GeriSpor Bu da Olimpiyat çetesi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bu da Olimpiyat çetesi

Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin saygın üyelerinin çocuklarına burs, eşlerine elmas, kendilerine geyşa karşılığında, oyunları düzenleme görevini istenilen şehre verdiği ortaya çıktı. Aralıktan beri devam eden skandal, bu spor oyunlarını bir para oyununa çeviren komitenin güçlü başkanı Samaranch'ı çok zor durumda bıraktı. Rüşvet vermekle suçlanan şehirler şunlar: Salt Lake City, Sydney, Amsterdam, Quebec City.

‘‘Olimpiyat Oyunları bundan sonra profesyonel sporculara da açık olacak. Dünyanın en iyi sporcularını herkese izlettireceğiz.’’

Uluslararası Olimpiyat Komitesi (UOK) Başkanı Juan Antonio Samaranch böyle diyordu 1983 yılında. 15 yıl sonra ortaya çıkacak ve UOK'yi derinden sarsacak olan skandalların temelini atıyordu. Olimpiyat Oyunları 1980'li yıllarda organizatör şehir ve ülkelere uluslararası prestijin ve sportif başarının yanında maddi imkânlar da getirmeye başladı. Nitekim Samaranch kafasındaki planı kademeli olarak yürürlüğe koydu. 1981'de Adidas'ın patronu Horst Dassier ile yaptığı görüşme planını hayata geçirmesine yardımcı oldu. Olimpiyatların kapıları sponsorlara açılacak ve televizyon yayınlarının da katkısıyla gelirlerde büyük artış sağlanacaktı.

Önce olimpiyatlara katılan sporcuların amatörlüğü ikinci plana atıldı. UOK'nin profesyonellere oyunların kapısını açması yeni bir gelir kaynağı sağladı. 100 yıl boyunca profesyonel oldukları gerekçesiyle atletinden tenisçisine, basketbolcusundan buz patencisine binlerce sporcu olimpiyat rüyasının uzağında kalıyor veya bu rüyayı sadece bir kez görebiliyordu.

Ama 1980'lerin başında tüm spor dalları yavaş yavaş profesyonelleşti. UOK de bu durumda seyirci kalamadı. Örneğin dört yılda bir düzenlenen oyunların en önemli dalı olarak kabul edilen atletizmde sporcuların amatörlüğünden söz etmek artık mümkün değildi. Başta zamanın efsanevi atleti Carl Lewis olmak üzere, tüm atletler para kazanmak için yarışıyorlardı.

TELEVİZYONUN ETKİSİ

Olimpiyatlar tüm dünyada giderek büyüyen televizyon pastasından hak ettiği payı almaya başladı. ABD'de televizyon kanalları Amerikan futbolu ve beyzbol maçlarının yayın hakları için astronomik meblağları gözden çıkarıyorlardı. Olimpiyat Oyunları'nın yayın hakları da benzer şekilde pazarlanırsa hem organizatör ülkeye, hem de UOK'ye akacak gelirlerde önemli bir artış olabilirdi. ABD'de ABC televizyonu sadece ve sadece 25 milyon dolara satın almıştı. Dört yıl sonra Seul'deki oyunların yayın haklarını kıran kırana bir kapışma sonucu NBC, 300 milyon dolara almayı başardı.

Bu arada profesyonellere açılan kapıdan geçenlere 1988'de tenisçiler de katıldı. Üstelik 1924'ten beri Olimpiyat programına dahil edilmeyen tenis, tamamıyla profesyonel kurallara göre işleyen bir spordu.

Ama UOK asıl bombasını dört yıl sonraya saklamıştı. Dünyanın en iyi basketbolcularının yer aldığı Amerikan profesyonel ligi NBA oyuncularına çıkan Olimpiyat vizesiydi bu bomba. Dünyanın hem en zengin hem de en çok tanınan sporcuları arasında başı çeken süper yıldızlar 1992 yılında Barselona'da hem tribünlerdeki binlerce seyirciye hem de ekran başındaki milyarlarca insana muhteşem bir gösteri sundular.

Samaranch amacına ulaşmıştı. Olimpiyat dünya sporunun tartışmasız zirvesi ve futbol dışındaki tüm dallarda en iyinin belli olduğu bir gösteri alanı haline geldi. Televizyon gelirindeki artış Samaranch'ın tahminlerini de aştı. 1984 oyunlarını ABC 225 milyon dolara yayınladı. Buna karşın NBC 1996, 2000 ve 2004 oyunları için UOK ile 2.4 milyar dolara anlaştı.

1996'da Atlanta Oyunları'ndan sonra UOK komitesi, 1.7 milyar dolarlık bir gelir elde etti. Samaranch'ın tasarladığı gösterinin tüm öğeleri tamamdı artık. Süper yıldızlar, milyarlarca seyirci, milyonlarca doları gözünü kırpmadan yatıran sponsorlar ve tüm bu sistemi tek başına kontrol eden UOK.

SKANDAL PATLIYOR

Bu kadar büyük meblağların döndüğü, hükümetlerin Olimpiyat düzenlemek için seferber olduğu bir ortamda yolsuzlukların çıkmaması şaşırtıcıydı. Geçen aralıkta UOK'nin İsviçreli 35 yıllık üyesi Marc Hodler şok bir açıklama yaptı: 2002'de Salt Lake City'de düzenlenecek Kış Olimpiyatları şaibeli bir şekilde bu ABD şehrine verilmişti. Hodler işi daha da ileri götürerek on yıldır bir komisyoncu grubunun UOK üyelerinin oylarını aday şehirler için satın aldığını da ekledi: ‘‘1996 Atlanta ve 2000 Sydney yaz oyunları ile 1998 Nagano ve 2002 Salt Lake City kış oyunlarının oylamalarında bu komisyoncular UOK üyelerinin oylarını satın aldılar.’’

Hodler'in iddiası, 100 yıldır yolsuzluklardan uzak olduğu söylenen Olimpik Hareket'e çok büyük bir darbe vurabilirdi. Hodler derhal UOK Başkanı Samaranch tarafından susturuldu. Ama ipin ucu kaçmıştı bir kere. Samaranch UOK'un Kanadalı Asbaşkanı Richard Pound başkanlığında bir soruşturma grubu oluşturmak ve Salt Lake City'ye yollamak zorunda kaldı.

Salt Lake City Olimpiyat Komitesi, organizasyonu kazanmak için birçok komite üyesine rüşvet verip oylarını satın almıştı. Ancak yolsuzluk sadece sözkonusu 13 üyeyle sınırlı değildi. 21 Ocak'ta Pound bir açıklama yaptı. Yolsuzluk suçlamalarının doğru olduğunu ve hem 2002 için hem de önceki olimpiyatlar için 100 bin doları geçen rüşvetler dağıtıldığını belirtti.

LOJMAN, BURS, GEYŞA

Pound'un açıklamasından iki gün önce ise UOK ilk firesini verdi. Salt Lake City Organizasyon Komitesi'nden rüşvet almakla suçlanan 13 üye arasındaki tek kadın Finli Pirjo Haegmann istifa ederek söylentileri doğruladı. Eski eşinin organizasyon komitesi tarafından işe alındığı söylentisi Haegmann'ın istifa etmesine yol açmıştı. Ayrıca 1996 oyunlarının adaylarından Toronto'nun organizasyon komitesi de Haegmann ve eşinin Kanada'daki 20 aylık lojman ihtiyaçlarını karşılamayı görev bilmişti. 22 Ocak'ta Libyalı UOK üyesi Başir Mohammed Atarabuisi ve 25 Ocak'ta da Swazilandlı 21 yıllık üye David Sibandze istifalarını sundular. Bu ikili ise oylarını oğullarına Utah Üniversitesi'nce verilen burs karşılığında satmışlardı.

Bu üç üye istifa yolunu seçerek UOK yönetim kurulunun yapacağı sorgulamadan kurtuldular. Çünkü Richard Pound'un hazırladığı raporda tam 16 üyenin UOK'den atılmasını tavsiye ediyordu. Komitenin 100 yılı aşkın tarihinde bu akıbete uğramış hiçbir üye yoktu. Üstelik, bu yöntemlerin 1980'lerin başından itibaren kullanıldığı ortaya çıkmıştı. 6-10 milyar dolarlık yatırımı kaçırmak istemeyen şehirler, organizasyonu üstlenmek için her yolu deniyordu. UOK Yönetim Kurulu, 1991'de 150 dolardan değerli eşyaların kabul edilmemesi yolunda bir karar aldı. Ancak aday şehirler işin peşini bırakmıyordu. Birçok üyeye kadın teklif edildiği artık biliniyordu. 1992 Olimpiyatları'na ev sahipliği yapan Japonya'nın Nagano kentinin de üyelere geyşa sunduğu tanıklar tarafından anlatılıyor.

Aday şehirlerin gayriresmi yollarla şanslarını artırmaktan vazgeçmesini beklemek zor. Tek çözüm, UOK'un bir oranda profesyonelleştirilmesi. Bu işten hiçbir maddi çıkarı olmayan üyelerin sırtına, milyarlarca dolarlık yatırımın geleceğini belirleme sorumluluğunu yüklemek belki de fazlasıyla ağır bir sorumluluk.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi nedir?

UOK, dört yıl için seçilen 114 üyeden oluşuyor. Adaylar UOK'nin yeterlilik verdiği ve genelde spor camiasından gelme kişiler. Üyeler arasında Fransa Spor eski Bakanı Guy Drut, 1960'ların ünlü kayakçısı Jean-Claude Killy, Uluslararası Amatör Atletizm Federasyonu Başkanı İtalyan Primo Nebiolo, Monaco Prensi Albert ve İngiltere Prensesi Anne gibi kişiler de var. Komite olimpiyatların yapılacağı şehri seçmekle yükümlü. Ayrıca dördü başkan yardımcısı, altı üyeden oluşan bir yönetim kurulu mali işlerden sorumlu. Bu iki organı UOK Başkanı yönetiyor. Başlangıçta UOK tarafından sekiz yıl için seçilen başkanın görev süresi dört yıl uzatılabiliyor. 80 yaşını dolduran üye UOK'den ayrılıyor. Ancak 1966'dan önce UOK'ye girenler üyeliklerini ömür boyu devam ettirme hakkına sahip.

Halkaların lordları

Andrew Jennings bir İngiliz yazar. 1991'de yazdığı ‘‘Halkaların Lordları’’ ve 1996'da piyasaya çıkan ‘‘Halkaların Yeni Lordu’’ adlı kitaplarıyla Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nde dönen dolapları ortaya çıkarmıştı. Kitabın yayınlanmasının ardından Samaranch'ın yolsuzluklara son vereceğini düşünen Jennings, rüşvet alıp verenlerin yerine kendini mahkemede buldu. UOK Başkanı'na hakaretten beş gün hapis bile yattı! Jennings, Samaranch'ın başarı reçetesini şöyle özetliyor: ‘‘O Olimpiyatlara sponsorları kattı. Sponsorların yatırım yapması için televizyon yayın haklarını pazarladı. Televizyonların izleyici çekmesi için işe süper yıldızları soktu. Bu yıldızların olağanüstü dereceler yapması için de dışarıdan destek aldığını tahmin etmek zor değil. Doping testleri hasır altı ediliyor. Sırf daha çok gelir elde etmek için yapılıyor bunlar.’’



False