GeriSeyahat Çık ortaya Harry, biz geldik
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Çık ortaya Harry, biz geldik

Çık ortaya Harry, biz geldik

Making of Harry Potter Stüdyoları, Londra merkezinin 32 kilometre kuzey batısında. Filmlerin çekim sürecinin izlenebildiği stüdyolar bir yıl açık kalacak. Okurumuz Özlem Öztürk gitti, izlenimlerini yazdı.

Harry Potter Stüdyoları, J.K. Rowlings’in romanlarından uyarlanan sekiz filmlik yolculuğun ardından Warner Bros firmasının Potter hayranlarına armağanı. Stüdyoların sadece bir yıl açık kalacağını duyunca içimizde çocukça coşkularla düştük yola.
Stüdyoya varmamız bir saati buluyor. Sabah saat 10.00’da açılıyor. Yarım saat önce bir görevli çocuklara Harry Potter Pasaportları’nı dağıtıyor. İçindeki özel bölümlerin stüdyodaki Büyü Bakanlığı ya da Ölüm Yiyenler bölgesinde damgalatılması gerektiğini söylüyor.
Sonunda dış kapı açılıyor. Afişlerle kaplı odada filmle kısaca tanıtım yapılıyor. “Bayanlar, baylar, Hogwards” anonsuyla tur başlıyor. Yazarlık deneyimi olmayan bir kadının, akşam iş dönüşü trende yazmaya başladığı romanın hayal dünyasındayız. Onun bir parçası olacağız.
Hogwards’ın geniş yemek salonuna girdiğimizde aile bireylerimizin herbiri farklı köşeye yöneliyor. Herkes kendi masalını yaşamak istiyor. Acil durumda bizi kötülüklerden koruyacak büyüleri zaten filmlerden biliyoruz. Öğrencilerin yemek yediği kalın ağaç masalara yemek takımları, domuz başlı sürahiler dizilmiş. Yüksek tavan boyunca uzanan görkemli sütunlar gizemli şekilde aydınlatılmış. Grifindor, Slyterin, Ravenclaw ve Hufflepuff’ların giysileri masaların arkasında sergileniyor. Masaların hemen karşısında sıralanmış öğretmenlerin yanına gidiyor, sevdiğimiz tüm karakterlerle teker teker tanışıyoruz. Rehberimiz uyarıyor: “Salonları dikkatli gezin, geri dönüş mümkün değil.”
Stüdyoda yavaş yavaş ilerlerken karşımıza Hogwards’ın sırları birer birer çıkıyor. Yemek salonunda mumların nasıl havada uçtuğunu öğreniyoruz. Yatakhanede Harry ve Ron’un yatağı hemen önümüzde. Bavulları da altında. Sobanın parmaklıklarına çoraplar asılmış. Genel salonun ortasında eskimiş koltuklar, Sirius Black’in Harry’ye görünüp, uyarılar yolladığı şömine... Her şey çok tanıdık. Sanki evimizdeyiz.

SIRLAR ODASINDA

En merak ettiğimiz yerler müdürün odası, Harry’nin koruyucusunun kulübesi. İşte Dumbledore’un anı dolabı ve şişelenmiş anılar. Zümrüdüanka kuşu. Kocaman masa, duvarlardaki tablolar. Harry kaç kez bu odada müdürün karşısına çıkmıştı, gölgelere sığınmıştı. Gördüklerimi sorgulayıp, düş dünyasını zedelemek istemiyorum. Nereye bakacağımızı şaşırmış halde dolaşıyoruz. Hagrid’in tahta kulübesinde duruyoruz. Burası benim mabedim. Hagrid o kocaman cüssesiyle Harry’nin elinden tuttuğu günden beri benim baş kahramanım. Uzun uzun kulübeyi seyrediyorum. Küçük yuvarlak masada soğuk bir Hogwards akşamında sıcak çikolata içtiğimi hayal ediyorum. Elimde olsa içeri girip odayı hemencecik toparlayıvereceğim.
Sonra Karanlık Sanatlar’la başa çıkabilmek için içinde tüm iksir kavanozlarının bulunduğu odaya giriyoruz. Ron’un evine konuk oluyoruz. Salondaki büyük masa aile sevgisini diri tutan, hep birlikte oturulan, sohbet edilen, gürültülü yemeklere davetiye gibi.
Büyü Bakanlığı biraz ileride. Pembeli kötü kadının odası da hemen karşısında. Filmlerde onu hiç sevmemiştim; şöyle bir bakınıp geçiyorum yanından.
İlerdeki sergide Harry’ye gelen mektuplar, filmlerde yenilen şekerlemeler, Günlük Kehanet gazetesinin büyük yığını en çok dikkatimi çeken ayrıntılar.

ÇIKIŞ KAPISINDA YAZARDAN MESAJ

Dışarı çıktığımızda kafeden çocukların her zaman keyifle içtiği “Butter Beer”dan alıyoruz. Köpüğü bol, alkolsüz, şekerli çocuk birası; sadece büyüye ve fanteziye inananlara...
Hogwards Köprüsü, Harry’nin ailesinin öldürüldüğü günden beri o günkü haliyle bırakılan evleri, Harry’nin teyzesinin evi yanı başımızda. Keyfini çıkararak içilen kahvelerimiz bir sonraki etaptan önce yorgunluğumuzu alacak. O da ne, Tom Riddle’ın mezarını mı görüyorum yoksa?
Gökyüzünde uçan mavi büyük araba, Tek Göz’ün efsanevi motoru...
Her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş; stüdyoda yürürken arkamızda aklımıza takılan tek soru bırakmıyoruz.
Yolun sonuna yaklaşıyoruz artık. Sıra sıra asaların durduğu dükkana doğru ilerliyoruz. Merak, insanı dinç tutan bir duygu... Tüm asalar dekordan ibaret! Dokunuyoruz.
Rowlings tüm hissedeceklerimizi önceden biliyor olmalı. Stüdyonun hediyelik mağazasına uğradıktan sonra çıkış kapısına geliyoruz. Ve yazarın notuyla karşılaşıyoruz: “Sevdiğimiz hikâyeler, bir kitabın son sayfasında ya da bir filmin son sahnesinde nihayete ulaşsalar bile, kalbimizde yaşamaya devam eder.”

UÇAK FABRİKASIYDI

Levesden’deki film stüdyoları Halifax bombardıman uçaklarının üretildiği fabrikaydı. 2000’de Harry Potter serisi burada çekilmeye başlandı. İki yıl önce Warner Bros stüdyoyu devralıp, 100 milyon poundluk yatırımla yeniledi. Bu yıl mart ayında Harry Potter turları başladı. Haziranda platolar çekimlere açıldı. Stüdyo her gün açık. Victoria İstasyonu’ndan saat 08.00, 11.00 ve 14.00’te otobüs kalkıyor. Giriş ücreti 50 pound. (www.wbstudiotour.co.uk)

False