınkine benzemiyor.'

Türkiye'nin sorunları da, başka ülkelerin sorunlarına benzemiyor.

İşte Ahmet Kaya, Türkiye'yi eleştirirken, Türkiye'nin kendine özgü sorunlarına nesnel bakamıyor.

Sean Connery, silahların bırakılmasanı, silahla mücadele edilmemesini tavsiye ediyor, bütün ülkelere.

Aksine mücadeleye çağırmıyor. İskoçya Ulusal Tiyatrosu'na, Ulusal İskoçya Vakfı'na yardım ediyor. Politikasını da, tamamen şovdan uzak biçimde geliştiriyor.

Arkadaşıma diyebileceğim, Ahmet Kaya da Sean Connery gibi davranırsa, o zaman bu soruyu tartışabilirim.

James Bond'ların en ünlüsüne, şövalye unvanı verilip verilmemesi konusunu İngiltere basını iki yıldır tartışıyor.

Dışardan bakarsanız, bir İskoç milliyetçisi, biraz daha ileri giderseniz bir özerklik yanlısı bile diyebilirsiniz.

İngiltere'nin resmi siyasetine karşı bir anlayışı savunan aktöre nasıl olur da Kraliçe unvan, nişan verebilir sorusu, burada, demokrasi sularında eriyip gidiyor.

Belki ilerde daha soğukkanlı, daha tarafsız, ama elbette halkın toplumsal belleğini kaale alarak, çektiği acıları unutmayarak, kamuoyunu örselemeyen bir karar verebiliriz.

Bugün için arkadaşıma evet diyemezdim ve dememeliydim.

***

DÜNYADA ve bizde sanatçıların toplumdaki yeri saygınlık grafiğinde yükseliyor. Sanatçı yüceltiliyor.

Zeki Müren, Barış Manço, Kemal Sunal'ın cenazelerinde görüldüğü gibi.

Onlar popüler sanatçılardı, gerekçesi başkalarını da kavramıyor diyebilirsiniz. Tam bir itiraz değil.

Dün Zeki Müren Müzesi açıldı. Sanırım diğerlerini de, törenlerde dökülen gözyaşlarıyla hatırlamayacağız sadece, eserleriyle yaşatacağız.

Edebiyat da, yazar da yavaş yavaş toplumdaki itibarını kazanıyor.

Mina Urgan'ın yalnız Dinozor'ları değil, inceleme kitapları da tükenmiş.

Sanatçının muhalifi de ödüllendirilmelidir. Onun değeri, hükümete karşı tavrıyla doğru orantılı değildir.

Edebi ölçütlerle, sanat ölçütleriyle o ödülü hak ediyorsa, dünya görüşünün iktidara tersliği engel sayılmamalıdır.

Gazeteler, dergiler, televizyonlar Mina Urgan'a yer verdi.

Ancak ben Halikarnas Balıkçısı'nın, Ruhi Su'nun, Rifat Ilgaz'ın hayatlarını yakından izledim, görgü tanıklığı da yaptım. Düşüncelerinden ötürü devlet onlara acı çektirdi.

Sanatçıları kimliğini saklama korkusuyla yaşatmayalım.

***

İNGİLTERE kraliçesi Sean Connery'nin omuzuna kılıcı değdirirken zihninden şunları geçirmiştir:

Ben üzerinde güneş batmayan imparatorluğun kraliçesiyim, bana muhalif, bana karşı olan ama şövalyeliğe layık sanatçıyı da ödüllendiririm.

İskoç eteği içinde ünlü aktör de bu düşünceleri telepatik biçimde algılamıştır bence.

X