GeriAhmet HAKAN Bak ne diyor demokrat yargıç
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bak ne diyor demokrat yargıç

ADI: Faruk Özsu...<br><br>Görevi: Diyarbakır Hâkimi...

Aynı zamanda “Demokrat Yargı Derneği Yönetim Kurulu Üyesi”.
Şöyle diyor Radikal İki’de yazdığı “Derdimiz Kemalizm miydi ki?” başlıklı yazısının girişinde:
-  Biz ‘Kemalist diktaya’ karşıyız.
-  Ama vurgumuz Kemalizme değil, diktayadır.
-  Fakat görüyoruz ki sizin derdiniz Kemalizm imiş, diktayla sorununuz yokmuş.
Bunu bir yere not edelim.
* * *
Şimdi de aynı yazıda yer alan “Balyoz Davası” ile ilgili şu saptamaları bir yere not edelim:
-  Balyoz Davası, garip bir dava.
-  Bu davada ürkütücü bir sahtelik şüphesi var.
-  Delillerin her biri son derece zayıf hukuki mülahazalara ve gerçekliği şüpheli belgelere dayanıyor.
-  Kendiliğinden son bulmuş ya da vazgeçilmiş bir sürecin nasıl “teşebbüs” sayıldığını anlamak mümkün değil.
* * *
Yine not etmemiz gereken başka bir saptama.
Şöyle diyor “Demokrat Yargıç”:
-  Balyoz Davası’nın ürettiği mağduriyetler, 28 Şubat’takilerle yarışır hale geldi.
-  Acılarını küçümsemiyoruz ama 28 Şubat’ta ordudan atılanlar en azından özgürdüler ve dindar holdinglerde iş bulabiliyorlardı.
-  Bugünkülerin ise aileleri, onurları, gelecekleri ve hayatları Silivri zindanlarında eriyor.
* * *
“Demokrat Yargıç”, bu saptamaları yaptıktan sonra iktidardakilere ve destekçilerine çok önemli bir ilkeyi anımsatıyor.
Diyor ki:
“Başkalarının acılarına, yaralarına ve taleplerine açık bir dünya kuramadığınızda, inşa ettiğiniz her siyasal alan sadece sizin için bir ‘cennet’ olabilir ama sizin dışınızdakiler için bir ‘dikta’ olarak kalmaya devam eder.”
İşte bunu bir yere not etmekle yetinmeyelim, mutlaka ezberleyelim.

Başkanlık sistemi tartışmasına katkı

MADEM Başbakan Erdoğan, “Barika-i hakikat, müsademe-i fikirden doğar” sözünü anımsatmış, o halde ben de fikrimi “müsademe” alanına süreyim, belki “hakikat şimşeği”nin çakmasına küçük de olsa bir katkıda bulunmuş olurum.
Buyurun, işte fakirin fikri:
* * *
En üstte cumhurbaşkanı, biraz aşağıda TBMM, ortada bir yerde yüksek yargı, dışarıda bir yerde matbuat tarafından denetlenen “başbakanlık sistemi” içinde bile bu denli “söz söylenmez sözüm üstüne” tavrı geliştirilebiliyorsa...
Ve buna rağmen “başkanlık sistemi”ne geçilmek isteniyorsa...
“Başkanlık sistemi”yle falan oyalanmak yerine... Neden doğrudan “padişahlık sistemi”ne geçmiyoruz?

Politikacılar için cep telefonu açılış mesajı

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan’ın cep telefonu şu mesajla açılıyormuş: “Mağrur olma padişahım senden büyük Allah var.”
Güzel...  Âlâ...  Pek isabet...
Keşke başka politikacıların cep telefonları da değişik mesajlarla açılsa...
Mesela benim bu konuda birkaç önerim var:
* * *
-  KEMAL KILIÇDAROĞLU: Lider doğulmaz, lider olunur.
-  ABDULLAH GÜL: Tebessüm etmek sadakadır.
-  GÜRSEL TEKİN: Ankara’nın en güzel tarafını özledim.
-  MUSTAFA SARIGÜL: Bir gün mutlaka...
-  İDRİS NAİM ŞAHİN: Önderimiz Faik Türün...
-  AHMET DAVUTOĞLU: The world is not enough (Dünya yetmez).
-  EGEMEN BAĞIŞ: Şaka yap, uzun yaşa...
-  MELİH GÖKÇEK: Her gün kaosa mütevazı bir katkı...
-  BURHAN KUZU: Yumurta saça iyi gelir.

Deniz Gezmiş’i neden unutamıyoruz

-  Unutamıyoruz çünkü: Biz davamız uğruna ayağımıza taş değmesini bile göze alamazken, davası uğruna ölümü bile göze alanlara karşı büyük bir gıpta duygusuyla dolu olmaktan kendimizi kurtaramıyoruz.
-  Unutamıyoruz çünkü: Biz davasızlık girdabında boğulurken, herhangi bir davaya kendilerini adayanlara karşı derin bir mahcubiyet duygusuyla dolu olmaktan kendimizi kurtaramıyoruz.
-  Unutamıyoruz çünkü: Biz iktidara, güç sahibine, erklere karşı bin türlü taklayla durumu idare etmeye çalışırken, iktidara, güç sahiplerine, erklere karşı delikanlıca kafa tutma karşısında kendimizi ezik hissetmekten kurtaramıyoruz.

‘Aziz Yıldırım’a kıyak’ mı dediniz?

PROFESYONEL Futbol Disiplin Kurulu, bir Aziz Yıldırım kararı vermiş.
Demiş ki: “Ceza tayinine yer olmadığına...” Yani? “Suç yoktur” demiş.
Bazıları ateş püskürüyor:
“Bu bir Aziz Yıldırım’ı kurtarma operasyonudur.”
* * *
Ey ateş püskürenler!
Değil mi ki Aziz Yıldırım Silivri zindanındadır... Profesyonel ya da değil, yeryüzünün hangi disiplin kurulu, hangi aklama kararını alırsa alsın zerre kadar bir değeri ve anlamı yoktur. Bu nedenle...
Lütfen boşuna nefes tüketmeyin.

Tabu yıkmanın böylesine can kurban

“SOL tarih” şöyle yazılmış:
“1 Mayıs 1977’de Taksim Meydanı’nda olup bitenler derin devletin işidir.”
Bu bir tabuymuş.
Ve bu tabuyu yıkmanın vakti gelmiş.
İşte çıktı Halil Berktay adlı bir kahraman, yıkıverdi tabuyu...
Dedi ki:
“Hayır, derin devletin işi falan değildir, silahlı sol grupların işidir.”
* * *
Eğer iki yazarın gazetelerinden istifaları ve bazı sol yayınlarda çıkan eleştiri yazılarını saymazsak “tıs” yok.
Hatta “tabu deviren”e destek atanların sayısı, olayı “tabu” haline getirenlerin sayısından bile fazla...
Yani öyle bir tabu yıkılıyor ki, tabu yıkan hem sıfır risk almış oluyor, hem de “kahraman” oluyor.
Ve kabak, olayı “tabu” haline getirdikleri iddia edilen kişilerin başında patlıyor.
Kısacası...
Halil Berktay’ın tabu yıkma biçimi, “dünya tabu yıkma” tarihine geçecek cinsten.
Çünkü hiçbir tabu, bu kadar kolay ve zahmetsiz yıkılmamıştı.

Uzak durulması gereken bazı klişeler

-  Ah kimselerin vakti yok, durup ince şeyleri anlamaya...
-  Aşk geçer, sevgi kalır.
-  İktidar bozar, mutlak iktidar mutlak bozar.
-  Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar...
-  Mevlana’nın dediği gibi...
-  En az namuslular da namussuzlar kadar...
-  Münferit bir olay...
-  75 milyon bizi izliyor.
-  Faşist değilim ama...
-  Adam gibi adam arıyorum.

X

Bizim millet proje sever

Kanal İstanbul’a karşı çıkmak, muhalefetin bileceği bir iştir.

Gerekçelerini sunarlar ve itiraz ederler.

Zaten yapıyorlar da bunu. Hem de gayet gür bir sesle yapıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şuradadır:

Bizim millet, maalesef projeleri çok sever. Bayılır projelere.

*

Yani demem o ki...

Yazının Devamını Oku

Selamı sabahı sakın kesmeyin

Geçenlerde bir Kemal Kılıçdaroğlu videosu izliyordum.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu kendi bakış açısıyla anlatıyor, hükümeti sert bir üslupla eleştiriyor ve en sonunda da şöyle diyordu:

*

“Bunlarla selamı sabahı kesin.”

Bunu duyunca “Eyvah” dedim.

Hem memleket için...

Hem de CHP için...

*

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Akşener’in stratejisi: Biz tek adayla girelim HDP ayrı aday çıkarsın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, elini açık etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için şu iki şeyi teklif ediyor:

*

- BİR: Biz tek aday olarak girelim seçime.

*

- İKİ: HDP, kendi adayıyla girsin.

*

Peki bu teklifin...

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku

Özgür Özel’den Bakan Varank’a sürpriz alo

CHP’li Özgür Özel, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı telefonla aradı.

Şunları söyledi:

*

- Sayın Bakan!

- Siyasi rekabet bir yana Türkiye’nin aşı üretmesi bir yana.

- Yerli aşının üçüncü fazı için bakanlık olarak gönüllüler aradığınıza yönelik bir çağrı yapmışsınız. O çağrınızı ben de sosyal medya hesabımdan paylaştım.

- Ayrıca gönüllü arama afişlerinin CHP binalarına asılması için de girişimlerde bulunacağım.

- Hocaların uygun gördüğü bir aşamada yerli aşıda gönüllü olmaya da hazırım.

-

Yazının Devamını Oku

Atatürk’e dil uzatmadan olmuyor mu bu işler?

Önce bir şey soracağım:

 

Ayasofya’nın ibadete açılışını...

- Atatürk’e gönderme yapmadan...

- Atatürk’e hakaret etmeden...

- Atatürk’e dil uzatmadan...

İfade etmek mümkün değil mi?

*

Hiçbir şeyi dikkate almıyorsanız, bari...

Yazının Devamını Oku

Bir günün öne çıkanları, kahırları, öfkeleri, gururları, vurguları falan

Ayşe Begüm... Türkiye işte böyle bir gençle gurur duyar

“TÜRKİYE seninle gurur duyuyor” sloganı, çok hırpalanmış bir slogandır.

Hırpalanmasının temel nedeni şudur:

Hiç de gurur duymayacağımız kişiler için atılmıştır bu slogan.



Ama bugün bu sloganı büyük bir gönül rahatlığıyla atabiliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Yine sorulmayan soru vakası: Eleman kimdir, nereden seçilir, nasıl belirlenir

Saygı Öztürk, eksik bıraktığı soruyu sormuş Korkut Eken’e.

Demiş ki:

*

“Atilla Peker’i Kıbrıs’a götürdüğünüzü söylemiştiniz. Neden bir devlet görevlisini değil de Peker’i götürdünüz?”

*

Korkut Eken de cevap vermiş:

*

“Orada PKK ile çatışma olursa yanımda birisi olsun istedim. Bu tür olaylarda o günkü devlet stratejisine göre ‘eleman’ kullanılıyordu.”

*

Yazının Devamını Oku

Korkut Eken’e sorulmayan sorunun yaşamsal önemi

Gazeteci Saygı Öztürk, Korkut Eken’e soruyor:

“Gazeteci Kutlu Adalı’yı öldürmekle suçlandınız...”

*

Korkut Eken, cevap veriyor:

*

“Şöyle bir olay oldu: Hasan Paşa (dönemin Barış Kuvvetleri Komutanı Hasan Kundakçı) telefon etmiş. Kundakçı, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’a ‘Kıbrıs’ta çok büyük PKK faaliyetleri var. Teröristler burada cirit atıyor’ falan demiş. Ben de o dönemde Emniyet’te özel harekât polislerini yetiştirmekle görevliyim. Mehmet Bey de beni gönderdi. Her ihtimale karşı, Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’le gittim.”

Gazeteci Saygı Öztürk, soruyor:

*

Yazının Devamını Oku

En büyük en acil ve en önemli sorunumuz

Optimar Araştırma’nın nisan ayı anketinden bir sonucu aktarıyorum:

Aşı olmayı düşünüyor musunuz?

YÜZDE 52: Evet olurum.

YÜZDE 39.2: Hayır olmam, aşının uzun vadeli etkilerini bilmiyorum.

YÜZDE 8.4: Hayır, aşıya karşıyım.

Bu zamana kadar Türkiye’nin en önemli sorunu, aşı teminiydi. Bundan sonra Türkiye’nin en önemli sorunu aşı konusunda olumsuz tavır sergileyen yüzde 48’dir. BİR DAHA KULİSLERE ASLA DALMAYACAĞIM

EĞER ortada bir büyük sessizlik varsa, kulisler anında hareketlenir.

Her türden kulisçi, hemen harekete geçer.

Yazının Devamını Oku

İlk doz aşıda bile yüzde 80 koruma

Önce Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’na kocaman bir teşekkür.

İki gündür Hürriyet’te çok önemli bir hizmet yapıyor Osman Hoca.

“BioNTech Dosyası”nı açarak...

Bu aşıyla ilgili akla gelebilecek her türlü sorunun yanıtını veriyor.



Büyük bir emeğin ürünü olan bu yazı dizisini dikkatle okuyor ve çok faydalanıyorum.

Yazının Devamını Oku

Büyük resmin peşinde koşanlara beş öğüt

ÖĞÜT BİR: Alengirli işler

KABUL... Çok alengirli işlerin arkasında genellikle devasa güçler bulunur. Bunu asla gözden ırak tutmamak lazım. Ancak durum böyledir diye... Her alengirli işin arkasında da her zaman devasa güçler bulunmayabilir.

*

ÖĞÜT İKİ: Komplo ile fal

TAMAM... Paranoyak olmamanız takip edilmediğiniz anlamına gelmez. Ama şunu da unutmayın: Bazen puro içen bir adam, sadece puro içen bir adamdır. “Komplo” ile “fal”, birbirine benzer: Onlara inanma ama onlarsız da kalma!

*

ÖĞÜT ÜÇ: Hayal kırıklıkları

DOĞRU... Alengirli olaylar, sarsıcı etkilere yol açar. Bu nedenle “Hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak” der dururuz. Ancak şu da doğrudur: Hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağı beklentisi, genellikle büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlanır.

*

Yazının Devamını Oku

Neden herkes aşıdaki büyük müjdenin farkına varamadı?

Sıtkı sıyrılmıştı milletin.

Tabii benim de.

*

- Öyle çok müjde verildi ki...

- Öyle çok milyon rakamı telaffuz edildi ki...

- Öyle çok hayal kırıklıkları yaşandı ki...

- Öyle çok rakamlarda revizeye gidildi ki...

Biz artık “Şu kadar milyon aşı gelecek” beyanlarına yüz vermez olduk.

*

Yazının Devamını Oku