GeriYavuz GÖKMEN Demirel de patladı!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Demirel de patladı!

Yavuz GÖKMEN

Tansu'dan sonra Süleyman Demirel de kendi çapında patladı. Demirel'in bir süredir kendisini bir takım odaklar koalisyonundan dikkatle ayırmaya çalıştığını seziyordum. Süleyman Bey'in önceki gün yaptığı yeni yıl basın toplantısında söyledikleri pek azımsanmayacak önemdedir.

Ancak Demirel'in söyledikleri kadar, bu sözleri söyleyiş zamanı da önemlidir. Demirel zaten yıllardır kafasında olan ‘‘Anayasal reform’’ konusunu bir kez daha ortaya atmış ve ‘‘herkesin kendi çizgisinde durmasını’’ istemiştir.

Bu, ülkenin bağımsızlık sembolü olan cumhurbaşkanına düşen görevdi ve Demirel bunu hiç olmazsa karınca kararınca yapmıştır.

Demirel'in herkesi kendi sorumluluk çizgisinden taşmamaya çağırması, bazı şeylerin onun da gırtlağına kadar geldiğini göstermektedir. Karşılarında kendilerine ‘‘dur’’ diyecek hiçbir güç göremedikleri için her gün akıllarına esen yeni mevziler kazanmaya çalışan odaklar, bundan böyle Tansu ve Demirel'in çıkışlarını düşünmek zorunda kalacaklardır.

Kuşkusuz 1998'den, Türkiye'nin Nazi Almanyası'na döneceği bir yıl olmasını bekleyenlerin hevesleri kursaklarında kalacaktır.

* * *

Şimdi herkesin yakın geçmişi bir kez daha düşünmesinin zamanıdır.

Biz 28 Şubat'tan beri bir toplumsal paranoyaya kapıldık. Kafamızdaki öcüleri büyüttük ve abartabildiğimiz kadar abarttık.

Türkiye bugün-yarın İran oluyor zannettik.

Ama bir de baktık ki Türkiye İran-Cezayir filan olmadı. Bilakis demokrasiyi ortadan kaldıracak zannettiklerimiz, demokrasiye sarıldılar. ‘‘Batı Çalışma Grubu’’ndan da Batı yanlısı oldular.

Bizim Batı yanlılarımız, Batı ile kavgaya giriştiler ve Türkiye'yi ne Batı ne Doğu'ya yaranır duruma soktular.

Cumhuriyeti kurtarmak adına cumhuriyeti de tehlikeye sokacak davranışlara giriştiler. Seçilmişlerin iktidarını ellerinden aldılar ve ülkeyi, TBMM'nin çıkardığı yasalarla değil, bir takım gizli kararlarla yönetmeye kalkıştılar.

Türkiye, iki bin yılına iki kala, dokuz yüz otuzlarda dolaşmaktadır.

* * *

Biraz düşünürsek, içinde bulunduğumuz paranoyayı görecek ve ona göre davranacağız. RP'nin mahkeme kararından önce bazı odaklarca kapatıldığını, 98 için karabasanlarla dolu kehanetler savrulduğunu anlayacağız.

Başta hukuk olmak üzere tüm kurumların baskı altında olduklarını kavrayacağız.

Demirel gibi dehşete kapılacak, çıkış arayacağız.

‘‘Anayasal reform’’un anlamı Demokrasi'dir.

Başka çıkış yolu yoktur.

X

Refah kapatılabilecek mi?

Öncelikle belirteyim ki, bir siyasal partiyi yasal olarak kapatmak, onu toplumsal gerçekliğin dışına itmek anlamına gelmez. Benim tartışmak istediğim, bu noktalardan hem birincisi hem de ikincisidir.

Yavuz GÖKMEN

 

Önce ikinci soruyu yanıtlayayım; çünkü onun yanıtı basit ve kısadır. Refah Partisi'ni kapatmak, onu toplumsal gerçekliğin dışına itmek anlamına gelmeyecektir. RP başka bir isim altında belki de daha da güçlenerek -ki bu güçlenmenin anlam olarak derinliğine tartışılması gerekir- varolacak ve Türkiye siyasal yaşamına damga vuracaktır.

Ancak, şimdi birinci sorunun yanıtına geçmeliyiz. Refah Partisi, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılabilecek midir? Bu soruya da iki türlü yanıt aramak gerekir.

1- Anayasa Mahkemesi, RP'yi hukuken kapatabilir mi?

2- Anayasa Mahkemesi, RP'yi siyasal bir kararla kapatabilir mi?

 

İşte mesele bu iki noktada odaklanmaktadır.

Yazının Devamını Oku