GeriAhmet HAKAN Ben bu sırra eremedim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ben bu sırra eremedim

BEN şöyle oldu sanıyordum:<br><br>- Cemil Çiçek arayı buldu.

-  AK Parti ile CHP heyetleri buluştu.
-  Çetin müzakereler sonucu bir mutabakat metni imzalandı.
-  CHP’liler gönül rahatlığıyla yemin etti.
-  AK Partililer huzura erdi.
* * *
Meğer böyle olmamış.
Baksanıza yapılan açıklamalara!
-  Biri “Nasıl da tıpış tıpış gelip yemin ettiniz” diyor, diğeri “Kıvırma, delikanlı ol” diyor.
-  Biri “Dik duramadınız” diyor, diğeri “Asıl sen dik durmadın” diyor.
-  Biri “Ona öyle demezler” diyor, diğeri “Peynir ekmez yemezler” diyor.
-  Biri “Yerse” diyor, diğeri “Yemezse jarse” diyor.
-  Biri “Portakal” diyor, diğeri “Orada kal” diyor.
-  Biri “Hatice” diyor, diğeri “Netice” diyor.
Ortada bir “kazık atan” bir de “kazık yiyen” mi var?
Yoksa...
“Kazık yiyen”, kazık yiyeceğini bilerek mi işin içine daldı?
Bilmiyorum, bilemiyorum.
Ama bildiğim bir şey var:
Ben bu sırra eremedim.
Hatta biri çıkıp da bana “Senin aklın ermez bu başka hesap” dese, susarak kabullenirim.

İki soru arasındaki akrabalığa dikkat.

Bugünlerde herkes şu sorunun yanıtını arıyor:
Bir futbol kulübünün sahibi, o kulübün yöneticileri midir, yoksa o kulübe gönül veren taraftarlar mıdır?
Bu soruya yanıt vermeden önce...
“Zihin açıcı olsun” diye...
Bu sorunun “amcaoğlu” olan bir başka soruyu sormak istiyorum:
“Siyasi partilerin sahibi, o partilerin yöneticileri midir, oy verenleri midir?”
* * *
Malum siyasi partiler hakkında açılan kapatma davaları, yöneticilerin eylem ve söylemlerine dayandırılır.
Benzer bir durum futbol kulüpleri için neden söz konusu olmasın?
Ne yani?
Koskoca partiler, sadece yöneticilerinin eylem ve söylemleriyle şak diye kapatılıyorken...
Neden kulüpler, yöneticilerinin eylemleri nedeniyle küme düşmesin ki?

Bir lügat paralayan olarak Hasan Cemal

“SİZİN hayatta kaç ipiniz var? Ya sözcükler ölürse...” başlıklı yazısından yola çıkarak...
İşte lügat paralayan Hasan Cemal’in beş temel özelliği:
BİR: Öznelerle yüklemlerin ters çevrildiği devrik cümlelere aşırı yüklenme.
İKİ: İmgelem dünyasını sonsuz bir başıboşluğa bırakma.
ÜÇ: 1940’lı yıllarda Yaşar Nabi Bey’in Varlık dergisinde yayınlanmak üzere ilk öyküsünü yazan bir yeniyetmenin ruh haline bürünme.
DÖRT: “Serbest çağrışım”, “bilinç akışı”, “iç sese aşırı yüklenme” gibi postmodern edebiyatın yapıtaşlarını hunharca katletme...
BEŞ: Gayet içli, gayet sembolik, gayet içten metnin içine “ulan” türü sözcükler yerleştirerek olaya biraz “gerçekçilik” katma...

Banu Güven vakası

ÖZELLİKLE son dönemde...
Dünyanın en mükemmel sorusunu soracak gibi yapıp bir türlü sözün sonunu getiremiyordu, soru sorarken azap çekiyordu, kafası karışıktı, sorularla konuyu açmak yerine sorularla konunun karışmasına yol açıyordu...
Kısacası...
Hem kendisine, hem de seyircisine zulmediyordu.
O zaman soralım:
Neden herkes Banu Güven’in NTV’den ayrılışını “Bir kahraman televizyoncu ideolojik nedenlerle işinden oldu” diye yorumlarken bir kişi bile “Bir azap son buldu” demeyi tercih etmiyor?

Magazin mavrası

SERDAR ORTAÇ: On kadınla bir arada görüntülenen Serdar Ortaç’ın, “Ne yani? On adamla mı görüntülenseydim” diyerek “beş kadın / beş erkek ile görüntülenme” seçeneğini elinin tersiyle itmesi kaç puan?
GENİŞ AİLE: Magazin medyasının bu zamana kadar bulduğu en yaratıcı başlık, Cemil İpekçi, çok özel arkadaşı, çok özel arkadaşının karısı ve çok özel arkadaşının çocuğu için bulduğu “geniş aile” nitelemesidir.
KEREM ALIŞIK: Kerem Alışık çocukluğunu filme çekecekmiş. Korkarım Türk korku sineması yeni bir atılım yapacak.
AYŞE ÖZYILMA-ZEL: Sürekli “Ben bir deliyim, aklıma eseni yaparım, mutluyum, uçuyorum mutluluktan, kimseyi takmıyorum” demesinin altında şu cümleler yatıyor olabilir mi: “Deli olduğum kadar akıllıyımdır da / Aklıma eseni yaparım ama aklıma esenleri kontrol altında tutarım / Mutluluktan havalarda uçuyorum ama uçuşumun nasıl algılandığını da kontrol ederim.”
SADECE ARKADAŞIZ: Freud “Her vakada bir mana aramayın” demek amacıyla “Puro içen bir adam bazen sadece puro içen bir adamdır” demiş ya... Bazen “Sadece arkadaşız” lafı, gerçekten de doğruyu ifade ediyor olabilir.

Nerede nasıl tatil yapılır

-  ÇEŞME’DE: Hafta sonları İzmir’den gelenlerin eğlence anlayışına uyum sağlayarak...
-  BODRUM’DA: “İnziva” durumundan tutun da “Vur patlasın” durumuna kadar her türlüsüne yaslanarak.
-  MEMLEKETTE: Akraba zehirlenmesine maruz kalarak...
-  ANTALYA’DA: Klimatize ortamlardan hiç çıkmayarak...
-  ASSOS’TA: Felsefe kitapları ile romantizmi birbirine karıştırarak.
-  KIBRIS’TA: Talihin elinde oyuncak olarak...
-  İSTANBUL’DA: Şehrin hafiften tenhalaşmasının keyfini çıkararak...
-  MARMARİS’TE: Buralar çok bozuldu diye yakınarak.

Pek sevilmeyen sevdiğim şeyler

-  Durdurulamayan bir arzuyla sürekli itirafta bulunmak.
-  Gerekli olup olmadığına pek takılmadan özür dilemek.
-  Her durumda akrostiş yapmak.
-  Türk matbuat tarihinin derinliklerinde kaybolmak.
-  Sürekli arkadaş değiştirmek...
-  Daimi mavra...
-  CHP’nin içişlerine dair saatlerce dedikodu yapmak...
-  Katilin en sonda belli olduğu filmler...
-  Ankara politikasına Bodrum magazinine yaklaşır gibi yaklaşmak...
-  Bedri Baykam...
-  Ağır akan festival filmleri...
-  Yerel yemekler yapan uzak semtlerdeki lokantalar...
-  Ağdalı İngiliz polisiyeleri...
-  Misket havasından türetilmiş elektro bağlamalı nevzuhur banal Ankara türküleri...

X

Silahlı külahlı fotoğraflara dur demenin vakti geldi

En son HDP’ye yönelik saldırının faili olan katilin fotoğrafları çıktı ortaya.

Elinde silahla poz veriyor adam.

*

Sosyal medyada son zamanlarda öyle çoğaldı ki bu tür fotoğraflar.

Eline silahı kapan pozunu veriyor.

Makineli tüfekler, tabancalar falan.


Yazının Devamını Oku

Puslu havanın çakalı

Bugünlerde ortada bir parça puslu hava ve çokça da karambol var ya...

İftira atmaya, kara çalmaya süper müsait bir ortam söz konusu ya...

*

İşte bu pustan, bu karambolden ve bu ortamdan yararlanmak isteyen çakalın teki, YouTube denilen mecrada geçmiş kameranın karşısına, elindeki pisliği bana bulaştırmaya çabalıyor.

Elinde bir avuç pislik, üstüme sıçratmak için debeleniyor.

*

Şunun farkındayım:

*

Puslu havalar, tam çakalların havasıdır. Bu havalarda

Yazının Devamını Oku

Meyhane tebliğcileri

Kendilerine “Tebliğciler” adını veren bir grup var.

Bu grubun videoları dolaşıyordu dün sosyal medyada.

Yeni midir, eski midir? Bilmiyorum.

Üç beş sakallı, cübbeli adam...

Muhtemelen Samatya’ya gitmişler.

Ve başlamışlar tebliğe...

*

Hitapları gayet nazik.

Yazının Devamını Oku

En görgüsüz davranış listesinin bir numarası

“En görgüsüz davranışlar” diye bir liste yapmam istenseydi...

Aklıma şöyle bir seçenek gelmezdi:

*

“Plaja helikopterle inmek.”

*

Çünkü bana göre...


Yazının Devamını Oku

Artık hiç kimsede ‘Atıyoruz bari usturuplu atalım’ kaygısı yok

İki koca gazete manşet atmış:

“Çankırı’da oğluna Recep Tayyip ismini veren adam, bu ismi değiştirmek istedi. Nüfus müdürlüğüne başvurdu. Nüfus müdürlüğündeki görevli, ‘Bunu yapamam, beni sürerler’ dedi.”

*

Nedir bu haberin kaynağı?

Şudur:

CHP’nin hazırladığı bir rapor.

*

Güya CHP heyeti, Çankırı’ya gitmiş. Orada bir adamla karşılaşmış. Adam da onlara böyle bir şey demiş. Onlar da rapora yazmışlar.

*

Yazının Devamını Oku

Manşet müdafaası

Konya’nın bozkırına milyonlarca dolarlık yatırımı yapmışlar mı?

Yapmışlar.

*

Kiri, pası, kimyasalı, dumanı, atığı olmayan bir enerjiye yönelmişler mi?

Yönelmişler.

*

Güneşin insanlığa sunduğu nimetten elektrik üretecekler mi?

Yazının Devamını Oku

Kahrolası bir geyik: Doğulular şöyle batılılar böyle

Geçen akşam elimde kumanda, televizyon kanalları arasında minik bir gezintiye çıkmıştım.

Karşıma aniden büyük Türk düşünürlerinden Erol Mütercimler çıktı.



Şöyle bir şey diyordu:

*

“Doğu’da kuklacılık vardır... Batı’da ortaoyunu...”

Yazının Devamını Oku

Bizim millet proje sever

Kanal İstanbul’a karşı çıkmak, muhalefetin bileceği bir iştir.

Gerekçelerini sunarlar ve itiraz ederler.

Zaten yapıyorlar da bunu. Hem de gayet gür bir sesle yapıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şuradadır:

Bizim millet, maalesef projeleri çok sever. Bayılır projelere.

*

Yani demem o ki...

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Akşener’in stratejisi: Biz tek adayla girelim HDP ayrı aday çıkarsın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, elini açık etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için şu iki şeyi teklif ediyor:

*

- BİR: Biz tek aday olarak girelim seçime.

*

- İKİ: HDP, kendi adayıyla girsin.

*

Peki bu teklifin...

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku

Özgür Özel’den Bakan Varank’a sürpriz alo

CHP’li Özgür Özel, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı telefonla aradı.

Şunları söyledi:

*

- Sayın Bakan!

- Siyasi rekabet bir yana Türkiye’nin aşı üretmesi bir yana.

- Yerli aşının üçüncü fazı için bakanlık olarak gönüllüler aradığınıza yönelik bir çağrı yapmışsınız. O çağrınızı ben de sosyal medya hesabımdan paylaştım.

- Ayrıca gönüllü arama afişlerinin CHP binalarına asılması için de girişimlerde bulunacağım.

- Hocaların uygun gördüğü bir aşamada yerli aşıda gönüllü olmaya da hazırım.

-

Yazının Devamını Oku

Atatürk’e dil uzatmadan olmuyor mu bu işler?

Önce bir şey soracağım:

 

Ayasofya’nın ibadete açılışını...

- Atatürk’e gönderme yapmadan...

- Atatürk’e hakaret etmeden...

- Atatürk’e dil uzatmadan...

İfade etmek mümkün değil mi?

*

Hiçbir şeyi dikkate almıyorsanız, bari...

Yazının Devamını Oku

Bir günün öne çıkanları, kahırları, öfkeleri, gururları, vurguları falan

Ayşe Begüm... Türkiye işte böyle bir gençle gurur duyar

“TÜRKİYE seninle gurur duyuyor” sloganı, çok hırpalanmış bir slogandır.

Hırpalanmasının temel nedeni şudur:

Hiç de gurur duymayacağımız kişiler için atılmıştır bu slogan.



Ama bugün bu sloganı büyük bir gönül rahatlığıyla atabiliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Yine sorulmayan soru vakası: Eleman kimdir, nereden seçilir, nasıl belirlenir

Saygı Öztürk, eksik bıraktığı soruyu sormuş Korkut Eken’e.

Demiş ki:

*

“Atilla Peker’i Kıbrıs’a götürdüğünüzü söylemiştiniz. Neden bir devlet görevlisini değil de Peker’i götürdünüz?”

*

Korkut Eken de cevap vermiş:

*

“Orada PKK ile çatışma olursa yanımda birisi olsun istedim. Bu tür olaylarda o günkü devlet stratejisine göre ‘eleman’ kullanılıyordu.”

*

Yazının Devamını Oku

Korkut Eken’e sorulmayan sorunun yaşamsal önemi

Gazeteci Saygı Öztürk, Korkut Eken’e soruyor:

“Gazeteci Kutlu Adalı’yı öldürmekle suçlandınız...”

*

Korkut Eken, cevap veriyor:

*

“Şöyle bir olay oldu: Hasan Paşa (dönemin Barış Kuvvetleri Komutanı Hasan Kundakçı) telefon etmiş. Kundakçı, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’a ‘Kıbrıs’ta çok büyük PKK faaliyetleri var. Teröristler burada cirit atıyor’ falan demiş. Ben de o dönemde Emniyet’te özel harekât polislerini yetiştirmekle görevliyim. Mehmet Bey de beni gönderdi. Her ihtimale karşı, Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’le gittim.”

Gazeteci Saygı Öztürk, soruyor:

*

Yazının Devamını Oku