Büyükada davası sanıkları hakim karşısında

Güncelleme Tarihi:

Büyükada davası sanıkları hakim karşısında
Oluşturulma Tarihi: Ekim 25, 2017 15:46

Büyükada davası sanıkları hakim karşısında

Haberin Devamı

 

 Özden ATİK / İSTANBUL, (DHA) BÜYÜKADA'da  5 Temmuz 2017'de yapılan toplantıya ilişkin aralarında Alman vatandaşı Peter Frank Steudtner ile İsveç vatandaşı Ali Ghravi'nin de aralarında bulunduğu 8'i tutuklu 11 sanığın yargılandığı davada sanıkların savunmalarını yapıyor. Yurttaşlık Derneği üyesi sanık Özlem Dalkıran savunmasında, toplantının atölye çalışması niteliğinde, bir iç eğitim toplantısı olduğunu belirterek "Stresle baş edebilmek için biraraya gelmiştik, şimdi ise stresle başbaşayız" dedi. 
İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmaya, tutuklu sanıklar Peter Frank Steudtner, Ali Ghravi, Günal Kurşun, İdil Eser, Özlem Dalkıran, Nalan Erkem, Veli Acu ile tutuksuz sanıklar Nejat Taştan ve Şeyhmus Özbekli katıldı. Başka suçtan tutuklu sanık Taner Kılıç ve tutuklu sanık İlknur Üstün ise Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmada hazır bulundu.  

BAŞKONSOLOSLAR DA İZLEYİCİ OLARAK DURUŞMAYA KATILDI
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Mustafa Yeneroğlu, Almanya İstanbul Başkonsolosu Georg Birgelen, Fransa İstanbul Başkonsolosu Bertrand Buchwalter, Almanya Yeşiller Partisi'nden Özcan Mutlu, HDP Milletvekili Garo Paylan, öldürülen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in eşi Rakel Dink, Ufuk Uras, yabancı büyükelçilik temsilcileri, uluslararası af örgütü temsilcileri, insan hakları gündemi ve eşit haklar için izleme derneklerinden temsilciler ile yerli ve yabancı basın mensupları da duruşmayı izledi. Sanıkların kimlik tespitiyle başlayan duruşmada, iddianamenin özeti okundu. 

TANER KILIÇ'IN DOSYASININ AYRILMASI TALEP EDİLDİ
Savunmalara geçilmeden önce sanık avukatları, adil yargılama açısından duruşmanın kayıt altına alınmasını ve Uluslararası Af Örgütü Türkiye Temsilcisi sanık Taner Kılıç yönünden dava dosyasının ayrılması talebinde bulundu. Sanık Taner Kılıç'ın avukatı da müvekkili hakkında örgüt üyeliği suçlamasıyla İzmir'de açılmış bir dava olduğunu ifade ederek dava dosyasının ayrılmasını talep etti. Duruşmanın kayıt altına alınması talebini reddeden mahkeme heyeti, Taner Kılıç yönünden dosyanın ayrılması talebini ise savunmalar alındıktan sonra değerlendirilmesine karar verdi. 

ÖZLEM DALKIRAN: STRESLE BAŞEDEBİLMEK İÇİN BİRARAYA GELMİŞTİK
Daha sonra Yurttaşlık Derneği üyesi sanık Özlem Dalkıran'ın savunmasına geçildi. Dalkıran, "3 aydan uzun bir süredir özgürlüğümden mahrum bırakıldım. Bir grup hak savunucusunun atölye çalışması nasıl olduda örgüt suçu oldu anlam veremedim. Stresle baş edebilmek için bir araya gelmiştik, şimdi ise stresle başbaşayız. Yaklaşık 30 yıldır insan hakları mücadelesi için çalışıyorum. Hakkımdaki silahlı teör örgütüne yardım suçunu reddediyorum. Bu değerlerimle taban tabana zıttır" dedi.
Ya muhbirin önyargıylarıyla ya da önceden kurulmuş bir komployla karşı karşıya olduklarını belirten Dalkıran, toplantının atölye çalışması niteliğinde, bir iç eğitim toplantısı olduğunu belirtti. Dalkıran, "Neyle suçlanıyoruz ve bu suçların dayanağı ne bilmiyoruz. Meslekleri ne olursa olsun burada oturanların ortak özelliği insan hakları savunuculuğu. İddianamede toplantının duyuru yapılmaksızın ve gizli olduğu belirtliyor, bir kısım medya bu toplantının büyük casusluk toplantısı olduğunu belirtmiş. Bu toplantı gizli değildir, dar kapsamlı kapalı toplantıdır. Atölye çalışmasının kararı, geçtiğimiz Nisan ayında İnsan Hakları Ortak Platformu'nda (İHOP) alınmıştır" diye konuştu. 
Toplantı mekanının cam kaplı prefabrik bir mekan olduğunu da ifade eden Dalkıran, "Toplantının yapıldığı yerin kapısının açık olduğu tutanaklara dahi geçmiştir. Gizli toplantılar açık kapılarda değil, kapalı toplantılar arkasında yapılır. İddianamede adım, toplantıyı organize eden olarak geçiyor. Bu suçmuş gibi lanse ediliyor. Toplantı organize etmek suç değildir, toplantıya katılmak da suç değildir. Bunu suç göstermek kasıtlı bir çabadır" dedi. 

BERAATİNİ TALEP ETTİ
İddianamede, "Tüm cep telefonlarınız kapatılacak ve otele girene kadar açılmayacak" şeklindeki sözlerine ilişkin ise sanık Dalkıran, "Atölye çalışmasında stresten uzak durmak da vardı. Orada tek konuştuğumuz verilerimizi nasıl koruruz, bunca strese rağmen sağlığımızı nasıl koruruz gibi konulardı. Bu sözler dijital bağımlılıktan kurtulmak içindi. Ve sadece deniz üstündeyken telefonların kapatılması söylendi. Otele girince açılması söylenmiştir. 30 yıllık hak savunucusu olarka örgüte yardımla suçlanıyorum. Bu suçu asla kabul etmiyorum. Beraatimi talep ederim" dedi. 

İDDİANAME
İddianamede, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Temsilcisi Taner Kılıç hakkında "Silahlı terör örgütü üyeliği" suçlamasıyla, diğer şüpheliler hakkında ise, "Silahlı terör örgütüne yardım etme" suçlamasıyla 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Sanıkların Adalet Yürüyüşü'nü kaosa çevirmeye çalışmak istedikleri, PKK, DHKP-C ve FETÖ terör örgütleriyle irtibatlarının bulunduğu ve bu örgütlere yardım kastıyla hareket ettikleri ileri sürülüyor. 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!