Balıklara kıymayın efendiler!

Hürriyet Haber
02.06.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

Yavuz GÖKMEN

Herkesin sevdiği bir hayvan vardır. Benim sevdiğim hayvan da balıktır. Vahşi bir yaratık olan köpekbalığı dışında, memeli bir hayvan olduğundan balık sıfatını hak etmemesine rağmen balinayı bile severim. Özellikle Herman Melville'in ‘‘Moby Dick’’ini okuduktan sonra balinaya olan sevgi ve saygım bir kat daha arttı.

Ayrıca benim balık sevgim çift taraflıdır. Ben balığı hem balık olduğu için severim, hem de balık yemeyi severim. Bu yüzden kedi, köpek, at gibi hayvanları sevenlerden oldukça büyük bir farklılık gösteririm. Onlar kedi köpek yiyemezler. Ben balık bulduğumda yerim.

Ama balıklar içinde bir balık vardır ki, en sevdiğim balık işte o balıktır. O bir tatlı su balığıdır.

Adı Beta Splendens'tir. Vahşi türü Siyam nehirlerinde yaşar. Boyları en fazla yedi buçuk santime ulaşır.

Beta balıklarının erkekleri hem çok güzel ve alımlı, hem de müthiş kavgacıdırlar. İki erkek Beta karşılaştıklarında, kıyasıya bir kavga çıkar.

Sonuç, bir tanesinin yaşama veda etmesidir.

* * *

Beta Splendens yıllardır akvaryumcularca üretiliyor. Adına Kültür Betası deniyor. Kırmızısı, mavisi ya da karışık renklisi oluyor.

Bunlar bir kavanozda tek yaşıyorlar. Kum kurdu ile besleniyorlar. Tropik iklim hayvanları oldukları için oldukça ılık bir su istiyorlar. Dışarıdan soluduklarından, suyun yüzüne çıktıklarında alacakları havanın da sıcağa yakın olması gerekiyor. Eğer soğuk hava solurlarsa hastalanıp ölüyorlar.

Ölümleri tam anlamıyla bir facia. O güzelim balık adeta kuruyor ve çürüyor. Bir bakıyorsunuz ki, akvaryumun dibine çöküp kalmış.

Biz evde bu balıklardan birkaç tane besledik. Ne var ki en uzun bir yıl yaşatabildik. Öldüklerinde evimize yoğun bir hüzün çöktü.

Onları çiçek saksılarına gömdük. Sonra da bir tane daha alıp beslemeye elimiz varmadı. Acı yaşamamak için yaşamdan açıkça kaçtık.

Böylesi narin balıklar olmalarına rağmen, bir ayna tuttuğunuzda hemen kabarıp saldırıyorlardı. Erkekçe bir onur savaşı veriyorlardı.

Dişiyi yanına ancak çiftleşme anında koyabiliyordunuz. Eğer çiftleşmeden sonra derhal dişiyi almazsanız onun da işi bitiyordu.

Evlilik sorununu radikal biçimde çözmüş balıklardı bunlar.

* * *

Anlaşılmış olmalıdır ki ben balığa sevgi ve saygı duyarım. Balığın saygıyla yakalanmasını, olta ya da ağdan saygıyla çıkarılmasını isterim.

En temiz ve çağdaş koşullarda korunmasını arzularım. Sofraya en güzel biçimde pişirilerek getirilmesi, tabağının sanat eseri gibi süslü olması olmazsa olmaz şartlarımdandır. Bütün bunları başta Avustralya olmak üzere tüm Batı ülkelerinde gördüm. Ama Türkiye'de göremedim.

Bu yüzden bizim balıklarımıza kıydılar. Balıklarımızı satın almıyorlar. Üstelik bunda fena halde haklılar da.

Biz insanımıza saygı duymuyoruz ki balıklarımıza duyalım.

Kendi evimizi düzenlemiyoruz ki, bizden balık almayanlara kızalım.

Bizi Avrupalı saymayan Batılılara kızalım.

Başımıza gelenlerin tümü insanımıza saygı duymadığımız içindir.

Balıklarımızın zerre kadar suçları yoktur.

Suçlu biziz.













Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı