Çocuklar nasıl tinerci olur

Tinerci nesil yetişsin istemiyoruz ya, acaba bunun yolu dindar nesil tasarımları mıdır? Acaba çocuklar ne ister? Uzlaşma, adalet, barış, özgürlük talebi onların ağzından çıkınca daha dikkatli dinlemek gerekmez mi?

Haberin Devamı

İstanbul Tophane’deki Tütün Deposu’nda bu hafta, sadece üç gün süren sessiz sedasız bir sergi vardı: ‘Suçlu muyum? Suçlu muyuz? Suçlular mı?’
Bir sanat sergisi değil, çocuk ve gençlerle gerçekleştirilmiş bir projenin sonuçları aslında.

İstanbul’da çocuk ve gençlerle çalışan Başak Kültür ve Sanat Vakfı ile Diyarbakır’da çocuk ve gençlerle çalışan Çocuklar Aynı Çatı Altında Derneği’nin ortak projesi. Çocukları suça iten nedenlerin ne olduğu, suçu önlemek için kimler tarafından ne gibi önlemler alınması gerektiği araştırılmış. Amaç, suç işlemiş ya da işlememiş çocukların bu konudaki algısının ve sözlerinin de hesaba katıldığı bir farkındalık yaratmak.

Önce İstanbul ve Diyarbakır’da, buralara göç ve zorunlu göçle gelmiş toplam 108 çocuk ve gençle anket yapmışlar. Sonra ikili takımlar haline getirilen çocuklardan, hayatlarından esinlenerek birer hikaye yazmaları istenmiş. Bu hikayeleri, kendilerinin kahramanı olduğu bir kare fotoğrafla anlatmışlar. İstanbul’da ayrıca, her bir çocuğun çektiği fotoğrafı diğer katılımcı çocuk haberleştirmiş. Amaç, çocukların medya algısı hakkında fikir sahibi olmak. Kendi adıma çok anlamlı bulduğum bir tanesini buraya aldım. Aşağıda göreceğiniz gibi, gerçek hikayeyle haber arasındaki fark, bu çocukların kendilerine dışarıdan (özellikle de medya tarafından) nasıl bakıldığını düşündüklerini çok net ortaya koyuyor. O aradaki farkta çocuk bize diyor ki; “Benimle ilgilenmiyorsun, kim olduğumla, içinde bulunduğum koşullarla ilgilenmiyorsun, merak etmiyorsun ve seçkincisin.”

Haberin Devamı

Sergide 42 fotoğraf, 21 hikaye, dokuz da haberleştirilmiş hikaye vardı. Hepsini tek tek okudum, aşağıya seçtiklerimi siz de okuyun isterim. Daha 11 yaşında büyümek zorunda kalmış çocukların hikayeleri bunlar. İçinde ölüm, uyuşturucu, adaletsizlik, şiddet olan hikayeler. Şimdi ne diyeceğiz, ‘bu çocuklar biraz daha dindar yetiştirilseydi böyle olmazdı’ mı? Peki küçücük bir çocuğun gündelik diline ‘çevik kuvvet, panzer, toma 4, akrep’ sokan sisteme ne olacak?
Ha bu arada, anket sırasında “Adalet deyince aklınıza ne geliyor” diye de sormuşlar. İstanbul’dakilerin de, Diyarbakır’dakilerin de cevabı aynı: Özgürlük, eşitlik, demokrasi, hak-hukuk, uyum, anadilinde konuşabilmek.

Haberin Devamı

Kalbine tekme
HİKAYE 2

Şevin henüz 11 yaşındadır. Dört kişilik ailesiyle Osmaniye’de yaşamakta. Ramazan ayında annesi Neriman Hanım sahur için yemek hazırlamaya mutfağa gider. Sofrayı hazırlar. Fakat vaktin daha erken olduğunu fark edip eşi Ali Bey’i uyandırmaz. Kendi de yatağına gider ve uyur. Bir süre sonra Ali Bey uyanıp sofraya doğru gider ve o sırada ezan okunur. Bir anlık öfkeyle eşi Neriman Hanım’ın kalbine tekme atar. Ve Neriman Hanım karnındaki çocuğuyla hayatını kaybeder. Bu olanları duyan (gören) Şevin’in psikolojisi bozulur ve sevgiyi, saygıyı sokakta aramaya başlar. Eroin kullanmaya başlayan Şevin tüm suçun kendisinde, her şeyin onun yüzünden olduğunu sürekli tekrarlar.

Haberin Devamı

Çetelerin çalıştırdığı çocuklar
HABER 8

Artık her köşede çetelerin çalıştırdığı çocuk dilenciler var. Doğu’dan büyük şehirlere gelen çok çocuklu aileler, çocuklarını çetelere veriyor, onlar da dilencilik yaparak çetelere para kazandırıyor. Bunlar güvenlik güçlerimizin büyük gayretleriyle yakalanıyor ve şehirlerimiz yine nezih görünümüne kavuşuyor.

Isırdım, kolumu kırdı
HİKAYE 8

Ben Abidin, 11 yaşındayım. Dört kardeşiz. Annem Abdiye 32 yaşında. Babam ben doğmadan ölmüş. Allah rahmet eylesin. Ama annem de kanser ilaçlarını almazsa ölecek. Sonra ben yolda kara kara düşünürken bir dilenci gördüm ve önünde tonlarca para vardı. Ben de dileneyim dedim. Hem oradan gelen parayla da karnımızı doyurup anneme ilaçlarımı alırım dedim. Ve ben de dilenmeye başladım. Sonra bir sivil polis geldi, yanımdaki dilenci kaçıp gitti ama maalesef ben kaçamadım yakalandım. Polis bey amcaya ‘Beni bırak benim gerçekten ihtiyacım var, annem hasta ona ilaç almam lazım, bende para yok” dedim. Polis bey amca bana “Sus ulan” dedi. Ben kaçmak için onun kolunu ısırdım, o da sinirlendi, benim kolumu kırdı ve beni hapse attı.

Haberin Devamı

Ekmeği alıp kaçtım
HİKAYE 5

Ben Dicle, 11 yaşındayım.  Kardeşimle mendil satıyoruz. Berfin çok hastalanmıştı bütün paramı onun ilaçlarına verdim ve çok acıkmıştık. Hüseyin bakkala gidip “Bir tane ekmek alabilir miyim, ama borç olarak. Kardeşim hasta” dedim. Bunları çook duyduk, paranı getir öyle alırsın” dedi. Ağlamamak için kendimi zor tuttum ama yine de bir-iki damlacık aktı sonra bir tane ekmekle fırladım. Hüseyin Amca da peşimden...

Kendimi televizyonda gördüm
HİKAYE 10

Bir gün sokaktan geliyorduk, önümüzde çocuklar taşlar ve sopalarla sokaklarda polislerle çatıştılar. Polisler çocuklara doğru yürüyünce çocuklar taş ve sopaları onlara fırlattı.  Polisler onların peşinden gittiler. Polisler telsizle çelik kuvvet, panzer, toma 4, akrep ve uçaklara haber verdiler. Uçaklar, biber gazı atınca çocukların gözü yandı ve polisler, akrepler, panzerler, toma 4 ve çelik kuvvetlerle çocukları yakaladılar, bazıları binalarda saklandılar. Ben kameraların geldiğini gördüm.  Polisleri, akrepleri, toma 4’ü, panzerleri ve çevik kuvvetleri çektiğini gördüm ve kameranın önünde gittim ve beni de çektiler ve
kendimi televizyonda gördüm.

Yazarın Tüm Yazıları