GeriSeyahat Burada kokular ve renkler başka hiçbir yerdekine benzemez
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Burada kokular ve renkler başka hiçbir yerdekine benzemez

Burada kokular ve renkler başka hiçbir yerdekine benzemez

Bugün Karadeniz her zamankinden daha gözde. Ne var ki kıyıları gerçek anlamda katledildi. Artık denizi, dalgaların dövdüğü kayalıkların üzerinden değil de asfaltın kenarından seyretmek ya da sahilde yürüyüş yaparken, şehirlerarası trafiği solumak zorundasınız.Yine de her yıl yeniden gidilebilecek Karadeniz’de, kokular ve renkler, başka hiçbir bölgedekine benzemez. Karadeniz en çok dağlar, yaylalar, vadiler ve şelaleler demektir. Bu nedenle en çok ilgiyi bölgenin batısı ve doğusu çeker. Arada kalan Orta Karadeniz, daha az bilinir. Burada deniz mevsimi kısadır ve yerleşimlerin pek karakteri yoktur ancak batıyı ve doğuyu gördüyseniz, Karadeniz’i tamamlamak için Sinop ile Ordu arasındaki, küçük keyiflerle dolu bu rotaya bir göz atın. Kastamonu’nun 76 km. kuzeybatısındaki Azdavay’dan kuzeye, Karadeniz sahiline çıkıp buradan da Sinop ve Samsun üzerinden Ordu’ya devam eden güzergah, bu bölgenin en popüler, turistik rotalarını yapmış ancak her seferinde Orta Karadeniz’i atlamış olanlar için, sahilden ve bu kez daha farklı bir Karadeniz heyecanı demek. Azdavay’a çarşamba günü varmalısınız. Pazarın kurulduğu yerde, sarılı, morlu, allı geleneksel kıyafetleriyle dolaşan Azdavaylı kadınların şıklığı sizi şaşırtmasın, onlar tarlada çalışırken de böyledir. Azdavay’ın köylerinde, kütüklerin birbirine geçirilmesiyle inşa edilen evler var. Örneğin Yukarı Topuk köyünde yaşayan Yaylacı ailesinin evi böyle. Perihan Yaylacı’nın günlük kıyafeti tüm yöresel unsurları yansıtıyor; çiçekli elbise, boncuklu yelek, beline sardığı püsküllü kuşak, üzerinde çizgili bir önlük, çiçekli şalvar, yeşil lastik ayakkabılar ve kendi yapığı ‘’çökü’’ denilen boncuklu başlık.Azdavay’dan sonra Küre var. İnebolu Limanı’ndan Türkiye’nin birçok yerine ve yurtdışına gönderilen bakır ve pirit madeni buradan çıkarılıyor. Küre’den kuzeye İnebolu yönüne giderken, dikkatinizi çekecek 33 km. uzunluğundaki teleferik hattı, Küre’den İnebolu Limanı’na pirit madeni taşımak için kurulmuş ancak işlerinden olan kamyoncuların isyanı üzerine bir daha çalıştırılmamış.Azdavay’a 75 km. mesafede güneşin denizden doğup denizden battığı, Küre Dağları’na yaslanan İnebolu, konumu romantik olsa da çirkin yapılaşmanın bozduğu küçük bir yerleşim. Bir yanda arka sokaklarda güzel evler direnirken diğer tarafta Karadeniz’in mavisini görmenizi ve Boyranaltı sahilinde, deniz kıyısında bir gezintiyi engelleyen sıra sıra çay bahçeleri var. Geceleri dolup taşan bu çay bahçeleri, kötü müzik sistemleriyle Türkçe pop yayını yapıyor ve bu ses kirliliği sakin kumsal ile civardaki otellere doğru acımasızca yayılıyor. İşsizlikten çoğu gencin göç ettiği ancak yazın kalabalıklaşan İnebolu’nun nostaljik bir yanı da yok değil. Renkli, çıplak ampüllerin aydınlattığı, loş kır gazinoları kalabalıklaştıkça, mısırcılara, pamuk şekercilere gün doğuyor, sokakta yürüyen hemen hemen herkes birbirini selamlıyor. Eski bir Osmanlı köyü olan İnebolu’nun iç taraflarında, muhteşem bahçeli, koruma altındaki ahşap, cumbalı, aşı boyalı evler var. Camii Kebir Caddesi’nde, restore edilerek bugün bir kültür evine dönüştürülen Nezihe Battal Kültür Merkezi (gün ve saatleri belirsiz, 0366 811 38 55), 1897’de denizci Battalzade ailesinin konağıymış. İnebolu merkezde, ‘’Kayıkla kağnının mucizeler yarattığı belde’’ yazan bir tabelaya rastlayacaksınız. Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’ya silah ve cephane sevkiyatı İnebolu üzerinden yapılmıştı. İnebolu’nun savaştaki önemini simgeleyen bir anıt da merkezdeki Şehit Şerife Bacı Anıtı. İnebolu’dan aldığı cephaneliği kağnısıyla taşıyan Şerife Bacı, kışla önünde donmuştu. VİRAJLARLA BİRLİKTE ARTAN MANZARALARİnebolu’dan 22 km. mesafede, yeşilliklerin arasında bir sayfiye yeri olan Abana var. Abana’ya varmadan, solda yol üzerinde, deniz kenarındaki Çınar Motel’in yanındaki anıtsal çınar ağacının gölgesinde mola verebilirsiniz. 7 km.’lik sahilinin büyük bir bölümü kumsal olan Abana’nın popüler yerleri; Liman Plajı, Hacı Veli Koyu ve hemen ardından yükselen Siyelik Kayaları... Abana’dan 20 km. mesafede Çatalzeytin ve 10 km. daha sonra da Türkeli var. Bu güzergah üzerinde birçok ıssız koy ve köy kahvesi göreceksiniz. İnebolu’dan başlayarak sahilden devam eden yol, Türkeli’den sonra yükseliyor. Türkeli’yle birlikte, Sinop il sınırı başlıyor. Türkeli’den 36 km. sonra, etrafı büyük ormanlarla kaplı Ayancık, bölgenin en büyük kereste işletmesine sahip. Merkezde, genç yaşta ölen, Ayancıklı tiyatro ve sinema oyuncusu Yaman Okay’ın adını taşıyan bir park var. Ayrıca, eski bir kilise olan ve yıllarca cezaevi olarak kullanılmış Eski Cezaevi, yapımında Ayancık’ın batısındaki İstefan’daki kilisenin sütunlarının kullanıldığı Ayancık Askerlik Şubesi görülebilir. Ayancık’ta yeniden canlandırılan keten bezi dokumacılığının ürünlerini görmek ya da satın almak için, Halk Eğitim Merkezi’ne uğrayabilirsiniz.Ayancık’a varmadan hemen önce, sağdaki tabelalı sapak, zorlu da olsa sizi pişman olmayacağınız bir güzergaha çıkartır. Akgöl ve İnaltı Mağarası’nı görmek için, bu sapaktan girmek ve 4 km. sonra Sinop- Erfelek ve Boyabat ayrımında, sağa Boyabat yönüne devam etmek gerekiyor. Sinop’a gitmek için iki yol var. Biri sahilden, Ayancık üzerinden, 81 km. sonra Sinop’a varıyor. Diğeriyse 68 km.’lik, virajlı ve daha zor bir yol. Bu yola girmek için, Sinop- Erfelek ve Boyabat ayrımına dönüp, bu kez Sinop- Erfelek sapağından, orman köylerinden ve Erfelek’ten geçerek Sinop’a varmak gerekiyor. Bu yolu seçerseniz, Erfelek’teki Şamı (Tatlıca) Şelaleleri’ni görme fırsatınız da olur. Ancak hava kararmışsa en kolay yoldan Sinop’a gitmek isteyebilirsiniz. O zaman, günübirlik olarak, Sinop’tan 29 km. mesafedeki Erfelek’e gitmeyi planlayabilirsiniz. Doğal SİT alanı olan bölgede, dar ve 2 km. uzunluğundaki bir vadi içinde, ardarda sıralanmış 28 irili ufaklı şelale var. Vadide yaklaşık iki saatlik bir yürüyüş yapmak mümkün. Derenin kıyısından, yer yer yosunla kaplanmış kayalardan ve suyun içinden ilerlemek gerekiyor. Altı kaymayan ayakkabı şart. Tırmanmayı kolaylaştırmak için bazı yerlere halatlar bağlanmış. Ancak her koşulda dikkatli olmak gerekiyor. Yöre halkı şelalelere Yedibasamak ve Deliktaş gibi isimler takmış. Amatör yürüyüşlerin sona erdiği yer, adını dereden alan ve artık çalışmayan Gürleyik Değirmeni. Diğer şelaleleri görmeye devam etmek için, bir rehbere ve trekking deneyimine ihtiyacınız olacaktır.SAÇLARINI GÖMEN AMAZONLARIN ÜLKESİSahilden devam edince, Sinop- Samsun güzergahı üzerinde Bafra var. Bir zamanlar bu bölgede, uzun sarı saçlı Amazonlar yaşarmış. Savaştıklarında, düşmanları bu cesur kadınları saçlarından çekip atlarından düşürdüğü için, saçlarını kesip toprağa gömmüşler. Zamanla, bu topraktan tütün filizlenmiş. Bafra’ya yaklaştıkça, yol boyunca, evlerin önünde çarşaf çarşaf, tütünler kurutuluyor. Çetinkaya Köprüsü’nün yanından, Kızılırmak Deltası boyunca devam eden 13 km.’lik toprak bir yol uzanıyor. Kızılırmak, Türkiye’de doğup Türkiye’de denize dökülen, en uzun nehir. 1182 km boyunca akıyor ve 56 bin hektar genişliğinde bir delta ovası oluşturarak, burada denize ulaşıyor. 60 km.’lik bir sahil şeridi var. Sulak alanları, sazlıkları, gölleri, bataklıkları, ormanları ve kıyı kumulları, doğal yaşam kaynıyor. Türkiye’de toplam 420 kuş türü olduğu biliniyor, deltada ise bugüne dek 316 kuş türü belirlenmiş. Deltanın her iki yakasında, deniz kıyısına paralel uzanan sulak alanlar içinde doğuda olanı Bafra Balık Gölleri. Hiçbir tabela olmadığından, bu sayısı oldukça fazla gölleri gezmek kolay değil. Önce sayfiyeler, ardından da kıyıda sıralanmış, yolun denizle bütün ilişkisini kesen büyük resmi binalar gördüğünüzde, Bafra’ya 50 km. mesafedeki Samsun’a yaklaştığınızı anlayacaksınız. Haritada öyle görünebilir ancak Samsun’un deniz kıyısında bir kent olduğunu söylemek zor. Buna karşılık, Karadeniz kıyısının en kalabalık ve canlı kentlerinden biri. Arka sokaklardaki camiler ve tek tük Rum evleri dışında, fazla eski yapı görmeyi beklemeyin. Merkezdeki birçok müze yürüme mesafesinde. Atatürk’ün Samsun’a gelişinde uğradığı ilk otel olan Mıntıka Palas, bugün Gazi Müzesi (Pazartesi hariç, her gün 08.00- 12.00 ve 13.00- 17.00 saatleri arasında açık, 0362 435 35 75). Atatürk Müzesi’ne (Pazartesi hariç, her gün, 08.30- 12.00 ve 13.00- 17.00 saatleri arasında açık, 0362 431 68 28), merkezden, Müzeler tabelası izlenerek varılıyor. Hemen yanındaki Arkeoloji Müzesi’nde (Pazartesi hariç, her gün, 08.30- 12.00 ve 13.00- 17.00 saatleri arasında açık, 0362 431 68 28), ilk dikkat çeken Amisos Hazinesi. ÇARŞAMBA’YI ARTIK SEL ALMIYORSamsun’un batısında Bafra, yani Kızılırmak Deltası, doğusunda ise Çarşamba, yani Yeşilırmak Deltası bulunuyor. 35 km. doğudaki Çarşamba’nın ortasından Yeşilırmak geçiyor. ‘’Çarşamba’yı sel aldı, bir yar sevdim el aldı’’ türküsü tarih olmuş artık. Hasan Uğurlu ve Suat Uğurlu barajları yapıldığından beri, Çarşamba’yı sel almıyor. Çarşamba’dan doğuya doğru, yolunuza devam etmeden önce, tek bir çivi bile kulanılmadan, birbirine geçmeli olarak yapılmış, ahşap 800 yıllık camiyi görmelisiniz. Altından Yeşilırmak’ın aktığı köprüden geçerek Göğçeli Mezarlığı’na varın. Dışı yeterince etkileyici olan Göğçeli Mezarlıkiçi Camii’nin içini görmek isterseniz, İmam Hatip Hüseyin Bey (0362 833 56 37) size yardımcı olacaktır. Terme’yle birlikte, Ordu sınırı başlıyor. 33 km. mesafedeki Ünye, güzel plajlarıyla turizmde iddialı. Uzunkum en gözde olanı. Batıdan yaklaşırken, oteller ve pansiyonlar sıralanıyor. 19. yüzyılda, Ünye Sancak Beyi Süleyman Paşa’nın yaptırmış olduğu sarayın denize bakan surlarının dibinden Çakırtepe 2 km. mesafede. Tepeye dolmuş da çıkıyor. Ünye manzarası ve çam ağaçlarının altında, Karadeniz’in en iyilerinden olduğu söylenen Ünye pidesini denemek için buradaki Çakırtepe Sami Soysal Parkı (0452 323 25 68, geceyarısına kadar açık) kır lokantasında mola verebilirsiniz. Ünye’nin, Bizans döneminden ve bölgenin limanı olduğu 18. yüzyıldan kalma eski yapıları arasında, bugün hamam olarak kullanılan Bizans kilisesini, hemen hamamın arkasından yukarıya doğru, Kadılar Yokuşu’nda ise Ünye’nin en güzel evlerini görmek mümkün. Merkezden 7 km. mesafede, belli belirsiz tabelalandırılmış, Ünye Kalesi’ne (Çaleoğlu Kalesi), fındık bahçeleri arasından geçerek varılıyor. Oldukça yıkık haldeki kalenin girişinde, M.Ö. 3. yüzyıl ile 1. yüzyıl arasında hüküm süren Pontos Krallığı’na ait bir kaya mezarı var. Kalenin içinden bir patikadan yukarı çıkmak mümkün. Tepede, bir tarafta Ünye kıyıları, bir tarafta olağanüstü bereketli bir vadi göreceksiniz. Merkezin 6 km. doğusundaki Asarkaya Milli Parkı yürüyüş için uygun. Alevi nüfusun yoğunlukta olduğu Fatsa, 20 km. mesafede. Bu sakin kasabadan 10 km. doğuda, 19. yüzyıla ait taş, Gölbaşı Yenipazar Camii ve bahçeli pembe ev dikkatinizi çekecektir. Bolaman’da durup, 18. yüzyıla ait ahşap Haznedaroğlu Konağı’nı görmelisiniz. Aslında Bolaman, Fatsa’nın eski adı. Burada bulunan, Bizans ya da Cenevizliler’den kalma kale kalıntısı üzerine kurulan konak, Bolaman Kalesi olarak anılırmış. Kentin ismi değişmiş ancak kalenin etrafındaki küçük yerleşim, Bolaman olarak kalmış. Bolaman Balıkçı Barınağı’na doğru sapınca, önce Haznedaroğlu Konağı, denize doğru devam edince de içinde hálá yaşayanların olduğu, restore edilmiş konaklar var. Bolaman Plajı, hemen konakların önünde. Deniz kenarında, her zaman balıkçılardan aldığı taze balığı pişiren, salaş, Rıhtım Piknik (0452 441 32 62), balıkçıların sohbet ettiği, sevimli bir lokanta. Bolaman’dan sonra bölgenin pek sevilmeyen virajları başlıyor. Ancak bir taraftan da Ordu’ya kadar, son derece keyifli durakları olan 42 km.’lik bir yol bu. Yolda sık rastlayacağınız kamyonları sollamak yerine kıyılarda mola verebilirsiniz. Engin denizde yol alan yunusları görmek, dalgaların dövdüğü yosun tutmuş kayalıkların üzerinde yürümek, Medreseönü’nde Uzun Saçlı’nın efsanevi çayını içmek, Çaka Tüneli’nde Vonalı Celal’in yüz küsur turşusu arasından seçim yapmak ya da meşhur Karadeniz pidesinin alásını tatmak için, bu yolu yavaştan almalısınız. Bolaman’dan itibaren, sahil koy ve yerleşimleri, Yalıköy- Belicesu- Medreseönü- Çaka Tüneli- Yason Burnu- Mersin köyü- Çam Burnu- Perşembe- Ordu olarak devam ediyor.SİNOPKaradeniz’in en güzel doğal limanıDenize uzanan ince bir yarımadanın üzerine kurulu Sinop, bugün muhteşem doğasına ve zengin tarihine rağmen bir kent olarak karakterinden çok ödün vermiş olsa da Karadeniz’deki en güzel doğal limana sahip. Türkiye’nin bu en kuzey noktasındaki kent, aynı zamanda denizi, plajları, rıhtımındaki canlı kafe ve restoranlarıyla, Karadeniz kıyılarının en çok rağbet gören tatil beldesi. Sadece plajları değil, deniz tatilini hiç düşünmeyenlerin bile aklını çelebilecek günübirlik gezilerle görülebilecek şelale, göl ve mağara gibi doğal güzellikleri var. Zamanın tüm tahribatına rağmen, Sinop’a karakter katan en belirgin yapı olan şehir surları hálá etkileyici. Surların büyük bir kısmı artık yok. 1950’lerdeki karayolu yapımı sırasında da, kent kapıları yıkılmış. Bugün sadece ikisi ayakta. Biri cezaevinin karşısındaki Loncakapı, diğeri de otogarın yakınında, kuzey kıyıda, denize düşecekmiş gibi duran ve bir burca benzeyen Kumkapı. Sinop manzarası için limandaki burca çıkın. Surun bir kısmında yürüyerek denizi seyredebileceğiniz gibi, kenti boğan yapılaşmayı da fark edeceksiniz. Kumkapı’dan doğuya doğru, Sakarya Caddesi üzerindeki Sinop’un en eski camisi Alaeddin Camii var. Güllerin, palmiye ağaçlarının ve gölgeliklerin bol olduğu olağanüstü bahçesi keyifli ve genellikle kalabalık. Hemen karşısında, 1262 tarihli Pervane Medresesi bulunuyor. Odalarında bugün, ahşap tekne maketçiliği ve Sinop dokumaları gibi yöreye özgü el sanatlarının satış yerleri var. Osmanlı konut mimarisi özelliklerini yansıtan Arslan Torun Bey Konağı, bugün kentin Etnografya Müzesi (Pazartesi hariç, her gün 08.00- 17.00 saatleri arasında açık. 0368 260 23 07). Bahçesinde Serapis Tapınağı, Aynalı Kadın Türbesi ve Şehitler Anıtı’nın bulunduğu Arkeoloji Müzesi (0368 261 19 75), uzun bir süredir tadilat nedeniyle kapalı. Karadeniz’de deniz tatili yapılamayacağını düşünenler yanılıyorlar. Sinop’u gördükten sonra benim de bu konudaki fikrim tamamıyla değişti. Yarımada üzerindeki bu sahil kenti, gerçekten Akdeniz’dekileri aratmayan plajlara sahip. Akliman’a giden aynı sapaktan içeride, 10 km. mesafede, muhtemelen Karadeniz’de bir örneğine daha rastlamayacağınız Hamsilos Koyu görülmeye değer. Karanın içine kıvrımlar halinde sokulan deniz, burada bir fiyord oluşturmuş. Bu doğal girintinin etrafında, çam ağaçları ve sarp kayalıklarla bakir bir doğa var. Akliman’ın sonuna doğru, fazlasıyla yıpranmış bir tabelanın üzerinde ‘’Türkiye’nin en kuzey ucunu görünüz’’ diye yazar. Türkiye’nin en kuzey ucundaki İnceburun Feneri, bu tabeladan itibaren 12 km. mesafede. Ancak tabela, yol üzerinde, bir kez daha belirir ve kendinizi, virajlarla yükselerek, sarp kayalıklara dalgaların çarptığı ıssız bir toprak yolda bulursunuz. Bu, fenere, burnu dolaşarak gidiyorsunuz demektir. Doğa burada olağanüstü ancak daha direkt bir yol var. Birinci tabeladan sonra gördüğünüz Hacıoğlu Özel Ormanı yazılı yerden girerek, çok daha çabuk fenere varabilirsiniz. Konuksever Hacıoğlu ailesinin kapısı çoğu zaman açıktır. Sinop denince, birçoklarının aklına önce kalesi ve tarihi cezaevi gelir. 1877 ve 1993 yılları arasında, hapishane olarak kullanılan kale, aslında bir sürgün yeriydi. Bu sürgün yerinin, 26 yıllık infaz koruma memuru Akif Şahin, bıyığından dolayı nam-ı diğer ‘’Pala’’, cezaevi boşaltıldıktan sonra, buranın bekçisi olarak kalmış. Firar edenler, infazlar, taş duvarların ardındaki yaşamın detayları, dün gibi hafızasında. Eskiden, mahkumların volta attığı, top oynadığı avluları, koğuşlara kadar sıralanan yedi kapıyı, kör pencerelerden ulaşılması zor demir kilidi, kalın taş duvarları en ufak ayrıntısına kadar anlatıyor. ORDUYaylalarına mutlaka çıkınKaradeniz’in sahil kentleri içinde Ordu’nun ayrı bir yeri vardır. Kıyıları mahveden Karadeniz sahil otoyolunu protesto etmek için, 1994 yılında on bin Ordulu sokaklara dökülmüş ve sahilde yürüyüş yapmışlardı. Böylece Ordulular, otoyolun kentlerinin içinden geçmesini engellediler. Kenti kuşbakışı seyredebilmek için, 485 metre yükseklikteki Boztepe’ye çıkmak gerekiyor. İnerken, Taşbaşı, Zaferi Milli ve Düz Mahalle’deki eski konakları göreceksiniz. Ordu’nun merkezinde sivrilen bir başka yapı da 1853’ten kalma bir Rum kilisesi. Bugün Taşbaşı Kültür Merkezi (09.00- 17.00 arasında açık).Kotyora, kentin antik çağdaki ilk yerleşim yeri. Bugünkü adı Eskipazar. Ordu’ya 6 km. mesafede. Merkeze 10 km. mesafede ise Kurul Kalesi (Kurul Kayaları) olarak bilinen antik yerleşim var. Pontos krallarından Mithridates döneminden kalma. Gitmeden önce, girişinin açık olup olmadığını Ordu Belediyesi’nden (0452 225 01 04) öğrenmekte yarar var. Günübirlik bir geziyle, Kurul’dan Ordu’nun yaylalarına gitmek mümkün. Bahçe, deniz, plaj manzaraİnebolu’nun en güzel yerindeki Yakamoz Tatil Köyü’nün (0366 811 31 00, www.yakamoztatilkoyu.com) deniz manzaralı standart odaları, ahşap bungalovları, apart kısmı ve yüzme havuzu var. Sırtını çam ve kestane ormanına dayamış Abana’da denize sıfır, güzel bir bahçe içinde, dört kişilik mütevazı bungalovları olan Gün Batımı Tatil Beldesi’nde (0366 564 21 36), konuksever Nedime Hanım ile Mücahit Bey, ahşap restoranlarında, mum ışığında, enfes yemekler hazırlanıyor. Abana’daki bir başka seçenek de, denize sıfır, yemyeşil bir bahçesi olan Kuzey Yıldızı Tatil Evleri (0366 564 31 39). Sinop’ta merkezde ve plajlara yakın birçok hoş konaklama seçeneği var. Sinop’un şale tarzındaki, en güzel, küçük oteli Zinos Country Hotel (Karakum, 0368 260 56 00 www.zinoshotel.s5.com), ahşap zeminli balkonlu odaları, bütün kış yanan şöminesi, küçük bahçesi, keyifle hizmet veren personeli, enfes mutfağı, şezlong ve şemsiyeli özel iskelesiyle, kentteki en keyifli mekan. Sinop’u denizden görmek ve koylarında yüzmek isteyenler için, otel kendi teknesiyle turlar düzenliyor. Ülkesi Yugoslavya’dan Sinop’a tatile gelip, buraya yerleşen Zlatine’nin, üç katlı, yüzme havuzlu, yemekleri meşhur oteli Villa Rose da (0368 261 19 23) iyi seçeneklerden. Güneşlenme terasından Sinop Yarımadası’nı seyredebileceğiniz Hotel Diyojen (Korucuk köyü, 0368 260 14 25), bahçesi, büyük havuzu, manzaralı, konforlu odaları, plajı, restoranı ve profesyonel işletmesiyle, Sinop’un en çok tercih edilen otellerinden. Mobil Mevkii’deki Beyaz Ev Motel Restaurant Camping (0368 261 28 66), teraslı, deniz manzaralı, koltuklu ev tarzındaki odaları, köy kahvaltısı, önündeki kumsalı ve Sinop’un en ünlülerinden olan restoranıyla, müdavimleri çok olan bir konaklama yeri. Gerek muhteşem bir bahçenin içindeki geniş odaları, gerekse deniz üzerindeki taşlık barıyla Ayışığı Apart Otel & Cafe- Bar (Gelincik Mah., 0368 260 40 20, www.ttnet.net.tr/ayisigiapartotel.com), bölgedeki en keyifli otellerden. Hotel Kumsal’ın (0368 261 74 14) en büyük özelliği, Sinop’un en güzel plajlarından birine sahip olması. İki yıldızlı Turist Otel’in (Korucuk köyü, Denizler Mevkii, 0368 260 49 45), balkonlu, deniz manzaralı odaları, yüzme havuzu, bar- kafe, bilardo odası ve plajı var. Kent merkezindeki Denizci Otel (0368 260 59 34) ve Andaç Pansiyon (Karakum Mevkii, 0368 260 26 77), temiz ve ekonomik seçenekler. Çimenle kaplı bahçesi, şezlongları ve konforlu odalarıyla, Akliman’daki en iyi konaklama Motel CD Camping International (0368 287 61 37). Akliman’da, plajı gören, sempatik bir işletme de Palmiye Beach Motel Restaurant Cafe- Bar (0368 287 62 13 www.palmiyebeach.karadenizgezi.net). Akliman’da piknik, kamping yapmak ve karavanlarıyla konaklamak isteyenler için Uzun Mehmet Pansiyon Büfe- Çadır (0368 287 60 22) ve Martı Camping Caravaning (0368 287 62 14) deniz kıyısında. Akliman’dan Hamsilos koyuna giderken, geniş, balkonlu odalarıyla Hamsilos Tatil Köyü (0368 287 60 63), tertemiz bir apart otel. Yuvam Belediye Dinlenme Tesisleri’nin (0368 261 25 32), deniz kıyısında, apart odaları var. Samsun merkezdeki seçenekleriniz; beş yıldızlı Büyük Samsun Otel (0362 435 80 18) ve daha ekonomik üç yıldızlı Vidinli Otel (0362 431 60 50). Kumru- Korgan yolu üzerinde, 1. km’de, 20 dönüm bahçe içinde, yarı olimpik yüzme havuzlu Yalçın Hotel & Resort (Fatsa, 0452 423 14 78, www.hotelyalcin.com.tr), Karadeniz’in tek resort oteli. Fatsa’nın 2 km. batısında, 21 yıllık, denize sıfır Dolunay Otel’in (0452 433 72 00), ünlü restoranında, taze balık ve yöresel yemekler bulabilirsiniz. Kumsal Otel (0452 323 16 02), güzel bahçesi, kumsalı, deniz gören balkonlu odalarıyla Ünye’deki ilk seçeneğiniz olabilir. Sahildeki Hotel Grand Kuşçalı’nın (0452 324 52 00), deniz gören, dört yıldız ayarında konforlu odaları var. Belicesu köyünde, deniz kıyısında, sevimli ve mütevazı bir kamping olan Ada Piknik Cafe & Restaurant’da (Yalıköy, 0452 445 27 69), ahşap platformlar üzerinde, şilteli çadırlar ve iki sempatik kardeşin işlettiği, yöresel yemek, balık ve mısır ekmeği bulabileceğiniz bir kafe var. Perşembe’deki, iki yıldızlı Hotel Vona’nın (0452 517 43 10), balkonlu, deniz manzaralı odaları ve havuzu var. Ordu’nun en güzel sokağındaki Karlıbel İkizevler Hotel (0452 225 00 81), yıkılıp aslına uygun olarak yeniden inşa edilen iki konaktan oluşuyor. Otelin, deniz gören odaları, suitleri, gül dolu bir bahçesi ve harika manzaralı bir teras restoranı var. Bir yarımada üzerinde, deniz gören, klimalı, ofisli dokuz odalı Aterina Otel (0452 223 17 15), deniz kıyısında çarpıcı bir konumu olan, yayla turları ve Yason Burnu’na tekne turları düzenleyen, yarı olimpik yüzme havuzlu, üç yıldızlı Belde Otel (Kirazlimanı Mevkii, 0452 214 39 87), yine üç yıldızlı Hotel Balıktaşı (0452 223 06 11), geniş, konforlu odalarıyla, iki yıldızlı Otel Royal 52 (0452 234 72 81, www.otelroyal52.com), sahildeki iki yıldızlı Hotel Turist (0452 225 31 40) ve Anadolu’daki en iyi öğretmen evlerinden biri olan Ordu Öğretmen Evi (0452 225 43 58, www.orduogretmenevi.com), Ordu’daki farklı konaklama seçenekleri.nasıl gidilir? İstanbul- İzmit- Sakarya- Düzce- Bolu- Gerede- Karabük- Safranbolu- Eflani- Azdavay 545 km., İnebolu 620 km., Ayancık 680 km., Sinop 750 km., Bafra 850 km, Samsun 900 km, Ordu 1050 km. Ankara- Gerede- Karabük- Safranbolu- Eflani- Azdavay 264 km, İnebolu 339 km., Ayancık 400 km., Sinop 470 km., Bafra 570 km., Samsun 620 km., Ordu 770 km. İzmir- Manisa- Balıkesir- Bursa- Sakarya- Düzce- Bolu- Karabük- Safranbolu- Eflani- Azdavay 844 km., İnebolu 919 km., Ayancık 980 km., Sinop 1050 km., Bafra 1150 km., Samsun 1200 km., Ordu 1350 km. Uçak; Sinop’a en yakın havaalanı, 190 km. uzaklıktaki Samsun Çarşamba Havaalanı (0362 844 88 30). Samsun merkeze 20 km. mesafede. THY 444 0 849, Onur Air (Samsun Havaalanı- 0362 844 88 08, Samsun bilet satış- 0362 435 72 85). Ordu’ya en yakın havalimanı, yine 185 km. mesafedeki Samsun Havalimanı. Otobüs; Bu güzergahta çalışan otobüs şirketleri, büyük kentlerden yolcu taşıdıkları gibi, ilçe ve kasabalara da seferler düzenliyorlar. Tren; Samsun (Tren Garı 0362 233 22 93) ile Amasya, Sivas, Ankara, Elazığ, Erzurum, Erzincan, Konya, Malatya, Zonguldak, Denizli ve Diyarbakır arasından karşılıklı tren seferleri var. Feribot; Daha önceki yıllarda, yazın, İstanbul- Samsun güzergahında, Karadeniz feribot seferleri yapılıyor ve bu feribot Sinop’a da uğruyordu. Bu sezon için bilgi almakta yarar var. Samsun Denizyolları, 0362 445 16 05. Sinop Deniz Yolları Acentası.gerekli telefonlarAzdavay Belediyesi 0366 717 10 06, 717 12 35 Azdavay Devlet Hastanesi 0366 717 23 02, 717 10 14 Azdavay Emniyet Amirliği 0366 717 22 48 İnebolu Belediyesi 0366 811 45 00 İnebolu Devlet Hastanesi 0366 811 31 94İnebolu Emniyet Müdürlüğü 0366 811 41 42 Sinop Valiliği 0368 261 15 04 Sinop İl Turizm ve Kültür Müdürlüğü 0368 261 67 67, www.sinop.gov.tr Sinop Turist Enformasyon Bürosu 0368 261 52 98 Sinop Belediyesi 0368 261 18 44 Sinop Emniyet Müdürlüğü 0368 261 17 70 Sinop Devlet Hastanesi 0368 261 45 10 Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü 0362 431 00 14 Ordu Belediyesi 0452 225 01 04 Ordu Emniyet Müdürlüğü 0452 234 15 20 Ordu İl Turizm Müdürlüğü 0452 223 16 07 Ordu Devlet Hastanesi 0452 234 32 32Fındık çorbası, kaygana, mısır unlu sebzelerİnebolu’nun en iyisi Heyamola Restaurant’da (Boyran Mah. İsmetpaşa Cad, İnebolu, 0366 811 31 00), Heyamola usulü köfte, güveç, kağıtta levrek, soya soslu uskumru pilaki, hamsi, cevizli nar ekşili salata deneyebilirsiniz. Manzaralı Liman Restaurant’ın (0366 811 43 58), mezeleri, özellikle palamut ve kalkanı lezzetli. 25 yıllık esnaf lokantasında Ehlitat’da (Hürriyet Cad. No: 7, 0366 811 39 88) ünlü İnebolu güveci, saat 15:00’te biter. Etli ekmek ve güveç gibi yöresel tatlar için Palmiye Restaurant’a (Cumhuriyet Cad. No:32, 0366 811 47 70) erken uğrayın. Tarihi İnebolu Dönercisi (Hacınuman Cad. No: 9, 0366 811 32 41), sadece kömürde döneriyle değil, eski toprak fırınıyla da ünlü. Meşhur çekme ve tahin helvasını Başoğlu Pastanesi’nde (H. Mehmet Aydın Cad. No: 7, 0366 811 45 11) bulabilirsiniz. Abana’ya gelmeden önce, kıyı boyunca rastlayacağınız en hoş mola yerlerinden biri Çınar Motel ve Aile Çay Bahçesi (Beldeğirmen köyü, 0546 712 01 07), deniz kenarında, dev bir çınarın altında ve gece 1’e kadar açık. Abana’da Hacıveli Konağı Restaurant (Hacıveli Mah., 0366 564 11 40) ve kuyu tandırıyla ünlü Muhtar Eşref’in Yeri (Güzelkent, Türkeli, 0368 681 58 38) yol üzerinde keyifli mola yerleri. Sinop’ta deniz kıyısındaki Saray Restaurant (İskele Cad. Rıhtım Sok. No:18, 0368 26117 29) ve Rıhtım Bar & Restaurant (Meydankapı Mah. Balıkçı Aralığı, 0368 260 57 21), popüler balık lokantaları. Kulak hamuru ve cevizli mantı gibi yöresel yemekler için, Obur Mantı (Kıbrıs Cad No: 5/A, 0368 260 38 10), Sinop Sofrası’na (Pervane Medresesi, 0368 260 54 61) ve Teyzenin Yeri Mantı Salonu’na (Gazi Cad. No:39, 0368 261 73 68) uğrayın. Deniz kıyısındaki Barınak Cafe’nin (İskele Cad. No:9, 0368 261 27 18) özel pizzaları var. Bir Sinop klasiği olan Yalı Kahvesi (Meydankapı Mah. Derinboğazı Sok. No:14, 0368 261 39 96), restore edilen tarihi bir binanın önünde, asmaların altında, kentin en canlı yerlerinden biri. Tarihi Paşa Tabyaları’nda (Karakum yolu 2.km, 0368 261 79 12), Osmanlı askerlerinin yattığı yer Nargile Salonu, Karargáh ise Türkü Bar. Sinop Kalesi’nin güney burcunda, sabah 2’ye kadar açık Burç Kafe (Tersane Cad. Kale Burcu, 0368 260 04 20), özgün müzik çalınan, hem deniz hem de Sinop manzaralı bir kafe- bar. Meşhur Samsun pidesi, taze balık ve mezeler, Körfez Restaurant’da (Sahilde, 10 km batıda. Samsun, 0362 457 52 91). Karadeniz’de bütün doğal otlar, çiğ ya da turşu olarak soğanla kavrulur ya da mısır ununa bulanarak tavada kaygana yapılır. Kaldirik, hoşgüren, yöresel matar (tirimit), sakarca, dikenucu (melocan), kazayağı, fasulye, yeşil domates sık kullanılan ot ve sebzeler. Pancar çorbası ve yoğurtlu mısır ekmeği de sofralardan hiç eksik olmaz. Samsun’dan Ordu’ya doğru yol üzerinde farklı tatları bulabileceğiniz mola yerleri var. Yağda köfte, sürahide ayran, Yalıköy Köfteci Kardeşler’de (Yalıköy, 0452 445 27 35). Orman içindeki Beyazkum Plajı, kamp yeri ve mangalda kiloyla et için, Çaka Taflan Plaj & Restaurant (0452 527 57 32) Çaka Mevkii’de. Efsanevi karakter Uzun Saçlı’nın közde çayı beklemeye değer. İncir ağaçlarının altındaki Uzun Saçlı’nın Yeri (Medreseönü, 0452 537 60 29), geceyarısına kadar açık. Rabia Hanım ile oğlu İbrahim Kurt’un, 27 yıllık Çamburnu Restaurant’ı (Mersin köyü, 0452 517 04 97), konukseverliği ve tatlarıyla gerçek bir Karadeniz lokantası. Ünye’de, deniz kıyısındaki Park Restaurant’ta (0452 323 30 53) balık ve yöresel otlar, 6. Durak Restaurant & Cafe’de (Döner Çeşme Meydanı Kat:2, 0452 324 50 13), Ünyeli hanımların yaptığı pancar çorbası, gürcü kavurması ve içli fasulye, pırasa ve fındıktan yapılan palobye gibi birçok yöresel tadı bulabilirsiniz. Vonalı Celal’de (Çaka Tünel Mevkii, Perşembe, 0452 587 21 37) turşunun binbir çeşidi ve deniz manzaralı restoranda taze balıklar. Serende Kafe (Çeşmeönü Mevkii, Perşembe, 0452 517 04 25), deniz kenarında, bahçe içinde, çok sevimli bir kafe. Buradan sandal kiralamak mümkün. Harika bir bahçe içinde, denize karşı, enfes pideler, yöresel otlar, kavrulmuş turşular Çaytepe Aile Bahçesi (Sarayburnu Mevkii, Çaytepe, 0452 527 53 15). Bu yolun en muhteşem sürprizi; Yason Kır Kafesi (Yason Burnu, 0535 413 53 30). Ordu’ya 30 km mesafede, yalnız bir koyda, bir deniz feneri ve bir kilise... Özellikle günbatımında olağanüstü bir atmosferi var. Kafenin sahibi Enis Ayar, resmen Ordu’nun turizm danışması gibi çalışıyor. Ordu ve yaylaları hakkındaki yön tariflerini ve en iyi bilgiyi buradan alabilirsiniz. Limonatası ve fındıklı tatlısı ünlü. Kamp yeri var. Ordu’da deniz kıyısında, Ayışığı Restaurant Cafe- Bar’ın (Sahil Cad., 0452 223 28 70) çakıltaşlarının üzerindeki masalarında, fındık çorbası, sebze mıhlaması, vejetaryen çiğ köfte, soya soslu fındıklı tavuk deneyin. Restoranın barı, kentin gece hayatının en canlı olduğu yerlerden. Balıkta ve yöresel yemeklerde iddialı Grand Mıdı da (Sahil Cad. İskele üstü No:55, 0452 214 03 40) deniz kıyısında. Bölgenin baştacı fındıktan elde edilen her türlü ürün ve yemek Çotanak Restaurant’da (Kumbaşı Mah. Sahil Cad. No: 2, 0452 212 00 65). Boztepe Turistik Tesisleri’nde (0452 223 19 18), Ordu’yu gece ışıl ışılken seyredin. Ekmeği Ordu fırınlarında çıkan, özel, kocaman tostu ve kentte ender rastlanan çeşitlilikteki filtre kahveleriyle Öykü Çay ve Kahve Evi (Düz Mah. Becelgen Sok. No:8, Fidangör, 0536 469 20 07) atıştırmak için en uygun mekanlardan biri. Denizciler Dondurma Salonu (S. Felek Cad., No:9, 0452 214 68 08), tamamıyla doğal, leziz, sütlü dondurmasıyla ünlü.
False