Güncelleme Tarihi:
19 Şubat’ta başlayan Ramazan ayının 14. gününe gelindi. Ramazan ayının ortasına yaklaştığımız bu kutlu günlerde, ibadetlerini taçlandırmak isteyen pek çok kişi "Ramazan'ın 14. günü hangi dua okunur?" sorusunun yanıtını arıyor. İslam geleneğinde her günün kendine has bir zikri ve tefekkür dünyası bulunurken, İsra Suresi özellikle Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'in (S.A.V) Miraç mucizesine giden yolculuğun başlangıcını anlatmasıyla bilinse de surenin son bölümleri Kur'an-ı Kerim'in indiriliş hikmetini ve tebliğ metodunu en veciz şekilde özetler. Bugün idrak edilen Ramazan'ın 14. gününde müminler, İsra Suresi'nin özellikle 105 ve 106. ayetlerini okuyarak Kur'an'ın hak ile indirildiğine olan imanlarını tazeliyor ve bu ayetlerin şifasından nasiplenmeyi hedefliyor. Peki, İsra Suresi kaçıncı cüzde yer alır? İşte İsra Suresi 105. ve 106. ayeti Türkçe ve Arapça okunuşu!
19 Şubat Perşembe günü başlayan Ramazan ayının 14. günü 4 Mart Çarşamba gününe denk geliyor. Ramazan’ın 14. günü İsra suresi 105. ve 106. ayetleri okunur. Ramazanın 14. Günü ikindi namazından sonra iftardan önce kim bu ayeti okuyup bir bardak suya üfleyip orucunu onunla açarsa, dünya ahiret bütün dert elem ve kederlerini alacağına inanılır.
İsra Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 17. suresi olup toplamda 111 ayetten oluşmaktadır ve 15. cüzün içerisinde yer almaktadır. Surenin 105. ayeti, Kur'an'ın bir insan kelamı değil, Allah katından hak bir ölçü ile indirildiğini vurgular. “İsra” kelimesi, Hz. Peygamber’in bir gece Mekke’den Kudüs’e götürülmesini ifade eden “gece yürüyüşü” anlamına gelir. Sure, iman, vahiy ve ahiret inancı başta olmak üzere pek çok önemli mesajı içinde barındırır.
وَبِالْحَقِّ اَنْزَلْنَاهُ وَبِالْحَقِّ نَزَلَؕ وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا مُبَشِّراً وَنَذٖيراًۘ ﴿١٠٥﴾
وَقُرْاٰناً فَرَقْنَاهُ لِتَقْرَاَهُ عَلَى النَّاسِ عَلٰى مُكْثٍ وَنَزَّلْنَاهُ تَنْزٖيلاً ﴿١٠٦﴾
﴾105﴿ Biz Kur’an’ı sadece gerçeğin bilgisi olarak indirdik, o da (sana) yalnız gerçeği söyleyerek geldi; seni de ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
﴾106﴿ Biz onu, insanlara aralıklarla okuyasın diye okumaya elverişli bölümlere ayırdık, peyderpey indirdik.
Kur’an’ın “gerçeğin bilgisi” olmasından maksat, onun yalnızca gerçeği, doğruyu içermesi; Allah’ın varlığı, birliği, aşkın sıfatları, peygamberlik ve âhiret hayatı gibi temel dinî akîdeleri, bütün ilâhî dinlerde ortak olan evrensel hakikatleri bildirmesidir. Âyet aynı zamanda Kur’an’ın da hak olduğunu, yani hem Allah’ın kelâmı olduğunda kuşku bulunmadığını, hem de ebedî olarak kalacak olan değişmez hakikat olduğunu, gerçeğin ortaya konması dışında başka bir amaçla indirilmediğini dile getirmektedir (Râzî, XXI, 67-68). Taberî’ye göre Kur’an’ın hak olarak indirilmesinden maksat, onun adalet ve insafı, güzel ahlâkı, iyi ve övgüye değer davranışları emretmesi; zulüm, haksızlık, kötü huy ve çirkin davranışları yasaklamasıdır (XV, 177).
Kur’an, Hz. Peygamber’e kırk yaşından itibaren yirmi üç seneye yakın bir sürede âyetler ve sûreler halinde kısım kısım indirilmiş; bu da Resûlullah’ın ilâhî tebliğleri insanlara zamana, zemine ihtiyaçlara ve şartlara göre yavaş yavaş, anlata anlata, hazmettirerek okuması, duyurması imkânını getirmiştir. Bu durum aynı zamanda müminlerin de ilâhî hükümleri merhale merhale, alışa alışa uygulamalarını sağlamıştır. Hatta içki yasağıyla ilgili âyetlerde olduğu gibi bazı âyetler, insanların doğal olarak birden terketmeleri mümkün olmayan kötü alışkanlıklarını, yanlış inanç ve telakkilerini zaman içinde terketmelerini kolaylaştıracak bir süreçte indirilmiştir.




