Bir Shakespeare komedisi

Son aylarda seyrettiğimiz Shakespeare trajedilerinden olsa gerek, yeni seyrettiğim Onikinci Gece bana biraz yavan geldi.Hayat üzerine söylediklerindeki derinlik, onun komedilerinde biraz sığlaşmış.Hırçın Kız'ı, Veronalı İki Centilmen'i elbette çok severim.Trajedileri sinemanın oynaklığından arınıp sahnelense de, dünyanın en çok oynanan yazarının şiiriyle gene de insanı büyülüyor. Hayal gücünüzü geliştiriyor. Şiirsel ufkunuzu açıyor.Bilmem, ben yazıya yanlış yerden girdim galiba.Yoksa Shakespeare'i sinemada, tiyatroda, oyun yazarı diye seyretmiyor muyum, şiirine mi takılıp gidiyorum?Oyuncuların da hakkını yemeyelim, daha geçenlerde bu sütunda Hamlet'i övmedik mi?CARTLAND GİBİOnikinci Gece'nin (Twelfth Night) konusu pek ahım şahım değil. Hatta zaman zaman Barbara Cartland romanlarında okuduğumuz tesadüfleri andırıyor.Bir gemi kazası, birbirlerinin boğulduğunu sanan biri erkek, biri kız ikiz kardeşler. Nice olaylardan sonra, gerçek ortaya çıkıyor, mutluluğu buluyorlar.Hele kızın erkek taklidi yaparak herkesi aldatması, sonunda leydiyi bile kendine aşık etmesi pek inandırıcı değil.Onikinci Gece'de sinemadan çok tiyatro seyrediyormuşum duygusuna kapıldım.HAYATIN KOMİK YANIElbette gene uşak Malvolio'nun düştüğü tuzağa üzülmedim, aptal uşakların efendilerinin başlarını belaya sokmalarına hayıflanmadım.Gerçekte bu filme, hayatın komik yanı üzerine egzersizler gözüyle de bakabilirsiniz.Shakespeare'in soytarılarına, akıldan yana eksik sanılan bilgelerine hayranımdır. Torbasında gitarıyla, gerçekleri söyleyen kahramanına ne buyrulur?Diğerleri için bir şey söyleyemeyeceğim ama Ben Kingsley ile Nigel Hawthorne'un oyunculuklarını sevdim.Gene de seyredin derim.
Haberle ilgili daha fazlası: