GeriSeyahat Deniz, baharat ve ateş
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Deniz, baharat ve ateş

Deniz, baharat ve ateş

Endonezya’nın Maluku bölgesindeki Banda Adaları’nın yeri zamanında devlet sırrıymış. Yerini bilenler çok büyük servet kazanmış. O kadar değerliymiş ki zamanında 10 adadan sadece birini satın almak için karşılığında New York’un ünlü Manhattan Adası’nı vermişler.

Banda artık devlet sırrı değil, oraya giderek servet kazanmanız da mümkün değil. Ama bir fırsatını bulup gidebilirseniz sizi el değmemiş bir doğa, yüzlerce çeşit balığın kaynadığı mercanlar, adaların bekçisi gibi duran ateşli bir yanardağ ve misafirperver halkı bekliyor. Okurumuz Başar Kurtbayram gitti, izlenimlerini yazdı.

Java’nın 2 bin kilometre doğusundaki Banda’nın merkezi Banda Neira, 6 bin kişilik küçük bir ada. Hemen yanındaki Gunung Api ve arkasındaki Banda Besar adaları aslında boyut olarak ondan büyük. Ancak Banda Neria’da onlarda olmayan bir şey var: korunaklı liman. Diğer adalar Banda Neira’nın etrafını çevirdiği için açık denizin dalgaları bu adaya ulaşmıyor ve gemilerin kötü havada yanaşabileceği tek alternatif olmasını sağlıyor.

TAŞLAR VOLKANİK SİYAH DENİZİN ALTI RENGARENK

Banda Neira gerçekten küçük bir ada. Limandan başlayıp en uzak noktasına yürümek topu topu bir saat sürüyor. Yol boyunca bize kahve, hint cevizi, kakao ve türlü türlü baharat bitkileri eşlik ediyor. En kuzeyindeki plajın arkasında sıralanmış hint cevizi ağaçlarının ve meraklı halkın arasından geçip siyah kumsala inelim. Evet, kum siyah ama kirden değil. Banda Neira volkanik bir toprak, adadaki tüm taşlar siyah olunca plajlardaki kum da öyle olmuş. Neresinde yüzerseniz yüzün, yüzlerce cins canlı görmeniz garanti. Şaşırmayın burası daha başlangıç, diğer adalarda daha da fazlası var. Dönüşte aynı yolu kullanmak yerine doğu kıyısı boyunca devam eden betonlanmış bir patikayı kullanarak köylerin arasından geçelim. Ama bu kez yürüyüşün uzun süreceğini garanti ederim. Çünkü turist gören hemen herkes yanınıza gelip konuşmak istiyor. ”Hello mister”le başlayan konuşmalar genelde köy halkının az İngilizcelerinden dolayı fazla uzamasa da her 100 metrede bir önünüze meraklı birinin çıkmasına engel olmuyor. “Merhaba! Kimsin? Neredensin? Adın ne?” soru-cevap döngüsü hız kesmeden tekrar tekrar yaşanırken akşamüstü oluveriyor. Mahalle arasında futbol oynayanların, balık tutan çocukların, evlerinin önünde sohbet edenlerin bütün işlerine ara verip yanına gelmesine kısa sürede alışıyor insan. Sezonda bile adadaki turist sayısı nadiren 30’u geçtiği için her turist burada Bandalıların ilgisini çekiyor. Limana dönerken yolda havaalanı pistinden yürüyoruz. Ada o kadar küçük ki pisti yapabilmek için denizi biraz doldurmuşlar, yetmemiş havaalanının eğimini yukarı vermişler ki uçaklar yokuş yukarı inip kısa sürede durabilsin. Havaalanında pist dışında ne bir bina ne de elektronik sistem, ışık var. Sadece görüş mesafesinin iyi olduğu günlerde iniş yapılıyor.

KORKUTAN DAĞ

Günbatımında Banda Neira merkezine alışverişe ya da işe gelen diğer adaların sakinleri karanlık bastırmadan evlerine dönmek için iskeleye yöneliyor. İskelenin karşısında tüm heybetiyle denizden fırlayan adanın ismi Gunung Api. Api Dağı ismi ada için garip olabilir ama Bandalılar Gunung Api’yi adadan çok volkan karakteriyle hatırlıyor. En son 1988’de patlayıp 300’den fazla evi ateşe boğuvermiş. Patlamanın izlerini yamacındaki kömürleşmiş ağaçlar, simsiyah lavla kaplı arazide görebilirsiniz. Adada telaşlı birini görmek pek kolay değil, hayat durgun, sakin. Ama illa da telaşlı birini göreceğiz dersek tek şansımız akşamüstü iskeleye yönelen kalabalık. Küçük teknelere insanlar, onların üstüne sebze, meyve, buzdolabı, tüp, benzin, canlı tavuk, balık ve bir sürü ıvır zıvır yükleniyor. Ve karanlığa yakalanmadan aceleyle dizel motorlarının gürültüsü altında hareket ediyorlar. Tekneler iskeleden ayrılınca hemen kalkmayalım, biraz da akvaryum gibi suda geçit töreni yapan binlerce balığı seyredelim.
Banda Adaları’nda sualtı canlılarını görmenin en iyi yolu bir tekne tutup mercan kayalarında dolaşmak. İskeledeki balıkçı tekneleriyle dilerseniz doğrudan pazarlık edebilir ya da kaldığınız pansiyondan sizin için ayarlamalarını rica edebilirsiniz. Tekneyi diğer turistlerle paylaşarak maliyeti azaltmanız mümkün.

BAHARAT TOPLAYIP BALIK AVLIYORLAR

Haydi, diğer adalara... Mutiara pansiyonun enerjik sahibi Abba’nın seçtiği teknemiz önce Rhun’un mercanlarında duruyor. Bu adada sadece bin kişi yaşıyor. Tıpkı 400 sene önceki gibi, baharatçılık ve balıkçılık temel uğraş. Rhun’a bakarken insan Manhattan’la karşılaştırmadan edemiyor. Doğa harikası mı olmak iyi, ticaret harikası mı? Rhun’un az ötesinde yerleşime kapalı Neyleka Adası var. Geniş, beyaz kumlu plajı, önünde muhteşem mercan kayalıkları görmeye değer. Gelgit zamanlarına göre denizaltındaki görüş mesafeniz değişebiliyor, sular çekilirken giderseniz daha fazla deniz canlısı görme şansınız var. Yolumuz üzerindeki Ai Adası’nda kısa bir duraklama yapıyoruz. Birden dikleşerek inen mercan duvarının yanında rengarenk, değişik ve daha önce hiç görmediğim yüzlerce deniz canlısını seyrederken kaptanın “zaman doldu” uyarısıyla tekneye çıkıyorum, dönüşe geçiyoruz. Banda’da geçen sonraki günlerimde aynı kaptanla Gunug Api’de denize akıp donmuş lavların üzerinde, Pisang Adası’nın tek sakini olan ailenin evlerinin önündeki aşırı akıntılı ama görüş derinliği harika mercanlarında, minicik Batu Kapal’ın hemen yanı başında ve Banda Takımadaları’nın en büyüğü Banda Besar’ın birden derinleşen sularında geziniyoruz.
Banda Adaları ticari önemlerinin azalmasıyla uzun süreden beri dünyadan izole. Bu sayede bozulmadan günümüze ulaşabilmişler. Endonezya’nın ekonomisi ve ulaşım olanakları iyileştikçe adaların bu harika hallerinde kalmaları mucize olur. Eğer bu doğa harikası cennet adalara gitmeye niyetiniz varsa en iyi zaman havanın iyi, denizin rüzgarsız ve deniz altı görüş mesafesinin yüksek olduğu ekim, kasım ayları...

AYDA ÜÇ FERİBOT, HAFTADA ÜÇ UÇAK SEFERİ VAR, YAKALAMAK ŞANS İSTİYOR

Adalara ulaşmak iyi bir planlama ve bol zaman gerektiriyor. Adalara en yakın şehir Ambon’dan ayda üç sefer yapan feribot sekiz saatlik yolculukla Banda’ya varıyor. Sefer günleri sık sık değişiyor, iptaller normal karşılanıyor. Diğer seçenek haftada üç kez sefer yapması gereken ama gerçekte kafasına göre uçan NBA Havayolları. Seyahat acentaları NBA’nın biletini satmıyor, illa ki Ambon’da bizzat boy gösterip nakit ödemeniz gerekiyor.

HİNT CEVİZİ UĞRUNA MANHATTAN ELDEN GİTTİ

Banda, 16’ncı yüzyıl sonlarında dünyanın tek “hint cevizi” üreticisiymiş. Bugün et yemeklerinde, makarna soslarında kullanılan, adalarda doğal olarak yetişen erik büyüklüğündeki hint cevizinin o tarihte veba hastalığına iyi geldiği dedikodusu Avrupa’da yayıldıkça tüccarlar adanın yerini bulmak için yarışa başlamış. Hollandalılar biri dışında tüm adaları ele geçirmiş. 10’uncusu Rhun Adası’nı da İngilizler almış. Hollandalılar ne kadar uğraşırsa uğraşsın
İngilizleri Rhun’dan atamamış. Sonunda pes edip ada değiş tokuşu teklif etmişler: “Size sömügemiz Yeni Amsterdam’daki (bugünkü New York) Manhattan Adası’nı verelim, Rhun’u alalım.” Değiş tokuş yapılmış. Rhun Adası 400 sene önce neyse bu gün de o, değişim yok. Manhattan’ın hikayesi çok farklı olmuş.

False