GeriDeniz SİPAHİ Beni 15 yıl öncesine götüren fotoğraflar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Beni 15 yıl öncesine götüren fotoğraflar

BAZEN çalışma odamdaki arşivimde saatler nasıl geçiyor anlamıyorum.

Geçmişte yazdığım bir yazı, kesip sakladığım bir haber ya da bir fotoğraf, beni alıp başka dünyalara götürüyor.
Anıları hatırlamak, dostlukları konuşmak, yaşanmışlıkları bir film şeridi gibi gözden geçirmek beni çok rahatlatıyor.
Elime 15 yıl öncesinin fotoğrafları geçti.
Ahmet Piriştina kahkahalarla gülüyor, Şinasi Ertan da ona katılmış, Ataman Bükey, Metin Akpınar var aynı karede...
Hürriyet’in İzmir’deki binasının hemen yanında Key Plaza’da ya da Fuar Kültürpark’ta çekilmiş fotoğraflar...
Ahmet Piriştina’yla Kipa’nın Genel Müdürlüğü’nü yapmış Yılmaz Attila Karşıyaka sahilinde yürürken...
Metin Akpınar ve Ahmet Piriştina’nın etrafında toplanmış çalışanlarla...
Elimden birçok kare geçerken; ben de bir gazeteci olarak tanıklık ettiğim günlere dönüyorum.
***
Ahmet Piriştina Tansaş Genel Müdürlüğü’nden ayrılmış, yeni bir model yaratmak için görüşmeler yapıyor.
Piriştina’nın kafasında İzmirli 100 işadamını bir araya getirerek yeni bir Tansaş yaratmak var.
O günkü konuşmaları hatırlıyorum; “Tansaş’lar küçük mağaza formatında, biz büyüğünü yapacağız. Hipermarket olacak” deniyordu.

Beni 15 yıl öncesine götüren fotoğraflar


İzmirlileri aynı masa etrafında toplamak, üstelik bir de ortak yapmak hiç kolay değildi. Piriştina, perakende sektöründe hızlı gelişmeler olacağını söylüyordu.
Bu yazıyı yazarken Piriştina’nın sözlerini duyar gibi oluyorum.
Şinasi Ertan’ın herkesi kucaklayan konuşmalarını...
Yılmaz Attila’nın o heyecanını...
Elbette Kipa’nın doğumunda emeği geçen 100 İzmirli önemli işadamını ve profesyonel kadroyu da unutmamak gerekiyor. Nezih Öztüre’nin Belçika Fahri Konsolosu olmasından dolayı Belçikalılarla kurulan bağlantılar.
Cem Bakioğlu’nun, Tufan Ünal’ın emeklerini...
Turhan Boro, Teoman Baygan, Sadrettin İşçimen, Samim Sivri, Osman Aydemir gibi isimlerin katkılarını...
Ve onlarca ismi buluşturan ortak hayali... Bunları neden yazıyorum.
Fotoğrafların bazılarının arkasına not düşmüşüm.
Kasım 1994, Aralık 1994 diye...
Kipa’nın Bornova’daki mağazasının açılışının üzerinden tam 15 yıl geçmiş...
***
Kipa’nın Genel Müdürlüğü’nü yapmış; Tesco’nun 2003’te Kipa’yı almasıyla Kurumsal İlişkiler ve Hukuk Direktörlüğü’nü yapan Yılmaz Attila’yla o günleri konuştum.
Attila şöyle dedi:
“Beni Kipa’da işe alan kişi Ahmet Piriştina’ydı. O zamanlar Tekstil Grup Sorumlusu olarak çalışıyordum. Çok heyecanlı bir dönemdi hepimiz için. İzmir için çok yeni bir konsepti hayata geçirmiştik. Mağaza önünde oluşan kuyrukları unutmak mümkün değil. Şirketlerin belli kurallar içinde kendilerini geliştirebildikleri sürece başarılı olduklarına inanıyorum. 15 yıl önce bir mağazayla işe başlayan, İzmir’e birçok yeniliği getirmiş olan Kipa, işte bu yüzden şimdi çok daha büyük, çok daha yaygın. Bu başarıda pay sahibi olmak, doğduğum şehre belli bir hizmet üretmiş olmak benim için çok önemli. İzmir’de sokakta yürüdüğümde insanların beni tanımaları, Kipa gibi akıllara, kalplere kazınmış bir isimle özdeşleştiriyor olmaları benim için büyük mutluluk.”
***
Arşivimdeki her zarfın içinde farklı anılar, farklı öyküler var.

Hep yabancıyı düşünüyoruz ya yerli turist

EGE Bölgesi’nin turizm potansiyelini anlayabilmek için dünyanın çeşitli yörelerini gezmekte yarar var; çünkü doğduğu ve yaşadığı bölgenin güzelliklerini kanıksayan insan, bunların değerinin farkına varamıyor. Yurtdışında doğal veya tarihi güzellikler diye sunulanlara baktığınızda, görüyorsunuz ki, sizin yaşadığınız bölgede mükemmelleri var.
Doğal güzelliklerimizin kısmen farkındayız belki; ancak tarihi zenginliğimizin değerini çok az bildiğimiz bir gerçek. Bunda tarihsel bilincimizin yeterince gelişmemiş olmasının etkisi varsa da, asıl sorun tarihi değerlerimize ulaşmada ve tarih konusunda doğru bilgilendirmede yaşanan eksiklikler...
Turizmi fazla gelişmemiş ülkelerde bile bir turizm bürosuna uğradığınızda, birkaç gün boyunca gezebileceğiniz şehir turları önerirler sizlere. Sabah otobüsle otelinizden alırlar, profesyonel bir rehber en azından İngilizce konuşarak şehir turunda sizi bilgilendirir ve akşam otelinize, o şehrin önemli turistik yerlerini görmüş ve bilgilenmiş olmanın mutluluğuyla dönersiniz. Sadece yabancı değil, yerli turistlerin de ilgi gösterdiği bu turları organize etmek çok mu zor?
***
Ege Bölgesi’nde bu işin öncülüğünü İzmir üstlenebilir. Büyükşehir ve çevre belediyelerin üniversitelerle işbirliğiyle açılacak kurslarda yetiştirilecek öğrenciler, rehber olarak kullanılabilir. Böylece öğrencilere kısmi zamanlı çalışma şansının yanında alternatif bir meslek de kazandırılmış olur.
Aklıma ilk gelen güzergahlar: Agora, Kadifekale, Asansör ve müzeler; Efes ve Kuşadası; Bergama ve Ayvalık; Manisa ve Sart...
***
Hafta sonları ve tatillerde daha çok turistlere yönelik bu turlar, hafta içinde belediye otobüsleriyle öğrencilere, yaşlılara ve engellilere düşük ücretle veya ücretsiz sunulabilir. Aynı model daha sonra Manisa, Aydın, Balıkesir, Denizli, Muğla, Afyon, Kütahya, Uşak gibi illerde de uygulanabilir. Yerli veya yabancı bir konuğumuz geldiğinde birlikte hoş zaman geçirmek, bölgemizi tanıtmak ve bu arada kendi bilgi dağarcığımızı geliştirmek de olası olur. (Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)

X

Aşı olmayanlara bazı tedbirler devam edebilir

ARTIK inanıyorum.

Tünelin ucundaki ışığı gördük. Aşılar geldikçe, günlük aşı sayısı arttıkça umutlarım daha da artıyor.
Önümüzdeki haftadan sonra 40 yaşın altındakiler de aşılanmaya başlayacak. Temmuz sonuna kadar 18 yaşına kadar olan gençlerimiz de...
Bir de altı ay sonrası üçüncü aşıları da temin edebilirsek; işte o zaman pandemiyi günlük hayatımızdan çıkarabileceğimizi düşünüyorum.
Üstelik yıl sonuna doğru ilaçların da çıkacağını düşünürsek; daha da umutlanıyorum.
Bilim insanları daha sonraki süreçlerle ilgili çalışmalarını devam ettiriyorlar.
Artık bu çalışmaları da sıkı takip etmeye başladım.
Şimdilik üçüncü aşıyı tavsiye ediyorlar ama sonrası için veriler toplandıktan sonra adımlar atılacak.

Yazının Devamını Oku

Birer birer masadan eksiliyor dostlar

GAZETE yaparken çok sık konuşuruz. Çünkü haberlerdeki gelişmeler yapacağınız gazeteyi de şekillendirir. Defalarca değiştirebilirsiniz. Büyütmeyi düşündüğünüz, manşet yapmak istediğiniz bir haber günün ilerleyen saatlerinde iç sayfalarda bile yer bulabilir.


Bizim meslek gerçekten dinamiktir ve tempo ister.
Bir şey daha ister; o da ekip çalışması yapmayı...
Özellikle yazı işleri ekibi gün için çok kez bir araya gelir, toplantılar yapar.
Biz de öyle yaparız.
Kendimi hep şanslı hissetmişimdir. Hep deneyimli kadrolarla çalıştım. Çok iyi gazeteciler etrafımdaydı.
Ve uzun yıllardır birlikte olduğum bir ekip olduğu için çok hızlı aksiyon alırız.

Yazının Devamını Oku

O bizim mesleğin Picasso’suydu

BİZİM meslek zordur.


Bazen günler uzar; geceyi sabah yaparsınız.
Bazen de haber özel günlerinizin bile önüne geçer.
Her mesleğin elbette zorlukları, güzellikleri vardır ama gazetecilik gerçekten tutku ister.
İşte o günlerde yanınızda kimlerin olduğu çok önemlidir. Sekiz saati her gün aşan bir mesaide haber için kalpleri atan insanlar okuduğunuz gazeteyi yapar.
Bazıları vitrindedir, bazıları ise perde arkasındaki kahramanlardır.
Gazeteciliğe başladığım ilk günlerde tanıdığım isimlerden biriydi Nejat Bekmen...

Yazının Devamını Oku

Aşıların tartışılmasına hala inanamıyorum

İZLİYORUM, gözlemliyorum, okuyorum aşıyla ilgili hala tartışmalar yapılıyor. Oysa bilimsel araştırmalar aşıların pandemeyi bitirecek en önemli silah olduğunu ortaya koyuyor. Aşı olanlar hem antikor sağlıyor, hem de hastalığı ağır olmadan atlatabiliyorlar. Buna rağmen aşı olmak istemeyenleri gerçekten anlamıyorum.

 


Öyle yorumlar dinliyorum ki şaşırıyorum.
Komplo teorileri öylesine fazla ki anlatanların bile inandığını zannetmiyorum.
Bazı hastalıkların bitmesinde aşıların büyük rolü oldu.
O yüzden aşılanma konusunu ciddiye almamız gerekir.
Aşı olmayanlar için bazı tedbirlerin dünyada uygulandığını görüyoruz.

Yazının Devamını Oku

Tam normalleşmeye daha var

AVRUPA uçuşları açıyor. Daha doğrusu kurallar gevşetiliyor.


AB ülkelerinden aşıları tam olan yolcular, cuma günü yayınlanan yeni kurallar doğrultusunda 9 Haziran’dan itibaren Kovid testi yaptırmadan Fransa’ya girebilecekler.
Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri’nden tam aşılı olanlardan ise negatif test sonucu istenecek. Ancak karantinaya alınmaları gerekmeyecek ve zorunlu olmayan seyahatlere artık izin verilecek.
Ama şöyle bir tarif yapmışlar;
“Tam aşılı kişiler dozlarını yolculuklarından en az 14 gün önce Pfizer, Moderna veya AstraZeneca aşılarıyla almış kişilerdir. Johnson & Johnson aşısı için zaman aralığı dört haftadır.”
Yani başlangıçta bizim gibi Çin aşısı Sinovac’ı olanlar için hala seyahatlerle ilgili bir belirsizlik var.
Şimdilik PCR testinizi olup bazı ülkelere gidebiliyorsunuz.

Yazının Devamını Oku

Ben yine de hatırlatayım da

BİLİYORUM pandemiden çok sıkıldık ve hepimiz yazın o ilk günleriyle birlikte kendimizi dışarıya atmak istiyoruz. Ve özellikle yazlık yerlerde kısıtlamalar olmadan, özgürce vakit geçirmek istiyoruz. Herkes haklı...



Geçen yazdan daha kalabalık geçecek Bodrum, Çeşme ve diğer turistik yerler...
Pandemi öncesinde başlayan bir alışkanlık oldu. Örneğin Alaçatı’da bazı işletmeler sabaha kadar ve yüksek volumlü sesle müzik yaptılar.
Oraya gelip tatil yapmak isteyenleri hiçe sayarak...
Sokağa taşan müziği güzel zannederek...
Eller havayı eğlence gibi görerek...

Yazının Devamını Oku

Bu sektör Sepil’i bile küstürüyorsa

BİRKAÇ gündür Göztepe Başkanı Mehmet Sepil’in sözleri aklımda...


Önce şöyle dedi;
“7 yıldır gururla üstlendiğim Göztepe Spor Kulübü Başkanlığı görevinden ayrılma kararı almış bulunuyorum. Kulübümüzü çok daha iyi noktalara getireceğine inandığım bu adımla yönetimde üstlenmiş olduğum tüm görevler bir icra kurulu tarafından yürütülecek olup, yeni bir yapı bayrağı devralana kadar yönetim sistemimiz bu şekilde devam edecektir. Göztepe’miz Türk futbolunun hepimizce malum olan çarpık yapısı içinde parlayan bir yıldız olarak kalmaya devam edecektir.”
Sepil’in bu kararı elbette spor camiasında ve İzmir’de sarsıcı bir etki yarattı.
Çok kişinin kendisiyle konuştuğunu, kararını gözden geçirmesi için ısrarcı olduğunu da biliyorum.
Ama kararı değişmedi.
Ve ikinci açıklaması da şöyle oldu;

Yazının Devamını Oku

Yeniden kampanyaya ihtiyacımız var

İSRAİL nüfusunun neredeyse tamamını aşıladı. Amerika’da 200 milyondan fazla kişi aşı oldu. Türkiye’nin de yüzde 15’i ikinci aşılarını oldu. Haziranda hızlı bir şekilde aşılanma olacak.

Ve aşıların üzerinden aylar geçmesine rağmen hala tartışmalar devam ediyor.
Üstelik bilimsel veriler aşı olanlarda ölüm oranlarının çok düşük, hastaneye yatış oranlarını da azalttığını göstermesine rağmen...
Gerçekten bir buçuk yılımızı evlerde geçirmemize, sevdiklerimizden uzakta kalmamıza neden olan bu salgına rağmen böyle bir durum var.
Türkiye’de aşı randevusu kapasitesinin sadece yüzde 30’unun dolu olmasını anlamakta zorlanıyorum.
Şimdi sıra 50 yaşındakilere geldi.
Elbette aşılama bir sistematik çerçevesinde yapılıyor.
Ama bu oranları görünce aşı olmak isteyen herkese randevuların açılması gerektiğini düşünmeye başladım.

Yazının Devamını Oku

Önce hibrit sonra yüz yüze

BEN yakın bir gelecekte ve aşıların artmasıyla birlikte Kovid 19 salgının azalacağını düşünenlerdenim. Elbette dikkatli olmamız, kurallara uymamız gerektiğini hatırlatırım.


Belki birkaç yıl daha aşı olacağız ama belki de kapanmalar bir daha olmayacak.
Tabii beni iyimser bulanlar olabilir.
Çünkü bu salgın gösterdi ki; tablo haftalık bile değişebiliyor.
Yine de tünelin ucunun gözüktüğünü düşünüyorum.
İş hayatında köklü değişiklik beklentisi içinde olanlar artık evlerden çalışacağımızı düşünüyor.
Ben buna da karşıyım.

Yazının Devamını Oku

Telafisini de yapalım

BİRÇOK kez yazdım, bir kez daha yazmak istiyorum.


Gerçekten de zor bir dönem geçirdik.
Bir virüs bütün dünyayı evlere kilitledi.
Sadece filmlerde olduğunu zannettiğimiz bir salgınla yüz yüze geldik.
Tarih kitaplarında okuduğumuz ve yüz binlerce insanın öldüğünü bildiğimiz o salgınlardan biriyle de biz yaşamış olduk.
Birkaç ayda biter dediğimiz salgın bir buçuk yıldan bu yana devam ediyor.
Bitti dediğimiz virüs yeniden hortladı ve her seferinde işlerimize gidemez olduk.

Yazının Devamını Oku

Adalar rahatlamıştır şimdi

DIŞİŞLERİ Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Yunanistan ziyareti önemli... Özellikle Yunanistan’a ve adalara en çok ilgi gösteren Türk turistler... Yakınlık nedeniyle Yunanlılar da karşı kıyılara günü birlik çok geliyorlar.


Ayvalık, Kuşadası, Çeşme, Bodrum, Marmaris ve Datça Yunanlıların en çok geldikleri turistik ilçeler...
Pandemi nedeniyle ne biz gidebiliyoruz, ne onlar gelebiliyor.
Çavuşoğlu mevkidaşı Nikos Dendias ile görüştü.
İki ülke aşılarının karşılıklı olarak tanınması konusunda anlaştığını açıkladı.
AB üyesi olan Macaristan, Bulgaristan ve Sırbistan’la da karşılıklı anlaşmaya varmıştık.
Avrupa Birliği Komisyonu da dün bir adım attı. Kovid-19 aşısını tam doz olarak yaptırmış aşı sertifikası onaylanmış; PCR testi yaptırmış ve 14 günlük karantinadan muaf olanların da ülkelere giriş yapabileceği tavsiyesinde bulundu.

Yazının Devamını Oku

O artık bir Sofrolog

AYÇE Bükülmeyen Özerdem Hürriyet Ege’ye harika röportajlar yaptı. Birçok kişiyi, kurumu bizlere tanıttı, anlattı. Sonra eşiyle birlikte önce Londra’ya sonra da Amerika’ya Washington’a yerleşti. Şimdi oralardan bize güzel yazılar yazıyor.


Geçen gün gazeteye geldi, epey sohbet ettik. İngiltere’yi, Amerika’yı, pandemi dönemini konuştuk.
Ve son dönemde ilgi duyduğu bir konuyu bana anlattı.
Sofroloji...
İçinde felsefe olan bütün öyküler benim ilgimi çeker.
Ayçe’ye “Sofrolojiyle nasıl tanıştın” dedim.
Anlattı;


Yazının Devamını Oku

Okulları açık tutmalıyız

ISRARLA yazıyorum.

Okullarımızı açık tutmalıyız.
Online eğitimi yapabilenler oldu, yapamayanlar da...
İmkanı olup ekran karşısına geçenler de oldu, geçemeyenler de...
Ve bu süreç hem öğretmenlerimiz, hem de öğrencilerimiz için gerçekten zordu.
Oğlum Atlas’tan biliyorum.
Sabah 9’da derse başlıyor, 10 dakika aradan sonra yine derse giriyor.
Bazı günler 17.00’ye kadar, bazen hafta sonları bile online bağlantılarla devam ediyor.

Yazının Devamını Oku

Ben bu genç ekibe güveniyorum

ALTAY’ı tebrik ederim.


19 yıl sonra Süper Lig’de iki İzmirli olacak.
Göztepe’yle birlikte Altay da büyük bir mücadelenin içine girecek.
Altay Kulübü Başkanı Özgür Ekmekçioğlu’na da teşekkür ederim.
Üçüncü lige düşmüş bir futbol takımını aldı ve her yıl istikrarı kurarak kulübü Süper Lig’e taşıdı.
Aslında Altay’ın bu öyküsü Türkiye’deki birçok kulübe örnektir.
Futbol tarihinde başarılar yakalamış birçok kulüp Altay gibi benzer bir süreç yaşadı.

Yazının Devamını Oku

Bu süreçten dersler çıkaralım

1 HAZİRAN sonrası için normalleşme adımları belirginleşiyor.


Bilim Kurulu sahillerde, parklarda, bahçelerde kişiler arasında 2 metre mesafe olması halinde maske takmaya gerek olmadığını düşünüyor.
Ama daha önemlisi haziranda hedefin günde 1 milyon kişiye 1 milyon BioNTech aşısı yapılması.
Haziran sonunda 30 milyon insan ilk doz aşısını olacak.
BioNTech’te ilk aşıdan sonra yüzde 70’in üzerinde bir antikor oluşuyor.
Bunun anlamı şu;
Yaz sonundan itibaren Türkiye eski günlere dönebilir.

Yazının Devamını Oku

Ve final: Kazanan İzmir olsun

BEN sporun bir kent, bir bölge için geliştirici, motive edici yönünü önemsiyorum. Artık spor endüstrisi çok başka bir noktaya gidiyor. İnsanlar gönül verdikleri takımların maçlarına giderek hem keyifli vakit geçiriyor, hem de sosyal hayata ve ekonomiye katkı sağlıyorlar.Sporun birleştirici, uzlaştırıcı yönünü de unutmamak gerekir.


O yüzden futbolda iki İzmirlinin 19 yıl sonra Süper Lig’de olmasını ayrıca önemsiyorum.
Finalde Altay ve Altınordu oynayacak, 90 dakikanın sonunda biri Süper Lig’e çıkacak.
İkisi de Türkiye’nin güzide kulüpleri...
Altay sadece bir spor kulübü de değildir.
Türkiye’nin ilk sivil toplum örgütlerinden biri olarak da görün...
Tıpkı Karşıyaka gibi...

Yazının Devamını Oku

Türkiye markalarıyla büyüyecek

DAVUT Doğan ile tanışmamız 25 yıldan fazla oldu. Çanakkale’den gazeteci dostum Murat Kıray ile Biga’ya gittik, bütün gün Doğan ile sohbet ettik.


O günlerde Doğtaş Mobilya sektöründe markalaşma adına önemli yatırımlar yapıyordu.
Yıllar içinde Doğan ailesini hep yakından izledim, önemli projelere imza attılar.
Doğtaş Türkiye’nin en önemli markaları arasına girdi. Bayi ağlarını genişlettiler.
Sonra da Kelebek’i alarak sektördeki iddialarını genişlettiler.
Ardından Lova Yatak ve RuumStore hamleleri geldi.
İnşaat sektöründe Doğyap, perakende sektöründe Troypark markaları da gruba eklendi.

Yazının Devamını Oku

Sepil kararını gözden geçirmeli

GÖZTEPE Başkanı Mehmet Sepil’in ayrılma kararı spor dünyasının en çok konuşulan konularından biri...

 

Gerçekten de Sepil Göztepe’yi aldıktan sonra kulüp bambaşka bir havaya büründü.
İş dünyasındaki başarısının hiç tesadüfi olmadığını kanıtladı...
Kulübü kurumsallaştırdı, profesyonellere emanet etti, eksik altyapı tesisleri tamamlandı, kamuoyuyla sağlıklı bir iletişim kuruldu.
Bütün bu detaylar önemliydi.
O yüzden Sepil’in bu kararı gerçekten sadece Göztepe için değil, spor dünyası için de önemlidir.
Özellikle futbolda kulisler çok hareketlidir.

Yazının Devamını Oku

Aşıdan başka bir çözüm de yok

AŞIYLA ilgili önemli gelişmeler yaşanıyor.

 

Türkiye, Pfizer ile BioNTech’in geliştirdiği Kovid-19 aşısından 30 milyon dozu opsiyonlu olmak üzere 90 milyon doz daha satın almak üzere anlaşma imzaladı.
Yeni parti Çin aşısı Sinovac da geçenlerde gelmişti.
Rus aşısı Sputnik V yakın zamanda Türkiye’de olacak, üstelik bizim tesislerimizde de üretilecek.
Türk aşılarında da kritik dönemler aşıldı.
Faz 3 çalışması başlanan aşılarımız var.
Yıl sonunda bizim aşılarımız da devrede olacak.

Yazının Devamını Oku

Sorunlar birikti çözümler zorlaştı

MİLANO’nun nüfusu 4 milyon 300 bin, Berlin’in 4 milyon, Roma’nın 3 milyon 700 bin, Frankfurt’un 3 milyon 100 bin, Lizbon’un 2 milyon 600 bin, Münih’in 2 milyon 300 bin, Brüksel’in 2 milyon 100 bin, Viyana’nın 2 milyon 80 bin, Lyon’un 1 milyon 700 bin, Marsilya’nın 1 milyon 600 bin...


Bu rakamları şundan veriyorum.
Yazdığım şehirlerin tamamı turizmde marka olmuş, önemli merkezler...
Kültürüyle, sanatıyla, gastronomisiyle, sanayisiyle öne çıkan kentler...
Ve çoğunu İzmir’e benzetiyorum.
Bizim şehirlerimize gelince İstanbul’un nüfusu 22 milyon, Ankara’nın 6 milyon 600 bin, İzmir’in ise 4 milyon 468 bin...
Roma gibi her yıl milyonlara evsahipliği yapan bir yerin nüfusu İzmir’den 1 milyon daha az...

Yazının Devamını Oku