Güncelleme Tarihi:
Dünyanın endişe ile takip ettiği ABD İran arasındaki savaş dünya petrol ticaretinin en önemli merkezlerinden Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasına kadar ilerledi. Karşılıklı saldırılarla tırmanan gerilimde İran-ABD savaşında Tahran'dan yeni adım geldi. İslam Devrim Muhafızları Ordusu Başkomutanı Danışmanı Tuğgeneral İbrahim Cabbari, Hürmüz Boğazı'nın kapatıldığını açıkladı. Bu gelişmenin ardından Hürmüz Boğazı kapatılırsa ne olur? sorusu da gündeme geldi. Dünya petrol ticaretinin can damarlarından biri olarak tanımlanan Hürmüz Boğazı'nın kapanması, küresel petrol fiyatlarında ciddi artışa yol açabilir. Peki, Hürmüz Boğazı nerede? İşte, Hürmüz Boğazı'nın dünya enerji piyasası üzerindeki önemi hakkında bilgiler.
İslam Devrim Muhafızları Ordusu Başkomutanı Danışmanı Tuğgeneral İbrahim Cabbari, Hürmüz Boğazı'nın kapatıldığını açıkladı.
Hürmüz Boğazı Basra Körfezi ile Umman Körfezi arasında yer alıyor. Bir tarafında İran, diğer tarafında ise Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri bulunur. Boğaz, sadece bölgesel olarak değil, küresel enerji taşımacılığı açısından da kritik bir geçiş noktasıdır.
Basra Körfezi'nin ağzında yer alan dar su yolu Hürmüz Boğazı, Orta Doğu'daki petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretiminin Umman Denizi ve Hint Okyanusu üzerinden dünya pazarlarına taşınmasını sağlıyor.
Dünyada deniz yoluyla taşınan ham petrolün yaklaşık 3'te 1'ine ev sahipliği yapan bu stratejik geçit, başta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Orta Doğu'daki üreticilerin ham petrol ve kondensat sevkiyatında kritik bir rol üstleniyor.
Hürmüz Boğazı'ndan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürününün büyük kısmı Çin başta olmak üzere Asya piyasalarına ulaşıyor. Ayrıca, küresel LNG ticaretinin yüzde 20'si de bu boğazdan geçiyor.
Konuyu Uluslarası Deniz Hukuku ve Ticareti Uzmanı, Esenyel & Partners Avukatlık ve Danışmanlık Kurucu Ortağı Avukat Selçuk Esenyel ile 5 soruda mercek altına aldık.
Selçuk Esenyel: Hürmüz Boğazı, dünya enerji ticaretinin kalp kapakçığıdır. Basra Körfezi’ni Umman Körfezi’ne bağlayan bu dar geçit, günlük ortalama 20 milyon varille küresel petrol ticaretinin yaklaşık dörtte birinin, LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) ticaretinin ise yaklaşık beşte birinin geçtiği bir koridordur. Örneğin Çin’in ithal ettiği petrolün yüzde 45’i Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor.
Tüm bunlar şu anlama gelir; burada yaşanan her güvenlik gerilimi, anında petrol fiyatına, LNG spot piyasasına, tanker navlunlarına ve savaş riski sigortalarına yansır.
Önemli bir nokta şu: “Kapanma” çoğu zaman resmî bir ilanla olmaz. Denizcilikte fiili kapanma; sigorta şirketlerinin teminat vermemesi, armatörlerin gemi göndermeyi reddetmesi, Charter sözleşmelerinde risk maddelerinin devreye girmesi ile gerçekleşir. Eğer gemilerin U dönüşü yaptığı iddiası doğruysa, bu durum piyasanın siyasi açıklamayı beklemeden risk fiyatlamasına başladığını gösterir. Deniz ticareti hukuk metinleriyle değil, risk primiyle çalışır.
Gerilim bu şekilde devam ederse dengeler nasıl değişir? Ekonomik etkiler ne olur?
Selçuk Esenyel: Şu an için “Boğaz açık ama geçiş iki kat pahalı” senaryosu piyasa açısından en gerçekçi risk olarak öne çıkıyor. Böyle bir durumda yaşanabilecekler ikiye ayrılıyor. İlk 24-72 saat içinde petrol fiyatlarında sert bir sıçrama görülür, LNG spot piyasasında ani artış yaşanır, tanker navlunları yukarı yönlü patlar ve savaş riski sigortalarında dramatik prim artışları ortaya çıkar.
Krizin haftalarca sürmesi halinde ise küresel enflasyon baskısı belirginleşir, enerji ithalatçısı ülkelerde cari açık genişler, rafineri marjlarında oynaklık artar ve tedarik zinciri boyunca maliyet geçişkenliği hızlanır. LNG boyutu özellikle kritiktir; Katar çıkışlı sevkiyatlar için Hürmüz Boğazı ana arter niteliğindedir.
Alternatif boru hatları mevcut olsa da kapasite sınırlıdır; bu nedenle boğazın tamamen ikame edilmesi mümkün değildir, yalnızca etkisi azaltılabilir. Sonuç olarak böyle bir gelişme sadece Orta Doğu’yu değil, Avrupa’dan Asya’ya kadar tüm enerji ithalatçılarını etkileyen küresel ölçekte bir arz şoku anlamına gelir.
3- Uluslararası deniz ticareti açısından sıradaki adımlar ne olabilir?
Selçuk Esenyel: Uluslararası seyrüsefere açık boğazlarda temel prensip transit geçiş rejimidir ve bu rejim geçişin askıya alınamayacağını öngörür. Ancak hukuki ilke ile ticari gerçeklik her zaman örtüşmez. Güvenlik riskinin yükseldiği bir senaryoda büyük armatörler bölgeyi “yüksek riskli alan” ilan edebilir, charter party sözleşmelerinde force majeure ve savaş klozları devreye girebilir, devlet destekli konvoy uygulamaları gündeme gelebilir ve uluslararası donanma devriyeleri artırılabilir.
Buna paralel olarak savaş riski teminatları daraltılabilir ya da primler keskin şekilde yükseltilebilir.Denizcilikte krizler çoğu zaman mahkeme salonunda değil, sigorta piyasasında çözülür; eğer sigorta teminatı sağlanamıyorsa, hukuken açık olan bir geçiş ticari olarak fiilen durabilir.






