Güncelleme Tarihi:
Yeni yargı paketi düzenlemesinde son viraja girildi. 11. Yargı Paketi içeriği 2026 ve madde madde kapsamı, düzenlemenin Meclis'e sunulmasnın ardından gündemde yer alan önemli konu başlıklarından biri. Adalet Bakanlığı tarafından çalışmaları devam eden Yeni Yargı Paketi ile af çıkacak mı, infaz düzenlemesi olacak mı? soruları gündeme gelmişti. Geçtiğimiz hafta 11. Yargı Paketi yarın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunuldu. Paket, organize suç örgütleriyle mücadeleden bilişim suçlarına, trafik güvenliğinden infaz rejimine kadar birçok alanda önemli düzenlemeler içeriyor. Peki, yeni yargı paketi içeriği ve maddeleri neler? 11. Yargı Paketi ne zaman çıkacak, Meclis'ten geçti mi? İşte, 11. Yargı Paketi içeriği ve maddeleri hakkında ayrıntılı bilgiler.
TBMM Adalet Komisyonunda, 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenen suçlar bakımından hükümlülerin kapalı cezaevinden açık cezaevine, açık cezaevinden denetimli serbestliğe 3 yıl daha erken ayrılmalarına ilişkin düzenlemeyi de içeren, kamuoyunda 11. Yargı Paketi olarak bilinen Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlandı.
11. Yargı Paketi teklifi henüz Meclis'ten geçmedi. Teklif TBMM Komisyonu'ndan geçtikten sonra Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girecek.
Öte yandan Komisyon, AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel başkanlığında toplandı. Yüksel, siber suçlardan organize suçlara, toplumsal huzuru bozan eylemlerden ekonomik düzeni tehdit eden girişimlere kadar her alanda mevzuatın vatandaşı koruyacak güçte ve yeterlilikte olması gerektiğini belirtti.
Türkiye'nin AK Parti iktidarları ile hukuk alanında ve yargı politikalarında tarihi bir dönüşüm yaşadığını anlatan Yüksel, "Devrim niteliğinde adımlar atılmıştır. İktidarımız boyunca hayata geçirilen bu reformlar, adalet hizmetlerinin yükselen bir kalite standardı üzerine inşa edildiğini göstermektedir." diye konuştu.
Toplam 38 maddeden oluşan ve 12 farklı kanunda değişiklik öngören bu teklifle doğrudan insan hayatına dokunan, toplumun huzur ve sükununu teminat altına almayı hedefleyen önemli düzenlemelerin hayata geçirileceğini belirten Yüksel, şunları söyledi:
"Toplumun huzur ve sükununu bozan, vatandaşların can ve mal güvenliğini tehlikeye atan eylemlerle daha etkin mücadele edilebilmesi amacıyla Türk Ceza Kanunu'nda önemli değişiklikler yapılmaktadır. Cezaların caydırıcılığının artırılması hedeflenmektedir. Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek ve örgüte üye olmak suçlarının cezaları artırılmaktadır. Örgüt kurma ve yönetme suçunun cezası 4 yıldan 8 yıla kadar hapis iken 5 yıldan 10 yıla, örgüt üyeliği suçunun üst sınırı ise 4 yıldan 5 yıla çıkarılmaktadır. Özellikle örgüt faaliyeti çerçevesinde çocukların araç olarak kullanılması durumunda, örgüt yöneticilerine verilecek cezanın yarısından bir katına kadar artırılacağı hüküm altına alınarak, çocukların suça sürüklenmesinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır."
Halk arasında korku ve paniğe yol açan meskun mahalde silahla ateş etme suçunun cezasının 6 aydan 3 yıla kadar hapisken, 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası olarak yeniden belirlendiğini, kurusıkı, ses ve gaz fişeği atan silahların da bu suç kapsamına alındığını dile getiren Yüksel, "Ayrıca bu suçun düğün, nişan ve asker uğurlaması gibi toplu alanlarda işlenmesi halinde verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı ve bu failler hakkında 'seri muhakeme usulü'nün uygulanmayıp doğrudan kamu davası açılacağı düzenlenmektedir." ifadelerini kullandı.
Trafikte keyfi davranışlarla vatandaşların seyahat özgürlüğünü engelleyen yol kesme fiillerinin müstakil bir suç olarak düzenlendiğini vurgulayan Yüksel, "Bir aracı hukuka aykırı bir davranışla durduran veya hareketini engelleyen kişiye 1 yıldan 3 yıla, aracı başka bir yere götüren kişiye ise 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Taksirle yaralama suçunun cezaları da artırılarak, basit halde üst sınır 2 yıla, birden fazla kişinin yaralanması halinde ise 5 yıla çıkarılmaktadır." bilgisini paylaştı.
Düzenleme ile "açık hat" olarak bilinen ve suçlarda kullanılan hatların önüne geçilmesi amacıyla, GSM abonelik işlemlerinin ancak çipli kimlik kartlarıyla alınabileceğini aktaran Yüksel, "Yüze karşı veya gıyapta işlenen hakaret suçları da 'ön ödeme' kapsamına alınmakta ve 'uzlaştırma' kapsamından çıkarılmaktadır." dedi.
- "Komisyonumuzda tüm yönleriyle, titizlikle ve katılımcı bir anlayışla görüşülecek"
Yüksel, düzenlemeyle "Suçta ve cezada kanunilik" ilkesi gereği, avukatlara verilecek disiplin cezaları ve bu cezaları gerektiren eylemlerin teklifle açıkça ve detaylı bir şekilde belirlendiğini belirtti.
Yargılamaların hızlandırılması amacıyla, "nitelikli dolandırıcılık" suçlarına bakma görevinin ağır ceza mahkemelerinden asliye ceza mahkemelerine devredildiğini ifade eden Yüksel, şöyle konuştu:
"31 Temmuz 2023 tarihi ve öncesinde işlenen suçlar bakımından, hükümlülerin 3 yıl daha erken açık cezaevine ayrılabilmesi ve 3 yıl daha erken denetimli serbestlikten yararlanabilmesi imkanı getirilmektedir. Böylelikle, aynı veya daha önceki tarihte işlenmiş suçlar dolayısıyla yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar bakımından hükümlüden kaynaklanmayan nedenlerle meydana gelen gecikmelerin sonucundan hükümlünün olumsuz etkilenmemesi ve infaz adaletinin sağlanması amaçlanmaktadır."
Teklifle taksirle yaralama suçunun cezasının belirli bir miktar artırıldığını, suç işleyen akıl hastalarının rehabilite olmadan toplum hayatına katılmalarını engellemeye yönelik düzenlemeler yapıldığını bildiren Yüksel, güveni kötüye kullanma suçunun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması halinde verilecek cezaların artırıldığını, ihalenin feshini talep etme hakkının kötüye kullanılmasını engelleyecek düzenlemeler öngörüldüğünü aktardı.
Yüksel, şöyle devam etti:
"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuna ilan edilen 2025-2029 yıllarını kapsayacak olan Yargı Reformu Strateji Belgesi esas alınarak hazırlanan ve Komisyonumuza havale edilen Kanun Teklifini, 3 Aralık Çarşamba günü saat 14.30'da görüşmeye başlayacağız. Milletimizin beklentilerini karşılayacak bu önemli düzenleme, Adalet Komisyonumuzda tüm yönleriyle, titizlikle ve katılımcı bir anlayışla görüşülerek nihai haline kavuşturulacak ve Gazi Meclisimizin takdirine sunulacaktır. Teklifin, hukuk sistemimize, yargı camiamıza ve aziz milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum."
11. Yargı Paketi geçen hafta TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Paket, organize suç örgütleriyle mücadeleden bilişim suçlarına, trafik güvenliğinden infaz rejimine kadar birçok alanda önemli düzenlemeler içeriyor.
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler tarafından açıklanan paketin detaylarına göre, suçla ve suçlularla mücadelede cezaların caydırıcılığının artırılması hedefleniyor.
Paketle birlikte, 18 yaşından küçük çocukları suça karıştıran organize suç örgütlerine yönelik cezalar ağırlaştırılıyor. Silahlı çetelerin, 18 yaşın altındakileri suç aracı olarak kullanması durumunda örgüt yöneticilerine 30 yıla kadar hapis cezası verilebilecek.
Toplu alanlarda havaya ateş açarak kamu güvenliğini tehlikeye atan kişilere yönelik cezalar da artırılıyor. Bu suçu işleyenlere 7 yıl 6 aya kadar hapis cezası uygulanması öngörülüyor.
Ayrıca, trafikte "yol kesme" eylemi tek başına bir suç olarak tanımlanıyor. Bir aracı durduran veya hareket etmesini engelleyen kişiye 3 yıla kadar hapis cezası verilebilecek. Taksirle yaralama suçunda ise basit halde ceza 2 yıla, birden fazla kişinin yaralanmasına neden olunması durumunda ise 5 yıla kadar hapis cezası olarak düzenleniyor.
11. Yargı Paketi, bilişim suçlarıyla mücadeleye yönelik yeni tedbirler de getiriyor. Buna göre, fotoğraf, yüz tanıma, parmak izi veya çipli kimlik kartı gibi biyometrik doğrulama yöntemleri olmadan banka hesabı açılamayacak. Şüpheli durumlarda ilgili banka hesabı 48 saate kadar askıya alınabilecek.
Ayrıca, bir kişi adına alınabilecek GSM hat sayısına Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından bir sınırlama getirilecek. Belirlenen sınıra uymayan kişilere ve operatörlere cezai işlem uygulanacak.
İNFAZ REJİMİNDE DÜZENLEME
Pakette, infaz rejimine ilişkin de bir düzenleme yer alıyor. "Tam akıl hastası" olan hükümlülerin, belirli bir süre sağlık kurumunda tutulmadan salıverilmesinin önüne geçilecek.
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, kamuoyunda "11. Yargı Paketi" olarak bilinen, Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin Meclis'te basın toplantısı düzenledi.
Son dönemlerde organize suç örgütlerinin toplumsal huzuru, güvenliği ve geleceği tehdit eden birçok olaya karıştığını gördüklerini anımsatan Güler, bu düzenlemeyle suç çeteleriyle mücadeleyi daha etkili ve caydırıcı mahiyette sürdürmek için Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinde değişikliğe gideceklerinin bilgisini verdi. Güler, "Örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda, özellikle suça sürüklenen çocukların araç olarak kullanılması halinde, örgüt yöneticilerine verilecek cezanın 1 kat oranında artırılması noktasında bir teklif öneriyoruz. Ayrıca örgüt kurmak, yönetmek ve örgüte üye olmak suçlarında, hapis cezalarının alt ve üst sınırlarını da arttırıyoruz." diye konuştu.
Meskun mahalde özellikle yaz aylarında üzüntü duydukları birçok olayla karşılaştıklarını hatırlatan Güler, teklifle meskun mahalde silahla ateş etme suçunun cezasını artırdıklarını söyledi. Ses ve gaz fişeği atabilen silahları da bu suçun kapsamına aldıklarını vurgulayan Güler, "Bu suçun özellikle düğün, nişan ve asker uğurlaması gibi vatandaşların toplu olarak bulundukları yerlerde işlenmesi halinde, verilecek cezayı yarı oranda artırmayı öneriyoruz." ifadesini kullandı.
Yazın kendilerini üzen bazı olayları gördüklerini dile getiren Güler, bu olaylar neticesinde masum birçok canın da yaşamını yitirdiğini belirtti.
AK Parti Grup Başkanı Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Özellikle asker uğurlaması, düğün, nişan gibi günlerde havaya ateş açmak... Bizim bir türlü sonlandıramadığımız bir eğlence türü olarak maalesef hoş görmediğimiz davranışları görmeye devam ediyoruz. Bunların engellenmesi ve caydırıcı cezalarla ortadan kaldırılması için de teklifimizde, bu eylemlere yönelik ceza artırımlarını öngörüyoruz. Yine diğer bir alanda, özellikle trafikte yol kesme olaylarını sıklıkla görmeye başladık. Trafikte yol kesme eylemini müstakil bir suç olarak düzenliyoruz ve bu fiiller açısından da bir yaptırımı öngörüyoruz. Hukuka aykırı bir davranışla bir aracı durduran veya hareket etmesini engelleyen kişiye 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilmesini de teklifimizde öneriyoruz. Böylelikle kişilerin can ve mal güvenliğine kasteden şehir eşkıyalarına trafikteki saldırganlık fiilleri bakımından caydırıcı cezalar verilmesini sağlıyor ve vatandaşlarımızın da güvenliğini üst derecede sağlamaya gayret ediyoruz. Kişilerin sağlığı bakımından zararlı sonuçlara yol açabilecek tehlikeli faaliyet alanlarının artması, çalışma ortamlarının kalabalıklaşması, artan nüfusa bağlı olarak insan etkileşimlerinin yoğunlaşması ve özellikle trafiğe çıkan araç sayısındaki ciddi artışlar gibi birçok durum karşısında dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışların da arttığını görüyoruz. Bu nedenle teklifimizde taksirle yaralama suçunun ceza miktarlarını artırarak, bu konuda daha caydırıcı etkin bir yaptırıma bu teklifimizde yer vermiş oluyoruz."
Güveni kötüye kullanma suçunun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması halinde verilecek cezanın 1 kat artırılmasını önerdiklerini belirten Güler, özellikle son yıllarda kiralık araçların geri getirilmemesi, parçalanarak araç parçası olarak satılması, parçalarının değiştirilmesi veya suçta kullanılması gibi eylemlerin arttığını hatırlattı. Bu konuda daha caydırıcı, etkin yaptırımlara teklifte yer verdiklerinin bilgisini paylaşan Güler, teklifte vatandaşın canını yakan dolandırıcılık eylemleriyle daha güçlü şekilde mücadele edilmesi, bu eylemlerin önlenebilmesi bakımından bilişim suçları ve mobil hatlara yönelik bazı düzenlemeleri de önerdiklerini aktardı.
Abdullah Güler, şunları kaydetti:
"Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenen suçlarda, ilgili banka hesabının 48 saate kadar banka ve finans kuruluşları tarafından askıya alınması, ilgili muhatabın bu konuda 'olur vermesi' halinde tekrar hesabın işleme alınması yönünde bir imkan tanıyoruz. Çünkü suçta kullanıldığı tespit edilen paraya, adli merci tarafından el konulması veya askıya alınması suretiyle de bir tedbir geliştiriyoruz. Aksi halde birçok hesaba aktarım yapmak suretiyle dolandırılan vatandaşımızın parasına ulaşma konusunda da sıkıntılarını da en azından bir nebze olsun gidermiş olacağız.
Bazı olaylara baktığımızda, belli miktar paranın uzun dönem işlem yapılmadığı bilinmesine rağmen bir şekilde yaşlı, engelli, bazı vatandaşlarımızın kendisini polis, savcı veya bir kamu görevlisi olarak tanıtıp, hesabından bir miktarın belli hesaplara aktarılması noktasında yönlendirildiğini ve dolandırıldığını görüyoruz. Bu paralar gittikten sonra da bunların tekrar geri alınmasının mümkünatı kalmıyor. En azından önleyici bir tedbir olarak bu türden, uzun dönem hesaplardaki bu hareketsizliği de dikkate alarak, buradaki banka hesap sahibinin korunması adına böyle bir tedbiri geliştirip en azından dolandırıcılık faaliyetlerinde mağduriyetleri de azaltmak istiyoruz."
Teklifte, GSM hattı aboneliğinin çipli kimlik kartıyla yapılmasına yönelik düzenlemenin yer aldığını anlatan Güler, "Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından gerçek veya tüzel bir kişi adına açılabilecek hat sayısına ilişkin bir sınırlama getiriyoruz. Sonsuz sayıda kişi adına herhangi bir hattın alınarak bunun dolandırıcılık faaliyetlerinde kullanılmasının önüne geçmeyi arzu ediyoruz." sözlerini sarf etti.
Ölen ve tüzel kişiliği sona eren kişilere ait telefon hatlarının 3 ayda bir periyodik kontrollerinin yapılacağını vurgulayan Güler, aktif olmayanların kullanıma kapatılması için bir tedbir geliştirdiklerini belirtti.
Yabancı uyruklu gerçek kişilere ait mobil haberleşme hatlarına özgü numara tahsisi ve kullanımında ayrıca belli standartlar getireceklerini ifade eden Güler, diplomatik ilişkiler ve yabancı misyon görevlilerinin bunlardan istisna olacak şekilde bir düzenlemeyi yapmayı arzu ettiklerini söyledi.
Dolandırıcılık, hırsızlık, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarında kullanıldığı tespit edilen telefon hatlarının şebekeyle bağlantısının kesilmesi noktasında bir tedbiri de geliştirdiklerini kaydeden Güler, şunları paylaştı:
"Yürütülen bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenilen bilgi veya belgenin 10 gün içinde fiziki veya elektronik ortamına gönderilmemesi halinde banka ve finans kuruluşları ile operatörlere de idari para cezası verilmesini öneriyoruz. Hat düzenlemeleriyle ilgili geçiş hükümlerinde aynı zamanda mevcut davalarla ilgili de bir olumsuzluk olmasın diye geçici madde olarak düzenliyoruz. Vatandaşlarımıza ve yabancı uyruklu kişilerin yeni getirilen bu düzenlemeler doğrultusunda abonelik kayıtlarını güncellemesi, telefon hatlarını kendi üzerlerine almaları veya hattı kapatmaları içinde kendilerine süre tanıyoruz.
Bu düzenlemelerin herhangi bir mağduriyet oluşturmaması adına da belirli bir süre sonra yürürlüğe gireceğine de teklifimizde yer veriyoruz. Ayrıca bu düzenlemeler nedeniyle abonelik işlemlerinden kaynaklı ortaya çıkabilecek mali külfetin de tüketiciye yansıtılmaması için önerilerimizi bu teklife yansıtmış oluyoruz. Teklifimizde ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçlarının yargılamalarının asliye ceza mahkemelerinde görülmesine imkan getiriyoruz. Asliye ceza mahkemeleri nezdinde ihtisaslaşma sağlanmak suretiyle, bu suçlara ilişkin yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması, böylelikle bu suçlara ilişkin yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması ve bu suçlarla daha etkin bir mücadeleyi de burada hedefliyoruz."
Kısmi akıl hastalarının mahkum oldukları cezalarını ceza infaz kurumunda infaz etmeleri ve ayrıca bu kişiler hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerinin hükmolunmasını da teklifte yer verdiklerini aktaran Güler, "Tam akıl hastalarının tedavi ve koruma amacıyla sağlık kurumunda geçirdikleri sürelerin belirsizlik göstermesi ve çok kısa olması nedeniyle de mutlaka belirli bir süre sağlık kurumunda kalmaları ve tedaviye yönelik bazı destekler ortaya konulmalı, toplum açısından da tehlikeliliğin ortadan kalkmadan serbest bırakılmamaları noktasında bir tedbire teklifimizde yer veriyoruz." dedi.
Güler, Anayasa Mahkemesinin (AYM) geçmiş dönemlerde iptal kararlarının olduğunu anımsatarak, teklifle, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'da düzenlemeler yapıldığını, yine AYM'nin iptal kararları dikkate alınarak yüze karşı veya gıyapta hakaret suçlarında ön ödeme kapsamına alınması ve bu suçların uzlaştırma kapsamından çıkarılmasını önerdiklerini bildirdi.
Teklifle bölge adliye mahkemelerinin "karar bozma" yetkisinin kapsamını genişlettiklerini ifade eden Güler, "Buna göre, bölge adliye mahkemeleri, hükmün gerekçeyi içermemesi ve hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararıyla savunma hakkının sınırlandırılmış olması durumlarında bozma kararı verilmek suretiyle daha etkin, daha hızlı bir yargılama sürecini de hedefliyor." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanı Güler, borçlunun bazı yakın hısımlarıyla yaptığı ve aksinin ispatına imkan verilmeksizin bağışlama olarak kabul edilebilen ivazlı tasarrufların aksine ispatını mümkün kılacak şekilde yeni düzenlemelere de teklifte yer verdiklerini söyledi.
Yakın zaman içerisinde Avukatlık Kanunu'nda, avukatların disiplin hükümlerine yönelik AYM'nin bazı iptal kararları olduğuna işaret eden Güler, teklifle Avukatlık Kanunu'nda, avukatlara yönelik disiplin hükümlerinde düzenlemeye gittiklerini aktardı.
Güler, kamuoyunda "Kovid 19 düzenlemesi" olarak bilinen düzenlemenin eşitsizliğe neden olduğu yönündeki görüşlerin kendilerine iletildiğini bildirdi.
Tüm bu görüşleri ve beklentileri dikkate alarak söz konusu düzenlemenin kapsamının yeniden belirlendiğini dile getiren Güler, şu ifadeleri kullandı:
"Bu düzenlemeyle 31 Temmuz 2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yararlanabildiği 'daha erken açık ceza infaz kurumundan ayrılma' veya 'denetimli serbestliğe ayrılma' düzenlemesinden 31 Temmuz 2023 tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle hükümlü olacakların yararlanabilmesi imkanını sağlıyoruz. Buna göre 31 Temmuz 2023 tarihi ve öncesinde işlenen suçlar nedeniyle 3 yıl daha erken kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılabilecek. Açık ceza infaz kurumunda ise 3 yıl daha erken denetimli serbestliğe ayrılabilme imkanını da getiriyoruz. Bu şekliyle beraber 31 Temmuz 2023 öncesinde hükümlülere uygulanan bu idari tedbir uygulaması 'suç işleyenlere' ifadesi de eklenmek suretiyle onlara da uygulanmak suretiyle bir eşitlik kuralını sağlamış olacağız."
Güler, çalışmalarını "hukuk devleti ilkesi"nin geliştirilmesi ve adalet sisteminin güçlendirilmesi noktasında sürdürdüklerini belirterek, teklifin hayırlı olmasını diledi.
Açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Güler, önceki düzenlemede muaf tutulan suçların bu teklifte de uygulanıp uygulanmayacağına dair soruya, "Eski uygulama neyse aynısı olacak. Sadece 'suç işleyenler' kavramı yenileniyor, başka bir şey yapmıyoruz." dedi.
Güler, teklifin etki analizine dair soruya, düzenlemenin bir "af" olmadığını belirterek, "İlk etapta bu kapsamda cezaevlerinde bulunan yaklaşık 54-55 bin civarında mahkumu ilgilendirdiğini söyleyebilirim. Önümüzdeki bir yıl boyunca da bu kademeli olarak mahkumiyeti kesinleştikçe etkilenebilecek bir sayıya da, 80-90 bin civarında olabileceğini önümüzdeki yıla göre düşünüyoruz." diye konuştu.
Kanun teklifinin Genel Kurula ne zaman geleceğinin sorulması üzerine Güler, teklifin bütçe görüşmeleri tamamlandıktan sonraki haftaya ancak görüşülebileceğini düşündüğünü ifade etti.














