‘Çocuk İstismarının Farkında Mıyız?’ Sempozyumu

Güncelleme Tarihi:

‘Çocuk İstismarının Farkında Mıyız’ Sempozyumu
Oluşturulma Tarihi: Mart 07, 2015 14:24

SANKO ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ, ÇOCUK İSTİSMARINI VE İHMALİNİ ÖNLEME DERNEĞİ İŞBİRLİĞİ İLE ‘ÇOCUK İSTİSMARININ FARKINDA MIYIZ?’ KONULU SEMPOZYUM DÜZENLENDİ.

Sanko Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği işbirliği ile ‘Çocuk İstismarının Farkında mıyız?’ konulu sempozyum düzenlendi.
Özel Sani Konukoğlu Hastanesi’nde düzenlenen sempozyumda Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği Başkanı Çocuk Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Bahar Gökler ‘Çocuğun Gelişimini Etkileyen Riskler’ ve ‘İstismar Mağduru Çocukla İletişim’, Dernek Genel Sekreteri Doç. Dr. Aysun Baransel Isır ‘Çocuk İhmali ve İstismarını Tanımak’, Avukat Hatice Kaynak ise ‘İstismar Mağduru Çocuğun Korunması’ konularında bilgiler verdiler. Sempozyumun moderatörlüğünü yapan SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ayşen Bayram, sosyal sorumluluk projesi kapsamında düzenledikleri sempozyumun amacının, Tıp Fakültesi öğrencileri ve diğer katılımcıları çocuk ihmal ve istismarı konusunda bilgilendirmek olduğunu söyledi.
Sempozyumun açış konuşmasını yapan SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Sınav da üniversitelerin birinci görevinin eğitim olduğuna dikkati çekerek, “Bu doğrudur. Ama tek vazifesi bu değildir. Üniversite bir medeniyetin üst aklıdır ve toplumda farkındalık oluşturmak bir diğer önemli görevidir” dedi.
Prof. Dr. Sınav, çocuk istismarı konusunda farkındalık oluşturmak gerektiğine vurgu yaparak, “Bu proje bana ilk geldiğinde hiç tereddüt etmeden ‘ne gerekiyorsa yapalım’ dedim. Çünkü bu toplumsal bir sorun ve hepimizin bu konuda elinden geleni yapması gerekir. Bu projede yer aldığımız için çok mutluyum. Gönüllü olarak bu işle ilgilenen konuşmacılarımıza çok teşekkür ederim. Bu toplantının hepimiz için yararlı olmasını diliyorum” diye konuştu.
Prof. Dr. Bahar Gökler de Gaziantep’te SANKO Üniversitesi ile bu etkinliği gerçekleştirmenin kendisine ve arkadaşlarıma büyük mutluluk verdiğini kaydetti. “Bu sempozyumla ülkemizde bu konuda başlamış olan farkındalığı daha da ileriye taşıyacağız” diyen Prof. Dr. Gökler, şöyle devam etti:
“Çocuk ve ergen gelişim sürecinde her gelişim basamağı tutumlarla belirlenen geliştirici ve örseleyici öğeler taşıyabilir. Örseleyici tutumlar çocuk ve ergenlerin sağlıklı gelişimine ket vurarak, ihmal ve istismara yol açabilir. Çocuk istismar ve ihmalinde çocuğa yaklaşım çok önemlidir. Uygun olmayan yaklaşımlar çocuğun tekrar travmatize olmasına yol açar. Özellikle ilk görüşme mağdur ve çocuk için çok önemli. Çocukla görüşmede yaş ve gelişim dönem özelliklerinin dikkate alınmalı.”
Aile içi istismarı açıklamanın güçlüğüne değinen Gökler, çocuğun bu konuda yüreklendirici bir tutumla ele alınması ve beraberinde gizlilik ilkesine uyulmasının gerektiğini belirterek, “Çocuk ve ergenle görüşme yaparken onlarla empati kurmak çok önemlidir” ifadelerini kullandı.
“Gaziantep’te bu toplantıda olmaktan, zincire bir halka daha eklemekten dernek ve çocuklar adına memnuniyet duyduğunu” diyen Doç. Dr. Aysun Baransel Isır ise, Dünyada her 1 dakikada yaklaşık 500-600 çocuğun aile şiddetine maruz kaldığını, her 1 saatte 6 çocuğun öldürüldüğüne dikkati çekti. Çocukların, yabancılardan daha fazla anne - baba ve öğretmenler gibi bakım veren kişiler tarafından istismar edildiğine işaret eden Isır, Türkiye’de kız ve erkek çocukların istismara uğrama oranının birbirinden çok da farklı olmadığını, cinsel istismarın her sosyo-ekonomik düzeyde görülebildiğini belirtti. Çocuk istismarının tanınması ve türleri konusunda açıklamalar yapan Isır, ailelerin eğitilmesi yanında çocukla çalışan uzmanların farkındalıklarının artırılmasına ve bu konuda t ıp, sosyal hizmetler ve hukukun birlikte, bütüncül olarak çocuğu ele almasının gerekliliğini vurguladı. Doç. Dr. Baransel Isır, “Çocuklarımız için dileğimiz, beden ve ruh sağlığı yerinde kendi ayakları üzerinde durabilen bireyler yetiştirmek” diyerek, sözlerini tamamladı.
Avukat Hatice Kaynak da ‘İstismar Mağduru Çocuğun Korunması’ konulu sunumunda, çocuğun ve çocukluğun bir dönem olarak kabul edilmesinin ancak yeniçağda kabul gördüğünü, çocukları koruma konusunda aileye müdahalenin ise yüzyılın başlarında reddedildiğini, ancak I. Dünya Savaşı sonrasında çocuk haklarının kabul ve gelişmesiyle mümkün olduğunu anlattı. Çocuk haklarının temelinin “Çocuğun yüksek yararı“ olduğunu belirten Kaynak, yüksek yararı “öncelikle çocuğun yaşama ve sağlıklı gelişme hakkının korunması” olarak tanımlayarak, bu korunurken çocuğa eşit, adil ve katılımını sağlayan biçimde davranılmasının zorunluluğundan bahsetti. Hukukun çocuğu koruyabilmesi için kamu makamlarının istismar ve korunma ihtiyacından haberdar olması gerektiğini kaydeden Kaynak, devamla şu bilgileri paylaştı:
“Bu da yasalarda yer alan bildirim yükümlülüğü ile düzlenmiştir. Her vatandaş, kamu görevlisi ve sağlık çalışanı, öğrendiği, fark ettiği suçu ve koruma ihtiyacını bildirmek zorundadır. Bu süreçte çocuğun sistem içinde yeniden örselenmemesi için etiketlenmemesi ve damgalanmaması, böylece gizliliğe uyulmalı. Bu konuda çocukla iletişime geçen herkes ve basın duyarlı olmalı.”
Sempozyumda konuşmacılar, çocuk ve ergenlerin gelişimsel özelliklerine özen gösteren onları uygun iletişim yöntemleri ile ele alan bir tutumun gerekliliği yanında istismarın tanımı türleri ve genel özellikleri ve istismara hukuksal yaklaşım kapsamında bütüncül bir modelle ele alınmasının üzerinde durdular.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!