GeriSpor Bizi esas zehirleyen gözle görülmeyen toz parçacıkları!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bizi esas zehirleyen gözle görülmeyen toz parçacıkları!

Biz bugüne kadar iri toz parçacıklarıyla uğraşıp duruyor ve esas onların insanları zehirlediğini sanıyorduk; evet ama daha inceleri de çok tehlikeli: Özellikle de 0,1 mikrometreden daha küçük olan parçacıkların en tehlikeli olduğu ortaya çıktı.

Havadaki ince toz parçacıkları, otomobillerdeki yanma süreciyle, endüstri tesislerinde, kaloriferlerde veya otomobil lastikleriyle oluşur. Gözle göremediğimiz bu ince toz, metal parçaçıkları, sülfatlar ve nitratlar içerir.

Havada dolaşan ve durmadan soluduğumuz ince toz parçacıklarının çapı on mikrometredir. Yani saç teli çapının onda biri kadar. Bu nedenle de bunları görmemiz mümkün değil.

Ancak görünmez mikro tanecikler akciğerlerimize ulaşarak solunum hastalıklarına, kalp/dolaşım bozuklukları ve akciğer kanserine neden olabiliyorlar.

İri toz tanecikleri havada kısa bir süre kalıcı olmalarına rağmen ince toz tanecikleri atmosferde daha uzun süre kaldığı için çok daha uzun mesafelere yayılabiliyor. Partiküller, büyüklüklerine, üzerlerine yapışan maddelere göre sağlığa farklı ölçülerde zarar verebiliyor.

Daha önceleri iri toz parçacıkların organizmaya daha fazla zarar verdiği sanılıyordu. Oysa son yıllarda özellikle de 0,1 mikrometreden daha küçük olan parçacıkların en tehlikelisi olduğu ortaya çıktı.

Yeni standart

İşte bu nedenle Ocak 2005 tarihinden bu yana Avrupa’da bir metreküplük havadaki ince toz parçacıklarının oranı 50 mikrogramı aşmaması gerekiyor. Avrupa Birliği tarafından kararlaştırılan bu değerin bir kentte yılda en fazla 35 gün aşılmasına izin verilmekte. Bu süreyi aşan kentlere ceza yağıyor.

Avrupa’daki büyük kentlerin birçoğunda bu sınır çoktan aşıldı bile. Kentlerdeki ince toz taneciklerinden en başta egzoz filtresi bulunmayan dizel otomobiller sorumlu tutulmakta.

Özellikle de kamyonlar hava kirliliğinin artmasında önemli bir rol oynuyor. Havadaki toz parçacıkları Avrupa kentlerinde özel taşınabilir ölçüm istasyonlarıyla ölçülmekte.

Ülkemizde bu tür ölçümlere pek fazla önem verilmemekte. Fakat özellikle de İstanbul, Ankara ve İzmir ve diğer büyük kentlerdeki havanın örneğin toz değeri sınırını aşan Münih veya Frankfurt gibi kentlerden daha temiz olduğunu sanmıyoruz.

Aslında bu sorun birkaç on yıldan bu yana var. Fakat Avrupa Birliğinin koyduğu kurallar sonrasında konu önem kazandı.

Duyarlı insan grupları

Uzmanlar ince toz taneciklerine karşı duyarlı olan grupları (çocuklar, yaşlılar ve sigara içenler) uyararak, kirliliğin kaynakları hakkında bilgiler veriyorlar.

Kalorifer, otomobil lastiği, sigara dumanı ve özellikle de filtresiz dizel egzozu tehlikeli sayılmakta. Çöplerin yakılması, mangal, hatta ülkemizde son yıllarda pek moda olan havai fişekler bile havadaki ince toz parçacık oranını yükseltiyor. Hatta çevreye duyarlı olarak bilinen otomobil katalizörlerindeki metal parçacıkları bile artık tehlikeli gruba girdi.

Avrupalılar arasında öksürük, bronşit ve hızlı soluk alışverişi gibi rahatsızlıklarda artış gözlemlenmekte. Yoksa bunların görünmez ölümün yeni semptomları mı? Mikrop büyüklüğündeki zaman makineleri akciğer keseciklerimizde yuvalandılar mı? diye soruyor Spiegel dergisi (14/2005).

Çernobil felaketi, ozon deliği, deli dana ve kuş gribi vb tehlikelerle başa çıkmayı öğrenen insan, soluduğu havadaki görünmez tehlikeyi nasıl atlatacak?

310 bin kişi ölüyor

Her ne kadar ince toz taneciklerine bağlı kirliliğinin kaç kişiyi etkilediği tam olarak bilinmese de tehlikenin gerçek olması tartışmanın ne kadar önemli olduğunu göstermekte. Avrupa Birliği tarafından geçtiğimiz Şubat ayında açıklanan bir araştırmaya göre ince toz tanecikleri yüzünden Avrupa’da yılda 310.000 kişi yaşamanı yitirmekte.

Alman Çevre ve Sağlık Araştırma Merkezi’nden (GSF), Jürgen Heyder, limit değerler, ölçüm yöntemleri ve mücadele biçimleri tozun kütlesine göre ayarlanırken, sağlık üzerindeki etkisinin doğru dürüst araştırılmadığından yakınmakta.

Partiküllerin ağırlığı, partiküllerin tehlikesi hakkında neredeyse hiçbir şey açıklamamakta. İçerikleri ve biçimleri, taneciklerin kimyası ve fiziği daha önemli.

Mavi: Üst solunum yolları ve soluk borusunda daha çok iri toz parçacıkları asılı kalır ve bunlar genelde öksürükle dışarı atılır.

Yeşil: Büyük bronş dallarına daha toz parçacığı ulaşır. Burada da iri toz taneciklerinin sayısı daha fazladır.

Kırmızı: İnce dallarda ve akciğer keselerinde en fazla partikül birikir üstelik en ince toz partikülleri daha fazladır. Partiküller akciğerdeki hava keseciklerinden dokuya hatta kana bile karışabilirler.

Örneğin büyüklüğü ve şekli gibi. Ayrıntılı bir biçimde inceleyenler soluduğumuz havanın farklı partiküller içerdiğini görebilirler. İnce toz tanecikleri fiziksel olarak üç gruba ayrılmakta: 10-2,5 mikrometre büyüklüğündeki iri tanecikler, 2,5 mikrometreden küçük olan hafif tanecikler ve 0,1 mikrometre büyüklüğündeki ince toz tanecikleri. Tanecikler, kürecik, kıvrık kurtçuk veya yassı minik plaka biçimindedir.

Ne kadar küçük o derece tehlikeli

Kimyasal olarak zararsız çöl tozu veya deniz tuzu damlacıkları, tarım endüstrisinden açığa çıkan amonyak veya endüstriden yayılan kükürt ve azot oksit gibi yakıcı parçacıklar, polen, spor, virüs, bakteri hatta zehirli ağır metaller, kanserojen kimyasallar veya dizel kurumu içeriyorlar.

Bundan on yıl kadar öncesine kadar bir partikül içindeki zehirleyici etkinin boyutunun büyümesiyle artacağına inanılıyordu. Fakat son yıllarda bu kanının hatalı olduğu anlaşıldı. Son araştırmalara göre toz parçacıkları ne kadar küçükse insan için o denli tehlikeli diyor Heyder.

İşte ölçümlerde yapılan hata burada ortaya çıkıyor. Çünkü ağır olanlar ince toz tanecikleri değil iri tanecikler.

Toz tanecikleriyle ilgili tartışmaların saçmalığı basit bir hesapla ortaya çıkıyor aslında: 8 mikrometre çapındaki bir parçacık, 0,1 mikrometre çapında 512 milyon ince toz taneciğinin ağırlığına eşit olduğundan aynı derecede tehlikelidir.

Ama buna rağmen bu yılın başında kararlaştırılan AB değerlerine göre havadaki ince toz parçacık limiti bilimsel olarak aşılmış bir kütle ölçütüne dayanmakta.

Kirlisi kadar tehlikeli

Örneğin ıslak sokak temizliği veya kurum katalizörleriyle havadaki iri tanecikler temizlendiğinde AB limiti yerine getirilmiş olurdu. Ama bu doğru değil. Çünkü AB tarafından temiz olarak kabul edilen hava en az kirlisi kadar tehlikeli.

Heyder, bu yüzden ince toz taneciklerinin kimyasal ve biyolojik içerikleri dışında sayılarının ve yüzey boyutlarının da dikkate alınmasını öneriyor. Çünkü diyor uzman, ince toz taneciklerini olağanüstü tehlikeli hale getiren özellikle de yüzeyleridir.

Bu açıklama kulağa bilimsel gelse de aslında arkasında çok eski bir bilgelik yatmakta. Bunun için beslenmeden bir örnek verebiliriz:

Taneler ve çekirdekler sağlıklı ve besleyicidir. Ama bunları çiğnemeden yutanlar sindirmeden dışarı atarlar. Bu nedenle çiğneme evrimde en büyük zaferi elde etmiştir. Besinlerin öğütülmesi onların yüzeylerini büyütür; sindirim sıvıları, enzimler ve bakteriler geniş alanda etkili olarak besin maddelerinin daha iyi değerlendirilmesini sağlar.

Toz patlaması

Buğdayın öğütülmesi bu süreci biraz daha iyileştirir. Fakat havada asılı kalan un insanları hasta ediyor (fırın alerjisi) ve en ince haliyle patlayıcı maddeye dönüşmekte. Un tozu patlamaları yüzünden çok sayıda değirmen havaya uçmuştur.

Örneğin Almanya’da 1979 yılında Bremen’deki bir değirmende meydana gelen patlamada on dört kişi yaşamını yitirirken yaklaşık olarak da 100 milyon Marklık maddi zarar meydana gelmişti. Peki besini ölümcül maddeye dönüştüren neydi? Elbette ki büyük yüzeyleri.

Toz geniş yüzeyiyle havadaki oksijene yangını hızlandıran ve patlamaya kadar varabilen son derece büyük bir saldırı alanı sunmakta. En ince toz parçacıkları tüm yanıcı maddelerde toz patlamasına neden olabilirler.

Mesela madenlerdeki kömür tozu sayısız maden işçisinin ölümüne neden olur hatta alüminyum tozu dahi patlayabilir. Parçacıkları 100 nanometreden (0,1 mikrometre) küçük olan ince toz dünyası inanılmaz sürprizlerle dolu.

1000 mühendis çalışıyor

Geçtiğimiz haftalarda Viyana’da düzenlenen motor sempozyumunda bu sürprizler görmezden gelindiyse de 1000 kadar mühendis bu problemlere çözüm bulmak için çalışıyor. Elektronik yedek parçalar daha güvenli olacak.

Herkes emisyondan yakınırken DaimlerChrysler mühendisleri bu konuda rahat. Mühendisler Amerikan emisyon ölçütlerini yerine getirmek için dizel otomobilleri ayrıca üreyle çalıştırmak istiyorlar ve kalın parlak egzoz filtreli üzerinde çalışıyorlar.

Bilim dünyasının önünde gerçekte yığınla iş var. En küçük parçacıkların nano dünyası büyük ölçüde anlaşılmadı henüz. Parçacıkların kimyası, fiziği ve nano tıp henüz yeni bilim dalları. Heyder’e göre bilim, nano parçacıklarıyla kendini yepyeni bir araştırma alanında buldu.

Meşe veya gürgen ağacının tozu insanlar üzerinde neden kanserojen etki yapıyor? Havadaki yüksek parçacık yoğunluğu niçin solunum yolları, kalp/dolaşım ve kanser gibi çok çeşitli hastalıklara yol açmakta?

Dizel egzozu gerçekten de her yıl on binlerce kişinin ölümüne mi neden oluyor, yoksa gaza bağlı hava kirliliği gibi diğer faktörler ince tozu daha tehlikeli hale mi getirmekte?

Akciğerlere günde 10 bin parçacık

En sorunlu bölgemiz akciğerler. Kesecikleriyle birlikte dev bir yüzeye sahipler çünkü. Akciğerlerimizin sahip olduğu 140 metrekarelik alan neredeyse bir tenis kortunun boyutuna eşittir. Bu organımızla istemeyerek atmosferi filtre ediyor ve her gün ortalama olarak 10 milyar partikül depoluyoruz içinde.

Bu birikim alanının zar inceliğinde bir doku tabakasının hemen altında kanımız akıyor. Bu doku tabakasının kalınlığı sadece yarım mikrometredir (500 nanometre), sonuçta soluduğumuz havadaki oksijenin kana kolayca ulaşması gerekiyor.

Anlaşıldığı üzere son derece ince parçacıklar da hızla bu dokuya çökerek kana karışıyorlar.

Bu durum kan basıncını, kalp atışını ve kanın koyulaşma sürecini değiştirebildiği gibi, genellikle trafik yüzünden meydana gelen yüksek toz yoğunluğuna bağlı kalp enfarktüsü ve inmenin nedenini açıklayabilir. Son olarak partiküllerin doğrudan doğruya beyin üzerindeki etkisi tartışılmakta.

İnce toz parçacıklarının doğrudan doğruya koku siniri veya kan-beyin engelini aşarak kafatasına ulaşıp ulaşmadıkları bilinmiyor henüz.

Avrupa için temiz hava

Heyder’in AB limiti ve kütle ölçümüyle ilgili tezleri ilkede bilimsel olarak kanıtlanabilmekte. Amerikalılar uzun bir süredir iri toz tanecikleri dışında 2,5 mikrometreden daha küçük olanları da ölçüyor ve ince toz tanecikleri için de limitler koyuyorlar.

Tabii bu arada Avrupa Birliği de sorunun ne olduğunu kavradı ve CAFE (Clean Air for Europe/Avrupa İçin Temiz Hava) çalışma grubunu halihazırdaki limit değerleri kontrol etmesi için görevlendirdi.

Bir CAFE raporunda şöyle deniyor örneğin: 2,5 mikrometreden küçük parçacıkların sağlık üzerinde en çok etkili olduklarını gösteren güçlü kanıtlar bulunmakta.

Bu nedenle Amerika’da olduğu gibi Avrupa’da da ince toz tanecikleri en önemli ölçüt olacak. Rapor öte yandan halihazırdaki ölçüm yöntemlerinin de tartışmalı olduğunu vurgulamakta.

Çeşitli tekniklerle birbirinden farklı sonuçlar elde edilmekte. Öyle ki sonuçlar arasındaki oynamalar %30-50 arasında değişmekte. Hatalı sonuçlar ayrıca nemin ve uçucu maddelerin ince tozun ağırlığı üzerinde etkili olmasına yol açmakta.

Mesela sıcaklık hidrokarbür (benzin buharı) veya amonyum nitrat gibi uçucu maddelerin ölçülmesinde etkili oluyor.

Toz ve yağmur ilişkisi

İnce partiküller öte yandan yağmur damlalarının yoğunlaşmasından da sorumlu. Havadaki nem oranına göre toz parçacıkları daha ağır çekiyorlar. İnce toz tıpkı ıslak bir banyo kesesi gibi etkimekte.

Sisli sahillerde nemli ve ağır, Akdeniz bölgesinin kavurucu iç kesimlerinde kuru ve hafif kalıyor. Örneğin İtalya’daki Ispra araştırma merkezince yapılan ölçümler, ince toz filtrelerindeki ağırlıkların sağanak yağmurda veya kuru havada çalıştırıldıklarına bağlı olarak değiştiğini göstermiştir.

Hangi ‘banyo kesesinin’ daha tehlikeli olduğu sorusu AB normlarına göre ağır olanı olarak yanıtlanmakta.

CAFE uzmanlarından olan meteorolog Stefan Jacobi, ince toz parçacığı tartışmasında yasaya uygun farklı yaklaşımların bulunduğundan söz etmekte. Heyder gibi bilim adamları ölçüm tekniklerinin zayıf noktalarını ve hatalarını ortaya çıkarırken, epidemioloji uzmanları bir an önce toz parçacıklarının sağlığa verdiği zararları saptamaya çalışıyorlar.

Oto endüstrisi

Politikacıların ise önlem ölçütleri, meydana gelen zararlar ve güvensizlik için yasalar getirmeleri getiriyor. Ancak ince toz taneciklerinin baş sorumlu olduklarını gösteren belgeler, bir partikül politikası üretilecek kadar kanıtlanmadı.

Otomobil endüstrisi şu sıralar AB ile gelecekteki egzoz yasası Euro V üzerinde tartışıyor. Partikül salınımı 2010 yılında araç başına kilometre başına miligram olarak hesaplanacak. Eğer bu limit değer çevrecilerin isteği doğrultusuna kararlaştırılacak olursa sadece pahalı ve çok güçlü partikül filtreli sınıfı geçebilecek. Bu filtreler hem ağır hem de çok ince toz parçacıklarını filtre ediyorlar.

Daha gevşek bir yasa daha az etkili olan ve daha ucuz kurum katalizörlere (filtre yerine) de izin verebilir. Gerçi bu önlemler ağırlık ölçütlerine yanıt verebilirler ama yoğun miktarda çok ince toz taneciklerini de çevreye yayabilirler deniyor die Zeit gazetesindeki (19/2005) yazıda.

Çevre politikaları gerekli

Halihazırdaki mücadele ince tozun tehlikesini hemen hemen hiç gidermemekte. GSF Epidemioloji Enstitüsü müdürü Erich Weichmann, toz tanecikleriyle mücadelede diğer bir yetersizliğe dikkat çekmekte.

Sokaklar sık sık temizlendiğinde daha çok iri toz tanecikleri azaltılmış oluyor. Bu durumda gerçi AB’nin limit değeri yakalanabiliyor ama sağlık üzerindeki tehlike geçmiyor.

Diğer bir noktanın altını daha çizen Weichmann, şöyle diyor: Çok ince toz parçacıkları iri tanecikler üzerine yapışmaya eğimliler bu nedenle iri taneciklerin azalmasını engelliyorlar.

Bu fenomen en iyi temizlenmiş havada bile ince toz taneciklerinin neden çoğalabileceğini ve otomobil lastiğindeki kurumun, dizel kurumu kadar etkili olmadığını açıklamakta. Otomobilin çalışması sırasında lastik iri sokak tozuyla yoğun temas halindedir ve bu durumda kurum asılı kalır diye açıklıyor Weichmann.

Nano dünyasının kendi özel kuralları var ve bunlar yönetim ve çevre politikacıları tarafından anlaşılmış değil henüz. Dolayısıyla da ince toz partikülleriyle ilgili mücadelenin kısa vadede başarılı olması pek mümkün görünmemekte.
False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle