Bugün Avatar gazeteciliği yapıyorum

ÖNCE bir uyarı.

Yazımın içindeki fotoğraftaki karışıklığa bakıp gazetenin hatalı basıldığını düşünmeyin.

Bu benim “3D fotoğrafım”.

Yani evinizde özel bir gözlük varsa bu fotoğrafı üç boyutlu görebilirsiniz..

Bugün Avatar gazeteciliği yapıyorum
 

Size bu fotoğrafı niye kullandığımı birazdan anlatacağım.

Ama ilk olarak, önceki geceye döneceğim ve beni en az bu fotoğraf kadar heyecanlandıran başka bir şeyden söz edeceğim.

* * *

Önceki akşam Almanya’nın Bayreuth şehrinde, hayatımın en büyük kültür olaylarından birini yaşadım.


Bayreuth festivali çerçevesinde, Wagner’in “Parsifal” eserini izledim.

Her yıl Bayreuth Festivali için 500 bin kişi başvuruyor.

Bir ay süren festivali sadece 50 bin kişi izleyebiliyor.

Bu festivalde Wagner’in bir eserini izlemek için 10 yıl bekleyen insanlar var.

Tabii ki biletleri Bild Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni dostum Kai Diekmann buldu.

Eseri Kai, babası ve ben birlikte izledik.

Sanatta gelenek nedir, onu çok iyi anladım.

* * *

Bu yazıyı size, Bild Gazetesi’nin yazıişleri salonundan yazıyorum.

Dün Bild’de heyecanlı bir hazırlık vardı.

Gazete bugün bütün fotoğraflarını, “3D” yani üç boyutlu yayınlıyor.

Bunun için bütün okuyucularına özel bir gözlük dağıtıyor.

Bu gözlüklerin sponsorluğunu “Volkswagen” firması yapıyor.

Gazetenin bütün reklamları da “3D” yayınlanıyor. Gazete bunu ilan ettiği gün ilan sayfalarının tamamı satılmış.

Birinci sayfada Alman Savunma Bakanı’nın bir askeri jet uçağının önünde pilot kıyafetinde 3D fotoğrafı var. İçerde Avatar filminin yönetmeni James Cameron ile yapılmış bir mülakat yayınlıyorlar.

Gazete yapılırken aralarında şakalaşıyorlar.

Kai’ın yardımcısı Alfred Draxler, “Gazeteyi yapıyorum ama hiçbir şey göremiyorum” diyor.

Çünkü 3D fotoğraflar, sanki baskı kaymış ve üst üste gelmiş gibi görünüyor. Ancak gözlük takılınca üç boyutlu bir fotoğraf ortaya çıkıyor.


Aslında 3D yeni bir teknoloji değil. Çok eskiden beri biliniyor. Benim çocukluğumda dürbün gibi bir şeyden üç boyutlu Disney fotoğrafları gösteren Amerikan oyuncakları satılırdı.

Mesela Bild bugün çok enteresan tarihi fotoğraflar yayınlıyor. Hitler’in o dönemde üç boyutlu çekilmiş fotoğraflarını bulmuşlar.

Bugün Avatar gazeteciliği yapıyorum


Bismarck’ın, Kayzer 3’üncü Friedrich’in cenazesi önünde çekilmiş bir fotoğrafı da var.

Ayrıca Alfred Hitchkoch’un üç boyutlu bir filmi de varmış.

Bild bu projeyi, kültürel yayınlarda uzmanlaşmış “Arte” televizyon kanalıyla birlikte yapıyor.

Arte bugün bütün yayınlarını 3D yapacak.

Bu işbirliği bana çok ilginç ve güzel geldi.

Demek ki entelektüellere seslenen bir kültür kanalı, ülkenin en popüler gazetesi ile ortak proje yapabilirmiş.

Bu fikir, kültür kanalına “popüler alanda” itibar kazandırırken, popüler gazeteye de “entelektüel” alanda itibar sağlıyor.

Benim “Hibrid gazetecilik” dediğim şey işte budur.

En popüler olanla, en entelektüel olanı aynı çatı altında toplamak.

Bana göre gazeteciliğin geleceği bu “hibrid” zihniyette yatıyor.

Nitekim Almanya’nın entelektüel gazetesi Frakfurter Allgemaine Zeitung dün yayınladığı haberde bu işbirliğinden saygıyla söz etmiş.

* * *

Fikir Kai Diekmann’dan çıkmış. Eşi Katia onu “Avatar” filmine götürmüş. Filmi seyrederken bu fikir aklına gelmiş.

Geçmişte Türkiye’de de bazı gazeteler bir fotoğrafı 3D yayınladılar.

Ama bütün bir gazeteyi 3D yayınlamak fikri yeni.

Kuşkusuz Bild’in yaptığı işin sembolik anlamı, projenin kendinden daha önemli. Bu fikir, gazetelerin teknolojik gelişmelere ayak uydurma arayışlarının sembolik bir ifadesi.

Bana göre dijital çağa asıl ayak uydurma projesi, gazetelerin i-Pad’e geçişleri ile sağlanacak.

* * *

Dün Bild’de buna “Avatar gazeteciliği” adını taktım.

Gazeteler aslında tutucu organizmalardır. Yeniliklere ayak uydurmada pek bonkör davranmazlar.

Ama şu da gerçek.

Ayak uyduramayan gider.

Tabii ayak uydurma derken sadece teknolojik gelişmelerden söz etmiyorum.

İşin bir de gazetecinin zihniyeti ve içerik açısından görünümü var.

Son günlerde gazetelerin “haber” fonksiyonları tartışılıyor.

Bana göre “haber” artık gazetenin birinci öncelikli içeriği değil.

New York’ta üç gün boyunca New York Times’ı ve “Wall Street Journal”ı baştan sona okudum.

İkisi arasındaki rekabet içeriğe çok olumlu yansımış.

İki gazete de haberden çok artık ilginç feature’lara, dergi gibi konulara ağırlık vermişler.

Bugün dünyada, ben dahil, bilinen ünlü birçok gazeteci parasını yazılı basından kazanıyor. O nedenle yazılı basının varlığını sürdürmesi için yapılan arayışları dikkatle takip edip yaratıcı yanımızı sonuna kadar seferber etmek hepimizin menfaatine.

Yani, artık babadan kalma zihniyetle devam etmemiz mümkün değil.

Benim “sit com” gazeteciliği kavramıma, sırf ben söyledim diye karşı çıkanların da bu yazıyı dikkatle okumalarını dilerim.

Çünkü ilk kaybedenler onlar olacak.

X

Bugün ayaktaysa kendisi ve bu iki insan sayesinde

Dün Posta gazetesinin manşeti şöyleydi:

“Ebru’nun zaferi”...

Aslında, bu başlığı Adnancı çetenin mahkûm olduğu gün ben atmalıydım...

Ama Posta’yı kutluyorum...

Benim 25 yıldır takip ettiğim bir olaydı bu...

Adnancı zalimlerin “Adnan Hoca” olduğu günlerde, herkesin ondan korkup sindiği günlerde, onun zulmüne uğrayıp da tek başına mücadele eden bir kadın vardı.

Adı Ebru Şimşek...

Bu çete ona yapmadığı zulmü bırakmamıştı...

Yazının Devamını Oku

Hangisi fazla: 'Önce Türküm' diyen mi 'Elhamdülillah Müslümanım' diyen mi

Kadir Has Üniversitesi’nin her yıl yaptığı “Türkiye’nin eğilimleri” araştırmasının sonuçları 7 Ocak günü yayınlandı.

Her yıl olduğu gibi sonuçları bir sosyolog gözüyle ilgiyle okudum.

Araştırmanın siyasi sonuçlarına hiç girmeyeceğim...

Çünkü beni hiç ilgilendirmiyor.

Ama sosyal ve kültürel sonuçlarında çok çarpıcı bazı öyle ilginç rakamlar var ki, işte onları anlatmak istiyorum.

Belki 2023 seçimleri için partilere yol gösterebilir.

En ilgincinden başlayayım.

SORU ŞU:

Yazının Devamını Oku

Klarnet: Dış politikanın yükselen yumuşak gücü

Son zamanlarda Milli Savunma Bakanlığı’nın internet sitesinin müdavimi oldum.

Çünkü Türk dış politikasının en gizli nabzı orada atıyor....

Özellikle Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın dış gezilerinde...

Bakanlık sitesi arşivine konan bu gezilere ait görüntüler, gazete ve televizyon haberlerine pek yansımayan “yeni trendleri” anlatıyor...

Şu an önümde son iki geziye ait görüntüler var...

Birincisi Libya’dan...

Savunma Bakanı geçenlerde Libya’yı ziyaret etti...

Orada düzenlenen gecenin en vurucu cümlesini gazetelerde ve internet sitelerinde okuduk.

Yazının Devamını Oku

WhatsApp kâbusu-Neee o çıplak fotoğrafları başkalarına mı vereceksin

Herkesin kulaktan kulağa sorduğu soruyu ben açıkça sorayım: Hani pandemi sırasında erkek WhatsApp gruplarında karşılıklı atılan o çıplak kadın fotoğrafları var ya...

Yapılan o erkek geyikleri...

Hani bir uçtan ötekine şifreli diye fantezi meraklılarının yaptığı o anatomik paylaşımlar...

Kadınlar, siyasetçiler hakkında o yazılıp çizilen fıkralar...

Paylaşılan siyasi karikatürler...

Normal sohbetlerimizde ağzımıza almayacağımız ifadeler, kavramlar, küfürler...


Yazının Devamını Oku

O dört saatte beni en çok şaşırtan şey

İki gündür önümdeki iki fotoğrafa bakıp bakıp soruyorum...

O iki fotoğraf şu:

Sakallı bir adam, Senato başkanının koltuğunda oturuyor...

Bir başka sakallı adam da Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin koltuğunda...



Pişmiş kelle gibi sırıtıyorlar...

Yazının Devamını Oku

Bir gün herkes o koltuktan kalkmayı tadacak ama nasıl

Amerikan Senatosu’nun seçilmiş insanları, alenen kışkırtılmış kadınların ve adamların saldırısına uğradığı sırada...

Avrupa’nın seçilmiş insanlarından birinden şu Twitter mesajı geldi:

“Şundan emin olun. Benim başbakanlıktan ayrılmam çok sıradan ve sıkıcı bir şekilde olacaktır...”

Mesajın altında, Almanya’nın seçilmiş başbakanı ve şu an dünyanın en başarılı lideri sayılan Angela Merkel’in adı vardı.  

Hesap gerçekten onun mu, yoksa birisi onun adına şaka mı yapıyor tam öğrenemedim...

Ama hepimiz biliyoruz ki, onun görevden ayrılması gerçekten çok sıradan bir şekilde olacak...

Nasıl mı?

*

Yazının Devamını Oku

Bir Big Lebowski atasözü: Bir gün bir adam gelir ve

Benim kült filmim “Big Lebowski”nin 3 bowlingci kahramanının yanında, bir de yan karakteri var...

Onun adı yok...

Sadece “The Stranger”, yani “Yabancı” diye biliyoruz...

Arada bir bowling salonunun barında tek başına otururken görürüz onu...

Genellikle de Jeffrey Lebowski’ye ettiği büyük laflarıyla hatırlarız...

Mesela aklımdan hiç çıkmayan şu lafı:

“Bir ülkede bazen bir adam gelir ve...”

“Yabancı” 

Yazının Devamını Oku

Steve Jobs'un dediği olsaydı pandemide kaç video gelirdi

Son zamanlarda başladığım “podcast sohbetler”de bugün konuğum özel sektörün en büyük enerji dağıtım şirketlerinden biri olan EnerjiSA’nın CEO’su Murat Pınar...

Epeydir aradığım bir insandı.

Çünkü elinde müthiş bir veri tabanı var.

20 milyon müşteriye hizmet götürüyor. 11 bin çalışanı var.

Dolayısıyla pandemi sırasında kim ne tüketti, ne kadar evde oturdu, ne harcadı, bugün durum ne herkesten iyi biliyor.

Karşımda uzun saçları ve hali tavrı ile klasik bir enerji şirketinden çok Silikon Vadisi’nde yükselen bir startup tipi duruyor.  


Murat Pınar

Türkiye hakkında ona sormak istediğim çok şey var.

Yazının Devamını Oku

Bu Müslüman kadın 9 Şubat'ta çok önemli bir işi başaracak

Biz Boğaziçi rektörünü tartışırken 9 Şubat günü uzayda çok ilginç bir şey olacak.

Mini Cooper araba büyüklüğünde bir araç Mars’ın yörüngesine oturacak.

Ve bu, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) uzaya gönderdiği bir araç olacak.

Aracın adı “Hope”.

Yani “Umut”.

Tarihte ilk defa Müslüman bir ülkenin uzaya attığı araç böylesine ileri bir noktaya gidiyor...

Üstelik güzel bir haber daha var. Birleşik Arap Emirlikleri’nde bu bilimsel Mars projesinin başında 33 yaşında bir kadın var.

Adı

Yazının Devamını Oku

Yatak odasında devrim yapan bir kadının 14 ve 51 numaralı sorusu

Geçtiğimiz 9 Eylül 2020 günü Londra’da bir kadın öldü...

77 yaşındaydı...

Geçen yılın sessiz ölümlerinden biriydi... Ama, bu dünyadan ayrılırken arkasında çok gürültülü bir yakın geçmiş bırakmıştı...

Simone de Beauvoir’larla başlayan “birinci dalga feminizm”in, ikinci dalga sörfçülerinden biriydi...

Ve o kadın bizim erkek neslimizin dimağına çok korkutucu iki soruyu sokmuştu...



Yazının Devamını Oku

Fikri kardeşim başörtüsü flama da, kimin flaması

Önceki gün şunu artık iyice anladım...

Bu ülkenin iyiye gitmesi için...

Şu Allah’ın belası kutuplaşmadan kurtulması için...

Allah rızası için...

Bazı tipleri televizyonda canlı yayına katiyen çıkarmamak gerekiyor...



Yazının Devamını Oku

İlk gün: 'AKP içinden destek için çok sayıda mesaj geliyor'

Şimdi anlatacağım konuşmayı 3 gün geciktirerek yayınlıyorum.

İki nedenden dolayı bilerek erteledim.

Birincisi bu sözleri söyleyen Kılıçdaroğlu’ndan yazmak için izin istedim.

İkinci ve daha önemlisi ise...

Bu konuşmayı yılın ilk günü yayınlamak istedim.

Çünkü o felaket yılından sonra 2021’e umutla girmeyi arzuladım...

Geçen salı günü...

Yer Ankara’daki Ahmet Hamdi Akseki Camisi...

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin en güzel yeni yıl kartpostalı

Önceki gün arkadaşım Ahmet Acar’ın cenazesine katılmak için arabayla Ankara’ya gidip geldik...

İlk defa Kuzey Marmara otoyolunu kullandım...

İstanbul dışına çıkışı çok kolaylaştırmış...

Yolu en az 30-40 dakika kısaltıyor.

İstanbul’a dönüşte, bugüne kadar bana en çok heyecan veren duvar resimlerinden birine rastladım.

“Pasific” benzin istasyonunun market duvarına çizilmiş olağanüstü bir Türk bayrağıydı bu...

Kim çizdiyse gerçekten çok başarılı...

Bayrağın dalgalanışına o kadar güzel bir hareket vermiş ki, insan önünde durup fotoğraf çektirmeden geçemiyor....

Yazının Devamını Oku

Beluga balinası ve Amur kaplanı ile uyuyan hücrelere mesaj mı

Dün Rusya Devlet Başkanlığı’nın internet sitesinde dolaşırken çok ilginç bir şeyle karşılaştım.

Biliyorum bazılarınızın aklına hemen şu soru gelecek.

“Ne işin var senin oralarda?”

Sedat Ergin soktu kanıma bunu...

Biliyorsunuz, o, başlığında “resmi” kelimesi bulunan her devlet sitesini ziyaret eder.

Tabii ki, onun Rusya resmi internet sitesine girip dolaşması ile benimki arasında esaslı bir fark var.

Onun ilgi alanı “Diplomatik belgeler”, “Resmi heyetler arasındaki görüşmeler” ve “Dokümanlar” bölümü olur...

Ya ben Rusya Devlet Başkanı’nın sitesine girersem ne görürüm?

Yazının Devamını Oku

Kaybettiğim bir tebessüm ve en güzel komşularımız

‘Hayatın şeyleri” bazen insanı en hazırlıksız anında yakalar...

Kendinizi mütevazı ve sakin bir yılbaşına hazırlarken çalar birden kapınızı...

En hazırlıksız olanı ise yüzünüzdür öyle anlarda...

O yüz ne hissettiğini anlatamayacak kadar çaresizdir çünkü...

Pazar akşamı işte böyle oldu...

Hiç beklemediğimiz, en hazırlıksız anımızda öğrendik oda arkadaşımın ölümünü...

ODTÜ’nün eski rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar benim ilk akademik yoldaşımdı...

Aynı yıl yurtdışından dönüp, Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde göreve başladık....

Yazının Devamını Oku

26 yaşındaki David mi 70'lik ben mi daha yakışıklı

Michelangelo, David heykelini yaptığında 26 yaşındaydı...

Tahmin ediyorum yaptığı heykel de anatomik olarak 20-30 yaşlarında bir erkektir...

Biliyorum başlıktaki soruyu okuduğunuz an, “Yine ne saçmalamış” diyeceksiniz...

Hayır ciddiyim...

O nedenle, soruyu yeniden soruyorum:

Evrensel güzellik ölçülerine vurursanız, Michelangelo’nun David heykelindeki erkek mi daha güzel ben mi...

*

Hiç kuşkusuz David de kusursuz bir erkek değildi... Başı normalden büyük, elleri de öyle...

Genital organı küçük...

Yazının Devamını Oku

Dün Metin Akpınar'ı arayıp şu soruyu sordum

Önceki gün Metin Akpınar’ın mahkeme koridorundaki fotoğrafı çok dokundu bana...

Bir bankın ucunda yapayalnız oturuyordu...

1970’lerin terör yıllarına döndüm...

Sonra 1980’li yıllara...

12 Eylül’ün o karanlığında bile siyasi hicivleri, mizahı ile bizi gülümseterek, kahkahalar attırarak dayanma gücümüzü nasıl arttırdıklarını hatırladım...



Yazının Devamını Oku

Müslüman bir ülkede kadın içmeyi mi içki yapıp satmayı mı daha çok sever

Sizce Türkiye’nin en büyük içki gruplarından birinin CEO’su hangi şehirden bir insandır?

İzmir? İstanbul... Antalya... Edirne...

Yanıldınız...

Dünyanın en büyük iki içki grubundan biri olan “Pernod-Ricard”ın Türkiye, Afrika ve Ortadoğu (MENAT) bölgesinden sorumlu CEO’su Selçuk Tümay, Karaman doğumlu...

Yani eskiden Konya Karaman diye bildiğimiz şehirden...

O zaman geleyim ikinci soruya...

Pernod-Ricard grubunun, daha çok Müslüman ülkeleri kapsayan “Ortadoğu, Afrika ve Türkiye” bölümünün yönetim kurulunda sizce kimler vardır?

Sakın “İçmeyi seven erkekler” demeyin...

Yazının Devamını Oku

En sempatik paparazzi o kareyi gerçekten çekti mi

Yazının ilk başlığını şöyle atmıştım.

“Dünyanın en sempatik tabutçu paparazzisi...”

Ve yazıya şöyle başlamıştım:

“Sakın ola başlıktaki ‘tabutçu’ lafına takılmayın.”

*

Bugün çok üzgünüm...

Çünkü bir magazinci olarak, Türkiye’nin en sempatik en renkli magazincilerinden birini kaybettik...

Adı Zozo Toledo’ydu...

Ama aslında ne adı Zozo’ydu...

Yazının Devamını Oku

Bu fotoğrafta gizli 10 rakamı gördün mü

Bu fotoğraf dünkü New York Times gazetesinde yayınlandı.

Bana göre pandemi döneminden kalacak 10 fotoğraftan biri bu olabilir...

Çünkü şehirli insanın hayatındaki en büyük değişikliklerden birini anlatıyor...

Ve bu fotoğrafta tam 10 adet gizli rakam var.

Fotoğrafa bakarken şöyle bir düşündüm: Acaba son defa bir restoranda ne zaman yemek yedim?

Galiba yaz ortasında bir gündü...

O da dış mekândaydı...

Yani kapalı bir restoranda son defa ne zaman yemek yedin diye sorarsanız, cevabım şu:

Yazının Devamını Oku