GeriAhmet HAKAN Başka türlü bir şey
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Başka türlü bir şey

“ORDU millet el ele” diye haykırılan 27 Mayıs öncesinin yarı resmi nümayişlerine benzemiyordu.

- “Başımızda eşi türbanlı cumhurbaşkanı istemiyoruz” denilen ve dindarların hayat tarzına zerre kadar saygı duyulmayan anlayışsızlık abidesi mitinglere benzemiyor.
- “Ordu göreve” pankartlarının açıldığı, darbe çığırtkanlığının alıp başını gittiği zalim gösterilere benzemiyor.
- Askere sırtını dayayarak iktidardakini mazlum konumuna düşüren acımasız eylemlere benzemiyor.
- Yasadışı örgütlerin molotofkokteylleri, demir bilyeler, taşlar eşliğinde yaptıkları vandallık içeren eylemlere benzemiyor.
- İmtiyazlarımız kaybolmasın diyen bir avuç kaymak tabakanın çıkardığı sevimsiz gürültülere benzemiyor.
- Ergenekoncu gösterilere, derin güçlerin önayak olduğu eylemlere, gizli ajandası olan hesaplı kitaplı mitinglere benzemiyor.
- Alabildiğine haksızların, alabildiğine hırçın bir şekilde sloganlar haykırdıkları nobran gösterilere benzemiyor.
Başka türlü bir şey bu...
Bambaşka türlü bir şey...

*

Neydi peki bu? Nasıl bir şeydi?
Aşağı yukarı şöyle bir şeydi:

- “Çoğunluğuna dayanarak ‘Karar verdim, yapılacak’ deme, bir de bana kulak ver” diyenlerin haykırışı.
- “Benimle doğru dürüst konuş, beni aşağılama, bana karşı tertemiz bir üslup kullan” diyenlerin isyanı.
- “Ben senin hayat tarzına karışmıyorum, sen de benim hayat tarzıma karışma” diyenlerin seslenişi.
- “Benim sevgi duyduklarıma sevgi duymayabilirsin ama saygı göstermek zorundasın” diyenlerin öfkesi.
- “Kendini sadece yüzde 50’nin başbakanı olarak görme, benim de başbakanım ol” diyenlerin gürleyişi.
- “İnat etme, zor kullanma, icabında geri adım atmasını bil” diyenlerin ayağa kalkışı.
- “En doğrusunu, en iyisini, en güzelini ben bilirim deme, yüzde bir
de olsalar senden olmayanların duyarlılıklarını dikkate al”
diyenlerin seslenişi.
- “Alkol düzenlemesi yap ama bu düzenlemeyi savunurken karşındakileri aşağılama” diyenlerin uyarısı.
- “Yeter artık! Kes şu biber gazını... Resmen memleketin havasını değiştirdin” diyenlerin ayağa kalkışı.
- “Sadece kendin gibi olanların özgürlüklerine titizlenirsen ben de kendi özgürlüklerim için ayağa kalkarım” diyenlerin patlaması.

*

Kısacası...
“İdeolojik işler”, “derin güçler”, “provokatörler”, “illegal örgütler”, “marjinal yapılanmalar”, “CHP” falan denilerek izah edilebilecek bir olay değil bu...
Dediğim gibi:
Başka türlü bir şey, bambaşka türlü bir şey...

Çok önemli iki ders

DERS BİR: “Sosyal medya” denilen alan, kontrolsüz bir alandır. Oradaki haberler, herhangi bir süzgeçten geçmez. “50 kişi öldürüldü” diyerek olayları tahrik edenler de çıkar oradan, “Sakin olalım” diyerek yatıştırıcı rol oynayanlar da çıkar... İşte bu yüzden sosyal medyayı “tek bilgi kaynağı” haline getirmemek gerekir. Televizyonların ve gazetelerin meydana gelen olayları doğru dürüst veremedikleri bir ortamda sosyal medya başat aktör olur... Bu durumda “Yalan yanlış tweet attılar, ortalığı karıştırdılar, provokasyon yaptılar” falan diye ağlaşmanın bir manası kalır mı?

*

DERS İKİ: Sokaklardaydım. Gözlemledim, sloganlara kulak kabarttım, öfkenin hedefini anlamaya çalıştım. Gördüğüm şuydu: Tepki gösterenlerden hiçbiri Abdullah Gül demiyordu, Arınç demiyordu, Emniyet Müdürü demiyordu, Vali demiyordu, Kadir Topbaş demiyordu... Tek bir isim geçiyordu her yerde: Tayyip Erdoğan... Neden? Galiba şundan: İstanbul’a yapılacak bir proje için belediye başkanından daha çok Tayyip Erdoğan konuşuyor. Tıpkı Suriye konusunda Dışişleri Bakanı’ndan daha çok Tayyip Erdoğan’ın konuşması gibi... Her konuda ama her konuda tek bir kişinin karar alıcı gibi algılandığı ortamda her türlü öfkenin de tek bir kişiye yönelmesi doğal değil midir?

Kimleri birleştirdiler

- Leyla ile Mecnun dizisinin oyuncuları ile Behzat Ç. dizisinin oyuncularını birleştirdiler.
- Fenerbahçeliler ile Galatasaraylıları birleştirdiler.
- Sezen Aksu ile Fazıl Say’ı birleştirdiler.
- Antikapitalist Müslümanlar ile çevrecileri birleştirdiler.
- Bergüzar Korel/Halit Ergenç çifti ile Mehmet Ali Alabora/Pınar Öğün çiftini birleştirdiler.
- Arabeskçiler ile operacıları birleştirdiler.
- Sinemacılar ile tiyatrocuları birleştirdiler.
- BDP’liler ile ulusalcıları birleştirdiler...
- Profesyonel eylemciler ile hayatlarında hiç eylem yapmamışları birleştirdiler.
- Madonna ile Bruce Willis’i birleştirdiler.
- Akil insanlardan bazıları ile milliyetçilerden bazılarını birleştirdiler.
- Kenar mahalle çocukları ile en trendi çocukları birleştirdiler.
- Kemal Kılıçdaroğlu ile Sosyalist Swoboda’yı birleştirdiler.
- Ressam Mehmet Güleryüz ile modacı Cemil İpekçi’yi birleştirdiler.
- Emre Uslu ile ODATV’yi birleştirdiler.
- Politikaya bulaşmadığı için eleştirilen Cem Yılmaz ile hükümet destekçisi İbrahim Tatlıses’i birleştirdiler.
- Lümpenler ile entelleri birleştirdiler.

*

Bu kadar birleştirmeyi mucize Japon yapıştırıcısı bile sağlayamazdı.
Helal olsun vallaha.

Kazananlar Kaybedenler

KAZANAN: Yaptığı sağduyulu açıklamayla Cumhurbaşkanı Abdullah Gül.
KAYBEDEN: “İstesek sizi tükürükle boğarız” diye yaptığı tahrikçilikle Melih Gökçek.

*

KAZANAN: Geri adım atıp özür dileyen açıklamayla Bülent Arınç.
KAYBEDEN:
Olup bitenleri hiç ama hiç anlayamaması nedeniyle Tayyip Erdoğan...

*

KAZANAN: Başımızdakilere muhteşem bir nasihat veren yazısıyla Zaman yazarı Ahmet Turan Alkan...
KAYBEDEN: “Ergenekon planı” diyerek herkesi bir kez daha kendine güldüren çıkışıyla Yiğit Bulut...

*

KAZANAN: Temkinsiz bir yazıyla olayı yorumlayan Cengiz Çandar.
KAYBEDEN:
Bir kez daha hiçbir şey olmamış gibi davranışıyla Orhan Pamuk.

*

KAZANAN: Geceden sabaha kadar Gezi Parkı, Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi’nde temizlik yapan muhteşem insanlar...
KAYBEDEN: Polis arabasına saldırarak, cam çerçeve indirerek, taş atarak eyleme leke süren bir avuç vandal...

İki soru önergesi

- SORU BİR: Altı günde İstanbul ve diğer şehirlerde kullanılan gaz miktarı nedir? İstanbul’da BM tarafından kullanımı yasaklanan “portakal gazı” kullanıldı mı?
- SORU İKİ: Böyle bir ortamda “Taksim’e cami yapacağız” demek, “AVM karşıtı” gösterileri “cami karşıtı” gösterilere evirme planı mı?

Demiştim de inanmamıştınız

ŞÖYLE yazmıştım:
“Başbakan Erdoğan alkol alan herkesi alkolik sanıyor ve buna inanıyor, hem de samimiyetle inanıyor”.
Kimse inanmamıştı.
“Yok canım, o kadar da değildir” falan denilmişti.
Dün akşamüzeri...
Fatih Altaylı sordu Başbakan’a: “Her içki içen alkolik midir?” Başbakan Cevap verdi: “Her içki içen alkoliktir.”

*

Teşekkürler Başbakanım... Ben böyle düşündüğünüzü millete inandıramamıştım da.

Analizcileri de bitirdi

TAM da gösterilerin şiddetinin arttığı bir günde İdare Mahkemesi, Gezi Parkı için “yürütmeyi durdurma” kararı verdi. Aklına, fikrine güvendiğim bazı analizciler şöyle dediler: “Gördün mü, Tayyip Erdoğan nasıl da akıllı, nasıl da zeki... Mahkemeye verdirdi kararı... Böylece kendisi geri adım atmamış olacak, ‘Mahkeme böyle karar verdi, ne yapalım’ diyecek... Çok akıllı adam çok...”

*

Ertesi gün... Başbakan Erdoğan, mahkemenin verdiği karara ateş püskürmesin mi? Hemen telefona sarılıp aklına, fikrine güvendiğim o analizci arkadaşlarımı aradım. Hiçbiri telefonlarını açmadı, iyi mi?

X

Türkiye’de yavaş yavaş ısındırılan bir şey var

Geçen gün Cumhuriyet gazetesinin manşeti şöyleydi:

“Kemal Kılıçdaroğlu, Tayyip Erdoğan’ı geçti”.

*

Anket yapılmış. Yapılan ankette “Erdoğan mı, Kılıçdaroğlu mu?” diye sorulmuş. Kılıçdaroğlu diyenlerin oranı, Erdoğan diyenlerin oranını geçmiş.



Haberin özeti bu.

Yazının Devamını Oku

Bayram işini beceremiyoruz

Bir rengi olmalı bayramın.

Bir coşkusu olmalı.

Bir törenselliği olmalı.

Bir yemeği olmalı, bir hediyesi olmalı.

Bir rüzgârı olmalı.

Bir sembolü olmalı, bir oyuncağı olmalı.

Bir havası olmalı sokaklara yansıyan.

Bir geleneği olmalı hafiften modernleştirilmiş.

Bir anısı olmalı “nerede o eski bayramlar” cümlesinin dışında.

Yazının Devamını Oku

Babacan’ın sallamasına karşı benim sallamam

Ali Babacan şöyle demiş:

 

2018 seçiminde Abdullah Gül, muhalefetin ortak adayı olsaydı kazanırdı.”

*

Hahahaha!

*

Tam bir sallama bu.

Hem de bayağı bir dayanaksız sallama.

*

Yazının Devamını Oku

İktidarın karşısındaki en etkili ve en güçlü üç muhalefet partisi

Siyasi analizlerine sonsuz güvendiğim Hakan Bayrakçı, AK Parti iktidarının karşısındaki en güçlü üç muhalefet partisini sıralamış.

Bayrakçı’nın sıraladığı üç muhalefet partisi şunlar:

*

- BİRİNCİ PARTİ: Pandemi partisi.

*

- İKİNCİ PARTİ: Metal yorgunluk partisi.

*

- ÜÇÜNCÜ PARTİ: Genç seçmen partisi.

*

Yazının Devamını Oku

Apar topar seçime giderler mi gerçekten?

“Ben falanca ay erken seçim bekliyorum” diye açıklamalar yapıyordu Meral Akşener.

Sürekli güncelleyerek...

Baktı, olmuyor.

Vazgeçti tarih vermekten.

*

Baktım, CHP Sözcüsü Faik Öztrak da benzer bir yaklaşım sergilemiş.


Yazının Devamını Oku

Mehmet Ceyhan tutuklansınmış

Niye tutuklansınmış?

Çünkü felaket tellallığı yapıyormuş.

*

Sanki ortada felaket yok, hayat güllük gülistanlıkmış da her şey Mehmet Ceyhan Hoca’nın uydurmasındanmış gibi bir yaklaşım.

*

Bu ancak ve ancak ansiklopedilerde “saçmalık” maddesine karşılık olabilir.

*

- Yoğun bakımlarda yaşam savaşı verilirken...

Yazının Devamını Oku

Mevlüt Çavuşoğlu’na ‘Turistin görebileceği herkesi aşılayacağız’ cümlesini sordum

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Berlin’de yaptığı uzun açıklamaların içinde şöyle bir cümle yer aldı:

“Turistin görebileceği herkesi mayıs sonuna kadar aşılayacağız.”

*

Bu cümle, çok tepki aldı.

Benim de kulağımı tırmaladı.

Bakan Çavuşoğlu’nu aradım.

Berlin’deymiş.

Alman Cumhurbaşkanı ile bir görüşme yapmış.

Yazının Devamını Oku

O saçmalık ancak çöp kutusuna basket yapılır

Ekrem İmamoğlu’nun Fatih Sultan Mehmet türbesinde elinin arkasında olmasından yola çıkılarak başlatılan incelemenin tüm detaylarına baktım.

Şöyle bir macera:

Vatandaşın biri, CİMER’e şikâyet ediyor.

Oradan rutin bir işlemle Cumhuriyet Savcılığı’na gidiyor.

Savcılık, İçişleri Bakanlığı’na gönderiyor.

Bakanlık, rutin incelemeye alıyor.

Müfettişler, İmamoğlu’nun savunmasını alıyor.

Falan...

Yazının Devamını Oku

İsraf var demek yoksulluk yok demek midir?

Dünkü Hürriyet’in manşeti şuydu:

“ÇÖP TOPLADIM, İSRAFI GÖRDÜM”

*

Nereden çıktı bu manşet?

*

Anlatayım:

*

Hürriyet Ekonomi Servisi’nden arkadaşımız Emre Eser, her hafta “İşin Peşinde” diye bir köşe hazırlıyor.

Emre

Yazının Devamını Oku

İşte Ayasofya’ya imam olacak imam

Bugün size bir imamımızın öyküsünü anlatacağım.

Balat’ta imamlık yapan Emin Kır Hocamızın öyküsünü...

*

Emin Kır Hoca’nın serüveni, tayini Eyüpsultan’ın Balat semtindeki Hazreti Kaab Camisi’ne çıkınca başlamış.

Yıl: 2006.



Yazının Devamını Oku

E hani öldürmeye gelen dirilecekti?

Sezai Karakoç’un ünlü sözü aynen şöyledir:

“İslam’ı öyle bir yaşa ki... Seni öldürmeye gelen sende dirilsin”.

*

Ayasofya’nın eski imamı, sosyal medyada İslam davasını öyle savunuyor ki...

Sosyal medyada onu madara etmek isteyenler, onun artık gitgide çirkinleşen polemikçi üslubu nedeniyle bırakın onda dirilmeyi...

Ona bakıp İslam’dan uzaklaşıyorlar.

*

“Seni öldürmeye gelen sende dirilsin” yaklaşımı nerede?

Yazının Devamını Oku

Bu nasıl kapanma ki...

Büyük kapanmanın ilk gününde İstanbul’un dört bir yanından gelen fotoğraflara bakıyorum:

Trafik yoğun. Otobüslere ek sefer konmuş.

Bunun nedenini anlamaya çalıştık arkadaşlarla.

Ve şöyle bir izah getirdik kendi kendimize:

*

Türkiye genelinde 16 milyon kişi, kapanmadan muaf.

Kim bu muaf tutulanlar?

Çeşitli sektörlerde çalışanlar... Sağlıkçılar... Güvenlikçiler... Adliye çalışanları... Kamu çalışanları... Özel sektör çalışanları...

Yazının Devamını Oku

Bir göç karşıtı ile bir göç yanlısının ateşli münakaşası

Göç karşıtı şöyle dedi:

“Eyvah! Perişan olduk! Şimdi virüs kıyılara ve Anadolu’ya yayılacak.”

*

Göç yanlısı cevap verdi:

*

“Ne alakası var? Arabasına atlayıp dağa, bağa, yazlığa gittiler. Bu yolculukla virüs nasıl yayılsın?”

*

Göç karşıtı sinirlenerek atağa geçti:

*

Yazının Devamını Oku

Doğruları ve yanlışlarıyla alkol tartışması

Alkol ve korona ilişkisi açısından şu üç doğruyu söylemem gerekir:

BİR: Alkol, bağışıklık sistemini olumsuz etkiliyor. Doğrudur.

*

İKİ: Dünya Sağlık Örgütü, korona açısından alkolden uzak durulması gerektiğini söylüyor. Doğrudur.

*

ÜÇ: Dünyanın birçok ülkesinde karantina süreçlerinde alkol satışına aşırı sınırlandırmalar getiriliyor. Doğrudur.

*

Ama bütün bu doğrular, alkol satışlarının tüm yurtta 17 gün süreyle yasaklanmasını haklı çıkarmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Liyakatsiz dış politika işte buna yol açar

Biden, henüz ABD’ye başkan seçilmeden önce meşhur bir açıklama yapmıştı. “Dur, bir daha bakayım o konuşmaya” dedim.

Açtım, baktım.

*

Açıklamanın sonuna gelince...

Birden irkildim.

Şöyle diyordu Biden:

*

“Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerini nasıl tecrit edeceğimizle ilgilenmek bizim için önemli bir iş olacak. Özellikle Doğu Akdeniz’deki petrol faaliyetleri... Ve birçok farklı şey.”

*

Yazının Devamını Oku

Teşekkürler Biden Bey! İç cepheyi birleştirdin

Dün itibarıyla...

Manzara-i umumiye aşağı yukarı şöyle:

*

Fazıl Say ile AK Parti Bağcılar İlçe Teşkilatı...



Aynı duyguda birleşmiş durumda.

Yazının Devamını Oku

Terörle yüzleşmeyen HDP, bize ‘Soykırımla yüzleşin’ diyor

HDP’ye yıllardır söylenen bir söz var:

“PKK’nın terörist olduğunu söyleyin”.

*

- Hık derler.

- Mık derler.

- Öyle derler.

- Böyle derler.

Ama bir türlü sadede gelmezler, gelemezler.

*

Yazının Devamını Oku

90’ların fırtınası: Selahattin Duman

Selahattin Duman 90’ların köşe yazarıydı.

Yepyeni bir üslupla, müthiş bir espri duygusuyla öyle bir daldı ki Babıali’ye...

Çok kısa süre içinde müthiş tiryakilik yarattı.

*

- Kadın erkek ilişkilerine bodoslama girerdi...

- Hasan Cemal’le kafa buluşları efsaneydi...


Yazının Devamını Oku

Bir zamanlar ben de 23 Nisan çocuğuydum

Her 23 Nisan’da şiir okuma işi bana düşerdi.

“Atatürk Çocuğu” diye bir şiiri, avazım çıktığı kadar bağırarak okuduğumu hatırlıyorum.

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiirini de hakkını vererek okumuşluğum vardır.

*

Bu fotoğraf Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde çekildi.

Rahmetli babamın memuriyeti dolayısıyla Doğubayazıt’taydık.

*

Sene 1976 olmalı.

Yazının Devamını Oku