GeriÖmür GEDİK Beyza’nın kadınları lezbiyen mi?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Beyza’nın kadınları lezbiyen mi?

<B>B</B>ir yere davet edilip, üstüne eleştiri yazısı yazmak hoş değil.

Misafir gittiğin yerin arkasından dedikodu yapmak gibi geliyor bana. Bu nedenle mümkün olduğunca böyle yazılardan kaçınıyorum. Ama öyle anlar geliyor ki, frenlerim tutmayabiliyor. Mazeretim hazır neyse ki; amaç hataların bir daha tekrarlanmaması!

Sadede geleyim. Geçen gün Mustafa Altıoklar’ın son filmi (biliyorsunuz kendisi seri halde film çekiyor bu aralar) ‘Beyza’nın Kadınları’nın tanıtım toplantısı vardı. Akşam 18.30 civarında Sortie’deydik hep birlikte. Yer güzel, hava ılık, Mohito fena değil, insanlar hoş, keyfimize diyecek yok.

Böyle toplantılara film ekibi biraz gecikmeli gelir, alışığız.

Saat 19.00’u geçmişti ki tekneyle yanaştılar. Görebildiklerimi sayayım, Mustafa Altıoklar, Tamer Karadağlı, Salih Güney, Mine Çayıroğlu, Levent Üzümcü, Arda Kural ve Berrak Tüzünataç karaya çıkar çıkmaz kameraların saldırısına uğradı. Saldırı derken abarttığımı sanmayın, Cesur Yürek filmindeki sahneleri aratmayan görüntüler vardı. Helal olsun, dedim içimden.

Durum böyle olunca bizler kaldık kamera duvarının arkasında. Toplantıda neler konuşuldu, yönetmen ve oyuncular hangi sorulara, ne cevaplar verdiler, pek öğrenme şansımız olmadı anlayacağınız.

Arkadaşların bir kısmı, akşama televizyonda izler, basın bülteniyle birleştirir, yazarız artık, diye gırgırla karışık çözüm arıyorlardı.

Oysa yönetmen, yapımcı, oyuncular herkesin görebileceği bir yere otursa, toplantıyı bir kişi yönetse, sorulan soruları, verilen cevapları, orada bulunan herkes duyabilse ne güzel olurdu. Sonrasında film ekibiyle yapılan özel sohbetlerimiz çok daha verimli olur, keyifli geçerdi.

İsim belirtmeden filmin iki bayan oyuncusu için söylüyorum. Böyle toplantılara herkesten sonra katılmak, geç gelmek, takım ruhuna aykırı bir davranış olarak genelde kınanır (geç geleceğine hiç gelmemek daha iyidir hatta). Ki, gözlemlediğim kadarıyla, o gece kınandı da.

İçimi döktüm, şimdi geceden bana kalanları kısaca aktarayım sizlere.

Beyza’nın Kadınları’nın yapımcıları Cüneyt Ortan ve Elif Dağdeviren ile yaptığım görüşmeler doğrultusunda, Aralık ayında vizyona girecek filmi dört gözle beklemeye başladığımı söyleyebilirim. Onları dinledikten sonra bu filmde bir şeytan tüyü olduğuna karar verdim.

Şaka gibi, ama filmin sadece adı üzerine yarım saate yakın sohbet ettik o gece. Beyza’nın Kadınları, ilk duyuşta lezbiyenliği mi çağrıştırır, bölünmüş kişilik hissi mi uyandırır, yoksa Beyza’nın genelev işleten bir kadın olduğunu mu düşündürür, hepsi geldi aklımıza.

Cüneyt’in dediğine göre filmin adı kadar konusu da gizemliymiş. Üç ayrı son çekileceğini öğrendim. Üstelik bu çekimler kısıtlı bir ekiple gerçekleştirilip, orada bulunan herkese gizlilik anlaşması imzalatılacak, bu üç final arasından hangisinin seçileceğine ise son anda karar verilecekmiş.

Üzerinde konuşulan, adıyla, konusuyla ve finaliyle merak uyandıran yapımların şansı her zaman yüksek olur.

Beyza’nın Kadınları ile ilgili yeni haberleri ve tabii ki Aralık ayını dört gözle bekliyorum.

İntihar bombacıları Filmekimi’nde

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı
tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenecek olan Filmekimi, 30 Eylül-6 Ekim arasında izleyenleri çok konuşulacak filmlerle buluşturmaya hazırlanıyor. Gelen listede ilk göze çarpanlar şöyle: Lars von Trier’in ‘ABD-Fırsatlar Ülkesi’ üçlemesinin ikinci filmi ‘Manderlay’; Michael Haneke’ye Cannes’da En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran siyasi taşlama ‘Saklı’ (Cache); gelecek ay Antalya’da ağırlayacağımız Kim Ki-duk’tan ‘The Bow’; son günlerin en çok konuşulanları arasında yer alan intihar bombacılarını ele alan, Hany Abu-Assad imzalı ‘Cennet, Şimdi’ (Paradise Now); Danny Boyle’dan insanın içini ısıtan bir komedi-dram olan ‘Millions’.

Filmekimi’ndeki en sağlam yapımlardan biri de Amerikalı profesyonel fotoğrafçı Zana Briski ve Ross Kauffmann’ın yönettiği ‘Born into Brothels’. Filmin bu yıl En İyi Belgesel Oscar’ını aldığını hatırlatayım.

Geçen yıl Axess sponsorluğunda gerçekleştirilen etkinliğin bu yıl kimin katkılarıyla daha da renkleneceği henüz belli değil. Filmekimi biletlerini, 24 Eylül’den itibaren BİLETİX ve Emek Sineması gişelerinden alabilirsiniz.

Beyaz perdeden inciler...

‘Benimle mi konuşuyorsun?’ (Taksi Şoförü-Taxi Driver, Yön: Martin Scorsese, 1976)

Bunu biliyor muydunuz?

İstanbullular da sonunda I-Max’le tanışıyor. AFM I-Max’te ilk olarak ‘T-REX Dinozorlar Devrine Dönüş’ü izleyeceğiz.
X

Bir yasa hikayesi

6 Temmuz 2021’de Ankara’da, TBMM’deki Hayvan Hakları Yasa Tasarısı toplantısına, diğer pek çok STK ile birlikte HAÇİKO kurucu başkanı olarak ben de katıldım.

20 Şubat 2011’de, Dolmabahçe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yine hayvan hakları için buluşmamızın üzerinden 10 yıldan fazla bir zaman geçmiş.

10 yıl içinde Hayvan Hakları Yasası’nın değiştirilmesi gerektiği hep konuşuldu. Ankara’yı kapı komşusu yaptık.

Ve artık sona doğru iyice yaklaştık.

Ama çekincelerimiz var!

Kırmızı çizgilerimiz var!

Kendi çıkarımız için değil, dünyayı paylaştığımız, hatta paylaşırken haklarından bolca çaldığımız canlılar adına bu ‘ama’lar. Ben bu yazıyı yazarken görüşmeler henüz bitmemişti.

Yasa tartışmalarla, çekişmelerle birlikte son haline doğru ilerlemeye devam ediyordu.

Meclise oylamaya gidecek yasa tasarısını şekillendirip, altına imza atacak ve oylamaya katılacak milletvekillerimizden tek ricam, her şeyi bir kenara bırakıp, bu tarihe not düşecek yasada insanlığa,

Yazının Devamını Oku

Sonunda uçağa bindim

Ayda en az 8-10, bazen 15 kez uçağa binen biriyken pandemi nedeniyle karaya vurmuştum.


Geçen yaz Bodrum, Çeşme konserlerime hep arabayla gittim.
Abarttım, Gaziantep’e de arabayla gittim bu kış.
Geçen hafta Bodrum’a yine arabayla gitmeyi tercih ettim.
Ama bir yere kadar, ben de pes ettim sonunda ve cumartesi günü İstanbul Havalimanı’nın yolunu tuttum.
Neredeyse 1.5 yıl sonra ilk kez uçağa bindim.
Özlemiş miyim?

Yazının Devamını Oku

Maskeler bizden

Türk markalarının dünyaya damga vurduğunu görünce öyle seviniyor, öyle gururlanıyorum ki...

Bu haberi görünce de gözlerim ışıldadı, dudağımda bir gülümseme beliriverdi.

Kanada’dan sonra Amerikan hükümeti de yüzlerce maske üreticisi arasından en güvenilir maskenin bir Türk markasına ait olduğuna karar verdi.

TT, bildiğimiz bir marka. GS Mağazacılık Yönetim Kurulu’nda da bulunan Tarhan Telli’nin TT Motors ile başlayan serüveni, TT Medikal markasıyla devam etti.

Ve en güvenilir maske ile dünya çapında tanınır oldu.

Amerika siparişi verdi bile. Artık hastanelerde ve askeri tesislerde yüzde 99 filtrasyona sahip TT Medikal maskeleri kullanılacak.

Aşıyı bir Türk bulmuştu, en güvenilir maske markası olarak da yine Türkiye’den bir firma seçildi.

İstersek yapıyoruz gerçekten de...

Delta var Delta!

Yazının Devamını Oku

Korona aşısını bulan bir veteriner hekim

Herkes kendi aşısını yaparken biz neredeyiz diyorduk ki, güzel haber geldi.

Faz çalışmalarında başarıyla 3’üncü safhaya geçen aşının adı, Turkovac olarak duyuruldu.

1998 yılından beri aşı üretmeyen Türkiye’nin ilk korona aşısını bulan kişinin kim olduğuyla ilgili bilgi ise beni havalara uçurdu, çok sevindirdi ve hayli gururlandırdı.

Sevgili Murat Özhavala’yla sohbet ederken öğrendim, yerli aşıyı bulan Prof. Dr. Aykut Özdarendeli bir veteriner hekim.

Veterinerlik Fakültesi’nden mezun olduktan sonra doktorasını viroloji üzerine yapmış. ABD’de ise 3 yıl sadece koronavirüs üzerine çalışmış.

25 yıldır viroloji üzerine çalışmalar yapan, yerli aşıyı bularak yüz akımız olan virolog Özdarendeli’nin aynı zamanda veteriner hekim olmasından yola çıkarak birkaç sitemimi de dile getirmek isterim.

“Şuram ağrıyor, buramda sancı var, midem bulanıyor, başım dönüyor, gözlerim az görüyor” vs. diyemeyen, hastalıklarını anlatamayan dilsiz dostlarımızın dertlerini anlayıp, çare olmak için canla başla çalışan veteriner hekimler ne yazık ki hak ettikleri değeri göremiyor.

Bir kere “Sağlıkta Şiddet” yasa düzenlemesine dahil edilmediler. Hasta sahipleri tarafından saldırıya uğrayan pek çok veteriner hekim varken bu yasada yok sayılmaları kabul edilir gibi değil. 

Benzer bir yanlış korona aşısı hakkında da yapıldı.

Yazının Devamını Oku

Aşı olalım

Şener Şen’in “Sinemalarda, konserlerde, tiyatrolarda yeniden buluşmamız için... Ve normal hayatımıza geri dönmemiz için siz de mutlaka aşınızı yaptırın” dediği Sağlık Bakanlığı videosunu izlemişsinizdir.


Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da sosyal medyasından paylaştı bu videoyu. Şener Şen’e hayranlığım bir kez daha arttı. Aşılanmanın hem kendimiz, hem yakın çevremiz hem de tüm dünya için önemli ve gerekli olduğunu ne kadar çok kişi söyler, gösterir ve anlatırsa bu pandemiden işte o zaman hep birlikte kurtulacağız.
Aşı karşıtlarını, aşılanmaya şüpheyle yaklaşanları hep birlikte aşıya doğru döndürmeliyiz.
Bu konuda takipçilerini, hayranlarını, onları sevenleri ikna etmeye çalışan, örnek olan bütün tanınmış kişiler hem ülke hem dünya sağlığı için en doğru olanı yapıyorlar.
Hayata, normale, sinemalara, konserlere, tiyatrolara ağzımızın tadıyla dönebilmek için herkesin aşı olması şart.

Korona günlüğü

◊ Polonya, bulaşıcılığı yüksek Delta varyantının yoğun olarak görülmeye başladığı İngiltere’den gelen aşısız yolcuların tamamına 7 gün karantina uygulama kararı aldı. Yolcular uçağa binmeden önce testleri negatif çıksa bile 1 hafta karantinada kalacak ve o 1 haftanın sonunda ikinci kez PCR testi yaptırmadan sokağa çıkamayacaklar.

Yazının Devamını Oku

Bodrum’a kadın başkan adayı

Onu nasıl anlatırsın deseler, ilk olarak “dürüst ve azimli” derim.

Ki bence bir yönetici, bir başkan için en önemli özellikler bunlar.

BODER (Bodrum Turistik Otelciler İşletmeciler ve Yatırımcılar Derneği) başkan adayı Itır Köylü’nün beni çok mutlu eden bir başka sıfatı da kadın olması tabii.

Hem de aileden turizmci, gencecik, pırıl pırıl bir kadın.

Yarınki seçim öncesinde kendisiyle Bodrum’da, yeni açılan Door’a Otel’de buluştuk, sohbet ettik.

Planlarını, yol haritasını anlattı.

Bodrum için koyduğu hedeflere ulaşmak amacıyla ekibiyle birlikte canla başla çalışırken kimseyi kırmayacağına, haksızlık yapmadan ilerleyeceğine hiç şüphem kalmadı.

Sağlam, çok değerli isimlerden oluşan bir yönetim kurulu ile birlikte Itır.

Yazının Devamını Oku

Konserler nasıl başlar?

Aşılanma hızlandı, önümüzdeki ay açık alanlarda güvenli bir şekilde konserlerimizi yapmaya başlayacağız gibi görünüyor.

Canlı müzik mekanlarına ve müzisyenlere rehber olacak çalışma da yayınlandı.
Ses Konuşma ve Yutma Bozuklukları Derneği ile Profesyonel Ses Derneği Çalışma Grubu tarafından hazırlanan pandemi sürecinde sahneye dönüş standartları raporundan bölümleri zaman zaman paylaşacağım.
Bugün konuşma, telefonla konuşma, bağırma, şarkı söyleme arasındaki farklardan ve sosyal mesafenin öneminden bahsedeyim.
Rapora göre konuşma sırasında üretilen küçük damlacık miktarı, sesin şiddetiyle doğrudan ilişkili.
Konuşmanın düşük veya yüksek ses şiddetinde yapılmasına göre saniyede yaklaşık 1 ila 50 arasında değişen sayıda partikül (0,06 ila 3 parçacık/ cm3) üretilmekte, ses şiddeti arttıkça damlacık oluşum hızı da artmakta. 
Aynı ortamda aynı kişi tarafından yapılan konuşmanın, yüksek ses şiddetinde yapılması durumunda, yaklaşık 10 kat daha fazla damlacık üretimine neden olduğu rapor edilmiş.
Dolayısıyla telefonda konuşulması, yüksek sesle veya bağırarak konuşulması gibi faaliyetlerin yapılması, daha fazla damlacık ve bulaşa neden oluyor.

Yazının Devamını Oku

Uykusuzluk virüsü

İnsanlığın başına daha ne gibi felaketler gelebilir?

Koronadan başka yani?

Senaristlerin hayal gücü bu konuda sınır tanımıyor.

Özellikle korona ve pandemi sonrası izleyicinin bu türe olan ilgisinin de artmasıyla farklı filmler izleme imkanı buluyoruz.

Dijital platformda yayınlanan “Awake” mesela. 

Tam bir felaket filmi.

Adından anlaşılacağı üzere konu uyanıklık hali üzerinden ilerliyor. Bir küresel felaketin ardından tüm elektronik cihazlar devre dışı kalıyor.

Yaşananlar sonucu insanlar uykuya dalamaz hale geliyor.

Uykusuzluk çeken bilir bunun ne demek olduğunu.

Yazının Devamını Oku

Sağlığa bir Türk damgası daha

Pandemi döneminde bilimin insanlık için ne kadar önemli ve vazgeçilmez olduğunu bilenler çok daha iyi anladı, bilmeyenlerimiz de öğrenmiş oldu.

Bir pandemiden bilim ve bilimin ürünü olan aşılar sayesinde kurtulmak üzereyiz.
Yeni buluşlarda Türk insanının, Türk markalarının adının geçmesi de hepimizi ayrıca gururlandırıyor.
İşte bu nedenle sağlık sanayisinde pek çok yeniliğe imza atan, patentli buluşlarıyla birçok hastalığın tedavi sistemini geliştiren RD Global–INVAMED benim için ayrı bir yerde durmakta.
Tek olmadığımı Kıraç’ın marşıyla karşılaşınca anladım.
Kıraç, bilim insanlarına, inovatif çalışmaları ile dünya sağlığına değerli katkıları için teşekkür amacıyla “Önce İnsan, Önce Can” adlı marşı yaptı. “Sağlık ve bilim adına şükranla #Rdglobal #invamed’e hediyemdir” tweet’i ile paylaştı ve şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Raşit Dinç’i de etiketledi.
Bu noktada biraz RD Global’den bahsedeyim.
Özellikle kalp damar cerrahisi, girişimsel nöroradyoloji alanlarında tıbbi cihaz devlerinden biri RD Global-INVAMED.

Yazının Devamını Oku

Sizin de nomofobiniz var

Pandemi döneminde kendimizden çok sosyal medyayla kaldığımız bir gerçek.

Sosyal medyaya gömüldüğümüz desek daha bile doğru olur.

Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan araştırma geçen ay açıklanmış; günümüzün yüzde 33’ünü internette, yüzde 12’sini ise sosyal medyada geçirdiğimizi ortaya çıkarmıştı.

Geriye de pek vakit kalmıyor zaten.

Artık iş, güç, sevdiklerimizle vakit geçirme, kitap okuma, spor yapma falan nerede derseniz bilemiyorum!

Yemek yemeyi saymıyorum bile, çünkü o telefon, sofrada da ellerden düşmüyor. Bu durumun sonucu yalnızlık, izolasyon, mutsuzluk, depresyon, kaygı vs... Ve tüm bunlara nomofobi de eklenmiş durumda.

Nomofobinin kelime anlamını bilmeyenleriniz vardır belki ama bu hastalığa sizin de yakalandığınıza dair iddiaya girerim.

Çağın fobisi olarak adlandırılan nomofobi, “no mobile phobia”dan türetilmiş bir kelime.

Telefondan uzak kalma, telefona ulaşamama fobisi

Yazının Devamını Oku

Fark yaratanlar

Bir kişi eğer ister, inanır ve çalışırsa çok büyük fark yaratabilir.


Ve o bir kişiye değer ve destek verilirse, bir kişiler çoğalır, toplum iyileşir, dünya güzelleşir.
İşte bu nedenle Sabancı Vakfı Fark Yaratanları’nı çok önemsiyorum.
Sabancı Vakfı, 2009’dan bu yana, yani 12 yıldır Türkiye’nin fark yaratanlarını seçiyor.
İlk yıllarda “Sonraki yıllar için başvuran bulabilir misiniz acaba” diyenler olmuştu.
Tam tersine ilgi arttı, katılım çoğalarak büyüdü.
Güler Sabancı açıkladı, bu yıl 4 binden fazla kişi başvurmuş.

Yazının Devamını Oku

Friends Reunion

Bugüne dek gördüğün en eğlenceli arkadaş grubu hangisi? sorusuna sanırım hepimizin ortak bir cevabı olabilir: “Friends”.

Yıllarımız geçti kahkahalarıyla, kavgalarıyla, kıskançlıklarıyla, küslükleriyle, ayrılmaları, kavuşmaları ama bir şekilde hep tatlıya bağlamalarıyla.

En yalnız, en berbat hissettiğimiz zamanlarda arkadaşlık ettiler bize.

Rachel, Monica, Phoebe, Ross, Chandler, Joey...

Favorilerim hep Joey ve Phoebe olmuştu, hâlâ da öyle sanırım.

Ve 17 yıl aradan sonra “Friends Reunion” geldi işte.

Konsept çok başarılı; okuma provaları, anılar, geriye dönüşler, röportajlar, setin yeniden canlandırılması, misafir oyuncular, talk show formatı...

Bir araya gelme fikrinin hakkını sonuna kadar vermişler.

Konseptin güzelliğini bir kenara bırakırsak tabii ki en çok oyuncuların

Yazının Devamını Oku

Hayvan besleyeni evden atabilirler mi?

Kedimiz, köpeğimiz var diye bizi evimizden çıkarmak, siteden atmak istiyorlar.”


İşte bana ve HAÇİKO’ya gelen en sık sorulardan, sorunlardan bir tanesi.
Avukatlarımızdan, aynı zamanda yönetim kurulu üyemiz de olan Av. Serdar Uluç’un hazırladığı hukuki çözüm metnini aynen paylaşıyorum.
Burada öncelikle yönetim planına bakılmalıdır.
Yönetim planında yasaklanmadıkça daire içerisinde evcil hayvan beslenebilir.
Buna rağmen yönetim planında evcil hayvan bakılması yasak olsa dahi, bu yasağın yok hükmünde olduğuna dair mahkeme kararı da mevcuttur. (İstanbul Anadolu 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/1073 Es. 01.03.2013 tarih ve 2013/251 sayılı kararı, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 2014/6465 E. 2014/12547 K. 11.09.2014 tarihli ilamını inceleyebilirsiniz.)
Yönetim planında yasak olmaması durumunda ise 5199 sayılı Hayvan Koruma Kanunu’nun 5. maddesine göre hayvan sahipleri, sahip oldukları hayvanlardan kaynaklanan çevre kirliliğini ve insanlara verilebilecek zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirleri almakla yükümlüdür. 

Yazının Devamını Oku

Korona çocuklar için dev risk

Parklarda bahçelerde maskeli çocukları görünce çok üzülüyorum.

Ama takmayanları da uyarıyorum. Çünkü çok yakın temastalar, mesafeye oyun oynarken pek dikkat etmiyorlar. Böyle bir dönemde hiç kuşkusuz ne çocuk olmak kolay ne de ebeveyn.

Ama biraz daha sabır. En azından aşı yaygın bir   şekilde uygulanmaya başlayana ve pandemi hafifleyene kadar dikkat etmeye devam etmek şart.

Çocukların korona riskinin az olmadığıyla ilgili bilgiler de artıyor üstelik.

Korona çocuklarda hafif geçiyor diye biliyorduk.

En azından onlarda yetişkinler kadar tehlikeli değildi sanıyorduk.

Ama yurtdışından gelen bilgiler maalesef aksini söylüyor.

Brezilyalı doktorların açıklamalarına göre ciddi eklem ağrıları, ishal, öksürük, mide ağrısı çocuklarda görülen korona belirtileri arasında.

Brezilya’da 15 Nisan verilerine göre bugüne dek

Yazının Devamını Oku

4 bin adım atarız artık

Pandemide kapanmada hayatımızı yemek üzerine kurduk. Tek eğlencemiz o gün ne yiyeceğimiz ile ilgili oldu. E kilolar da geldi tabii.


Spor derseniz, pandeminin başındaki azim, istek yok.
Kendimizi kandırmak ve harekete geçmek için neden bulamıyoruz.
İşte tam da bu anda, tamamen salmaya meyilliyken gelen “günde 10 bin adım atmaya gerek yok, 4 bin adım da yeterli” müjdesi beni yeniden gaza getirdi.
10 bine ulaşamıyor ve kendimi başarısız hissediyordum.
Şimdi yürüyüşlere yeniden başlıyorum. 4 bini adımı geçtiğim günler de olacaktır, o zaman da madalya takarım kendime.
Attığım adımlar tabii ki Help Steps üzerinden HAÇİKO’ya, sokak hayvanlarına mama ve tedavi olarak gidiyor.

Yazının Devamını Oku

Şampiyon Beşiktaş

Erkekler de ağlar hem de nasıl ağlar.

Şampiyonluk son maça kalınca, son dakikalarda nefesler tutulup, sinirler iyice gerilince öyle bir boşalma olur ki herkes ağladı, hepimiz ağladık.

Benimki sinir boşalması ve sevinçle karışık gözyaşlarıydı.

E kolay gelmedi bu şampiyonluk.

Sezon başında ‘bu kadro ilk 5’e zor girer’ dediler.

Aboubakar sakatlanıp, ligden düşünce, ‘takımın yarısı gitti, bundan sonra Beşiktaş’tan hayır gelmez’ dediler.

Rakiplerin ikinci takımı çıkaracak yedekleri varken, bizim yedek kulübemiz sakatlıklardan sonra iyice zayıfladı.

Ve bu kısıtlı imkanlara rağmen sahadaki müthiş 11’le, Rosier ile güç bulan ve ligin en değerli oyuncusu olduğunu düşündüğüm Ghezzal ve Sergen Hoca’nın büyük katkılarıyla, inanarak, savaşarak, mücadele ederek geldi bu şampiyonluk.

Mayıs başında Beşiktaş Kadın Futbol Takımı’nın şampiyonluğu ile sevinmiştik.

Yazının Devamını Oku

Pandemi biterse

Pandemi bittikten sonra gideceğiniz ilk üç mekan neresi olur?”

Ben kendi listemi şöyle sıralayayım...
Dövmeci:
Sürekli el yıkamaktan, dezenfekte etmekten ellerimin üzerindeki dövmeler soldu gitti. Mutlaka üstlerinden geçilmesi gerekiyor. O arada yeni bir dövme de yaptırabilirim tabii.
Konser:
Sahnede olmayı çok özledim. İlk konserimde çılgınlar gibi eğleneceğim, sahneden zor inerim şimdiden söyleyeyim. Ama konser vermek kadar konsere gitmeyi de çok özledim. Şöyle sağlam bir rock festivali öyle iyi gelir ki. Teoman konseri ilk tercihim tabii.
Stadyum:
Maça gitmeyi öyle çok özledim ki. Dolmabahçe’de ağaçlı yolda hep beraber yürüyüp Vodafone Arena’da marşlar söylemeyi, bağıra çağıra tezahürat yapmayı. Totemler yapıp gol sevinci ile zıplamayı, tanıyıp tanımadığım herkese sarılıp kutlamayı... 

Yazının Devamını Oku

Hıncal’a yanıtımdır

Hıncal Uluç köşesinden alenen “Tarkan haklı diyen Ömür, sen de müzisyensin güya... Ama senin şeyin denk nasıl olsa... Size çalanlar, evlerine üç kuruş götürenler ne yapıyor hiç düşündün mü” yazdı.

“Kılını kıpırdatmadın” iddiasını bu dille yazınca neye uğradığımı şaşırdım.

Böyle cinsiyetçi, böyle yakışıksız argolara karşı cevap veresim bile gelmiyor.

Ama bugüne dek birlikte çaldığım, çalmadığım, tanıdığım, tanımadığım, hepsine sonsuz saygı duyduğum tüm müzisyen arkadaşlarım için onca şey yapmışken, bu haksız eleştiri karşısında açıklama yapmam da şart oldu.

POPSAV Yönetim Kurulu üyesiyim ve pandemi en yoğun çalıştığımız dönemdi.

80’den fazla solist ve grubun katıldığı bir online festival düzenleyerek müzisyen arkadaşlarımıza 300 bin TL yardım topladık. 

Ve bunu koronanın en yaygın olduğu dönemde, otoimmün hastalığıma rağmen riski göze alarak yüz yüze geldiğimiz toplantılar ve festivalle yaptık. 

Sonrasında, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, meslek birlikleri, vakıflar ve derneklerle birlikte müzisyenlere destek için yaptığı tüm toplantılarda birebir bulundum. 

Ki şu anda bu toplantıların sonucunda müzisyenlere yapılan yardım 156 milyon TL’yi buldu.

Yazının Devamını Oku

Çocukların içindeki kötülük

Kediyi bayıltana kadar döven çocuklar” başlıklı videoyu bu tarz pek çok video gibi sonuna kadar izleyemedim.


Benim ve benim gibi pek çok insanın izlemeye bile dayanamadığı zulme maruz kalan kedicik.
Ve bu işkenceyi hiç çekinmeden, acımadan büyük bir keyifle yapan çocuklar.
Çocuk demeye dilim varmıyor aslında.
Biz çocukken elimizde yiyecekle kedi, köpek, kuş besler, severdik.
Çocuk olmak masumiyet, çocuk olmak sevmek, çocuk olmak iyi olmak demekti.
Yetişkinler gibi çocukların da iyisi, kötüsü var.

Yazının Devamını Oku

Tarkan doğrusunu yaptı

Yıldız Tilbe, sözleri kendisine ait olan “Kış Güneşi” şarkısını söyleyip Tarkan’a “Hadi sıra sende” diye pas attı.

Tarkan da pası taca bile atmadı, “Olayın neye hizmet ettiğini anlamadım” deyip kibarca iade etti.

Olayın hizmet ettiği nokta aslında şu; uzun süredir işsiz olan müzisyenler için başlatılmış bir challenge’dı bu. İyi güzel de, peki ne işe yarayacaktı? Amacı neydi?

Bir cümlesi var mıydı?

Bir şeyleri değiştirmek için kitleleri ya da otoriteleri harekete geçirecek içeriği var mıydı?

İşte onu ben de anlamadım.

Zaten Tarkan da anlamadığı için “Beni affedin” deyip çekildi kenara.

Keşke bu daha ayakları yere basan bir proje olsaydı. 

Ya da Yıldız Tilbe ile Tarkan sosyal medya üzerinden haberleşeceklerine önceden bir telefon konuşması yapmış olabilselerdi.

Yazının Devamını Oku