GeriAhmet HAKAN ‘Bugünkü şartlarda’ için bir deşifre denemesi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Bugünkü şartlarda’ için bir deşifre denemesi

ABDULLAH Gül, “bugünkü şartlarda siyaset planım yok” dedi.

*

Abdullah Gül ne demek istedi?
Bir deşifre denemesi yaptım.
Takdim ediyorum:

*

- Bugünkü şartlarda Erdoğan’a rağmen Cumhurbaşkanı adayı olamam. Olsam da başaramam.
- Bugünkü şartlarda başbakan olursam başbakanlığın hakkını veremem... Vermeye kalkarsam çatışma çıkar.
- Bugünkü şartlarda Erdoğan’la çatışmam... Çünkü ben Erdoğan’ın üslubu ve tarzıyla mücadele edebilecek bir üslup ve tarza sahip değilim.
- Bugünkü şartlarda mücadeleye girmem... Çünkü mücadeleye girersem mağlubiyet neredeyse kaçınılmaz gibi...
- Bugünkü şartlarda bir köşeye çekilip olup biteni izlersem çok daha etkili bir pozisyonda kalmış olurum.
- Bugünkü şartlarda bir köşede kalırsam “müstakbel kurtarıcı” potansiyeline sahip olmuş olur, “dikkat merkezi” konumunda kalırım.
- Bugünkü şartlarda mağlubiyetle sonuçlanacak bir mücadeleye girmektense bir köşede bana ihtiyaç duyulmasını beklemeyi tercih ederim.

Başbakan adayları

- NUMAN KURTULMUŞ: “Uyumlu ama kişilikli bir başbakan” aranıyorsa... Uygun bir isim olabilir. Şansı var.
- AHMET DAVUTOĞLU: Dışarıya meydan okunacaksa... Ancak onunla okunur. Ama ben meydan okumak isteneceğine fazla ihtimal vermiyorum.
- MEHMET ALİ ŞAHİN: Eskiye dayalı bir sınanmışlık söz konusu olacaksa... Mutemetlik söz konusu olacaksa... İddiasızlık söz konusu olacaksa... Olabilir.
- EMRULLAH İŞLER: En yenilerden bir isim... Erdoğan’ın gücünü ve karizmasını gölgelemeyecek bir isim... Neden olmasın?
- BÜLENT ARINÇ: “Partimizi ancak ağırlığı olan bir isim bir arada tutar ve ileri götürür” anlayışı bir anda egemen olursa şans ona döner. Ama o anlayışın egemen olması biraz zor.
- BİNALİ YILDIRIM: İcracı bir başbakan da arayabilirler... Yol yapan, baraj yapan, demiryolu yapan bir başbakan... Olma ihtimali biraz yüksek yani.

Mert bir muhalif olmak

Mert bir muhalif...
Umudunu muhalefet ettiği partinin parçalanmasına bağlamaz. İktidar kanadında bir çatlama olmasını, iktidar partisinin bölünüp parçalanmasını, iktidar içinde kavga çıkmasını beklemez.

*

Mert bir muhalif...
Umudunu Abdullah Gül’e bağlamaz. Erdoğan’ın Gül’ü harcamasını, Gül’ün bayrak açmasını, Gül ve Erdoğan savaşının çıkmasını, Gül’ün hiç değilse iktidar partisinin oylarını bölmesini beklemez.

*

Mert bir muhalif...
Umudunu Abdullah Gül’ün bir köşede beklemesine bağlamaz... “Nasıl olsa günü geldiğinde Abdullah Gül bunlara karşı bayrak açacaktır, biz en iyisi o günü bekleyelim” diyerek beklemez.

*

Mert bir muhalif...
Umudunu dışarıdan yükselecek tepkilere bağlamaz... ABD’nin bu iktidarı hizaya getirmesini, İsrail’in düğmeye basmasını, Avrupa Birliği’nin bildiri üstüne bildiri yayınlamasını beklemez.

*

Mert bir muhalif...
Umudunu ekonomik krize bağlamaz... “Bir ekonomik kriz çıksa da vatandaş şu iktidar partisinden yandım Allah diye kaçsa” diye bir beklenti içine girmez.

*

Mert bir muhalif...
Umudunu “Cemaat”e bağlamaz... Cemaat’in devlet içindeki uzantılarına, o uzantıların sunacağı malzemelere, o malzemelerin iktidarı yıpratıcı etkisine kendisini teslim etmez.

*

Mert bir muhalif...
Umudunu başkalarına bağlamaz... Umudunu sadece kendisine bağlar... Kurtuluşun ancak ve ancak kendi elleriyle sağlanacağına inanır...

*

Mert bir muhalif...
Umutsuzluktan umut çıkarır: Siyasetini geliştirir, halkı ikna etmeye çalışır, gettoya çekilmeyi reddeder, Bağcılar’a gider, pes etmez, bir daha gider, her yenilgiden daha büyük bir mücadele azmi çıkarır.

Ah ulan Reza

REZA Zarrab adlı hayırsever işadamımız “havuz medyası”na konuşmuş.
Demiş ki:
“Ben bu ülkenin cari açığını yüzde 15 düşürdüm”.

*

İnsanın sorası geliyor:
- Madem bu kadar önemli bir vazife yaptın...
- Madem bu kadar kahramanlık sergiledin...
- Madem vatana millete bu denli hizmet ettin...
İçi para dolu bavullarla bakan kapılarında ne arıyordun be Reza?

Nükhet Hanım ile Timur Bey

NÜKHET Duru’yu severim.
Timur Selçuk’u da severim.
İkisini bir araya gelince...
Daha çok severim.

*

Bu yüzden kalkıp gittim Zorlu’nun yeni salonundaki “Nükhet Duru/Timur Selçuk Konseri”ne...
İzlenimlerim şunlardır:

*

- Zorlu’daki konser salonunda organizasyon mükemmeldi. Görevlileri alkışlıyorum.
- Salona doğru ilerlerken lobide aniden Bülent Ersoy’la karşılaştım. Selamlaştık. Mültefitti.
- Şık bir bey yaklaştı yanıma... “AK Parti’ye oy vermiş bir vatandaş olarak sizi takdir ediyorum” dedi. Ben de “partiler önemli değil, önemli olan dostluk” falan diyerek saçmaladım.
- Salondaki yerimiz en öndeydi. O kadar en öndeydi ki kafamızı sonuna kadar kaldırsak bile sahneyi görmemiz mümkün değildi. Bu nedenle üç arka sıradaki boş yere geçerek sahneyi görmemiz mümkün olabildi.
- Ve konser: Nükhet Duru sağdan, Timur Selçuk soldan giriş yaptı sahneye... Bu durumu politik bir okumaya tabi tutmadım.
- Ve şarkılar... Bir Nükhet Duru söyledi, bir Timur Selçuk... Nükhet Hanım aşk şarkılarına abandıkça Timur Bey mesajlı şarkılara abandı. İki tür için de hazırlıklı olduğum için keyfim yerindeydi.
- Fakat her iki sanatçımız da şarkı aralarında biraz fazla güldürme maksatlı şova döktüler işi... Son zamanlarda böyle bir durum var: Şarkılar çok ağır, şarkılar çok havalı, şarkılar çok güzel... Ama aralarda şarkılarla hiç de uyumlu olmayan malayani sözler, Cem Yılmaz olma gayretleri... Bu duruma biraz ara mı verilse acaba?
- Nükhet Duru her zaman olduğu gibi formundaydı... “Şarkı söylemek için yaratılmış” diye bir klişe var ya... İşte o klişeyi gündeme getirmenin tam sırası.
- Timur Selçuk’u özlemişiz... Ne güzel besteleri var. Güzelim şiirlerin hakkını vererek ne güzel bestelemiş.
- Ama Timur Bey’in politik yaklaşımları fazlasıyla 60’lar, 70’ler kokuyordu: Ankara Sanat Tiyatrosu zamanlarından söylediği “Hazır Yiyicinin Türküsü” bile bugünler için fazla manalı kaçamadı.
- Bir de sitemim var: Meftunu olduğum bir Attilâ İlhan şiiridir “Karantinalı Despina”. Timur Selçuk da şiire pek yakışan bir şekilde bestelemiştir bu şiiri... Nükhet Duru/Timur Selçuk ikilisi bu güzelim şarkıyı söylediler ama sanki komik bir şarkı söyler gibi söylediler. Oysa o şarkı, fena halde hüzünlü, yenik ve acılı bir şarkıdır benim için.
- Timur Bey politik bir sanatçı... Nükhet Hanım ise apolitik... Fakat aralarında öyle güzel bir uyum var ki... İnsan takdir edemeden duramıyor.

X

Kanal İstanbul’un Montrö ile alakası

“Kanal İstanbul, Montrö’yü etkiler mi?” diye soru var ortada.

Geçen akşam Tarafsız Bölge’de işte bu soruyu sordum uluslararası hukuk alanında uzman bir isim olan Prof. Dr. Selami Kuran’a.

Selami Hoca...

Canlı yayında... Kalktı ayağa... Eline bir çubuk aldı... Ve başladı harita üzerinden anlatmaya.

“Yeni başlayanlar için 10 dakikalık bir Montrö dersi” gibi bir şeydi yaptığı.

Net, sarih, anlaşılır ve basit bir şekilde anlattı mevzuyu.

*

Sonucu açıklıyorum:

Yazının Devamını Oku

Erkan Oğur’a yapılan yobazlığın ta kendisidir

İflah olmaz bir türkü severim ben.

Ama yüzyılların izini taşıyan türküleri severim. Çağlar ötesinden gelip bizi tam kalbimizden yakalayanları... İlk söyleyeni belirsiz anonimleri... Sözleri gayet basit ama bir o kadar da derinlikli olanları...

İşte bu yüzden “Ben bir türkü sözü yazdım, üstelik de besteledim” diye ortaya çıkanlara karşı hep mesafeli olmuşumdur. Çünkü bu tür iddialardan genellikle yapay sonuçlar çıkar.

*

İbrahim Kalın’ın sözü ve müziği kendisine ait olan ‘Hiç Oldum’ adlı bir türküyü seslendirdiğini duyunca...

“Eyvah” dedim.

Ve bin türlü önyargıyla açıp dinledim türküyü.

*

Yazının Devamını Oku

Nalet olsun içindeki magandaya

Mustafa Üstündağ adlı oyuncu, Bodrum’da rallicilerin ödül törenini basmış.

Küfürler, kıyametler, vurmalar, kırmalar, saldırganlıklar, silahlar falan...

*

Ralli bu ya ralli!

Rallideki hangi anlaşmazlık, böylesine kontrolsüz bir öfkeye yol açabilir ki?

Rallideki hangi ihtilaf, böylesine bir sokak çocuğu kavgasını tetikleyebilir ki?


Yazının Devamını Oku

Kemal Kılıçdaroğlu ve kahkahalar, kahkahalar

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, yerel seçimden önce CNN Türk’te bir programa çıkmıştı.

Program sunucusu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun...

“İstanbul’u kazanacağız, Ankara’yı kazanacağız” türü sözlerini fazla iddialı bulmuş ve kahkahalar atmıştı.

*

Ne olmuştu o günlerde?

Başta Tuncay olmak üzere...

CHP’nin tüm ekâbir takımı...

Öfkeyle, kinle, hınçla...

Yazının Devamını Oku

Bakan Koca’ya “Bu gidiş nereye?” diye sordum

Vaka sayıları artıyor. Hem de çok fazla artıyor. Halkta bıkkınlık var. Hem de çok fazla bıkkınlık. Tam kapanma dendiğinde akla ekonomi geliyor. Aşı konusunda hız kesildi. Pek bir ilerleme yok gibi.

İşte bu ahval ve şerait altında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı aradım.

İlk sorum şu oldu:

“Bu gidiş nereye Sayın Bakan?”

Bakan Koca’nın ilk sözleri şu oldu:

*

“Vaka sayılarında ciddi artış var. Bunda mutasyon tabii ki etkili ama sadece mutasyonla açıklayamayız. Önlemleri gevşettik maalesef.”

*

Yazının Devamını Oku

Hürriyet’in yayıncılık anlayışına ters bir haber

İçtenlikle bir gayretimiz var Hürriyet’te.

Herkesin hakkına hukukuna saygı göstermek için çabalıyoruz. Sorumluluğu bulunmayan kişileri sorumluymuş gibi göstermekten kaçınmaya çalışıyoruz. Yargı kararı ortaya çıkmadan yargısal hükümlerde bulunmaktan uzak duruyoruz.

*

Titizleniyoruz bu konularda. Gayret ediyoruz.

*

Ama yayıncılıkta bazen yol kazaları da oluyor, olabiliyor.

*

Geçen gün sadece ve sadece Hürriyet’in internet sitesinde bir haber çıktı. Çok kısa bir süre yayında kaldı bu haber.

Bildirici amirallerin yakınlarını da konu eden bir haberdi bu.

Yazının Devamını Oku

Soru ve cevaplarla amiral bildirisi

SORU: Ne yani? Emekli amiraller mi darbe yapacak?

- CEVAP: Bizim kısa tarihimiz, “Yüce Türk Milletine” diye başlayan darbe bildirileriyle dopdoludur. Bu yüzden “Yüce Türk Milletine” diye başlayan bir bildiri gördük mü işkilleniyoruz. Hele bildirinin altında “Amiral” imzası görünce daha da işkilleniyoruz. Hele bildiri, gece yarısı gelince... Büsbütün işkilleniyoruz. Şimdi ben soruyorum: İşkillenmeyelim de ne yapalım?

*

- SORU: Bildiri yayınlamak suç mu?

- CEVAP: Elbette suç değil. Geçen hafta emekli büyükelçiler, benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. Kim çıkıp “Bunlar darbeci” dedi? Bu arada eski milletvekilleri de yine benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. “Darbe” diyen çıktı mı? Demek ki burada başka bir şey var.

*

- SORU: Burada ne var? Emekli amiral, görüş açıklayamaz mı?

- CEVAP: Tabii ki açıklar. Açıklıyorlar da zaten. Televizyonlara çıkıyorlar. Kişisel yaklaşımlarını ortaya koyuyorlar. Sosyal medyada yazıp çiziyorlar. Kimse de onlara bir şey demiyor. Ama siz “Aramıza hiçbir alt rütbeli girmesin, biz amiraller olarak şöyle bir posta koyalım” derseniz, tehditkâr ifadelerle dolu bir bildiriyi gece yarısı gündeme düşürürseniz... Her demokratik ülkede “Ne oluyor yahu” diye sorulur. En azından “Bunlar, bir iklim mi yaratmak istiyor? Bu işin arkasında ne var?” denir.

*

Yazının Devamını Oku

Amiraller bildirisine dair gelişigüzel ON NOT

Not bir- ‘Yüce Türk milletine’ dendi mi işkillenirim

Yüce Türk milletine!” diye başlayan hiçbir bildiriden hoşlanmıyorum.

Çünkü bu seslenişin tınısında...

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve de 15 Temmuz var!

*

Kaldı ki...

Radyo zamanlarının üslubudur bu.

Siyah beyaz televizyonlarda kalmıştır.

*

Yazının Devamını Oku

Kafe ve lokantalara ramazanda açık olma hakkı tanınmalı

Şu andaki uygulama şöyle:

 

Akşam saat 19.00 itibarıyla tüm kafe ve lokantalar kapanıyor.

*

Ramazan itibarıyla ise uygulama şöyle olacak:

*

Bütün kafe ve lokantalar kapalı.

*

Bu karar, yeniden gözden geçirilirse...

Yazının Devamını Oku

Hayatımın dilemması: Sinovac mı BioNtech mi?

“Geleneksel yöntemden şaşmayacaksın arkadaş” diyorlar.

Hop, başlıyor kalbim Sinovac diye atmaya.

*

“Yeni teknolojileri denemek lazım arkadaş” diyorlar.

Hop, bu sefer kalbim BioNtech diye atmaya başlıyor.

*

Bilmem kaç bin yıllık Çin kültüründen söz ediyorlar.

Hemen Sinovac’a ısınıyorum.

Yazının Devamını Oku

İşimiz aşıya kaldı

Vaka sayısı açısından...

Avrupa birincisiyiz.

Dünyada dördüncüyüz.

40 binleri geçmiş durumdayız.

Varyantlar kaplamış her bir yanımızı.

En çok da İngiliz varyantı.

*

Durduramıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Selahattin Demirtaş’ın dilinin altındaki bakla

Selahattin Demirtaş, şöyle demiş:

“Eğer muhalefetteki milliyetçi odaklar, demokrasi ittifakına ısrarla engel olmaya devam edeceklerse... Bu durumda HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak, demokrasi ittifakı ilan edilebilir.”

*

Ne demek bu?

Hadi biraz anlamaya çalışalım.

“Muhalefetteki milliyetçi odaklar” derken kastettiği İYİ Parti mi acaba? “Bu iş İYİ Parti’yle gitmez” mi demek istiyor Demirtaş?

*

Önerdiği yol şu: HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak. Ne yani? Millet ittifakı ve cumhur ittifakının dışında bir de

Yazının Devamını Oku

Hayatın hepimize öğrettiği ilke: Suç şahsidir

Hangi olay olursa olsun... Hangi parti söz konusu edilirse edilsin... Hangi siyasi grup işin içine girerse girsin...

Ben her zaman ve her durumda...

“Suçun şahsiliği” prensibinden zerre kadar ödün vermedim.

*

Ensar olayında böyle davrandım.

Milyonlarca dayak yemeyi göze alarak...

*

CHP’de ortaya çıkan taciz ve tecavüz olaylarında...

Yine aynı prensibe göre hareket ettim.

Yazının Devamını Oku

Kokainci elemanla ilgili AK Parti’nin atması gereken beş adım

AK Parti Genel Merkezi’nde büro görevlisi olarak çalışan Kürşat Ayvatoğlu adlı elemanla ilgili son durum şudur:

 

Uyuşturucu temin ettiği için Emniyet güçleri tarafından yeniden gözaltına alındı. Yani bu kez uyuşturucuyu temin etmekle suçlanıyor.

*

Tabii ki suç şahsidir, partiye mal edilemez ama bu elemanın bir de şu durumu var:

*

Lüks ve şatafat içinde yaşadığı fotoğraflara yansıyor.

*

Kokaindi, pudraydı, şekerdi falan... Gülündü eğlenildi...

Yazının Devamını Oku