Çocuğum Yemek Yemiyor Çıldırmak Üzereyim!

Sosyal medyada, özellikle Twitter’da anne arkadaşlarımla paylaştıklarımız genelde çocuklarımızla ilgili şeyler. Dün, sevgili Merve’ nin tweeti gözüme takıldı “Artık yetti bu iştahsızlık yarın doktora gidiliyor” diyordu.

Birden o tweette eski halimi gördüm. Çocuğu yemediği için kendini çaresiz hisseden, gergin, ne yapacağını bilemeyen anne…
Hemen kendisine ulaşıp, telefonda konuşalım dedim. Öğle saatinde telefonum çaldı.
 
Önce Merve’yi dinledim. Bir an evvel aşmak istediği herhalinden çok belli olan iştahsızlık sorununu bana hızlı hızlı anlattı. Çok şey denemişti, çok şey yapmıştı 28 aylık kızı Lina bir türlü yemiyordu. Yemesi için peşinde kaşıkla koşturduğunu, ödüller verdiğini, gerekirse zorladığını, bir kaşık dahi yediremezse oturup hüngür hüngür ağladığını söyledi. Onu dinlerken kendimi okuyor gibiydim. Çünkü bu konuyla ilgili defalarca yazı yazmıştım. Evde anneannesi varmış minik Lina’ nın gündüz o bakıyor, akşam işten dönünce yine yemek savaşları başlıyormuş. Çünkü tatlı Lina annesinden yemek yemeyi kesinlikle reddediyormuş.


Başka handikaplarım var dedi Merve, kanser atlattım. Yemediği zaman çok endişeleniyor, onun sağlığını kaybetmesinden korkuyorum” dedi./images/100/0x0/55eb3711f018fbb8f8b2d5f2 Peki ne yapmalısın dedim? “Doktora götüreceğim, tahliller yaptıracağım, gerekirse çeşitli testler yaptıracağım.” Merve’ nin yaşadıkları hiç kolay değil. Ancak belli ki onun kaygı seviyesini çok yükseltmiş, yaşadıklarının çocuğunun başına gelmesini istemiyor. Haliyle yemek yeme konusunda ona çok baskı yapıyor diye düşünürken, aynı şeyleri kendisi saydı.


Peki benim hikayemi anlatmamı ister misin dedim. Dinlemek istedi.


Ata da aynen böyleydi. Benim beslememi kesinlikle reddediyordu. Ne yapsam bir türlü beceremedim. Ben varsam yemiyor, yoksam tabağını silip süpürüyordu. Ben de hüngür hüngür ağladım, yeri geldi bağırdım çağırdım. Sonra bunun neden böyle büyük bir sorun haline geldiğini irdelemeye başladım. Ancak daha sağlıklı düşünebilmek için bir uzmandan yardım aldım. Yanıtını bildiğim sorular sorduğum halde, konuşmak işe yaramıştı. Önce benim rahatlamam gerektiğini söylemişti. Öncelikle bir uzmana danışıp konuşmanı öneririm dedim.  Bırak anneanne peşinde kaşıkla koştursun. Orada çok fazla yapabileceğin bir şey yok.  O kendi doğasını yaşasın.

Kendine söz vermelisin. Bugünden itibaren çocuğuma yemek yemesi için baskı yapmayacağım. Bunu bir post ite yazıp buzdolabına asar mısın? Bundan 6 ay kadar önce yaptım ve iştahsızlık sorunu tarihe karıştı biliyor musun?
Çocuğum Yemek Yemiyor Çıldırmak Üzereyim
Birgün alışverişe çıkmıştık. Oyuncak günümüzdü. Yine bir kaç dinozor kapmış eve dönerken, Ata ne yemek istersin sorusunu sordum. Pizza dedi. Karşıma oturttum ve menüsünü önüne bıraktım. Bir ara dalmışım. Birden bir farkettim ki o yalvardığım, peşinden koştuğum çocuk  kendi kendine yiyordu. Ben ye demediğim, peşinde koşmadığım, baskı yapmadığım için rahattı ve yiyordu. O gün kendime söz verdim. Yemek ye baskısı yapmadım.

Ardından kreşe başladı. Böylelikle farklı yemekleri yemeye başladı. Akranlarıyla olması, yemeğin günlük bir ritüel olarak işlenmesi, anne-çocuk ilişkisi yerine öğretmen-öğrenci ilişkisinin olması nedeniyle Ata yemek seçmeyi ve itiraz etmeyi bırakmıştı. Şimdiye değin sınıfımdaki öğrencilerime “o tabak bitecek” dediğimde o tabak hakikaten bitiyorken, evde durumum sıfırdı. Şu an ben de bir anne olarak kreşteki öğretmenleriyle işbirliği halindeyim. Çok şükür, artık seçmeden, itiraz etmeden yiyor. İsterseniz siz de yarı zamanlı kreş düşünebilirsiniz.

Özetle 1. Kendine söz verecek, yemek yeme baskısı yapmayacaktı. 2. Kendisini rahatlatmak için bir uzmanla konuşacaktı. 3. Çocuğu akranlarıyla birlikte yemek yiyeceği ortamlara ( oyun grubu, kreş vb… ) dahil edecekti.

Biz bu şekilde kaybolan iştahımızı kazandık, darısı Merve’yle kızı Lina’nın, çocuğu yemek yemeyen herkesin başına olsun.

Çok özel not: 2 yaşındaki çocuklar gelişimsel bir özellik olarak herşeye itiraz ederler. Burada biraz daha sabırlı olmak gerek.


Haftanın kitabı :



Çocuğum Yemek Yemiyor Çıldırmak Üzereyim

Çocuğum Yemek Yemiyor Carlos Gonzales Sanırım konuya en uygun kitap seçimi bu olur. Çocuğun neden yemediğini anlamak bu kitapla daha kolaylaşabilir. Ebeveyn tutumlarından mı, yoksa gelişimsel bir özellik mi? Nerede hata yapılıyor, hani taktikler çocuğun yemek yemesini sağlayabilir? Çocuklar neden yemek yemezler? Hangi sıklıkta yemek yemeleri gerekir? Neden sebze yedirmek çocuklara ceza gibi gelir? Emzirmeden sonra mama ve katı gıdalara geçişte anneleri hangi zorluklar bekler? Çocuğunuzun yemek yememesinin nedeni bir besin alerjisi olabilir mi? Gibi soruların tamamına yanıt bulacağınız bir kitap.  Bu arada Carlos Gonzales, "Çocuğunuz ne zaman ne kadar yemek yemesi gerektiğini bilir, ona kulak verin" diyor. Denemek çok seyi değiştirebilir.

 

X

Sahte Psikologlara Dikkat

Psikoloji mezunu olmadığı halde psikolog ünvanıyla danışmanlık veren ve fatura nitelikli dolandırıcılık yapanlara dikkat

Son günlerde sosyal medyada sahte psikolog iddiaları gündemden düşmüyor. Psikoloji mezunu olmadığı halde psikolog ünvanı kullanan ve bu konuda danışmanlık hizmeti verdiği iddia edilen Çağla Düvenci Sönmez, konuyla ilgili henüz net bir açıklama yapmadı.

Sönmez' in bir üniversiteden çift dal mezunu olarak kendini tanıtması, halkla ilişkiler ajansları ile yaptığı çalışmalarda kendini psikolog olarak lanse etmesi, online danışmanlık vermesi ve bunun bir hizmet bedelinin olduğunu belirtmesine diğer takipçileri gibi ben de şahidim.

Çağla Düvenci Sönmez' in psikoloji bölümünden mezun olmadığına dair resmi teyide muhtaç bilgiler dolaşıyor. İddia sahibinin tarzına ve tavrına bakılacak olduğunda her iki tarafa da mesafeli durmak gerektiği ortada. Çünkü iddia sahibinin kimliği belli değil ve girişimi tamamen belaltı hamleler ve hakaretlerle dolu. Çok çirkin, çok ayıp!

Yazının Devamını Oku

Helikopter Ebeveynlerin 5 Özelliği

Küçük bir çocuk annesini tanımlarken şunu söylemiş "Annem, tıpkı bir helikopter gib sürekli başım etrafında dönmekte"...


Helikopter ebeveyn, 1969 yılında Psikolog Haim Ginott' un, psikoloji literatürüne kazandırdığı bir kavram.

Danışanlarından küçük bir çocuk annesini tanımlarken helikoptere benzetmesi nedeniyle literatüde yerini helikopter ebeveyn olarak almış. Buradan helikopter ebeveynlerin çocuklarına çok yakın olduğu, hatta gereğinden fazla yakın olduğu sonucunu çıkarabiliriz.

Helikopter ebeveynlerin, 5 tane belirgin özelliği var.

Yazının Devamını Oku

Yerinizde Olsaydım Çocuğumun Okulunu Sosyal Medyada Paylaşmazdım

Okullar açıldı ve sosyal medyada hepimiz yeni moda tabirle okula dönüş fotoğrafları paylaştık. Pek çok riskten habersiziz anlaşılan.

Bugün günlerden Çarşamba. Sosyal medya Pazartesi günü çocuklarımızın yeni moda tabirle okula dönüş fotoğraflarıyla doldu, taştı. Hem mesleki refleks hem de karşılaştığım olaylardan sonra, çocukların gittiği okulu sosyal medyada paylaşmanın sağlıklı olmadığını dile getirmeye karar verdim. Bu arada The Independent’ da kaygılarımı dile getiren bir makaleyle karşılaşınca “tamam” dedim. Yaz kızım Aylin…

Şahsen, ucundan kıyısından olmak kaydıyla özel günleri paylaşmanın önemli ve motive edici olduğunu düşünüyorum. Doğum günleri, tatiller, aile ziyaretleri, geziler, sağlık-hastalık ile ilgili gelişmeler, okul ve etkinliklerle ilgili her şeyi çok büyük bir iyi niyetle paylaşıyoruz. Arkadaşlarımız, aile üyeleri, tanıdıklar, takipçilerden kalpler, beğeniler yağıyor. Harika. Fakat biraz durup düşününce çocuk adına önemli noktaları atladığımızı düşünüyorum.

Çocuklardan İzin Almadan Fotoğraflarını Paylaşıyoruz

En acayibi… En sevdiğimiz varlığı hiç tanımadığımız insanların takibine ve ilgisine sunuyoruz. Yaklaşık 6 yıldır instagram kullanan bir anne olarak, defalarca yaptım. Ailemin, uzakta yaşayan dostlarımın, oğluma ait güzel ve özel anılarını görmesi ve yorum yazması çok keyifli geliyordu. Ama herkese açık paylaşım ve açık hesaplar büyük risk potansiyelleri barındırıyor, malum. Her anı, her mekanı en açık şekilde paylaşmanın ne gibi bir getirisi olabilir? Bu soruyu sürekli kendime soruyorum. Çocuğum kazanç kapısı mı? Aklıma gelen diğer soru da bu…

Oğlum büyüdükçe fotoğrafının ne amaçla çekildiğini sormaya başladı. Daha sonra “hayır, çekme” veya “bu fotoğrafı bütün dünyayla paylaşır mısın” diyerek en gerçek filtremizi yürürlüğe koydu. Hergün her anını paylaşmazdım zaten. Ancak yakın gelecekte hiç izin alamayacağımı düşünüyorum. Çünkü ön ergenlik kapımızda.

Yazının Devamını Oku

Hadi Anne

Son zamanlarda dikkatimi çeken bir isim var.Derya Topçu nam_ı diğer Hadi Anne.

Derya Hanım anne olduktan sonra görece kısıtlanan sosyal hayatını, sınırlanan entellektüel dünyasını yeniden geri getirebilmek için kendisine Hadi Anne ! diyor.

Başlıyor yaşadığı kentin kültür sanat haritasını anne-çocuk gözüyle tekrar çizmeye. Yanına kızı Asya’yı da alıyor, hafta hafta müze ziyaretleri gerçekleştiriyor. Bu yolla hem çocuğuna büyük bir katma değer yarattığını hem kendisinin çok keyif aldığını farkediyor. Tüketimden uzaklaşarak daha verimli daha üretken bir konuma

büyük şehirlerin, insanları geçici mutluluklara iten, sadece tüketerek çocuk büyüten yaygın bir anlayışın içerisinde Hadi Anne’nin yaptığı yolculuk oldukça alternatif bir öneri gibi geldi bana.

Kimse bir çocuğu eğlendirmek için özel bir şey yapmaz müzede; çocuk kendi kendine orayla ve annesiyle bir ilişki oluşturur ve bu durum çocuk için çok faydalıdır. Çünkü çocuk artık çok bağımsızdır. Mutlu olmak, eğlenmek ya da vakit geçirmek için kimseye bağımlı değildir.

Hadi Anne aynı zamanda Hürriyet TV’de bir programın adı. Sevgili Derya kızı Asya’ yla yaptığı yaratıcı mekan ziyaretlerini videolaştırıp bu yolla annelere ilham vermeye çalışıyor. Programını ‘kültür,sanat ve hayat dolu bir yolculuk' olarak niteliyor. İstanbul Modern Sanat Müzesi, Rahmi Koç Müzesi, İstanbul Oyuncak Müzesi, Cam Ocağı gibi birbirinden kaliteli yerleri çoktan ziyaret etmiş bile.

Yazının Devamını Oku

Yarım Erkekler

Hadi biraz erkekleri ve babaları tartışalım.

Efendim. Kadınlara laf söylemek kolay. Annelik üzerine yazmaya kadın olarak usanıyorken, her ortamda erkekler kadın olmayı, hamileliği/anneliği bizden iyi biliyor. Geçen gün diyabet ile ilgili bir eğitime katıldım. En yoğun eleştiri erkeklerden anneler ve hamilelik üzerine geldi. Yahu, bilmediğiniz, deneyimlemediğiniz konularda nasıl bu kadar sert olabiliyorsunuz?

Annelik hariçten gazel okunacak mesele değildir.

Bu dünyada en kolay aşağılanan, küçümsenen iki şey var: birincisi kadın-anne olmak, diğeri çocuk olmak. İnsanların birbirini aşağılamak için kullandığı sözleri veya deyimleri düşünürseniz hak vereceksiniz. Anne olunca anlarsın derler. Kadın anne olduğunda annesini hakkıyla anlamadığını fark eder. O güne kadar küçümsediğini, hafife aldığını görür. Izdırap cabası...
Çünkü annelik ateşten bir gömlek. Kendini suçlu hissetmeden yürümek çok zor.

Yazının Devamını Oku

Çocuklarla Evde Yapılacak Etkinlikler

Bizim nesil ebeveynlerin en çok önem verdiği şeylerden biri çocuklarımızla etkinlik yapmak. Evde çocuklarla hangi etkinlikler yapılabilir? Yaş gruplarına göre anlatmak isterim.

Fakat önce takipçilerimden OkuyanAnne bloğunun yazarı Pınar Yeşiltay Sevim’ in evde etkinlik konusunda biz annelerin neden bu denli özen gösterdiğini anlatan yazısından bir alıntı yapmak istiyorum.

“Anne olunca illa ki bir noktada kendini yetersiz buluyor ve diğer annelerin de aynı şeyi yaşayıp yaşamadığını merak ediyor. Çocuğunun gelişiminden, sosyalleşmesine; psikolojisinden, fizyolojisine pek çok konuda pek çok şey bilse de kendisi ile aynı şeyleri aynı dönemde yaşayan diğer annelerle fikir alışverişinde bulunmak ve ortak noktada kesiştiklerini görmek istiyor. Hele ki benim gibi ilk kez anne olanlar kafasında pek çok ACABA ile dolaşıyor. Öncesi kocaman bir boşluk çünkü, sadece sonrası var.”

Sonrası ne?

Sonrası uzmanlığına güvendiğiniz isimlerin önerilerine dikkat etmek ve sakinliğini hissettiğiniz ebeveynlerin yaptıklarını iyi takip etmek. Ben de cebimdekileri hem anne hem psikolojik danışman hem kuaför hem oyuncak tamircisi hem de animatör olarak sizlerle paylaşmak istiyorum.

En çılgın dönem0-2 Yaş

Bu yaş grubu çocuklarına çok fazla oyuncak almak yerine evdeki nesneler oyuncaklaştırılabilir. Dikkatinizi çekmiştir; çoğu bebek oyuncak yerine yoğurt kabı, pet şişe kapağı, terlik, kaşık vb ile büyük bir heyecanla oyun oynar. Bu nedenle evdeki nesnelerle şunları yapabilirsiniz:

Yazının Devamını Oku

Üstün Dökmen' den Ebeveynlere 5 Tavsiye

Geçtiğimiz günlerde Hassas Anne Etkinlik Merkezi' nde hocam Üstün Dökmen' i dinledik.

Etkinlik Merkezinin sahibi ve hassasanne.com blogunun yazarı sevgili Ece Kumkale' nin davetlisi olarak oradaydım.

Çocuklara Yönelik Cinsel İstismar

Her çocuk evrensel bir değer iken,

Başına cinsel istismarın gelmesi,

Olayların ört bas edilmeye çalışılması kabul edilemez.

Yazının Devamını Oku

Cinsel İstismar Konusunda Çocuklar ve Aileler Nelere Dikkat Etmeli

Dün yaklaşık 100 çocuğa cinsel istismar hakkında eğitim verdim. Bugün de devam. Çocuklar ve aileler nelere dikkat etmeli?

Çocuklara önce özel bölge nedir, iyi dokunuş ve kötü dokunuş arasındaki farklar nedir, anlatmak gerek.

Kötü dokunuş nedir?

Hoşlanmadığımız her dokunuş kötü dokunuştur. Çocuklar kötü dokunuşu hemen fark edebilir.

Özel bölge nedir?

Çok basit: mayomuzun kapladığı bölüm özel bölgedir. Çocuklar bunu hemen anlayabilir.

Yazının Devamını Oku

Ah!

Anne olacaksınız ama kaygılanmayacaksınız. Gencecik insanların gidişinden sonra imkansız. Imkansız!

Kaygısız olmamak artık mümkün değil.

Üzülmemek mümkün değil.

Psikoloji eğitimi almış uzmanımızın dahi kendini korku ve kaygıdan alıkoyamadığı günlerdeyiz. O halde, biraz daha sakin kalabilenler, kalamayanları rahatlatsın.

Aklıma ilk gelen öneri: Gün içerisinde, ara ara içimizdeki güvenli limanlara saklanmamız iyi gelecektir.

Yazının Devamını Oku

Her Çocuk Özeldir Derken Samimi miydiniz?

Amir Khan' ın disleksiyi anlattığı filminin ismi "Her Çocuk Özeldir". Sorsak herkes filmin adıyla aynı fikirde. Peki ya gerçekler?

Bu yazıyı İzmir Otizm Topluluğu ve Korosu ile ilgili yazımdan hemen sonra yazmaya karar verdim. Çünkü ortaya konan emeğin değerinin altını bir kez daha çizmem gerektiğini düşündüm. Beni buna yazının rakamsal hareketliliği itti. Daha doğrusu hareketsizliği mi deseydim?

Elbette ki; herkesin özel çocuklarla aynı derecede ilgili alakalı olmasını beklememek lazım. Ancak ortada bir samimiyetsizlik yok mu sizce?

Özel eğitim sınıflarını “imajımız zedelenir” diyerek kapatmak isteyen okul müdürleri,

"Kaynaştıma öğrencisi almıyoruz" diyen özel okullar,

Farklı gelişen çocuğu çocuğuyla aynı sınıfta istemeyen ebeveynler yok mu? Var.

Yazının Devamını Oku

İZOT'u Dinlemeyen Kalmasın

Çocuğu otizm tanısı almış aileleri bir araya getirip motivasyon yaratmak için kurulan İZOT artık dev bir orkestra ve koro… Otizmi yakından tanıyanlar ve İZOT'u dinleyenler bilirler.

Tamamı otizm tanılı çocuklardan oluşan İZOT’ un performansı kendisi gibi çok özel. İzmir Adnan Saygun Sanat Merkezi’ nde dinleme fırsatım olmuştu. Artık bu satırları okuyan herkesin İZOT’ u tanıma şansı var.

Genellikle bireysel egitim alan otizmli çocukları grup olarak müzikle buluşturmak harika bir fikir ve projeyi Uzman Müzik öğretmeni Orçun Berrakçay gündeme getirmiş, ODER Otistik Çocukları Koruma ve Yönlendirme Derneği tam destek vermiş.

Burada Yeşim Zorlu’ nun ismini anmak istiyorum. Kızı Beril Zorlu’ ya otizm tanısı konduktan sonra müziğe sarılmışlar. Şu an Beril Güzel Sanatlar Anadolu Lisesi’ nde okuyor ve harikulade bir eğitimi var. Ve yine bana kalırsa müthiş piyano çalıyor.

Yazının Devamını Oku

Harika Çocuk Rüzgar

Rüzgar Sylvain Duyan Fransızca öğretmeni bir anne ve beden eğitimi öğretmeni bir babanın çocuğu . Resim yeteneği var demek yerine o bir ressam demeliyiz. Henüz 7 yaşında.

Anne fotoğraf sanatı ile yakından ilgili, baba da heykel sanatçısı. Rüzgar'ın teyzesi ise iç mimar. Görsel sanatların baskın olduğu bir gen ve çevre donanımıyla büyüdü Rüzgar. Kendisini neredeyse doğduğundan beri sosyal medyadan tanıyor ve takip ediyorum. İşte sosyal medyanın harika yanlarından biri daha diyebilirim.

Bir etkinlikte karşılaşma fırsatım olmuştu. Annesinin kucağında uyuyakalmıştı ve bir süreliğine ben kucaklamıştım. Fotoğraflarından sevdiğim bu güzel çocuk, şimdi kollarımda uyuyordu. Ben de o haliyle onu sevdim. Bu kıvırcık saçlı minik adam, yüzüyor, aikidoya gidiyor, bateri çalıyor ve resim yapıyor. Resim yapıyor kısmında duralım. Çünkü bu minik adam bence bir ressam gibi resim yapıyor.

Uzmanlara göre yetenek gen donanımıyla geliyor ancak çevre şartları ile gelişiyor. Yani potansiyelin performansa dönüşmesi için şans veya fırsatların olması gerekiyor. Lerna oğlunun potansiyelini nasıl performansa çevirdiğini şöyle anlatıyor:

Yazının Devamını Oku

Çocuğunuza İş Yaptırın

Günde ortalama 5-6 anneyle çocuğunun okul başarısı ve ders çalışma ile ilgili problemlerikonuşuyorum..

En sık karşılaştığım soru şu: Çocuğum ders çalışmayı sevmiyor ne yapmalıyım?

Bu soruya verdiğim cevap şu oluyor: Herşeyi onun adına yapmaktan vezgeçin. Ardından çocuğunun bir gününün nasıl geçtiğini soruyorum. Çocuk okula gidiyor, oyun oynuyor ki bu genelde tablet ve genel yanıt “1 saatten fazla oynamıyor hocam” şeklinde. Bunun dışında aktif olarak yer aldığı hiçbir şey yok.

Ardından özbakım ile ilgili sorulara geçiyorum: (Sorularım 6 yaş ve üstü)

· Çocuğunuz poposunu yıkayabiliyor mu?

· Yemeğini kendisi mi yiyor?

· Dişlerini fırçalatmayı siz mi hatırlatıyorsunuz?

Yazının Devamını Oku

Amerika' dan Türkiye' ye Yardım Köprüsü Bir Anne

Neslihan Önder Spada… Yolu Amerika'ya düşmüş ve hayatının aşkıyla New York' ta tanışmış biri. Yurt dışında yaşayan çoğu insan gibi onun da aklı ve kalbi burada kalmış.


Ancak sadece düşünsel ve düşsel bir eylem olarak kalmayan bu gönül bağı, Bridge to Türkiye Fund ile bir yardım köprüsüne dönüşmüş.



Bu tür gönüllü girişimlerde bulunan kadınları ve anne kimliği olanları incelediğimde altından çok önemli hayat hikayeleri çıkıyor. Neslihan’ ınki de öyle… Babası köy enstitüsü mezunu ve ailesinin pek çok ferdi eğitimci olarak görev yapmış. "Babamdan yıllar önce öğrencileriyle ilgili olarak dinlediğim yoksulluğu, 3 yıl önce New York’ ta Bridge to Türkiye'nin bir belgesel gösteriminde gördüm. Hiçbir şeyin değişmemiş olması kadar acı bir şey olamaz. Orada, anında gönüllü olarak hareket etmeye karar verdim" diyor. Daha sonra yolu Bridge to Türkiye ile kesişiyor.



Yazının Devamını Oku

Rehber Öğretmenden Ailelere Mektup

Karnelerle birlikte ailelere gönderdiğim mektupta 10 minik ama etkili mutluluk önerisi var

Rehber Öğretmenden Ailelere Mektup

Bugün çocuğunuzun en önemli günü; ilk defa karne alıyor. Öğretmenin değerlendirmesi tamamen öğrencinin gelişimiyle ilgili ancak bu tablonun çocuğunuza duyduğunuz koşulsuz sevgiyi herhangi bir şekilde etkilemesine izin vermeyin.

Tatilde ödev tartışmaları sürerken benim sizlere hergün yapmanızı istediğim önerilerim olacak. Listeyi incelediğinizde yüzünüzde güzel bir gülümsemenin oluşmasını çok istiyorum.

1. Ona hergün en az 10 kere sıkı sıkı sarılın. Çocuğunuz sizin canınız. Ne olursa olsun, ne yaşarsa yaşasın veya notu puanı kaç olursa olsun, sizin biriciğiniz. Bunu ona anlatmanın en kolay yolu, hele ki küçük çocuklarda sıkı sarılmaktır. Araştırmalar ebeveynleriyle günde 10 kez ve üstü tensel temasta bulunan çocukların fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal olarak çok daha sağlıklı olduğunu gösteriyor.

2. Olumlu mesaj sayınızı arttırın. Bir ebeveyn günde 350 civarı olumsuz mesaj iletirken, (yapma, elleme, oynama…) 20-25 olumlu mesaj veriyor. Bu sayıyı dengelemek elinizde ve sömsetr tatili çocuğunuzla ilişkinizi yeniden yapılandırmanız için harika bir fırsat.

3. Günlük rutini elden bırakmayın. Tatil olabilir, ama çocuğunuzun sağlıklı gelişimi ve okul başarısı için günlük rutininizi korumaya ve sadık kalmaya devam edin. Örneğin; yemek saati, uyku saati, kitap okuma saati… Hepsinin saati belli olsun. Siz de çocuğunuzda buna sadık kalın. Hatta söz uçup, yazı kalmasın. Rutininizin saatlerini bir kağıda yazıp buzdolabına asabilirsiniz. Böylelikle ev halkına sık sık hatırlama şansı bırakmış olursunuz.

4. Bu tatilde “yapma” demeyin; yapmanı istediğim şu diyerek açıklayıcı konuşun. Devamını ömür boyu siz anne-babalardan bekleriz. J

5. Uyumadan önce kitap okuyun.

Yazının Devamını Oku

Çocukları Okul Öncesi Eğitimle Eziyor muyuz?

Bu yıl birinci sınıf öğrencileriyle çalışıyorum. İstatistiklerime göre %97'si anaokuluna gitmiş. Fakat bir gariplik var, öğrenmeye isteksizler.

Öğrenmeye neden bu kadar isteksiz olduklarını çözmeye çalışmak benim mesleki görevlerimden birisi. Belki bununla ilgili olarak bir tez yazmalıyım ama vaktim yok. Hemen pratiğe dökerek sınıf öğretmenleri ve ailelerle işe koyulmam lazım. Tabi, önce size öğrenmeye olan isteksizliklerinden bahsedeyim.

%45’lik bir kısmı ilkokula uyum sağlamada hiç sorun yaşamazken, %20’ lik kısmı büyük adaptasyon güçlüğü çekti. Bunda uzayan yaz tatili nedeniyle yapılamayan oryantasyon/uyum haftası detayını ekleyelim. Asıl sorun uzun vadeli düşünüldüğünde göze çarpıyor. %20’ si okul öncesi eğitim aldığı halde ilkokula alışamamış.

Çocuklar başka bir şey söylemek istiyor: yorgunuz.

Yaptığım bireysel görüşmelerdeki ortak nokta: burası eğlenceli değil demiş çocuklar. Okul ve sınıflar rengarek, öğretmenlerin çoğu oyunlarla veya görsel materyallerle ders işliyor. Aslına bakarsanız, eğlenecek halleri kalmamış galiba…

Yazının Devamını Oku

Gündemdeki Olaylar Çocuklara Nasıl Anlatılmalı

Hergün çok üzücü haberler alıyoruz ve yaşananlardan bir şekilde çocukların da haberi oluyor.

Gündemdeki olaylar çocuklara anlatılmalı mı?

Ülkemiz ve dünya zorlu bir süreçten geçiyor. Çocukların herşeyden kolayca haber alabildiği bir çağdayız. Gündemdeki olayları anlatma veya anlatmama konusunda ebeveynlerin kafası karışabilir. Bu tür durumlarda ne yapmalı?

Toplumsal olaylarda veya uluslararası olaylarda çocuklar soruncaya dek gündem ile hiçbir açıklama yapılmaması çocukların menfaatine olacaktır. Çocukların yanında haber izlememek ve haberle ilgili yorum yapmamak çok yerinde olur. Çocuklar gündemle ilgili bir soru sorduğunda ise;

Uzman Psikolog Sibel Deniz Toledo Falay’ ın konuyla ilgili söyleyecekleri şöyle:

- Çocuklar için en önemli duygu kendini güvende hissetmektir. Güven duygusu sarsabilecek her olay, her görüntü özellikle küçük yaşlarda ki çocuklarda tedirginlik ve anksiyete duygusuna yol açar.

- İçinden geçtiğimiz zorlu ve büyükler için dahi travmatik olabilecek süreçte, anneler yaptıkları açıklamalarla çocukların güven duygusunu tazelemelidir.

Yazının Devamını Oku

Anneler Soruyor: Vatan mı? Evlat mı?

Hergün şehit, patlama, çatışma haberleri geliyorken ne yazayım? Çocuğumun karpuz desenli gömleğini mi?

Her sabah, uyanır uyanmaz yaptığım ilk iş haberleri kontrol etmek. Ana-oğul güne çok erken başladığımız için neredeyse sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, günün haberlerini okuyorum.

Fakat son günlerde, inanın hiç elim gitmiyor. Gencecik askerlerin fotoğraflarına bakamıyorum. Annelerinin feryatlarına dayanamıyorum. Neden ölüyor bu çocuklar? Neden?

ANNELER SORUYOR: VATAN SAĞOLSUN MU?

Yazının Devamını Oku

Çocukla Tatil: Paris

Aşkın başkenti Paris'e oğlumla birlikte gitmeye karar verdiğimde her ikimizi de hoşnut edecek bir plan yaptım. 2 gün Paris 2 gün Disneyland!

Birlikte ilk kez yurt dışına çıkacağımız için hava durumu, yeme-içme alternatifleri ve şehir içi ulaşıma göre hazırlıklarımı tamamlamış bulundum.


Örneğin; Kendi valizime bir kaç parça tişört, elbise ve uzun kollu hırka ile spor ayakkabı ve sandalet koydum. Oğlumun valizi ise tıka basa bir şekilde bol bol şort, tişört ve yedek atlet doluydu. Bir de ince bir yağmurluk koymuştum. Hava açık vesıcak olduğu için hırkaya ve yağmurluğa gerek kalmadı ya; çok sevindik.


Ayrıca valizin bir kenarına sevdiğimiz kraker, gofret ve benzeri atıştırmalıklardan yerleştirdim. Özellikle Disneyland' tayken çok yerinde bir şey yapmış olduğumu gördüm. Sizlere de tavsiye ederim.


Sıra geldi yolculuğun başlangıç anını paylaşmaya... Sabah uçağıydı. Yetişebilmek için çok erken kalkmıştık. Hatta "Ata, haydi uyan" diyerek fısıldadığımda büyük bir heyecanla gözlerini açıp, yine heyecanla "Fransa'ya mı gidiyoruz" diyerek yataktan heyecanla fırlayışını görmenizi çok isterdim. İşte bu heyecanı için elimden geleni yapmak beni ihya ediyor.


Yazının Devamını Oku

Batıya Doğru Gittikçe Kadın Memesinin Süt Verme Özelliği mi Kayboluyor?

Süt verme özelliğim sayesinde hiç hesapta olmayan bir kariyere dokundum. Tabi bu memelerim sayesinde oldu.

Hamileliğim boyunca bedenimdeki olağanüstü değişimi hayretle izlemiştim. Nasıl doğuracağım sorusunun yanıtını düşündüğüm kadar, nasıl emzireceğimi, neler hissedeceğini merak edip durdum.

Doğumum sezaryenle oldu. Fakat en büyük isteğim bebeğimi kucağıma alır almaz emzirmekti. Hemşire bebeğimi kucağıma verip nasıl emzireceğimi tarif ederken, ben çoktan bebeğimle birlikte müziğin ritmini bulmuş, emzirme dansına başlamıştım.

Bayıldım! Harika bir duyguydu ve tam 20 ay sürdü. Yine olsa yine 20 ay emziririm, orası kesin.

Yazının Devamını Oku